Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.




Gadat (a) : Sabah.

Gaddar (a) : Çok gadreden, zulmeden, hain, merhametsiz, hakka, hukuka ve cana kıyıcı.

Gadr (a) : Hainlik, vefâsızlık, merhametsizlik, haksızlık, yazık eden.

Gadât (a) : Sabah.

Gafil (a) : İhmâl eden, gaflet eden, dikkatsiz, ilgisiz, tedbirsiz, ilerisini iyi düşünmeyen ve gelecekten endişe duymayan kimse.

Gaflet (a) : Anlamamak, gafil olmak. Gafillik.

Gah, Gâh, geh (f): : Bazı, kimi kez, Her.

Gahi : Her yerde ve her zaman.

Galebe (a. t.) : Kalabalık.

Galib (a) : Galabe eden, üstün gelen, yenen ; daha kuvvetli olan.

Galiz (a) : Gılzetli olan; kaba , nezâketsiz, terbiyesiz.

Galtan (f) : Yuvarlanmak, yuvarlanan.

Gam (a) : Keder, tasa , kaygı, hüzün , gussa.

Gamgin (f) : Gamlı, tasalı.

Gamgüzar (f): : Gamla vakit geçiren.

Gammaz (a): : Kovucu. Göz ucuyla bakan, cilveli. birisine iftira ederek zarar veren, münâfık, fitneci,koğucu, laf taşıyıcı.

Gamze (a) : Göz süzerek bakmak; yanaktaki ufak, tat­lı çukurluk.

Gana (a) : Zenginlik.

Gani, Ganî (a) : Zengin, varlıklı, bol, doygun; ALLAH Tealâ'nın isimlerinden.

Ganimet (a) : Emeksiz ve beklenilmeyen kazanç, düşmandan ele geçen mal.

Garaz (a) : Maksat, istek, gaye.

Garet (a) : Yağma, çapul.

Garez (a) : Maksut. Hınç.

Garib (a) : Kimsesiz, zavallı, taşralı; gurbette kimsesiz kişi, yabancı.

Garik (a) : Batmış.

Garipsemek (a, t) : Eşsiz, tuhaf bulmak.

Gark (a) : Suya batma,suya batırılma; boğma, boğulma.

Gark olmak (a, t) : Boğulmak, batmak.

Gasb (a) : Zorla alma, zabdetme, kapma.

Gasl (a) : Ölüyü yıkayıp temizleme.

Gassal, Gassâl (a) : Ölü yıkayan.

Gavs (a) : Yardım, yardımlaşma; yardım dileme , meded dileme.

Gavsı Azam (a) : Abdülkadir Geylanî Pîr'in adı olup imdada yetişendir.

Gayat (a) : Gayetler, gayeler.

Gayb (a) : Gizli olan göze görünmeyen şey, kayıb. Tasavvufta gaib, olduğu hâlde gözükmeyen ve varolan, zâtının künhünü kendisinden başka bir mahlukatın bilemediği, agyârdan saklanmış, akıl ve gözlerden gizli ve örtülü olan Rabbü'lâlemin.

Gayb (a) : Gizli, görünmeyen.

Gaybet (a) : Kaybolma; görünmezlik.

Gaybet (a) : Kaybolma; görünmezlik.

Gaybül gayb (a) : Kayıplara karışmış olan.

Gayet (a) : Netice.Son nokta, emeller, ümitler, son derece, nihâyet, sonuç, çok fazla

Gaym (a) : Bulut.

Gayr (a) : Başka.

Gayret (t) : çalışma, çabalama. Tasavvufta hasbî hizmet etme şevki ve arzusu.

Gayrı (a) : Ayrı, başka, özge, diğer, bildik olmayan, yabancı.

Gayz (a) : Kin, hınç, hiddet, öfke, kızma, kızgınlık, hınç, gazab.

Gaza, Gazâ (a) : Savaş.

Gazab (a) : Kızma, kızgınlık.

Gazayı ekber : En büyük savaş, nefisle savaşma.

Gazel yapragı (t) : Sararmış, sol­muş yaprak.

Geda, Gedâ (f) : Yoksul, dilenci.

Gedilmek (t) : Bütünlüğü azal­mak.

Geh - gâh (f) : Bazı, kimi vakit.

Genc (f) : Hazine.

Genc yaz (t) : İlk bahar.

Gencay, Gençay (t): : Yeniay.

Genci nihan, Genc-i nihan (t) : Gizli define.

Gene (f) : Define, hazine.

Gengez (t) : Geniş, ferah.

Genk (t) : Geniş, ferah.

Ger (f) : Eğer.

Gerdan (f) : Dönen, boyun. Dönücü, dönen. Ser-gerdan: Başı dönen, şaşkın, perişan.

Gerdun, Gerdûn (f) : Kainat. Gök.

Geri (f) : Eğer. Şart eki.

Geri (t) : Sonra.

Germiyet (f.a) : Sıcaklık, yakıcılık.

Gevher (f) : Elmas.

Gevher (f) : İnci.

Gevheri (f) : Sarraf.

Geşt (f) : Gezmek, dolaşmak.

Gil (f) : Toprak, balçık, kil.

Girdab (f) : Suyun döndüğü çevrinti yeri, anafor, burgaç; tehlikeli ve kurtulması zor olan hâl.

Girift (f) : Dolaşık, karışık, birbirine girgin, tutuk.

Giriftar, Giriftâr (f) : Tutkun, âşık. tutulmuş, yakalanmış, aşırı düşkün, birine tutkun, kara sevdalı.

Giryan, Giryân (f) : Ağlayıcı, ağlayan.

Gufran (a) : Yarlıgamak, bağış­lamak.

Gulam (a) : Şab-ı emred (bıyığı henüz terlememiş) denilen çocuk.

Gulgule (a) : Çığlık, gürültü, pa­tırtı.

Gurre (a) : Parlaklık, aydınlık; kameri aylarda ayın ilk günü; yüzdeki nuranilik.

Gurur (a): : Boş şeylere güvenerek aldanma, boşuna böbürlenme, kuruntu; kendini değerli bilme ve kibir hissi.

Gusl (a) : Boy abdesti, yıkanma. cünüblük ve kadınların hayız ve nifâs hâllerinden sonra dînen yıkanması ve arınması şartı.

Gussa (a) : Üzüntü, kaygı, tasa, üzüntü.

Gussa yemek (a, t) : Kederlen­mek.

Guş tııtmak (a, t) : Dinlemek.

Guş, Gûş (f) : Kulak. Guş etmek: Dinlemek.

Guşe, Gûşe (f) : Köşe.

Gök ekin (t) : Olmamış, sarar­mamış ekin.

Gökçek (t) : Güzel.

Gönenmek (t) : Süslenmek, do­nanmak.

Gönül almak (t) : Meyletmek, sevmek.

Gönül eri (t) : Eren, aşk ehli.

Görkdü (t) : Güzel.

Gövü (t) : Güvenç, itimad.

Göymek (t) : İçten yanmak.

Göynü (t) : Yanık, yara.

Göynümek (t) : Kendi kendine içten yanmak.

Göyündürmek (t) : İçten içe yakmak

Göz sepek (t) : Dumanlı, puslu.

Göz süzmek (t) : Nazlanmak,cilvelenmek. Sevinmek.

Göze göz görmek (t) : Karşı karşıya gelmek, bakmak.

Gözgü (t) : Ayna.

Gözsüz sepek (t) : Köstebek.

Güc, Güç (t) : Kuvvet.

Güft (f) : Söz.

Güftar (f) : Söz.

Güher (f) : İnci. Elmas.

Gülistan (f) : Gül bahçesi.

Gülizar, Gül-i zâr (f) : Gül yanak, gül yanaklı, al yanaklı.

Gülreği tutmak (t) : Güleceği gelmek.

Gülzar, Gülzâr (f) : Güllük, gül bahçesi. gül bağı.

Gülşen (f) : Gül bahçesi.

Güman (f) : Şüphe, işkil. zann, sanma, sezme, vehm.

Gümrah (f) : Yolunu kaybetmiş.

Gün (t) : Gündüz, güneş.

Günah : ALLAH Tealâ'nın emirlerine aykırı işlenen iş, dinî suç, ism, zenb.

Günde (t) : Daima.

Günilmek (t) : Yönelmek.

Güruh, Gürûh (f) : Cemâat, topluluk, bölük, takım.

Gürz (f) : Eski silahlardan, uzun saplı, büyük demir topuz.

Güzaf (f) : Boş, asılsız laf. beyhude, boş, lâkırdı olan söz. Laf-ı güzâf: mânâsız ve içi boş anlamsız söz.

Güzer (f) : Geçmek.

Güzide (f) : Seçilmiş.

Güzin (f) : Seçen, seçilmiş, seçkin, beğenilmiş. Ashab-ı Güzîn gibi.

Gıbta (t) : Bir hâli şiddetle arzu etme, imrenme.

Gıda (a) : Yiyip içilen besleyici şeyler.

Gıll (t) : Gizli kin ve garez, düşmanlık.

Gıllugış, Gıll u gışş (t) : Kin ve hile.

Gılman (a) : Erkek huriler.

Gına, Gınâ (f) : Zenginlik.bolluk.

Gıriv, Gırîv (f) : Bağırış, çığlık.

Gıyab, Gıyâb (t) : Hazır ve mevcûd olmama, göz önünde olmama.

Gıybet (a) : Birisi yokken aley­hinde bulunmak. bir kişi hakkında, o kişi yokken ve duyduğunda hoşlanmayacağı birşey söyleme, çekiştirme, dedikodu yapma. Dedikodu konusu yalan ise iftira edilmiş olur.

günahkar, Günahkâr (f) : Günahlı, günah işleyen.



A B C Ç D E F
G H I İ J K
L M N O Ö
P R S Ş
T U Ü
V Y
Z

[ Geri Dön ]

Tasavvuf Sözlük

Ç,I,Ü,Ö,Ş,Ğ gibi harfleri görmek için lütfen Mozilla Firefoxta açınız

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır