Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
SECDE


Resim

ALLAH DOSTU
Münir DERMAN (ks)

 SECDE-yi RAHMÂN

Dünyâdaki dört tâne okyanus vardır, ocean büyük deniz biliyorsunuz.
Bunları dolduran suların, sulardan daha çok insanoğlu Hazreti Âdem’den bugüne kadar gözyaşı dökmüştür, onlardan daha fazladır.
Bu gözyaşının, 10 bin tonsa bu, yarısı eğlence, kahkaha, edebsizlik gözyaşıdır.
Yarısı insanların birbirine karşı, onun geriye kalan yarısı da birbirine karşı duyduğu üzüntülerden, şunu kaybetti, bunu kaybetti ondan.
Geriye bi bardak yaş kalıyor. Aha o bi bardak yaş olmazsa Dünyâ kubbesi düşer.
Hadis şu:
(hûliyet, gûlibet) ALLAH yolunda doğruluktan ayrılmayıp gece gözyaşı getiren insanlar olmasaydı gök kubbesi yarılırdı.
Ölüm acısı duygusundan kurtulmak için gözlerini dünyaya bir köpük parçasına bakıyormuş gibi, bir rûya görüyormuş gibi çeviren insan ölümün pençesinden muhakkak kurtulmuştur.

Sevinçten elem doğaaar.. Sevinçten korku doğaaar.. Sevinçten yakasını kurtaranlar için de elem yoktur.
Böyle bir insâna korku nereden gelecektir, bulun bana deliğini de söyleyin, biz tıkayalım o deliği.
İnsâna acıyan büyük bir kalb ağrısını görmemek imkânsızdır.

Araba ne tekerlek, ne dingil, ne de teknedir, araba dediğimiz zaman. Bunların hepsine bir tek verilen isimdir.
Ahmet" deriz, "Hasan Bey" deriz, "Ömer Bey
deriz.
Bu kelimeler ne gözdür, ne kulaktır, ne de duygudur, bunların hepisidir verdiğimiz Ahmet Efendi diye isim verdiğimiz.
Onun için insan haddini bilmelidir.
Okyanusta kaç bardak su var, birisi sana söylese.
Ganj Nehri yatağında ne kadar kum tânesi var?
Bunlar mesâha edilmez, kabul edilmez, ölçülmez bunlar.
Ölümden sonra bir hayat var veya yok, düşüncesi de aynı nev’îdendir. Sorulacak suâle, ikisi de yanlıştır.

İnsan korkuya veyâ îmâna bir şeyin karşısında döner. Bi hastalığın karşısında. O hastalık nedir?
En büyük hastalık açlıktır oğlum. Niçin açlıktır?
Oruçta diyoruz.. Çok dikkat buyurun! Oruçta diyoruz..

Er-Rezzak esmâsını bir tarafa itiyoruz, HAYYla HAYY oluyoruz. HAYYla her ÂN halvet olmak insanı yakar, yakamadığı için açlık hissindeBenlen çok ahbablık etme, dön dünyâna!
emrediyor.
Çünkü insan yalnız ekmekle değil iyi sözlerle de beslenir.
Hindistan’da adamlar var 30 gün mezarın altına gömüyorlar, aç susuz duruyor. Durulur.

Ben duramıyorum!
Ee Sen baştan aşağı mîdesin de ondan.
Arılar gelir çiçeğin üzerine konar, çiçeğe hiçbir zarar yapmadan oradan balı alıp nasıl giderlerse, insan öyle çalışması lâzımdır.
Tutuşmuş ateş üzerinde kıvılcımlar.. binlerce kıvılcım çıkar. Yanar sönerler, yanar sönerler.
İşte bütün Kâinâtta da her şey, böyle her ÂN ölüyor, her ÂN var ediliyor. Biz onun farkınızda değiliz.
Bak bu elektirik sâniyede 60 defa yanıp sönüyor, biz onu göz ve hassamız onu idrak edemediği için devamlı addediyoruz.

Yalnız insan ibâdetini düşünür. Muhakkak bir gün karanlıklar aydınlanacak insandaa..
İnsânı hapseden şeyler kendi içindedir.
Geçmişte yapılmış, yapılan yanlış hareketler elem, geçmişte yapılan iyilikler ise saadet verir.
Onun için gençlere söylüyorum; gezsin, sinemasına gitsin, fitbol oynasın, şunu yapsın, bunu yapsın, cesedinlen buu..
Gıbta etmesin, haram yemesin, kimsenin ırzında olmasın, büyüklerine hürmet etsin, hükümete hürmet etsin, küçüklere hürmet etsin fakat namazını kılsın. Bu başkaa, o başka!
İnsan biraz da mâsiyet ister, onun için Cenâb-ı
ALLAH diyor ki:
Herkes temiiz ve doğru olaydı, Ben fenâlık yapacak bir cemaat halk ederdim
diyor.
O halde Cenâb-ı
ALLAH
insanlarda bir mâsiyyet istiyor.
Bu mâsiyyeti istemeseydi cennetten Hazreti Âdem kovulmazdı.
Karlı bir tepede duran adam nasıl başının üstündeki sonsuz bir mâvilik bulursa, kendi nefsine hâkim olanda buna benzer.
Böyle bir insânı bu dünyâda sarsacak hiçbir kuvvet yoktur.

Billur.. Haa şu yapma billur, bu billur değil tabii, uydurma yalancı billur. Bir billur alınız elinize.
Billur parçasının her yanından nüfûz eder ışık, her taraftan başka renk verir. Fakat billur ışık mıdıır?
Hayır! Billur yine bir kum tânesinden başka bir şeydir, çünkü billur cam kumdan yapılır.
Ama billurun.. şu billur.. Acaba donmuş bir sis olmasın billur?.  Kim aksini iddia edebilir.
Onun için insan aklı muayyen bir hududda durur.
Ötekisine hürmet etmek lâzımdır.
Gökyüzü gözle görülen
ALLAH
’ın kudretinin en büyük delîlidir. Bakın göğe..

Amerika Reis-i Cumhurlarından Abraham Lincoln, Gelber isminde bir arkadaşı varmış bunun. Her akşam..
O Beyaz Saray onun zamânında yapılmış. O Beyaz Saray ahşaptır, ahşaptan yapılmış o zamanlarda. Çıkar bööyle havaları seyredermiş.

Bakdermişşu yıldızlara bak, şunların gidişlerine bak. Göğe bakıp da bunun bir HÂLIK’ı olmadığını inkâr edene şaşarım!dermiş.
Ama yere bakıp da inkâr edene şaşmam!
demiş.
Ve onun zamanında bugünkü Dolar’lara bakarsanız, gümüş Dolar’lara ve kağıt Dolar’lara, üstünde İngilizce bir kelime yazılıdır.
O zaman yazılmış:
We trust in God: ALLAH’a îtimâdımız vardır
. Hâlâ yazılıdır.
Amerikan parasınında dünyâdaki kıymetini.. bi tânesi bizim 12 Lira.
Nerden çıktı bu nedir?

Efendim işte senayi var. Senayi niye bize vermedi.
Küçük bir bahâne Cenâb-ı ALLÂH’ın GAYYÛR esmâsına dokunur, böyle rızkını indirir aşağa beyim!.
ALLAH
sana rûhu vermiştir. Ruh hiçbir zaman kendisini verene hıyânetlik etmez oğlum. Ama biz bambaşka olduk.
Bu Dünyâda hayatta cezalanmamış cinayetleer, mükâfâtlanmamış fâzîletler dâima vardır ve olacaktır. O halde bunların mahkeme edilecekleri başka bir hayat muhakkak zarûridir oğlum.
Aha Basit bir mantıkla çıkaralım. Bu dünyâda birçok cinayetler işlenmiştir. Bu dünyâda birçok fâziletli adamlar geçmiştir. Öyle cinâyetler işleyenlerin cezâları dünyâda, bâzıları cezâsını görmemiştir.
Bâzılarıda fâziletlerinin mükâfâtını görmemiştir.
Hani Cenâb-ı
ALLAH
Âdildi?.
Âdilse bunların fâziletlerinin dağılacağı, o cinâyetlerin cezâları verilecek bir mahkeme vardır. İşte o mahkeme de aşağıdadır.
Tehlikeleri olmayan hiçbir fâzîlet yoktur.
Fâzîleti boşuna sarfettiğiniz vakit, bu tehlikeyle karşılaşırsınız. Onun için fâzîletinizi yerinde muhafaza edin.
Sizi tahkîr edenlerden katiyyen intikam almayınız.
Alçak gönüllülük rûhun tevâzu’udur. Hârici tevâzu’ medenîlik vasfıdır. Alçak gönüllülük kendini hakir görmek değildiiir!
ALLAH huzûrunda:Ben yoğum, Sen varsın!
demektir.

Onun için Aziz cemaat!
Akarsu nereye akarsa orasını yeşerir.
Secde-i Rahmân’a kapanan Nurlu insan nereye girerse orayı tenvir eder. Gözünde gözyaşı varsa oraya muhakkak Rahmet nâzil olur.
Şüphe etme bu sözden, Rasûlullah’ın sözüdür.

Âteş âteşe tapana bile lûtfetmez. Mecûsîler ateşe taparlar. Mâdem senin
ALLAH’ındı girsene içine.. derhal yakar! Ateşin tabiyatı da değişmez, unsuru da. Çünkü ALLAH
’ın kılıcı izinle keser, izinle yakar. Âteş herşeyin hakîkatini ortaya koyan bir ni’mettir.
Pirit, Arapcası, humze yeklîme hadîd, Demir çıkan şey. Karabük’te git, o taşları atarlar âteşin içinde demir bir tarafa ayrılır, posası bir tarafa.

Anber ateşe atılmazsa güzel kokusu çıkmaz.
Âteş
HAYY
esmâsının hakîkatini ortaya çıkarır.
Fakat bunun farkına herkes varmaz.
Âteşin içinde Nur vardııır.

Âteşin içinde gül bahçesi vardıır. Hazreti İbrâhim’i hatırlayın.
Âteşin içinde yeşil çemen vardır, gine o Peygamberi hatırlayın.
Âteşin içinde ni’met vardıır.
Âteşin içinde Rahmet vardır.
Âteşin içinde de söylenemez denilen bir şey vardır. Onu da sen bul!


Cenâb-ı Peygamber diyor ki:
Dünyâ bir ÂNdan ibârettir.
Âteşli.. şöyle bir çöp alalım elimize ucunu yakalım, köz olsun. Şööyle çevirdiğiniz zaman bir dâire şeklinde görürsünüz. İşte kâinât bööyle döndüğü için biz ömrümüzü uzun olduğunu zannediyoruz.
Ömür uzunluğu
ALLAH’ın tez tez, peşpeşe bu şey gibi elektirik gibi sönüp yanmasından ibârettir.
E fe ayînâ bi'l-halkı'l-evvel, bel hum fî lebsin min halkın cedîd.
ALLAH birini öldürür tekrar yaratır
, Âyet-i Kerîme. Bunun sırrını insan kendiliğinden öğrenmez öğrenemez.
Âlim de olsaaaa, fâzıl da olsa, ona öğretirler.
Siz biriniz içinizden der ki:
Hoca Efendi sen öğrendin mi?
Bilmesem bu tehlikeli kürsüden herhalde mırıldanmam.
Göz de, aha bu gözde, hakîkî dostu gören göze derler göz. Gözünü yum hiçbirşey görmezsin, ama gözünü yumup da uykuya girdiğiniz zaman, göz etlikten çıkar artık yoktur göz.
Peki göz uykudaysa et parçası nasıl oluyor rûyâda gördüklerini hâfızanda tutuyorsun da gelip ötekine anlatıyorsun. O halde başka bir göz var. Aha o gözdür asıl göz, Dostun Gözü.

Soğuk, kar, koruğa dokunur, üzüme dokunmaz, olmuşa dokunmaz. Herkes eline bir âsâ alır amma Mûsâ’da alır. Bizim elimiz nerdee, Mûsâ’nın eli nerde!. Bu lakırtıları biraz deşerseniz oğlum içinde çok şeyler var.
Yağmur çemenlere ne yaparsa, çemene yağmur..
Aha biz bu sözlerimizlen de size onu yapmak istiyoruz. Çünkii sizde o çemen var. Çemen çünkü secde eder.

Ve'n-necmu ve’ş-şeceru yescudân
âyet-i kerîme.
Necm Arapça’da çemen demektir. Müfred olarak kullanılırsa necm, çemen Arapça’da.
Nucûm olursa yıldız mânâsına Kur’ân-ı Kerîm lisânında.

Ve’n-necmu ve’ş-şeceru yescudân
Çemen ve ağaç secde ediyor
diyor.
Bütün kuşlar secde ediyor ama siz bunun farkında değilsiniz.
O halde kaânât bir tesbih, bir
ALLAH
’ı hamd ve senâ silsilesinden başka bir şey değildir.
Rüzgâr esti mi, yoldaki tozları, mozları, kağıtları kaldırır. Onların arkasına girer. Rüzgâr kendini göstermez. Bu hareketler de böyledir.

Onun için her insânın içinde
HAKK
’tan, Yaratıcısından bir tad vardır.
Onun için Peygamberler dışardan seslendi mi, insanların canı içinden hoplar ve secdeye kapanır.İslâm’ın niye secde yaptığını, niye oruç tuttuğunu, niye zekât verdiğini, niye sadaka verdiğini, büyüklere hürmet ettiğini, hiç hiddet etmediğini.. İslâm’da hiddet yoktur oğlum.
Bu işin şu Secde-i Rahman’dan kapanıp da televizyon gibi bütün mânevî âlemi görebilmek için katiyyen hiddet etmeyeceksiniz. Bu çok büyük bir iştir. İslâm dîninde yasaktır hiddet.
Kızmayacaksın bişeye, koyun gibi:
Peki!diyeceksin.
Efendim buna ahmaklık derler.
Ahmaklıktan asıl hamaklığa gidilir, hamaklıktan da asıl akıllılığa gidilir oğlum. Deli olmadan Velî olmaz insan. Onun için hiçbir şeye kızmayın. Evinizde âilenize karşı, dâima mûnis, güler yüzlü olun. Çocuklarınıza karşı:Baba şunu isterim, baba bunu isterim
kızmaa, kızmaa!
Okşa onu, okşa.
Peki oğlumdepara elimize geçerse alırız.
Kat’iyyen kızma. Yolda birisi sana çarpsa kızmaa!.
Ama bâzı kızacaksın. Kızacak yeri ben anlatayım.
Evvelsi günü müydü Hâfız Efendi, şeye gidiyorduk.. Öğlen namâzından sonra hangi Câmi o, Bahçelievler’e gidiyoruz. Para verdiler ordan ki:
Hoca EfendidedilerHergün bu paraylan gidip gelirsindediler. Orda taksi bulamadım, bi dolmuş gidiyor. Elimde de cübbe, bu dolmuşa giriverdim, 6-7 dakka var ezana. Şöföre dedim ki:Oğlumdedimbiraz çabuk gitmek mümkün müdedim.Bendedimorda vaaz yapacağım
dedim.
Şimdi benim yanımda da bir adam oturuyor. Gözlüklü, kravatlı, temiz giyinmiş bir adam.

Pekidediyetiştiririm ben Hoca Efendi senidedi. Vâiz olduğumu söylediğim için Hoca Efendi dedi. Ben böyle oturuyorum. Bu da naylona sarılı dizimde. Bu adam döndü bana:Sendedivaaz mı yapacaksın?dedi. “Evetdedim.Câmide bir iki lakırdı konuşacağımdedim.Pekidedi,oradadedi,neler söyleyeceksin?dedi.
Aklıma ne gelirse, eserse onu söyleyeceğimdedim. Kızmıyorum. Pekidediordakilerine sen söylesenededicâmilerde gelenlerin hepisinin ayakları kokuyordedi.Çamurlu, pisli giriyorlar orayadedi.Onları söyle onlara
dedi.
Şimdi burada susulmaz oğlum. Sen gine kızma, böyle birşeylen karşılaşırsan gine hiddet etme, çünkü oradaki vereceğen cevâbı bilmezsin. Herif bir pehlivan olur, seni döver ama cılız görüp de şu karınca gibi, hani demin anlattığım karınca gibi pehlivanlar vardır.
Padişah zamanında bir Velî var, 70-80 yaşında. Yahyâ Efendi. Anadolu Hisarında güreş pehlivanlar, yağlı güreş. 140 okka herifler.
Yağlı güreş sebebi, yağlı olmasa tuttu mu koparıyor adam. Avrupa’dan bi adam gelmiş, hangi pehlivan çıkıyorsa altına vuruyor.
Pâdişah deli olacak:
Şunu yenecek yok mu?
Yahyâ Efendi demiş ki:Şevketlim müsaade etdemişşunlanAmandemişHoca Efendi

70 yaşında, benim gibi kambur böyle.
Aman etmedemişHoca Efendi.Müsâde edin şevketlim
demiş. Yahyâ Efendi çıkmış. Herife bir el ense vurduğu gibi belini kırmış herifin.

Haaa.. bu o kuvvete benzemez oğlum. Böyle kazığı dikti mi 300 kişi gelse elini çeviremez aşağa.


Onlaradedisöyledediayaklarınıdedi çorapları delik, pis pis kokuyor, secde yapılacak yerler..”“Sendedimbunu aklınlan mı söylüyorsun, yoksa gittin mi oraya?”“Öyle söylüyorlardedi.Senindedim,ayağındaki çoraplardedimipek değil mi?dedim temiz.
Temiz yadedi.Ben o Secde-i Rahmân’a kapanıp ayakları kir kokan, ayakkabısı delik, çamur olan adamın dabanını öperim amadedim.
Senin eline bile tükürmem, in deyyus aşağa burdandedim. Durdur şöför arabayı!Şoför durdurdu arabayı.İndedimaşağa. Bi celâl geldi bana. Şoförin beyim in aşağa
dedi.
İndik aşağa. Torbayı bıraktım oraya.
Şöyle tuttum mu boğarım senidedimherif. Hiç sesi çıkmadı. ALLAH
aslan gösterdi ona beni, herhalde. Ondan sonra bindik arabaya gittik.

Zâten şeye hiddetli çıktım, ALLAH affetsin, kürsüye. Onu bırak sen adamına, karıncaya bırak oğlum. Karınca onu temizler, sen otur.
Onun için, suda dâima kalmak balığın kârıdır oğlum, yılanın değil. Bu denizde öyle balıklar vardır ki yılanı bile balık yaparlar. Onları ara buluver.

ALLAH
Dostu’nun ihsânına uğramak büyük bir iştir, cömertlik bile utanır yanında.
Çok söze daldık yav, hikâyeyi söyleyelim derken, biz hikâye olduk be. Biraz da hikâye söyleyelim canım, insanlar bunalıyor.


KELİMELER:


Mesâha: Genişlik. Genişlik ölçme.
Nev’i: Nev'e âit, çeşit ile alâkalı.
Rezzak: Bütün mahlûkatın rızkını veren ve ihtiyaçları karşılayan ALLAH celle celâluhu.
Halvet: Yalnızlık. Tek başına kalmak. Tenhâya çekilme. Gizlilik.
Hassa: (C.: Havass) İnsanın kendisine tahsis ettiği şey. Bir şeyde bulunup başkasında bulunmayan şey. Bir şeye mahsus kuvvet. Te'sir. Menfaat. âdet ve alâmet. Ekâbir, kavmin ileri geleni.
Saadet: Mes'ud oluş. Tâlihi iyi olmak. Mutluluk. Said olmak. AlLLAH'ın rızâsına ermiş olmak. Her istediğine kavuşmuş olmak.
Gıbta: İmrenme. Aynı iyi hâli isteme. Şiddetle başkasının güzel bir hâlinin kendisinde de olmasını arzu etme.
Mâsiyet: İtaatsizlik, günah, isyan.
Nüfûz: Sözü geçer olmak, sözü dinlenmek. Vücûdundan işleyip geçmek. İçine alan.
Muayyen: Görülmüş olan, kat'i olarak belli olan, belli, ölçülü, tâyin ve tesbit olunmuş, kararlaştırılmış.
Gayyur: Hamiyetli. Çok çalışkan. Dayanıklı. Çok gayretli. Kıskanç
Tevâzu’: Alçak gönüllülük. Kibirsizlik. Mahviyet hâli.
Nâzır: (C.: Nüzzâr) Nazar eden, bakan
Unsur: Kimyevî maddeden her biri. Mürekkeb cisimlerde bulunan basit maddelerin her birisi. Umumdan ayrılan kısım. Tam olan şeyin her bir parçaları. Madde, esas, kök. Element.
Anber: Güzel koku. Adabalığı ve kaşalot denilen büyük balıkların barsaklarında teşekkül eden güzel kokulu madde. Derisinden kalkan yapılan bir balık.
Silsile: Birbirine bağlanan, bir sıra meydana getiren şey. Zincir. Zincir gibi birbirine ekli ve bitişik olan. Soy, sop. Sıradağ. Seri. Dizi. Ard arda gelen şeylerin meydana getirdiği sıra.
Hamâkat: Ahmaklık. Budalalık. Bönlük. Anlayışsızlık.
Deyyus: Derare. Karısının kötü hâllerine göz yuman ve ses çıkarmayan adam.
Zarûrî: Mecbûrî. İster istemez olacak iş. İhtiyarî olmayan, mecbûrî olan.
Tenvir: (C.: Tenvirât) Aydınlatma. Bir şey hakkında bilgi verme. Bir şeyi münevver kılma.
Nâzil: (Nüzul. dan) Nüzul eden, inen, yukardan aşağıya inen, bir yere konan. Bir yerde konaklayan.
Mûnis: Alışılmış. Ehlîleşmiş. Cana yakın. Sevimli. Ünsiyyet edilmiş.


ÂYETLER:


أَفَعَيِينَا بِالْخَلْقِ الْأَوَّلِ بَلْ هُمْ فِي لَبْسٍ مِّنْ خَلْقٍ جَدِيدٍ

E fe ayînâ bil halkı’l-evvel(evveli), bel hum fî lebsin min halkın cedîd(cedîdin).: İlk yaratmada âcizlik mi gösterdik? Hayır, onlar yeni bir yaratma husûsunda şüphe içindedirler.
(KAF 50/15)


وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ

Ve'n-necmu ve'ş-şeceru yescudân(yescudâni): Bitkiler ve ağaçlar secde ederler.
(Rahmân 55/6)

HADİSLER:

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: Bütün Âdemoğulları günahkârdır, günahkârların en hayırlıları ise tövbe edenlerdir.Buyurmuştur.
(İbn Mâce, Zühd, 30)

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem :Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, ALLAH Teâlâ hazretleri sizi helâk eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı.Buyurmuştur.
(Ebu Eyyub el-Ensari (Radiyallâhu Anh) dan; Müslim, Tevbe, 9, (2748); Tirmizî, Da'avât 105, (3533); İbrahim Cânan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 11)


_________________
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

O Peygamber, inananlara kendi canlarından daha yakındır..…

Ahzâb Sûresi, 6

Resim????...

Ne eŞŞekler vardır ki, at üzerinde gezerler.
Ne BüYüKler vardır ki binecek eşekleri yoktur!..”

Münir DERMÂN

kaddesallâhu sırrahu


ALİ Şahbâzı Resim KoLLarda
RaSûL SeSi DuYrulanlar
YaYan Yürüyor YoLLarda
Yürü KULum! BuYrulanlar!..

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemle Salât u Selâm OLsun!
MuhaMMedî Hasbî Hizmetçi RÛHun EBeDen ŞÂD OLsun Aziz Hocam!..

Resim

ResimEs-selâmu aleykum ve rahmetullâhi ve berekâtuhu.

Eûzubillâhi's-semî'i'l-alîmi mine'ş-şeytâni'r-racîm.
Bi'smi'llâhi'r-rahmâni'r-rahîm.
Es-selâtu ve's-selâmu aleyke Ya Rasûlullah
''Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve ummetihi...''

Dâimen ebeden İn şâe ALLAH.
Subhâneke Allâhumme ve bihamdike eşhedu en Lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyke.
Ve'l-hamdu li'llâhi RABBi'l-âlemîn.


MuhaMMedi MuHABBEtlerimİZle!....


Resim

Gönderen : kulihvani Tarih : 10-07-2016
Okunma : 655

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız.
Arşiv Haberler

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır