Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
58- BEYTULLAH
Resim

BEYTULLAH

En-Nur, Nûruyla Habîbi Muhammedin nûrunu var etti veo nur iletüm kȃinatı yarattı O nur, bir huzmeler demeti olarak,nur sütunu hâlinde yeryüzünde bir noktaya iner oldu O nur demetinden bir huzme Arafatda suya deydi, toprak balçığa döndü ve Âdem can buldu Âdemden Havva, ikisinden de diğer insanlar canlandı HAKKın nûru ve cemâli Muhammedde, onun nûru ve cemâli de insanoğlunda görünür oldu

Âdemoğlu yâni insanoğlu yakınlarında gökten yeryüzüne inen nur sütununu gördüğünde menşeini hatırladı da tanrısına kavuşmuş gibi oldu... Hz. Şit bu nurlu noktaya bir yapı kurdu buna
“Beytullah” dediler, etrafında tavaf ettiler, namaz kılıp secde ettiler

Zamanla insanlar çoğaldı. Münkirlerin sayısı müminleri geçtiğinde nur görünmez oldu, daha doğrusu sâdece müminler görür oldu Beytullahın duvarları da zamanla yok oldu.
İbrâhîm Halîlullah geldiğinde Beytullahı yeniden inşâ etti ve Kȃbeyitavaf etti, müminler sevindi, yeniden tevhid dîni İslâm geldi

Münkirler, müşrikler giderek azıttılar ve Kȃbeyi putlarına tapınma yerine çevirdiler. Nur gökten yere indi ve Hz. Muhammednûruyla ışıttı yeryüzünü, şeref verdi, hoş geldi Putlardan temizlendi Kȃbe ve Müslümanlar ettiler secde Müminler Muhammedin nûruna koştular, saf saf halka oldular, namaza durdular, her biri
ALLAH celle celâluhu nun huzûrunda Hz. Âdem oldular




Tevhîde girenler, kalb gözüyle bakanlar şunu görürler; Kȃbe bir taş yapıdır insanın inşâ ettiği, ancak o noktada gökten yere inen bir nur sütunu vardır ve etrafında dönüp haşrolanlar birer katre-i nurdur Müslüman, mümin kullar, yânikatre-i nurlaro nur sütunu etrafında halka halka saf olurlar, yeryüzünün her noktasından o halkalardan biri geçer ve merkezdeki nûra dönük yüzler HÂLIKına secde eder Gerçekte tam karşısında secde ettiği de kendisine doğru secde eder



وَلِلّهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَأَيْنَمَا تُوَلُّواْ فَثَمَّ وَجْهُ اللّهِ إِنَّ اللّهَ وَاسِعٌ عَلِيمٌ

Ve lillâhi'l-meşriku ve'l-mağribu fe eynemâ tuvellû fe semme vechullâh(vechullâhi) innallâhe vâsiun alîm(alîmun):Doğu da ALLAH'ındır batı da. Nereye dönerseniz ALLAH'ın yüzü (zatı) oradadır. Şüphesiz ALLAH'(ın rahmeti ve nimeti) geniştir, O her şeyi bilendir.
(Bakara 2/115 )


اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَارَكَةٍ زَيْتُونِةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَن يَشَاء وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

Allâhu nûru's-semâvâti vel ard(ardı), meselu nûrihî ke mişkâtin fîhâ mısbâh(mısbâhun), el mısbâhu fî zucâceh(zucâcetin), ez zucâcetu ke ennehâ kevkebun durrîyyun, yûkadu min şeceratin mubâraketin zeytûnetin lâ şarkîyetin ve lâ garbiyyetin, yekâdu zeytuhâ yudîu ve lev lem temseshu nâr(nârun), nûrun alâ nûr(nûrin), yehdîllâhu li nûrihî men yeşâu, ve yadribullâhu'l-emsâle li'n-nâs(nâsi), vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun):ALLAH, göklerin ve yerin nûrudur. O'nun n






[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır