Muhammed-i Nur


Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·


Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
237- Hep Onu GÖR
Resim

HEP O’nu GÖR!..
Herfiilde her sıfatta Zȃtı ile hep Onu gör
Kesret görüp şaşıp kalma Vahdete gir hep Onu gör...


Bir şey yokken en Evvelde tek O vardı ezelinde
Âhirinde gökte yerde yine O var hep Onu gör...


Mâdem O var sen de kimsin sen de Onun Zȃhirisin
Ondan gelip Ona dönen bir fȃnisin hep Onu gör...


Her nesneye iyice bak Kûn emriyle olmuşlar halk
Bȃtın iken Zȃhir olan Odur mutlak hep Onu gör...


Gördüğüne dikkat eyle canlı cansız harekette
Gelen gider bu ȃlemde her fiilde hep Onu gör...


Musavvir O şekil veren her mahlȗka sıfat veren
Ayrı gayrı sanma sakın mevsuf Odur hep Onu gör...


Kulağın aç iyi dinle tizde,peste,her bir seste
Söyleyen O dinleyen O her nefeste hep Onu gör...


Gözünü aç gör bak neyler sorma neden niçin eyler
Gerek görür öyle eyler hikmet Onun hep Onu gör...


İyi kötü deme sakın her oluşun hikmeti var
Emir neyse mahluk yapar her an şeânda hep Onu gör...


Gördüklerin genelinde Onu bildin Onu gördün
Şimdi dön de öz nefsinde kendinde de hep Onu gör...


Sen tevhide girdin ise dâim hakkı gördün ise
Hakikate erdin ise halifesin hep Onu gör...


Dost Eminim hep Onu gör ayrı gayrı kalmasın hiç
Hem Ondanız hem de Oyuz şaşırma hiç hep Onu gör...



Resim

Kesret: Çokluk, sıklık. * Bir şeyin ekserisi ve muazzamı. Bolluk.
Vahdet: Birlik. Yalnızlık. Teklik.
Nesne: şey, herhangi bir şey.
Mutlak: Salıverilmiş. Itlak olunmuş. Serbest. * Kat'i. Şüphesiz. * Aslâ bir şarta bağlı olmayan. Yalnız, tek.
Musavvir: Tasvir eden. Şekil ve suret çizen. Her şeye güzel şekil ve suretler veren Allah (C.C.)
Mevsuf: Vasıflanan. Bir sıfatla tavsif edilen. * Kendisinde bir sıfat mevcud olan, kendisine bir sıfat isnad edilmiş olan.
Tiz: f. Keskin. * Çabuk, tez. * Sık.
Pes: Kalın. f. Arka, art, geri.
Mahluk: Yaratılmış. Yoktan var edilmiş olan.
Halife: Öncekinin yerine geçen.
Hikmet: İnsanın, mevcudatın hakikatlerini bilip hayırlı işleri yapmak sıfatı. Hakîmlik. Eşyanın ahvâlinden, hârici ve bâtini keyfiyetlerinden bahseden ilim.

El Musavviru :
Resim

Resim

هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

Huve’l- evvelu ve’l- âhiru ve’z- zâhiru ve’l- bâtın(bâtınu), ve huve bi kulli şey’in alîm(alîmun): O, Evveldir, Âhirdir, Zâhirdir, Bâtındır. O, her şeyi bilendir.
(Hadîd 57/3)


وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُواْ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاء وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ

Ve iz kâle rabbuke li'l-melâiketi innî câilun fi'l-ardi halîfeh(halîfeten), kâlû e tec’alu fîhâ men yufsidu fîhâ ve yesfiku'd-dimâ(dimâe), ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek(leke), kâle innî a’lemu mâ lâ tâ’lemûn(tâ’lemûne): Hani RABBin, Meleklere: "Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (ALLAH:) "Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim" dedi.
(Bakara 2/30)


إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu): Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir.
(YâSîn 36/82)







[ Geri Dön ]


Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır