Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
1.10. ABDULLAH (sav) - RESÛLULLAH (sav)

1.10. ABDULLAH sallallahu aleyhi ve sellem - RASÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem

Resim

TESLİMİYET Ve İSTİKAMET

Teslimiyet
ABDULLAH (sav)
İstikamet
RESÛLULLAH (sav)

Biliyoruz ve inanıyoruz ki bu Şehâdet-İmkân Âlemine gelişimizin sebebi; Kulluk İmtihanıdır.
Kulluk imtihanının başarısı ise; "Abd" in; Başta şâhid olduğu "RABB" ine İLK SÖZünü, Son SÖZ olarak en son son nefeste “ALLAH” celle celâluhu’ya şehâdeti-şâhid oluşudur:

"Eşhedü en Lâ ilâhe illâ ALLAH ve Resim Eşhedü enne MuhaMMeden abdühü ve Resûlühü!"
Bu Şehâdet Sözü son (âhirdeki) SÖZün olup, evvelki ilk (Elest'teki) SÖZün;
KAVLEN (İnaç ve i’tikad sözüyle)
FİİLEN (Verilen sözün amel ve işlerini yaparak)
AHLÂKEN (Yüce ahlâkı yaşayarak)
HÂLEN (MuhaMMedî oluş Huyunu her hâlde, huzurda hazır kılarak)
MuhaMMedî Metodla isbatıdır.

Herşeyimizi bize getiren, tatbik eden, öğreten ve eğiten MuhaMMed aleyhi’s-selâmı iyice tanımalıyız ki gerçek MuhaMMedî olabilelim.

Şehâdetimizi Türkçe yapalım:
"Ben şâhidlik ederim ki ALLAH celle celâluhu’dan başka (hiç bir) ilâh yoktur. MuhaMMed aleyhi’s-selâm’ın ise O’nun (önce) kulu ve (sonra) Resûlü olduğuna da şâhidlik ederim."

Burada çok tehlikeli bir oyuna dikkat çekmeliyim.
Bazı akıl tapıcısı uzaysal tasavvufçu vs.ler: “Lâ İlâhe İllâ ALLAH” tevhidi için: “ilahlar yoktur, ALLAH vardır” gibi doğru gösterilen bir küfr yaymaktalar.
“Lâ İlâhe İllâ ALLAH: ALLAHtan başka ilâh yoktur - El İLÂH ALLAHtır.” olduğu açık ve kesindir..

Ben,sen , o tüm müslümanlar bir ömür yaşadık ve bu sonuca ulaştık, sıla ettik, vasıl olmak için;
Rehber-i Rabbanî,
Mürşid-i Muhteşem ve
İmâm-ı Mutlak olan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem MuhaMMed aleyhi’s-selâm’ın,
MuhaMMedî Tasavvuf gözüyle "Abd" ve RABB celle celâluhu arasındaki yerini Tevhid Şehâdetinde seyredelim:

Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de her insan gibi Beşeriyyetiyle de yaşamış ve bedenen, nefsen ve aynen bizler gibi KULuuk-abdiyyet yaşamaıştır..

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Beni övmeyin, ben ancak bir kulum. O hâlde bana sadece ALLAH’ın kulu (Abdullah) ve Resûlü (Resûlullah) deyin" buyurdu.
(Buhârî, Enbiyâ 48; Ebu Dâvud, Rikak 68)

Âlemlerin RABB’isi olan ALLAHÜ ZÜ’L-CELÂL’den VAHYen aldığı NAKLî Nassı, harfiyyen "Abd : KUL" a ulaştıran (sıla ettiren, tebliğ eden) Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem;
Getirdiği, İlâhî Hükümleri: "Abdullah" olarak bize örnek, mürşid, rehber, tek imâm ve tıpkı bizim gibi bir beşer olarak, aynı şartlarda tatbik etti, uyguladı ve uygulattı...

İşte biz MuhaMMedîler, MuhaMMed aleyhi’s-selâm’a,
ALLAH Tealâ’nın emri gereği sıdk-ü-vefâ ile;
TESLİM olup,
ÎMÂN edip,
TÂBİ’ olup ve
İTÂAT edip,
ABDULLAH (ALLah’ın kulu) olarak tatbik ettiği Emrullah’ı Mutlulukla bir ÖMÜR yerine getirmek çabasındayız hamdolsun ve inşae ALLAH!.

Ve inanırız ki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sağ şehâdet parmağı adl-ü-ihlâsla istikâmet olarak BİZe, "Lâ ilâhe illâ ALLAH"ı gösterir...
"Kün-fe-yekûn!" KıblemİZ olarak her ÂN!.

Rahatça anlayabilmek için şöyle düşünelim:
Tıpkı elektirik üreten Kebân’a (merkeze) giden elektrik tellerinin direkleri gibi :
"Ben, sen, o ve hepimiz, Biz: MuhaMMedîyiz!"
Diyenler elele en son el MuhaMMed aleyhi’s-selâm’ın ABDULLAH olan Elinde son bulur ve RESÛLULLAH Eli ise MURADULLAH olan Ulûhiyyet Tevhidini işâret eder, gösterir ve istikâmet kıblesini ALLAHÜ ZÜ’L-CELÂL’e kilitler, YEDULLAHla BİLEdir...

Unutmamalıyız ki Hükmullah çok açıktır :

إِنَّ الَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللَّهَ يَدُ اللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَى نَفْسِهِ وَمَنْ أَوْفَى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا
Resim---İnnellezine yübayiuneke innema yübayiunellah yedüllahi fevka eydihim fe men nekese fe innema yenküsü ala nefsih ve men evfa bi ma ahede aleyhüllahe fe se yü’tihi ecran aziyma : Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah’a biat etmektedirler. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.
(Fetih 48/10)

MuhaMMedî Mürüvvet;
Hakkı, Hayrı, Doğruluğu, İyiliği ve Güzelliği BİLiş-BULuş-OLuş ve YAŞAyış Yiğitliği ise;
Sıdk-u- Vefâ ile Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e TESLİMİYET ve,
Adl-ü- İhlâs ile ALLAHÜ ZÜ’L-CELÂL’e İSTİKÂMETtir...
Sıdk, Vefâ, Adl ve İhlâs...

İLİMsiz, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e teslimiyete sadakat nasıl olacak?
İRÂDEsiz, Edeb-i MuhaMMed’e vefâ nasıl olacak?
İDRÂKsiz, ALLAHu Tealâ’ya istikâmet adâleti nasıl olacak?
Ve İŞTİRÂKsiz, her zaman, her yerde, her hâlde, her şeyle-herkesle birlikte ve her şeyi "ALLAH için: li vechillah" yapmak olan ihlâs nasıl elde edilecek?

İştirâkten kasdımız, kulluğu Muradullah’a ulaştırmak için;
Sıla Yolu olan Emrullah’ı MuhaMMedî şuûrla iyi niyet, sadakat, samimîyyet, ciddîyyet ve mahviyyet içinde, sadece ve sadece Rızaullah için (et-tırnak gibi) yapmaktır...
İştirakimizin sonucu ve kesin sınırı, MuhaMMed Alehi’s-Selâm’a teslimiyetle biter ki;
Sözümüzle SÖZÜNE (akvâline),
Amellerimizle AMELLERİNE (ameline),
Ahlâkımızla AHLÂKINA,
Hâllerimizle HÂLLERİNE iştiraktir...
MuhaMMedî OLUŞ ŞUÛRUna ULAŞım (sıla, salâvât, vuslat) budur...

MuhaMMed aleyhi’s-selâm, RESÛLULLAH olarak ne buyurdu ve ABDULLAH olarak ne yaptı ise hepsine uymaktır ve kısacası iştiraktir.
Buyurduğunu DUYduğumuz, MuhaMMed aleyhi’s-selâm’ın RESÛLULLAH (Resûlühü) yönüdür.
Yaptığına UYduğumuz, MuhaMMed aleyhi’s-selâm’ın ABDULLAH (Abduhü) yönüdür.

Yoksa iştirak demek;
Bazı kısır kalblilerin sandığı gibi ALLAHÜ ZÜ’L-CELÂL’ in zâtına, sıfatına, esmâsına, fiiline iştirak değildir hâşâ, hâşâ!
Biz müşriklerin zıddı olan MuhaMMedîleriz hamd olsun...
EMRullahla EMRolunduk,
Muradullahı ise; ALLAH celle celâluhu ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bilir.

Daha Türkçe olarak inancımızı arzedeyim ki:
Bizim şahsî seyr ü sülûkumuz MuhaMMed aleyhi’s-selâm’a Teslimiyet Sılası’nda son bulur...
Durduk divana ve uyduk İmâm-ı Mutlak sallallahu aleyhi ve sellem’e!” dedikten sonra ki;
MuhaMMedî, Resûlî ve ilâhî seyr-u sülûk’u gerçekleştiren, gerçek Rehber-i Mutlak Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dir.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e TESLİMİYET bizim işimiz,
HAKK celle celâluhu’ya İSTİKÂMET ise Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in görevidir...

Onun için ben âşık kardeşiniz bazen coşuyorum da:
"Yüce RABB’im!
Beleşinden beni var ettin,
Beleşinden can verdin,
Beleşinden besledin, büyüttün ve bugüne getirdin bir de,
Beleşinden sevgili sahibim ve herşeyim olan HABİBULLAH’ın Sîne Hıra’sında (kalbinde) cennetine sokuver!
İnşâallah! Âmin!."
diyorum.

MuhaMMedî Melâmette Tasavvuf;
Lâf ebeliği, söz canbazlığı, ilâhî ve MuhaMMedî gerçeklere şahsî ve keyfî kılıf geçirmek mesleği değildir...
İnsanları MuhaMMedî OL-duklarının şuûruna ulaştırmak için;
MuhaMMedî Gayret
MuhaMMedî Merhâmet
MuhaMMedî Muhabbetle
MuhaMMedî Hakikatlarına,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Adına Hesabına Hasbî Hizmet etmek MESLEKidir, Mezhebidir Meşrebidir ve Hizmetçiliğidir.
Bu Kudsal emânet İŞİmiz tarafta beklerken; ilk önce geçmişini, sonra kendisini ve daha sonra da torunlarını mübârek ilân edip gerisini bu düşünce üzerine binâ eden,
"Benlik mürşidleri" ya da öyle söyleyenlerin işi için bir hikâye sunacağım iyi dinlesinler..

Velîyullah’dan birisine Devrin Kadı’sını uyandırma görevi verilmiş.
Kadı bazen ayık, bazende uyurgezer...
Rüşvet yiyor ama çaktırmıyor!
Bizim velî bir velî daha buluyor.
Kendisinin bir atmaca avcı kuşu, arkadaşının da bir mandası var.
Güyâ mahkemelik olmuşlar. Atmacanın sahibi davalı... Mandanın sahibi davacı...
Dava arzuhâlinde (dilekçesinde) davacı Velî diyor ki:
"Bu adamın atmacası, mandamın üzerine konunca "atmacam senin mandanı avladı ve benim oldu." Diyerek mandama el koydu, mandamı alıp bana versin devlet!”
Atmacanın sahibi olan Velî ise, dava gününden önce kadıyı gizlice bulup davayı anlatıyor ve: "Mandayı bana verirsen sana bir küp bal verecegim söz!." diyor.
Kadı alışkın ya rüşvet yemeye hemence: "Olur!." deyip mandayı mahkemede avcı atmacanın balcı sahibine verince, bir gün sonra bal küpünü Kadı Efendinin evine götürmüş ve sonucu beklemekte: “Buyurun Efenedim Balınızdan!” der.
Kadı kaşığı bir daldırmış hâlis bal...
Bir daha daldırmış ki pislik...
"Ulan bu pislik ne!" deyince atmacanın sahibi ve rüşvet balı veren Velî:
"Kadı efendi! Kadı efendi! Sen bu pisliği tâa dünden yemiştin!" der.
Kadı ayıkır ve tevbe eder...


Tenezzül, Tevâzu’, Tevbe, Tevhid ve MuhaMMedî gerçekler...

MuhaMMedî Tasavvuf;
İlim, İrâde, İdrak ve İştirak TEVHİDinin YAŞArken ŞÂHİDi OLmaktır...

Resim

ZİKİR: Sistemin Sâhibi Subhan
ALLAH Teâlâ’yı yâd’etmek, Rubûbiyyet Kevniyyetinin ASL Sâhibini BİLmek-BULmak ÂNışıdır; Her ÂN, Her Yer ve Her Hâlde..


اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

Utlu mâ ûhıye ileyke mine'l-kitâbi ve ekımı's-salât(salâte), inne's-salâte tenhâ ani'l-fahşâi ve'l-munker(munkeri), ve le ZİKRULLÂHi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne): Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. ALLAH'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibâdet)tir. ALLAH, yaptıklarınızı bilir.
(Ankebût 29/45)

FİKİR: Herşeyin, şu anda HAKK celle celâluhu ile kâim olduğuna şühûd (şehâdet). Rubûbiyyet Kevniyyetinin ASL Sâhibini BİLmek-BULmakla berâber OL-Anın İÇİnde-Özünde OLuşunu ÂNlayıştır.


الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yeTEFEKKERÛNe fî halkı's-semâvâti ve'l-ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâbe'n-nâr(nârı): Onlar ki, gerek ayakta, gerek otururken ve gerekse yanları üzerinde yatarken ALLAH'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında inceden inceye düşünenler «Ey RABBimiz, sen bunu boşuna yaratmadın, seni bütün eksiklerden tenzih ederiz; o halde bizi o ateş azâbından koru.(Âl-i İmrân 3/191)

ŞUÛR:Emânet ve Ni’meti en hayırlı bir şekilde (optimum, i’tidal üzere) kullanabilme melekesidir. Şahdamarından da YAKIN olan
RABBul’- ÂLEMine MuhaMMedî Îman, Amel, Aklâk ve Hâlde Şehâdet Yaşayışıdır.


وَهُمْ يَنْهَوْنَ عَنْهُ وَيَنْأَوْنَ عَنْهُ وَإِن يُهْلِكُونَ إِلاَّ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

Ve hum yenhevne anhu ve yen’evne anh(anhu), ve in yuhlikûne illâ enfusehumve mâ yeŞ’URÛN(yeş’urûne): Onlar, hem (insanları) Peygamberden vaz geçirmeğe çalışırlar, hem de kendileri ondan uzaklaşırlar. Böylece ancak nefislerini helâk ederler de farkına varmazlar-ŞUÛR etmezler!.
(En’âm 6/26)

ŞÜKÜR: Olsun! Olmasın!HEVÂsından vazgeçen Nefsin,OL-ANHükm-ü
HAKK Teâlâ "Hak" tır RIZA Mutmâinliğine ERiş RüŞDüne Şehâdettir.


وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِي الأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ قَلِيلاً مَّا تَشْكُرُونَ


Ve lekad mekkennâkum fî'l-ardı ve cealnâ lekum fîhâ maâyiş’(maâyişe), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne): Andolsun ki, sizi, yeryüzünde yerleştirdik ve sizin için orada bir çok geçim imkânları hazırladık. Siz ne az şükrediyorsunuz!...
(A’râf 7/10)


İLİM:
İlmin esas olduğu Bedensel Âlemdeki Terbiyeli Aklın iş görebileceği Şerîat ÂlemindeBen!
vardır.
Herşey
Benle başlar,Ben
le biter.
Sıfırdan sonsuza kadar hep Ben!. Ben!.
Bir tek can vardır, o da
benimkidir.
ALLAHU ZU’L-CELÂL dahi:Şöyle yaparsan, seni cennete sokacağım; şöyle yaparsan, seni cehenneme atacağım!buyurur. Şerîat âleminde böyledir ve SÖZ esastır, istediğin kadar genişlet.

İRÂDE:
İrâdenin esas olduğu Nefissel Âlemdeki Tezkiyeli Aklın iş görebileceği Tarikat Âleminde Pîr (kaddasallâhu sırrıhu) vardır. Pîr komutandır.
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in zikir ve sohbet mîrâsına gerçekten vâris olmuş Sözü, Fiili, Ahlâkı ve Hâlleriyle sırf ve saff Muhammedî olan Ehlullah, Velîyullah ve Kâmil Mürşid olan Pîr;

Ben!. Ben!.deyip dört nala giden öğrencisine, MuhaMMedî Tâlim-öğretim ve MuhaMMedî Terbiye-eğitim vererek :
Dur yolcu!. Sen kimsin?
Kendini ve
RABB’ini bilir misin?
Nerden nereye YOLculuk!. YOL ne? YOLcu kim? YOLLuk ve YOLdaş var mı?
Çırılçıplak girip çıktığın bu Kapısız HAN,
İmkânla İmtihân Yeridir BİLir misin?
Hele bir soluklan ve dinle Tebliğ-i Muhammedîyeyi!.
Enfüste (iç) Şahdamarından da yakın olan KİM?


وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ


Ve lekad halakne'l-insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh(nefsuhu), ve nahnu akrebu ileyhi min habli'l-verîdi : Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.
(Kaf 50/16)

Âfâk'ta (dış)küllî şey i yutan Kim ve sen kimsin? Ortak mısın hâşâ?


وَللّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَكَانَ اللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُّحِيطًا

Ve lillâhi mâ fî's-semâvâti ve mâ fî'l-ard(ardı). Ve kânallâhu bi kulli şey’in muhîtâ(muhîtan) : Göklerde ve yerde ne varsa hepsi ALLAH'ındır. ALLAH her şeyi kuşatmıştır.(Nisâ 4/126)

Muhammedî SOHBETinin sonunda ise:
Ben!lerBize, BUZlar SUya dönüşür.
Bizim, bize, bizi, bizde, bizden!
başlar. Sen, ben, o, biz…
Biz hepimiz Muhammedîyiz iksirini içirir..
Pîr, Muhammedî Oluş Şuûruna bizi akıtan ark (kanal) dır.
MuhaMMedî Kâmil ise Pîr-inin pâk DİLi ve,
Hakkın ve Hayrın el ÂN Hasbî ve Habîbî Hizmetçisidir.


ben ve Şeytan'ım :biz
ben ve Kâmil'im : Biz
ben, PÎR'im, Cümle Cihan ve Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem : B-İZ
"ben" liğini BİLen BULan BENde OLan : BİZ

İDRAK:
İdrakin esas olduğu Kalbî (gönülsel) Âlemdeki Tasfiyeli Aklın iş görebileceği Mârifet Âleminde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bizzâtîhidir.
Söz ve Sohbet kaynağından ZEVK
edilir, kanak ise açık ve TEK olarak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemdir..
Okuduğun
Kur'ân-ı Kerim; RABBu’l âlemin SÖZü, Rahmeten li’l- âlemin SES
idir..
Bize göre
"BİZ"lik, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemde OL
uştur..
Neticede
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem dahi:
biz, biz!. yoktur, BİZ Dediğimiz, BİR OLAN ALLAH celle celâluhudur!
Buyurarak söze sığmayan bu âlemden, Hâl Âlemi olanSırru’l- Sır Âlemine isâl eder ULAŞtırır BİZ
i...
Onun içindir ki bu fakîr hep:
RABB’i, bu kıtmir Kul İhvânî’ni, SEVgilin ve SEVgilisi Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in KALBinde CENNETine sok!.diye duâ ederim.
Daha doğrusu:
“...BİZi!diye duâ ederim.

İŞTİRAK:
İştirakın esas olduğu Ruhi Âlemdeki Tecliyeli Akıl ki;
Rüşdüne erince ve kemâlât bulunca kısacası
NAKLe karışınca-ERiyince AŞK
adını almıştı.
İşte bu
AKLın iş görebileceği Hakîkat Âleminin HâlleriniDiyen bilmez, bilen demez!
Ve orası bizzât yaşanır ve Yaşanmayan yalandır!
Herkes
RABB’ısıyla başbaşa, parmak izi gibi şahsına mahsus İHSÂNına kavuşur.
Orada, halkedilenlerden kimse yoktur.
Mahlûkat açısından sonsuz sükût-sûkün ve gark oluş vardır.
Bizim için Muhammedî Mahviyyet sahasıdır.

Onun için İŞTİRÂK:
"Lebbeyke Rabbenâ sa’deyke ve’l-hayru küllî hü fi yedeyke: Emret
RABB’imiz canla, başla, saâdetle emrindeyiz! Bütün hayırlar senin elindedir!" demek ve o işi işlemektir.

Bu ise,
Ehl-i Mürüvvetin-EREN ER Yiğitlerin işidir ki mürüvvet:

Zât-ı HAKK’a (HAKK’ın ZÂTına) Tâbi’yyet ve,
Hakk-ı
ZÂT’a (ZÂT’ın hakkına) Riâyettir...


Abdullah’lık (ALLAH’a kulluk) zor iştir.
Bu imtihan sahasında ayırılan, gayırılan ve arka çıkılan da yoktur.

AKLı, NAKL okulunda öğretim (tâlim) ve eğitime (terbiye) sokmaktan başka da doğru yol yoktur ve's-selâm…

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz: "Ben de sizin gibi bir beşerim. Sıradan bir insanın sevindiği gibi sevinir, gelişi güzel bir insanın gazablandığı gibi de gazablanırım!" buyurmuştur.
(Müslim IV-2008, İmâm Ahmed II-243, Ebu Dâvud IV-298)

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in böyle buyurduğu bir âlemde üstelik bir de âhir zamanda yaşıyoruz, çok görülmeye...

Bu âlemde, her hayat bir seyru sülûktur zâten, yeter ki takvâyla olsun.
Herşey oluyor, çileler çölünde...

Yeter ki;

Geçmişimiz için TEVBEde,
Geleceğimiz için DUÂda,
Şu anımız için RIZÂda ve
Tüm ömrümüz için ŞEHÂDETte Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemdeBİZ BİR-İZ
liğimiz olabilsin,
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’ in pâk yüreğinde…


Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Subhâneke, inni zâlemtu nefsî, fağfirlî! fe innehu lâ yağfiru’z-zunûbe illâ ente!" buyurup gülünce; nedenini soran ashâbına : "RABB’imin hoşnutluğuna güldüm!" buyuruyor.
Ne buyuruyor Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Sen Subhansın eksik ve noksanlıktan münezzehsin, kemâl sâhibisin... Şüphesiz ki ben nefsime zulmettim, beni bağışla! Şu hakîkat ki senden başka günâhları bağışlayacak kimse yoktur!"


رَبِّ اِنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْلِي
فَاِنَّهُ لاَيَغْفِرُالذُّنُوبَ اِلاَّ اَنْتَ
وَارْحَمْنِي اِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ


Rabbi innî zalemtu nefsî fağfirlî, fe innehû lâ yağfiru'z-zunûbe illâ ente, ve'rhamnî inneke ente’l ğafuru'r-rahîm.
RABBim! Gerçekten ben (günahlarla) kendime zulmettim, beni bağışla.
Günahları Senden başka bağışlayacak yoktur!
Bana merhâmet et, Sen çok bağışlayıcı ve çok merhâmet edicisin


Ebû Bekir radiyallâhu anhu:Yâ Rasûlullah bana namazda okuyabileceğim bir dua öğretir misin?
dedim.
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de:
Namazda selâm vermeden önce şu duayı oku:Allahumme innî zâlemtü nefsî zulmen kesîran velâ yağfiru’z- zunûbe illâ ente, fağfirlî mağfireten min indike ve’rhamnî inneke ente’l ğafur’ur’-rahîm: ALLAHım ben kendime çok zulmettim. Günahları bağışlayacak olan da yalnız Sensin. Katından beni mağfiretinle bağışla ve merhâmet et. Şüphesiz ki Sen çok bağışlayıcı ve çok merhâmet edicisin.
(Riyazu’s- sâlihin hadis no:1478)

Güzel de insanoğlu bu, çıktı mı dışarıya, dış dünyâya aklı fikri karışıyor.
Gerçi TEVHİD, bu karışıklıktan çıkabilmektir.
Ama cidden kolay değil... Ömürler boşa geçiyor...


وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَا أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا غَيْرَ الَّذِي كُنَّا نَعْمَلُ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَاءكُمُ النَّذِيرُ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِمِينَ مِن نَّصِيرٍ

Ve hum yastarihûne fîhâ, rabbenâ ahricnâ na’me'l-sâlihan gayrellezî kunnâ na’mel(na’melu), e ve lem nuammirkum mâ yetezekkeru fîhi men tezekkera ve câekumun nezîr(nezîru), fe zûkû fe mâ li'z-zâlimîne min nasîr(nasîrin) : Onlar orada: RABBimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine iyi işler yapalım! diye feryad ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? (Niçin inanmadınız?) Şimdi tadın (azâbı)! Zâlimlerin yardımcısı yoktur.
(Fâtır 35/37)

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Cenâb-ı HAKK, 60 yaşına kadar ecelini geciktirdiği kimsenin, artık mâzeretini geri çevirir..." buyurmuştur.
(Buhârî sahih VII/171)

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ümmetimin ömrü 60 ilâ 70 arasındadır; bu sınırı aşan ise pek azdır!" buyurmuştur.
(Tirmizî Sünen V 553, No 3550, İbn Mâce Sünen II 1415 no 4236)

MUHAMMED sallallâhu aleyhi ve sellem ismi,
Efendimizin, sâhibimizin ve herşeyimizin Zât ismidir.
Diğer isimleri sıfatî isimleridir.
MUHAMMED ismi şerîfi ile bedenen bir beşer olarak diğer isimleri de câmi’dir...

MUHAMMED sallallâhu aleyhi ve sellem ismi şerîfi Kur'ân-ı Kerimde 4 âyette:
Fetih 48/29; Âl-i İmrân 3/144; Ahzâb 33/40; Muhammed 47/2 âyetlerinde geçer.

Resim

Kur’ânda 4 yerde geçen MUHAMMED sallallâhu aleyhi ve sellem ismi şerîfi önceleri kimsede olmamış bir isimdir.
İlk kez Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ismi olmuştur...

İşte ism-i şerîfi Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem olan Peygamberimiz Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz son anlarında:
"Allâhumme e’innî alâ sekereti’l-mevt!: ALLAH’ım ölümün şiddeti ve ızdırabı karşısında bana yardımcı ol!" buyurmuştur.
(Âişe radiyallâhu anhâ’dan; Tirmizî, Cenâiz 7; İ.Ahmed VI/64,70,77,151)

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yine Âişe radiallâhu anhâ’dan mervi son sözü: "ALLAHım, günâhlarımı bağışla, benden rahmetini esirgeme ve beni refîk-i a'lâ’ya yerleştir!" olmuştur.
(Buhârî, Daavât 28;Müslim,Selâm 46)

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem böyle buyururken;
Sana, bana ne oluyor ki kendimizi kurtulmuş sanıyoruz...
Bu, Nefsin gafleti belki de cehâletidir...
Ama asla Âşıkların kemâlâtı değildir.
Ağzımdan girenden (helâl mi haram mı) ve çıkandan (sıdk-doğru mu, yalan mı) haberim yok!
Duâ edelim kardeşlerim
BİZ BİZe hepimize!
BİZ BİR-İZ
ve hamdolsun MuhaMMedîyiz…

Ve unutmayalım ki,
ALLAHu Zu’l-CELÂL ferman etmekte:


قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا

Kul mâ ya’beu bikum rabbî lev lâ duâukum, fe kad kezzebtum fe sevfe yekûnu lizâmâ(lizâmen) :(Rasûlum!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, RABBim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Size Rasûl'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azab yakanızı bırakmayacaktır!
(Furkân 25/77)

Habîbi Edîbim de ki: “Duânız (yalvarmanız) olmasa RABB’im size ne diye değer versin?
"Duânız olmasa neye yarardınız!"

Ar damarımız patlamış, utanma perdemiz sıyrılmış...
Baldır bacak perdeleri değil iç perdelerimiz iç!..

ALLAH Celle Celâluhu bize;

Muhammedî Nur,
Muhammedî Şuûr,
Muhammedî Sürûr ve
Muhammedî Onur
versin tez zamanda İn şâe ALLAH..

Âmin Yâ Muîn!.
MuhaMMedî MuhaBBetle...








[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır