Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
HAYATI Âşık Sümmânî'ye Dair
DEYİŞLER BiRKAÇ SÖZ
ÖĞÜTLER DESTANLAR
AĞITLAR MERSİYE


Aşık Sümmanî

 

Narmanlı Âşık Sümmânî




 

BiRKAÇ SÖZ
 
Narmanlı Sümmânî, bu eserle tarafımdan ikin­ci kez kitap haline getirilmiş bulunuyor.
 
Bazı tuhaf rastlantılar insanları kendisiyle hiç ilişkisi ve ilgisi olmayan şeylerle ilgilendirir.
İşte benim, Sümmânî'ye ait olan bundan evvelki kitabım da böyle bir rastlantı mahsulünden ibarettir.
Yok­sa gerçekte ne Sümmânî'yi tanıyor ve ne de çok arzu etmeme rağmen bu coşkun halk şâirinin yur­dunu gezmiş ve görmüş bulunuyorum.
 
Bu unutulmuş Türk çocuğunu tekrar yaşatmak fırsatını bana kim verdi?..
V e onu burada bugün dile getirmek cesaretini ben nereden aldım?
Bunu bilmediğim için kendimi hayretten alamamaktayım.
Fakat her şeye rağmen şuna emin olun ki bugüne kadar geçmişin karanlıklarına gömülen Doğunun o uzak, hücra bir köşesinde dağarcığını acı göz yaş­ları ile doldurmuş ve muhayyel sevgilisinin sevgi­siyle kalan bu halk şâirini; yılların üstünden aşıra­rak, en uzak geleceğe ulaştırmak amacıyle çalış­tım...
Yılmadan, usanmadan, bıkmadan ve büyük bir haz duyarak çalıştım.
 
Bazı rastlantıların insanları içine attığı olayla­rın artık onlar için en güzel değilse bile, en iyi şe­kilde başarılması bir tür borç halini alıyor.
 
İşte Sümmânî'yi yazmak ve tanıtmak da, bu­gün benim için bu niteliğe girmiş bir konudur.
Bu itibarladır ki, bu coşkun şâirin, halk edebiyatı ü­zerindeki incelemelerinin ilki olduğu için bir kalem tecrübesinden ileri geçemeyen, belki çok eksik ve belki de çok yanlış olan o ilk küçük kitabımdan yarım yamalak olarak nihayet iki forma içine sıkışıp kalmasına bir türlü razı olamadım.
 
Bu şâire gönül vermiş olanlar kadar, kendimi de tatmin edebilmek için bugün yayımının üzerin­den henüz birkaç yıl geçmiş olmasına rağmen mevcudu kalmamış olan o ilk kitabıma, bu süre içinde yine şâir hakkındaki yayınlar ile diğer suretlerle zaman zaman edindiğim bilgileri ve kitabın yayımı sırasında yapılan eleştirilerden vardığım sonuçları ve nihayet o günden beri karşılaştığım halk şâirle­rinden, şâire ait elde ettiğim parçaları da içine al­mak suretiyle Sümmânî'yi daha geniş ölçüde orta­ya koymaya karar verdim.
 
Bütün bu açıklamamdan sonra yukarıda bah­settiğim rastlantıyı ve Sümmânî ile nasıl ilgilenip parçalarını topladığımı anlatmak için o ilk kita­bımda yazdığım Önsöz'ü aynen buraya almakla ye­tiniyorum.
 
***
 
Sinop hapishânesi dokuz yüze yakın mevcut­lu bir yerdir.
Sinop Ortaokulunda öğretmenlik yap­tığım sırada hapishânede Halkevi tarafından aç­tığımız dershâne hocalığını yapmak üzere gidip ge­lirken bir gün Zekeriya Çavuş adlı birinin dersten sonra yazısının düzgünlüğünü göstermek üzere bir koşma yazıp getirdiğini gördüm.
Nereden bulduğunu sorduğumda : «Muallim e­fendi, ben bunlardan çok bilirim.» dedi
O günden sonra Zekeriya Çavuşun yakasını bırakmadım ve hemen her gün onu derslerden sonra bir kenara çekip bildiklerini not etmeye çalıştım. Mısraları çok defa yanlış söylüyor, becerip çıkaramıyordu. O za­man hemşerilerinden orada bulunan diğer iki kişi ye daha tekrar ettiriyor, bir kısmını da karine ve söz gelişine göre çıkararak düzeltiyordum.
İşte bu eser böylece meydana geldi.:.
 
***
 
Hazırlığını bitirdiğim bu kitabı bastırma im­kanlarını aradığım bir sırada bir gün masamın ü­zerinde Nesip Yağmurdereli adlı Trabzon Kız Orta Mektebi muallimlerinden bir meslek arkadaşımın (Sümmânî) isimli eserini gördüm; sevindim... Hem çok sevindim.
 
Bu büyük ve coşkun halk çocuğunu, köy kom­şusu Yağmurdereli köyünden yetişme bir başka memleket çocuğunun daha geniş ölçüde ortaya koy­ması ne kadar takdire lâyık ve ne temiz bir hare­ketti
 
Ancak bu arkadaşın bu teşebbüsten daha önce beni de haberdar etmediğine üzüldüm.
Zira bu te­miz teşebbüse benim de çok yerinde bir yardımım olacaktı
 
Ve meselâ elimdeki bütün malzemeyi kendisine verecektim.
Bu sayede eser biraz daha geniş ola­caktı
Bendekilerle kitap metnini karşılaştırdığım­da hemen yarıdan fazlasının onda olmadığını da gö­rünce büsbütün üzüldüm, ve artık hal üzerine basımından tamamiyle vazgeçmeyi düşündüğüm bu eseri tekrar bastırmayı milli bir borç olarak kabul­lendim.
Burada şu noktaya değinmeden geçemeye­ceğim.
Ah kabil olsa da biraz halkıyatçılar çalış­malarımızdan birbirimizi haberdar edebilsek.
Hiç olmazsa bu sayede emekler boşa gitmezdi
 
Haşim Nezim OKAY
 
 





[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır