Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
9. BÖLÜM: İSİMLER ve MÂNÂLARI



İSİMLER ve MÂNÂLARI :       

        Aziz kardeşim!
        Kâinâtın yaratılışının (halkiyyetinin) masdarı olan ilk noktanın "hareketinden" şekil, "harekesinden" ise akıl ortaya çıkar.
Hareket ya doğrudur (hat) ya da eğridir.
Hat olan doğru tektir ve Sırat-ı Mustakîmdir.
Eğri ise çoktur ve Sırat-ı Dalaldır.
Hareket madde için söz konusu olup ilk noktanın şeklî hüviyyetidir. Hareke ya eliftir veya türevleridir.
Elif mânâ için söz konusu olup ilk noktanın aklî mâhiyyetidir. Ana harf olan elif tek dikey mânâ doğrusu olup tek yatay madde doğrusunun içeriğidir. Diğer bütün harfler elifin türevleridir.
Elif aynı zamanda tüm rakamların anası olan "1" in de aslıdır. Tüm rakamlar da "1" in yâni elifin türevleridir. İki (2) diye bir sayı yoktur ve 2 rakamı, 1 ile 1 in toplandığı kabın adıdır.

        Muhammedî Tasavvuf; her şey'in özünde - merkezinde var olan, sabit, dönmeyen ve muhitteki tüm dönenleri seyreden AKDES NOKTASI'nın Hakk ve hayr olan seyr-ü-sülûk öğretim ve eğitim metodudur.
Zât – Sıfat – Esmâ – Eşyâ...
Halkiyyet – Mâhiyyet – Hüviyet – Mâliyyet...
Asıl – Nakil (Vekil sav.) – Akıl – Şekil işi;
Devran – Seyran – Cevlan – Hayran Âlemlerinde yaşanıp durmaktadır…
Bunlar ve daha nice 4 lü sistem elemanlarının Esmâ, Akıl, Hüviyyet, Seyran Semâlarında özden öğretimi ve evrensel eğitimi izlersen Âdemoğluna öğretilen esmâ câmiasını daha rahat anlar, yaşar ve mutlu olursun.
Kafa ve kalb mutluluğu Muhammedî oluş şuûru ve nûruna ulaşılınca bizzât yaşanan neş'enin hazzıdır.
Âcizâne biz, son yıllarda artan hızla, tüm değerli değer yargıları soyulan ve soyutlanan göz bebeğimiz gençlerimizin özlerine dönüş yollarında şuûr ışıkları olur umuduyla Esmâü'l-Hüsnâ anlayış ve arzına yeniden döndük.
Tekrarlanmamak üzere Kur'ân-ı Kerim'de ve iki sahih Hadis-i Şerîf'de buyurulmuş olan İlâhî İsimleri söz, hece, harf ve hakikat olarak anlamaya ve de anlatmaya İnşâallah azmettik...

        Aziz kardeşim, insanoğlu aklının varlığıyla insan olabilme sıfatını taşır ve aklın lâzım ve lâyıkı olan külli şey'i bilir ve yaşar.
Aklın ana sermâyesi ilim ve edebdir.
"Kûn!" la var olan akıl, çokluk-heplik ve yokluk-hiçlik sınırları içinde yaratılıştan yüklenmiş olan ana programının gereğini gösterebilmesi için ta'lim-terbiye (öğretim-eğitim) görmesi şarttır.
Bebeğinin bedenini besleyen ana-babanın, aklını beslememesinin sonucunun ne kadar acı olduğunu bebekler bile biliyor artık. Kaldı ki en mükemmel öğretim ve eğitim sentezi sonucu bile iki uçtaki iki uçuruma ulaşacak ve şaşacaktır.
Sonsuz denilen çokluğun sınırı ki târifi, aklın varabildiğinin daha ötesi …
Ve sıfır denilen yokluğun sınırı ki aklın kaçabildiğinin daha berisi…
İkisi arasında ise tek şey, tek sayı ve tek "BİR"…
Bu tek "BİR"i anlayan esmâ dilindeki "tekkbir" i de anlar ve yaşar…
Külli VAHDET Sistemi…
"1" lerin cemâat cünbüşü…
2 diye bir sayı yoktur. 2 diye bir rakam vardır ki o ise iki adet "1" in bile olduğu kabın adıdır.
1000 denilen rakam bin adet "1" in toplu adıdır.
Aslında ise aynı yer, aynı zaman ve aynı hâlde mutlak benzer ve eş olan iki şey teorik olarak zâten mümkün değildir.
Kısacası kâinâtta her zerre kendi zâti i'tibariyle "1" dir…

        Kâinât – İnsan – Akıl – Nakil – Rasûlullah – ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL alâkasını arza çalıştığımız Muhammmedî Tasvvuf kitabımızda ana değerler olarak ele alınan;
Şekil (külli şey),
Akıl (insan),
Nakil (sistem ile Sahibi, resimler ile Ressamı arasındaki iletişim hattı),
Vekil (halkedilen ilk nokta ki hareketinden tüm hatlar ve maddeler, harekesinden hâller ve mânâlar ortaya çıkan ve aslı Nûrullah olan Nûr-u Muhammed ki âlemlerin rahmet kaynağı),
Asıl (tüm mevcûdatı, mutlak varından (vücûdundan), nûrundan vareden; Uluhiyyet, Rübûbiyyet, Merhametiyyet (Rahmaniyyet ve Rahimiyyet) ve Mâlikiyyetle sistemin sahibi ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL) anlatımının tamamlayıcılarından olmak üzere Esmâü'l-Hüsnâ zevkleri İnşâallah ve sâye-yi Rasûlullah ile ve bile arza çalışıldı…
        Zât – Sıfat – Esmâ – Eşyâ şeceresinin aslı ve astarı; ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL varından var etmiştir.
"ALLAH var idi..." söz bitti, nokta.. Yokluk vs. yoktu ki "ALLAH yoktan var etti." diye bilesin.
Doğru olan söz ise "ALLAH, mevcudat yok iken mutlak kudretiyle nûrundan var etti." dir.

        " ALLAH, göklerin ve yerin nûrudur...." (Nûr 24/35)

        İnsanları yoktan var etti noktasına iten endişe, yaratıcıyı yaratılanlardan ayrı ve gayrı tutabilmek gayretkeşliği olmuştur.
Gerçekten de sonsuz sayı, özellik ve güzellikte resimler ile mutlak tek, eşsiz, zıtsız ve Zâtına mahsus olan Ressamı ne aynıdır ne de gayrıdır.
Bu gün bilgisayar çağında akılların ilmî ve teknik seviyesi cidden çok yüksektir.
Tüm resimlerin bir tek ve eşsiz olan Ressamını bilen, bulan, anlayan ve yaşayan akl-ı selim, bazı resimlerin de ressam olabileceğini söyleyebilen akla sadece ve sadece ahmak diyecektir ve gülecektir.

        Şekil – Akıl – Nakil – Vekil – Asıl tekemmülüne tenezzül etmeyip geri dönen akıllar şekil şehri olan kâinâtta nice şeklî tanrılar yaratıp kendisini onların yarattığına inanmış ve kendisinin bu âleme geliş sebeb ve sonucuna aklen ihanet ve yazık etmiştir.
Elbette akl-ı selim için külli şey'in varoluşunda Asıl – Vekil – Nakil – Akıl – Şekil vardır ve bu, 4 lü sistemde Zât – Sıfat – Esmâ – Eşyâ tezâhürüdür.
Ve bizler şu anda Eşyâ (şeyler, külli şey) Âlemi'nde yaşamaktayız.
Ben şu anda, yeryüzünde ve 60 yıldan beri yaşamaktayım. Bedenî şeklim de mevcûd ve göz önünde... 61 yıl öncede var idim ancak babamda esmâ (duyulan, gizli) idim. 101 yıl önce de var idim ve o zaman da dedemde esmâ idim... Tüm insanlık Âdem Aleyhisselâm'da cem' idik...
Kaza, kader, irade ve dilemesiyle mevcûdatını yaratan ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL'in Tevhid Tarlası'nda Sünnetullah (tavır, tarz ve stili) içinde tohumdan tohuma hayat hikâyesi ve sonsuz esmâ zuhûratı türküsü...
Samimî sufîlerin sırr-ı sıfırı, anlayışlı âriflerin arzı ve azîz âşıkların ahı...
Tüm insanların sınırlı-sorumlu akıl ve imkânla imtihanı...
Şehâdet Şehrimizin şe'en şenliği..

        " ALLAH Âdem'e bütün isimleri (esmâ) öğretti...." (Bakara 2/31)

        Âdem Aleyhis selâm'a İlâhî Program gereği sınırlı, sorumlu ve kulluk imtihanı için verilen akıl nimetine öğretilen esmâ elifi...
Şekle ve akla yüklenen tecellî tohumları...
Hayy zinciri zevkleri...
Eşyâ – Olay – Zaman – Zann oluşumu...
Cihânda canlar cengi...
İlk şey, akıl açısından hiç bir şey değildir. Ne zaman ki zıttı halkedildi işte o zaman seyret gümbürtüyü...
İnsan aklında, iki şey'in münâsebetinden olay, iki olayın münâsebetinden zaman ve iki zamanın münâsebetinden aklın anlayabildiği zann doğar ki kulluk imtihanının esası da budur.
Bu zann batağından kurtuluş için aklın imdadına İlâhî Nakil can simidi gibi yetişir, Muhammedî Şuûr'la uyanır, ayıkır, dirilir, kulluk imtihanını yaşar, ölümü tadar ve asla ölmez olan şehid ve de şâhidlerden olur...
Yoksa, sığır gibi yer, içer, tepinir ve sonunda akıl tasına toprak dolar da : "ölü ölmüş!" derler.

        İlâhî İsimlerin (esmâ) tecellî mazharı (zuhûr, ortaya çıkış yeri) akıldır...
Akıl, İlâhî nakille elektirik hattının iki teli gibi ile-bile olursa "can" a ceryan olan Nûr-u Muhammed gelir.
Nûrullah'tan tenezzül Nûr-u Muhammed'e sıla (salâvât) eden akıl artık ham değil kâmil ve akl-ı selim ve de salim olarak İlmullah'a gayret ederse (öğretim) ve Edeb-i Rasûlullah'a ulaşırsa (eğitim) "Asl" ı hakkında şüphesiz şehâdet şerefini yaşar ve yaşatmaya hasbî ve habibî bir hizmetçi olur...
"Ben"likten "BİZ" liğe ve "bile"liğe rücû'-ürûc mir'acını birlikte bayram eder...

        Şekil denilen, senin kalıbın, heykelin, görülen mevcûd hâlin ve kısacası eşyâdır.
Akıl denilen, senin (nefsinin) ana vasfın olup o yoksa; sen yoksun (kulluk imtihanı teklifi), yaratılanlar ve yaratan senin için yok hükmünde olur ki onun için Esmâullah'ın tecellî tezgâhı aslında insanoğlunun akl-ı selimidir diye arzediyoruz.
Nakil denilen, Kur'ân-ı Kerîm ve sahih Hadis-i Şerîfler olup esmâ câmi'asıdır.
Vekil denilen, tüm mecûdatın var oluş ve rahmet mazharı, masdarı ve menbağı olan, "Rahmetenli'l-âlemîn" buyurulan Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) dir ve de sıfattır... Elbette bazı akl-ı evvel gayretkeşler Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) için sıfattır dememizi anlayamaz da itiraz ederler. Zirâ onların rızası sadece kendi alışkanlıklarına ve anlayışsız akıllarınadır. Muhammed Aleyhisselâm; ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL'in kulu (Abdullah-Abdühu), olarak bizler gibi Emrullahı yerine getirmekle yükümlü bir esmâ mazharıdır. ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL'in Resûlü (Rasûlullah-Resûlühu) olarak ise sıfat olan Kelâmullah'ın tek tecellî tezgâhı ve esmânın mazhar masdarıdır.
Asıl denilen ise ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL dir.

        Âcizâne, canımızı dişimize takarak, gece gündüz, ciddiyyet, samimiyyet ve hasbî-habibî gayretle bilebildiğimiz ve bulabildiğimiz her ilmi ve edebi, livechillah arzediş çabamızın sebebi; asırlardır içteki ve dıştaki şeytanlaşmış insanların kasden harab edip hozan bıraktıkları Anadolu Tevhid Tarlamıza soysuz, sapık, haksız ve hayırsız tohumlarını dökmelerine ve ekmelerine fırsat vermemek, bu şuûrsuz, insafsız ve zâlim ihanete dur diyecek, batıla ve hayale değil de hakka ve hakikate inanan genç, inançlı, iletken, üretken ve dinamik Muhammedî tohumlarımızın kökten yeşermesi ebedî yaşamasına hak adına hasbî hizmettir.
Her hususu açıkça konuşup anlaşarak Muhammedî Mecra'da yeniden buluşacağımız gençlerimizi, göz göre göre sinsi, haksız ve hayırsız haçlı zihniyyetinin ve vurdum duymaz bizimkilerin benlik kavga ve yarışlarına kurban edemeyiz.
Haram – helâl demeden bu dünyayı yutmaya çalışırken yaşlanmış, eh biraz da dindâr geçinmiş, şucu ya da bucu olmuş ve asla çoluk-çocuğu ile Ahdullah'ta ve Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de buluşup bilişmeye tenezzül etmemiş, kopuk ve ahmakça bir ömrün son ucunda kendi cennet – cehennem derdinde olanlarımızın kurşun dökülü değilse kulakları çınlasın...

        Azîz kardeşim, bu kâinât (külli şey), ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL'in sonsuz isimlerinin (Esmâü'l-Hüsnâ) tecellî tezgâhıdır.
Her zerrede sonsuz esmâ zuhur etmektedir.
Kur'ânî ismiyle Şe'nullah, tıpkı nabız atışı gibi devam edip gitmektedir.
Esmâü'l-Hüsnâ anlayış zevki elbette zeki (temiz, pâk, anlayışlı) insanlar içindir.
Özeldir, güzeldir ve de Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in rıza ravzasından kalblerimize sızan habibî hazzlardır.

         ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL'in inâyetiyle, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in sâyesinde gönüllerimizdeki Muhammedî gayret, muhabbet, merhamet ve habibî-hasbî şevkiyle Kur'ân-ı Kerîm ve iki Hadis-i Şerîf'de buyurulan 140 adet Esmâü'l-Hüsnâ'nın kelime yapısı ve mânâ yakınlığı yönünden masdarları (çıkış kökleri), kökle ilgileri, ayni kökten türeyen isimlerin mânâlarını iyice anlamamızı sağlayan fiil, isim ve harf hazinelerini ve de zikredip, fikredip, şükredip de yaşayınca coşan gönül zevklerimizi arzedelim.
Çalışma ve çabalarımızın amacı bilgi gösterisi, alımı - satımı ve kitab yazmış olmak asla değildir.
Açık ve tek gayemiz gençlerimize hasbî hizmettir.
Davamız, iddiamız ve davetimiz olmayıp yalnızca dua ehliyiz.
Kısıtlı da olsa elimizden geleni İnşâallah yapacağız.
Arabça harflerin karşılığının Türkiyemizde kullanılmakta olan Lâtince harflerle karşılanılamamasından dolayı anlatım ve anlayış zorluğu olmaktadır.

ESMÂÜ'L-HÜSNÂ :
 
        İsmin çoğulu esmâ, güzelin güzeli hüsnâ…
Nasslarda ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL'e nisbet edilen isimler…
Kur'ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şerîf'lerde buyurulan ve bildirilen sayısız isimler zincirinden bazıları…
Zât – sıfat – esmâ – eşyâ anlayışımızda mânâ anahtarlarımız...
ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL'imiz hakkında; aşkınlık, iyilik, güzellik, sevgi, övgü, saygı, haşyet ve hayranlık ifâdelerimiz…
Her hususta bilgi hazinelerimiz…
Zikir, fikir, şükür ve sabır pınarlarımız…
İlim, irade, idrak ve iştirak ışıklarımız…
Resimlerin Ressamına, eserlerin Ustasına ve kulların RABB'larına sıla yolları…
Aklın nakille buluşmasından doğan Nûr-u Muhammed'in aslı ve kaynağı olan Nûrullah'a ulaşım umutlarımız…
Dua deryalarından gönüllerimize yağan rahmet damlalarımız…
Âdem Aleyhisselâm atamıza ve dolayısıyla her insana yaratılıştan Fıtrî ve İlâhî program gereği yüklenen ilim-bilim bileliğimiz ve "BİZ" liğimizin ilmî ve edebî izleri…
Tevhidullah'ı temâşa ve tefekkür tepelerimiz…
Yaratanı ve yaratılanı anlayışta niyâzlarımız için naz nirengi röperlerimiz…
Şeenullah'taki şey'lerin (eşyâ) mutlak şâhidleri…
Nefsimizin ruhî yükseliş, rücû' ve ürûc yolları…
Tebâreke (mutlak bereket kaynağı) tencerelerimiz…
Tesbih testilerimiz…
Zikir ve dua duyuşlarımız…
İlticâ iletişim araçlarımız…
Akıllarımızın İlâhî Aşkı duyum ve uyum uzayları…

        Kur'ân-ı Kerîm'de Esmâü'l-Hüsnâ 4 âyette geçmektedir: A'raf 7/180, Tâhâ 20/8, İsrâ 17/110 ve Haşr 59/24 âyetleri.
        ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL'in sıfat ve isimleri, O'nun Zâtına nisbet edilen mânâ ve kavramlardır. Bu kavramlar isim, fiil veya zarf olabileceği gibi izâfet veya başka türlü oluşmuş terkib hâlinde de bulunabilir.

.
        Aişe (Radyallahu anha) : " ALLAH ım! Esmâü'l-Hüsnândan bizim bildiğimiz bütün isimlerinle Sana münâcât ederim. Her vechiyle büyüklerin büyüğü olan isminle (ism-i azam) Senden isterim. Her kim Sana bu isimlerinle dua ederse icâbet edersin." diye dua ettim de Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : "İsabet ettin! İsabet ettin! İsabet ettin!" buyurarak beni tasdik etti" demiştir. (Aynî). 



DİKKAT :
 
BÜTÜN ESMÂLARIN MÂNÂLARI ve BİLGİLERİ : 
TİRMİZÎ SAYFASINDAKİ  KIRMIZI
İBNİ MÂCE SAYFASINDAKİ YEŞİL
İBNİ HACER SAYFASINDAKİ MAVİ RENKLİ
HER ESMÂNIN KENDİ BUTONLARINA LİNKLENMİŞTİR.
TIKLAYARAK FAYDALANILACAKTIR İNŞÂALLAH…







[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır