Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
HiKMet-İBRet..
Resim

HiKMet-İBRet..

EDEBi BİL!. ->NEFsin TANı
İLiM-İRfÂN ->RABBın TANı
“ReSûLULAH İZİ”n ->İZLe
KuLİhvÂNim >SıRR SuLtÂNı..

ZEVK 8030

Şu GEL-GEÇ ÖLümLü ÂLeM.. ->HAKkın-HAYRın HiKMeti NE?
İmkÂNLa -> İmtihÂN ->ÂDeM.. ->BâtıL - ŞERrin İBReti NE?.
İkİ gÖZüm ->HEPte- HİÇte
BaSaR DIŞta ->BaSîRet İÇte
BEDENim ->BÜRümüş>RÛHum.. ->SÛREti NE?. ->SÎREti NE?.


09.03.17 04:49
brsbrsm..tktktrstKkmdsvdÂ..

SÛREt: Muhit. Dış..
SÎREt: Merkez. İÇ..


Şe’ÂNuLLAHta SüNNetuLLAH Üzere TeCeLLî-yi HAKk TeÂLÂ:
Zât ->Sıfat ->Esmâ ->EŞyâ ->OLay ->Zamân ->ZANn..

İnsÂNoğLunun SiLM AKLı, EŞYâ ve OLAYLara BAKıp-GÖRdüğünde;
HAK ve HAYRdan HiKMeti SEYReder.
BâtıL ve ŞeRden ise, ders çıkarıp İBRet ALır..
BİZ de; RABBu’L- ÂLeMîn SÖZüyLe, RaHMetenLi’L- ÂLeMîn SESiyLe ve ABDuLLAH NEFiS/NEFEsLerimizLe bir dAHa BAKaLım BUyurunuz İnşâe ALLAHu TeÂLÂ..


ALLAHu zü’L- CeLÂL, Kur'ÂN-ı Kerîmimizde;

كَمَا أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولاً مِّنكُمْ يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَ
"Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe ve’l- hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn (ta’lemûne).: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.” (Bakara 2/151)

يُؤتِي الْحِكْمَةَ مَن يَشَاء وَمَن يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلاَّ أُوْلُواْ الأَلْبَابِ

“Yu’ti’l- hikmete men yeşâu, ve men yu’te’l- hikmete fe kad ûtiye hayran kesîrâ (kesîren), ve mâ yezzekkeru illâ ulû’l- elbâb (elbâbi).: (ALLAH) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona çok hayır verilmiştir. Ve ulûl elbabtan başkası tezekkür edemez.” (Bakara 2/269)

BİZ BİR-İZde HİKMett. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, pek çok hadisinde ve hayatı boyunca Hikmeti YAŞAmış ve buyurmuştur..

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Şüphesiz bazı şiirler vardır ki hikmettir." buyurdu.
(Buhârî, Edeb 90; Tirmizî, Edeb 69; İbn Mâce, Edeb 41)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kardeşini kendisiyle hidâyete/doğru yola ilettiğin hikmet kelimesinden daha güzel hediye yoktur." buyurdu.
(Dârimî, Mukaddime 32)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem BUYruğu Hadis-i Şeriflerde Hikmet Kavramı:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hikmet, mü'minin yitik malıdır; nerede bulursa onu alır." buyurdu.
(İbn Mâce, Zühd 15; Tirmizî, İlim 19)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:"Hikmetin başı ALLAH korkusudur." buyurdu.
(Tirmizî; Feyzu'l-Kadir, 3/ 574; Beyhakî; Deylemî; Keşfu’l Hafâ, 1/421; İbn Merduyeh; İbn Kesir, 1/242)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:"Yalnız iki kişiye hased (gıpta) edilebilir: Bir adam ki ALLAH kendisine hikmet vermiştir, o adam bu hikmet gereğince hareket ediyor ve bunu başkalarına da öğretiyor ve bir adam ki ALLAH kendisine mal vermiştir, o da malı Hak yolunda infâka/harcamaya koyulmuştur." buyurdu.
(Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn 47, hadis no: 267, -815-; Buhârî, İlim 15, Ahkâm 3, Zekât 5, İ'tisâm 13, Tevhid 45, Temennî 5; İbn Mâce, Zühd 23)

İbn Abbâs (radiyallahu anhu) anlatıyor: "Rasûlullah (aleyhisselâm) beni göğsüne bastırdı ve: "ALLAH'ım, (bunu dinde fakîh kıl,) buna hikmeti ve Kitabın te'vilini öğret!" dedi."
(Buhârî, Fezâilu'l-Ashâb 24, İlim 17, Vudû 10, İ'tisâm 1; Müslim, Fezâilu's-Sahâbe 138, hadis no: 2477; İbn Mâce, Mukaddime 11; Ahmed bin Hanbel, 1/269)

İbn Abbâs (radiyallahu anhu) anlatıyor: "Rasûlullah aleyhisselâm bana hikmet verilmesi (iki defa, hikmet verilmesi) hususunda duâda bulundu."
(Tirmizî, Menâkıb 42, hadis no: 3823, 3824)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "
Hikmet, nübüvvet dışındaki isâbettir." buyurdu.
[i](Buhârî, Fezâilu's-Sahâbe 24)


Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ben hikmet eviyim, Ali de onun kapısıdır." buyurdu.
(Tirmizî, Menâkıb 20)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "İman Yemen'lidir; hikmet Yemen'lidir." buyurdu.
(Buhârî, Menâkıb 1; Müslim, İman 82, 88, 89, 90; Tirmizî, Menâkıb 71; Dârimî, Mukaddime 14; Ahmed bin Hanbel, 1/252, 258, 270, 277)
(Bu hadisin, Lokmân (aleyhisselâm)'ın Yemen'deki kavmine mensûbiyetine atıfta bulunduğu öne sürülmüştür.)


Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hikmetin konuşulup yayıldığı meclis, ne güzel meclistir." buyurdu.
(Dârimî, Mukaddime 28)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir ilim meclisine oturup hikmetli söz dinledikten sonra, bu meclisten bahsederken işittiği şeylerin sadece kötü kısımlarını anlatan bir kimsenin misâli, bir sürü sahibi çobana gelip: “Ey çoban, süründen bana bir koyun kes!.” deyince, çobandan: “Git, en iyisinin kulağından tut al.!” iznine rağmen, gidip sürünün köpeğinin kulağından tutan adamın misâlidir." buyurdu.
(İbn Mâce, Zühd 15; Ahmed bin Hanbel, 2/252)

Hikmet Evrenseldir ki, tüm Kudsal Kitablarla da bildirilmiştir.:

وَيُعَلِّمُهُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرَاةَ وَالإِنجِيلَ
"Ve yuallimuhu’l- kitâbe ve’l- hikmete ve’t- tevrâte ve’l- incîl (incîle).: Ve (ALLAH) ona Kitab'ı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek.” (Âl-i İmrân 3/48)

إِذْ قَالَ اللّهُ يَا عِيسى ابْنَ مَرْيَمَ اذْكُرْ نِعْمَتِي عَلَيْكَ وَعَلَى وَالِدَتِكَ إِذْ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ الْقُدُسِ تُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلاً وَإِذْ عَلَّمْتُكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرَاةَ وَالإِنجِيلَ وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ الطِّينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ بِإِذْنِي فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًا بِإِذْنِي وَتُبْرِئُ الأَكْمَهَ وَالأَبْرَصَ بِإِذْنِي وَإِذْ تُخْرِجُ الْمَوتَى بِإِذْنِي وَإِذْ كَفَفْتُ بَنِي إِسْرَائِيلَ عَنكَ إِذْ جِئْتَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِنْهُمْ إِنْ هَـذَا إِلاَّ سِحْرٌ مُّبِينٌ
"İz kâlellâhu yâ îsâbne meryemezkur ni’metî aleyke ve alâ vâlidetike iz eyyedtuke bi rûhi’l- kudusi tukellimu’n- nâse fî’l- mehdi ve kehlâ (kehlen), ve iz allemtuke’l- kitâbe ve’l- hikmete ve’t- tevrâte ve’l- inçil (incîle), ve iz tahluku minet tîni ke hey’eti’t- tayri bi iznî fe tenfuhu fîhâ fe tekûnu tayran bi iznî ve tubriu’l- ekmehe ve’l- ebrasa bi iznî, ve iz tuhricu’l- mevtâ bi iznî, ve iz kefeftu benî isrâîle anke iz ci’tehum bi’l- beyyinâti fe kâlellezîne keferû minhum in hâzâ illâ sihrun mubîn (mubînun).: ALLAH (celle celâlihu) şöyle buyurmuştu: “Ey Meryem oğlu İsâ! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhû’l- Kudüs ile desteklemiştim de beşikte iken de yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab'ı, Hikmet'i, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Ben’im iznimle nemli topraktan kuş şeklinde heykel (sûret) yapmıştın, sonra onun içine üflemiştin, böylece Ben'im iznimle bir kuş olmuştu. Ve, doğuştan kör olanı ve alaca tenliyi yine Ben'im iznimle iyileştiriyordun. Ben'im iznimle ölüleri (diriltip, kabirden) çıkartıyordun. Ve onlara apaçık belgeler getirdiğin zaman İsrailoğullarının saldırısını senden savmıştım (seni kurtarmıştım). O zaman onlardan kâfir olanlar (küfürde olanlar); "Bu ancak, sadece apaçık bir sihirdir." demişlerdi.” (Mâide 5/110)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Buyrukları baştan aşağı HİKMettir ve BİZimdir hamd olsun..

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Hikmet, mü’minin kaybolmuş malıdır-yitiğidir; onu nerede bulursa alır!.” buyurdu.
(İbn Mâce, Zühd 15; Tirmizî, İlim 19)

Kendisine hikmet verilmesi için Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin özel duâsına sahib olan İbn Abbas radiyallahu anhu: “Hikmet, nübüvvet/peygamberlik dışındaki isâbetli farkedişlerin adıdır.” buyurdu.
(Buhârî, Fezâil)

Kur'ÂN-ı Kerîm de Hikmetin Menbağı HAYR Âyetlerinden bazıları.:

Bakara 2/110, 177, 189, 195, 216, 271; ÂL-i İmrân 3/26, 104 ,115, 134; Nisâ 4/79, 114, 125, 149; Mâide 5:48; Yûnus 10/107; Hûd 11/114: 16:128; Enbiyâ 21/35; Hacc 22/77; Mü’minun 23/61

فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ
“Fe men ya’me’l- miskâle zerretin hayren yereh (yerehu).: Artık kim zerre kadar hayır işlerse onu görür.” (Zilzâl 99/7)

Kur'ÂN-ı Kerîmde geçen HİKMet Âyetleri:

Bakara 2/129, 151, 231, 251, 269; ÂL-i İmrân 3/48, 81; Nisâ 4/113; Mâide 5/110; Nahl 16/125; Lokmân 31/12; Sâd 38/20; Zuhrûf 43/63; Kamer 54/5; Cumâ 62/2..

كَمَا أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولاً مِّنكُمْ يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَ
"Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe ve’l- hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn (ta’lemûne).: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.” (Bakara 2/151)

يُؤتِي الْحِكْمَةَ مَن يَشَاء وَمَن يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلاَّ أُوْلُواْ الأَلْبَابِ

“Yu’ti’l- hikmete men yeşâu, ve men yu’te’l- hikmete fe kad ûtiye hayran kesîrâ (kesîren), ve mâ yezzekkeru illâ ulû’l- elbâb (elbâbi).: (ALLAH) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona çok hayır verilmiştir. Ve ulûl elbabtan başkası tezekkür edemez.” (Bakara 2/269)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in Hadis-i Şeriflerinde Hayır ve Şer.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “...ALLAH’ım! Hayrın tamamı Senin elindedir; şer ise Sana izâfe edilemez.” buyurdu.
(Müslim, Müsâfirîn 26, 1/534; Tirmizî, Deavât 32, 5/485; Ebû Dâvud, Salât, 1/201; Nesâî, İftitah 17, 2/130)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İnsanlardan öylesi var ki, hayrın anahtarı, şerrin kilididir. Öylesi de var ki, şerrin anahtarı, hayrın kilididir. Eline ALLAH tarafından hayır anahtarları verilene müjdeler olsun!. Eline şer anahtarları verilene de yazıklar olsun!.” buyurdu.
(İbn Mâce, Mukaddime 237, 1/86)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Rıfktan (yumuşak huylu, şefkatli ve merhametli olmaktan) mahrum olan, her hayırdan mahrum olmuştur!.” buyurdu.
(Müslim, Birr 75)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Başınızdakiler en hayırlılarınız olduğu, zenginleriniz hoşgörülü davrandığı ve işleriniz aranızda görüşülüp danışılarak yürütüldüğü sürece sizin için yerin üstü, altından daha hayırlıdır!.” buyurdu.
(Tirmizî, Fiten 78)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAH, bir insanın ellerini hayrın anahtarı yapmışsa, ne mutlu ona!.” buyurdu.
(İbn Mâce, Mukaddime 19)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İnsanların en hayırlısı, iyiliği beklenen, kötülük etmesinden korkulmayan kimsedir.” buyurdu.
(Timizî, Fiten 76)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İnsanların en hayırlısı, toplum içinde yaşarken bir taraftan o toplumun hakkını ödeyen, diğer taraftan Rabbine ibâdet eden, savaşa çıktığında ise düşmana korku salan kimsedir.” buyurdu.
(Tirmizî, Fiten 15)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Mü’minin işi tuhaftır, her işi hayırdır. Bu, yalnız mü’mine özgüdür. Sevindirici bir işle karşılaşsa şükreder, o iş kendisi hakkında hayırlı olur. Üzücü bir işle karşılaşsa sabreder, kendisi için hayırlı olur.” buyurdu.
(Müslim, Zühd, 64; Dârimî, Rikak 61; Ahmed bin Hanbel, V/24)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kişinin kendinden sonra bıraktığı şeylerin en hayırlısı üç tanedir: Kendisine duâ edecek sâlih evlât, kendisine sevâbı ulaşacak olan sadaka-i câriye ve kendisinden sonra onunla amel edilecek ilim.” buyurdu.
(İbn Mâce, Mukaddime 20)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İnsanların en hayırlısı, -savaş zamanında- malı ve canıyla savaşan, -barış zamanında- ise Rabbine ibâdet etmekle meşgul olup kendini insanlara zarar vermekten alıkoyan kimsedir.” buyurdu.
(Buhârî, Rikak 34; Nesâî, Zekât 74)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Üst el, alt elden (veren el, alan elden) hayırlıdır. Sen üst el olmaya bak!. Sadakanın en hayırlısı da zenginlikten verilenidir. Kim haramdan sakınıp şerefini kurtarmak isterse, ALLAH onu iffet ve şerefli kılar. Kim de müstağnî davranırsa ALLAH onu zengin kılar!.” buyurdu.
(Buhâri, Zekât, 2/112; Müslim, Zekât 94, 2/717, hadis no: 1033)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Andolsun ki, ALLAH yolunda bir sabah veya bir akşam savaşmak, dünyadan da, dünyada olan şeylerden de hayırlıdır.” (Diğer bir rivâyette:) ...Üzerine güneşin doğup battığı şeylerden hayırlıdır.” buyurdu.
(Buhârî, Cihad 4/17; Müslim, İmâre 112, 115, 3/1499, hadis no: 1880)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAH yolunda harcanan bir gün, o yolda harcanmayan bin günden hayırlıdır.” buyurdu.
(Nesâî, Cihad, 6/40)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "ALLAH, hiçbir mü'mine, yaptığı tek hayrın bile karşılığını ihmal etmek sûretiyle zulümde bulunmaz. Yaptığı her hasenenin karşılığı hem dünyada, hem de âhirette kendisine verilir. Kâfir ise, yaptığı hayır sebebiyle dünyada öylesine yedirilir ki, âhirete varınca, karşılığı verilecek tek hayrı kalmaz." buyurdu.
(Müslim, Sıfatu'l-Münâfıkîn 56, hadis no: 2808)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "ALLAH Teâlâ bir kulun hayrını diledimi onu isti'mâl eder!." Buyurunca:"Onu nasıl isti'mâl eder?" diye soruldu. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ölümden önce sâlih amel işlemede muvaffak kılar!." buyurdu.
(Tirmizî, Kader 8, hadis no: 2134)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Hiç kimse, elinin emeğinden (kendi kazancından) yediğinden daha hayırlı bir şey yiyemez. ALLAH’ın peygamberi Dâvud (aleyhisselâm) da kendi elinin emeğini yiyip geçinirdi.” buyurdu.
(Buhârî)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Sizin hayırlınız, Kur'ÂN-ı Kerîm’i öğrenen ve öğretendir.” buyurdu.
(Buhârî, Fazlu’l-Kur’an 6/108)


Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Yâ Ebâ Zer!. Sabahleyin kalkıp da ALLAH’ın Kitabından bir âyet öğrenmen, yüz rekât (nâfile) namaz kılmandan daha hayırlıdır. Ve yine sabahlayıp da ilimden bir bâb (bölüm) öğrenmen bin rekât (nâfile) namaz kılmandan daha hayırlıdır.” buyurdu.
(İbn Mâce, Mukaddime 219, 1/79)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Bu ilme, henüz ortadan kalkmadan istekli olun, sarılın!. Onun kalkması, yeryüzünden ref’ olunmasıdır. Âlim ile ilim öğrenen (öğrenci) ecirde müşterektirler. Diğer insanlarda ise, hayır yoktur!.” buyurdu.
(İbn Mâce, Mukaddime 228, 1/83)


Ref’: Kaldırma, yüceltme, yukarı kaldırma. Lağvetme, hükümsüz bırakma.

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "ALLAH Teâlâ katında, arkadaşların en hayırlısı, arkadaşına en hayırlı olanıdır. Komşuların en hayırlısı, komşusuna en hayırlı olanlarıdır." buyurdu.
(Tirmizî, Birr 28; Ahmed bin Hanbel hadis no: 6566)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kıyâmet günü, ALLAH indinde, derece itibarıyla insanların en şerlisi, başkasının dünyası uğruna âhiretini hebâ eden kuldur!." buyurdu.
(Kütüb-i Sitte Terc. 4/265)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAH'a andolsun ki, ALLAH’ın senin vâsıtanla bir adamı hidâyete erdirmesi, kızıl tüylü develerden oluşan sürülerden senin için daha hayırlıdır.” buyurdu.
(Buhârî, Ashâbu’n Nebî 9; Müslim, Fedâilu’l-Ashâb 34, hadis no: 1787; Ebû Dâvud, İlm 10)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Âlimin âbide olan üstünlüğü, benim sizin en aşağınıza olan üstünlüğüm gibidir. Şüphesiz ki ALLAH, melekleri, gökler ve yer ehli, hatta delikteki karınca, denizdeki balık bile insanlara hayır/iyilik öğretene salâvât verirler (duâ ve istiğfârda bulunurlar).” buyurdu.
(Tirmizî, İlm 10/157-158; Ebû Dâvud, İlm)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Hadis-i şeriflerine göre, insanların en HAYIRlıları;

“Dostlarına ve komşularına hayrı dokunan”
(Tirmizî, Birr 28)

Ömrü uzun, ameli güzel olan.
(Tirmizî, Zühd 21, 22)

Geç öfkelenip çabuk yatışan.
(Ahmed bin Hanbel, Müsned III/19; Tirmizî, Fiten 26)

Borcunu güzellikle ödeyen kimsedir.
(Buhârî, İstikrâz 4, 6; İbn Mâce, Ticâret 62)

Ticâret ehlinin en hayırlısı da borcunu güzellikle ödeyen, alacağını güzellikle isteyendir.
(Ahmed bin Hanbel, Müsned III/19)

En hayırlı yönetici ise, halkının kendisini sevip hayır duâda bulunduğu kişidir
(Tirmizî, Fiten 77)

Amellerin en hayırlısı, namazdır.
(Muvattâ, Tahâret 36; İbn Mâce, Tahâret 4)

Mescidlerin en hayırlısı geniş olanıdır.
(Ahmed bin Hanbel, Müsned III/18; Ebû Dâvud, Edeb 12)

Oruç tutmak, sadaka vermek ve geceleyin namaz kılmak ‘hayır kapılarıdır.
(Tirmizî, İman 8.)

Hayâ, bütünüyle hayırdır.
(Müslim, İman 61; Ebû Dâvud, Edeb 6)

Kur'ÂN-ı Kerîmde Bâzı Şer Âyetleri.:

Bakara 2/216; Âl-i İmrân 3/180; İsrâ 17/11, 83; Enbiyâ 21/35; Nûr 24/11; Sâd 38/62; Fussilet 41/49; Mearic 70/20; İnsân 76/7, 11; Zilzâl 99/8.

وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ

“Ve men ya’me’l- miskâle zerretin şerren yereh (yerehu).: Ve kim zerre kadar şer işlerse onu görür.” (Zilzâl 99/8)


قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ
“Kul eûzu bi rabbi’l- felak (felakı).: De ki: “Ben, Felâk’ın Rabbine sığınırım.” (Felak 113/1)

مِن شَرِّ مَا خَلَقَ
“Min şerri mâ halak (halaka).: Yarattıklarının şerrinden.” (Felak 113/2)

وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ
“Ve min şerri gâsikın izâ vekab (vekabe).: Ve karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.” (Felak 113/3)

وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ
“Ve min şerrin neffâsâti fî’l- ukad (ukadi). : Ve düğümlere üfleyenlerin şerrinden.” (Felak 113/4)

وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ

“Ve min şerri hâsidin izâ hased (hasede).: Ve hased ettiği zaman, haset edenin şerrinden.” (Felak 113/5)


قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ
“Kul eûzu bi rabbin nâs (nâsi).: De ki: “Ben insanların Rabbine sığınırım.” (Nâs 114/1)

مَلِكِ النَّاسِ
“Melikin nâs (nâsi).: İnsanların melikine (mâlikine).” (Nâs 114/2)

إِلَهِ النَّاسِ
“İlâhin nâs (nâsi).: İnsanların İlâhı’na (sığınırım).” (Nâs 114/3)

مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ
“Min şerri’l- vesvâsi’l- hannâs (hannâsi).: Hannasın vesveselerinin şerrinden.” (Nâs 114/4)

الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ
“Ellezî yuvesvisu fî sudûrin nâs (nâsi).: Ki o (hannas), insanların göğüslerine vesvese verir.” (Nâs 114/5)

مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ
“Mine’l- cinneti ve’n- nâs (nâsi).: İnsanlardan ve cinlerden (insanların Rabbine, Meliki’ne ve İlâhı’na sığınırım).” (Nâs 114/6)

ALLAHu Zü’L- CeLÂLimiz, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem hörmetine ÜMMeti MuhaMmedi İslah etsin, İflah etsin. HAKkı-Hikmeti DUYup HAYra Uyanlardan, Bâtıldan ve Şerden İbret ALıp KAÇanlardan eylesin!. Âmin Yâ Latîf ALLAH celle celâlihu..


MuhaMMedi MuHABBEtLerimİZLe!....


Resim

Gönderen : kulihvani Tarih : 11-03-2017
Okunma : 39

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız.
Arşiv Haberler

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır