Muhammedinur - Üzme, Üzülme, Sev, Sevil - 2.3. KUR'ÂN-ı KERİM de AKIL ÂYETleri

Muhammed-i Nur


Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·


Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
2.3. KUR'ÂN-ı KERİM de AKIL ÂYETleri

2.3. KUR'ÂN-ı KERİM de AKIL ÂYETleri:

Türkçede AKIL-us.. bağlamak..tutmak anlamlı..
Arapçada
AKL,
"akale - ya’kılu" fiilinin mastarı. Nuha, hicr, keyyis, fehm anlamdaşlarıdır.
Elbette küllî ŞEY kader içindedir ve
AKIL da…


Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:AKIL ve acze varıncaya kadar her şey kaza ve kader iledir.buyurmuştur
(Malik, Kader, 4; Müslim, Kader, 18; İbn. Hanbel, II/ 10)

AKIL; EŞYÂ (şeyler) Âlemini İLMen BİLmekte, şeylerin münâsebetinden doğan OLAYları İRADEsin BULmakta, olayların münâsebetinden doğan ZAMAN içinde OLmakta ve her AKLIn kadarınca-kaderince sonuç idrakını İŞTİRAKen YAŞAmakta ana unsur ki maddî-manevî; iletken, üretken, hızlı ve pratik tüm Soyut-metafizik-Düşünüş ve Somut-fizikî-Oluşları Algılama-uygulama NURudur insanoğlunda..

AKIL; Kur'ân-ı Kerimde;
İsim olarak hiç geçmezken fiil olarak 50 yerde geçmektedir.
Bakara 2/75 âyetinde mazi-geçmiş zaman kipinde ve 49 yerdeyse tümünde olumlu ve muzari-geniş zaman fiil türevleri olarak geçer ki;
Sanki İnsan için, hayatının yazı tahtası, mürekkebi, kalemi ve okuyup anlayanı ve de yaşayanıdır.


Kur'ân-ı Kerimde
AKIL, insanın dâima ana yoldaşıdır ve olumsuz kullanılmışlığı yoktur.
AKLı muhatab alan âyetlerse yüzlercedir.
Kâinât Kur'ânını
AKLa anlatan Kur'ân-ı Kerimdeki 700 den çok kevnî âyetler de AKLa hitabtır.
Kur'ân-ı Kerimde geçen Lüb, Nuha, Hicr, Ebsâr, Tedebbür gibi bâzı ifâdelerin de AKLı anlatmakta olduğu kabul edilmiştir:
Lübbü’l- lübbü anlayan ÖZ AKIL..

Li ulî’l- Elbâb: lübb'lerin, özlerin, sırların, ergin-öz AKILların sâhibleri için..


إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لآيَاتٍ لِّأُوْلِي الألْبَابِ

İnne fî halkı's-semâvâti ve'l-ardı vahtilâfi'l-leyli ve'n-nehâri le âyâtin li ulî'l-elbâb(ulîl elbâbı): Elbette o göklerin ve yerin yaradılışında ve gece ile gündüzün ard arda gelişinde şüphesiz âyetler var (vicdanları temiz) ulûl'elbâb için
(Âl-i İmrân 3/190)

Li ulî’n- Nuhâ:
Hüviyyet Nûru AKIL sâhibi için:


كُلُوا وَارْعَوْا أَنْعَامَكُمْ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّأُوْلِي النُّهَى

Kulû ver’av en’âmekum, inne fî zâlike le âyâtin li ulî'n-nuhâ: Hem yiyiniz hem hayvanlarınızı güdünüz, her halde bunda uli'n-nuhâ için çok âyetler var
(TâHâ 20/54)

Li zî Hicr:
Özdeki cerr-çekiş hakîkatı sâhibi AKIL:


هَلْ فِي ذَلِكَ قَسَمٌ لِّذِي حِجْرٍ

Hel fî zâlike kasemun lizî hicr(hicrin): Nasıl bunlarda bir AKIL sahibi için bir kasem var değil mi?
(Fecr 89/5)

Li uli’l- Ebsâr:
eşyânın hakîkatını özde gören basîret sâhibi AKIL:


يُقَلِّبُ اللَّهُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَعِبْرَةً لِّأُوْلِي الْأَبْصَارِ

Yukallibullâhu'l leyle ve'n-nehâr(nehâre), inne fî zâlike le ibreten li uli'l-ebsâr(ebsâri): ALLAH, gece ile gündüzü birbirine çeviriyor. Şüphesiz bunda basîret sâhipleri için mutlak bir ibret vardır.
(Nur 24/44)

Kur'ân-ı Kerimde
Tedebbür eden, tetkik edip düşünen, inceleyen AKIL:


أَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ اللّهِ لَوَجَدُواْ فِيهِ اخْتِلاَفًا كَثِيرًا

E fe lâ yetedebberûne'l-kur’ân(kur’âne).Ve lev kâne min indi gayrillâhi le vecedû fîhi'htilâfen kesîrâ(kesîran): Onlar hâlâ Kur'ân'ı gereği gibi düşünüp anlamaya çalışmazlar mı? Eğer o ALLAH'tan başkası tarafından indirilmiş olsaydı mutlaka onda birçok çelişkiler bulurlardı.
(Nisâ 4/82)

Kur'ân-ı Kerimde
Kalbî AKIL:


أَفَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَا أَوْ آذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا فَإِنَّهَا لَا تَعْمَى الْأَبْصَارُ وَلَكِن تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّتِي فِي الصُّدُورِ

E fe lem yesîrû fî'l-ardı fe tekûne lehum kulûbun ya’kılûne bihâ ev âzânun yesmeûne bihâ, fe innehâ lâ ta’ma'l-ebsâru ve lâkin ta’ma'l-kulûbulletî fî's-sudûr (sudûri): Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle AKLedebilecek kalbleri ve işitebilecek kulakları oluversin? Çünkü doğrusu, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalbler körelir.
(Hacc 22/46)

Kur'ân-ı Kerimde
Kendini bilmiş rüşde ERmişAKLı başında AKIL:


وَجَاءهُ قَوْمُهُ يُهْرَعُونَ إِلَيْهِ وَمِن قَبْلُ كَانُواْ يَعْمَلُونَ السَّيِّئَاتِ قَالَ يَا قَوْمِ هَؤُلاء بَنَاتِي هُنَّ أَطْهَرُ لَكُمْ فَاتَّقُواْ اللّهَ وَلاَ تُخْزُونِ فِي ضَيْفِي أَلَيْسَ مِنكُمْ رَجُلٌ رَّشِيدٌ

Ve câehu kavmuhu yuhreûne ileyhi ve min kablu kânû ya’melûne's-seyyiât(seyyiâti), kâle yâ kavmi hâulâi benâtî hunne etharu lekum, fettekullâhe ve lâ tuhzûni fî dayfî, e leyse minkum raculun reşîd(reşîdun): Lût'un kavmi, koşarak onun yanına geldiler. Daha önce de o kötü işleri yapmaktaydılar. (Lût): "Ey kavmim! İşte şunlar kızlarımdır (onlarla evlenin); sizin için onlar daha temizdir. ALLAH'tan korkun ve misafirlerimin önünde beni rezil etmeyin! İçinizde AKLı başında bir adam yok mu!" dedi.
(Hûd 11/78)

Kur'ân-ı Kerimde
AKL ve KAVM-kıvam:

İnsanoğlunun Nefsinin-AKLının, İmkânla İmtihan Âleminde MuhaMMedî tâlim Terbiye ile esfelînden İlliyyine yükseliş-RÜCU’ kemâlâtı Geçiş KIVAMında yaratıldığını ANlamak meLÂmetin ÖZÜdür..


لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ

Lekad halakne'l-insâne fî ahseni takvîm(takvîmin): Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde-KIVAMda yarattık.
(Tîn 95/4)


Takvîmin; takvim, programlanmış zaman kevn, yaratış tarzı, kısacası kıvam olduğunu BİLiş gerçeği..
KAVMin de aynı kıvamda insanlar topluluğru olduğu hakîkatı..


لَا يُقَاتِلُونَكُمْ جَمِيعًا إِلَّا فِي قُرًى مُّحَصَّنَةٍ أَوْ مِن وَرَاء جُدُرٍ بَأْسُهُمْ بَيْنَهُمْ شَدِيدٌ تَحْسَبُهُمْ جَمِيعًا وَقُلُوبُهُمْ شَتَّى ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْقِلُونَ

Lâ yukâtilûnekum cemîan illâ fî kuren muhassanetin ev min verâi cudur(cudurin), be’suhum beynehum şedîd(şedîdun), tahsebuhum cemîan ve kulûbuhum şettâ, zâlike bi ennehum kavmun lâ ya’kılûn(ya’kılûne): Onlar müstahkem şehirlerde veya siperler arkasında bulunmaksızın sizinle toplu halde savaşamazlar. Kendi aralarındaki savaşları ise çetindir. Sen onları derli toplu sanırsın, halbuki kalbleri darmadağınıktır. Böyledir, çünkü onlar AKLını kullanmayan bir topluluktur.
(Haşr 59/14)

Bakara, 2/164; Mâide, 5/58; Nahl, 16/12,67; Ankebut, 29/35; Rum, 30/24,28; Casiye, 45/5 âyetlerinde bu husus anlatılmaktadır..
 
KUR'ÂN-ı KERÎM’de AKIL âyetlerinde ALLAH celle celâluhu kimlere HİTAB etmektedir:







[ Geri Dön ]


Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır