Muhammed-i Nur


Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·


Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
EYy KADIN!.
Bu konuyu facebook'ta payla��n!Resim


Ey kADın!.

NUR-ye!.Resim

Kafan hep dolu,
GÖZün-gÖNlün hep DIŞarda,
İÇ/DIŞınsa hep Çıfıt çarşısı!

çıfıt çarşısı;herseyin karmakarışık dağınık durumda bulunduğu yerleri tanımlamak için kullanılan söz..

Nasılda arap saçı gibi karmakarışıksın.
ÇÖZülmesi/anlaşılması ZOR yaratıksın!.
ÂMMa en güzelde yaratılmışsın!
Unutma ki; HAYAL, HAKİKÂTın elbisesidir...

HAKk’ın NÂZ-NiYÂZ NİSÂ’sı,
=>ÜMMü’L- MÛSÂ’sın İSÂ’sı,
NEBÎYyü’L- ÜMMî =>ÜMMeti,
KÛN feyeKÛN==>HÜLÂSÂsı!.

YAPtığını/TAPtığını BİL! Kendini DERLe/TOPLa!..
Beden- Nefis ve KALBin de kini; BİLdirecek, BULduracak, OLduracak ve YAŞAtacak,
İŞİnin EHL-i bir KÂMİL Hasbî Hizmetçi-nin hİZmetine Muhtaç - Mecbur - Me’mur ve Mahkum Olduğunu ÂNla!

Resim---Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) : "Bana, (dünyanızdan) koku ve kadın sevdirildi. Gözümün nuru ise namazda kılındı." buyurdular [Nesâî, İşretu'n-Nisâ 1, (7, 61).]

SEVdirilişinin kadir ve kıymetini BİL!..

Ahlâklarıyla, hayâlarıyla, edebleriyle, bilgileriyle, görgüleriyle, cesaretleriyle, yüreklilikleriyle, şerefleriyle, haysiyetleriyle, sadakatlarıyla, samimiyetlerinin ihlaslarıyla ve sürekli sabırlı oluşlarıyla örnek aldığımız Haticetü’l- Kübrâ ve Fatıma tü’z- Zehrâ ANAlarımızın büründekleri ÖRTü hürmetine ELleri üzerimizde olsun da, KENDİMİZİ BİLELİM SÜTlerini BİZe HELÂL etsinler! إِن شَاء اللَّهُ

Tasavvuf ANAyasasında EHLine.: «Kendini BİLene Babasının KANı HELÂL, kendini bilmeyene Anasının SÜTü HARAM!.» hep denir ya!

Sevgili dostlar, Kul İhvÂNi Hocamızın üzerinde sıklıkla durduğu Âyet-i KERİMeler, Hadis-i ŞERîFeler ve SÖZler var!.
Gözümüze sokmaya çalıştığı, GÖRmemiz için ifâdelere vurgular yaparak, sıklıkla kullanmakta.

Maalesef ki, GÖZümün önünden çekilmeyi başaramadığım için zorluklar yaşıyorum.
KÖR gÖZüm GÖRemiyor!.

Resim---SEVgili Rasûlullah SALLallahu aleyhi ve SELLem Efendimiz: “Men arefe nefsehu fekad arefe RABBehu: Nefsini BiLen/TANıyan, RABBini BİLir/TANır!.” buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II/343 (2532)


Resim---İlmullah Şehrinin EDEB Kapısı İmam Ali keremullahi veche Efendimizin '' GÖRmediğim RaBB'a tapmam'' sözü üzerinde çokkk düşünülmesi gereken bir mevzudur..

PÎRimİZ BAKmak(Basar) ve GÖRmek(Basîret) arasındaki farkıda ifâde buyurmaktadır..
BASÎREt, Kalb Gözüyle BAKtığını GÖRmek ve gereğini İŞLemektir..
BASAR ise, Kafa Gözü ile sadece BAKarız, zâten hep bakmakta değil miyiz?.
Kafa gözü ile baktığımız da bakar geçeriz sürekli SeBBaha rakslarına!.

Sebbaha: yüzmek..
Yerdeki göklerdeki ZeRReler yani ATOMlar;
NeşRlerinden HaŞRlerine kadar döndüler, dönmekteler ve dönecekler.
Bu SeBBaHa yüzüş-RAKSı hep sürecek, her AN yeniden Yaratılarak ŞEENULLAHta..
Ve ne zamAN AKILlarımız DEVR-ÂNı Anlarsa ve DEVRe İştirak ederse "Yusebbuhu" Zikr-i Dâimindeyiz iİşâe ALLAH!.


Zikr-i Dâim'ini AKILlarımız ANlamadığı için, bütün OLup bitenler tekrar olanlar, hep vardır ve olağandır. Güneş doğar çekilir gece olur. Yağmur yağar, rüzgar eser, Ne Niçin , Nasıl, Neden, Niye Nerden Nereye AKLımıza bile gelmez bakıp geçtiğimiz için.


Zikr-i Dâim, Fikr-i Dâim, Şükr-ü Dâim ve Sabr-ı Dâim Köşelerini TUTamadığımızdan;
''KİM?!.'' diye sormak HaDDimize mi?

TAKLİDi çok sevdiği için, AKL'ın DÜŞünmeye zorlanması en ZOR-İŞtir..

Öyleyse biz de, YAPtığını/TAPtığını BİLerek AKILlı OL!.mak zorundayız ki, ne kadar boş ve avâre işlerle meşguluz ANLAyaBİLelim!..

Hani Nilufer söyler, hatırlarsınız;
SEVmek için YARATILMIŞım,
KALBler hep bomboş NİYE?.
SEVmek ACI, gerçek ACI!..


DİNlerken; ''GÖZlerindeki YAŞlar niye?.'' diyor İÇim!.

Kabul günleri, Çarşı-Pazar sadece oyalanma,
AKLı BAŞaALma zamÂNı
''İPsizlere KANıp da İP'in UCUnu koyVERmeyesin!.'' diyor SEVgili kuL İhvÂNi Hocam!.

AKILOL =>"KUŞlardan dÖRdünü TUT!. Onları kendine çevirmeye çalış, iyice tanıdıktan sonra (KESip), her dAĞın BAŞına birer parça dağıt!. Sonrada onları çAĞIr koşa koşa sana gelecekler!. ALLAH gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.." buyruluyor.

Ey KADın Kimlik/Kişiliğinin, Nicelik ve Niteliğini ÂNlamak istiyorsan;
Bohçanın dÖRt UCunu TOPLyıp bir ARAya getirmeye çaLış!.
Birini kaçırırsan İÇindeki maksad dökülür, UNutma!..

4 ÂLEM'in KuŞu, İBRAHİMî ŞEHRe girilince TUTulur..
Sende İBRAHİMÎ OL =>TUT ki, NUR-yi-ye-SÎN!..


Resim---'' Ve iz kâle ibrâhîmu rabbî erinî keyfe tuhyil mevtâ kâle e ve lem tu’min kâle belâ ve lâkin li yatmainne kalbî kâle fe huz erbeaten minet tayri fe surhunne ileyke summec’al alâ kulli cebelin minhunne cuz’en summed’uhunne ye’tîneke sa’yâ(sa’yen), va’lem ennallâhe azîzun hakîm(hakîmun).: Bir zamanlar İbrahim de: "Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. Allah: "İnanmadın mı ki?" buyurdu. İbrahim: "İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın diye istiyorum." dedi. Allah buyurdu ki: "Öyle ise kuşlardan dördünü tut da onları kendine çevir, iyice tanıdıktan sonra (kesip) her dağın başına onlardan birer parça dağıt, sonra da onları çağır, koşa koşa sana gelecekler ve bil ki, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir."
(Bakara 2/260)

4 X7 = 28 Peygamber aleyhi’s- Selâm’ların şehirlerine girince kendi kaderince aşama aşama YAŞAyınca göreceksin ki KULLuk KemâLâtının ASLı astarı bu değil midir?.
MuhaMMedî MeLÂMet’te; "YAŞAnmayan yalan!." Değil midir?

Kur’ÂN-ı Kerim’de okuduğun 28 Peygamber aleyhi’s-Selâm’ın kıssaları yoksa bir masal gibi gelecek. UYuyup kalacaksın. UYuyup kaLan DUYamayacaktır değil mi?!.


Arap saçına dönmüş AKILlarımızın, Kur'ÂN-ı Kerîm'in KEREM Tarağıyla TARAnmasına ve Hadis-i ŞERİFleri ile ÖRülmesine ihtiyacı vardır..
AKLen-nAKLen TAHKİKe geçip YAŞAyabilmesi, MuhaMMedî GAYRET gerektirmektedir ki, OMuza yüklenmiş İKİ EMÂNETe SAHİB ÇIKılaBİLinsin!. "SAHİB çıkan, SAHİBlenilecektir." buyrulmaktadır ki, ASHÂB-ı MuhaMMed aleyhisselâm da bunlardır!..

Resim---Zeyd b. Erkam (r.a) anlatıyor: “Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Mekke ile Medine arasında Hummen denilen suyun başında bir hutbe verdi. Allah’a hamd, sena ve zikirden sonra şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Dikkat ediniz; ben bir beşerim. Rabbimin ölüm elçisinin gelmesi ve benim ona icâbet edip aranızdan gitmem yakındır. Sizlere hukuku ağır iki kıymetli emânet bırakıyorum. Birincisi ALLAH’ın Kitâbı’dır. O'nda nur ve hidâyet vardır. ALLAH’ın Kitâbına sımsıkı sarılın. O'nunla meşgul OLun, O'nu öğrenin, öğretin; hükümlerini anlayın. İkinci emânet Ehl-i Beytimdir. Ehl-i Beytim hakkında ALLAH’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında ALLAH’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında ALLAH’tan korkmanızı hatırlatırım!.”
(Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 36; Nesâî, Sünen-i Kübrâ, Menâkıb, 9.)


İNSANın KEREM Kolonları olan -> BEDEN-NEFiS- KALB ve RÛH "4" Lüsünün AKLının algılarının imkanlarıyla belirlenen Sûret ve Sîretiyle İmtihÂNa tâbi tutulmakta!.
ALLAH’ü zü'l- CeLâL Lutf-u KEREMinden, İzzet-i Şerefinden Bizi ReSûLuLLAH SALLallahu aleyhi ve SELLem Efendimizle BİZ BİR- İZ içerisinde dâima BİLe OLduğumuzun ŞÛURuyla;
Bismi Ya FÂÂL celle celâlihu’nun tasarrufuyla harekeleri hareketlere dönüştüren MELEKeler Cebrâil aleyhi’s-Selâm -Azrâil aleyhi’s-Selâm- Mikâil aleyhi’s-Selâm-İsrâfil aleyhi’s-Selâm kardeşlerimiz vuCÛDumuzda Fiillerini işlemeye Vâzifelendirilmiştir diye DÜŞünmekteyim!.

AKLımı DÜŞünmeye ZORluyorum;
İNSANın KEREM kolonları olan BEDEN-NEFiS- KALB ve RÛH "4" Lüsünün vuCÛDta tasarruf mahalleri takıldı AKLıma!.
DÜŞlemeye çalıştım!.

BEDEN ÜLkeSÎNde =>MikâiL aleyhi’s-Selâm kardeşimiz =>Bismi Yâ FÂÂL celle celâlihu’nun fiiliyatlarını faaliyete çıkardığı mahallinde midir?.
(BEDEN =>BUZ OLduğundan ERİmesi gerekmektedir. O yüzden Mikâil aleyhi’s-Selâm kardeşimizin mahal yeri olarak "BEDEN" diye DÜŞündüm..)

NEFS ÜLkeSÎNde =>AzrâiL aleyhi’s-Selâm kardeşimiz =>Bismi Yâ FÂÂL celle celâlihu’nun fiiliyatlarını faaliyete çıkardığı mahallinde midir?.
(NEFİS =>ERİyen SU OLduğundan, hesaba çekilen NEFİS OLduğuna göre KÂBı'na göre şekil almak zorundadır. Rasûlullah SALLallahu aleyhi ve SELLem Efendimiz.: "ÖLmeden ÖNce ÖLünüz!." buyurduğu için Yoğunlaşması gerekmektedir. Bu yüzden Azrâil aleyhi’s-Selâm kardeşimizin mahal yeri olarak "NEFİS" diye DÜŞündüm..)

KALB ÜLkeSÎNde =>CebrâiL aleyhi’s-Selâm kardeşimiz =>Bismi Yâ FÂÂL celle celâlihu’nun fiiliyatlarını faaliyete çıkardığı mahallinde midir?.
( KALB =>ERİyen SU =>BUHARLaşacağından =>VAHİY meleği CebrâiL aleyhi’s-Selâm kardeşimiz olduğundan KALBin içerisindeki katmanlar olan FUAD'a nüfuz ettiğinden mahal yeri olarak "KALB" diye DÜŞündüm..)

RÛH ÜLkeSÎNde =>İsrâfiL aleyhi’s-Selâm kardeşimiz =>Bismi Yâ FÂÂL celle celâlihu’nun fiiliyatlarını faaliyete çıkardığı mahallinde midir?.
(RÛH =>ERİyen SU =>BUHAR OLacağından =>BULUT OLacağından =>ALLAH’ü zü'l- CeLâL'in Lutfu KEREMinden =>''Kendi Nefhamdan Üfürdüm!.'' buyurduğu için RaBBanî İNSÂN OLuşu İsrâfiL aleyhi’s-Selâm kardeşimizin mahal yeri "RÛH" diye DÜŞündüm.)

En doğusunu ALLAH’ü zü'l- CeLâL BİLir!.

AKLıma GELmişken ANLAtmak istediğimi açıklayayım.: MaHÂL =>mahali kullanmakta sebebim hepimiz bir yerlerde ikâmet etmekteyiz.
Bir Adres vermemiz gerektiğinde; ŞEHİR- CADDe- MaHÂLLe ve APARTman ve DAİRE adını vermek zorundayız ki, nerde oturduğumuz, bulunduğumuz mekan belli olsun. Arayan bizi verdiğimiz ADres ile orada BULsun..

ÂDEM&HAVVA ÂLEMine GELişiyle GEÇ-SÎN ER-SÎN!. إِن شَاء اللَّهُ

ADresimizi veriyorum;
MuhaMMedî ŞEHİRde,
Alî kerremullahi VECHe CADDeSÎNde,
HAKK DOSTLarı MaHÂLinde,
HAYY MİM-i aleyhi’s-Selâmın APARTında,
Ve kişiler olarak, ABDuLLAH DAİRE-SÎNde iKÂMET etmekteyİZz!.

VelHaMduliLLÂhiraBBu’l-ÂleMîNN

El Câmiu celle celâlihu.:
Resim

El Câmiu.: Zıdları cem edici, toplayıcı ve düzenleyici, her husus ve herşeye câmi' olan, âhirette mahlûkatını toplayacak olan.
Halkettiği tüm mevcûdatını (maddî-mânevî şeyleri, fiilleri, düşünceleri) vücûdî kudret varlığı içinde cem' edip İlâhî ahenk ve nizâm içinde tutan ALLAH’ü zü'l- CeLâL


Bir başka rivâyette ise İmâmı Alî kerremullahi veçhe.:
Eyâ insan: Ve tezeimu inneke cismi’ssâgir ve fike intiva’l-âlemil kebir.: Ey insÂN, sen cismi sagirsin, zum’ edersin!... Hâlbuki Âlemû’l- Ekber sende müntâvidir (intivâ etmiştir, katlanmıştır).”

Zum’ etmek: Bâtıl zann, sanı, şüphe.
Müntâvi, Mültevî: ihtivâ eden, bükülüp sarılıp sokulan.

Ey insÂNoğlu; sen kendini, küçücük bir şey, bir cisim mi sanıyorsun? Hâlbuki en büyük âlem (Evvel, Âhir, Zâhir ve Bâtın) sende dürülüp toplanmıştır!..”


هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Resim---"Huvel evvelu vel âhiru vez zâhiru vel bâtın(bâtınu), ve huve bi kulli şey’in alîm(alîmun). O, Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Batındır. O, her şeyi bilendir. ''
(Hadîd 57/3)

ALLAH’ü zü'l- CeLâL HABîBi'nin hürmetine ÂLEMi r] "4" Lü sistemLe HAKK Celle CELÂLihu'nun tasarrufuyla HALK etmiştir. EVVELimiz =>ÂHİRimiz =>ZÂHİRimiz ve =>BÂTINımız =>O!.

EMRuLLAH gereği EŞHEDÜnün HâLden HÂLe dönüşümü gereği, dürülüp dürülüp " İLâhe İLLâ ALLAH" TEVHİDinin içine Merhameten MuhaBBeti" MuhaMMede’r RESULALLAH!." OLarak RAHMETi ZERK EDiLmiştirtir. ŞerefLi ŞİFÂ Kaynağımızdır!.

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ
Resim---"Ve ma erselnake illa rahmetel lil âlemin.: (Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik. ''
(ENnbiyâ 21/107)

Pek çok ince ayrıntıyı da, olağan saydığımızdan kaçırmakta değimliyiz?.
HAKKikat detaylarda gİZli değilmidir?.
EHL-i PÎR BaBamız; ''Dİyen BİLmez, BİLen DEmez!''demekte değilmi?.

AKILlarımız, DEVR-ÂNı;
Her ZAMÂSN, Her YERde, Her HÂLde ve TEK-BİR HÂLde =>MuhaMMedî-ce ÂNLasın diye uğraşmaktayız!.

BASÎRET =>KALB gÖZü iLe BAK/GÖRü kavrayaLım da, MuhaMMedî KIVAM'a GELeLim de, bENLik Dağımız MuhaMMedî SEVİYEde İ'tidÂL üzere ERİsin de,
İbret Sahnesinde DEVR eden SEYRLerin İLMLerini SEYR ederken, EDEBi iLe üstümüzdeki kiri-pası temizLeyeLim, İRFÂNıyLa tERtemiz OLaLım!. إِن شَاء اللَّهُ


Ey kADın MuhaMMedî OLmak istiyorsan UNUTMA ki; Herkesin BEDELi =>kendisine verdiği dEĞer kadardır!..


MuhaMMedî MuhaBBetLerimİZLe!.

NÛR-İYye!.Resim
HCRmd SssZ...

Gönderen : acakir77 Tarih : 19-11-2019
Okunma : 58

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız.
Arşiv Haberler


Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır