Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
154. Zevkler
    ZEVK 1006
 
                                                 İbnü’l- Vakit Sofîler çok, lâzım ve lâyığı yapan
                                                 Safâ-yı Kalb Sâfîler tok, icâbsız - mucibsiz tapan
                                                 Hâlden vakitten ferâgat edip RABB’a rabt olmuşlar
                                                 Hunnes - Kunnes iki gözüm İhvâni’m , doğuran - kapan…
 
                                                                                              09.06.1994  15:14 
 
 
İbnü’l- Vakit : vaktin oğlu, vaktin kıymetini bilen ârif kişi. Vaktin icabettirdiğini anında yapan.
 
Sofî : Sufî, (C.: Sufiyyun) Tasavvuf ehli. Sofu. Mutasavvıf.
 
İcâb : Lâzım. Gerekli. Lüzum. Sebeb olmak. * Ist: Akitlerde ilk söylenen söz. Bir mal sahibinin müşteriye karşı, "Bu malımı sana şu kadar paraya sattım" demesidir. Müşterinin de kabul etmesine dair olan sözüne "kabul" denir. Şer'i ıstılahta buna "icâb ve kabul" denir.
 
Mucib : (Mucibe) İcâb eden, lâzım gelen. * Bir şeyin peydâ olmasına vesile ve sebep olan. Gereken. Gerektiren, lâzım gelen.
Ferâgat : Tok gözlülük. Hakkından vaz geçmek, bir şey istememek. Şahsî dâvasından vaz geçmek. * Boşalmak, hâlî olmak.
 
Rabt : Bağlamak, bitiştirmek, bir şeye bağlamak. * Nizam vermek, intizam bulmak. * Gr: Cümleleri lüzumlu edatlarla birbirine bağlamak.
 
Hunnes-Kunnes : KaHunnes, Hânis'in; Künnes de Kânis'in çoğuludur. Kânis, süpüren mânasınadır. Umumiyetle, akıp akıp yuvalarına giden veya aynı yollarında gidip gelen yıldızlar demektir. Bazılarınca gündüz gaib, gece zâhir olan yıldızlara denir. Ekseriyetle yedi seyyar yıldızlara denmiştir. (Zuhal, Müşteri, Merih, Zühre, Utarid, Uranüs, Neptün) tasavvufta tıpkı  kâinattaki Ak Delik-Kara Delik gibidir.
 
 
 
 
                                                                        ZEVK 1007
 
                                                 Her haris mahrum ham deli, her şeyin altında aslı
                                                 Kibir kuyusu kabir çok, gözler kuru sîne paslı
                                                 Budan bardaklı sâkiler, sevdâ sırrın selsebili
                                                 ALLAH’dan ALLAH’a ALLAH… ALLAH için aslı-faslı…
 
                                                                                             09.06.1994  15:21
 
Haris : Son derece hırslı olan.
 
Kabir : kabr : (Kabir) Mezar. Merkad. Ölünün toprağa gömüldüğü yer. (Bak: Âlem-i berzah)
 
 
 
 
                                                                        ZEVK 1008
 
                                                 Kahhar arayan Tuncer Can, koş Tur-u TÛR Tâ-Hâ’sına
                                                 Baş açık - yalın ayak gir dost Mukaddes Tuvâ’sına
                                                 “Yazmaya melek bilmesin - Bozmaya şeytan!” İhlasın
                                                 Bu bazarda bahana bul! Rızası can bahasına…
 
                                                                                            09.06.1994  15:34 
 
Kahhar : Galib-i Mutlak ve her an kahretmeğe muktedir olan Allah (C.C.) Hak Celle ve A'lâ'nın esmâ ve sıfâtındandır.
 
TÛR : Dağ. * Had ve mikdar.
 
Tur-i Sinâ Dağı :Musâ Peygamberin (A.S.) Allah (C.C.) kelâmına nâil olduğu, Süveyş ile Akabe Körfezi arasındaki bir yer ve bir dağ ismi. Cebel-i Musa veya Tur-u Sinâ da denir. * İbn-i Sinâ'nın ceddinin ismi. (Bak: İbn-i Sinâ)
 
Mukaddes Tuvâ : Övünmüş, senâ edilmiş şey. * Tur-i Sina dağı eteğinde bir vâdinin adı. * Örülmüş kuyu.
 
İhlas : (Hulus. dan) Kalbini safi etmek. İçten, samimi, riyasız sevgi. İçten gelen sevgi ile doğruluk ve bağlılık. * Sırf Allah emretmiş olduğu için ibadet etmek. Yapılan ibadet ve işlerde hiçbir karşılık ve menfaati, hakiki ve esas gaye etmeyerek yalnız ve yalnız Allah rızasını esas maksat ve gaye edinmek. İnsanlara riyakârlıktan, gösterişten uzak olmak.
 
 
 
 
                                                                        ZEVK 1009
 
                                                 Kar üstüne karlar yağar, Yâri anarsa gönlüm
                                                 Kar Dağı’na döner başım, kalbi kanarsa gönlüm
                                                 Bir kara sevdâdır gülüm, başımdaki Kar Çiçeği
                                                 Yeşil giyen yanar dağlar gibi yanarsa gönlüm…
 
                                                                                       11.07.1994  11:20








[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır