Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
5-Zevkler-Esmâlar

                   ZEVK 855
 
Azîz RABB’ım uyarmazsan deli gönlüm sonsuz uyur
Gözümden akan yaşlara kurban olam nazar buyur
“Meşhud- ü ma’lum”dan beni “Ledün-nü meçhul”e götür
Adı güzel Muhammed’in “Fıtrat misakı”nı duyur…
 
                                          24.12.1991 08:29 dr.
 
 
Fıtrat misakı : Yaratılış antlaşması. Selaset-i ümmühat…
Fıtrat : Yaradılış, tıynet, hilkat. (Bak: Evamir-i tekviniye).
 
Misak : Anlaşma. Sözleşme. Yeminleşme. Verilen söz.
 
Nazar : Göz atmak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. * Gözdeğmesi. * İltifat. * İtibar.
 
Meşhud: Görünen. Şehadet edilen. * Resul-u Ekrem'in (A.S.M.) dünyaya teşrifinden ve risaletinden önce meleklerce ve enbiya hazerâtının dilinde nübüvvet ve risaletlerine şehâdet edilmiş olduğundan kendilerine verilen bir isim. * Suç üstü yakalanan. * Göz ile görülmüş. * Cuma günü. * Kıyâmet günü.
 
Ma’lum : Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) bir nâmıdır. Onun geleceği, melekler, resuller ve nebiler tarafından ma’lum olduğundan ve dünyaya teşriflerinden evvel kendilerinin ta'zim edilmesi ve ona intisab dileklerinden dolayı bu isim verilmiştir. * Bilinen, belli olan.
 
Ledünn : (İlm-i ledünn) Garib bir ilim ismidir. Ona vakıf olan, mesturat ve hafâyayı, gizlilikleri münkeşif bir halde göreceği gibi, esrar-ı İlâhiyyeye de ıttıla' kesbeder. Bu ilm-i şerifin hocası ve sultanı Fahr-i Kâinat Aleyhi Ekmelüttahiyyât vessalâvât Efendimiz Hz. leridir. Bu ilmin ehli ise, Enbiyâ-ı izâm (A.S.) ve Ehlullâh-i Kiram Efendilerimiz Hazretleridir.
 
Meçhul : Bilinmeyen. Belli olmayan.
 
 
 
 
                   ZEVK 856
 
“Vâki’” deki Hakikattır, Madde-Müdded içinde HAKK
Celâl-Korku, İkram-Umut. Soru; Âsi-Mûti olmak
İhbar-İnzar-İhtarın duy! RABB rahmeti Muhammed’in
Oku Kâinât Kur’ânın, “Şuûr-u Şeen” : İştirak…
 
                                            24.12.1991 09:21 dr.
 
Âsi : İsyan eden
 
Mûti : İtaat eden.
 
İhbar : Haber vermek. Haber almak. Alınan haber. Anlatmak.
 
İnzar : (C.: İnzârât) (Nezr. den) Neticenin kötü olacağını bildirerek fenalıktan sakındırmak. Azab ve ceza va'detmek.
 
İhtar : Hatırlatmak. Dikkati çekmek. Tenbih. Uyarma. Kalbe gelen doğuş, ilham.
 
Şuûr : Anlayış, idrak. Vicdan. Hiss-i zâhirle duymak. * Nefsin mânâya ilk vusul mertebeleridir. (E.T.) * Kendi varlığından haberi olma. * Bir şeyi hoşça tanıma. * İnceliklerini iyice idrak etme. *
 
Şeen : İş, yeni olan hal. * Şan. * Tavır. * Hâdise. * Vâkıa. * Kasdetmek. * Emr ü hal. ALLAH Tealâ’nın her var ediş-yok ediş yaratması.
 
İştirak : Ortak olmak. Ortaklık etmek. Bir işde yer almak. Hissedâr olmak. * Bir lâfızda çok mânalar müşterek olması. Meselâ: "Ayn" kelimesi. Hem göz, hem de kaynak mânasına gelir.
 
 
 
SAHİH-İ BUHARÎ’den
99 ESMÂÜ’L-HÜSN ve LAFZ-I CELÂL
 
 
ZEVK 857
 
Yâ Muâhhir – Yâ Mukaddim – Yâ Hâlik ü Âhir ALLAH (cc)     
Hayyu’l-Kayyum – Kaviyy – Kuddus – Yâ Hâbir ü Zâhir ALLAH (cc)
Alîm – Azîm – Aliyy – Azîz – Bâki –Bâri - Bâsir – ALLAH (cc)
Hasîb – Hamîd – Halîm – Hakîm – Kerîm – Kebîr – Kadîr ALLAH (cc)
 
                                                                  24.12.1991 14:00
 
 
 
                   ZEVK 858
 
Adl ü Afüv – Bedî’ ü Berr – Baîs – Bâsıt – Vâhid  ALLAH (cc)
En Nûr – Sabûr - Samed – Selâm – Celîl –Câmi’ – Vâcid  ALLAH (cc)
Rahmân – Rahîm – Râfi’ – Rauf –Rezzâk –Rakîb – Reşîd ALLAH(cc)
Zü’l- Celâl-i Ve’l- İkram – Hakk- Semi’ – Şekur – Şehîd  ALLAH (cc)
 
                                                               24.12.1991 14:30 dr.
 
 
 
ZEVK 859 
 
Kâbıd –Hâfid – Mümît –Müzill – Evvel –Ganiyy –Ed Darr ALLAH (cc)
Hâdi – Hafîz – Hâkem – Vâsi’ – Vâris - Vâli -  Cebbâr ALLAH (cc)
Vedûd – Vekil – Veliyy – Latîf – Fettah – Gafûr ALLAH (cc)
Yâ Musavvir – Mütekebbir – Tevvâb – Vehhâb – Kahhâr ALLAH (cc)
 
                                                             24.12.1991 15:00 dr.
 
 
 
ZEVK 860
 
Mâlikü’l- Mülk – Melik – Metin – Muizz – Muîd – Mubdî’ ALLAH (cc)
Nafi’ – Mâni’ – Mâcid – Mecîd – Mücib - Mü’min – Mugnî ALLAH (cc)
Müteâli – El Müntakim – Mukît – Muksît – Muhsî -ALLAH (cc)
Uyan Âşık aç gözünü ; El Müheymin – Muhyî ALLAH (cc)
 
                                                            24.12.1991 15:30 dr.
 
 
 
ZEVK 861
 
“HÜVELLAHÜLLEZİ LÂ İLÂHE İLLÂ HU Dost
ALLAH-ALLAH-ALLAH-ALLAH Esmâü’l- Hünsâsı bu Dost
Kul İhvâni Kur’ân “kalb” in zikreylesin virdin artık
Mârifette Muhammed (sav) dir: Toprak-Ateş-Hava-Su Dost…
 
                                                           24.12.1991 15:50 dr.
 
 
 
 
 
KISACA MÂNÂLARI :
 
 
 
El Adl          : Hakkaniyeti, adaleti olan. Zulmetmeyen. İfratsız-tefritsiz i’tidal üzere olan. Adalet, nizam-ı âlemdir.
El Afüv       : Affedici olan. Affı seven. Affeden.
El Âhir        : En son kalan. Sonsuz olan.
El Alîm        : Bilen. İlmi; ebed, ezel, zâhir, bâtın olan. Kur’ân’da 126 yerde geçer.
El Aliyy       : Yüce, yüksek, şerif olan.
El Azîm      : Azametli her bakımdan büyük olan.
El Azîz        : İzzetli, onurlu, şanlı, Dost olan.
 
El Baîs        : Ba’seden, gönderen, yeniden yaratan.
El Bâki       : Ebedî, daimî, ölümsüz, sonsuz var olan.
El Bâri        : Lâzım ve lâyıkı yaratan.
El Bâsıt      : Açan, genişleten, yayan.
El Bâsir      : Vakıf, hâbir ve âşinâ olarak gören.
El Bâtın      : İç, dahil,künh ve Zâtı itibariyle gizli olan.
El Bedî’      : Eşsiz, benzersiz (zıtsız) güzel olan.
El Berr       : İhsan ve va’dinde sadık iyiliklerin aslı ve kaynağı olan.
 
El Câmi’     : Toplayan, içine alan, cem’ etmiş olan.
El Cebbâr : İstediğini mutlaka yapan, muktedir olan. Halkın eksiklerini tamamlayan, kırkları saran. El ulaşmayan güçlü olan.
El Celîl        : Kuvvet, kudret, şidded sahibi olan.
Zü’l- Celâl-i Ve’l- İkram : Celâlinden ikram eden.
 
Ed Darr     : Hak edene zarar da verici olan.
 
El Evvel      : Başlangıcı olmayan.
 
El Fettah   : Her şeyi açan, fetheden.
 
El Gaffâr   : Çok çok affedici olan.
El Gafûr     : Çok affedici olan.
El Ganiyy   : Kimseye muhtaç olmayan.
 
El Hâbir     : Haberdar, her şeyden haberli olan.
El Hâdi       : Mazluma yardım eden.
El Hâfid      : Haddini bildirici, alçaltıcı olan.
El Hafîz      : Muhafaza eden. (tohum, çekirdek..)
El Hâkem   : Haklı-haksızı ayırıcı olan.
El Hakîm    : Hikmet sahibi olan.
El Hakk      : Doğru, gerçek,lâzım ve lâyık olan. Enfüs ile afâk, ilim ile ma’lum uygunluğu. İrade ile gaya-yi Muradın uygunluğu.
El Hâlik      : Halkeden, mahluk olamayan, tek yaratan. Takdir ve tayin eden,  vücûd veren, icâdeden.
El Halîm     : Suçluları suçunu iradesiyele yumuşaklıkla öteleyen.
El Hamîd    : Senâ, meth ve hamde lâyık olan.
El Hasîb     : Karşılıksız verip duran.
El Hayy      : Diri, devamlı hayat sahibi. Hayatı veren tek.
HÜVELLAHÜLLEZİ LÂ İLÂHE İLLÂ HU : O ALLAH ki, ondan başka ilâh yoktur.
 
El Kâbıd     : Kabzeden, canları aldıran.
El Kadîr      : Kudret sahibi, Kudreti yeten, ana kaynak.
El Kahhâr : Galib-i mutlak. Kahretmeye iktidar olan.
El Kaviyy   : Sağlam, zorlu, metin, kuvveti var olan.
El Kayyum: Ezelden ebede kaim, daim ve var olan. Fenâsız, zevalsiz olan.
El Kebîr      : Büyük, âli, yüce, Kibriya sahibi olan.
El Kerîm     : İhsan (en iyi, en alâ, en faydalı) ve inayet sahibi olan. Kerem kaynağı olan.
El Kuddus : Kusur ve noksanlardan uzak ve lekesiz olan.
 
El Latîf       : Lâzım ve lâyıkı vechiyle lutfedici olan.
 
El Mâcid     : En büyük icad edici, tekemmül ettirici.
El Mâlikü’l- Mülk : Mülkün, milkin sahibi olan.
El Mâni’      : Men’ edici, esirgeyici, sistem ve kuralını koyucu olan.
El Mecîd     : Şerefli, vücûdu olan.
El Melik      : Hakim-i mutlak. Sahib. Eşya ve olaylarda mutlak tasarruf sahibi. Sünnetullah sahibi olan.
El Metin     : Metanetli. Kendine mutlak güvenen ve güvenilir olan.
El Muâhhir: Âhir olan. Sonu olmayan, ebed olan.
El Mubdî’   : İbtida’ olan. İlki olmayan. Ezel olan.
El Mugnî    : Gâni olan ve eden.
El Muhsî     : İhsan sahibi, ihsan edici olan.
El Muhyî     : İhya edici, maddi- manevi diriltici olan.
El Muîd       : İade eden, aslına döndüren.
El Muizz     : İzzet ve ikram sahibi olan.
El Mukaddim : Kıdemli olan. En ilk olan
El Mukît     : Mukayyet olan, muhafaza eden, koruyan.
El Muktedir : İktidarı olan.
El Muksît    : Hakkı edâ eden, adaletli iş gören.
El Musavvir : Mahlıkatın görünen-görünmeyen sûret ve sîretini; takdir, tâyin, icâd, ve tasvir eden. Tavır ve tarzını veren.
El Mücib     :  İcâbet eden. İcâbını, gereğini, uygununu yapan.
El Müheymin : Meymenetli. Dikkat edip koruyan. Emreden.
El Mü’min  : İman, emniyet, aman verici olan.
El Mümît    : İmate eden. Mevt, öldüren, helak eden.
El Müntakîm : İntikam alan ve aldıran.
El Müteâli : Yücelten, âli eden.
El Mütekebbir : Büyüklenmeye, ululanmaya, kibriyaya tek hak sahibi. Kibriyası bozulmayan.
El Müzill     : Zelil eden. Zilletli kılan.
 
En Nafi’     : Menfaatlı, yararlı, şifalı olan ve öyle kılan.
En Nûr       : Nûrların kaynağı olan ve nûr veren. Mahlukatı aydınlatan.
 
Er Râfi’      : Ref’ eden, yükselten.
Er Rahmân: genellikle; mahlukatına (önceden-şartsız) nimet veren, yarlıgayıcı, yâr muamaelesi yapan. Cümleye evveli Rahmân. Afâkî, Vücûdî…
Er Rahîm   : Özellikle; hak edene (şartlı, kurallara uyana) mü’mine çok merhamet edici. Mü’mine âhiri Rahîm. Enfusî, Vucûbî…
Er Rakîb    : Daima kontrol eden.
Er Rezzâk : Bütün mahlukatına rızkını veren.
Er Reşîd    : Doğru yola (olgunlğa-kemalâta) sevkeden. Hayra delillik eden.
 
Es Sabûr   : Çok sabır gösteren ve sabır veren.
Es Samed  : Muhtaç olunan. Muhtaç olmayan.
Es Selâm   : Her selâmetin membağı, selâmete erdiren.
Es Semi’    : Her sesi ve sessizliği işiten ve duyan.
 
Eş Şehîd    : Adil, hakça, samimi, itibar edilir şâhilik sahibi olan.
Eş Şekur    : Şükredeni çok olan. Şirkten beri eden.
 
Et Tevvâb : Tevbeyi kabul eden. Rücu’ edeni çok olan.
 
El Vâcid     : Mevcûd olan TEK. Vücûd veren.
El Vâhid     : Zâtında şirket olmayan. Kesretsiz TEK.
El Vâli         : Sahibi olduğu sistemini idare eden.
El Vâris      : En son mirasçı olan.
El Vâsi’       : İhtiyacı olan, vergisi bol, ilmi muhit,rızkı şâmil, rahmaetiyle kaplayan.
El Vedûd    : Kendisine çok sevgi beslenen. Mâşuk.
El Vehhâb : Tevbe ettiren, bağışlayan.
El Vekil       : Yarattıklarının tek vekili olan.
El Veliyy     : Sahib olarak hâdim olan-eden.
 
Ez Zâhir     : Zuhur eden. Görünen âşikâr olan. Halkının gördüğü görebildiği HAKK.
 
ALLAH (celle celâlihu) : Zât-ı Vâcibü’l- Vücûd. Özel ismi. Sadace ALLAH’a ait. Tefsir edilir, târif edilemez. Soyarsak : ALLAH – LİLLAH – LEHU – HU.. Bütün Sıfat-ı Kemâliyeyi cem’ edendir.
 
SIFATLARI :
 
A-Zâti Sıfatları:
 
1- Vücûd
2- Kıdem
3- Bekâ
4- Vahdaniyet
5- Muhalefetün lil havadis (halka benzemez)
6- kıyam bi nefsihi (kendi varlığıyla var olan)
 
B-Subutî Sıfatları:
 
1- Hayat    : Diri
2- İlim        : Her şeyi bilir.
3- İrade      : Dilediğiniyapar.
4- Semi!     : Her şeyi işitir.
5- Basar     : Her şeyi görür.
6- Kelâm   : Kelâm sahibi.
7- Kudret  : Her şeye gücü yeter.
8- Tekvin  : Tek yaratıcı oluşu.
 
 
Gerçek Tevekkül   "  Kafanın (madde) sükûnetini
                                      Kalbin (mânâ) istirahatini temin eder…
 
 
VAHDET TÜRKÜSÜ…
         Esinti…
 
 
Vicdân : Her an tecellî eden bir şe’en-i bahri ulâ (meşhur ilk elest)
Vücûd  : Âem Ayinesinde akseden bir şe’en-i bahri âhar (âhiret)
 
                            ô
 
Nefs  : HAKK’ın nâibi ve halifesidir.
 
Naib : (Nevb. den) Vekil, birinin yerine geçen. * Şeriat hâkimi olan kadı vekili. * Nöbet bekleyen.
Halife : Öncekinin yerine geçen. * Fık: İlâhî, yâni şer'î hükümlerin tatbik ve icrası için Peygamber'e (A.S.M.) vekil olan zât.
 
                            ô
 
Men arefe nefsehu, fekad arefe rabbehu : Kim nefsini bilirse Rabbini de bilir.
 
                            ô
 
Aşk  : Vicdân-Vücûd şuunatında tecellî eden ve âlemler içinde yüzen fenâda BEKÂ duyuşu…
 
                            ô
Âşık  : Ruh+Cezbe= zaman içinde (madde-müdded) intizamla sürüklenen mebde-i Vahdet: Ben-Ene’l-Nefs…
Âşık; kendi vahdetini vicdânî şühud ile âlemdeki vahdeti ise vicdânî kıyas ile anlar. Birleştirince gerçek âşık olur. Hak Âşığı denir ona…
 
                            ô
 
HAKK-I MUTLAK= Vahdet-i Vücûd + Vahdet-i Vicdân
 
HAKK-I MUTLAK .......... " Lâ ilâhe illâ Ene ".......... ALLAH’ın Tevhidi (ism-i Zât)
Vahdet-i Vücûd .......... " Lâ ilâhe illâ Hu ".......... Mukallid Tevhidi (İsm-i Zâhir)
Vahdet-i Vicdân .......... " Lâ ilâhe illâ Ente ".......... Ârifin Tevhidi İsm-i Bâtın.
 
Vücûd ve Vicdân Şuunlarının birleştiği Nokta : Nokya-yı Kusva…
(Tekemmül tevhidi – Hakk-ı Mutlak)
 
Nokya-yı Kusva : Son Nokta. Şuunun Sidre-yi Müntehası. Akılın AŞK olduğu Hâl.. Ahmediyyet gerçeği… Ahadiyyet Sınırı… Şâhid-Meşhûd…
 
                   25.12 1991 17:15
                   sltn ankr.
 
Kusva : Son derecede bulunan. * Son, nihayet. * Son sınır. Erişilecek olan en son nokta.
 
Vücûd : Varlık. Var olmak. Bulunmak. * Cesed, cisim, ten, gövde.
 
Vicdân : İnsanın içindeki iyiyi kötüden ayırabilen ve iyilik etmekten lezzet duyan ve kötülükten elem alan manevî his. * Kendinden geçme, dalma. * Bir şeyi bir halde görme, bulma. * Duyma, duygu. * İnanç. * Şuur. * Bâtın ile Hakkı tanımak. * Din.
 
Şuun : (Şe'n. C.) İşler, fiiller. Havadis.
 
Ene’l-Nefs : Ben nefsim.
 
Lâ ilâhe illâ Ene : Benden başka ilâh yoktur. ALLAH (cc) için.
Lâ ilâhe illâ Hu  : O’ndan başka ilâh yoktur.
Lâ ilâhe illâ Ente: Senden başka ilâh yoktur.
 
 
 
 
ZEVK 862
 
 
Dil-i Muhammediz aşkı anlamayana dellâlız
Şâhid-Meşhud, Âşık-Mâşuk anlayanına hemhâlız
Gerçi; Ehl-i Beyt’in sevda kervanında Kıtmiriyiz
Buyuran-duyuran “Dost”tur, Halka HAKK’ın hamalıyız…
                                      
                                  25.12.1991 14:26 dr.
 
 
ZEVK 863
 
Gönlümdeki bu fırtına füyüzat faslı Yâ Vedûd
Nesl-i pâk-i Muhammeddir, Zâtındır aslı Yâ Vedûd
“Ben” de “Fenâ”, “Sen” de “Bekâ” Ehl-i Beyt uslü Yâ Vedûd
Sûret, sîret sükuneti vuslatın vuslü Yâ Vedûd…
 
                                      25.12.1991 18:01 dr.
 
Füyüzat : Feyizler. İnayetler. Füyuzlar. Mânevi tecelliler.
 
Vusl : Bir şeyi başka bir şeye ekleyen, bitiştiren şey.
 
 
 
 
ZEVK 864
 
 
Acayibdir ki şu : “akıl; ayağıma altın döker”
Gerçi gönlüm aşkta amma : “aşk; başıma kılıç çeker”
Yıka aklın TEVHİD ile  LAFZULLAH la pişir Âşık
Nefiste insaf arama, “ayn-ı sabit” biber – şeker…
                                     
                                          25.12.1991 18:13
 
LAFZULLAH : Allah lâfzı. (Bu kelime Kur'ân-ı Kerimde 2806 defa zikredilmiştir. Bu lâfız bütün "sıfat-ı kemâliyeyi" tazammun eden bir sadeftir.)
 
İnsaf : Merhamet ve adâlet dâiresinde hareket. Hakikatı kabul ve itiraf.
 
 
 
ZEVK 865
 
“Eşya – İnsan – Şeriat” ta arın–durun Kir Sohbeti
“Olay – Kur’ân – Tarikat” ta sebeb–sorun Pir Sohbeti
“Sıfat – Resûl – Mârifet” te aşkla korun Sır Sohbeti
“Zât – Rabbımız – Hakikat”ta “zevk-i zor”un Birr Sohbeti…
 
                                               25.12.1991 19:21
 
Birr : Temizlik. * Günahtan çekinmek. * Takvâ. * İn'âm ve ihsan etme. * Amel-i sâlih, iyi amel. * Koyunu sevketmek. * Gönül, kalb.
 
 
 
ZEVK 866
 
Beden – Nefis – gönülle – Ruh,  “Bir” bütündürler seninle
“Zât” ı bilmek mârifeti; Hakk’ın hidayeti” dinle!
Hilenin harmanı olmaz “AHD”i “İF” eyle İhvâni
Bırak karışsın gözyaşın dudakta alın terinle…
 
                                            25.12.1991 17:05
 
 
Ahd : Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Peymân. * Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. * Vasiyet.
 
İfâ : Ödemek. Yerine getirmek. Söz verdiğini veya vazife bildiğini yerine getirmek. Kılmak. Yapmak.







[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır