Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·


Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
195- GELSİN!..

 
          ~ GELSİN  ~
 
 
Kalmadı cihanda canım cefâsız
Sevgiliye hasret sessiz sefâsız
Ağyâr ile haber salmış vefâsız
Vuslat kapımıza gayri az gelsin…
 
                   
 
Dört âlemde yâr adını ünleyen
Âşıklara aşkı çalıp dinleyen
Her telinde bin bir bahar inleyen
Koltuğunda gamsız sefil saz gelsin…
 
                   
 
İste seher çalsın bahar borusu
Şaha kalksın âşıkların dorusu
Bir cümbüş başlatsın meşe korusu
Yavuklu yuvası gönle yaz gelsin…
 
                   
 
Seven sevdiğini seyrinden sekmez
Başını düşünmez aşağın çekmez
Yeşil başlı telli turna gerekmez
Yârini yâd eden yaban kaz gelsin…
 
                   
 
Faydasız fırtına ekip ivmesin
Kırk düğüm gırtlaktan ağzın övmesin
Demir leblemizi boşa gevmesin
Olmasın vefâsız varsın vaz gelsin…
 
                   
 
Ah eylermiş duyduk mâşuk nazından
Sevdamız sızdırmış sine sazından
Ar ettik aşığın nev niyazından
Sırrın sırmalasın safinaz gelsin…
 
                   
 
Sultanlar kul eyler gönülden bakış
Her zerre semâda sır âhenk akış
Yedi renk küpünden isterse nakış
Gergefe gerili renksiz bez gelsin…
 
                   
 
Girmeyin korkaklar dipsiz denize
Yârimin yasasın söyledim size
Öldürürüm demiş insafsız bize
Hoca koşa gelsin, kaput bez gelsin…
 
                   
 
Çokluk çemberinden birlik bakışın
Arı sular gibi arsız akışın
Özledim Lâtif’in Lütûf nakışın
Hemen bekliyorum aman tez gelsin…
 
                   
 
Anlayan âriftir ne söylesem az
Üçlerin ülkesi nasihat niyâz
Yediler yedinde kırk boğum boğaz
Yalnız yürümesin yâre, iz gelsin…
 
                   
 
Kor alev gönüle hile ekmesin
Kavlimiz unutup sözün sekmesin
Ak bulutlu başın yüce çekmesin
Benliğin bıraksın bize, biz gelsin…
 
                   
 
Sorunca söyleyen sevgiden sapsın
Umutsuz korkusuz kulluğu kapsın
Kıyamın rükû’un secdesin yapsın
Âşıksa mâşuğa sekiz diz gelsin…
 
                   
 
Durmadan dönecek, devranı devrin
Saklasın sînede sırrını seyrin
Hiç kâle almasın cihanın cevrin
Çilesin çarkını çeksin çiz gelsin…
 
                   
 
Destur deryasına gafil dalmasın
İnci diye kara taşlar almasın
Bekâret  kemerin sele salmasın    
Er oğlunun kızı erdir kız gelsin
 
                   
 
Kapatsın kulağın mevcut mesele
Gönlün ayarlasın Bezm-i Ezele
Varlığın yokluğa değişsin hele
Temaşaya tenha, üryan toz gelsin…
 
                   
 
Varlık Yâr’in… Gül dikenin yüzmeyiz
Ayrı gayrı bilmez zerre üzmeyiz
Biz elek değiliz “HAKK” ı süzmeyiz
Çürük çarık gelsin hamla yoz gelsin…
 
                   
 
Dilin dilim-dilim, dilmez mi İhvanî
Sır sızdı, sözünü silmez mi İhvanî
Âşıktır aşk oyunun bilmez mi İhvanî
Yeter ki Sultan’ım ele koz gelsin…
 
                   
 
Yaradan yazmıştır aşkın yasasın
Erenler aklayın âşık tasasın
Yüzün, ezin, süzün varlık posasın
Beden teknesinde özün... Öz gelsin…
 
                   
 
Halde haşr-ü-neşir gönlün sağlasın
Bilsin bulsun bizi bağrın dağlasın
El, bel, dilin ipin sıkı bağlasın
Çarığın çulunun bağın çöz gelsin…
          (Ayakkabını çıkar)
 
                   
 
RABB’a rıza raksta rüzgar ağaçlar
Yelesi yellenmiş çiçekli taçlar
Al yeşil giyinmiş ak bulut saçlar
Yanar dağlar gibi bağrı köz gelsin
 
                   
 
Sanmasın dergâhtır, kümesin eller
Bilir bilmez nâne yemesin eller
“Böyle âşık mı olur?” demesin eller
İstemem sunama sakın söz gelsin…
 
                   
 
Gelin, kesin dilim anarım dostlar
Yâre yârelerim kanarım dostlar
Yanmışım narına yanarım dostlar
Kerbelâ çölü’nden karlı buz gelsin…
 
                   
 
Bu meydanda kuralı var oyunun
Acı mutsuzluğun, başlangıç sonun
Bal arının, ekşi - eksik yolcunun
İstemem… Yâreme, çâre tuz gelsin…
 
                   
 
Dört boyut doldurup bir kadeh içsin
Gurbet garibidir; gafleti geçsin
Zamanı kollasın seheri seçsin
Uyku, uyanmasın. Uysal, uz gelsin…
 
                   
 
Savrulduk sevdamız sözledik yine
Yürek yağımızı çözledik yine
Meyhâne mestini özledik yine
Bakışları mahmur gözün süz gelsin…
 
                   
 
Kışın yaprağını dökse de dallar
Baharla tomurlar goncalar fırlar
Muhabbet mevsimin mesti âşıklar
El etek öpsün de yerde yüz gelsin…
 
                   
 
Cânâna can versin divana dursun
Girsin “ER MEYDANI”n peşrevin vursun
İNSAN-I KAMİL’den bir “PÎR” e sorsun
Sapmasın bir yana doğru-düz gelsin…
 
                    25-26.12.1986   Antalya
 
 
Bekâret kemeri: İkrar.
  
Sele salmasın : Ağyâre gitme.
 
Er oğlunun kızı erdir kız gelsin: Öz âşıklar.
 
Mevcut mesele : Hayat.
 
Halde haşr-ü-neşir gönlün sağlasın : Dirilik.
 
Çarığın çulunun bağın çöz gelsin…: Ayakkabını çıkar
 
                   إِنِّي أَنَا رَبُّكَ فَاخْلَعْ نَعْلَيْكَ إِنَّكَ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًى
 
İnni ene rabbüke fahla' na'leyk inneke bil vadil mukaddesi tuva :
Muhakkak ki ben, evet ben senin Rabbinim! Hemen pabuçlarını çıkar! Çünkü sen kutsal vâdi Tuvâ'dasın!” (Tâ Hâ 20/12)
 
 
 
Bismillâhirrahmânirrahim
 
-         Cezallâhu anna Muhammeden ma hüve ehlihu
-          
-         Subhânallahu ve bihamdih.
 
Lara Kampı  SİNUSİ Baba
 
 
“Akıl kalbdeki Hakkı ve batılı fark eden bir nurdur.”
 
Hadis-i Şerif







[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır