Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
141-ZEVKLER 4

ZEVK 922
 
Çöp çeken cevheri Âşık, kehrübâr desem de haktır.
Elde kadeh meyhânede, tevbekâr desem de haktır.
Şüpheden arın-gir Âşık! Şehr-i Sîne’ye seherde
Bu testinin suyu candır, türbedâr desem de haktır.
 
                                               30.09.1991  17:30
 
Kehrübar: Kehrüba : f. Saman kapan. * Bir yere hızlıca sürüldüğü zaman, hafif şeyleri kendine çeken bergâmi taş. (Türkçede tahrif edilerek "Kehribâr" denilir.)
 
Tevbekâr : f. Tevbeli, yaptığına pişman olmuş olan.
 
Türbedâr : f. Türbe muhafız ve hizmetkârı.
 
 
ZEVK 923
 
Geçti-gitti nice yıllar, elimde bir şu “AN” kaldı
“Olsun!-Olmasın!” kavgası sonucunda hicran kaldı
Kul oldum Sultan eyledi, kurtuldum kendi kahrımdan
“Dost”a teslim olalı Dost, ne zincir ne zindan kaldı!..
 
                                               30.09.1991  19:33
                                               PTT..
 
 
Hicran : Uzaklaşma. Ayrılık. Ayrılıktan gelen keder, sızı, acı. Dostluğu ve ülfeti kesmek.
 
Zindan : f. Karanlık, yeraltı hapishânesi. Sıkıntı ve karanlık yer.
 
 
ZEVK 924
 
Gâhi çıkıp Bey Dağına “Âlem”i aşka ünlüyorum
Gâhi inip Ak Denize dalgalarla dinliyorum
“Yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel'ard!” zikir
Özür dilerim Yâ RABBi! Sustum. Seni dinliyorum!!!...
 
                                               01.10.1991  07:35
 
 
Yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel'ard:  göklerdekiler ve yerdekiler O’nu Tesbih ederler!
 
هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Huvallahul halikul bariyulmusavviru lehum'esma ulhusna yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel'ardi. Ve huvel'aziyzulhakiymu. : O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şânını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.” (Haşr 59/24)
 
يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
“Yesebbihu lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl'ardil elmelikilkuddusil'aziyzilhakiymi. : Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih eder.” (Cuma 62/1)
 
 
 
ZEVK 925
 
İnsanda gırtlak kırk boğum, söze gelmiş niyet yorum
Dil kafaya-kafa kalbe, bağlı olmalı diyorum!
Gerçi bağsız bağlıdır Dost, aklını arıtmış Âşık
“Olsun!-Olmasın!”dan öte “Hükm-ü HAKK”ta biliyorum…
 
                                                        01.10.1991  09:00
 
 
Hükm-ü HAKK : HAKK’ın hükmü, kararı, kaderi…







[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır