Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
1.2.4. Ayıklar

 
1.2.4. Ayıklar

Şöyle DÜŞÜnelim ve ANLAmaya çalışalım:
Bir odada; Uyuyan, Uyurgezer ve Zilzurna Sarhoş üç kişi var...
Herkes hâliyle hoş ve işinin başında...
Aklı gerçekten başında uyanık ve Ayık olan ise SEN-sin ve seyircisin.
Bu üç kişi, bu hâlleriyle muhatabın değiller.
Bütün soruların havada kalır.
Övgülerin ve yergilerin sana geri döner.
Boşa kürek çekersin.
Onların gerçek ihtiyaçları; şu andaki hâllerinden özlerinin kurtarılması, uyarılması ve muhatab hâle getirilmeleridir.
Uykunun ve içilenin etkisi kalkınca uyuyan ve uyurgezer uyanır, sarhoş ayıkır ve muhatab hâline gelirler.
Şimdi Sohbet Sofrasını ser artık.
Konuşan, dinleyen ve konuşulan bir mecliste.
Ayıkanlar senin SÖZ-ünü mutlaka duyar.
Çocuksa çocukça duyar ama büyüyecektir.
Deliyse delice duyar ama akıllanacaktır.
Günâhkarsa arınacak; zâlimse, âdil; kâfirse, müslim ve Nemrudsa, uyanınca İbrâhim (Aleyhi’s-Selâm) gibi olacaktır.
Çünkü “ Lâ İlâhe” si “ illâ Allah” la buluşmuştur...
Tevhid tecellî etmiş, gece gündüze dönmüş ve maksad hasıl olmuştur.
Bu hususu çok iyi anlamak lâzım...

Aynı kimse, bir saniyede nar iken nura dönüşüyor ve aynı yerde... Bir misâl; RABB’ımız Teâlâ (celle celâluhu)’dan:

وَسَارِعُواْ إِلَى مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمَاوَاتُ وَالأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ

Resim--- “Ve sâriû ilâ magfiretin min rabbikum ve cennetin arduhâs semâvâtu vel ardu, uiddet lil muttekîn(muttekîne) : Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır.”(Âl-i İmrân 3/133)

Bu âyet-i kerîme inzâl olduğunda Bizanslı bir sefir Medine’ye İslâmiyeti incelemek üzere gelmişdi.
Bu âyeti duyunca hayret edip Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gidip soruyor:
“Yâ Muhammed! Sen müslümanları öyle bir cennete çağırıyorsun ki o cennet yerden göklere kadar her yeri kaplıyor... Peki, cehennem nereye gitti?...” deyince...
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Fe Subhânallah, ben güneş doğdu diyorum, sen ise gece nereye gitti diyorsun!” buyuruyor...
İşte bu husus, Tasavvufun Temelidir.
Kişinin özündeki nur-u Muhammed Pirizine, Tevhid Fişi takıldığında Gönül Güneşi doğar ve gecesi gündüz olur.
Karanlık kalb nura gark olur.
Ezelî, Ebedî ve İlâhî Nura kavuşur...
Tüm letâifler çalışır; gözler görür, kulaklar duyar kalbler anlar ve akıllar rüşde erip aşk civânı olur!
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in buyurduğu; Tevhidi, Tebliği, Tenziri, Tebşiri Ve Bunlara Şâhid OL-uşu TECELLÎ eder...


 




[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır