Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
7- Perdeler

 
 
         PERDELER - PERDECİLER
 
Kelime-i Tevhid bize hakikati vurgular.
Allah’tan başka ilâh olmadığını dilimizle ikrar, kalbimizle tasdik ederiz.
 
 “Allah vardı, O’nunla birlikte hiçbir şey yoktu” deniyor  hadiste.
Elbette öyledir ve şimdi de aynen öyledir…
Hakikat ehli bilir, görür ve birebir Hakk’ın varlığı, Bir’liği içinde yaşarlar…
 
Ef’al O’nun, Sıfat O’nun, Zât O’nundur…
Hakk’la birlik olmuş hakikat erenleri için ne kadar güzel bir terennümdür “Lâ ilâhe illallah” …
Arada mâni yoktur, engel kalkmıştır.
Dünyada mı cennette mi ne derseniz, zâhir, bâtın o târifsiz güzellikler sarmıştır ârif olanı…
Allah bizleri de o mutlu zümreye dahil etsin, hicabımız olmasın inşâallah.
Bu dileğimiz aşağıdaki şiir oldu;  
 
 
Ne dersin ey Sevgili kalmasın hicabımız
Yüz yüze görüşelim olmasın aracımız
Ne varsa aramızda kalksın ayrı gayrımız 
Ne dersin ey Sevgili kalmasın hicabımız…
 
Ben Sen’leyim burada Sen’i göremiyorum
Yıkamışlar beynimi Sen’i bilemiyorum
Yanlış yerde arıyor Sen’i bulamıyorum
Ne dersin ey Sevgili kalmasın hicabımız…
 
Halbuki buradasın kalbimin içindesin
Sen’le birlik olmuşum BİRlikte benimlesin
İstediğin şekilde değişen biçimdesin
Ne dersin ey Sevgili kalmasın hicabımız…
 
Her hareket Zât’dandır görünen sıfatındır
Maddi gözle bakar da insanoğlu aldanır
Her şeyin temelinde  BİR şey olan Hakk vardır
Ne dersin ey Sevgili kalmasın hicabımız…
 
Perdeyi açtım bugün kabuğumdan sıyrıldım
Ne Sen kaldı ne de ben zâhir bâtın TEK oldum
Arıyorken ben Sen’i kendimde Sen’i buldum
Ne dersin ey Sevgili kalmasın hicabımız…
 
Dost Emin’im iyi bak nerede Cânânımız
Cânân diye bildiğin oymuş bizim canımız
Zevk içinde izle sen burada yansımayız
Ne dersin ey Sevgili kalmasın hicabımız…
                                       
 Hicab: Perde, engel
 
 
Peki büyük çoğunluk için hakikat yolunu kapatan, Hakk’ın güzelliklerinden alıkoyan perdeler (yalancı ilâhlar) nelerdir? Ve bu perdeleri kimler nasıl koymuş araya?
        
Genel anlamda insanın nefsi onun perdesi veya perdecisi olmuştur, tâ ki nefsini arıtarak yükselenler müstesnâ.
İnsanoğlu çoğunlukla Nefs-i Emmaresinin elinde oyuncak olmuş ve Kur’ân’da belitildiği üzere hayvan seviyesine hatta daha aşağılara inmiştir.
        
Somut olarak para, mal, mülk hırsını ele alalım.
Maddi şeylerle tatmin ve mutlu olacağını sanan ve bunları elde etmek, biriktirmek, yığmak gibi emellerle yaşayan insan için tüm uğraşı onu “ hakikat” e karşı perdelemiş olur. İhtiras arttıkça da perde kalınlaşır…
        
Aynı şekilde yaşamın anlamını hiç düşünmemiş olan kişi benzer şekilde ailesine, çocuklarına bağlanıp başka bir şey düşünmeyebiliyor.
Diğer biri şehvetinin oyuncağı olup, ömür tüketiyor.
Şöhret, makam düşkünleri, benlik, gurur ve kibiriyle yaşayanlar da bir başkaları…
        
Bütün bunları perde olarak, yalancı ilâhlar olarak görebiliriz. Bu perdeleri oluşturan perdecileri de kısaca târiflemek gerekirse;
İnsanlara kötü nefsin isteklerini değerli, geçerli veya iyi kavramlar gibi empoze eden toplum…
        
Günümüz toplumunda dünya ön planda hatta tek planda tutulup hakikat yolu görmezden gelinmekte ve insanların nefislerine hoş gelen perdeler örülmektedir.
Perdeciler günün koşullarına uygun çeşitli perdeleri üretmekte ve insanların hizmetine vermekteler!..
Perdeleri artan insan ve toplumlar da doğru yoldan çıkmaktalar…
        
Perdecilere yüz vermeyelim.
Kur’ân’a bakıp tarihte yoldan çıkan kavimlerin sonunu görelim, düşünelim…
 
        
Perdeleri kaldır ki makama erişesin
Her türlü sırra erip Mevlâ’ya kavuşasın
Perdeleri kaldırmak nefis için zor gelir
Mü’min olan o dur ki zor ona kolay gelir…
 
Allah’ı unutturan her şey perdedir sana
Nefsini tatmin eden güzellik tuzak sana
En şerefli mahluksun Kâmil İnsan oldunsa
Dost Emin’im ne mutlu doğru yolu buldunsa…
 
 
Perde senin nefsindir.
Nefsini terbiye et, yüksel!
Hakikate er, tevhide gir, Hakk’la birlik ol!
Dünyan cennet olsun, ahretin ȃsan…
Allah razı olup, kulum desin, sevdiklerinden etsin! 
Mutluluk sende kolay gele!
Allah yardımcımız olsun!
Âmin!..
 
 
*    Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e soruluyor :
RABB’ımız, gökleri ve yeri yaratmadan önce neredeydi?
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem):Üstünde ve altında hava bulunmayan bir “a’mâ” daydı” buyuruyor.”
(İbni Mâce, Mukaddime 13)
 
İmâm-ı Alî (keremullahi veche) ise: “ Elân dahi öyledir!” buyuruyor







[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır