Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
İllâ Hu

 

1.6.12. İllâ Hu

İHSÂNULLAH’ı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem RAVZasında Kerem Kevserinden içen İhsanulla gark olan, İlahî Erkan ERi İrfanlı, İhlaslı, İttiaka eden, İtâat eden, İbâdet eden, İmân eden İnsan; İlimle, İLK OLAN’ı, Ahadü’s-Samedü’l-Vahid Olanı; Muhammedî DUY-UYuşla Sıfırdan-Sonsuza, “Hiç”ten-”Hep”e, Fenâ’dan-Bekâ’ya HAYRÂNda Muhammedî MAHViyyette TAMMlanması sonucu RASÛLÎ SEViyede TÜMMlendi Hayret ve Dehşettle AKLı Naklen Şehadet etti ki: “Lâ Hüve İllâ Hüve”

Böylece Enfüstan Âfâka, Merkezden Muhite, Vahdetten Kesrete geçerken tekemmülü Tahkik Tevhide kavuşup son sözü “İllâ Hu!” sonsuzluğunda sükûn ve sükût buldu.
Onun için;

Şerîat Âleminde SÖZ esastır.
Tarikat Âleminde SOHBET esastır..
Mârifet Âleminde zıdların ZEVKi esastır...
Hakikat Âleminde HAZZ
vardır ve esastır….
Nedir hazz? Ebedî sükût neden?
Çünkü; Hakikat Âleminde HAKK celle celâluhu dan gayrısı yoktur ki konuşsun...
Konuşanlar, dinleyenler, konuşulanlar yok olmuş...
Cümle “Benler” yok olmuş ve yalnızca: “Enallahu!: Ben ALLAHIM!” Âlemidir.

إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدْنِي وَأَقِمِ الصَّلَاةَ لِذِكْرِي
Resim---“İnnenî enallâhu lâ ilâhe illâ ene fa’budnî ve ekımis salâte li zikrî : Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah'ım. Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et; beni anmak için namaz kıl.(Taha 20/14)

ذَلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِ الْبَاطِلُ وَأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ
Resim---“Zâlike bi ennellâhe huvel hakku ve enne mâ yed’ûne min dûnihil bâtılu ve ennallâhe huvel aliyyul kebîr(kebîru) : İşte böyle; şüphesiz Allah, O, Hak olandır ve şüphesiz O'nun dışında taptıkları (tanrılar) ise, batıldır. Şüphesiz Allah, yücedir, büyüktür.(Lokman 31/30)

يَا مُوسَى إِنَّهُ أَنَا اللَّهُ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Resim---Yâ mûsâ innehû enallâhul azîzul hakîm(hakîmu) : Ey Musa! İyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah'ım!(Neml 27/9)

فَلَمَّا أَتَاهَا نُودِي مِن شَاطِئِ الْوَادِي الْأَيْمَنِ فِي الْبُقْعَةِ الْمُبَارَكَةِ مِنَ الشَّجَرَةِ أَن يَا مُوسَى إِنِّي أَنَا اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
Resim---Fe lemmâ etâhâ nûdiye min şâtııl vâdil eymeni fîl buk’atil mubâreketi mineş şecerati en yâ mûsâ innî enallâhu rabbul âlemîn(âlemîne) : Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sağ kıyısından, (oradaki) ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: Ey Musa! Bil ki ben, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'ım.(Kasas 28/30)

ZEVK 1807

Erebilseydik SIRRına, keşke, “FeYeKûN Cim-Mim
in
ARArmıydık SaHiBimiz
, SORarmıydık ki KİM, KİMin?
Çıkart Cehâlet CüBBesin, “Hablil- Veridi ÛryÂN DİNle
:
ÖZün sÖZü: “Eleysallahu bi AHKEMil-HÂKİMin”...


El Hakîmü : Hikmet sahibi olup, başkasını müdahale ettirmeden hükmeden ve idâre eden; Gâlib olup Hak ve adâlet üzere yürüten, her işi lâzım, lâyık ve yerli yerinde olan. Hakîm-i Mutlak. Mutlak hikmet sahibi Alîm ve Hakîm olan ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL. Hüküm ve hikmet sahibi, hükmünü hikmetle uygulayan ve uygulatan ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL.

أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ
Resim---“E leysallâhu bi ahkemil hâkimîn(hâkimîne) : Allah hakimlerin hakimi değil mi?” (Tîn 95/8)

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim---“Ve lekad halaknel insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh(nefsuhu), ve nahnu akrebu ileyhi min hablil verîdi : Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.” (Kaf 50/16)

Azîz kardeşimlerim,
Düşüncelerimi bir türlü rayına oturtup sırayla ve düzgünce ifâde edemiyorum... Kusur görmeyin...
Serde Âşıklık var.. İllâ ki irticâlen yazılıyor!

AHADDİYYET: ALLAHU ZÜ’L-CELÂL’in aklın ulaşabileceği her türlü Nicelik ve Niteliklerle Vasıflandırılmasından müstağni OLmasındaki Zâtî TEKliğidir.
Asla yaratılanlarca Ulaşılıp BİLİNEMEZlik-Anlaşılamazlık, Kendi ZÂTına Mahsus ÂmÂda-AKLa KÖRlük OLuş TEKliği...

VAHİDİYYET: Kur’ân-ı Kerîm’in ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in BİLdirdiği, Sıfat ve Esmâlarıyla kulları tarafından bilinen hususlardaki tekliğidir.
Kendi ZÂTına Mahsus, ÂLEMde Kesret İÇinde VAHDET, BİR OLuş TEKliği...

هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Resim---“Huve’l- Evvelu ve’l- Âhiru ve’z- Zâhiru ve’l- Bâtın (bâtınu), ve huve bi kulli şey’in Alîm (alîmun) : O, Evveldir, Âhirdir, Zâhirdir, Bâtındır. O, her şeyi Bilendir.” (Hadîd 57/3)

ALLAH celle celâluhu nun bu 4 İsm-i Şerîfini BİLiş ve ANlayış;
Ancak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem in,

İMANda BİLinmesi,
AMELde BULunması,
AHLÂKında OLunması,
AHVÂLinin YAŞA
nması OL-AN,
ÖZ-deki, Ulaşılamaz - Kara Delik - RUBUBİYYET MERKEZİ - VÂCİBU’l- VÜCÛD SILAsı - AKREB NOKTASIna AKRABAmız - MEVCÛDAT MAZHARI, MASDARI, MENBAĞI, MENŞE’İ - AKL-ı KÜLL KEVNi - NÛR-u MîM YAKÎNi - Yaratandan AYRılışta İLK ve Yaratandan YAKÎN OLuşta SON ÇENBER “Habli’l- Verid” MÂRiFeTini SaHİBimizin SESinden DUYup-Uymaya BAĞlıdır…


BU KeMÂlâT ise;
KULun KENDİ ÖZÜnden (Habli’l- Verid), her ZERREsinin, Dilsiz-Dudaksız-Harfsiz-Hecesiz DUYduğu HÂL OLup,
RABB’isi ile kendi arasında
“SIRR”dır...

MuHaMMeDî Melâmet İZin İzleyen cANlar bilir ki,
Bu SıRR Nefsin Hevâ-Hevesi için GeL-GeÇ şak-şukası olmayıp bir ÖMÜR Süren bir SEYR u SÜLÛKtur:


وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ
Resim---“Va’bud rabbeke hattâ ye’tiyekel yakîn(yakînu) : Ve yakîn sana gelinceye kadar Rabbine ibâdet et.” (Hicr 15/99)

Yukarıda Nûr-u MuHaMMeD, AKILdır
SÖZü geçti, AÇmak gerekir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in:

Resim

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Ruhu: Akl-ı Evvel (üMM), Felek-i A’lâ dır. Ümmî’dir: mahlûkatın Anası, Aslı ve İlkidir.
Kâinât Sisteminin, “İlk ŞEY’i - İlk KİMi-İlk BiR-İlk Nûru” dur. Nebîyyü’l-ÜMMî’dir: A’mâ Âleminden (AHADiyyet) Şehâdet Âlemine Haber Getirendir.
AHAD celle celâluhu’nun göbekten MiMlenişi KûN feyeKûn OL-uşumu AH-M-ED OL-AN Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kadir ve kıymetini iyice bilmeyi ALLAH celle celâluhu BİZ Bîçare KULlarına nasib ü müyesser buyura
İnşae ALLAH..
SALL SıRRını BİLen ANlamıştır ki,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e HİCRet etmeden CEZB ü CERR den bahsetmek cidden abestir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizi hâşâ basit bir postacı sanıp, Kur'ân-ı Kerim’i getirip gitti sananlar AKIL KÖRDÜĞÜMü tuzağında ebeden cAN çekişen zavallı AHmaklardır!


RUSÛLÎYYET iktizası el-ÂN ve her-ÂN HaYY OL-ÂN Rahmetenli’l-Âlemin Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mübârek SESinden RaBBü’l-Âlemin ALLAH celle celâluhu SÖZünü DİRİden DİRİye DUYmayanlar Unutmasınlar ki,
İslâm DİNİ İnancınca; ALLAH celle celâluhu, Kur'ân-ı Kerim ve diğer her hususu İLK defa Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem in Mübârek Ağzından DUYduk ve ŞİMDİ-Şu-ÂN Şe’eNuLLahta DUYmaktayız ve son nefesimizde;
Tebliğ-Tenzir-Tebşir ve Teşhid Şâhidimiz OL-acaktır İnşae ALLAH..
Elhamdulillahi Rabbu’l-ÂlemîN…

CüBBeliler-CüBBesizler-KiMliler-KiMsesizler bUYurunuz HEPimiz AKILlarımızdaki HAYAlî Karanlığı SOYunmak İÇin NûR-u MîM GÜN-Eşine KOŞ-ÂliM İnşae ALLAHu Teâlâ…

Koyun YÜZer gibi her HüCReni her HüCRenden, Geceden Gündüzün Yüzüldüğü gibi SeSsiz ve ISSız YÜZebilmek o kadar ZoR-ZeVK ki;


İÇ-imi İnCe ELEK-ten SÜZ-
seM
DoSTun DoSTu OL
-sa DoST-uM!..
DERİ-mi TEVHİD-le YÜZ-
seM
BeŞ PaRa ET
-mez ki PoST-uM!..

ZEVK 4330

cÂN POSTun SOYun KıTmîR-im.. HiÇ ÇöLü-nde ÇırılÇıpLaK..
Senden GAYRet! PîRden HiMMet! KeVSeRul-
EKReMde OLmaK
İÇ
-in, İÇ-ini TEMİZ-le! KaLB-den KaLB-e S A L L SILA-

HaKK
ta HaKKtan HaKKa HaKKla, HALK İÇ-inde Hakkul- HaKK!..

25.01.11 18:04
GöKlerin Kuşağında
YERlerin Kucağında


ASLında en yakınımızdaki ECEL Kutusunda SUNulan en uzaklardaki EMEL Hevâ-Heveslerimizi SÖNdürebilsek..
AKLımızdaki İKİ-lik ŞEY-tÂN-lığını Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gibi MüSLüm-ÂN Edip KIBLeye DÖNdürebilsek..

Kendimizi, Kendimizdekini BİL
-sek,
Bir HİZMetçi HaKK Dostu
BUL
-sak,
Rahmetenli’l- ÂLEMinde
OL
-sak,
RABBu’l- ÂLEMinle
YAŞAsak YAŞAtsak..
ReSuLî SEViyelense AKLımız ve CeHeNNeMlerimiz Ş’eÂNda-Şu ÂNda cÂN CeNNeTlerimiz OLsa!

Bir BULut BULsam YASlansam!
İÇ-ime r A H M E T -ler YAĞsa!
İLİKLerime Kadar ISLANsaM!
gÖZlerim Y Ü R E Ğ i M SAĞsa!..

ZEVK 4331

Kapkaranlık-KAY-PaK NEFSim! KAÇsam KOVaN, KOVsam KAÇ-
AN
BEDEN
, MuhtAÇ-MahçuB-PerişAN! RUH-um SıRR-ı SıFıR SAÇ-
AN
BiR D a M l a İÇ
-ince AKL-ım, KeVSeRül- EKREM HAVZ-
ından
YANar D A Ğ YÜREĞiM Y Â R
-iM!.. A T E Ş ÇİÇEKleri AÇ-AN!..

25.01.11 18:37
GöKlerin Kuşağında
YERlerin Kucağında


Bu konuya ilerde daha genişçe Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem İÇin GİReriz İnşae ALLAH.

Resim

Lâ ilâhe:
Mâsivâdan (HAKK’dan gayrısından) ilâh olmaz demektir, bu noktada kalırsa İNKÂRdır.
“ALLAH celle celâluhu da dahil hiçbir ilâh yoktur!” demek olup HAKK celle celâluhu’yu inkârdır.
Mâsivâ, SEV-iyelenmemiş “ŞEY”dir.


İllâ ALLAH:
“Ancak ALLAHU ZÜ’L-CELÂL hariç, ilâh yoktur” ise ikrârdır...
Kur'ân-ı Kerimimizde El İLÂH, ALLAH celle celâluhu dur.
İnkâr-ikrâr tevhidde at başı!
Zıdların zevki; inkârda Firavun, ikrârda Musa aleyhisselâm.
Zevk işi...Özü anlayış...
Bazı aklı evvellerin herzesi gibi: “İlâhlar yok, ALLAH var” sözü açıkça küfürdür.
Tevhidi çarpıtıp Müslüman gençleri küfre sürüklemektir.
Be Sırrı diye; Beyin, Bilinç, Boyut vs kelimeleriyle “İlâhda İlahlar da yok, ancak ve ancak TeK İlâh, El İlâh OL-AN ALLAH celle celâluhu dur” Tevhid Mânâsını küfürleriyle asla örtemezler.
Ki onların ilâhları sandıkları “Zerre-ATOM” da dahil Maddî-Manevî tüm yaratıklar, sadece “KûN feyeKûN” dan ibârettir.

İslâm Âlemini, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selemi EMRuLLaH, KeLâMuLLaH ve SüNNeTuLLaH üzere DUYmayış ve Şe’eNuLLaH Uymayış perişan etti ve etmektedir.
ALLAH celle celâluhu muzdan en İÇ DUAmız tez zamanda Bize;

MuhaMMeDî Şuur, Nur, Sürur ve O-NuR veR-SîN inşae ALLAHuteâlâ..

Âmin Yâ Latîf Yâ Kerîm ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Rahîm Yâ Vedûd ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Fettâh Yâ Gaffâr ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Settâr Yâ ALLAH ALLAH celle celâluhu!..
ALLAHU ZÜ’L-CELÂL’in Kulları,
İmkanla KuLluk İmtihanı Âleminde İlâhî Tekemmülâtta-KULluk RÜŞDüne Erişte 4 kısımdırlar:


1-VAHYÎler:

ALLAHU ZÜ’L-CELÂL’in seçtiği Peygamberleri aleyhumu’s-selâm.
Kendilerine vahiy gelenler; BİLelik NURu Kaynağı NeBîler ve Teslimiyyette-Silm-SELL, İstikamette SALAT- SALL GÖRevlileri RESÛLler..


وَإِذَا جَاءتْهُمْ آيَةٌ قَالُواْ لَن نُّؤْمِنَ حَتَّى نُؤْتَى مِثْلَ مَا أُوتِيَ رُسُلُ اللّهِ اللّهُ أَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُ سَيُصِيبُ الَّذِينَ أَجْرَمُواْ صَغَارٌ عِندَ اللّهِ وَعَذَابٌ شَدِيدٌ بِمَا كَانُواْ يَمْكُرُونَ
Resim---“Ve izâ câethum âyetun kâlû len nu’mine hattâ nu’tâ misle mâ ûtiye rusulullâh(rusulullâhi), allâhu a’lemu haysu yec’alu risâleteh(risâletehu), seyusîbullezîne ecremû sagârun indallâhi ve azâbun şedîdun bimâ kânû yemkurûn(yemkurûne) : Onlara ne zaman bir ayet gelse, derler ki: "Allah'ın elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilene kadar biz kesin olarak inanmayacağız." Allah, elçiliğini nereye vereceğini daha iyi bilir. Bu, suçlu günahkarlara, kurdukları hileli düzenleri nedeniyle şiddetli bir azab ve Allah katında bir küçüklük isabet edecektir.” (En'âm 6/124)

وَمَا جَعَلْنَاهُمْ جَسَدًا لَّا يَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَمَا كَانُوا خَالِدِينَ
Resim---“Ve mâ cealnâhum ceseden lâ ye’kulûnet taâme ve mâ kânû hâlidîn(hâlidîne) : Biz peygamberleri yemek yemez birer cesed olarak yaratmadık. Dünyada ebediyyen kalıcı da değildirler.” (Enbiyâ 21/8)

قُلْ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَى إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَاسْتَقِيمُوا إِلَيْهِ وَاسْتَغْفِرُوهُ وَوَيْلٌ لِّلْمُشْرِكِينَ
Resim---“Kul innemâ ene beşerun mislukum yûhâ ileyye ennemâ ilâhukum ilâhun vâhidun festekîmû ileyhi vestagfirûh(vestagfirûhu), ve veylun lil muşrikîn(muşrikîne) : De ki: "Ben ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim. Bana yalnızca, sizin ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunur. Öyleyse O'na yönelin ve O'ndan mağfiret dileyin. Vay haline o müşriklerin." (Fussilet 41/6)

2-VEYSÎler:

Vahyîlerin, ALLAHU ZÜ’L-CELÂL’in izniyle irşad ettikleri Ehlullah, ALLAH Ehlidirler.
Kendilerine VAHYin kaynağından sürekli İLHÂMlar gelir.
Nadirattandırlar ve çokça kıymetlidirler..
EHLullah, Ehl-i Kur'ân-ı Kerim olanlardır.
İlmullahta RASİHUN-İlimde Muhammedî Temelli ve El-li Zâtlardırlar.


هُوَ الَّذِيَ أَنزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ آيَاتٌ مُّحْكَمَاتٌ هُنَّ أُمُّ الْكِتَابِ وَأُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ فَأَمَّا الَّذِينَ في قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَاء الْفِتْنَةِ وَابْتِغَاء تَأْوِيلِهِ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلاَّ اللّهُ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ آمَنَّا بِهِ كُلٌّ مِّنْ عِندِ رَبِّنَا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلاَّ أُوْلُواْ الألْبَابِ
Resim---“Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmellezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlih(te’vîlihi), ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver RÂSİHÛNe fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi) : Sana Kitabı indiren O'dur. O'ndan, Kitabın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkem'dir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Allah'tan başkası bilmez. İLİMDE DERİNLEŞENLER ise: "Biz ona inandık, tümü Rabbimizin katındandır" derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.” (Âl-i İmrân 3/7)

لَّكِنِ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ مِنْهُمْ وَالْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَالْمُقِيمِينَ الصَّلاَةَ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ أُوْلَئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ أَجْرًا عَظِيمًا
Resim---“Lâkinir RÂSİHÛNe fîl ilmi minhum vel mu’minûne yu’minûne bi mâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablike vel mukîmînes salâte vel mu’tûnez zekâte vel mu’minûne billâhi vel yevmil âhir(âhiri), ulâike senu’tîhim ecren azîmâ(azîmen) : Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar; işte bunlar, Biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz.” (Nisâ 4/162)

Aynı zamanda Veliyyullah olmakla beraber EHLullah yüce makamına mazhardırlar.

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “ALLAH celle celâluhu buyurdu ki: “Her kim benim veli kullarımdan birisine düşmanlık ederse, muhakkak ben ona harb açar (dostumun intikamını alır) ım. Bir kulum, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevgili bir şeyle bana yaklaşmamıştır. Kulum bana nafile ibâdetleriyle de durmadan yaklaşır; nihayet onu severim. Bir kere de onu sevdim mi artık ben o kulumun (özel ihsan edeceğim nurum ile) işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benden herhangi birşey isterse, onu verir, bana sığınırsa muhakkak onu himaye ederim.
(Buharî, rikak 38; ibnul mâce fiten 16)

Bu Kudsî hadiste PîR olan Mürşid-i Kâmil (EHLullah) in;
1- İlahî kalkanla koruma altında oldukları ve onlara eziyetin, ALLAH celle celâluhu yu gayrete getireceği,
2- Onlara sataşanlara İlahî Savaş açılacağı,
3- Kâmil İmanın Uygulaması olan farz amelleri yerine getirmenin önemi,
4- Farzlardan sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem in uyguladığı nafile ibâdet amellerinin kulu nasıl sürekli ALLAH celle celâluhuya yaklaştırdığı,
5- Bunların sonucunda o Kâmil Pîr Kuluna MuHABBetullah’ın Lâzım ve Lâyık olduğu,
6- ALLAH celle celâluhu nun SEVdiği böylesine NİYAZın Zirvesine yükselen KULuna yüce İHSANıyla Özden DUYuş, Özden GÖRüş, Özden ELle TUTuş, Hakkta ve Hayrda sabit YÜRÜyen Ayaklar Bahşedeceği,
7- Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem in Pâk ve MutaHHaR Kalbinde NAZ MAKAMIna SILA SALLı YAŞAyan Ehlullah’ın Dualarına ALLAH celle celâluhu nun icabet edeceği ve RIZAULLAHa Erdiği,
8- Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Adına, Hesabına ve Şerefine Fırka-yı Nâciyye YOLunda hasbî ve Habibî Hizmeti Şiâr edinen EHLullah Himayetullah altında olduğu,
9- ALLAH celle celâluhu için ALLAH DOSTU OL-AN bu Özellik ve Güzelliklere Sahib Zâtlarla Karşılaşma ERdeMi YaŞayanların onlara samimi SAYgı ve SEVgi göstermeleri Açıkça EMRedilmektedir.

Ve unutulmamalıdır ki,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem in İKİ EMÂNETi OL-AN, Kur'ân-ı Kerim ve Ehl-i BEYT aleyhumesselâm EL ÂN haYY OLup Hilafet ve İmamiyyet bu HÂLLerin Sahibi ZÂTlarda ve BÂTINdadır..
Halk İÇinde HAKK ALLAH celle celâluhu ile OLup,
BİZ BİR-İZ Hizmetçisi OL-AN EHLullah kaddesallahu sırrahumun riyâ ve yalandan uzak haytında HİZMETten başka asla bir işaret taşımadıkları hususu görevleri gereği bir hakikattır inancındayız.Sokaklarda ki: “Mesihim! Mehdiyim!” vs. lakırtıları ise zavallı bir Taşkınlık ve Şaşkınlık çığlıklarıdır..
 
3-VEHBÎler:

Veysîlerin, ALLAHU ZU’L-CELÂL’in izniyle irşad ettikleri Evliyâullah, ALLAH Dostlarıdırlar..
HÎBEtullaha mazhar olmuşlardır ve kendilerine Keşif ü Fetih bahşedilmiştir.
Maddî Korkulardan, Mânevî Hüzünlerden, ALLAH celle celâluhu koruması altındadırlar:

أَلا إِنَّ أَوْلِيَاء اللّهِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ
Resim---E lâ inne evlîyâ allâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne) : Haberiniz olsun; ALLAH'ın velileri, onlar için korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır.
(Yûnus 10/62)

VELİYYULLAH, Mürşid-i Kâmil olup PîR Hizmetinde Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemin CAN CERRyânına El ELe, Kâl Kâle (Söz Söze) ve Gönül Gönüle bağlıdır ve bağlayıcıdırlar..

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:“Evliyaullah o kimselerdir ki görüldükleri zaman ALLAH hatırlanır.” buyurmuştur.
(Said İbni Cübeyir radıyallâhu anhudan; Nesaî; “Sünen”, Tefsir, (6/362). ; Es-Sabuni, “Safvetü’t Tefasir”, 1/371-372. ; Alûsî, “Rûhu'l Meânî”, c. III. s. 144. ; Ömer Ziyaeddin Dağistani, “Tasavvufi Fetvalar”, s. 185. 5- Said-i Nursi, “Mektubat”, s. 444.)

Resim---Bir kişi Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e: "Ey ALLAH'ın Rasûlu! ALLAH'ın velileri kimlerdir?" diye sordu. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle cevap verdiler: "Gördüklerinde insana ALLAH Teâlâ'yı hatırlatan kimselerdir"
(Heysemî, X/78; Bezzar, İbn Abbas'tan)

EVLiyâullahın görüldüklerinde ALLAH’ın hatırlanmasının sebebi Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemin Kerem Kevseri Kemâlâtından GEÇmeleridir.

Nûrun alâ NûR” EHLi olduklarındandır ki Aziz Hocam Münir DERMAN kaddesallâhu sırrahu en güzel tÂRİFlerini ÂRİFçe yapmaktadır:
İnsanı İNSAN İnsan eder!.” buyurarak.

4-KESBÎler:

Vehbîlerin, ALLAHU ZU’L-CELÂL'in izniyle irşad ettikleri Ehl-i iman olanlardır.
Kendilerine yardım olunanlardır.
Kesb; Bir İnsanın kendisine ALLAH celle celâluhu nun lutfettiği Beden, Cüz’i Akıl ve Cüz’i Kudret-İktidarını bir işe MuhaMMedî Şuur içinde SARFetmesi, salih amelle çalışıp el emeği göz nûruyla maksadına ulaşma kazancı, Kisb u Kârıdır..

Bu ise en Normal KULluk HÂLidir.

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى
Resim---Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ: Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.
(Necm 53/39)

ALLAH celle celâluhu Kur'ân-ı Kerimimizde HAK ve HAYRın EMRullah ve Kendisinden olduğunu,
Bâtıl ve Şerrin ise İnsan NEFSlerinin Hevâ ve Heves Kesbleri-Kazançları olduğunu,
NEFSlerin; İlik Âleminde HAK-HAYR ile BâTıL-ŞeRR den BİRini TERCİHle Mükellef olduğunu,
İmkanla Kulluk İmtihanımızın sonucunda; HAK-HAYR kesbi ile HİZBULLaha, BâTıL-ŞeRR kesbimizle de HİZBU’ş- ŞEYTANa Ulaşacağımızı açıkça buyurmaktadır.
Göz göre göre Bâtıl ve Şerrin Hizmetçisi ve Kesbçisi olup da: “Kaderim böyleymiş!” diyenlerin Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve selleme kulak vermeleri gerekir fırsat eldeyken:
Resim---İmam Ali kerremullâhi veche şöyle anlatır:
“Bakiu’l-Ğarkad mezarlığında bir cenâzede idik. Rasûlullah yanımıza gelip oturdu, biz de etrâfına oturduk. Berâberinde bir âsâ vardı. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem başını eğdi. Elindeki âsâyla yeri çizmeye başladı. Sonra: “Sizden hiç bir kimse ve yaratılmış hiç bir nefis yoktur ki, muhakkak Cennetteki ve Cehennemdeki yerini ALLAH celle celâluhu yazmış olmasın. Ve herkesin bedbaht veya bahtiyar olduğu muhakkak yazılmıştır!” buyurdu. Bunun üzerine bir kimse: “Yâ Rasûlullah, Öyle ise bizler ameli terk edip yazımız üzere durmayalım mı?” dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Saadet ehlinden olan kimse saadet ehlinin ameline varacak, şekavet ehlinden olan ise şekavet ehlinin ameline varacaktır,” buyurdu ve şunu ilâve etti: “Sizler amel edip ÇALIŞın-KESB edin!. Çünkü herkese İMKÂN verilmiştir. Saadet ehline, saadet ehlinin ameli müyesser olacaktır-kolaylaşacaktır. Şekâvet ehline de, şekâvet ehlinin ameli kolay gelecektir.” Sonra Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şu âyetleri okudu: “Bundan sonra kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse, biz de onu en kolaya hazırlarız. Ama kim cimrilik eder, kendisini müstağni görür ve en güzeli yalan sayarsa biz de onu en güç olana hazırlarız.
(Sahih-i Müslim, 4786)


فَأَمَّا مَن أَعْطَى وَاتَّقَى
Resim---Fe emmâ men a’tâ vettekâ : Artık kim (ALLAH için) verir ve (ALLAH'tan) sakınırsa,”
(Leyl 92/5)

وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَى
Resim---Ve saddeka bi'l-husnâ: Ve en güzel olanı doğrularsa,”
(Leyl 92/6)

فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَى
Resim---Fe senuyessiruhu li'l-yusrâ: Ona en kolay olan(a ulaşmay)ı kolaylaştıracağız.
(Leyl 92/7)

Resim---İmran b. Husayn ra’dan rivayetle:
Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem! Cennet ehlinin ateş ehlinden ayrıldığı bilindi mi?” diye soruldu. “Evet” buyurdu. “Öyle ise amel edenler niye böyle amel edip duruyorlar?” denildi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Herkese niçin yaratıldıysa onun için İMKÂN verilmiştir,” buyurdu.
(İmran b. Husayn ra’dan; Sahih-i Müslim, 4789)

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Her doğan ancak İslâm fıtratı üzere doğar. Bundan sonra anası, babası onu Yahudi yaparlar, Hristiyan yaparlar, Mecûsî yaparlar. Nitekim hayvanın, derli toplu bir hayvan doğurduğu gibi. Bu hayvanda hiç bir kesik aza görüyor musunuz?”
(Ebu Hureyre ra’dan; Sahih-i Müslim, 4803)
 
Aziz kardeşlerim,
Yukarıda Anlatılanlar, Sırat-ı Müstakîm Sisteminde İlahî Hizmet Makamlarıdır.
MuhaMMedî Melâmet Neş’esine EREN Mü’minler BİLir ki;
İslam Dininde Yükseklik ve Alçaklık yoktur sadece RESULÎ SEViYE Vardır.

يَقُولُونَ لَئِن رَّجَعْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الْأَعَزُّ مِنْهَا الْأَذَلَّ وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَعْلَمُونَ
Resim---Yekûlûne le in reca’nâ ilel medîneti le yuhricennel eazzu min hel ezel (ezelle), ve lillâhil izzetu ve li resûlihî ve lil mû’minîne ve lâkinnel munâfikîne lâ ya’lemûn (ya’lemûne) : Derler ki, "Andolsun, Medine'ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp çıkaracaktır." Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah'ın, O'nun Resûlü'nün ve mü'minlerindir. Ancak münafıklar bilmiyorlar.
(Munâfikûn 63/8)

Ekrem, Kıymetli ve Değerli OLuş HİZMeT ile doğru orantılıdır.
Üstünlük sağlamaz ancak GIBTA edilecek ve örnek alınacak bir tutumdur.
Bu vasıftaki kimse ise daha çok Hizmet edecek-İkrama vesile olacak kişi demektir..

يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ
Resim---Yâ eyyuhen nâsu innâ halaknâkum min zekerin ve unsâ ve cealnâkum şuûben ve kabâile li teârefû, inne ekremekum indallâhi etkâkum, innallâhe alîmun habîr(habîrun) :Ey insanlar! Hakikat biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki, sizin Allah yanında en ekreminiz, şerefli ve itibarlınız, (O'ndan saygı ila en çok) korkup (fenalıklardan) sakınanızdır. Muhakkak Allah bilir ve haberlidir.
(Hucurât 49/13)

DEVAMI VAR...



[ Geri Dön ]

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır