Muhammed-i Nur


Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·


Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
1.5.3. Duanın Önemi Ve Fazileti

 

1.5.3. Duânın Önemi Ve Fazîleti İle İlgili Âyet-i Celîleler:



قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا

Resim
---"Kul mâ ya’beu bikum rabbî lev lâ duâukum, fe kad kezzebtum fe sevfe yekûnu lizâmâ(lizâmen): "(Rasülüm!) De ki: duanız olmasa RABB'im size niye değer (kıymet) versin? (ey inkârcılar) size Rasül'ün bildirdiklerini kesin kes yalan saydınız; onun için azab yakanızı bırakmayacaktır!" (Furkân 25/77)

Azîz kardeşlerim, şöyle bir iyice düşünelim birlikte;
Bizi, fiilimizi ve dilememizi (yâni niyet etmemizi) dahi yaratan halk eden RABB'imiz.
Emri ise:
Bana Dua ET!
O halde Dua edelim ki hakkı ve hayrı kalbimize ilhâm etsin.
İlham: ALLAH celle celâluhu tarafından insanın gönlüne ilâhî bir düşünce doğdurulmasıdır ki ASLı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Vahyinin İlham yansımasıdır ÜMMetine.
Niyet edebilelim ki niyetimizi fiiliyâta döküp organlarımızla işleyebilelim.
Gördük ki dua, merkezdeki derûnî sabit niyâz noktamızdır.
Dua, kulluğun aslı astarıdır…

Dua her ne isteyecekse KULun el Halik’ının FAZLından her ihtiyacını DİLEme niyazıdır:


وَلاَ تَتَمَنَّوْاْ مَا فَضَّلَ اللّهُ بِهِ بَعْضَكُمْ عَلَى بَعْضٍ لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا اكْتَسَبُواْ وَلِلنِّسَاء نَصِيبٌ مِّمَّا اكْتَسَبْنَ وَاسْأَلُواْ اللّهَ مِن فَضْلِهِ إِنَّ اللّهَ كَانَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا
Resim
---"Ve lâ tetemennev mâ faddalallâhû bihî ba’dakum alâ ba’d(ba’dın). Lir ricâli nasîbun mimmâktesebû ve lin nisâi nasîbun mimmâktesebn(mimmektesebne. Ves’elûllâhe min fadlihî. İnnallâhe kâne bi kulli şey’in alîmâ(alîmen) : Allah'ın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyi (malı) temenni etmeyin. Erkeklere kazandıklarından pay (olduğu gibi), kadınlara da kazandıklarından pay vardır. Allah'tan onun fazlını (ihsanını) isteyin. Gerçekten, Allah her şeyi bilendir.” (Nisâ 4/32)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Sizden biriniz hacetinin tümününü istesin, hatta ayakkabısının derisi kopsa bile istesin.” Buyurdu.
(Tirmizi ve Taberani Enes bin Malik’ten)

Duâ NE-dir ki;

ALLAH celle celâluhu’ya rağbet, niyaz, yalvarış, tazarru, salât, namaz, ULAşım SILA SALL-ı Çağrısıdır.
Cenâb-ı Hak'tan hayır ve rahmet dilemek, rızâsını, inâyetini, hidâyetini ve istikamete muvaffakiyet selâmetini dille dilemek halle yalvarmaktır.Abdinin, RABBına halini arzetmesi, içini dökmesi, ihtiyaçlarını dile getirmesi demektir.
Duâ, ALLAH celle celâluhu ile kulları, Nakille akıllar arasındaki tek ve en kuvvetli bir BAĞdır.
Cüz’i akıl ve güç sahibi
KUL, Kadîr-i Mutlak, Ganîyy, Azîm, Azîz ve Hâlik ALLAH celle celâluhu’ya karşı;
Fakriyet, Acziyet, Zillet ve İllati içinde maddî-Manevî her Muhtaçlığını, Mecburluğunu, Me’murluğunu ve Mahkumluğunu BİLir ANlar da:


… إِيَّاكَ نَعْبُدُ
Resim
---“İyyâke na’budu..: Biz yalnızca Sana ibadet ederiz..” (Fâtiha 1/5)

Fermânullah’a UYar ve Kulluğunu sunar.

وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ…
Resim---“…ve iyyâke nestaîn:.. ve yalnızca Sen'den yardım dileriz.” (Fâtiha 1/5)

İşte istiâne-Yardım istemek ve İane istemekdir DUÂ…
Duâ, MuhaMMedî İNSAN-ı Kâmilin; Kalb Kazanında kaynayan AŞKullahın BUZ-SU-BUHAR olarak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selemin Rahmetenli’l- âlemin BULutuna karışıp; “RESÛL  ALLAH” SALL-ı ULAŞIM ZEVKi ve HAZZıdır MuhaMMedî Tasavvufta ve Melâmette..

Duâ; İnsanın Hamm AKLını şaşkın Nefsinin Hep içinde HİÇliğini Anlayınca ve bu Çaresizlikler İçinde, ÇÂRE İSTEyen ELİni RABBısı Teâlâ ALLAH celle celâluhu’ya Açmasıdır ÂDEMoğlunun!
Duâ
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem SESinden DUYulan RaBBu’l-Âlemin SÖZüne Uyuşta Naz-Niyaz Nağmelerimizdir HaYYat Namazımızda..
RaBBımıza Dönüş ve yöneliş Şarkımızdır en içten..


Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e öncelikle ULAŞım-SALL sağlamak salâvât getirmektir ve RABT olup irtibat kurmaktır.
Birisini çağırmak ve nidâ etmektir, birisini bir şeye sevketmektir de.


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Dua ibadetin özüdür buyurur.
(Tirmizî Da’avat 1)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemDua ibadetten ibârettir. buyurur.
(Tirmizî Dua 1; İbn Mâce, Dua, 1)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "ALLAH katında duadan daha faziletli bir şey yoktur."
(Tirmizî, Dua, 1)

Kulun duası ile Rahmetullah arasında doğrudan ve sıkı bir ilişki vardır:
Rahmetenli’l-âlemin Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bu ilişkiyi şöyle beyan ederler:


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Dua kapılarının kendisine açıldığı kimseye (yani dua nasib olan kimseye) kabul kapıları ve rahmet kapıları da açılır.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Daavat, 101, (3548)

Dua fazileti; kalbe huzur, rahat, sükunet verir. Zihni dinlendirir, maneviyatı güçlendirir.

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Allah katında duadan makbul ve kıymetli hiçbir şey yoktur buyurmuştur.
(Tirmizî, Deavat, 1, (3370); İbn-i Mace, Dua, 1, (3829); Ahmed, Müsned, 2, 362.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allahu Teala Hazretleri kendisinden istemeyene gazab eder.” buyurmuştur.
(Ebu Hureyre’den; Tirmizî, Daavat, 2, (3373); İbn-i Mace, Dua, 1, (3827)
Resim

Burada çetrefilli bir konu var ağzı yabana olanlarca istismar edilen ve saff gençlerimizi Hakk Yoldan çelen-çıkaran..

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "ALLAH kaderleri (kainatta olup bitecek olayları) insanları yaratmadan şu kadar ve şu kadar yıl önce takdir etmiştir." Buyurdu.(Müslim, Kader, l6; Tirmizî, Kader, 18.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Olacak şeylerde kalem (yazma işini bitirmiş ve) kurumuştur." Buyurdu.
(Tirmizî, İman,18)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Dört şeyle ilgili işlem bitirilmiştir; ömür, rızık, yaratma ve huy." Buyurdu.
(Nureddin el-Heysemî, Mecmau'z-Zevaid, VII/195.)

İşte sadece ve sadece bu benzeri hadisleri öne çıkararak her şey olup bitmiştir, insanın kul olarak yapacağı belli, o zaman ne istiyorsa yapsın!
sapıklığına sokmuşlar ve sokmaktadırlar.

"Cebriye" ciler vardır dua etkisi vs. dinlemez- anlamazlar ve kulun iyi-kötü işini Rabbımızdan bilirler
Bunlara göre kulda ne fiil, ne irade ve ne de kudret vardır.
Kul yaptığı işleri kendi iradesi ile yapmaz ve ALLAH'ın mutlak kudret ve iradesi ile meydana gelir.
Kul, bir iyilik ya da kötülük yapmışsa buna mecbur olduğu için yapmıştır.

Bu saçmadır zirâ ALLAH celle celâluhu kendi yarattığı kulunu ŞERRi İŞLEmeye zorlayıp da El ÂDİL ALLAH celle celâluhu olarak hesab sorup NÂRına sokmaz..


He kuluna kaderince-kadarınca;
Cüz’i Akıl Bilmek içindir
Cüz’i İrade faydalı-zararlıdan, iyi-kötüden Faydalıyı-İYİyi Tercih içindir.
Cüz’i Güç-Kuvvet ve âletlerini vermiştir ki İnancını fiile çevirebilsin
Gözsüze gözden sormaz ve gözün nerede nasıl kullanacağını da tek tek anlatmış ve ayrıca RESÛLü-Görevlisi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem e TEK ÖRNEKimiz olarak yaşatıp göstermiştir.
ALLAH celle celâluhu nun El Evvelini ve El ÂHirini şu kısır-hışır HaMm Akıllarına sığdırmya uğraşacaklarına Kur'ân-ı Kerim ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem DİNLEseler mutlaka İslah olup felah bulurlardı..


Dua ile kader-i Muallak değişir:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Anne babaya iyilik, ömrü uzatır. Yalan rızkı azaltır. Dua kazayı geri çevirir. Aziz ve celil olan Allah'ın yaratıkları hakkında iki kazası vardır. Biri değişmez, diğeri ise değişir.” Buyurdu.
(Ebu Hüreyre’den; İbni Adiyy'in el-Kâmil’inden)

Kur'ân-ı Kerimde mesnedi ise:

يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى إِنَّ أَجَلَ اللَّهِ إِذَا جَاء لَا يُؤَخَّرُ لَوْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Resim
---“Yagfir lekum min zunûbikum ve yûahhırkum ilâ ecelin musemmâ(musemmen), inne ecelallâhi izâ câe lâ yuahhar(yûahharu), lev kuntum ta’lemûn(ta’lemûne): Allah da sizin günahlarınızın bir kısmını bağışlasın. Belirli vakte kadar size mühlet versin. Allah’ın tayin ettiği ecel geldiği zaman ertelenmez. Keşke bilebilseydiniz!” (Nûh 71/4)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez. Fakat kabul olunan dua, o bela gelirken korur.” Buyurdu.
(Tirmizî, Daavat, 101; İbn-i Mace, Mukaddime, 90; Ahmed, Müsned, 5, 277)


Kaza-i Mübrem: Kaçınılmaz olan Kaderdir ve değişmez.
Kaza-i mu’allak, Levh-i mahfuzda yazılı olup amellerle değişebilen Kaderdir.
Eğer o kimse, iyi amel yapıp, duası kabul olursa, o kaza değişebilir biiznillah.


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez. Fakat kabul olunan dua, o belâ gelirken korur.” Buyurdu.
(Tirmizî, Daavat, 101; İbn-i Mace, Mukaddime, 90; Ahmed, Müsned, 5, 277)

Duanın belâyı def etmesi de kaza ve kaderdir.
Dua da ALLAH celle celâluhunun merhametinin gelmesine sebeb olur.


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kaza-i muallakı hiçbir şey değiştiremez. Yalnız dua değiştirir ve ömrü yalnız; ihsan, iyilik arttırır”
(Tirmizî, Kader, 6; İbn-i Mace, Fitne, 22, (4022)

Resim
Elbette “Dua ettim!” demekle bu boş sözle değildir.
Her hususun olduğu gibi Duâ Etmenin ŞARTları ve EDEBi vardır
:

1- YALAN DEMEmek ve HELÂL Yemek ve Haram Giymemek:

Helâl kazanç ki şu dudak-diş ve gırtlaktan 3 Kapısı olan ağızdan Haram-Yasak olan GİRmeyecek ve YALAN olan Çıkmayacak!

Yalan o kadar tehlikelidir ki doğru değildir.

Resim---Safvân İbnu Süleym radıyallahu anh anlatıyor: "Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem! dedik, mü'min korkak olur mu?"
"Evet!"
buyurdular.
"Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine:

"Evet!"
buyurdular. Biz yine:
"Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk.
Bu sefer:
"Hayır!" buyurdular."
(İmam Mâlik, Muvatta, Kelâm 19, (2, 990).

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda ALLAH nezdinde "yalancılar" arasına kaydedilir." buyurmuştur.
(İbnu Mes'ud radıyallahu anh; İmam Mâlik, Muvatta, Kelam 18, (2, 990).

Resim---Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Ümmetimin sonunda yalancı Deccaller olacak. Onlar, ne sizin ne de atalarınızın hiç işitmediği şeyleri anlatacaklar. Onlardan sakının!"
(Müslim, Mukaddime 6)

Helâl Yemek ise CAN kılıfı KANın paklığı ve EMrullahı Hakça DUY-up UY-uştur:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Ey insanlar! ALLAH tayyibdir (her türlü noksanlıklardan münezzehtir) temiz ve helâl olanı ancak kabul eder. ALLAH mü’minlere de peygamberlere emrettiği şeyleri emretmiş ve:
"Ey Peygamberler! Helâl olan şeylerden yiyin ve salih -iyi işler- yapın. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı bilirim." (Müminûn 23/51 )
Müminlere de şöyle emretmiştir:
"Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların helâl ve temiz olanlarından yiyin. Eğer yalnız ALLAH'a kulluk ediyorsanız O'na şükredin."(Bakara 2/172)
Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem konuşmasını şöyle sürdürmüştür:
"Bir kimse (hac gibi) uzun yolculuğa çıkar, saçları dağılmış, toz toprak içinde kalmış bir halde ellerini semaya kaldırarak:
"Ey Rabbim, ey Rabbim!" diye dua eder (ve dileklerde bulunur). Halbuki yediği haram, içtiği haram, giydiği haram ve haramla beslenmiş, böylesinin duası nasıl kabul edilir?"

(Ebû Hureyre radiyallahu anhu -dan; Müslim, Zekat, 20; Tirmizî, Tefsiru'l-Kuran, 3.)

Resim---
İbn Abbas radiyallahu anhu anlatıyor:
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yanında:

"Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helâl ve temiz olanlarından yiyin." (Bakara 2/168)
âyet-i kerimesi okunduğunda,
Sa'd b. Ebî Vakkas ayağa kalkarak: “Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ALLAH'a dua et, beni duası kabul olanlardan kılsın!” dedi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
"Ey Sa'd! Yiyeceğini helâl olandan seç, duan kabul olur. Nefsimi kudret elinde tutan ALLAH'a yemin ederim ki, kul, haram lokma yediği zaman kırk gün duası kabul olmaz. Haramla beslenen vücud ateşi hak eder" buyurdu.
(Munizrî, et-Tergîb ve’t-Terhîb, II/547; Taberanî, Evsat)

Haram Giymemek:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra da ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua nasıl kabul edilir?”
(Ahmed, Müsned, 2, 328)

2- Müstecâb-Kabule uygun Eşref ZAMAN seçimi:

Her zaman Dua vaktidir ama; Kadr gecesi, Seher, Cuma, Arefe, Bayram, Secdede, Kur’an-ı Kerim okunduktan sonra, Kur’an-ı Kerim’in hatminde, Zemzem suyu içerken, ölünün yanında, sohbet meclislerinde, Kabe’yi gördüğü zaman gibi mübarek vakitleri seçmekte bildirilmiştir:

Resim---
Ebû Umame radiyallahu anhu şöyle demiştir:
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme: “Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, hangi dua daha makbuldur?” diye sorulmuş,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
"Gece yarısı ve farz namazlardan sonra yapılan duadır" buyurmuştur.
( Tirmizî, Daavat, 79)

Resim---
Cabir radiyallahu anhu şöyle demiştir:
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:
"Gecede duanın kabul olacağı bir saat vardır ki, her hangi bir müslüman ona rastlar da dünya ve âhirete dair ALLAH'tan hayır dilerse, muhakkak ALLAH dilediğini yerine getirir. Bu saat her gecede vardır."
(Müslim, Kitabu Salati'I-Müsafirine ve Kasriha, 23)

Cuma gününde de duaların kabul olacağı bir saat vardır.
Kim o saate dek getirir ve ALLAH'tan bir dilekte bulunursa, ALLAH Teâlâ onun dileğini kabul eder
:

Resim---Ebû Hureyre radiyallahu anhu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir: "Cuma gününde bir saat vardır ki, müslüman o saate rastlar da ALLAH'tan bir şey dilerse, ALLAH onu kendisine mutlaka verir."
(Buhârî, Cuma, 37; Müslim, Cuma, 4; Tirmizî, salat, 354)

Resim
3- Müstecâb-Kabule uygun Eşref MEKAN seçimi:

Duânın kabûlünün şerefli mekanlarla da ilgisi vardır.
Mekke, Medine, Kudus, Hıra dağı gibi yerlerde.

Hasen-i Basrî kaddesallahu sırrahu, Mekke-i Mükerreme ehline gönderdiği mektûpta, Mekke-i Mükerremede duânın kabûl olduğu yerleri şöyle bildirdi:
“1- Tavafta, 2- Multezemde (Hacer-i esvedin bulunduğu köşe ile Kabe-i muazzamanın kapısı arasında), 3- Mizahın altında (altın oluk), 4- Kabe-i muazzamada ve onun içinde, 5- Zemzem kuyusunun yanında otururken veya Zemzem suyunu içerken, 6- Safa ve Mervede, 7- Safa ile Merve arasında, 8-Tavâf edip iki rekat tavaf namazı kıldıktan sonra, Makâm-ı İbrahimin arkasında, 9- Arafe günü Arafatta, 10- Bayram gecesi güneş doğuncaya kadar Müzdelifede, 11- Minâda, 12- Şeytan taşlama ânında.”

4- Öncelikle Dua eden NEFS-Kul İstiğfar ile Tezekkâ olup temizlenmeli ve Dua eden, önce kendisine sonra ana-babasına ve diğer müminlere dua etmelidir:

İstiğfar ile Duayı Seher SESSizliğinde Sunmayı ALLAH celle celâluhu emretmekte ve öğmektedir.

وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
Resim
---“Ve bil eshârihum yestağfirûne: Seher vakitlerinde de istiğfar ederledi” (Zâriyât 51/18)

Resim---
Ebû Hureyre radiyallahu anhu anlatıyor:
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Gecenin üçde ikisi geçip de son üçde biri kaldığında yüceler yücesi olan Rabbimiz, (keyfiyetini bilmediğimiz bir şekilde) dünyanın semasına iner ve: "Bana kim dua eder ki onun duasına icâbet edeyim, benden kim ister ki dileğini vereyim, benden kim mağfiret diler ki onu bağışlayayım" buyurur.
(Buhari, Teheccüd, 14; Müslim, Kitabu Salati'l-Müsafirine ve Kasriha, 24; Tirmizî, Salat, 329)

5- Dua ederken ALLAH'tan Meşru’ olmayan-Haram ve yanlış olan bir dilekte bulunmamak, beddua ve lânet etmemek gerekir:

Resim---Ubade b. es-Samit radiyallahu anhu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir:
"Yeryüzünde hiçbir müslüman yoktur ki bir günahı veya akraba ile ilişiği kesmeye "vesile" olacak bir dilekte bulunmadığı sürece, her hangi bir dua ile dua etsin de ALLAH Teâlâ ona istediğini vermesin veya o duasına karşılık bir kötülüğü ondan uzaklaştırmasın." Dinleyenlerden birisi: “Öyle ise biz de çok dua ederiz!” deyince, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "ALLAH'ın lutuf ve ihsanı istediğinizden daha çoktur!" buyurdu.
(Tirmizî, Dua, 9.)

Resim
Bu konuyu facebook'ta payla��n!6- Duada acele etmemek gerekir ki “her işin bir vakti vardır” hükmün bilmek gerekir.

Her işin ALLAH celle celâluhu tarafından belirlenmiş birvakti vardır:

وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُوا أَهْوَاءهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ
Resim---"Ve kezzebu vettebeu ehvaehum ve kullu emrin mustekirr: Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. HALBUKİ HER İŞİN ULAŞACAĞI YERİ VARDIR.(Kamer 54/3)

Vakti gelen iş ANında olacaktır:

هُوَ الَّذِي يُحْيِي وَيُمِيتُ فَإِذَا قَضَى أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُن فَيَكُونُ
Resim---“Hüvellezi yuhyi ve yümit fe iza kada emran fe innema yekulü lehu kün fe yekun: O, hem dirilten hem de öldürendir. O, herhangi bir işin olmasını dilediği zaman yalnız «Ol!» der, o da oluverir.(Mü’min40/68)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Bir kul günahı veya akrabası ile dargınlığa vesile olacak bir şey dilemedikçe ve bir de acele etmedikçe duası kabul olunur." Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme: “Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, duanın kabulüne engel olan acele etmek ne demektir? diye soruldu . Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "İnsan, çok dua ettim de kabul edilmedi, der. Dileğinin gecikmesinden dolayı duayı terkeder. İşte acele etmek bu demektir" buyurdu.
(Buhârî, Cuma, 37; Müslim, Cuma, 4; Tirmizî, salat, 354.)

ALLAH Teâlâ dua edenin duasına icâbet buyuracağını Kur'ân-ı Kerim'de va'detmiştir ve icâbet edecektir:

وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
Resim
---"Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbû lî vel yu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne): Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.(Bakara 2/186)

Resim---Fudale İbn-i Ubeyd radiyallahu anhu anlatıyor:Resulullah (s.a.v.) dua eden bir adamın, dua sırasında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem salat ve selam okumadığını görmüştü. Hemen: “Bu kimse acele etti” buyurdu. Sonra adamı çağırıp: “Biriniz dua ederken, Allahu Teala’ya hamd u sena ederek başlasın, "
(Ebu Davud, Salat, 23, (1481); Tirmizî, Daavat 64, (3477); Nesaî, Sehv, 48, (1282)

Resim---İbn-i Mes’ud radiyallahu anhu anlatıyor:Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Ebu Bekr, Hz. Ömer (r. anhüma) beraber otururlarken ben namaz kılıyordum. (Namazı bitirip) oturunca, Allah’a sena ile zikretmeye başladım ve arkasından Resulullah’a (s.a.v.) salat okuyarak devam ettim. Sonra kendim için duada bulundum. (Bu tarzımı beğenmiş olacak ki) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “İşte!. İstediğin veriliyor. İşte! İstediğin veriliyor'buyurdu.
(Tirmizî, Cuma, 63)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Sizden biri dua edince ‘Ya Rabb! Dilersen beni affet! Ya Rabb dilersen bana rahmet et!’ demesin. Bilakis, azimle (kesin bir üslubla) istesin, zira Allah Teala Hazretlerini kimse icbar edemez.buyurdu.
(Enes’den; Buharî, Daavat, 21, Tevhid, 31; Müslim, Zikr, 3, (2678-79); Ebu Davud, Salat, 23, (1483); Tirmizî, Daavat, 77; İbn-i Mace, Dua, 8; Muvatta, Kur’an, 8, (28); İmam Ahmed, Müsned, 3, 101)

Resim---Ebu Musa radiyallahu anhu anlatır: Bir sefere (Hayber Seferi) çıkmıştık. Halk (yolda, bir ara) yüksek sesle tekbir getirmeye başladı. Bunun üzerine Hz. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem müdahele ederek: “Nefislerinize karşı merhametli olun. Zira sizler, sağır birisine hitab etmiyorsunuz, muhatabınız gaib de değil. Sizler gören, işiten, (nerede olsanız) sizinle olan bir Zât’a, Allah’a hitab ediyorsunuz.buyurdu.
(Buharî, Daavat, 50, 67, Cihad, 131, Tevhîd, 9; Müslim, Zikr, 13; Ebu Davud, Salat, 26, (1526, Tirmizî, Daavat, 57, (3461).
7- Dua eden kimse içten şuurla ve kalb-i selimle, ve yalvararak yaptığı duanın kabul edileceğine inanmalıdır ve ALLAH celle celâluhu dan aff ve afiyet dilemelidir:

Duam kabul edilir mi, edilmez mi gibi bir tereddüdle yapılan dua kabul olmaz.

Resim---
Ebu Hureyre radiyallahu anhu anlatıyor:
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"Dualarımızın kabul edileceğine inandığınız halde ALLAH'a dua edin. İyi biliniz ki ALLAH, gafil olan ve gönlü ALLAH'tan başka bir şeyle meşgul bulunan kimsenin duasını kabul etmez!"
(Tirmizî, Daavat, 66)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Müminin hiçbir duası red edilip, geri çevrilmez. Karşılığı ya dünyada verilir, ya ahirete tehir edilir, veya günahlarına keffaret olur.”
(Ebu Nuaym, Hilye, 2, 324)

Duanın şartlarından biri, dua ederken kalb huzuru ile yapmak ve duadan gafil olmamaktır.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Biliniz ki, Allahu Teala, gafil kalb ile yapılan duayı kabul etmez” buyurdu.
(Tirmizî, Daavaat, 65; Ahmed, Müsned, 2, 177)

8- Başa Belâ gelmeden önce duâ rahatken etmek gerekli:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Sıkıntılı iken duâsının kabul edilmesini isteyen, rahat iken çok duâ etsin!) buyurdu.
(Tirmizî)

9- Dua eden kimse haşyet-korku ve Huşû-derin bir saygı içerisinde bulunmalı, bağırarak yalvarmaktan sakınmalıdır.

Duada mühim olan, niyetin dosdoğru olması, kalbin halis ve kalbin huzurlu olmasıdır.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allahu Teala’nın kabul buyuracağına kat’i olarak inanarak dua ediniz. Biliniz ki, Allahu Teala, gafil kalp ile yapılan duayı kabul etmez” buyurmuştur.
(Tirmizî, Daavaat, 65; Ahmed, Müsned, 2, 177)

ALLAH Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de kendisine nasıl yalvaracağımızı bildiriyor ve şöyle buyuruyor:

ادْعُواْ رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ
Resim
---Ud'û rabbekum tedarruan ve hufyeh(hufyeten), innehu lâ yuhıbbul mu'tedîn (mu'tedîne): Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez.”
Buyurdu.
(A'raf 7/55)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Siz ne bir sağıra, ne de bir orada olmayana dua ediyor değilsiniz, şüphesiz bir işitene ve yakına dua ediyorsunuz" buyurmuştur.
(Buharî, Meğazî, 38; Müslim, Zikir ,44, 45; Ebû Davud, Vitir, 26; Tirmizî, Daavat, 57)

Duada fazla söz söyleme ve uzâtma da bir nevi haddi aşmadır.

Resim---
Ebû Umame radiyallahu anhu dan rivâyete göre, Abdullah b. Muğaffel oğlunun:
"ALLAH'ım, Cennete girdiğimde sağ tarafındaki beyaz köşkü senden isterim!" diye dua ettiğini işitince: "Oğlum, ALLAH'tan Cenneti iste ve ateşten O'na sığın. Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden dinledim, şöyle buyurdu:
"Bir topluluk gelecek, duada haddi aşacaklar." demiştir.
(Ebû Davud, Vitir, 23; İbn Mâce, Dua, 12)

Resim
 
DEVAMI VAR...



[ Geri Dön ]


Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır