Muhammed-i Nur


Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·


Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
1.3.3. İDRAK

1.3.3. İDRAK

Resim

Bu Şehâdet Âleminde tanınan İMKANla KULluk İmtihanında İnsan AKLının-Nefsinin;

BİL-mesi Gereken İLİM,
BUL-ması Gereken İRADE,
OL- ması Gereken İDRAK,
YAŞA- ması Gereken İŞTİRAKtır..

Bir ŞEYle-Hususla ilgili durum ve gerçeğin farkına varmak. Anlayış. Kavrayış. Akıl erdirmek. Fehim. Yetiştirmek, o noktada OLuş ve o HÂLe GELiştir.

Arabça derk: kavuşmak, olgunlaşmak, nihâi sınırına ulaşmak, fark etmek, kesin olarak anlamak mânâsındadır.

Biz; İRÂDE edilenlerden, hak ve hayr olanı DORUK’a çıkarıp nihâi ve kesin karar kılmaya ve TaMM İNANÇta OLmaya İDRAK diyoruz.

Kur’ân-ı Kerîm’imizde İDRAK:

Nihâi aşamaya gelmek anlamında:
Edrekehul gareku: Suda gark olup BOĞulacağını İdrak edince..

وَجَاوَزْنَا بِبَنِي إِسْرَائِيلَ الْبَحْرَ فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْيًا وَعَدْوًا حَتَّى إِذَا أَدْرَكَهُ الْغَرَقُ قَالَ آمَنتُ أَنَّهُ لا إِلِهَ إِلاَّ الَّذِي آمَنَتْ بِهِ بَنُو إِسْرَائِيلَ وَأَنَاْ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
Resim--- Ve câveznâ bi benî isrâîlel bahre fe etbeahum fir’avnu ve cunûduhu bagyen ve advâ(adven), hattâ izâ edrekehul gareku kâle âmentu ennehu lâ ilâhe illellezî âmenet bihî benû isrâîle ve ene minel muslimîn(muslimîne) : Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Ama Firavun ve askerleri zulmetmek ve saldırmak üzere onları takip etti. Nihayet (denizde) boğulma haline gelince, (Firavun:) "Gerçekten, İsrailoğullarının inandığı Tanrı'dan başka tanrı olmadığına ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanım!" dedi.”
(Yûnus 10/90)

Ulaşmak, yetişmek anlamında:
yudrikkumul mevtu: Bilinen ÖLüM sizi ve siz de ölümü idrak edersiniz BİR OLursunuz..

أَيْنَمَا تَكُونُواْ يُدْرِككُّمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِي بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ وَإِن تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِ اللّهِ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِكَ قُلْ كُلًّ مِّنْ عِندِ اللّهِ فَمَا لِهَؤُلاء الْقَوْمِ لاَ يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدِيثًا
Resim--- ''Eyne mâ tekûnû yudrikkumul mevtu ve lev kuntum fî burûcin muşeyyedeh(muşeyyedetin). Ve in tusıbhum hasenetun yekûlû hâzihî min “indillâh(indillâhi), ve in tusıbhum seyyietun yekûlû hâzihî min indike. Kul kullun min indillâh(indillâhi). Fe mâli hâulâil kavmi lâ yekâdûne yefkahûne hadîsâ(hadîsen) : Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu Allah'tan" derler; başlarına bir kötülük gelince de "Bu senden" derler. "Hepsi Allah'tandır" de! Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar!”
(Nisâ 4/78)

yudrikhul mevtu: Bilinen ÖLüM o’na ve o da ölümü idrak eder BİR OLurlar..

وَمَن يُهَاجِرْ فِي سَبِيلِ اللّهِ يَجِدْ فِي الأَرْضِ مُرَاغَمًا كَثِيرًا وَسَعَةً وَمَن يَخْرُجْ مِن بَيْتِهِ مُهَاجِرًا إِلَى اللّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُ عَلى اللّهِ وَكَانَ اللّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
Resim--- Ve men yuhâcir fî sebîlillâhi yecid fîl ardı murâgamen kesîran veseah(veseaten). Ve men yahruc min beytihî muhâciran ilâllâhi ve resûlihî summe yudrikhul mevtu fe kad vakaa ecruhu alâllâh(alâllâhi). Ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen) : Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek bir çok güzel yer ve bolluk (imkân) bulur. Kim Allah ve Resûlü uğrunda hicret ederek evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse artık onun mükâfatı Allah'a düşer. Allah da çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”
(Nisâ 4/100)

en tudrikel kamere: Kamerle-Ayla BİROLuşu İdrak etemek.. BİZ BİR-İZ demek iki ayrı kimlikte iken ne mümkün?..

لَا الشَّمْسُ يَنبَغِي لَهَا أَن تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا اللَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِ وَكُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
Resim--- Leş şemsu yenbegî lehâ en tudrikel kamere ve lel leylu sâbikun nehâr(nehâri), ve kullun fî felekin yesbehûn(yesbehûne) :Ne güneşin aya erişip yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler.”
(Yâsîn 36/40)

Algılamak, görmek anlamında:
yudrikul ebsâr: gözleri idrak eder, muhit olur kapsar.

لاَّ تُدْرِكُهُ الأَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الأَبْصَارَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ
Resim--- Lâ tudrikuhul ebsâru ve huve yudrikul ebsâr(ebsâru) ve huvel lâtîful habîr(habîru) : onu gözler idrâk etmez, gözleri o idrâk eder, öyle lâtif öyle habîr o
(En’âm 6/103)

innâ le mudrakûn: şüphesiz olan şu ki biz İdrak olunduk, her halimizle BİR OLdular..

فَلَمَّا تَرَاءى الْجَمْعَانِ قَالَ أَصْحَابُ مُوسَى إِنَّا لَمُدْرَكُونَ
Resim--- Fe lemmâ terâel cem’âni kâle ashâbu musâ innâ le mudrakûn(mudrakûne) : İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın arkadaşları: «Yakalandık» dediler.”
(Şuarâ 26/61)

İDRAK; zihinde oluşan imaj ve kavram hâlindeyse TASAVVUR, kesin bir yargı hâlindeyse Tasdik-TASAVVUF adını alır...
İdrak, ASLını algılamaya başlayan-İrade eden AKILın, SıRrî Sezgi ve Ruhî-Vahyî lhâmla OLduğu DORUK NOKTASıdır.
İdrak Dış-Basar değil de İç-Basîret etkendir...

İDRAK; MuhaMMedî Şuuru BİLiş, MuhaMMedî Nuru BULuştan sonra MuhaMMedî SüRûr-Esrârda OLuş BİZ-liğinde bi’z-ZÂT BİRliğidir.
Elbette MuhaMMedî İdrakten Bahsetmekteyiz hamdolsun ALLAH celle celâluhu’muza.
Ben biliyorum da anlatıyorum demekten ALLAH celle celâluhu’muza sığınırım ve unutmam ki Hasbî Hizmetin Köşe Taşı Rahmet Deyası İmam Azâm Ebu Hanife kaddesallahu sırrahu’nu Kulak Küpesi SÖZünü:
Bilmediklerimi ayağımın altına koysaydım başım arşa değerdi...



[ Geri Dön ]


Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır