Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
145. Zevkler
     ZEVK 990
 
                                           Sanki  sahoşum ayılmam, yâr elinden ah Sultanım
                                           Yanar canım göynür özüm, zâr elinden ah Sultanım
                                           Güller mahzun - Bülbül hasreti, hâr elinden ah Sultanım
                                           Kul İhvâni küle döndü, nâr elinden ah Sultanım!..
 
                                                                                 10.11.1993  09:49 dr.
 
 
 
 
 
                                                                        ZEVK 991
 
                                           Gâhi “hep”im, gâhi “Hiç”im, sosuz - sıfır - küllî - cüz’üm
                                           Dört mevsim başımdan geçer, hem geceyim hem gündüzüm
                                           Ehl-i Beyt ile “HIRA”da, HAKK’ın “İKRA”sın okudum
                                           Levh-i Mahfuz-u Mûbin’im Mahv ü isbat iki yüzüm..
 
                                                                                   10.11.1993  15:4049 dr.
 
 
Küllî : Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. * Çok, ziyade, fazla. * Man: İnsan dediğimiz zaman küll'ü ve küllîyi ifade etmiş oluyoruz. İnsanın eli, ayağı, kolu, gözü dersek cüz' ve cüz'îyi ifade etmiş oluruz. Dünya denilirse küll; dünyanın karaları, kıt'aları veyahut denizleri dediğimiz zaman küll'ün eczasını ifade etmiş oluyoruz. Küll, cüz'lerden meydana geliyor.
 
Cüz’ : Kısım, parça. Bir şeyin bir parçası. * Kitab forması. * Küllün mukabili. * Kur'ân-ı Kerim'in otuzda bir parçası.
 
Levh-i Mahfuz : Her şeyin hayatının ind-i İlâhîde yazılması. İlm-i İlâhînin bir ünvanı.
 
 
 
 
 
                                                                        ZEVK 992
 
                                           Kâtibin kalemi iman, illiyun’in ebrârı hoş
                                           Uçtan uca uçan insan, siccin ehli füccâru hoş
                                           Üruc orucunda ruhum, bulut gibi yersiz - yurtsuz
                                           Hadim-i Hâdi hâli hoş, Gaffârı hoş Settârı hoş
 
                                                                                   10.11.1993  15:53
 
 
İlliyun : (İlliyyîn) (Aliyyu. C.) Cennetin en yüksek tabakası. Ahirete giden tam kâmil mü'minlerin yeri. Hafaza meleklerinin divanları ismidir ki, salihlerin amelleri oraya yükseltilir. Ahirette yüksek dereceye, dergâh-ı rızâya en yakın olan derecedir.
 
Siccin : Sert, şiddetli olan şey. * Dâim olan. * Fâsık ve fâcirlerin amel defterlerinin konulduğu yer. * Cehennemde bir vâdi'nin adı. Fâcirlerin ruhunun gittiği yer.
 
Füccâr : (Fâcir. C.) Günahkârlar. Açıktan günah işleyenler.
 
Üruc : Yukarı çıkmak. Yükselmek.
 
Hadim : hademe, hizmet eden.
 
Hâdî : Hidayete ermiş. Mürşid. Rehber, delil. Hidayet yolunu gösteren. Hidayete, doğruluğa eriştiren. Önde giden.
 
Gaffâr : (Gufran. dan) Günahları örten, günahları bağışlayıcı. Mağfireti çok. * Kullarının günahlarını afveden Cenâb-ı Hak (C.C.)
 
Settâr : Örten, kapayan gizleyen. En çok gizleyen ve örten.
 
 
 
 
 
 
                                                                        ZEVK 993
 
                                           Külahsız cübbesiz dönen, şu muhteşem şâhenşahlar
                                           Sırr-ı sema’ da perişan, Fenâ Meyhânelerinde
                                           Aşk-ı İlâhi şehidleri, nedir bu baş - ayaksız ah!..lar
                                           Bağsız bağlı… Ar arama zincirsiz divânelerinde…
 
                                                                                        11.11.1993   10:57







[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır