Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.




İ'timâd (a) : İtimâd, dayanma , güvenme, emniyet, güven.

İade (a) : Geri gönderme, geri çevirme; eski hâline getirme; karşılıklı olarak yapma.

İane (a) : Yardım malı ve parası.

İaşe (a) : Geçindirme, besleme, yaşatma.

İbad (a) : Abdin çoğulu, ibâdet eden, abidler, kullar.

İbadet (İbâdet) (a) : Emreullah'ı yerine getirme, kulluk görevlerini yerine getirip Rabbü'lâlemin'e tapınma.

İbare (İbâre) (a) : Cümle.

İbaret (a) : …dan meydana gelmiş, başkası, başka birşey değil.

İbha (a) : kesilme, inkita,

İblis(a) : Hakka bâtılı, hayra şerri giydirici hilekâr ve merhametsiz şeytanların atası.

İbn (a) : Oğul.

İbrani (İbrânî) (a) : Yahudi kavminden olan kimse.

İbraz etmek (İbrâz etmek) (t) : Meydana çıkarıp göstermek, bâriz kılmak.

İbret (a) : Olandan ders alma. kötü, çirkin ve yanlış bir işten ders alma; kulluk imtihanında hikmetin zıddı olan hâl.

İbtal (İbtâl) (a) : Boş, beyhude, hükümsüz bırakma, boşa çıkarma, feshetme, lağvetme.

İbtida (a) : Başlama, başlangıç, ilkin, en önce, başta.

İbtila (İbtilâ') (a) : Mübtelâlık, aşırı düşkünlük, tiryâkilik.

İcabetmek (İcâbetmek) (t) : Lâzım gelmek, gerekli olmak.

İcad (İcâd) (a) : Vücûda getirme, getirilme; yeniden birşey çıkarma.

İcazet (İcâzet) (a) : İzin vermek, şeyhlik beratı. izin, ruhsat, diploma.

İcbar (İcbâr) (a) : Cebretme, zorlama, zorlanma

İclal (İclâl) (a) : Büyüklük, ululuk, üstün derecede saygı gösterme.

İcma (İcmâ) (a) : Toplama, cem' etme

İcmal (a) : Bir şeyin toplamı.

İcmal (İcmâl) (a) : Kısaltma, özetleme; öz, özet; genel toplam.

İcra (İcrâ') (a) : Akıtma, akıtılma; yapma, yerine getirme, yürütme.

İdad (İdâd) (a) : Sayı, hesap.

İdam (İdâm) (a) : Yoketme, öldürme, varlığını ortadan kaldırma.

İdare (İdâre) : döndürme, döndürülme, çevirme, çekip çevirme, yönetme; kullanma, becerme; tutumlu harcama; işleri yönetenin işi.

İdari (İdârî) (a) : İdâre ve yönetim ile ilgili.

İddia (a) : Ayak direme, ısrar etme.bir hükümde (haklı-haksız) ayak direme; davasına sahib çıkma.

İdlal (İdlâl) (a) : Sapıklığa sürüklemek.

İdrak (İdrâk) (a) : Kavrama. ilim ve irade sonucu oluşan kesin kararını doruğa çekme, kani' oluş; hakikate yetişme, erişme; olgunlaşma.

İfa (İfâ) (a) : Ödeme, yerine getirme; işi yapma, iş görme.

İfade (İfâde) (t) : Anlatam, anlatış.

İffet (t) : Afiflik, temizlik, ismetli oluş; namus.

İfk (a) : İftira, suçu suçsuza yükleme, bühtan

İflas (t) : Kişinin borcunu ödeyemez hâle gelişi; bitirme, tüketme.

İfna (İfnâ') (a) : Yoketme, tüketme, yersiz harcama; fâni kılış.

İfrat (a) : Aşırı gidiş, ileri varma, itidali terkedip kraldan da kralcı olma.

İftar (a) : Oruç açma, Ramazan'da akşam yemeği.

İftikar (a) : Aşağıdan alma.

İftira (a) : Aslı astarı olmayan bir suçu suçsuz birine yükleme veya suç uydurma.

İftirak (a) : Ayrılık.

İfşa (İfşâ) (a) : Gizli şeyi açıklayıp yayma, ortaya dökme, âşikâr etme.

İgfal (İgfâl) (a) : Gaflete düşürerek birini yanıltıp yanlış iş yapmasına sebeb olma.

İgrak : Grk olmak, batmak.

İhanet (İhânet) (a) : Hâinlik, haksızlık, kötülük.

İhata (a) : birşeyin etrafını çevirip yutma, sarma, kuşatma; tam kavrayış ve bilgi edinme.

İhbar (a) : Haber verme bildirme, anlatma.

İhlal (İhlâl) (a) : Halel getirme, bozma, sakatlama.

İhlas (a) : Öz temizliği. hâlis, temiz, doğru olma,samimî ve ciddî oluş.

İhmal (a) : Ehemmiyet vermeme, mühimsememe, terk etme, savsaklama, hâliyle başbaşa bırakma.

İhram (İhrâm) (a) : Hacda belli biryere varınca her müslimanın elbisesini soyunup da yerine giydiği dikişsiz hac kıyafeti, Haram bölgesine giriş kefeni, bilelik ve bizlik bürgüsü; alt ve üst için iki parça peştemâl,

İhsan (a) : Allah'ın, kuluna bağışta bulunması. iyilik, bağış, bağışlama; bağışlanan lütuf; ilâhî nimetleri İhsanullah bilip HAKK (cc) adına halkına ikram etme.

İhtibar (a) : Haber alma.

İhtida (a) : Doğru yola girme, müslüman olma.

İhtilaf (a) : Ayrılık, uymayış, uymama, anlaşmazlık, aykırılık.

İhtilal (İhtilâl) (a) : İhlâl etme, halel getirme, bozukluk, bozulma, bozgunluk, karışıklık, düzensizlik.

İhtilat (a) : Karışma.

İhtimal (İhtimâl) (a) : Yüklenme, çekme; mümkün olma, olabilirlik, belki.

İhtimam (İhtimâm) (a) : Ehemmiyet verme, özen gösterme, işte dikkatli ve gayretli çalışma.

İhtisas (a) : Uzmanlık, bir işte ilerleme çalışması.

İhtisas (a) : Bir ilim veya san'atta fazla çalışarak de¬rinlik kazanma.

İhtisas (İhtisâs) (a) : Hissetme, duyma, duygulanma.

İhtiyar (a) : Yaşlılık.

İhtiyar (İhtiyâr) (a) : kendi akıl ve iradesiyle seçme, seçilme, katlanma.

İhtiyar etmek (a, t) : Seçmek.

İhtiyat (a) : İlerisini düşünerek tedbirli davranış, ileri görüşle sakınma; yedek.

İhtiyaç (a) : Muhtaçlık, gereksinim, yokluk, yoksulluk.

İhvan (a) : Sadık, samimî ve candan dosdlar; tarikat arkadaşları.

İhya (a) : Diriltme, hayy kılma, canlandırma; yeniden kuvvetlendirme; ortaya çıkarma ve uyandırıp tazelik verme.

İkame (a) : Oturtma; kaldırma, ayakta durdurma; yerine koyma.

İkamet (a) : Oturma.

İkan (Îkan) (a) : Sağlam biliş, bilme; kani' olma .

İkaz (Îkâz) (a) : Uyarma, uyandırma, uyandırılma, aklını başına toplatma.

İkbal (a) : Kabul, iltifat etmek, iyi karşılamak.

İkbal (İkbâl) (a) : Birine doğru dönme, baht, talih, saâdetli ve mutlu olma; arzu, istek; gelecek.

İken, ikende (t) : Sakın! Çekin!

İki baş (t) : Evvel- ahır.

İkna (İknâ') (a) : Kani' kılma, razı etme, razı edilme, inandırma, inandırılma.

İkrah (a) : İğrenme, tiksinme; zorla iş yaptırma.

İkram (a) : Hürmet, saygı gösterme ; ağırlama; hediye, armağan verme.

İkrar (a) : Saklamayıp söyleme; kabul ettiğini dil ile bildirme.

İktidar (a) : Güç yetme, yapabilme.

İktisad (a) : Aşırı gitmeme, aşırı davranmama, tutum, tutma; biriktirme, artırma; ekonomi.

İktisar (a) : Kısaltma.

İktiza (İktizâ) (a) : Lâzım gelme, gerekme, gerektirme, ihtiyaç, gereklik; işe yarama.

İl (t) : Ülke, memleket. Yabancı. İlahi (a) Tanrısal.

İlahi (İlâhi) (a) : Allah'ım! Ey Allah'ım!

İlan (İlân) (t) : Meydana çıkarma, aleni kılma, açığa vurup yayma.

İley (t) : Çevre, etraf.

İlhad (a) : Dinsizlik, sapıklık

İlhak (İlhâk) (a) : Katma, katılma, karıştırma.

İlham (İlhâm) (a) : Gönle doğan ilâhî düşünceler, ilâhî duyuşlar.

İlkyaz (t) : İlkbahar.

İlla (İllâ) (a) : Ancak var.

İllet (a) : Hastalık; sebeb; tasavvufta kulluğun ana vasıflarından olan sonunda yok oluş, sebeblere dayalı oluş. Varlığı kendi zâtının elinde olmayan yaratık, mahluk.

İlliyin (İlliyyîn) : İnsanoğlunun kemâlâtının en yüce zirvesi.

İlliyyet (a) : Nedeni neticeye bağlayan bağ, nedensellik.

İlm (a) : Bilmek, bili. bilme, biliş, ilim.

İlmi batın (İlm-i bâtın) (a) : Bâtın bilgisi.

İlmi hikmet (İlm-i hikmet) (a) : Eski felsefe

İlmi ledün (İlm-i ledün) (a) : Tasavvuf bilgisi.

İltifat (İltifât) (a) : Yüzünü çevirip bakma, dikkat etme, hatır sorup gönül alma.

İltizaz (a) : Lezzet alma, lezzetlenme, tatma.

İlzam (a) : Zorla susturmak.

İmaen (İmâen) (t) : İşaretle, dolayısıyla anlatma.

İmam (İmâm) (a) : Kendisine uyulan ki¬şi. Din ve dünya işlerinde mukteda olan.

İmame (a) : Tesbihin başı.

İmame(İmâme) (a) : Sarık.

İman (İmân) (a) : İnanma, itikad, inanç; İslâm Dini'ni kabul etme.

İmarat (İmarât) (a) : İmaretler, mamur ve bakımlı yerler.

İmaret (a) : Mamur yer, yapı. Şenlikli, bayındır, mamur.

İmdi (a) : O halde.

İmkan (İmkân) (a) : Varlığı mümkün olan. olabilecek halde bulunma, olabilirlik, takdir edilenle yaşayış

İmruz (İmrû)z (f) : Bugün

İn (f) : Bu.

İnayet (İnâyet) (a) : Yardım etmek.

İnbisat (a) : Genişleme, iç açılması.

İnfak (a) : Nafaka verip geçindirme , besleme, ALLAH için sadaka verme.

İnfaz (a) : Yerine getirme, yapma.

İnficar (a) : Çatlayarak açılma.

İnfirad (a) : Yalnız olmak, yanında kimse bulunma¬mak

İnfisah (a) : Kokmak, kokuşmak, bozulup çürümek.

İnfitâr (a) : Yarılma, açılma.

İnhitat (a) : Düşme, düşkünlük, gerileme, alçalma.

İnkar (İnkâr) (a) : Yaptığını saklam, gizleme, yapmadım deme; reddetme, tanımama.

İnkişaf (İnkişâf) (a) : Açılma, meydana çıkma.

İnkılab (İnkılâb) (a) : Değişme.

İnkıyad (a) : Bağlı, ilişikli bulunma.

İnmek (t) : Gönül alçaklığı.

İns (a) : İnsan, insan cinsi.

İnsaf (a) : Eşit ve denk tutma; adalet ve merhametle davranma.

İnsilah (İnsilâh) (a) : Soyunmak.

İntiha (a) : Son, sona erme. nihayet.

İntikal (a) : Biryerden biryere geçme, göçme.

İntikam (a) : Öç almak.

İntizam (İntizâm) (a) : Nizâmlı, tertipli, düzgün olma, düzgünlük.

İntizar (a) : Bekleme, gelmeyeceğini bildiği halde hasretle ve umutla bekleme.

İntişar (a) : Yayılma.

İnzar (İnzâr) (a) : Sonunun kötü olacağını haber verip uyararak korkutma , ihtarda bulunma.

İnşirah (a) : İç açılması, ferahlık.

İrab (İ'rab) (a) : Arapça'da kelimelerin okunuş tarzı

İrfan (a) : ilim ve edeble anlama. Tasavufta kendinin ve kainatın sırlarını, Rabb'ını bilme ve anlama sırrı.

İrgürmek (t) : Ulaştırmak, gö¬türmek.

İrkilmek (t) : Şüphelenmek, te¬reddüde düşmek. irmek (t) Vermek, ulaştırmak.

İrsal (a) : Gönderme.

İrtihal (a) : Rıhlet etme, göçme.

İrtisah (a) : Sağlam, sabit ve ebedi olmak; rüsuh pey¬da etmek.

İrtiyab (a) : Şüphenin kırıntısı, en küçük şüphe. Bi-irtiyab Hiç şüphesiz.

İrürmek (t) : Eriştirmek, ulaştır¬mak.

İrşad (a) : Doğru yolu göster¬mek.

İsabet (a) : Rastgelme, erişme, yerini bulma, doğru fikir söyleme.

İsal (İsâl) (a) : Vüsûl buldurma, vardırma, ulaştırma, ulaştırılma.

İsar (İsâr) (a) : İkram, cömertçe verme, bağışlama.

İsbat (a) : Delilleriyle doğruyu meydana çıkarma. İsraf (a) Değersiz yere harcama.

İsm (a) : Suç, günah, zenb.

İsmet (a) : Mâ'sumluk, günahsızlık, temizlik; haramdan çekilme.

İsnad (a) : Birşeyi biryere dayama, mesnedleme; birşeyi birisine yükleme.

İsra (İsrâ) (a) : Geceleyin yürütme, yürütülme; gönderme.

İsraf (a) : Gereksiz yere harcama.

İstad (f) : Durdu. Hoşgörü.

İstibar (a) : Sabretme.

İstidad (İsti'dâd) (a) : İstidad, birşeyin kabulüne, kazanılmasına olan tabîî meyil, eğilim, kabiliyet. Yaratılıştan fıtrî olarak her kişide olan kimlik ve kişilik ana kartı. Aklı kadar anlayış imkanı .

İstidat (a) : Bir işe uzaklık veya yakınlık kuvveti; kabiliyet.

İstikamet : Doğruluk, doğru haraket; ALLAH Tealâ'ya yöneliş ve yol alış.

İstikbal (İstikbâl) (a) : Gelecek zaman; beklenilen.

İstinad (a) : Dayanma; güvenme, mesned etme ; delil ve hüccet sayma.

İstiva (a) : Kaplama, örtme.

İstiğfar (a) : ALLAHU Tealâ'dan suçları örtmesini dilemek. günahının bağışlanmasını isteme.

İsyan (a) : Karşı gelme.

İtab (a) : Azarlamak.

İtibar (a) : Ş~ref, saygılılık.

İtidal (İ'tidal) (a) : İtidal, ortada ve adil oluş. Ifrat ve tefritten beri oluş; aşırı olmamak.

İtikad (İ'tikad) (a) : İtikad, inanç, imân, gönülden tasdikle inanma.

İtiraf (İ'tiraf) (a) : İtiraf, hakkı teslim edip doğru ve hak olanı söyleme.

İttiba (a) : Uyma, bağlanma, izince gitme. tâbi' olma, uyma, ardı sıra gitme.

İttifak (a) : Birleşme, buluşma, uyuşma, sözleşme hâli.

İttihad (a) : birlik, aynı fikirde olma.

İttika (a) : ALLAHU Tealâ'dan sakınma, korkma, nefsini koruma.

İttisal (a) : Bitişme, yapışma.

İvaz (a) : Karşılık.

İvmek (t) : Acele etmek. Bir an evvel kavuşmak için aceleyle ve iştiyakla gitmek.

İye (t) : Sahip, ulu, er.

İyven, eyven (t) : Sağa sola bakın ıp eğlenerek oyala¬narak giden.

İyşu nuş (İyş u nûş) (a) : İçmek ve eğlenmek.

İzafat (a) : Sonradan yapılmış olanlar.

İzah etme (t) : Açık seçik anlatma, açıklama.

İzale (İzâle) (a) : Giderme, yok etme.

İzan (İz'ân) (a) : Anlayış, kavrayış, aklı doğru kullanış ve sonunda söz dinleyip boyun eğiş.

İzar (a) : Yanak. Gülizar Gül yanak, gül yanaklı.

İzin izin (İzin - izin) (t) : İzleye izleye, izin¬den giderek.

İzlemek (t) : Tabi olmak, yolun¬dan gitmek.

İzz (a) : İzzet, büyüklük ve yücelik.

İzzet (a) : Üstünlük, şeref. Baş üstünde taşınma.

İzzet (a) : Değer, kıymet, yücelik, ululuk, kudret.

İçtihad (a) : Cehdetme, gücü yettiğince çalışmak; fıkıhta ehlince şer'î açıklamalar ve görüşler.

İğen (t) : Pek, çok.

İğrib (t) : Balık avlamakta kullanılan ağ, serpme.

İş ucu (t) : Netice, son. Sebep.

İşbu (t) : Bu.

İşret (a) : Zevk, safa, geçim, ya¬şayış ve sohbet. Sonradan içki içmek anlamına gelmiş¬tir. yiyip içip eğlenme.

İştibah (a) : Şüphelenme. Bi-iştibah Şüphesiz.

İştigal (a) : Meşgul olma.



A B C Ç D E F
G H I İ J K
L M N O Ö
P R S Ş
T U Ü
V Y
Z

[ Geri Dön ]

Tasavvuf Sözlük

Ç,I,Ü,Ö,Ş,Ğ gibi harfleri görmek için lütfen Mozilla Firefoxta açınız

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır