Muhammed-i Nur


Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·


Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
1.5.1. Dua Etmemizi Emreden Ayetler

 

1.5.1. Duâ Etmemizi Emreden Âyeti Celîleler

ادْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ

--- "Ud'û rabbekum tedarruan ve hufyeh(hufyeten), innehu lâ yuhıbbul mu'tedîn(mu'tedîne):RABB'inize yalvara yakara (zâri zâri) ve gizlice (için için) dua edin! Gerçek şu ki ALLAH haddi (sınırı) aşanları sevmez."
(A'râf 7/55)


Tazarru: nefsin zilletini arzedip huşû' içinde inlemesi.
Birr: İyilik eden.
RABB: terbiye edip aşama aşama kemâle erdirendir.
EL RABB <---- > EL BİRR:
Zâhiri RABB : acı-tatlıyla terbiye eder. (sağdan sola RABB)
Bâtını BİRR : maksadı iyilik. (baba gibi) (soldan sağa BİRR)


وَلاَ تُفْسِدُوا فِي الأَرْضِ بَعْدَ إِصْلاَحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًا إِنَّ رَحْمَتَ اللّهِ قَرِيبٌ مِّنَ الْمُحْسِنِينَ


--- "Ve lâ tufsidû fîl ardı ba'de ıslâhıhâ ved'ûhu havfen ve tamaâ(tamaân) inne rahmetallâhi karîbun minel muhsinîn(muhsinîne): Yer yüzünde, düzeni kurulduktan (islâh edildikten) sonra bozgunculuk yapmayın ve O'na (ALLAH'a) korkarak ve umarak dua edin. Muhakkak iyilik edenlere ALLAH'ın Rahmeti çok yakındır."
(A'râf 7/56)


وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ وَلاَ تَكُن مِّنَ الْغَافِلِينَ

Vezkur rabbeke fî nefsike tedarruan ve hîfeten ve dûnel cehri minel kavli bil guduvvi vel âsâli ve lâ tekun minel gâfilîn(gâfilîne): Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma.
(A'râf 7/205)


إِنَّ الَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ لاَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِ وَيُسَبِّحُونَهُ وَلَهُ يَسْجُدُونَ*
(Secde Âyeti)
İnnellezîne inde rabbike lâ yestekbirûne an ibadetihî ve yusebbihûnehu ve lehu yescudûn (yescudûne): Kuşkusuz RABBin katındakiler O'na kulluk etmekten kibirlenmezler, O'nu tesbih eder ve yalnız O'na secde ederler.
(A'râf 7/206)


Arabçada Ledûn: ALLAH celle celâluhu'nun yanında demektir.
İndinde: katında, tarafında demektir.
Zikirden gâye: HAKK celle celâluhu'nun kemâl, izzet, yücelik, celâl, azâmet ve kudret sıfatlarını anmak.

Bu anışın şekli ise: Her zerre zâri zâri inleyerek ve ürpererek niyâz edecek.

Zîra kemâlât, Ubûdiyyetin Zilletinin şuûruna ulaşıp Rubûbiyyetin İzzetinin inkişâfına aşînâ olmaktır.

KUL; Ubûdiyyetin sıfatları olan: Acziyet, Fakriyet, Zillet ve İlletini; İlim, İrâde, İdrak ve İştirakte fiilen yaşadı mı, elini eteğini gayrısından çekti mi ve bunu Zühd u Takvâ, Sıdk u Huşû' ile yaptı mı,
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in
"Men arefe nefsehu: o kimse nefsini bildi" müjdesi ile Kulluk Tevhidini tamamladı, dörtledi demektir.


Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu: Nefsinin Bilen RABBini BİLir”” buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II/343 (2532)


KUL; Rubûbiyyet sıfatları olan: Azâmet, Kudret, Gına, Azîzlik, Dâim ve Kaim oluş ve diğerlerini; İlim, İrâde, İdrak ve İştirâk bazında bildi, anladı ve hayatına yansıtıp yaşayıp; gayrısına kulluktan istifa ettiğinde ve bunu Havf u Recâ Ve Aşk u Cezbe ile yaptı mı, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in: "fe kad arefe Rabbehu: andolsun ki RABB'ini de tanıdı!.." müjdesine mazhar bir Muhammedî olur.

"RABB'inin katındakiler" meleklerdir.
Âmennâ saddaknâ!.
İnsanlar başka diyarda mı?..
Evirip çevirmeden açıkça ve Türkçe:
RABB
u'l-Âlemin'i şah damarından yakın bilip; her an, her yer ve her hâlde hazır, nazır ve murakıb bilen, inanan, yaşayan ve Muhammedî oluş şuûruna erenler; hâlihazır huzurdadırlar ve O'na kulluktan şeref duymaktadırlar.
Zâten; maâlesef, zavallı insanoğlu hem kendisinden hemde RABB'isinden epeyce uzaklaştı ve bilinçli bilinçsiz uzaklaştırıldı.
Kur'ân-ı Kerîm ortada ve açık!..
Korkmasınlar,
RABBu'l-âlemin, kuluyla ne AYNıdır ne de GAYRıdır. Abd, abddir.

RABB celle celâluhu RABB'dir.
Resim, hiçbir zaman RESSAM olamaz!.


--- Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in: "RABBinizi görürcesine namaz kılınız, ihsân budur. Siz onu görmüyorsanız da o sizi görüyor." buyurduğu da budur.
(İbni Mâce, Mukaddime 63)


Arap saçı gibi edilen aklımızı ve vicdanlarımızı Kur'ân-ı Kerîm'in Kerem Tarağıyla taramaya dua ile devâm edelim.


لَهُ دَعْوَةُ الْحَقِّ وَالَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِ لاَ يَسْتَجِيبُونَ لَهُم بِشَيْءٍ إِلاَّ كَبَاسِطِ كَفَّيْهِ إِلَى الْمَاء لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَالِغِهِ وَمَا دُعَاء الْكَافِرِينَ إِلاَّ فِي ضَلاَلٍ

--- " Lehu da’vetul hakk(hakkı), vellezîne yed’ûne min dûnihî lâ yestecîbûne lehum bi şey’in illâ kebâsitı keffeyhi ilel mâi li yebluga fâhu ve mâ huve bi bâligıh(bâligıhî), ve mâ duâul kâfirîne illâ fî dalâl(dalâlin): Hak olan (gerçek) duâ ancak O'nadır. O'nun dışında (başka) yalvarıp durdukları ise, onlara hiçbirşeyle icâbet etmezler (karşılık vermezler). Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimseye benzer ki su, ona gelmez. Kâfirlerin duâsı hep bir sapıklık içindedir."
(Ra'd 13/14)


وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَن ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوَاهُ وَكَانَ أَمْرُهُ فُرُطًا

--- " Vasbır nefseke meallezîne yed'ûne rabbehum bil gadâti ve'l-aşiyyi yurîdûne vechehu ve lâ ta'du aynâke anhum, turîdu zînete'l-hayâti'd-dunyâ ve lâ tutı' men ağfelnâ kalbehu an zikrinâ ve't-tebea hevâhu ve kâne emruhu furutâ(furutan): Sabah akşam RABB'lerine rızâsını dileyerek duâ eden kimselerle berâber nefsince sabret! Sen, dünyâ hayâtının süsünü arzu ederek onlardan gözlerini çevirme!.. Kalbini, Bizi anmaktan gâfil kıldığımız, keyfinin (hevâsının, kötü arzularının) ardına düşmüş ve işi gücü aşırılık (ifrat) olmuş kimseye uyma!.."
(Kehf 18/28)


Bu âyeti celîlenin iniş sebebi: müşrikler; Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den Hazreti Ammar radiyallâhu anhu ve diğer yoksulları yanından kovmasına isteyince inzâl oldu.
Emruhu furutan: işi gücü ifrat, aşırılık, zorbalık, saldırganlık, azgınlık, zulüm olan demektir.
Kalbin gafleti: boş bulunuşu, ilerisini iyi düşünmeyişi, ihtiyatsızlığı, endişesizliği, zulmet kaynağı ve cehâlet çömleği oluşu.
İlâhî nursuzluğu ve zikrullahsızlığıdır.


تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ

--- "Tetecâfâ cunûbuhum anil medâcıi yed’ûne rabbehum havfen ve tamaan ve mimmâ razaknâhum yunfikûn(yunfikûne): Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan ALLAH yolunda harcarlar."
(Secde 32/16)

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemin Seher duâları ve istiğfarları ise meşhurdur:

--- Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "İki kişiye RABB'iniz şaştı; ev halkı içinden (gece) kalkıp namaza yönelene, savaşta yenilen, yine savaşan ve şehîd olana!.." buyurmuştur.
(Ebû Dâvud)

--- Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Cennetteki şeffaf köşkler şu kimselere: tatlı konuşana, yemek yedirene, oruca devâm edene, gece namazına devâm edene." buyurmuştur.
(Tirmizî)

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "
Resim : Büyük zorluklara dûçar olduğunuz zaman "ALLAH bize yeter O ne güzel vekildir" zikr-i ce-mîlîne devam ediniz " buyurmuşlardır.
(Ebû Dâvud, Vitr, 25; Tirmizî Kıyâme, 8; İbn Hanbel, Müsned, I/336 )

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Her bir peygambere etmesi için bir duâ verilmiştir Ben ise ümmetime şefâat olmak üzere duâmı âhirete bırakmak istiyorum " buyurmuşlardır.
(Ebû Hureyre radıyallâhu anhdan; Müslîm, îman, 334, 335 vd Buhârî, Deavat, I; Tirmizî, Deavât, 130; İbn Mâce, Zühd, 37; Dârimî, Rikak, 85; Muvatta", Kur'ân, 26 24)
Duânın kabul zamanını aramak gerekmektedir ki;
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "
Resim Cenâb-ı HAKK, duâda fazla ısrar edenleri sever "
(Kenzû'l-irfân 57 (Camiu's-sağîr'den))


وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ

--- " Ve kâle rabbukumud’ûnî estecib lekum, innellezîne yestekbirûne an ibâdetî se yedhulûne cehenneme dâhırîn(dâhırîne): RABB'iniz şöyle buyurdu: Bana dua edin icâbet edeyim. (kabul edip karşılık vereyim). Çünkü Bana ibâdet etmeyi kibirlerine yedirmeyenler, yarın hor, hakir (aşağılanarak) cehenneme gireceklerdir."
(Mü'min 40/60)

 




[ Geri Dön ]


Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır