Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
137-İHVÂNİ


~ İHVÂNİ ~
 
Boğaz kırk düğümdür iri söz yeme
Salma atın gemin kopar hengâme
“İğnenin gözünden geçerim!” deme
Senlikten benlikten arın İhvâni…
 
 
Ko!... Sorsun… Söyleme bu sevdâ niçin
İmkan âleminde âlemler seçin
Yanar dağlar gibi yanıyor için
Başın yüce kalkmaz karın İhvâni…
 
 
Siz bakmayın bana bilsem söylemem
İnsanın sırrını desem bilemem
Bir nefes hoşluktur cennet cehennem
Nûrun âlâ nûrdur, nârın İhvâni…
 
 
Yâdele bigâne Yâr’e yanarsın
Gurbette ah eder adın anarsın
Bülbül gibi seher seher kanarsın
Dökme kanın yere sarın İhvâni…
 
 
Tevhid tokmağına gönül sokusu
Saf ipek örülmüş derdin dokusu
Bülbülü inleten gülün kokusu
Dün bugün böyledir yarın İhvâni…
 
 
Ahmak ağzın açma altın gümüşe
Sînesinin dâg’ı sesdir kamışa
Dikme başın toprak gibi yumuşa
Vuslatın engeller varın İhvâni…
 
 
Hazmedenler hasdır hâlin hasını
Başa dikip içme sözün tasını
Temizle kulağın kirin pasını
Ayrıca delmeli zârın İhvâni…
 
 
Boşuna konmamış bunca perdeler
Gönül perdesini gözyaşı deler
Dost’un SIR ELEĞİ özünü eler
Kırk lokma azığı ER’in İhvâni…
 
 
Derdi Mevlâsından merhem çâre etmez
Şikâyeti Yâr’e ele zâr etmez
Bura aşk bazarı akıl kâr etmez
Damlası deryadan derin İhvâni…
 
 
Aşk ile pişerse ilim murattır
Eğri - doğru komşu sınır Sırattır
Cehennem çahillik kaynar Fırattır
Cennetin Kevseri serin İhvâni…
 
 
İlâhi denge bu emri tutuyor
Havasız tık nefes… Ateş tütüyor
Su boğuyor - toprak adam yutuyor…
Bilmem ne suçu var yerin İhvâni…
 
 
Tevhide tecelli gerçeği vardır
Görmez göze Mevlâ merceği vardır
Her beldenin bir ŞAH ÇİÇEĞİ vardır
KUDDUSÎ BABA’ mız BOR’un İhvâni…
 
 
Hak’kın halkı hoştur şüpheden arıl
Dostun dostu dostdur düşmana darıl
Bu yollar tenhadır tevhide sarıl
Çarparlar aşkını korun İhvâni…
 
 
Ateş pahasında câhil ile cenk
Alan – veren razı rıza aşka denk
Aşk bahçesin çiçekleri yedi renk
Lafımı olurmuş mor’un İhvâni…
 
 
Sevgiden söz eden öfkesin soysun
ESSELÂ ÂŞIKLAR!... RASÛL’a uysun
Dostun çağrısı var sağırlar duysun
Alsın kokusun burun İhvâni…
 
 
Parselinden parasından beşinden
Ayırırlar altınından eşinden
Benim diye koşmasınlar peşinden
İnsanlara de ki: “durun!...” İhvâni…
 
 
Ayıksın âhali aşka atlasın
Dirilsin gönüller tohum çatlasın
Kıyametler kopsun kabuk patlasın
Duysunlar sesini SÛR’un İhvâni…
 
 
Ayakkabı beden, ayak bağıdır
Tecelli-yi Tevhid çile çağıdır
Gönül Yâr yaylağı Vuslat Dağıdır
Aşk imiş MUSA’sı TÛR’ un İhvâni…
 
 
KUDDUS’un KUDDUSî… Mürşidim bilin
Etek taşın dökün TEVHİD’e gelin
Sahibi MUSTAFA SÂFÂ (sav) sebilin
Halka HAKK hayratı sırrın İhvâni…
 
 
Sakla yüreğinde közün unutma
Aşk ile âşıksın özün unutma
AHD-İ MUHAMMEDÎ sözün unutma
Bezm-i Elestteki “BİR” in  İhvâni…
 
 
Koklattı bülbüle, eli güllüler
Dedi ki seherde dost gönüllüler
Ne kazanır ne kaybeder ölüler
Bulmalı Dost’unu  dirin İhvâni…
 
 
“Boşuna yaşamış ömrü” denmeden
Beden leşi karıncaya yenmeden
Ateşle yıkanıp temizlenmeden
Boşansın gözünden kirin İhvâni…
 
 
Aşk; Âşıga çalan aşk bestesini
Nasip EREN elden ER nefesini
Zamanı deliyor duyduk sesini
GAVS-ı AZAM GEYLANÎ (ks) pîrin İhvâni…
 
 
Rızada râkkâse, RABB’ a kelebek
Sineğe boğazı, arı’ya petek
Açan “ŞEE’N-İ ŞAH”, zâhiren çiçek
FERHAD’ ın görüşü ŞİRİN İhvâni…
 
 
Girmiş Yâr bağına güller deren var
Dostlarına demet demet veren var
Feneri görmeyip yol gösteren var
Gördüğü karanlık kör’ün İhvâni…
 
 
Alın teri ekmeden “Ver!...” demek boşa
Tarla tohum boşa… Hep emek boşa
Bağırıp çağırıp istemek boşa
Rençberin rızası ürün İhvâni…
 
 
AL-İ ABA EHL-İ BEYT’e kuzu ol
Ocağına odun… Aş’a tuzu ol
Üşürsün ayrılma ayak tozu ol
RASÛL (sav) ABA’sına bürün İhvâni…
 
 
İhvâni KITMÎR’i ürüyor gördük
Seheri Sırat’a dürüyor gördük
Kelle koltuğunda yürüyor gördük
“DİVAN’dır, Divâne!... Sürün!” İhvâni…
 
20.02.1988 04:15 – 07:28 Seher
 
Hengâme : f. Seslerin birbirine karışmasından çıkan gürültü. Kavga, gürültü. Şamata.
 
Dâg : f. Yanık yarası. * İnsan veya hayvan vücuduna kızgın demirle vurulan damga.
Âhali : (Ehl. C.) Halk, umum, nâs. * Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
 
Sûr : (Suret. C.) Kıyamet günü İsrafil Aleyhisselâm'ın çalacağı boru. Buna Sur-u İsrafil de denir. * Boynuzdan yapılan düdük.
 
Yaylağı : Yaylası, imtihan sahası.
 
Râkkâse : Oynayıp dans eden kadın.







[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır