Muhammed-i Nur


Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·


Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
2-Güzel

     GÜZEL

 
 
Mehmed Emin
 
Bir sonbahar günü Ankara’dan çıktım yola besmeleyle, İstanbul’a gidiyorum.
Bir güzellik bir güzellik… anlatmak mümkün değil…
Gören gözü vermişse El-Basîr görürsün, görürsün de titrer erirsin güzellikten…
        
Sonbaharın olgun güzeli mi, yoksa ilkbaharın  coşkulu kıpır kıpır, hayata yeni merhaba diyen güzeli mi güzel dersen, güzellikler ezelî.
Güzel’den geldiği için hepsi birbirinden güzel derim!..
 
Güzeller güzeli seyrana çıkmış
Onda güzel, şunda güzel, sende güzelmiş
Kendini seyredip aynaya bakmış
Onda güzel, şunda güzel, sende güzelmiş!..
 
Toprakta ot olup yeşile çalmış
Çiçeklenmiş her yer rengârenk olmuş
Güzeller güzeli kendini görmüş
Onda güzel, şunda güzel, sende güzelmiş!..


 
Kanatlanıp uçmuş gökte kuş olmuş
Denizlerde yüzen bir balık olmuş
Hayvandan insana nice can olmuş
Onda güzel, şunda güzel, sende güzelmiş!..      
 
Beşerken gelişip insan görünmüş
Kendinden kendine mü’min kul olmuş
Dost Emin Tanrıyı her yerde görmüş
Onda güzel, şunda güzel, sende güzelmiş!..
 
 
Yoldayım sağımda solumda muhteşem bir tablo izliyorum. Bayıldım…
Baygın, baygın gözlüyorum, zâten mümkünü yok ayılmanın …
Çam ormanlarının görkemli, esrarlı koyu yeşili içinde envâi çeşit yeşil, sarı, kızıl renklerle farklı farklı  ağaçlar, ağaççıkların desenleri…
Bu üç boyutlu harika tabloyu gören göz nasıl etkilenmez güzellikten…
Nasıl o en büyük, o tek büyük, o ezel ebed baki olan El-Musavvir’i düşünmeden gelir geçer buralardan…
Şükür ki gören gözü, ulvî duyguları veren değerlendirecek aklı da vermiş…
Zâten baygındım dostlar, birkaç ay önce Antalya’da begonvillerle bezenmiş bir güzel bahçeden denize bakarken bayılmıştım…
Ayılmadan tekrar bayıldım..
 
İçtim kevser oldum sarhoş
Mümkünü yok ayılmanın
Gördüm duydum her şey bir hoş
Mümkünü yok ayılmanın…
 
Yeşil güzel, mavi güzel
Sarı güzel, kızıl güzel
Hakk yaratmış her şey güzel
Mümkünü yok ayılmanın…          
 
  ./..
 
Güzelleri yaratan kim?
Bakan kim ki gören de kim?
Gözden kalbe gösteren kim?
Mümkünü yok ayılmanın…
 
Kevser içen durmaz erir
Sarhoş olur bunu bilir
Güzellikler Hakk’tan gelir
Mümkünü yok ayılmanın…
 
Gördü gözler gönül coştu
Aşka düştü dışa taştı
Güzellikten dilim şaştı
Mümkünü yok ayılmanın…
 
Dost Emin der mâivâ boş
Kevser içtim oldum sarhoş
Gördüm duydum her şey bir hoş
Mümkünü yok ayılmanın …
 
 
Ormanların şahane renk cümbüşünün yukarısını gök mavisi ve öbek öbek  bulut beyazları süslüyor ve ben Bolu’ya gidiyorum.
Şöylece düşledim, ezelde Elest Bezmi’nde sadece biz mi “Beli!” dedik Rabbimize?
Yoksa tüm yaratılan canlı, cansız her şey mi?
Tüm mahlukat Halik’ına secde ediyor, ezel ebed :
Sen bizim yüce Rabbimizsin!” diyor…
 
Ya bu senfoniye ne demeli?
Nereden çıktı demeyin, gece oldu İstanbul’da ve bir güzel sesle uyandım uykudan.
Rüzgar, yağmur şıpırtıları, artı, yan bahçede yatıp kalkan fındık dalları …
Aman Allah’ım bir coşku ki sormayın  gitsin…
Şükür Yaradan’a, gören gözle titreyen gönül telleri şu anda İlâhî bir senfoniyi işiten kulağıyla titrer oldu…
 
Alâdır sıfatın her yerde ma’lȗm
Gören göz işiten kulak vermişsin
Titriyor gördükçe yüreğim, gönlüm
Gören göz işiten kulak vermişsin…
 
Şükür ki görürüz her şeyde Seni
Damlayız ummanda biliriz bunu
Duyduk dinledik biz güzel sesini
Gören göz işiten kulak vermişsin…
 
Şarkıdır cümbüştür neşe içinde
Dönerler halkalar halka içinde
Her zerre Hu çeker ayrı biçimde
Gören göz işiten kulak vermişsin…
 
Dost Emin’e latif bir ruh vermişsin
Allah’ına aşık gönül vermişsin
En büyük neşeyi ona vermişsin
Gören göz işiten kulak vermişsin…
 
Es –Semi’den  mesaj var…
Bu güzel armoni neler söylüyor bize?
BİZ derken kimisi dinlerken senfoniyi çıkar göklere, kimisi sürünür henüz bu yerde…
Yani kimine makam olur kimine perde…
Bir konser izlerken orkestrayı dinlerken gelen şiiri hatırladım,
 
Kün deyince o anda cümle âlem var olur
Kimine perde olan kimine makam olur
Çaykovski masalında zil çalar davul vurur
Kimine perde olan kimine makam olur
 
Pesden tize geçerken bütün sazlar Bir olur
İlâhî bir sestir ki gönüllerde Hu olur
Süflî olan yükselir belki de âlâ olur
Kimine perde olan kimine makam olur
 
Gönül titrer derinden müzikle Hakk’ı bulur
Dost’u duyar Dost Emin Dost’a kul köle olur
Sazlar bütünleşir de Hakk’tan gelen ses olur
Kimine perde olan kimine makam olur   …
 
 
Gören  gözle görür, işiten kulakla dinler, yaşarsın O’nunla güzellikler içinde, makamlara ulaşırsın kalkar her
perde…
GÜZELi, gördüm, dinledim bir hoş geçirdim günümü ve gecemi, darısı dostlarıma..
 
Hamd O’nadır, şükür verdiklerine…







[ Geri Dön ]


Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır