Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 10 Ara 2018, 10:01

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 15 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 08 Eyl 2018, 20:37 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Bu konuyu facebook'ta paylan!
SALÂVAT-I ŞERİFELER MUHAMMED SIDDIK HEKİM ks.

Değerli Kardeşlerimiz;

Bu kitap Muhterem Hocamız Muhammed Sıddık Hekim'in (Siirtli Hoca Efendi) Fırka-i Naciye ve Hükümleri hakkında yapmış olduğu sohbetlerin daha önce Fırka-i Naciye Cilt 1 olarak yayınladığımız kitabın hacim olarak büyük olduğundan istifadesi kolay olsun diye bölümlere ayrılarak kitapçıklar haline getirilmiş şeklidir. Fırka-i naciye Cilt 1'i 6 kitap halinde yayınlıyoruz. Faidenin tam hasıl olması için kitapçıkların tamamının okunması gerekmektedir. Bu kitapçıklar sohbetlerin yazıya aktarılmış hali olduğundan, kitaplara bölünmesi esnasında konu tam olarak bitmediğinden, aynı konu bir başka kitapta da geçmektedir. Bunu yaparken meydana gelen hatalar bize ait olup; önce Muhterem Hocamızdan sonra da bütün kitapları okuyan kardeşlerimizden özür diliyoruz.

بسم الله الرحمن الرحيم

الحمد لله رب العالمين و به نستعين {الحمد لله الذى اطلع فى سماء الأزل شمس انوار معارف النبوة المحمدية {وأشرق من افق اسرار رسالة مظاهر تجلى صفات الأ حمدية{ احمده على ان وضع اسا سى نبوته على سوابق أزليته{ ورفع دعائم رسالته على لواحق أبديته { واشهدان لااله الاالله وحده لاشريكله الفرد المنفرد فى فردانيته باالعظمة والجلال {الواحدالمتوحد فى وحدانيته بإستحقاق الكمال والجمال{ واشهد ان محمداً عبده و رسوله الذى قيل فى حقه فانت رسول الله اعظم كائن { وانت لكل الخلق باالحق مرسل { عليك مدار الحق اذ انت قطبه{ وانت منارالحق تعلو و تعدل {فؤادك بيت الله دار علومه{ وبابٌ عليه منه للحق يدخل ينا بيع علم الله منه تفجرت{ ففى كل حى منه لله مَنْهَلُ محالاً يحول القلب عنك{ وإنَّنى وحقك لا اَسْلُ وَلا اتحول عليك صلوات الله منه تواصلت صلاتا اتصالاً عنك لاتنفصل صلىالله وسلم عليك يا سيدنا يارسول الله


CEMİYETİMİZİN BUGÜNKÜ HAL VE DURUMU

Aziz Kardeşlerim;
Sizlere bir kardeşiniz olarak bugünkü cemiyyetimizin hal ve durumu hakkındaki, gerek bu durum itikâdi yönden olsun ve gerekse ahlâki bakımdan olsun bu hususta birşeyler söyleme ve aktarma sorumluluğumuz vardır. Cenab-ı Rasûlüllah’ın (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurduğu ve geleceğini işaret ettiği gibi fitnelerin çoğaldığı, itikâd bozukluğunun had safhaya ulaştığı katl-û kıtâlin çoğaldığı bir devre ki, böyle bir devrede bulunmakta ve yaşamaktayız. Böyle bir zamanda yaşamakta olduğumuzdan bu hususlarda mümkün olduğunca birşeyler anlatmaya, “Fırka-i Nâciye” nin itikâdi hükümlerini sizlere aktarmaya gayret edeceğiz.

Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem bu devirleri işaret ederek; “Âlimler azalacak ve ilim dahi yer yüzünden kalkacak” diye buyurduğu Hadis-i Şerifleri mevcuttur. Tabiî ki bu ilmin yeryüzünden kalkması demek, Allah Zülcelâl’in ilmi yeryüzünden çekip alması ve resmen kaldırması anlamına gelmez. Âlim olmayınca ilim kendiliğinden kalkmış olacak.

Bu hususta hali hazır sizlere birkaç meseleyi ortaya koyup, bu meseleler etrafında hep beraberce düşünelim ve bu meseleler etrafında tefekkür edelim istedik.

Kardeşlerim;
Hemen şunu ifâde edeyim ki, günümüzde Rasul-ü Ekrem efendimize karşı saygı ve sevgi çok zayıflamış durumdadır.
Kimisi; “Rasûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ölmüş gitmiştir” diyor.

Kimileri de; Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) sanki sıradan bir insanmış gibi âdeta kendi arkadaşlarından herhangi birini anlatıyor, kendi arkadaşından bahseder gibi anlatıp, onun üzerine bir salavat dahi getirmiyorlar.

Bazıları da Cenab-ı Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem’in Hadis-i Şeriflerine saldırıyor ve onları bir ahkâm olarak kabul etmiyor. Kur’an’ı kabul ediyorlar da Hadis-i Şeriflere gelince Hadislerin bizlere intikalinde insanın aracılığından dolayı Hadislere karşı çıkıyor ve pek ihtimam etmiyorlar.

Kimileri de; “Lâ İlâhe İllallah” demek yeterlidir, “Muhammedun Rasûlüllah”a gerek yoktur diyorlar.

Kimileri de daha ileri giderek, “Lâ İlâhe İllallah Musa Kelimullah” veya “İsa Ruhullah” diyen de “La İlâhe İllallah Muhammedun Rasûlüllah” diyenle aynıdır. Yani onun da imânı geçerlidir, bu da bir Müslümanla aynı durumdadır, diyorlar.

Bazıları da, Allahü Zülcelâl ile kul arasında hiçbir şekilde aracı ve vasıta olamaz, diyor.

Bazıları da filozofların ve mantıkçıların, felsefecilerin görüşlerini ve fikirlerini benimseyip, biz hakikati aklımızla, mantığımızla buluruz, Rasule gerek yok deyip, Rasulleri inkâr edenlerin fikirlerini benimseyerek, bu görüşü ileri sürerek Rasulleri devre dışı bırakıp onlara gerek yoktur, diyorlar.
İşte böyle bir devreye gelmiş bulunuyoruz.

Aziz Kardeşlerim;
Allahü Zülcelâl ile kulları arasında aracı olamaz dediğimiz zaman hâşâ Rasulleri inkâr etmiş oluruz. Aslında bu lâf, birçoklarının ağzında dolaşıyor. Ne manaya geldiğini düşünmeden, hiç dikkat etmeden bunu telâffuz ediyorlar. Evet şunu kabul etmek zorundayız ki, günümüzde tarikat adı altında tarikatla yakından uzaktan alâkası olmayan şeyleri tarikat diye ileri sürüp, bu adı kullanarak bu âli ve nezih yolu kendi çıkar ve menfaatleri için kullanan bir takım menfaatperest insanlar vardır. Şeytan’ın, Dünya’nın ve dünyalığın âdeta kulu ve kölesi olmuş kişiler, Allahü Zülcelâl’a varan bu yüce yolu kendi çıkarları için kullanıp şeytanın yolu haline getirmişlerdir. Bu gibi nefsin ve şeytanın esiri olmuş, şehevî duygularını tatmin için tarikat gibi saf ve tertemiz Kur’an ve Sünnet-i Seniyye yolunu bu gibi şeylere alet edenleri görüp tarikat ve tasavvufu inkâra kalkışıyorlar. Bu gibi kişileri de şeyh olarak ileri sürüp bunlara bakarak, “Allahü Zülcelâl ile kul arasına hiç kimse aracı olarak giremez” diyorlar. Aslında bu gibi kişilerin yaptığı şey tarikatçılık değil. Bunların yaptığı tarikat adını kullanarak tarikatı bozmaktır, yani bozgunculuktur. İşte bu gibi kimseleri ileri sürerek Allahü Zülcelâl ile kul arasına kimse giremez, dediklerinde bundan kastedilen; büyük ekseriyetle bu gibi kişileri ileri sürerek, Mürşid-i Kâmilleri inkâr etmektedirler. Her ne kadar buradaki kasıd Mürşidler ise de (hakikisi ve sahtesi ayırt edilmeden) kullanılan ifâde tarzı umumi olduğundan (Mürşid-i Kâmiller inkâr edildiği gibi) Rasuller de inkâr edilmiş oluyor. Buna çok dikkat etmek lâzım. Kendi hevâ-ü hevesine, nefsine kapılmış insanları aracı kabul etmek akıl sahibi olan bir Müslümanın kabul edebileceği bir şey değildir. Hatta bu Âli Tarikatın en yücelerinden olan mubarek İmam-ı Rabbani Hz.leri bu gibilerini “Kutta-it Tarik” yani Allahü Zülcelâl’e giden yoldaki, yol kesiciler olarak görür ve bunlardan uzak durulmasını defaatle tembih eder. Bu gibi kimseler kişiyi Allahü Zülcelâl’e ulaştırmak şöyle dursun, daha da uzaklaştırırlar, diye buyurur.
İşte bu gibilerinin aracılığını nefyedelim derken, hiç düşünmeden Rasulleri de nefyetmiş oluyoruz.
Halbuki Cenab-ı Rabbul izzenin Cenab-ı Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem hakkında buyurduğu şudur:
"Ben seni vahiy ile gönderiyorum. (Kur'an-ı azımüşşan ile kendisini mücehhez kılıyor) ve halka uyarıcı ve müjdeleyici olarak, Rasul olarak gönderiyorum."

İşte Allahü Zülcelâl bizatihi onu Rasul olarak, elçi olarak gönderiyor. Bu elçilik görevi ile gönderilen, bu aracılık ile görevlendirilen Rasuller ortada iken kalkıp da Fir'avunu, Nemrud'u, Ebu Cehil'i ve bunların yolundan giden benzeri kimseleri elçi olarak görmek, aracı olduğunu söylemek, bunlar da buna haizdir demek mümkün müdür? Hâşâ...!

Onun için bu Rasuller, Allahü Zülcelâl ile kulları arasındaki elçilerdir ve çok seçkin şahsiyetlerdir. Bunlar Allahü Zülcelâl tarafından seçilmiş ve bu görev için mücehhez kılınmış, buna lâyık görülüp gönderilen mübarek kimselerdir. Bundan dolayı Allahü Zülcelâl ile kulları arasında hiç aracı yoktur, olamaz dediğimiz zaman bu Rasulleri de inkâr etmiş oluruz. Allahü Zülcelâl bizleri korusun. Âmin…

Allahü Zülcelâl insanoğluna akıl gibi bir nimet-i azime vermiştir. İnsanoğlu bu aklıyla birçok şeyi kavrayabilir. Yere, göğe bakarak aklını kullanarak, bu kâinatın muazzamlığını harikalığını kavrayabilir. Bu kâinatın yaratılmasına beşerin gücü yetmez. Mutlaka bunu var eden bir ilâh vardır diyerek bunu idrâk edebilir. Felsefecilerin dediği buna benzer şeyler bir yere kadar doğru olabilir. Zira Allahü Zülcelâl de Kur'an-ı Kerimde:

"Yeri ve göğü yaratan kimdir diye onlara sorsan, Elbetteki Allahü Teâlâdır, derler." buyuruyor. Zira bu kâinatın varlığını bir beşere atfetmek mümkün değildir. Fakat bunlar görüken şeylerdir. Gözün gördüğü aklın idrak edebileceği şeylerdir. Peki ya gözle görükmeyen şeyleri ki meselâ mahşer, mizan, sırat, cennet, cehennem, Allahü Zülcelâl’in sıfatlarını nasıl bilecek ve nasıl tarif edecek. Bunları nasıl bilecek ve inanacak? Zira bunlar gaybîdir. Bir aracı olmadan bunları Allahü Zülcelâlin bizatihi kendisinden mi alacak? Hâşâ...!

İşte bu aracıları Rabbimiz bu iş için mücehhez duruma getirmiştir. Bunun için liyâkat kesbetmiş ki bunlar bunun erbabıdır. Bunlara icabında vahiy, icabında ilham, icabında da Cibril (a.s.) gibi bir aracı gelmiştir. Cebrail (a.s.) Allahü Zülcelâl ile Peygamberler arasında bir aracı değil midir? Cebrail (a.s.) kendi suretinde geldiği gibi değişik suretlerde de gelirdi. Bunu cemâât halinde Rasûlüllahın sallallahü aleyhi ve sellem huzurunda otururlarken gördükleri bile olmuştur. Bunun en büyük delili Hz. Ömer (r.a.)’dan mervî Cibril Hadisidir. Bunu inkâr etmek mümkün değildir.

Aziz Kardeşlerim;
Biliyorsunuz ki Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem), ümmetinin yetmiş üç fırkaya ayrılacağını, bunların içinde de bir fırkanın Fırka-ı Nâciye, diğerlerinin Fırka-ı Dalal (Dalalet içinde olacak fırkalar) olacağını buyurmuştur. Bunlardan bazılarının dalaleti çok aşırıdır. Hatta alel küfre giderler. Bunların durumları dalalet nisbetlerine göre değişir. Ancak bizim anlatmak istediğimiz Fırka-ı Nâciye'dir. Bu kitabın te'lifi de bu sebepledir. Fırka-ı Nâciye'nin hükümleri nelerdir, Fırka-ı Nâciye yolu nedir, esasen bunun tarifine çalışacağız, Allahü Zülcelâl’in izni ve inâyetiyle.

Eserin baş tarafında dünya ve ahiret saadetine mazhar olabilmemiz için tek vesile olan Cenab-ı Rasûlüllahın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) meziyyetlerini ve salavatı izah ettikten sonra Cibril Hadisinde geçen imân, islâm, ihsan makamları nedir? Bunları anlatmaya çalışacağız. Zira günümüzde görüldüğü gibi her zümre kendisini alel hak görüyor. Kendilerinin Müslüman olduğunu söyleyip, Fırka-ı Nâciye olduklarını söylüyor ve diğerlerini de töhmet altında bırakıyorlar. İşte bu yönden Allahü Zülcelâl hepimize hidâyet versin, salah etsin. Bundan dolayı biz de günümüzdeki bu gibi durumlar karşısında ehemmiyetine binaen âyet ve hadislerin ışığı altında İslâm, imân ve ihsan nedir, bu İslâm, imân, ihsan ehli kimlerdir? Bu hususlarda mâlûmât vermeye çalışacağız. Gerek itikadî yönden, gerek muamelât yönünden ve gerekse ibadet yönünden malûmât vermeye çalışacağız.

Daha sonra ise Fırka-i Nâciye’nin hükümlerinden olan kaza, kader, irâde, meşiyyet, kıyâmet alâmetleri, Elest âlemi, Ervâh âlemi, Berzah âlemi, Kabir âlemi, ruhların durumları, mi’rac hadisesi ve kul borcu gibi konular, Kur’an-ı Kerîm’in âyetleri ve Resulüllah sallallahü aleyhi ve sellemin Hadis-i Şerif’leri ışığında ele alınıp incelenmiştir, Allahü Zülcelâl’in inâyetiyle.

Allahü Zülcelâl hepimizi hakkı hak bilip hakka tabi olanlardan, bâtılı bâtıl bilip bâtıldan ictinâb eden kullarından eylesin. Âmin…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 09 Eyl 2018, 19:50 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
SALÂVATI ŞERİFE

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
(Ahzab / 56)

Şüphesiz Allah ve melekleri, Peygambere çok salâvat getirirler.
Ey iman edenler! Siz de ona salâvat getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.

Aziz Kardeşlerim,
Fazla teferruata dalmadan kısaca bu ayeti kerimenin manası üzerinde durmak istiyoruz. Geniş izahatı ise salâvat ile ilgili olan ikinci bölümde bulabilirsiniz.

" ان الله و ملئكته يصلون علىالنبى "

Ayeti celilesi ile Allahü Zülcelâl o yüce Peygamberin değerini açıklayarak buyuruyor ki: " Muhakkak Allah, Peygamberine merhamet eder, şanını yüceltir ve makamını yükseltir. Onun melekleri de, peygamber için dua ederler; Allah’ın, kulu ve elçisi olan Muhammed’i (Sallallahu Aleyhi Vesellem) yüceltmesini ve en yüksek mertebeye erdirmesini dilerler. Bu meyanda kendileri de şereflenmiş olurlar.

İmamı Kurtubi buyuruyor ki: Allahın salâtı, onun rahmeti ve rızası demektir. Meleklerin salâtı, dua ve istiğfar manasındadır. Ümmetin salâtı ise, dua ve onun emrine saygı göstermek demektir.

İmamı Savî haşiyesinde şöyle der: Bu ayette, Peygamber’in (Sallallahu Aleyhi Vesellem), üzerine rahmet inen bir kimse olduğuna ve mutlak olarak öncekilerin ve sonrakilerin en üstünü olduğuna en büyük delil vardır. Çünkü Allah’ın, Peygamberine salâtı, yüceliğini ifade ile birlikte rahmetidir. Peygamberin (Sallallahu Aleyhi Vesellem) dışındakilere salâtı ise mutlak rahmetdir.

Nitekim Cenabı Hak şöyle buyuruyor:
هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا
(Ahzab/43)

"Sizi zulumattan nura çıkarmak için, üzerinize melekleri ile beraber salât eden rahmetini gönderen Allahtır. "

İki salât arasındaki farka ve iki makam arasındaki üstünlüğe bakın. İşte bu sebeple, Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem) rahmetlerin kaynağı ve tecellilerin menbaı olmuştur.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
(Ahzab/56)

"Siz de ey mü'minler! Peygambere çokca salât ve selâm getiriniz. Onun, sizin üzerinizde çok hakkı vardır. Sizi sapıklıktan hidayete ileten, zulümâttan nura çıkaran odur. Öyleyse onun şerefli ismi ne zaman anılırsa,

اللهم صل على محمد و آله و سلم تسليماً كثيراً
"Allahümme salli alâ Muhammedin ve âlihi vesellim teslimen kesira" deyin. Yani Peygamber’in adı anıldığında salâvat getirirken mutlaka "salli ve sellim" kelimelerini kullanın demektir. Zira bir çok müfessir وسلموا تسليماً ni açıklarken,

قولوا:السلام عليك ايهاالنبى

demektir, diye buyuruyorlar.

İmamı Savî haşiyesinde şöyle buyurur: Meleklerin ve mü'minlerin Peygambere (Sallallahu Aleyhi Vesellem) salâvat getirmelerinin hikmeti, onları, bununla şereflendirmektir. Şöyle ki, onlar Peygambere (Sallallahu Aleyhi Vesellem) salât ve onu yüceltme hususunda Allah'a uymuşlardır. Aynı zamanda, onun insanlar üzerindeki bazı haklarından dolayı bir mükâfattır. Çünkü Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem) insanlara ulaşan bütün ni’metlerde en büyük vasıtadır. Bir kimseye herhangi bir şahıstan bir nimet gelirse, o şahsı mükâfatlandırması onun üzerine bir haktır. Ancak insanlar Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)'a mükâfat vermekten aciz oldukları için, her şeyin sahibi ve her şeye gücü yeten Allah'tan ona mükâfat vermesini istediler. İşte,

اللهم صل على محمد
"Allah'ım! Muhammed'e salât et." sözünün sırrı budur.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Eyl 2018, 20:43 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
SALÂVAT'IN HÜKMÜ

Hafız- Es-Sahavî:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا

(Ahzab/56)

Ayeti ile Peygamber üzerine salâvat getirmenin her mü'min üzerine farz olduğu hususunda ulemanın icmaı vardır, diyor.

İmamı Kurtubi de, ömründe bir defa salâvat getirmenin farziyeti hakkında ihtilaf yok, ittifak vardır; ve Peygamberin (Sallallahu Aleyhi Vesellem) adı anıldığı her vakit ona salâvat getirmek vâcibtir, diyor.

İmamı Sahavî, kişi Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) adını ister kendisi ansın, isterse başkasından duysun salâvat getirmek o kişiye vacibtir, buyuruyor.

Şuabul İman isimli eserde, Rasûlullahın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) adı anıldığında onu tazim etmek imanın şubelerindendir, buyuruyor.



DÖRT MEZHEBE GÖRE SALÂVAT'IN NAMAZDA MEŞRUİYYETİ

İmamı Şafii ve İmamı Hanbeli namazın farzlarını sayarlarken şöyle buyururlar:

الصلاة على النبى صلى الله تعالى عليه وسلم فى التشهد الثانى فرض

Yani namazın ikinci teşehhüdünde (Ka'de-i Ahirinde) salâvat okumak farzdır. Okunmadığı takdirde namazın iadesi gerekir, buyuruyorlar.

Hanefi Mezhebinde ve İmamı Malike göre ise ikinci teşehüdde salâvat getirmek sünnettir, buyuruyorlar.



SALÂVAT LAFIZ İTİBARİYLE NASIL OLMALIDIR?

عن ابى مسعود البدرى رضى الله عنه قال: اتانارسول الله صل الله عليه وسلم ونحن فى مجلس سعدبن عبادة, فقال له بشير بن سعد : امرناالله تعالى ان نصلى عليك يارسول الله فكيف نصلى عليك؟ قال قولوا : اللهم صل على محمد, و على آل محمد , كما صليت على ابراهيم , و بارك على محمد , و على آل محمد , كما باركت على آل ابراهيم انك حميد مجيد , و السلام كما قد علمتم (اخرجه الستة الاالبخارى)

Ebu Mes'ud el Bedri (r.a.) anlatıyor: Biz Sa'd bin Ubade'nin meclisinde otururken Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) yanımıza geldi. Kendisine, Beşir İbni Sa'd: "Ey Allah'ın Rasulü! Bize Allah Teâlâ Hazretleri, sana salât okumamızı emretti. Sana nasıl salât okuyabiliriz? Diye sordu. Efendimiz de şu cevabı verdi:

Şöyle söyleyin: "Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ ibrahime ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ berakte alâ âli İbrahime inneke hamidun mecid."

(Rasûlullah ilaveten şunu söyledi): "Selâm da bildiğiniz gibi olacak." (Onun nasıl getirileceğini biliyorsunuz.)

(Aynı Hadisi Şerifin bir başka rivayetinde de

اللهم صل على محمد , و على ازواجه و ذريته

lafızları yer alıyor.)

Bu hadisler bizlere salâvatın nasıl olacağını, lâfız itibari ile nasıl olması gerektiğini bildiriyor.


SALÂVATIN EHEMMİYETİ


Allame Ahmed bin Mübarek, Şeyhi Abdulaziz Debbağ'dan naklen şöyle buyuruyor:

"Rasûlullah üzerine salâvat getirmek, kim tarafından getirilirse getirilsin, kat'iyyetle makbuldur." "Hiç şüphesiz Peygamber üzerine salâvat getirmek amellerin en faziletlisidir. Zira bu salâvat Cennetin etrafındaki meleklerin tesbihidir." diyerek, Cennetin aslı Rasûlullahın nurundandır, buyurdular.

Bu hususta bir kaç Hadisi Şerif:

قال رسول الله صلى الله عليه وسلم :
" ان لله تعالى ملائكة سياحين فى الارض يبلغونى من امتى السلام
(رواه الترمذى و ابن حبان فى صحيحه )
"Allah Teâlânın yer yüzünde seyahat eden öyle melekleri vardır ki, onlar ümmetimden bana olan selâmı ulaştırırlar."

عن ابن مسعود رضى الله عنه : قال رسول الله صلىالله عليه وسلم : ان اولىالناس بى يوم القيامة اكثر هم عَلَّىَ صلاة

(رواه الترمذى و ابن حبان)

"Kıyamet günü insanların bana en yakın olanı, üzerime en çok salât (ü selâm) getirenidir."

قال رسول الله صلىالله عليه وسلم : من صلى عَلَّىَ صلاة واحدة صلىالله عليه عشراً. و من صلى عَلَّىَ عشراً صلىالله عليه مأة. ومن صلى على مأة كتب الله بين عينيه برائة من النفاق و برائة من النار. واسكنه الله يوم القيامة مع الشهداء

(رواه الطبرانى فى المعجم)

"Kim benim üzerime bir defa salâvat getirirse, Allah onun üzerine on salâvat getirir. (on rahmet eder.) Kim benim üzerime yüz salâvat getirirse, Allah onun iki gözü arasına nifaktan kurtuluş beratı yazar, ayrıca ateşten kurtulduğuna dair bir beraat yazar ve kıyamet günü onu şehitlerle beraber (Cennette) iskân eder.

الحديث الشريف: الدعاء محجوب عن الله حتى يصلى على محمد واهل بيته

"Duanın başında ve sonunda Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ve ehli beytine salâvat getirinceye kadar, kişinin yaptığı dua Allahü Teâlâ’ya karşı perdelidir. (Hedefine ulaşamaz), (Dergah-ı icabete vasıl olmaz)."

و عن على رضى الله عنه قال: كل دعاء محجوب حتى يصلى على محمد صلى الله عليه وسلم

İmam-ı Ali'den (r.a) mervi bir Hadiste de: Dua, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) üzerine salâvat getirinceye kadar hicablıdır.

عن عمر ابن الخطاب رضى الله عنه موقوفاً قال: الدعاء موقوف بين السماء والارض لا يصعد منه شيئى حتى تصلى على نبيك صلى الله عليه وسلم

Hz. Ömer’den (r.a.) mervi bir Hadis-i Şerifte ise: "Yapılan bir duanın sema ve arz arasında durgun bir hali vardır. Ondan hiçbir şey Dergah-ı İcabete vasıl olmaz. Tâ ki Peygamberin (Sallallahu Aleyhi Vesellem) üzerine salâvat getirinceye kadar.

(Not: Bu zikredilen Hadis-i Şerif'lerde Peygambere (Sallallahu Aleyhi Vesellem) salâvat getirilmediği müddetçe, dualar hicablıdır, durgun haldedir demek; salâvatsız yapılan dua Cenab-ı Hakkın icabet makamına vasıl olmaz, çıkmaz, bundan men edilmiştir, demektir. Hatta ki o duanın başında, içinde, sonunda Habibi üzerine salâvat getirilmedikçe. İşte bu Nebi üzerine salâvat getirmenin bir delili ve duanın kabul olunması için bir sebeptir. Zira Kur'an-ı Kerim'de de, Cenab-ı Hakkın katına ancak güzel kelâm çıkar buyuruluyor. Güzel kelâm da içinde salâvat bulunan kelâm demektir.)

وكان رسول الله صلىالله عليه و سلم : يقول اكثروامن الصلاة على فان اول ماتسألون فى القبرعنى

"Benim üzerime salâvatı çok getirin. Çünkü, Kabirde ilk benden sual edilecek .(Size) "

قال عليه الصلاة ة والسلام: من ذكرت عنده و لم يصلى على فاخطئ طريق الجنة

(رواه الطبرانى)

"Yanında anıldığım kimse bana salat (u selâmda) hata ederse, (salâvat getirmezse), bu ihmalkârlığından dolayı Cennet yolunda Cenneti bulmakta hata etmiş olur."

قال عليه الصلاة والسلام : من ذكرت عنده فلم يصلى على فقد شقى

"Yanında anıldığım kimse bana salâvat getirmezse, şekavet etmiş olur, o kimse bu haliyle şekavet yolunu seçmiştir. "

Aziz Kardeşlerim, bu hususta bir çok hadisler rivayet edilmiştir. Bu cümleden olmak üzere Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) buyurmuştur ki:

رغم انف رجل ذكرت عنده فلم يصل على

"Yanında adım zikrolunup da bana salâvat getirmeyen kimsenin burnu sürtülsün".

Yine buyurmuşlar ki: "Allah Teâlâ benim için iki melek görevlendirmiştir. Ben bir müslüman yanında anıldığımda bana salâvat getirdi mi, mutlaka o iki melek ona: " Allah seni bağışlasın" (Allah sana rahmetiyle muamele etsin.) derler. Bir müslümanın yanında adım zikr olunduğunda da bana salâvat getirmedi mi, mutlaka o iki melek: "Allah seni bağışlamasın." derler. Allahu teâlâ ve öteki melekleri de o iki meleğe cevaben "Amin" derler.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 16 Eyl 2018, 16:12 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
CUMA GÜNÜ SALÂVAT GETİRMENİN FAZİLETİ

قال عليه السلام : ان من افضل ايا مكم يوم الجمعة فاكثروا على من الصلاة فيه فان صلاتكم معروضة على قالوا يا رسول الله و كيف تعرض صلاتنا عليك وقدارمت ؟ (قال يقول بليت) قال: ان الله عز و جل حرم على الارض ان تأكل اجساد الانبياء

( رواه احمد و ابو داود و ابن ماجه و ابن حبان فى صحيحه و الحاكم صححه)

"Cuma günü, günlerinizin en faziletlilerindendir. O günde benim üzerime salâvatı çok getirin. Zira, sizin salâvatınız bana arz olunmuş olur."

Ashab:

"Ey Allahın Rasulü, siz toprak olmuş halde iken bizim salâvatımız size nasıl arz olunur?" dediler.

Rasûlullah:

"Allah, Peygamberlerin cesedlerini, (yiyip çürütmeyi) arza haram kılmıştır." buyurdu.

(Not: Peygamberlerin mayaları Cennettendir. Toprak onları çürütemez.)

و قال رسول الله صلى الله تعالى عليه وسلم : اكثروا على من الصلاة يوم الجمعة وليلة الجمعة فمن فعل ذالك كنت له شهيداَ اوشفيعاً يوم القيامة

"Cuma günü ve gecesi benim üzerime çokça salâvat getirin. Kim ki bunu yaparsa, kıyamet gününde ben ona şahit ve şefaatçi olurum."

عن ابى هريرة رضى الله عنه قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : من صلى على يوم الجمعة ثمانين مرة غفرالله له ذنوب ثمانين سنة . قيل يا رسول الله كيف نصلى عليك قال قولو اللهم صلى على محمد عبدك ونبيك ورسولك النبى الامى وتعقد مرة واحدة

( رواه حكيم الترمذى فى نوادر الا صول)

Kim ki benim üzerime cuma günü 80 defa salâvat getirirse (bu salâvat hürmetine) Allah (c.c.) onun 80 yıllık günahını mağfiret eder. Ashab soruyor: Ya Rasûlullah bu nasıl bir salâvattır? Rasûlullah da yukarıda yazdığımız "Allahümme salli alâ Muhammedin abdike ve nebiyyike ve Rasûlike ennebiyyil ümmiyyi" salâvatını okur. (Bir oturuşta 80 defa okunacak.)

Aziz Kardeşlerim, Salâvatın fazileti hakkında varid olan hadislerin tamamını yazmamıza sayfalarımız yetmez. Fakat, bir terğip kabilinden bir kaç tanesini zikretmekle yetiniyoruz. İnşallah faideden hâlî olmaz.

Kitabımızın ileriki bölümlerinde mümkün olduğunca salâvat ve çeşitleri üzerinde durup malûmat vermeye çalışacağız.

Hulâsa:

Aziz Kardeşlerim,

Bu âyetin hükmüne göre, salâvatı şerife okumak üzerimize farz oldu. Velev ki, ömrümüzde bir defa dahi olsa...

Sair vakitlerde, Cenabı Rasûlullahın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) anıldığı yerlerde salâvat getirmek vacip hükmündedir.

Namaz içerisinde salâvat getirmemiz de sünnettir.

Sâir vakitlerde, uygun olduğu her yerde ve zamanda, daima salâvat getirmek de müstehaptır.

Zira, Allahü Zülcelâl, ümmete terğiben, ta'limen ve teşvikan melâikesi ile beraber, Habibine (Sallallahu Aleyhi Vesellem) salâvat getirdiklerini ilân ediyor.

Böylece Cenabı Rasûlullahın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kıymet ve değerini anlamamız için, Rabbimiz (c.c.) bu şekilde ilân ediyor.

Fakat Allahü Zülcelâl'in, Habibine olan salâvatı, bizim salâvatımız gibi değildir.

Allahü Zülcelâlin Salâvatı, Habibine ikramı, ihsanı, lütfu, merhameti, hilmi, cûd-i Keremi, hiç esirgemeden, ardı ardından (verdiği) mertebelerle (onu) yüceltmek, derecesini yükseltmektir.

Melekler ise, Habibullah'a (Sallallahu Aleyhi Vesellem) salâvat getirmekle hem şereflenirler, hem de Rasûlullah'a (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Allahü Zülcelâlin vadetmiş olduğu O'na lâyık olan mertebe ve derecelere erdirmeye ve erişdirmeye dua eder, istekte bulunurlar.

Bizlere gelince, biz bu şerefe daha fazla muhtaç, aynı zamanda, ümmeti olmamız hasebiyle de üzerimize elzemdir.

Böylece bu salâvatı şerifenin yüce hürmetiyle Dünyada da Ahirette de saadet ve selâmetimize sebep ve vesile olacaktır.

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyuruyor:

"Bana kıyamet gününde, en yakın olmak isterseniz, benim üzerime çok salâvat getiriniz. Zira, bana getirdiğiniz salâvatın çokluğu nispetinde bana yakın olursunuz." Bu hal bizim için çok büyük bir şereftir.

Cenabı Rabbul-izze (celle celalühü), ümmete teşvik ve terğib olmak üzere: "Kim ki Habibime bir salâvat getirirse, ben karşılığı on, on getirirse, karşılığı yüz, yüz getirirse, karşılığı bin salâvat getiririm." buyurmuştur.

Bunların hepsi, muazzam bir teşvik ve terğibtir. Ümmete merhamettir.

İnşallah daha ilerki bölümlerde, salâvat getirmenin faidelerini, Rabbul-izze'nin bize ikram ve ihsanı, ayrıca va'dedilen hususları ve salâvat hakkında geniş malûmat vermede, Rabbimizin tevfikat ve inayetini dileriz.

Sizlerin de yararlanıp, faydalanmanızı Allahü Zülcelâl nasib ve müyesser eylesin.

Salâvat ile ilgili bu âyet-i Celile nazil olduğu zaman, sahabe-i kiram, Rasulüllah'a (Sallallahu Aleyhi Vesellem) başvurdular:

"Ya Rasûlullah, Rabbimiz, salâvat getirmemizi hükmen emir buyuruyor. Böyle olunca nasıl bir salâvat getireceğiz?" diye sorarlar. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) verdiği cevapta ki bu cevaplar esasen kırk küsur civarında hadistir. Bu hadislerin bazısı sahih, hasen ve bazısı da zaif kısmındandır.

Fakat, elbirliği ile hadisleri tamamen lâfız değişikliği, rivayet değişikliği ile adetleri kırk küsurdur.

Bunları İBN-İ HACER-EL-HEYTEMİ, tamamen Câmi-a haline getirmiş, lâfız ve manaları, tamamen bu salâvatlar içerisinde cem etmiştir.

Amma, senet veye rivayet değişikliği - filân yoldan, falan kimseden denmeden- böylece bir cami-a haline getirmiştir. Bunu cami-a haline getirdiği zamanda bu kırk küsur hadisi tamamen Rasûlullahın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) verdiği cevapları yerine getirmiş olacaktır.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 19 Eyl 2018, 00:28 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
1. SALÂVAT

Bu salâvat; İbni Hacer-el-Heytemî'nin zikrettiği ve Rasûlullah’tan (Sallallahu Aleyhi Vesellem) varid bütün salâvatları, keyfiyetleri kendisinde toplamış olan ve hadis yoluyla en faziletli salâvat olduğu belirtilen bir salâvattır.


اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِناَ وَمَوْلاَناَ مُحَمَّدٍ { عَبْدِكَ وَ نَبِيِّكَ وَرَسُو لِكَ اَلنَّبِىِّ اْلاُمِّىِّ { وَعَلىَ آلِ سَيِّدِناَ مُحَمَّدٍ وَاَزْوَاجِهِ اُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ وَذُرِّيَّتِهِ وَاَهْلِ بَيْتِهِ وَ صَحْبِهِ { كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى سَيِّدِنَا اِبْرَاهِيمَ وَ عَلَى آلِ سَيِّدِنَا اِبْرَاهِيمَ فِى الْعَالَمِينَ { اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

اَللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى سَيِّدِناَ وَمَوْلاَناَ مُحَمَّدٍ { عَبْدِكَ وَ نَبِيِّكَ وَرَسُو لِكَ اَلنَّبِىِّ اْلاُمِّىِّ { وَعَلىَ آلِ سَيِّدِناَ مُحَمَّدٍ وَاَزْوَاجِهِ اُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ وَذُرِّيَّتِهِ وَاَهْلِ بَيْتِهِ وَ صَحْبِهِ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى سَيِّدِنَا اِبْرَاهِيمَ وَ عَلَى آلِ اِبْرَاهِيمَ فِى الْعَالَمِينَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

Türkçesi: Allâhümme salli alâ seyyidinâ ve mevlânâ Muhammedin abdike ve nebiyyike ve rasuliken nebiyyi'l- ümmiyyi { ve alâ âl-i seyyidinâ Muhammedin ve ezvacihi ümmehâti'l- mü'minine ve zürriyetihi ve ehl-i beytihi ve sahbihi { Kemâ salleyte alâ seyyidinâ İbrahime ve alâ âli seyyidinâ İbrahime fi'l- âlemine {inneke Hamidün Mecid.

Allahümme bârik alâ seyyidinâ ve mevlânâ Muhammedin { abdike ve nebiyyike ve Rasuliken nebiyyi'l- ümmiyyi { ve alâ âl-i seyyidinâ Muhammedin ve ezvacihi ümmehâti'l- mü'minine ve zürriyetihi ve ehl-i beytihi ve sahbihi { kemâ berakte alâ seyyidinâ İbrahime ve alâ âl-i seyyidinâ İbrahime fi'l- âlemine inneke Hamidün Mecid

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 25 Eyl 2018, 21:59 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
2. SALÂVAT

Okunmasında çok büyük faideler olan bir salâvattır.

اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَ بَارِكْ وَ تَرَحَّمْ وَ تَحَنَّنْ عَلَى سَيِّدِنَا وَمَوْلاَنَا مُحَمَّدٍ { كَمَايَلِيقُ بِعَظِيِمِ شَانِ شَرَفِهِ وَكَمَالِهِ{ وَرِضَاكَ عَنْهُ وَمَاتُحِبُّ وَتَرْضَى لَهُ دَائِمًا اَبَدًا { بِعَدَدِ مَعْلُومَاتِكَ { وَ مِدَادَ كَلِمَاتِكَ { وَرِضَاءَ نَفْسِكَ وَزِنَةَ عَرْشِكَ { اَفْضَلَ صَلاَةٍ وَاَكْمَلَهَا وَاَتَمَّهَا { كُلَّمَا ذَكَرَكَ وَ ذَكَرَهُ الذَّاكِرُونَ { وَ كُلَّمَا غَفَلَ عَنْ ذِكْرِكَ وَ ذِكْرِهِ الْغَافِلُونَ { وَسَلِّمْ تَسْلِيمًا كَثِيرًا كَذَالِكَ { وَ عَلَى جَمِيعِ الْلاَ نْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ { وَعَلَى مَلاَئِكَتِكَ الْمُقَرَّبِينَ { وَعَلَىسَادَاتِنَا وَاْلاَوْلِيَاءِ وَالشُّهَدَاءِ وَ الصَّالِحِينَ { وَعَلَيْنَا مَعَهُمْ وَالمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ اَجْمَعِينَ. آمين

Türkçesi: Allâhümme salli ve sellim ve bârik ve terehham ve tehannen alâ seyyidinâ ve mevlânâ Muhammedin. { Kemayeliku biazimi şani şerefihi { ve kemâlihi ve ridâke anhu vemâ tuhibbu ve terda lehu dâimen ebeden { bi adedi malumatike { ve midâde kelimâtike { ve ridâe nefsike ve zinete aşrike { efdale salâtin ve ekmeleha ve etemmeha { küllemâ zekerake ve zekerahuzzâkirun { ve küllema ğafele an zikrike ve zikrihil ğâfilun { ve sellim teslimen kesiran kezalik { ve alâ cemi-il enbiyâ-i vel murselin { ve alâ melâiketikel mukarrabin { ve alâ sâdâtinâ vel-evliyâi veş-şuhedâi vessalihin { ve aleyna meahum vel mü'minine vel mü'minat vel müslimine vel müslimat ec'main.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 02 Eki 2018, 21:08 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
3. SALÂVAT

İmamı Ali (r.a) Hazretlerinin salâvatıdır.

لَبَّيْكَ اَللَّهُمَ رَبِّىَ وَسَعْدَيْكَ { صَلَوَاتُ اللهِ الْبَرِّالرَّحِيمِ{ وَالْمَلاَئِكَةِ الْمُقَرَّبِينَ { والنَّبِيِّينَ والصِّدِّيقِينَ والشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحِينَ { وَمَاسَبَّحَ لَكَ مِنْ شَيْئٍ يَارَبَّ الْعَالَمِينَ { عَلَى سَيِّدِنَا وَمَوْلاَنَا مُحَمَّدٍ اِبْنِ عَبْدِاللهِ خَاتَمِ النَّبِيِّينَ { وَسَيِّدِالْمُرْسَلِينَ وَ اِمَامِ الْمُتَّقِينَ { وَ رَسُولِ رَبِّ الْعَالَمِينَ اَلشَّاهِدِالْبَشِيرِ الدِّ‎اعِى اِلَيْكَ بِإِذْنِكَ السِّرَاجَ الْمُنِيرِ{ وَ عَلَيْهِ الصَّلاة والسَّلاَمُ وَ رَحْمَةُاللهِ وَبَرَكَاتُهُ

Türkçesi: Lebbeyke Allahümme Rabbiye ve sadeyke { salâvâtullahil berrirrahim { vel melâiketil mukarrabin { vennebiyyine vessıddıkine veşşuhedâ-i vessalihin { vema sebbeha leke minşey in ya Rabbel âlemin { Alâ seyyidinâ ve mevlânâ Muhammedin İbni Abdillahi hatimin nebiyyine { ve seyyidil murseline ve imamil müttekine { ve rasuli rabbil âlemin { eşşâhidil beşiriddâ-i ileyke biiznikes sirâcel münir { ve aleyhissalâtü vesselâm ve rahmetullahi ve beraketühü.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 09 Eki 2018, 21:12 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
4. SALÂVAT

Bu salâvat-ı şerifeyi uykuya yatacağı zaman okuyan kimseye cümle Peygamberlerin ona şefaatçı olacağına dair hadisi şerif vardır. Ululazm bir salâvat olup 3 def'a okunur.

اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ { وَ آدَمَ وَنُوحٍ وَ اِبْرَاهِيمَ وَ مُوسَى وَعِيسَى { وَ مَابَيْنَهُمْ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ { صَلَوَاتُ اللهِ وَسَلاَمُهُ تَعَالَى عَلَيْهِمْ اَجْمَعِينَ

Türkçesi: Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin { ve Ademe ve Nuhin ve İbrahime ve Musa ve İsa { ve me beynehum minennebiyyine vel mürselin { salavâtullahi ve selâmuhu teâlâ aleyhim ecmeîn.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 20 Eki 2018, 14:56 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
5. SALÂVAT

Muhaddis Hafız Celâleddin-Es-Suyutî (rahmetullahi aleyh) Amelulleyli velleyl isimli kitabında diyor ki: Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) saadet ve iclâl ile buyurdular ki: Her kim bu salâvat-ı şerifeyi devamlı surette okursa, rüyasında beni görür.

Bu salâvat-ı şerife hakkında (Fakihanî ve İbni Revaha) (r.a.) şöyle buyurdular: Her kim ki bu salâvat-ı şerifeyi günde 70 kere okumaya devam etse, Rasûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi Vesellem) efendimizi rüyasında görür.

Yine Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) efendimiz buyurdu ki: Bu salâvatı okuyan beni rüyasında görür. Beni rüyasında gören kıyamette dahi görür. Beni kıyamette görene şefaat ederim. Kime ki şefaat edersem ona benim havzımdan (Kevserimden) içiririm. Benim havzımdan içenin cesedini Allahu teâlâ cehenneme haram kılar. O salâvatı şerife şudur:

اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى رُوحِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ فِى اْلاَرْوَاحِ { وَ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَى جَسَدِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ فِى الاَجْسَادِ { وَ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَى قَبْرِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ فِى الْقُبُورِ

Türkçesi: Allâhümme salli ve sellim alâ ruhi Seyyidinâ Muhammedin fil'ervâhi { ve salli ve sellim alâ cesedi seyyidinâ Muhammedin fil'ecsâdi { ve salli ve sellim alâ kabri seyyidinâ Muhammedin fil'kuburi.

(Allâhümme belliğ ruha Muhammedin minni tehiyyeten ve selâme)





_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 07 Kas 2018, 20:37 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
6. SALÂVAT

Bir defasında Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) sahabeleriyle Mescid-i Nebevide oturuyorlardı. Bu esnada içeriye birisi girer. Rasûlullah ile yanındakilere çok güzel bir selâm verir. Oturanlar onun selâmını alırlar. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) o zatı Ashab-ı Kirama takdim ettikten sonra sağ yanında oturan Hz. Ebubekir (r.a.) ile kendi arasından bir yer açarak o zatı oraya oturtturur. Rasûlullah’ın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) böyle yapması oturanların çok acayibine gider. Zira o güne kadar böyle bir şey yapmadığı gibi Hz. Ebubekir olmayınca onun yerine kimse oturmazdı. Onun yeri daima boş kalırdı. Böyle olmasına rağmen o zata kendisiyle Hz. Ebubekir (r.a.) arasında yer açarak onu oturtmasına taaccüb eden Sahabelere Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) der ki: Cebrail (a.s) bana, bu kişi senin üzerine öylesine güzel bir salâvat getiriyor ki, ondan önce hiç kimse böyle bir salâvat getirmemiştir.

Hz. Ebubekir (r.a.) : Ya Rasûlullah o nasıl bir salâvattır, Onun getirdiği salâvat nedir, hangisidir diye sorar. Cenab-ı Rasûlullah da işte bu salâvatı okur.

اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ فِى الاَوَّلِينَ { وَ صَلِّ وَسَلِّم عَلَى سَيِّدِنَا وَمَوْلاَنَا مُحَمَّدٍ فِى اْلآخِرِينَ { وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ فِى النَّبِيِّينَ { وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ فِى الْمُرْسَلِينَ { وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ فِى الْمَلاَءِ اْلاَعْلَى اِلَى يَومِ الدِّينِ { وَ فِى كُلِّ وَقْتٍ وَحِينٍ

Türkçesi: Allâhümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin fil evvelin, { ve salli ve sellim alâ seyyidinâ ve mevlânâ Muhammedin fil'âhirin, { ve salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin finnebiyyin { ve salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin fil murselin { ve salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin fil-meleil alâ ila yevmiddin. vefi külli vaktin ve hin.



_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Kas 2018, 21:28 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
7. SALÂVAT

Abdullah İbni Mes'ud (r.a.) Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) üzerine salâvat getirdiğiniz zaman, salâvatı güzelleştirin, güzel bir şekilde salâvat getirin. Çünkü getirmiş olduğunuz salâvat Rasûlullaha (Sallallahu Aleyhi Vesellem) arz olunur, diyerek şu salâvatı zikredip böyle getirin buyuruyor. (Kütübü Sitte Cilt 17, Sayfa 28.)

اَللَّهُمَّ اِجْعَلْ صَلَوَاتِكَ وَرَحْمَتِكَ وَبَرَكَاتِكَ عَلَى سَيِّدِ الْمُرْسَلِينَ { وَاِمَامِ الْمُتَّقِينَ{ وَخَاتَمِ النَّبِيِّينَ مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ { اِمَامِ الْخَيْرِ وَقَائِدِ الْخَيْرِ وَرَسُولِ الرَّحْمَةِ { اَللَّهُمَّ ابْعَثْهُ الْمَقَامَ الْمَحْمُودَ الَّذِى يَغْبِطُهُ بِهِ اْلاَوَّلُونَ وَاْلآخِرُونَ يَارَبَّ الْعَالَمِينَ

Türkçesi: Allahümmec'a'l- salavâtike ve rahmetike ve berekâtike alâ seyyidi'l- mürselîn {ve imâmi'l- müttekîn { ve hâteminnebiyyîne Muhammedin abdike ve Rasulike {ve imami'l hayri ve kâidi'l- hayri ve Rasuli'r- rahmeti { Allâhümmeb'ashu makamen Mahmudenillezi yeğbituhu bihi'l- evvelune ve'l- âhirun. Ya Rabbe'l- âlemin.


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 17 Kas 2018, 22:10 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
8. SALÂVAT

Evliyaullahın, bu salâvat kudret hattıyla bir taş üzerine yazılmış olan salâvattır, dediği ve "SALÂTI NURİL KIYAMETİ" diye isim verdikleri bir salâvattır. Bu ismi vermelerinin sebebi, bu salâvatı okuyan kimseye okunduğu andan itibaren hasıl olan nur'un çokluğundandır.

اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا وَ مَوْلاَنَا مُحَمَّدٍ بَحْرِ اَنْوَارِكَ { وَمَعْدَنِ اَسْرَارِكَ { وَلِسَانِ حُجَّتِكَ { وَعَرُوسِى مَمْلَكَتِكَ { وَاِمَامِ حَضْرَتِكَ { وَطِرَازِمُلْكِكَ { وَخَزَائِنِ رَحْمَتِكَ { وَطَرِيقِ شَرِيعَتِكَ الْمُتَلَذِّذِ بِتَوْحِيدِكَ { اِنْسَانِ عَينِ الْوُجُودِ وَالسَّبَبِ فِى كُلِّ مَوْجوُد‎ٍ { عَينِ اَعْيَانِ خَلْقِكَ الْمُتَقَدِّمِ مِنْ نُورِ ضِيَائِكَ { صَلاَةً تَدُومُ بِدَوَامِكَ وَتَبْقَى بِبَقَائِكَ لاَمُنْتَهَى لَهَا د‎ُونَ عِلْمِكَ { صَلاَةً تُرْضِيكَ وَ تُرْضِيهِ وَتَرْضَى بِهَا عَناَّ يَارَبَّ الْعَالَمِينَ


Türkçesi: Allâhümme salli ve sellim alâ seyyidinâ ve mevlânâ Muhammedin bahri envârike { ve ma'dini esrârike { ve lisâni huccetike { ve arusi memleketike { ve İmami hadratike { ve tirâzi mülkike { ve hazâini rahmetike { ve tariki şeriatikel mütelezzizi bitevhidike { insani aynil vucudi vessebebi fi külli mevcudin { ayni âyani halkikel mütekaddemi min nuri diyâike { salâten tedumu bidevâmike ve tebkâ bibekâike la münteha leha düne ilmike { salâten türdîke ve turdîhi ve terdâ bihâ annâ yâ Rabbel âlemin.


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 18 Kas 2018, 10:19 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 03:00
Mesajlar: 8712
Konum: BURSA
Hakan yazdı:
8. SALÂVAT

Evliyaullahın, bu salâvat kudret hattıyla bir taş üzerine yazılmış olan salâvattır, dediği ve "SALÂTI NURİL KIYAMETİ" diye isim verdikleri bir salâvattır. Bu ismi vermelerinin sebebi, bu salâvatı okuyan kimseye okunduğu andan itibaren hasıl olan nur'un çokluğundandır.

اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا وَ مَوْلاَنَا مُحَمَّدٍ بَحْرِ اَنْوَارِكَ { وَمَعْدَنِ اَسْرَارِكَ { وَلِسَانِ حُجَّتِكَ { وَعَرُوسِى مَمْلَكَتِكَ { وَاِمَامِ حَضْرَتِكَ { وَطِرَازِمُلْكِكَ { وَخَزَائِنِ رَحْمَتِكَ { وَطَرِيقِ شَرِيعَتِكَ الْمُتَلَذِّذِ بِتَوْحِيدِكَ { اِنْسَانِ عَينِ الْوُجُودِ وَالسَّبَبِ فِى كُلِّ مَوْجوُد‎ٍ { عَينِ اَعْيَانِ خَلْقِكَ الْمُتَقَدِّمِ مِنْ نُورِ ضِيَائِكَ { صَلاَةً تَدُومُ بِدَوَامِكَ وَتَبْقَى بِبَقَائِكَ لاَمُنْتَهَى لَهَا د‎ُونَ عِلْمِكَ { صَلاَةً تُرْضِيكَ وَ تُرْضِيهِ وَتَرْضَى بِهَا عَناَّ يَارَبَّ الْعَالَمِينَ


Türkçesi: Allâhümme salli ve sellim alâ seyyidinâ ve mevlânâ Muhammedin bahri envârike { ve ma'dini esrârike { ve lisâni huccetike { ve arusi memleketike { ve İmami hadratike { ve tirâzi mülkike { ve hazâini rahmetike { ve tariki şeriatikel mütelezzizi bitevhidike { insani aynil vucudi vessebebi fi külli mevcudin { ayni âyani halkikel mütekaddemi min nuri diyâike { salâten tedumu bidevâmike ve tebkâ bibekâike la münteha leha düne ilmike { salâten türdîke ve turdîhi ve terdâ bihâ annâ yâ Rabbel âlemin.



HAY kardeşim 8-9 benim için ÖZ-EL SALLavat-ı Şerifelerdir.

ALLAHu ZÜ’L CELÂL, Resulullah SALLallahu aleyhi ve SELLem'e, Âilesine, Ashabına ve Ümmetine Salât ve's-SELÂMımızı ulaştırsın إِن شَاء اللَّهُ

ALLAH Celle Celâlihu’muz RÂZI OLsun..
Resulullah SALLallahu aleyhi ve SELLemimİZ HOŞNUT OLsun... إِن شَاء اللَّهُ


Deyip ALLAHÜ ZÜ’L-CELÂL’in Kelâm-DUÂsıyla bitirelim: estaizu billah “Rabbi heb lî hukmen ve elhıknî bis sâlihîn (sâlihîne): "Rabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat!" (Şuarâ 26/83)

estaizu billah “Subhâne rabbike rabbil izzeti ammâ yasifûn(yasifûne) .Ve selâmun alel murselîn(murselîne). Vel hamdu lillâhi rabbil âlemîn(âlemîne).: Üstünlük ve güç (izzet) sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirdiklerinden yücedir. Gönderilmiş (peygamber)lere selam olsun. Ve âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun..(Sâffât 37/180-181-182)
Rabbenâ âtinâ fi’d-dünya haseneten ve fi’l-âhireti haseneten ve kınâ azabennâr…
Rabbenağfirlî veli vâlideyye ve lil-mü’minîne yevme yekûmu’l-hisâb…
Sübhâne Rabbike Rabbi’l-izzeti ammâ yasıfûn ve selâmün ale’l-mürselîn ve’l-hamdü lillahi Rabbi’l-âlemîn…
Hayırların fethi, şerlerin def’i, insanlığın hidayeti, üMMet-i Muhammedin iki cihanda saadet ve selâmeti için ve...

MuhaMMed SıDDıK kaddesallahu sırrahu Hocamızın Sohbet sonu Duasınıda okuyalım: Allahumme! Erine’l- Hakkan Hakka verzukne’l- etbâ’ıhı. Ve erine’l- bâtılan bâtıla verzukne’l- ictenâbihu! Subhâneke Allahumme ve bihamdike eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdike, lâ şerike leke estagfiruke ve etubbi ileyk! Âmine (3 kere)Yâ Erhame’r- Rahîmîn, İrhamnâ! Allahım! Bize hakkı, hak olarak hakkan göster ve ona uymakla rızıklandır!Bize bâtılı, bâtıl olarak bâtılan göster ve ondan çekinip, sakınıp uzak olmakla rızıklandır! AllahımSen SubhÂNsın! Hamdin ile şehâdet ederim ki Senden başka el İLÂH yoktur, SeN Vâhid-TEKsin, ortağın olamaz, Sana tevbe istigfar edip Sana dönüyorum! Kabul buyur yâ merhamet edenlerin en merhametlisi, yâ merhamet edenlerin en merhametlisi, yâ merhamet edenlerin en merhametlisi, bize merhamet et!..

Aklımız Mekkeli, Kalbimiz Medineli, Yolumuz Sırat-ı Mustakîm Olsun. (KulihvÂNi Hocamın annesinin duası)

ALLAH rızası için El-Fâtiha! Ma’âs-SaLLavat


Resim Ve'L-Hamdu Li'LLâHi RABBi'L-ÂLeMîn..

ALLAHımız ceLLe ceLâLuhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden HâL-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâmet
İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet!.
KELÂMuLLAH’ın ŞEHÂDet ŞEREFi HÖRMetine
Resim RESÛLuLLAH’ın ŞEFÂAt ŞİFÂsı HÖRMetine
NÂSİBLerimizdeki ZAHMetLeri ->RAHMetine ÇEVİR de KISMet et!. İnşae ALLAHu TeÂLÂ!..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 Kas 2018, 20:44 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
9. SALÂVAT

Delâilin şarihleri tarafından, Ğavsı Âzam Abdulkadiri Geylani (k.s.) Hz. lerinin hizbinin sonunda devamlı olarak okuduğu ve hizbini bu salâvatla bitirirdi dedikleri çok faziletli bir salâvattır. Bu salâvatı sabah ve akşam onar kere okuyan çok büyük hayırlara kavuşur.

اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا وَ مَوْلاَنَا مُحَمَّدٍ السَّابِقِ لِلْخَلْقِ نُورُهُ { وَرَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ ظُهُورُهُ { عَدَدَ مَنْ مَضَى مِنْ خَلْقِكَ { وَمَنْ بَقىَ وَمَنْ سَعِدَ مِنْهُمْ وَمَنْ شَقىَ { صَلاَةً تَسْتَغْرِقُ الْعَدَّ وَتُحِيطُ بِاالْحَدِّ { صَلاَةً لاَ غَا يَةَ لَهَا وَلاَ مُنْتَهَى وَلاَ انْقِضَاءَ { صَلاَةً دَائِمَةً بِدَوَامِكَ { وَعَلَى اَلِهِ وَ صَحْبِهِ وَسَلِّمْ تَسْلِيمًا كَثِيرًا مِثْلَ ذَالِكَ

Türkçesi: Allâhümme salli ve sellim alâ seyyidinâ ve mevlânâ Muhammedin essâbiki lilhalki nuruhu { ve rahmeten lil'âlemine zuhuruhu { adede men medâ min halkike { vemen bekiye vemen saide minhum vemen şeka { salâten testeğrikul adde ve tuhitu bil haddi { salâten lâ ğâyete lehâ velâ münteha vela inkidâe { salâten dâimeten bidevâmike { ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim teslimen kesiran misle zâlike.


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Ara 2018, 22:57 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
10. SALÂVAT

Evliyaullahtan bir çoklarının ehemmiyetle üzerinde durduğu ve okunmasını tavsiye ettikleri bir salâvattır. Salâvatla ilgili yazılan kitaplarda fazileti hakkında geniş malûmat vardır.

اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا وَمَوْلاَنَا مُحَمَّدٍ حَاءُ الرَّحْمَةِ { وَمِيمَا الْمُلْكِ { وَدَالُّ الدَّوَامِ { اَلسَّيِّدُ الْكَامِلُ الْفَاتِحُ الْخَاتِمُ { عَدَد مَافِى عِلْمِكَ كَاءِنٌ اَوْقَدْ كَانَ { كُلَّمَا ذَكَرَكَ وَذَكَرَهُ الذَّاكِرُونَ { وَكُلَّمَا غَفَلَ عَنْ ذِكْرِكَ وَ ذِكْرِهِ الْغَافِلُونَ { صَلاَةً دَائِمَةً بِدَوَامِكَ { بِاقِيَةً بِبَقَائِكَ لاَمُنْتَهَى لَهَا دُونَ عِلْمِكَ { اِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْئٍ قَدِيرٌ

Türkçesi: Allâhümme salli vesellim alâ seydinâ ve Mevlânâ Muhammedin Hâurrahmeti { ve mimel mülki { ve dâllüddevâmi { esseyyidül kâmilül fâtihul hâtimü { adede mâ fiilmike kâinün evkadkâne { küllema zekerake ve zekerahuzzâkirün ve küllema ğafele an zikrike ve zikrihil ğafilün { salâten dâimeten bidevâmike { bâkiyeten bibekâike lâ münteha lehâ dune ilmike { inneke alâ külli şeyin kadir.


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 15 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye