Muhammed-i Nur


Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·


Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
SALÂt..

Resim 

EL A’LÂ Sûresi ZEVKi.:

Resim

سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْأَعْلَى
Resim---“Sebbihısme rabbikel a’lâ.: RABBinin “A'L” ismini tesbih et!.” (El A’lâ 87/1)

BUYURunuz =>ZERRe-KÜRRe CEM'inde =>SEBBihu SALLına!.

A’lâ.: (ülûvv den) Yücelik, tanımlayanın tanımından da yüksek olan yücelik, mekan açısından değil kudret açısından yücelik. Kudret gücü ise; insan aklının gördüğü, duyduğu ve tasarlayabileceği bir güç değildir. RABB’imin o yüce adını takdis ve tenzih ederim.
A’lâ.: Daha iyi. Pek iyi. En yüksek. Ziyâde ve mürtefi olan.

YERi GELmişken, SALL
âtta-Namazda;
İftitah Tekbirimizi
"ALLAHu EKBERr!."
i ALıp =>Zâhir ve Bâtın Kulaklarımızın Zillerine/kulak memelerine dokunup Dünya Elinin/sol el üstüne =>Âhiret Elini KİLİTLiYORuz. KULLuk KİLİDi..
SUBHÂNeke ile GİRiş DUÂmızı yapıyoruz.
FÂTİHa ile ULÛHİYyet/ALLAH, RUBÛBİyyet/RABBu’l- ÂLEMîn Merhametiyyet ki;
ZÂHİRinde =>RAHMÂNİyyet,
BÂTINında =>RAHÎMÎyyet ve,
MÂLİKİyyette =>GEÇmiş-Dün, GELecek-Yarın, Bugün-Din Gününün MÂLİKi-ne HAMDimizi ARZ ediyoruz..
KULLuğunu kabul ettiğimizi ve ne istersek SÂHİBimizden isteyeceğimizi Kabul ve İlân ediyoruz..

Devâm edip Zammı Sûre sonunda KULLuk KIYAMIndan, Rıza Rükû’una BAŞ EĞ!.iyoruz..


“SUBHÂNe RABBiye’l-AZÎMu ve bî HAMDihi).: Ey SUBHÂN OLan ve ve her ÂN Küllî ŞEYyi SEBBehâ Seyrine seren RABB’im!. SENin Zâhirde GÖZüken ve AKLımın ALaBİLdiği AZAMetin, Muazzamlığın tüm zerrelerimi hüşû’ya SOKtu. El AZÎM celle celâlihusun.. SENi, AKLımın yakıştıracağı noksanlıklardan uzaksın ve anlayışsızlığından Hamdim ile birlikte tenzih ederim!.” DEriz!.

“Semi’ ALLAHu li’men Hamîdeh: ALLAHu zü’L-CELÂL, HAMD edenin HAMDini duydu.”
Nereye döndük?. tâa başa.. demek ki Fâtiha yerini bulmuş.. o hâlde;

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in buyurduğu gibi.:

“RABBenâ ve leke’l- Hamd!. Hamden kesiren tayyiben fîhî.: Ey RABB’im hamdimiz SENin içindir. Öylesine bir hamd ki çokluklar ve ayıplardan arınmışlıklarla dopdolu!.”

BEDENen ->Kıyamda,
NEFSen ->Rükû’da DURan MuhaMMedî KuL,
KALBen ->Secdeye KAPANır ki,
HARR EDER ->Kızarmış Sac üzerindeki SU DAMLAsı gibi..

KALBin, NEFS, ve RÛH ARAsında BERZAHî durumu vardır. İkİ Secde Sırrı!.:
“SUBHÂNe RABBiye’L-A’LÂ ve bî HAMDihi.: RABB’imi El A’LÂ celle celâluhu ismiyle ve hamd ile birlikte tesbih ederim.. Ey RABB’im Kul Aklına ve Hayaline gelmeyen KAHHÂR KUDRETin/ Sonsuz Potonsiyel Gücün karşısında Hûzû’ ile BİLeBİLdiğimden de sonsuzdaki YÜCELiğini tenzih ediyorum ve KUDSÎyyetine Hamdim ile birlikte inanıyorum!.” deriz..


الَّذِي خَلَقَ فَسَوَّى
Resim---“Ellezî halaka fesevvâ.: O ki yarattı sonra sevvâ etti (dizayn etti, düzenledi).” (El A’lâ 87/2)

Sevvâ.: Seviyelendiren, düzelten. Doğruya götüren.
İstivâ.:
Seviyeleniş. Müsâvi oluş. Temâsül. İ'tidal, istikamet ve karar. Kemalin sâbit olması. Yükselmek, yüksek olmak. Üstün olmak. İstilâ eylemek..
Tesviye.: Seviyelendirme. Düzleme. Beraber etme. İki şeyi müsâvi etme. Bir neticeye bağlama. Düzenleyip neticeye bağlama, her zerre ve hücreyi Lâzım ve Lâyık yerinde ediş.

Şunu iyice anlamalıyız ki, İnsÂNoğlunda =>Tüm CÂNLıLarın İsti’dâd, Kabiliyet, Âlet ve Edâvâtları CEM’ OLmuştur.

İşte Bu Muhteşem, Muazzam ve Mükemmel YARATış- YARATıLış TESVİYEnin SeBeBi EN EL A’Lâ Sûremizde SIRAyLa GELecek İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


وَالَّذِي قَدَّرَ فَهَدَى
Resim---“Vellezî kaddere fe hedâ.: Ve O ki, bir kader tâyin etti. Sonra da hidâyet etti/ yol gösterdi.” (El A’lâ 87/3)

Kaddera: Takdir etti. EzeLde, OLmasını dilediği ŞEYyLeri =>Kaza, Kader, İrade ve Meşiyyeti/Dilemesi iLe EŞYÂnın KADERini ÇİZdi. Soyut, Somut Özellik ve Güzellikler verdi. Cüsse ile Kişilik/Zâtîyet, renk, koku, tad v.s. Sıfatları VERdi..

TAKDİRi içinde her ŞEYyi var etti. Herkese işini en iyisinden fıtrî olarak öğretti ve her varlığa yolunu gösterdi. İnsÂNa =>İnsÂNlığı.. Kurda ->kurtluğu, koyuna ->koyunluğu, ateşe ->ateşliği, SUya ->SU-Luğu.. Her birini kendilerine göre kılan RABB’im TeÂLÂ..
ESFELinden =>İLLİYYÎNe kadar =>İbret ve Hikmet Sahnelerini mahlûkatı ile DOLdurdu.
Herkese Fehedâ.. YoLunu, her İŞini ÖĞretti.
O gündür bu gündür =>Herşey, Herşeyce, Herşeyliğini YAP!.arak bu TAKDİRe UYup GİdiYOR..
İnsÂNoğlu ise =>AKLından dOLAYı Baş Rolde OYNuYOR!. Rolü çok hârika ancak, çok ZOR!. Çünkü YOL çataLLaşıyor =>Saâdet ve Şekâvet diye..
ÂcizÂNe ben, tefsirci filân değilim, ZEVK EDiYORuz..


وَالَّذِي أَخْرَجَ الْمَرْعَى
Resim---“Vellezî ahrece’l- mer’â.: Ve O ki, yerden mer’â (yeşillikler) çıkardı.” (El A’lâ 87/4)

Ra’a fiili.: Bir şey bereketlenip artmak, fazlalaşmaktır.
El Reyû.:
Mahsül, her şeyin evveli.
Mer’a.: Yeşil otluk arazi, köy mer’âsı gibi..

Öylesine bir RABB’im TeÂLÂ ki =>Her CÂNLıyı bir MER’Âdan ÇIKarır. Tohumu ->Topraktan, Civcivi ->Yumurtadan, Kuzuya ->Koyundan.. Sebebler Âleminde bir ŞEYyi ->bir ŞEYyin İÇİnden..
EL HAYy ALLAH celle celâlihu’nun =>HAYy Zinciri =>Kıyâmete kadar SÜRükLenecek ve SÜRecek şu HAYyatta!.

Azîz kardeşlerim;
Doğrusu daha SÖYLENEcekler var ancak, hesaba çekecek kaba sofu MoLLa Kasım’Lara dikkat etmemiz de gerekiyor!.
Biz, size anladığımızı ve inandığımızı söylüyoruz.
Noksan ise, düzeltmek boynunuzun borcudur..

Devâm edelim İşimize..
KARINCALar, kabiliyet ve isti’dâdları kadarınca ve kaderince yüce varlıklardır. Kur’ÂN-ı Kerîm’de NemL-Karınca Sûresi vardır.
ARILar da öyledir ki Kur’ÂN-ı Kerîm’de NahL-Bal Arısı Sûresi vardır..
İşte bu karıncalar =>Kış Azığı diye depoladıkları BUĞDAYLarın-TohumLarın çeşitli sebeblerle nemlenerek çimlenmeye başladığını anlayıp da çimlenmenin başlangıcında önüne geçemezler ise, derhal tüm buğday tanelerini ikiye bölüyorlar.. Hâliyle çimlenme olmuyor-olamıyor..
HAYy-DİRİLik Zinciri KOPan =>Mer’âsı bozulan buğday DİRİLiği, Sûküt ve Sükûna GÖMüLüYOR!.


فَجَعَلَهُ غُثَاء أَحْوَى
Resim---“Fe cealehu gusâen ahvâ.: Sonra da onu siyah atık/ sel kusuğu haline getirdi.” (El A’lâ 87/5)

Tarlalar dolusu ->Yemyeşil Ekinleri,
CivÂN gibi ->delikanlıları, Ceylan Gözlü ->Ceylan Yavrularını =>Bir gün gelir ki selin gelip geçtikten sonra geride bıraktığı kararmış köpük kusuğu kalıntıları gibi yapar.
Yemyeşil ekinler ->Çer çöpe döner.
Yüzüne bakılamaz güzellikte güzeller ->Yüzüne bakılamaz çirkinlikte yaşlanırlar!.


سَنُقْرِؤُكَ فَلَا تَنسَى
Resim---“Senukriuke fe lâ tensâ.: (Bundan böyle, Habîbim Kur'ân'ı) sana, Biz okutacağız, bundan sonra sen unutmayacaksın.” (El A’lâ 87/6)

إِلَّا مَا شَاء اللَّهُ إِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفَى
Resim---“İllâ mâ şâallâh (şâallâhu), innehu ya’lemu’l- cehre ve mâ yahfâ.: Ancak (bu) ALLAH'ın dilediği şeydir. Muhakkak ki O, açık ve gizli olanı bilir.” (El A’lâ 87/7)

MuhaMMed aleyhisselâm’ın =>Merkez ve Muhitte tüm İnsÂNlar için takdir edilen ilimlere CÂMİ’ oluşu.. Cehrî ve Hâfî.. Rahmetenlilâlemin olan RASÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem’in KEVSERî ->FİRDEVS’i.. Tüm Mahlûkatın RAVZA-yı RIDVÂN ADN’i OLUŞu..

وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَى
Resim---“Ve nuyessiruke li’l- yusrâ.: Ve kolay gelmesi için Biz (O'nu), sana kolaylaştıracağız.” (El A’lâ 87/8)

Seni yusraya-kolaya müyesser edeceğiz.
Şerîat-ı Garraya müyesser kılacağız.
En kOLAY OLana kOLAYLaştıracağız..

Sistemin Sâhibi SUBHÂNALLAH celle celâluhu =>Habîbi sallallahu aleyhi ve sellem’ine ÖZün ÖZÜnden OKU!.tuYOR ve unutturmuyor!.
KELÂMULLAH’ın ->Kâinâta Ebedî Çıkış Kapısı OLan KEREM ve RAHMEt RASÛLüne İLÂHÎ İHSÂNı..


فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ الذِّكْرَى
Resim---“Fe zekkir in nefeati’z- zikrâ.: O halde, eğer zikir fayda verecekse zikret (zikri öğret, öğüt ver).” (El A’lâ 87/9)

Bu muazzam sistemi sadece ve sadece İnsÂNoğlunun KULLuk KEMÂLi BULup ->RABB’i TeÂLÂ’nın Zâhirde Azamet ve Bâtında Kudretini SEYRedip =>ULÛHİYyet ve RUBÛBİYyetini İKRÂR ETsinler diye HALk eden ALLAHu zü’L-CELÂL;
Din, Dünya ve Âhiretini kolaylaştırıp =>Murşid-i MutLak, Rehber-i MutLak ve İmâm-ı MutLak KILdığı Habîbi, Edîbi ve Ekremi olan Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e;
=>Kullarını ->Kemâle,
=>ALLAH TeÂLÂ’nın AhLâkıyla AhLâklanmaya ve,
=>Merhameten ve MuhaBBeten öğüt vermeye-hatırlatmaya, uyarmaya Emir Buyuruyor..
En MükeMMeL İnsÂN olarak ->Gafilleri-Câhilleri ->Kemâle, Eksikleri-Noksanları ->MükeMMeLe SEVk Et!. Buyuruyor..

İnsan Sûretinde ve AKIL Ni’metiyle ->Parmak İzleri gibi Şahsa Münhasır halkedilen İnsÂNlara ->Kur’ÂN ile ÖĞÜT VER!.
Hakkı ve Hayrı TERCİH ET!.melerinin sonUÇ ve faydalarını iyice izâh et!.
AKIL Kapları kadar ANLArlar ve zâten o kadarından SORumlu OLurlar..
Tüm buna rağmen Bâtılı ve Şerri seçenek yaparlarsa, AKLa ve EMÂNete hiyânet ile bunca Nİ’METe ZuLüm ederLerse.:


نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ وَمَا أَنتَ عَلَيْهِم بِجَبَّارٍ فَذَكِّرْ بِالْقُرْآنِ مَن يَخَافُ وَعِيدِ
Resim---“Nahnu a’lemu bi mâ yekûlûne ve mâ ente aleyhim bi cebbârin fe zekkir bil kur’âni men yehâfu vaîdi.: Onların ne söylediklerini, en iyi Biz biliriz. Ve sen onların üzerine, cabbâr/zorlayıcı zorba değilsin!. Öyleyse Benim vaadimden/vaadettiğim cezâdan, azâbdan korkanları Kur'ÂN ile ikâz et!.” (Kaf 50/45)

Tasavvuf burada devreye girer..
Tıpkı prize takılan elektrik fişi gibi ->Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem iLe MuhaMMedî ULAŞım-SaLâvât Hattı BAĞLANınca ->ÖGüt VERen ->VERir!. ALan da ->ALır..


سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَى
Resim---“Seyezzekkeru men yahşâ.: ALLAH'a karşı huşû duyan/(saygısı ve haşyetiyle çekinen) kişi zikir yapacaktır (ve tezekkür edecektir).” (El A’lâ 87/10)

وَيَتَجَنَّبُهَا الْأَشْقَى
Resim---“Ve yetecennebuhe’l- eşkâ.: Ve şâkî/mutsuz, bedbaht olan, ondan (zikirden) içtinâb edecek (kaçınıp zikretmeyecek).” (El A’lâ 87/11)

الَّذِي يَصْلَى النَّارَ الْكُبْرَى
Resim---“Ellezî yaslen nâre’l- kubrâ.: Ki o (şâkî), büyük ateşe atılacak.” (El A’lâ 87/12)

Haşyet ->KALBîdir demiştik.
ALLAHu TeÂLÂ’nın ->Azamet, Kudret, İlim ve Hikmetine KÂMİL mânâda ÂRİF OLan kişi ->Din, Dünya ve Âhiret İşlerinde ÂLİMdir. Haşyet duymaya ve öğüt almaya da müstehaktır.
Ve işte bu kimseler MuhaMMedî Saâdet Ehli ->SAÎDLerdir..


وَمِنَ النَّاسِ وَالدَّوَابِّ وَالْأَنْعَامِ مُخْتَلِفٌ أَلْوَانُهُ كَذَلِكَ إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاء إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ
Resim---“Ve minen nâsi ve’d- devâbbi ve’l- en’âmi muhtelifun elvânuhu kezâlik (kezâlike), innemâ yahşâllâhe min ibâdihi’l- ulemâu, innallâhe azîzun gafur (gafûrun).: Ve bunun gibi İnsÂNlardan, davarlardan, yürüyen hayvanlardan da çeşitli renkte olanlar vardır. Ancak kullarından ulemâ (âlimler), ALLAH'a karşı huşû’ duyar. Muhakkak ki ALLAH; AZÎZ'dir (üstün, yüce), GAFÛR'dur (mağfiret eden).” (Fâtır 35/28)

Bu öğüt vermenden, ictinâb edecek olanlar/kaçınıp uzaklaşanlar ise en ŞÂKİ/bahtsız, fenâ hareketli, haylaz, habis EŞKİYÂ/yol kesici haydutlardır.
İşte böylesi kimselerin isâlleri, ulaşımları, akarak varacakları, yaslanacakları, anaları olan ->Gaflet, Cehâlet, Dalâlet ve Hiyânetin Kucağıdır.
İster İnsÂN olarak Bâtılın ve Şerrin Lideri Firavûn’un yanına,
İsterse ateşin en alt tabakasındaki Münâfıkların yanına,
Ki aynı kapıya çıkar.. Zirâ, Firavûn da son ÂNda.: “İnandım!.” diyerek İKİLi OYNAmıştır..


وَمَنْ أَحْسَنُ دِينًا مِّمَّنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُ لله وَهُوَ مُحْسِنٌ واتَّبَعَ مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَاتَّخَذَ اللّهُ إِبْرَاهِيمَ خَلِيلاً
Resim---“Ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun vettebea millete ibrâhîme hanîfâ (hanîfen). Vettehazallâhu ibrâhîme halîlâ (halîlen).: Ve hanif olarak Hz. İbrâhîm'in dînine tâbî olmuş ve vechini ALLAH'a teslim ederek muhsin olan kimseden, dînen daha ahsen kim vardır. Ve ALLAH, Hz. İbrâhîm'i DOST edindi.” (Nisâ 4/145)

ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَى
Resim---“Summe lâ yemûtu fîhâ ve lâ yahyâ.: Sonra onun içinde (ateşte) ölmez ve de hayat bulmaz.” (El A’lâ 87/13)

Korkunç ve sonsuz bir can çekişme!.
Tıpkı, Âhir Zaman İnsÂNlarının çoğu gibi, ölü mü, diri mi belirsiz!. Birisi öldümü.: “ölü, ölmüş filân köyde!”derler di bizim köyde eskiden..
Ne de doğru sözmüş sonradan iyice anladım. Öyle ya ->yiyip içip tepinen bir ölü idi.. Yine daldırdık..


Resim

KuL İHVÂNim SIRR SERİLmez!
=>ÇİLEsiz =>SIRRa ERİLmez!
ÖLüLer=>ÖLmüŞş->DİRİLmez!
=>SAĞLar=>HüSeYin HüSeYin!.

aleyhumusselâm..

قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّى
Resim---“Kad efleha men tezekkâ.: Nefsini tezkiye eden kimse felâha (kurtuluşa) ermiştir/(iflâh olmuş, umduğuna ermiştir.)” (El A’lâ 87/14)

FeLâh.: Kurtuluş, selâmet, onma, mutluluk, kutluluktur.
FeLâh.:
Selâmet. Saadet. Kurtuluş. Hayır ve ni'metlerde refah, rahatta dâim olmak. Fevz ve zafer. Necât ve bekâ..
İfLâh.:
Mübarek ve muvaffakiyetli olmak. Selâmete çıkmak. Felâha kavuşmak. Nimette dâim ve kararlı olmak..
TeZKiye.: Kusurdan pâk ve temiz etme, temize çıkarma, aklama, iyi hâli isbatlama..

Tevhid Ateşine =>Takvâ Tavası içinde arzedilen NEFS =>Dünya ve Şehvet Fitnesinden =>Altının topraktan ayrıldığı gibi ERİr AKar ve AYRILır da =>ARINır => MuhaMMedî HAKk ÂŞIk OLur.
FİTNE =>Fetene FİİLindendir.
FETENe =>Toprakla karışık altın tozunu ateşte eriterek altını tozdan topraktan ayırmaktır.
FİTNEnin KuLLuk İmtihÂNı OLuşu da ->HakLa-Hayrı ->Bâtılla-Şerden AYIRan ->Ateşten beter ->Kıtalden Şiddetli BeLâ OLuşundandır..


وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأَخْرِجُوهُم مِّنْ حَيْثُ أَخْرَجُوكُمْ وَالْفِتْنَةُ أَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِ وَلاَ تُقَاتِلُوهُمْ عِندَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ حَتَّى يُقَاتِلُوكُمْ فِيهِ فَإِن قَاتَلُوكُمْ فَاقْتُلُوهُمْ كَذَلِكَ جَزَاء الْكَافِرِينَ
Resim---“Vaktulûhum haysu sekıftumûhum ve ahricûhum min haysu ahracûkum ve’l- fitnetu eşeddu mine’l- katli, ve lâ tukâtilûhum inde’l- mescidi’l- harâmi hattâ yukâtilûkum fîh (fîhî), fe in kâtelûkum faktulûhum kezâlike cezâu’l- kâfirîn (kâfirîne).: Onları (size savaş açanları), bulduğunuz (yakaladığınız) yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Fitne (çıkarmak), (adam) öldürmekten daha şiddetlidir (kötüdür). Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla orada savaşmayın. Fakat eğer (orada) sizinle savaşırlarsa (sizi öldürmeye kalkarlarsa), o taktirde (siz de) onlarla savaşın (onları öldürün). Kâfirlerin cezası işte böyledir.” (Bakara 2/191)

وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّهِ فَصَلَّى
Resim---“Ve zekeresme rabbihî fe sallâ.: Ve (o nefsini tezkiye eden) RABBinin İsmi'ni zikretti ve de namaz kıldı.” (El A’lâ 87/15)

Kendini TANıyan/BİLen Abd/KuL =>RABB’ini de TANımış/BİLmiş ve ANmış OLarak SaLât KILdığında yâni İLÂHÎ ULAŞIMa AZMettiğinde..
Tenezzül ve Tevâzu’ iLe Huşû’ ve Huzû’ (hudû) İÇinde kendisini; Hâzır ve Nâzır RABBu’l- ÂLEMîn’in HUZURUnda GÖRürcesine KIYÂMet ettiğinde;
->Merkez-Muhit Mahşeri KURuLursa,
->Sûret-Sîret Sermâyesi ve Hesâbı GÖRülürse,
->Azâb-Sevâb OLunmadan Tevbe-Duâ iLe RIZAuLLAH bulunursa, ->İftitah Tekbirinden ÖNce ->Er RABB celle celâluhu ismi ->Zikir ve Fikirle BULunursa,
O SALÂta =>SıLâ, SeLâM, SeLâMet, DÂRu’s- SeLâM SALÂtı DERim DOĞRUsu..


بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا
Resim---“Bel tu’sırûne’l- hayâte’d- dunyâ.: Bilakis hayır, siz dünya hayatını üstün tutuyorsunuz (tercih ediyorsunuz).” (El A’lâ 87/16)

Nefsinizi, İlm-ü-Edeble öğretip eğitmediğinizden Nefsiniz de önündeki dünyanın şakşukasına kapıldı gitti..
Şerrin ŞeytÂNı ise, bir şeyler sokuşturdu, bir şeyler üfürdü ve poh pohladı!.
Kötü arkadaşlar da yoldaş olunca seyreyle gümbürtüyü!.
Dünya Hayatı, Dünyevî Eserler vermekle geçti ve Uhrevî Âlem yok farzedildi..
ÖLünce UYANılacak KORKunç bir ->UYku..
HayaL ve FENÂ ÂLeMinde HEBÂ OLan bir ÖMÜR!.


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar!" buyurmuştur. (Aclunî, Keşfü’l- Hâfâ 2/414; Sehavî, Makasıd: s.442; Gazzalî, İhya: 4/20)

وَالْآخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَى
Resim---“Ve’l- âhıretu hayrun ve ebkâ.: Ve ahiret hayatı daha hayırlıdır ve bâkidir (devamlıdır).” (El A’lâ 87/17)

Hâlbuki bu dünya hayatının sonundaki sonsuz hayat ise gerçekten daha hayırlı, ebedî ve kalıcı idi..
Şu ÂNda yaşadığı Hayalî Hayatı ->Hakikat sanıp AKan SU-lar gibi her ÂN AKarak koskoca ÖMRÜnü isrâf eden AHMAK İnsÂN!.


إِنَّ هَذَا لَفِي الصُّحُفِ الْأُولَى
Resim---“İnne hâzâ le fî’s- suhufî’l- ûlâ.: Muhakkak ki bu (anlatılanlar),, evvelki sahifelerde de elbette var.” (El A’lâ 87/18)

Bahsedilenler ŞERÎATuLLAH’ın değişmez ESASLarıdır.
EVVELinde de ÂHİRinde (Kur’ÂN) de böyledir..


صُحُفِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى
Resim---“Suhufi ibrâhîme ve mûsâ.: İbrâhîm'in (aleyhisselâm) ve Musâ'nın (aleyhisselâm) sahifelerinde (var).” (El A’lâ 87/19)

Resim---Ebû Zer radiyallahu anhu.: “Ben Peygamber aleyhisselâm’a.: “Yâ Resûlallah!. ALLAH kaç kitab indirdi?” diye sordum. O da.: “104 kitab. Şit’e 50 sahife, İdris’e 30 sahife, İbrahîm’e 10 sahife, Musâ’ya da Tevrat’tan önce 10 sahife indirildi. Ve (ayrıca) Tevrat, İncil, Zebur ve Furkân (Hak ile Bâtılı birbirinden ayıran Kur’ÂN) indirildi.” buyurdu. (İmam Suyutî, Ed-Dürrü’l- Mensur, Darü’l- Fikr, Beyrut, 1993, c, 8, s, 489)

Bunlara ek olarak İmam Fahreddin Razî, tefsirinde Âdem aleyhisselâm’a da 10 suhuf verildiğini zikreder.. (Bkz, İmam Fahreddin Razî, Tefsir-i Kebir Tercümesi, Akçağ y, c, 23, s, 89.)

İşte HAVFuLLAH, HAŞYETuLLAH, TAKVÂLLAH..
Bu konuyu bağlarken; beni doğuran Emine Anam, “elif”i bilemez kalender bir köy kadınıdır. İnancı kavîdir..
Kendisine.: “Anam, sen ne diyorsun bu işlere?”dedim..
Anam.: “Ne deyim gadın anam, kork ALLAH’tan korkmayandan!.” dedi. İşte meselenin aslı budur..

TEVHİD TekeMMüLü, ancak ve ancak TAKVÂ Toprağında yetişir.. Altın tozlarının içinde CÂN yetişmez..
Altıncıların, Paracıların, Dünyacıların varsa kulakları çınlasın!.
Şuculara, buculara, altıncılara duyurulur!. Herkes eteğindeki taşı döksün!.
BİLye gibi; Çırılçıplak, Başsız-Ayaksız, DevrÂNda DEVRederek GELsin DİVÂNa..
AŞKk Gemisi, kuru yerde yürümez!. Kuru Lâfla Peynir Gemisi de yürümezmiş!.


Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik aLâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
L- ÜMMîyyi ve alâ ÂLihi, EhL-i beytihi ve's-Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden HâL-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMet ve İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet,
GÖNÜLLerimizi A'LÂ SIRRına ERiştir ve YAŞAt!. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!..

Âmin! Yâ Muîn! Yâ RABBenâ!..


ResimMuhaMMedî MuhabbetLerimİZLe...

Gönderen : kulihvani Tarih : 14-10-2019
Okunma : 89

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız.
Arşiv Haberler


Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır