Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
1.9. ŞİİR - ŞÂİR - ÂŞIK

Resim


Resim

1.9. ŞİİR - ŞÂİR - ÂŞIK

Azîz kardeşlerim,
Gerçek AŞK Gönül Ateşidir, coşturur, taştırır ve de dağlar aştırır..
BİZ ÂŞIK Milleti böyleyİZ...
İster Şiir de, ister Tûlûat (doğuşlar) de, Varidât (oluşlar) de, Zevkler de, HaZZlar de ne dersen De!.
Birisi: “Allah!.” dese, ZİL TAKar OYNArız.
Muhammedî MeLâmette Kemâle götüren ALLAHU ZÜ’L-CELÂL’dir.

ŞİİR NEdir? ÂŞIK KİMdir?..

Muhammedî MeLâmette
SıRR-ı Sıfır SeLâmette
ÂŞıK KiMdir? ŞiiR Nedir?
BİLelim DOST KeLâm et te..

İÇ-imdeki AŞKı DUY-uŞ
DIŞ-ımdaki AŞKa UY-uŞ
DiVâNâ - ParVânâ ET-Ti
AŞK ATAŞ-ını KOKU-yuŞ..


Şe’EN-de ŞiiR
BEN Ben-de ŞiiR
NÛn’un MîM’deki CeM’-i
CAN Resim TEN-de ŞiiR…


Şiir, Gökkuşağında 7 Renk ve 8 Zevk AVcılığıdır.
Şiir; ISSızlığın, SeSSizliğin ve Kimsesizliğin Seher SeSidir.
Şiir, Yanar Dağ gibi yanan Yüreklerin yanık DUYgu Dumanıdır.
Şiir, Umutla Korkunun ARAkesitinde KeLiMelerin HaZZda RAKSıdır.
Şiir, CAN KUŞUnun; Kanlı KaFesinde, NaZ Nefesinde Niyaz SESidir.
Şiir; SÖZde, Emniyetli-Ekonomik ve de Estetik ETKİleme ER-DEMidir.
Şiir, Ses ve Ritmin Kalemden Kâğıda ÖZ bir DUYgu ve DÜŞÜNle DÖKülüşüdür.
Şiir; yaklaştıkça uzaklaşmayan, tanıdıkça çirkinleşmeyen, SEVdikçe şımarmayan SEVgili Yüreklerin YAYla Yurdudur.

Şiir; Cehennemin GÜL Yüzü, Cennetin CeM’ CÜZ’üdür..
Şiir; Benim, 7 CeheNNem-imde PİŞen 8 CeNNet AŞI-mdır.
Şiir, SIRATın Sırtındaki SIRR Sarnıcının SIZIntısıdır.
Şiir; CeFâ Ateşinde Vefâ Tenceresiyle pişen Şifâ AŞInın Sefâ Sofrasıdır.
Şiir; ÇEKen, ÇEKilen ve ÇEKtireni TEK Bilmek TEVHİDidr.
Şiir; KOR İÇindeki Âşığın, “ZOR Ah!” ını AKLına ANlatımıdır.
Şiir; kAHkAHadaki HiÇkırıkın gÖZ Yaşı, HiÇkırıktaki kAHkAHanın gizli GÜLüşüdür..
Şiir; NÛN-un RAKSı ve MîM-deki AKSidir..
Şiir; Hakikat-ı MuHaMMediYYeyi Özde DUYmak SÖZde UYmaktır.

Şiir; En İyiye, En Güzele, En Doğruya doğru Durmadan KOŞan ÂŞIKların AYAK SESidir.
Şiir; DOĞ-AN BeBEnin İlk Nefesi, BAT-AN DeDEnin Son SESidir.
Şiir; Kaf Kalesindeki Zümrüd-ü ANKA KuŞunun NEŞ’esidir.
Şiir; BİLinemez BİLmecenin BİLinir BİLgisi, İrfan İlgisi ve SIRR SİLgisidir.
Şiir; Âşıkların “Ah!” ını AHmaklardan SAKLAma Sanatıdır.
Şiir; SEVgi SEViyesinde BİLişip-BULuşup-OLuşanların BİZ BİR-İZ Damlası, KEVSER Tası ve Şehâdet Şifâsıdır..
Şiir; Üzme, Üzülme, SEV, SEVil! SEVgi SEViyesinde SUSUŞ Nefesidir.
Şiir; “SEVen-SEVilen, SEVgili!.” SıRRının Rüşde ERiş ERdemidir.
Şiir; DOĞan Akşam, Batan SabAH ve AYNaların ARDındaki “ Ah!”tır.
Şiir; Burnunu Dayadığın AYNadaki BeN BuĞusu, GöR-KöR DUYgusudur.
Şiir; AŞKtaki ŞaŞkınlığın-TAŞkınlığın, AŞKın ANlatımı ACIsıdır.
Şiir; ŞÜKRün ve Şikâyetin YuTulması, Korku ve Umutun TUTulması, DOĞum ve ÖLümün UYUtulması, KİMlik ve KİŞİliğin UNUTulmasıdır..
Şiir; “YAŞAdığını YAZ” mak ve “YAZdığını YAŞatırlar” ı BİLmek Becerisidir.
Şiir; Meryem aleyhasselâmın Dârağacı DİBinde Enfüs Hıçkırığı, İSÂ aleyhisselâmın Dârağacı TEPEsinde Âfak GÜLümsemesidir.
Şiir; Meryem aleyhasselâmın Çift ÇİLEsi, İSÂ aleyhisselâmın İrfan BİLesi ve Rahimiyyet-Rahmâniyyet İLEsidir..
Şiir; Meryem aleyhasselâmın Merhamet Meşâlesi, İSÂ aleyhisselâmın Şehâdet Şelâlesidir..


Şiir; NemruD’un İnkar-NÂRı, İbrahîM aleyhisselâmın İkrâr-NÛRu ve Her KULun Şehâdet ŞUURUdur.
Şiir; Mescid-i AKsâdan Mescid-i HaRaM’a HiCRRet eden BeBenin DiLİ..
Şiir; Mescid-i HaRaM’dan Mescid-i AKsâ’ya HiCRRet eden BeBenin MenziLİdir..
Şiir; HaCERR aleyhasselâmın SaFâ-MeRVe KOŞuSU, İsmail aleyhisselâmın Topuğundaki SU, MiNâdaki ÖLÜM KOKuSUdur.
Şiir; HaCERR aleyhasselâmın Kucağı, İbrahîM aleyhisselâmın Bıçağı ve İsmail aleyhisselâmın ÇİLE ÇAĞIdır..
Şiir TEVHİD-de; HAYFı, TAYFı, TAVAFı ve TARAFı AN-lama ARZU-Sudur.

Şâir, şiir yazan kişidir.
Âşıklar ise YAŞAdığını YAZan ya da YAZınca YAŞAtılandır bencileyin.
Şâirler Mecâzî AŞKtan Hakikî AŞKa kadar çok çeşitli konularda şiirler yazmışlardır.
İslam Dininden önce Biligili Şâirlerin şiirleri Kâbe Duvarına asılıp terşhir edilirdi.
Hicivler, taşlamalar ve övüp övünmeler döner dururdu çağlarca.
Bu dönem Şâirlerinin kullandukları sanat ve kelime anlamı o kadar yerinde ve önemli ki Kur'ân-ı Kerim tefsirinde pek çok Âlim İmam bu kimselerin beyitlerindeki anlamı göstermişlerdir.

Ne var ki müşrikliğin câhiliyye döneminde dünyaya teşrif eden Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de epeyce taşlanmıştır.

ALLAHU ZÜ’L-CELÂL Şuarâ (Şâirler) Sûresi 26/224-226 âyetlerinde müşriklerin şâirlerini yermiştir.

أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِي كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ
Resim---E lem tera ennehum fî kulli vâdin yehîmûn(yehîmûne) : Görmez misin o şairler, her yöne meyleder ve boş şeylere dalarlar.” (Şuarâ 26/224)

أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِي كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ
Resim---E lem tera ennehum fî kulli vâdin yehîmûn(yehîmûne) : Görmez misin o şairler, her yöne meyleder ve boş şeylere dalarlar.” (Şuarâ 26/225)

وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ
Resim---Ve ennehum yekûlûne mâ lâ yef’alûn(yef’alûne) : Ve gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar.” (Şuarâ 26/226)

Şuarâ (Şâirler) Sûresi 227 âyet-i kerîmesinde ise;

إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَذَكَرُوا اللَّهَ كَثِيرًا وَانتَصَرُوا مِن بَعْدِ مَا ظُلِمُوا وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ
Resim---İllellezîne âmenû ve amilus sâlihâti ve zekerûllâhe kesîran ventesarû min ba’di mâ zulimû, ve se ya’lemullezîne zalemû eyye munkalebin yenkalibûn(yenkalibûne) : Ancak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya öçlerini alanlar) başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.” (Şuarâ 26/227)

Buyurarak Muhammedî Âşıkları istisnâ etmiştir, hamd olsun...


RASÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem’in DOST DİLİnden ŞİİR:

وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى
Resim---Ve mâ yentıku anil hevâ : O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.” (Necm 53/3)

“O (Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selem) hevadan, heves ile, kendiliğinden konuşmaz!”

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selem: “Ben, az-öz söz söyleme “cevami’ul kelim” özelliği ile donatılmış olarak gönderildim.” (Buharî)

Cevâmi’ul kelim; Lâfızları az, mânâsı çok kelâmlar, sözler, ibâreler, fıkralar.
Câmi-ül kelim; Vecize. Kısa olup çok mânaya gelen sözler..

Resim---Hz. Aişe radıyallahu anhâ validemizden: "Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sizin gibi basit konuşmazdı. O konuştuğunda açık ve anlaşılır bir şekilde konuşurdu. Dinleyenler konuştuklarını kolayca anlar ve öğrenirlerdi." buyurmuştur.
(İbn-i Hacer Askalani- Fethu'l Bari - Kahire: 1959 C: 7 Sh: 389-390.)

Resim---Ümmü Hani’nin radiyallahu anhu şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Kâbe’de Kur’an-ı Kerim okur, biz de evlerimizde sedirlerimizin üzerinde uzanıp dinlerdik.”
(Ebu Davud)

Resim---
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Sakın zanna yer vermeyin. Zira zan, sözlerin en yalanıdır.
Tecessüs etmeyin, haber koklamayın, rekâbet etmeyin, hasedleşmeyin, birbirinize buğzetmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları, Allah'ın emrettiği şekilde kardeş olun!
Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona (ihânet etmez), zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, onu tahkîr etmez. Kişiye şer olarak, müslüman kardeşini tahkir etmesi yeterlidir. Her müslümanın malı, kanı ve ırzı diğer müslümana haramdır. Allah sizin suretlerinize ve kalıblarınıza bakmaz, fakat kalblerinize ve amellerinize bakar. Takva şuradadır-eliyle göğsünü işaret etti: “Sakın ha! Birinizin satışı üzerine satış yapmayın. Ey Allah'ın kulları kardeş olun! Bir müslümanın kardeşine üç günden fazla küsmesi helâl olmaz."
buyurmuştur.
(Buharî, Nikâh: 45, Edeb: 57, 58, Ferâiz: 2; Müslim, Birr: 28-34, (2563-2564); Ebu Dâvud, Edeb: 40, 56, (4882, 4917); Tirmizî, Birr: 18, (1928); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme.)

Kütüb-i Sittedeki hadislerde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Şiirde hikmet vardır" buyurdu.
(Übey İbnu Ka'b radiyallahu anhu’dan; Buhari, Edeb 90; Ebu Davud, Edeb 95, (5010); Tirmizi, Edeb 69, (2847); İbnu Mace, Edeb 41, (3755)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme, bir bedevi geldi. (Dikkat çekici bir üslubla) konuşmaya başladı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Şurası muhakkak ki beyanda sihir vardır, şurası da muhakkak ki şiirde de hikmetler vardır." buyurdu.
(İbnu Abbas radiyallahu anhu’dan; Ebu Davud, Edeb 95, (5011); Tirmizi, Edeb, 63, (2848)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şair Hassan İbnu Sabit için mescide hususi bir minber koymuştu. Hassan, orada kurulup mufahara yapar veya Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hasımlarına karşı müdafaa ederdi. Aleyhissalatu vesselam: "Allah Hassan'ı Resulullah'ı müdafaa ettiği veya onun adına mufahara yaptığı müddetçe Rühu'l-Kudüs takviye etmektedir" derdi.
(Aişe radiyallahu anha’dan; Buhari, Edeb 91; Ebu Davud, Edeb 95, (5015); Tirmizi, Edeb 70, (2849)

Resim---Amr İbnu'ş-Şerrid, babasından (Şerrid'den naklen (ra) anlatıyor: "Bir gün ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bineğinin arkasına binmiştim. Bir ara bana: "Hafızanda Ümeyye İbnu Ebi's'Sait'in şiirinden birşeyler var mı?" diye sordu. Ben: "Evet!" deyince: "Söyle!" dedi. Ben kendisine bir beyt okudum. O yine: "Devam et!" dedi. Ben bir beyt daha okudum. O yine, "Söyle!" emretti. Böylece kendisine yüz beyit okudum."(Amr İbnu'ş-Şerrid radiyallahu anhu’dan; Müslim, Şiir 1, (2266)

Resim---Cabir İbnu Semure radiyallahu anhu: "Ben, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'le yüz defadan fazla birlikte oturdum. Ashabı ona şiirler okuyor, cahiliye devriyle ilgili hadiseleri zikrediyorlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de sakitane onları dinlerdi. Bazan (anlatılanlara) onlarla birlikte tebessüm buyurduğu olurdu."
(Tirmizi, Edeb 70, (2854)

Resim---Resulullah (sav)'ın (kafilenin yürüyüş temposunu ezgileriyle) canlı tutan bir kölesi vardı, adı Enceşe idi. Bu zat güzel sesli birisiydi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona: "Ey Enceşe ağır ol! Şişeleri kırma -veya şişeleri sevkederken ağır ol- dedi. Şişe ile zayıf kadınları kastediyordu."
(Enes radiyallahu anhu’dan; Buhari, Edeb 90, 96, 111, 116; Müslim, Fezail 70, (2323)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kureyza günü, (şairi) Hassan İbnu Sabit'e: "Müşrikleri hicvet, zira Cebrail seninle beraberdir!" dedi.
(Bera radiyallahu anhu’dan; Buhari, Edeb 91, Bed'u'l-Halk 6, Megazi 30; Müslim, Fezailu's-Sahabe 153, (2486)

Resim---Hz. Âişe radıyallâhu anhâ anlatıyor:
"Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim:
"Hassân onları -yani müşrikleri- hicvetti, hem şifa verdi, hem de şifa buldu."

Hassân (radıyallâhu anh) buyurdu ki: "Sen Muhammed'i hicvettin, ben de onun adına cevap veriyorum.
Bu işimde Allah katında mükafaat vardır.
Sen Muhammed'i nezîh, müttakî,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefakâr, ahlaklı olduğu halde hicvettin. Sen O'na derik olmadığın halde O'nu hiciv mi ediyorsun?
İkinizden hangisi kötü ise iyi olana feda olsun.
Muhakkak ki, babam, babası ve ırzım,
Muhammed'in ırzını sizden korumak için muhâfızdır.
Kızcağızımı kaybedeyim, şayet siz atlarımızı
Kedâ'nın etrafını toz duman etmiş göremezsiniz.
O atlar, üzerinize gemlerini çekerek gelirken,
Sırtlarında ince mızraklar vardır.
Atlarımız pek hızlı koşarlarken,
Kadınlar başörtüleriyle tozlarını alırlar.
Şayet bizden yüz çevirirseniz umre yaparız,
Fetih geldi mi; perde kalkar.
Aksi takdirde öyle bir günün kavgasını bekleyin ki,
O günde AIIah dilediğini aziz kılacaktır.
AIIah der ki: "Ben bir kul gönderdim,
O hakkı söyler, kendisinde hiçbir gizlilik yoktur."
AIIah der ki: "Ben bir ordu hazırladım,
Bu ordum emeli cihad olan Ensardır."
Biz (Ensarîler)e her gün Kureyş'ten
Ya sövmek, ya kavga, ya da hiciv vardır
Öyle ise, sizden kim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i hicveder,
Veya över veya yardım ederse bizce birdir.
Allah'ın Resülü Cibril aramızdadır.
Rühu'l-Kudüs'ün bir dengi yoktur."

(Müslim, Fezâilu's-Sahâbe 157, (2490)

Resim---Ebü Hüreyre radıyallâhu anhu anlatıyor: "Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Bir şâirin söylediği en doğru söz Lebîd'in söylediği şu sözdür: "Haberiniz olsun, Allah'tan başka her şey bâtıldır. Ümeyye İbnu Ebi's-Salt müslüman olayazdı."
(Buhârî, Edeb 90, Menâkıbu'l-Ensâr 20, Rikâk 29; Müslim, Şiir 3, (2256); Tirmizî, Edeb 70)

Resim---Hz. Aişe radıyallâhu anhâ'nın anlattığına göre, kendisinden, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şiirden birşeyler terennüm edip etmediği sorulmuştur da şu cevabı vermiştir:
"Evet, İbnu Ravâha'nın şiirini terennüm eder ve şu mısraı okurdu: "Kendisine azık vermediğin kimseler sana haber getirecek."
(Tirmizî, Edeb 70, (2852)

Resim---İbnu Abdillah radıyallâhu anhu anlatıyor: "Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber olduğumuz bir anda kendilerine bir taş isabet etti, kaydı ve parmağı kanadı. Bunun üzerine:
"(Parmağım ne sızlarsın?) Sen ancak kanayan bir parmak değil misin? (Bu kazaya da, boşa değil) Allah yolunda uğradın!" buyurdu."
(Buhârî, Edeb 90, Cihâd 9; Müslim, Cihâd 112, (1796)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çok hoş, rahatlatıcı ve hafif şakalı konuşurdu:

Resim---Hz. Ebu Hureyre radıyALLAHu anh anlatıyor: "(Ashab'tan birkısmı): "Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem! Sen bize şaka yapıyorsun!" demişlerdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selem: "Şurası muhakkak ki (şaka da olsa) ben sadece hakkı söylerim!" buyurdular.
(Tirmizî, Birr 57, (1991).)

Resim---Hz. Enes (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "Bir adam Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek: "Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem! Beni bir deveye bindir!" dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’de: "Ben seni devenin yavrusuna bindireceğim!" dedi. Adam:"Ey ALLAH'ın Resulü, ben deve yavrusunu ne yapayım (ona binilmez ki!)" deyince Aleyhissalâtu vesselâm: "Acaba deveyi deveden başka bir mahluk mu doğurur?" buyurdular.
(Tirmizî, Birr 57, (1992); Ebu Davud, Edeb 92, (4998 .)

Resim---Yine Enes (radıyALLAHu anh), Resulullah aleyhissalâtu vesselâm'ın, kendisine: "Ey Zü'l-üzüneyn (iki kulaklı)" diye hitap ettiğini, bu sözüyle şaka yapmayı kasdettiğini rivayet etmiştir."
(Tirmizî, Birr 57, (1993); Ebu Davud, Edeb 92, (2005).)

Resim---Useyd İbnu Hudayr (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "Ensardan mizahçı bir zat vardı. (Bir gün yine) konuşup yanındakileri güldürürken Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) elindeki çubuğu (şaka yollu) adamın böğrüne dürttü. Bunun üzerine adam: "Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem! (canımı yaktınız). Müsaade edin kısas yapayım!" dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’de: "Haydi yap!" buyurdu. Adam: "Ama üzerinde gömlek var, benim üzerimde yoktu (kısas tam olması için çıkarmalısınız)!" dedi. Adamın talebi üzerine, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gömleğini kaldırdı (böğrünü açtı). Adam, Resulullah'ı kucaklayıp böğrünü öpmeye başladı ve:"Ben bunu arzu etmiştim Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem !" dedi."
(Ebu Davud, Edeb 160, (5224).

MuhaMMedî Melâmet MEŞREBli ve BÂDEli ÂŞIKlar her zaman Her yer ve HÂLde; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ÖZÜndekini SÖZüne DÖKüş ÖZELlik ve GÜZELliklerini KORUmuşlardır.
Derunî DOĞuşlarını dâima Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Adına HESABına ve ŞEREFine asla çıkar gözetmeksizin MuhaMMedî Hasbî-HabîBi HİZMete SUNmuşlardır.
Ben de âcizâne ömrümce yazdığım ŞİİRlerimde bu AZİZ YOLu İzlemeye AZMettim inşae ALLAH ve HAMDolsun!
20 cilt olan AŞK Defterlerimi insanların gönül hizmetine sundum SEBİL olarak Sebilillah ALLAH celle celâluhu YOLUnda..
Sebil:Allah rızası için SU dağıtılan yer” demektir.

AŞK-ı DUY-AN Bir KUYU
Resim UYAR-ır BiN KUYU-yu
ŞeKeR ŞeRBeT BAL KESer
BiN BiR KUYU-nun SU-yu..


Resim

KAPIsında KITMİR-iyİM
İZ-in İZ-leyen BİR-iyİM
Her ÂN DOĞ-arım ÖL-ürüm
ÂN-da cÂN-ında DİRİ-yİM..


Resim

KUL İhvaNî SÖZ-ü KeS
cÂN Dediğin BiR NeFeS
BiR NeFeS-lik NâSiB-in
GüN GELir BULur HeRKeS!..


ALLAH celle celâluhu’nun İLMi kadar çok ve geniş Es SeLâM u SALLât Olsun Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize…

Resim

الّٰهمَّ صَلِّ على سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِلْءُ السَّمَاوَاتِ وَالأرْضِ وَ مِلْءُ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ِ
TÜRKÇESİ:
''Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin mil'u’s- semâvâti ve’l- arzı ve mil'u’l- arşi’l- azîm.''

MÂNÂSI:
ALLAH’ım!
Efendimiz MuHaMMeD sallallahu aleyhi ve sellem’e
göklerin dolusunca ve Azîm ARŞ’ın dolusunca Salât u SeLâm eyle!

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in, Mübârek DİLinden DÖKülen KEVSER DAMLAları çorak ve kurak Çöl Gönüllere YAĞan Rahmeten li’l-Âlemin rAHMETleridir her ÂNda Şe’ÂNda Hamdolsun RABBu’l- Âlemîn TeâLâ’mıza..

Gönülden gönüle AŞKullah AKIŞI olan MuhaMMedî Şuur ve Nur Şiirleri Şehâdet şelâleri olarak ebeden şafaklar gibi FECR etsin inşâe ALLAH!..

Resim---Hz. Âişe radıyallâhu anhâ'nın anlattığına göre, kendisinden, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şiirden birşeyler terennüm edip etmediği sorulmuştur da şu cevâbı vermiştir:
"Evet, İbnu Ravâha'nın şiirini terennüm eder ve şu mısraı okurdu: "Kendisine azık vermediğin kimseler sana haber getirecek."
(Tirmizî, Edeb 70, (2852)

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şiir gibi konuşurdu ve mânâ dolu konuşması hazz verirdi.

Resim---
Parmağına taş batan Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:
“Hel enti illâ isba’un demiti
Ve fi sebîlillâhi mâ lâkiti”
Yâni:
“Sen sâdece kanayan bir parmak değil misin? Kaldı ki bu kazâya da ALLAH celle celâluhu yolunda uğradın!”
buyurmuştur.
(Cündüb. safyan el Becelî radiyallahu anhu dan Tirmizî, şemâil)

Resim---2292 - Cündeb İbnu Abdillah radıyallâhu anhu anlatıyor:
"Biz Rasûlullah aleyhi's-salâtu ve's-selâm ile berâber olduğumuz bir anda kendilerine bir taş isâbet etti, kaydı ve parmağı kanadı. Bunun üzerine:
"(Parmağım ne sızlarsın?) Sen ancak kanayan bir parmak değil misin? (Bu kazaya da, boşa değil) ALLAH yolunda uğradın"
buyurdu."
(Buhârî, Edeb 90, Cihâd 9; Müslim, Cihâd 112, (1796)

Resim---
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hüneyn bozgununda:
“Ene’n nebîyyu Lâ kezib,
Ene ibnu Abdülmuttalib!..”
Yâni:
“Ben ALLAH’ın Nebîyisiyim. Yalancı değilim, (nereye gidiyorsunuz!) Abdulmüttalibin oğlu, Hakk peygamberim!”
buyurmuştur.
(Buharı cihâd 67; Bera b. Azib radiyallahu anhu dan Tirmizî, Şemail 322)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hayattayken hadis yazan Abdullah b. Am’r radiyallahu anhu:
“Yâ Rasûlullah neşeli ve öfkeli isen de yazayım mı?” diye sorunca,
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Vallâhi buradan (mübârek ağızını işaretle) ne çıkarsa o, muhakkak doğrudur!” buyurdu.
(Ebu Dâvud, 434)

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve selem: “Kulubu’ş- şuarâi hazînu’r- Rahmâni: Şâirlerin kalbleri Rahmânın hazîneleridir.” buyurmuştur.
(Bursalı Mehmed Tahir, Osmanlı Müellifleri, meral yayınları İstanbul 1972, II 3-4)

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Şiir de söz cümlesindendir. İyisi iyi bir söz cümlesi gibi güzel, kötüsü de kötü bir söz gibi çirkindir.” buyurmuştur.
(İbn. Amr radiyallâhu anhu dan; Buhârî; Aişe radiyallahu anhu dan Ebu Yâ’lâ)

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “ŞİİRin bir kısmı vardır ki HİKMETtir!.” buyurmuştur.
(Buhârî edeb 90-Ebu Dâvud edeb 87)

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bâzı beyânlarda (sözlerde) sihr (büyü) tesiri vardır. Bâzı şiirlerden de hikmet pırıltıları doğar.” buyurmuştur.
(İbn Abbas radiyallâhu anhu dan Ebu Dâvud, Teyâlisi, Îmân Ahmed, Ebu hureyre radiyallâhu anhu dan, Hatibî)

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “İnne mine’l-beyânı sihran: Bâzı beyân vardır ki büyüler!.” buyurmuştur.
(İbni Ömer radiyallâhu anhudan; Buhârî-imâm Mâlik-imâm Ahmed-Ebu Dâvud-Tirmizî)

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “İnne mine’ş- şi’iri hikemen; Bâzı ŞİİRde vardır ki muhakkak HİKMETlerin ta kendisidir” buyurmuştur.
(İbni Abbas radiyallâhu anhu’dan; İmâm Ahmed, Ebu Dâvud)

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Şiirde hikmet vardır" buyurmuştur.
(Übey İbnu Ka'b ra’dan; Buhari, Edeb 90; Ebu Davud, Edeb 95, (5010); Tirmizi, Edeb 69, (2847); İbnu Mace, Edeb 41, (3755)

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e, bir bedevi geldi. (Dikkat çekici bir üslubla) konuşmaya başladı. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Şurası muhakkak ki beyanda sihir vardır, şurası da muhakkak ki şiirde de hikmetler vardır." buyurdu.
(İbnu Abbas ra’dan; Ebu Davud, Edeb 95, (5011); Tirmizi, Edeb, 63, (2848)

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Hikmet mü’minin yitiğidir!” buyurmuştur.
(Tirmizî İlim 19-İbni Mâce zühd 15)

Resim---Amr İbnu'ş-Şerrid, babasından (Şerrid'den naklen radiyallâhu anhu) anlatıyor: "Bir gün ben Râsûlullah'ın bineğinin arkasına binmiştim. Bir ara bana: "Hâfızanda Ümeyye İbnu Ebi's'Sait'in şiirinden birşeyler var mı?" diye sordu. Ben: "Evet!" deyince: "Söyle!" dedi. Ben kendisine bir beyt okudum. O yine: "Devam et!" dedi. Ben bir beyt daha okudum. O yine, "Söyle!" emretti. Böylece kendisine yüz beyit okudum."
(Amr İbnu'ş-Şerrid ra’dan; Müslim, Şiir 1, (2266)

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Umretu'l-kaza sırasında Mekke'ye girdiği zaman şâiri Abdullah İbnu Ravaha, önünde yürüyor ve şu şiiri okuyordu: "Ey kâfir çocukları (Rasûlullah'a) yol açın! Bugün ona gelen vahiy adına, size, öyle bir vururuz ki, tepenizi yerinden uçurur ve dostu dostuna unutturur." Bunu gören Hz. Ömer: "Ey İbnu Ravaha! Sen Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'ın önünde ve ALLAH'ın Harem bölgesinde şiir mi okuyorsun?" dedi. Ancak Rasûlullah: "Ey Ömer bırak onu. Onun şiirleri, Mekkeli kâfirlere oktan daha çabuk te’sir eder!" diyerek müdâhale etti."
(Enes ra’dan; Kütüb-i Sitte Hadis No : 2297)

Cabir İbnu Semure ra: “Ben, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'la yüz defadan fazla birlikte oturdum. Ashabı ona şiirler okuyor, cahiliye devriyle ilgili hadiseleri zikrediyorlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem da sakitane onları dinlerdi. Bazan (anlatılanlara) onlarla birlikte tebessüm buyurduğu olurdu." Dedi.
(Tirmizi, Edeb 70, (2854)

Resim---Enes ra’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'ın (kafilenin yürüyüş temposunu ezgileriyle) canlı tutan bir kölesi vardı, adı Enceşe idi. Bu zat güzel sesli birisiydi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona: "Ey Enceşe ağır ol! Şişeleri kırma -veya şişeleri sevkederken ağır ol- dedi. Şişe ile zayıf kadınları kastediyordu." dedi.
(Buhari, Edeb 90, 96, 111, 116; Müslim, Fezail 70, (2323)

Resim---Heysem İbnu Ebi Sinan'ın anlattığına göre, bu zat, Ebu Hüreyre radiyallahu anhu'yı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i zikrettiği kıssalarında dinlemiştir. (Bu kıssaların birinde) Ebu Hüreyre, Efendimizin şu sözünü nakletmiştir: "O sizin bir kardeşinizdir, uygunsuz bir söz söylemez." (Ravilerden Zühri der ki), "Resulullah, burada İbnu Ravaha'yı kastetmiştir." (Abdullah İbnu Ravaha, Efendimiz hakkında şu medhiyede bulunmuştur:) "Tan yeri ağarıp fecr-i sadık yükseldiği sırada Resulullah, bize Kitabını okuyarak geldi. O bize körlükten (dalaletten) sonra hidayeti gösterdi. Kalblerimiz onun söylediklerinin hak olduğuna inanmıştır. Kâfirlere yatakları ağırlık verirken, Resulümüz geceyi uyanık geçirir."
(Kütüb-i Sitte Hadis No : 2299)

Resim---Aişe radiyallahu anha: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şâir Hassan İbnu Sabit radiyallahu anhu için mescide hususi bir minber koymuştu. Hassan, orada kurulup mufahara yapar veya Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'ın hasımlarına karşı müdafaa ederdi. Aleyhissalatu vesselam: "ALLAH celle celâluhu Hassan'ı Resulullah'ı müdafaa ettiği veya onun adına mufahara yaptığı müddetçe Rühu'l-Kudüs takviye etmektedir" buyururdu.
(Buhari, Edeb 91; Ebu Davud, Edeb 95, (5015); Tirmizi, Edeb 70, (2849)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kureyza günü, (şâiri) Hassan İbnu Sabit'e: "Müşrikleri hicv et, zira Cebrail seninle beraberdir!" buyurmuştur.
(Bera ra’dan; Buhari, Edeb 91, Bed'u'l-Halk 6, Megazi 30; Müslim, Fezailu's-Sahabe 153, (2486)

Resim---Hz. Hassan B. Sabit radiyallahu anhu için Resul-i Ekrem (sav): "Hassan onları hicvetti. Hem şifa verdi, hem şifa buldu" buyurmuş ve onu şiir yazmaya teşvik etmiştir.
(Ahmed Davudoğlu- Sahih-i Müslim Tercümesi ve Şerhi- İst: 1979 C: 10 Sh: 6339 v. Had. N0: 157 (2490)

Resim---Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:
"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle söylediğini işittim:
"Hassân onları -yani müşrikleri- hicvetti, hem şifa verdi, hem de şifa buldu."

Hassân (radıyallâhu anh) buyurdu ki:
"Sen MuhaMMed'i hicvettin, ben de onun adına cevap veriyorum.
Bu işimde Allah katında mükafaat vardır.
Sen MuhaMMed'i nezîh, müttakî,
Resûlullah vefakâr, ahlaklı olduğu halde hicvettin. Sen O'na derik olmadığın halde O'nu hiciv mi ediyorsun?
İkinizden hangisi kötü ise iyi olana feda olsun.
Muhakkak ki, babam, babası ve ırzım,
MuhaMMed'in ırzını sizden korumak için muhâfızdır.
Kızcağızımı kaybedeyim, şayet siz atlarımızı
Kedâ'nın etrafını toz duman etmiş göremezsiniz.
O atlar, üzerinize gemlerini çekerek gelirken,
Sırtlarında ince mızraklar vardır.
Atlarımız pek hızlı koşarlarken,
Kadınlar başörtüleriyle tozlarını alırlar.
Şayet bizden yüz çevirirseniz umre yaparız,
Fetih geldi mi; perde kalkar.
Aksi takdirde öyle bir günün kavgasını bekleyin ki,
O günde Allah dilediğini aziz kılacaktır.
Allah der ki: "Ben bir kul gönderdim,
O hakkı söyler, kendisinde hiçbir gizlilik yoktur."
Allah der ki: "Ben bir ordu hazırladım,
Bu ordum emeli cihad olan Ensardır."
Biz (Ensarîler)e her gün Kureyş'ten
Ya sövmek, ya kavga, ya da hiciv vardır
Öyle ise, sizden kim Resûlullah'ı hicveder,
Veya över veya yardım ederse bizce birdir.
Allah'ın Resülü Cibril aramızdadır.
Rühu'l-Kudüs'ün bir dengi yoktur."

(Müslim, Fezâilu's-Sahâbe 157, (2490).

Resim---Ebü Hüreyre anlatıyor: "Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Bir şâirin söylediği en doğru söz Lebîd'in söylediği şu sözdür: "Haberiniz olsun, Allah'tan başka her şey bâtıldır. Ümeyye İbnu Ebi's-Salt müslüman olayazdı."(Buhârî, Edeb 90, Menâkıbu'l-Ensâr 20, Rikâk 29; Müslim, Şiir 3, (2256); Tirmizî, Edeb 70, (2853; kütüb-i sitte Hadis No : 2302).

Resim---Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Hassân İbnu Sâbit, (Mekkeli) müşrikleri hicvetmek için
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vessellâm)'den izin istedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
"Benim nesebimi nasıl hâriç tutacaksın?"
dedi. Hassân (radıyallâhu anh):
"Senin (nesebini) sade yağdan kıl çeker gibi, onlardan çekip çıkaracağım!" Cevabını verdi."
(Buhârî, Edeb 91, Menâkıb 16, Megâzi 33; Müslim, Fedâilu's-Sahâbe, 156-157, (2489-2490).

Resim---Müslim'in bir rivayetinde şu ziyade mevcuttur:
"(Hassân) dedi ki: "Şerefin en yükseği Âl-i Hâşim'den Bintu Mahzumoğullarındandır. Senin baban ise köledir."

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Bir şâirin söylediği en doğru söz Lebid'in söyledi şu sözdür: "Haberiniz olsun, Allah'tan başka her şey batıldır Ümeyye İbnu Ebi's-Sait müslüman olayazdı " buyurmuştur.
(Ebu Hüreyre ra’dan; Buhari, Edeb 90, Menakıbu'l-Ensar 20, Rikak 29; Müslim, Şiir 3, (2256); Tirmizi, Edeb 70, (2853)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem,
Hazır ve Nâzır olan ALLAH celle celâluhu huzurundan hiç ayrılmazdı.

Namaza başlarken:
“ALLAHÛEKBER!
Zü’l-Melekûtî
Ve’l- Ceberûtî
Ve’l- Kibriyâ i
Ve’l- Azameti!”
buyururdu.
(Hüzeyfe b. Yemâni Radiallahu anhu’ dan; Tirmizî, şemâil)

Nasût-Melekût-Ceberût-Kibriyâ ve Azamet (a’mâ) Âlemlerinin Sahibi Subhânallahû Teâlâ’yı TEKBİR ederdi...
Elbette bu iş, Basar işi değil Basîret İşidir.
Tevhidin ASLı astarı, ALLAHU ZÜ’L-CELÂL’e ve Rasûlulullah’a Sıdk u Vefâ ile Adl u İhlâsla TESLİMİYYET ve İSTİKÂMETtir...
Basîret Ehli, Mârifet Ehlidir.
Mürüvvet: Erlikte, Sıdk-ü-Adl ile Dâim-Kâim olmaktır...

أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِي كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ
Resim---E lem tera ennehum fî kulli vâdin yehîmûn(yehîmûne) : Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir.
(En’âm 6/115)

Sıdk, Ferdaniyyetini; Yalnızlık, Teklik, Ferdlik, Yektâlığını idraktir.
Adl ise, Vahdaniyyetini; Birlik, Tek başınalığını, Yalnızlığını, Benzersizliğini, artmaktan, ayrılmaktan, eksilmekten beri ve münezzehliğini idraktir.








[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır