Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·


Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
108-ÇİÇEK ÇİÇEK!...


ÇİÇEK ÇİÇEK!...
 
Takılıdır gönlüm Hasan Dağında
Çok ekmeğin yedim çile çağında
Dergâh-ı Hacı Osman Birlik Bağında
Kırmızı güllerle al çiçek çiçek…
 
 
Sorma! Sinek bilmez kovan esrârın
Emek çekip gezmez bin bir baharın
Arının arzusu aşk kehribarın
Süslerse peteği bal çiçek çiçek…
 
 
Sıla Aksaray, Kul İhvâni’m duralım
Şeref-i Rasûl’a işret kuralım
Muhabbet Sazına mızrab vuralım
Gönül ikliminden çal çiçek çiçek…
 
 
Toplantı salonu evliyâların
Diridir “Ervah” ı her gülizârın
Örtüsün örtünmüş yedi baharın
Bin bir tomur yüklü dal çiçek çiçek…
 
 
Bir Dilberi sevdim, demem adını
Desem ağzım, bozar aşkın tadını
Bu toprakta tattım aşk muradını
Hayranda kalmışım hâl çiçek çiçek…
 
 
Nazda niyaz ediyorum Efendim
Şaştım kaldım ne diyorum Efendim
İşte geldim - gidiyorum Efendim
Her an kalbimdesin kal çiçek çiçek…
 
 
Şanı yüce RABB’ım perdemi koğdu
Subhân, sâlih kılsın oğlan–kız doğdu
Zâhirinde bâtın kereme boğdu
Lütfundan bol verdi mal çiçek çiçek…
 
 
Rasûl-i Kibriyâ “Öz” aydınlattı
ALLAH Aşkın dört şeyh ile anlattı
Tek ayağım dört mıh ile nallattı
Koşturuyor şükür nal çiçek çiçek…
 
 
HAKK’ı hatırlatan halka, Hızırdır
HAKK’la kâim olmak dâim huzurdur
Âşık, ezel-ebed HAKK’ta hazırdır
Ârife beşiği sal çiçek çiçek…
 
 
Nakşım var Nakşîyim RABB’ıma şükür
Kâdirî-Kuddûsî, Tevhid ü fikir
Hâlvette Melâmî, dâimi zikir
Gülüşür hâlime el çiçek çiçek…
 
 
Çoban Baba, Âşık hiç ar etmiyor
Gülşen beğenmiyor ah ü zâr etmiyor
Gönül kulağına su kâr etmiyor
Dergâh duasıyla del çiçek çiçek…
 
 
HAKK ile bilelik olmaz gafilde
Sizinkisi özde, benimki dilde
Bırakma hasrette gayrı sahilde
Kâbe dönüşünde gel çiçek çiçek…
 
 
RABB nasib eylesin Ahmed Aşını
Öptürsün kalbime Kâbe Taşını
Kerbelâ’da iki gözüm yaşını
Çağlatsın çöllere sel çiçek çiçek…
 
 
Sevenden sevene selâm ulaşır
Âşık arsız bal gibidir bulaşır
Ben gibi avâre gezer – dolaşır
Yersiz – yurtsuzdur yel çiçek çiçek…
 
 
İzle Kâinâtı, özünü tanı
Ahmed ü Muhtar’dır Sevdâ Sultanı
Tevhidinle sula geçen zamanı
Nefes köktür besler… Yıl çiçek çiçek…
 
 
Ayrı yok aynıdır ak ile kara
Kargaşa bu âlem ilimle tara
İnşâallah bulursun, özünde ara
Birlik bilmecesin bil çiçek çiçek…
 
 
Boyun borcu Âşık, aşkın vebâli
Nûru  nârda gizli mumun misâli
Mâşuğuna ma’lum âşığın hâli
Yâr’in yanagında çil çiçek çiçek…
 
 
Âlim-Ârif-Yaban-Yoz’lu söz dersem
Acı-Tatlı-Ekşi-Tuzlu söz dersem
Kor alevli-karlı buzlu söz dersem
Efendim dilimi dil çiçek çiçek…
 
 
Âşığın arzusu Aşkullah olmuş
Ahmed’in elinde Ali Şah olmuş
Duyarsan emin ol Padişah olmuş
Karıncanın Atı, Fil çiçek çiçek…
 
 
Himmet-i Ehl-i Beyt, dilim dağlıyor
Kanı dinmez yaralarım bağlıyor
Gözlerimle gördüm akıp-çağlıyor
Kerbelâ çölünde Nil çiçek çiçek…
 
 
Kar – tipi - fırtına - çilede canı
Arar iken bulduk Canda Cânân’ı
Aşk ağlattı beni Sinop Sultanı
Altın ellerinle sil çiçek çiçek…
 
(21.01. 1990  10:30 Aksry-Konya arası. Yer gök kar tipisi…)
.
Şeriât – Tarikat umuma elan var
Mârifet – Hakikat hususi envar
Kesbî-Vehbî-Veysî-Vahyî olan var
RABB’ın Âleminde yol çiçek çiçek…
 
 
Bilenle bilmeyen bir olur mu hiç?
Özün iyi tanı, değerini biç
Rasûlullah Aşkın kana kana iç!
Boşalt içindekin dol çiçek çiçek…
 
(21.01. 1990  10:43 Aksry-Konya arası. Güllük güneşlik. Konya göründü…)
        
 
Halktır sanma kovalanan-kaçılan
HAKK’tan HAKK’a bir sevdâdır saçılan
Ha cennette, ha yürekte açılan
Yunus’un dediği ş’ol çiçek çiçek…
 
 
Halk HAKK’a âsiyse berbad ediyor
Mutîyse her şeyi hayrad ediyor
Nârı nûr eylemiş feryad ediyor
Tavuğun türküsü fol çiçek çiçek…
 
 
Aşkla-Çile Âşık, ömrün yarısı
Saçları kar beyaz benzi sarısı
Yemeye et arar yaban arısı
Âşığın döndüğü ol çiçek çiçek…
 
 
Gönlümüz coşturan-durduran Yâr ise
Esrârın söyleten-sırdıran Yâr ise
Kırılanla-kıran-kırdıran Yâr ise
Gizli kalır yende kol çiçek çiçek…
 
 
Mestlikte melâmet bağ adın almış
Nûru’l- Arabî’de çağ adın almış
Kemâlât Vâhası sağ adın almış
Cehâlet Vâdisi sol çiçek çiçek…
 
 
Rasûlü Zîşan’dan sünnet rehberlik
Tevhidde tekemmül bu seferberlik
Ölmeden ölüp de dirilmek “ER”lik
Kâmilin kalbinde öl çiçek çiçek…
 
.
Câhil kalbi kördür, gündüz gecedir
Anlayamaz nazla – niyaz nicedir
Şehâdet başla olur, şehid yücedir
“Kâr ü Belâ”sında çöl çiçek çiçek…
 
 
Bezm-i Elest’ten Mahşerine giderken
HAKK’ın, halk hasatı-harmanı derken
Samanı koyunla gübre ederken
Tohum tarlalara döl çiçek çiçek…
 
 
Deli gönlüm eğri-büğrü söz deme
Azgın at ağzından vurulur geme
Altın – Atlas – İpek, Beyde hengâme
Âşığın eyninde çul çiçek çiçek…
 
.
Yâdın gülü gülse sonu gazeldir
Zeval var zâhire ebed-ezeldir
Bâtın Şahı cümlesinden güzeldir
Subhân’ı sevenler kul çiçek çiçek…
 
 
Yeşil Aksaray’ım Eren yatağı
Taptuk’un Kışlası, Yunuslar çağı
Somuncu Baba’nın Himmet Ocağı
Pîr Ali Melâmî, gül çiçek çiçek…
 
 
Özümüze Yâr’in aşkı bulaştı
Korlu-köz eyledi kabını taştı
Aşkla alevimiz Arş’a ulaştı
Savruldu sehere kül çiçek çiçek…
 
 
Ünleyen O, ünleten O İhvâni!
Dinleyen O, dinleten O İhvâni!
İnleyen O, inleten O İhvâni!
Zâhiri zevk etmek zül çiçek çiçek…
 
                   21.01.1990  16:30  
                   Şarkikaraağaç…
 
 
 
İşret : Dışa gizili iç eğlence.
 
Gönül ikliminden : Gönül ülkesinden.
 
Ervah : Aksaray da bulunan büyük mezarlığın adı. Halkın az tanıdığı özel görevli ALLAH dostlarının ömürleri sonunda Aksaray’a gelip HAKK’a yürüdükleri çok bilinen bir husustur. Ruhların buluşma yeri olan Ervahıızda Somuncu Baba ve daha pek çok Evliyâ hazrtleri vardır.
 
Çoban Baba : Hacı Osman Baba 40 yıl olmak üzere 60 koç katımı koyun sürüsü gütmüştür. HAKK’ı ve haikakatı dağlarda çoban iken bulmuş çok doğal ve gerçek bir HAKK Dostu idi. Ruhu şâd olsun.
 
Berbad : f. Harap. Kötü. Virâne. Bozuk. Perişan. Telef ve helâk olmuş.
 
Fol : Yumurtlayacak tavuğun altına konulan yedek yumurta…
 
Yen : Ceket kolunun elle buluştuğu kısım.
 
Hengâme : f. Seslerin birbirine karışmasından çıkan gürültü. Kavga, gürültü. Şamata.
 
Eyninde : Sırtın omuza yakın yerinde…
 
Zeval: Zâil olma, sona erme. * Gitmek. Yerinden ayrılıp gitmek.







[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır