Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
143. Zevkler
ZEVK 986
 
                                               Âşıklar mihrabın kaşı; Aşk İmamı’n  gözler olmuş
                                               Özlem çekenlere şarab, zahid zikri özler olmuş
                                               Takvâ Camım’a taş atma, kırma! Rıza yolun Rindiyiz
                                               Muradımız Yârin izni, baş bağlayan sözler olmuş…
 
                                                                                                 25.10.1993  10:32     
 
 
Rind : f. Kalender. Aldırışsız, dünya işlerini hoş gören. * Laübali meşreb feylesof. * Bâtını irfan ile müzeyyen olduğu halde zâhiri sâde görünen hakîm. Dış görünüşü laübali olduğu halde, aslında kâmil olan kimse.
 
Zahid : (Zühd. den) Tas: Borç olan ibadetlerden, aslî vazifelerden başka dünya süs ve makamlarından feragat eden kimse. Sofi. Müttaki. Zühd ve perhizkârlıkla muttasıf.
 
 
 
 
 
                                                                         ZEVK 987
 
                                               Akla yol yoktur sarhoşlar, şarabın sır perdesinde
                                               Şah’ın şevk meclisin meyi, meyhânesin neresinde
                                               İçmeyen şarabı bilmez, içen olandan habersiz
                                               Taklid, şüphe, tahkik, tahkim; bulan, bulandan habersiz…
 
                                                                                                       25.10.1993  10:40
 
 
Taklid : Takma, asma, kuşatma. * Benzetmeğe ve benzemeğe çalışmak. Benzerini yapmak. Birine benzemeğe çalışarak alay etmek. Sahte. Bir şeyin sahtesini yapmak.
 
Tahkik : Doğru olup olmadığını araştırmak veya doğruluğunu, yanlışlığını meydana çıkarmak. İncelemek. İçyüzünü araştırmak. * Bir şeyi eksiksiz ve ziyâdesiz yapmakta mübâlağa etmektir. Bir şeyin hakikatına ermek, künhüne vâkıf olmak, nihayetine erişmek demektir. Kur'an kıraat ıstılahında ise: Her harfin hakkını vermek, özel sıfatlarına riayet etmek.
 
Tahkim : Doğru olup olmadığını araştırmak veya doğruluğunu, yanlışlığını meydana çıkarmak. İncelemek. İçyüzünü araştırmak. * Bir şeyi eksiksiz ve ziyâdesiz yapmakta mübâlağa etmektir. Bir şeyin hakikatına ermek, künhüne vâkıf olmak, nihayetine erişmek demektir. Kur'an kıraat ıstılahında ise: Her harfin hakkını vermek, özel sıfatlarına riayet etmek.
 
 
 
 
 
                                                                         ZEVK 988
 
                                               Başımda bir müşkil iş, bir hayret el verdi bize
                                               Ayna kabuk içinde öz, meyhâneyi ma’bed sandık
                                               Şirret şeytan - kudsal melek, üfledi yel verdi bize
                                               Nârın içtik nûra kandık, mum gibi eridik yandık…
 
                                                                                              25.10.1993  10:55
 
Şirret : çok şerli.
 
 
 
 
                                                                         ZEVK 989
 
                                               “İsimler İlmi”ni bilen, yasak meyveye meyilli
                                               Cihan mülküne can olan, Cânân’ın aynası Âdem
                                               Tekvin teknemiz anamız, İşi işve tatlı dilli
                                               Güzel Havva günah süsü
                                               Nedir bu mescid meyhâne, bu devrandaki dem bu dem
                                               Kim, Kim? Hiçlik Denizi’nde, HAKK’ın vücûdun örtüsü
                                               Ahsen-i Takvimdir Âşık diyırlar.
                                               Ayılan âşıklar ah ediyorlar..
                                     
                                                                                               25.10.1993  13:20
 
 
Tekvin : Var etmek. Meydana getirmek. Yaratmak. * İlm-i Kelâmda: Cenab-ı Hakk'ın sübutî bir sıfatıdır ve ademden vücuda getirmesi, icad etmesidir.
 
İşve : Güzellerin gönül çeken naz ve edâsı. Gönül çekici tavır.
 
Ahsen-i Takvim : En güzel kıvama koyma. * Cenab-ı Hakkın her şeyi kendisine lâyık en güzel kıvam, sıfat ve surette yaratması. İnsanın en yüksek ve câmi isti'dâd ve kabiliyetlerde ve en güzel surette yaratıldığı.







[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır