Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 10 Ara 2018, 09:39

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 20 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 25 Kas 2014, 12:32 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Biz ol Uşşak-ı serbâziz
Akıl, rüşd bize yâr olmaz
Mey-i aşk ile sermestiz
Bize hergis humâr olmaz!.

Diriyiz dâim, ölmeyiz
Karanlıklarda kalmayız
Çürüyüp toprak olmayız
Bize leyl-ü-nehâr olmaz!.

...

Bırak Ey Hamidâ varı
Görsem desen sen ol yârı
Göricek ol tecallâyı
Ondan özge kemâl olmaz!.


Rüşd: Doğru yol bulup bağlanmak. Hak yolunda salabet, metanet ve kemal-i isabetle dosdoğru gitmek. * Hayra isabet etmek. * Büluğa ermek. * İstikamette olmak. Dinine ve malına zarar gelecek şeyi bilmek, doğru düşünmek. * Kişinin akıl ve idraki kavi ve tedbiri metin olmak.
Mey-i aşk: Aşk şarabı.
Sermest: f. Başı dönmüş, kendinden geçmiş.
Hergis: herkes.
Humâr: Sarhoşluk veren ve haram olan içkiden sonra gelen baş ağrısı. * Sersemlik. * Bir şeyin acısı burnundan gelmesi.
Leyl-ü-nehâr: Gece gündüz.
Göricek: görünce.. gördükten sonra.
Özge: Bilinenden ayrı, değişik, farklı, başka.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 25 Kas 2014, 13:27 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Aşktı beni benden eden, aşktı beni ben eden. Yandım yakıldım. Çamurdum can oldum. Hamurdum nan oldum. Yürek alevsiz yanar, ocak ateşsiz. İnsan, ateşi; aşk, insanı yakar. Nanı ateş pişirir insanı aşk.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 25 Kas 2014, 13:30 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Aşk, defterde kitap sayfalarında yazılı değildir. Aşk, kendinde kendini bilmek, ateş içinde kalem olmaktır.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Kas 2014, 12:53 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Biraz nazarın var ise gözünden uykuyu gider.
Bu, aşk derdinin sofrasına bir dâvettir.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 Kas 2014, 11:45 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Beyazıd Hazretleri şöyle der: Kalbime bir süvari gibi indim. Bütün ellerimle hakkın kapısını çaldım, belâ eliyle çalmadıkça bu kapı açılmadı.

Bela eli ne demek?

Canın minneti altında kalmadan, canla değil aşkla diri olmaktır. Sefadan cefa çekip cefadan sefa duymaktır. âşıklar sevgiliden gelen bela ve mihnete âşık olmuşlardır.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 01 Ara 2014, 16:15 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Kayseri'den çıkıp Aksaray'a gidiyorduk. İrili ufaklı ağaçların kenarlarına dizildiği yollardan ilerliyorduk. Nihayet önümüzü kesen ırmağı geçince etrafta gördüklerimizden sorarak Melih Mahmut Zaviyesine ulaşmıştık. (Halen darphane kalıntısı olarak bilinir) Sabah namazını Ulucami de kılmaktı isteğim. Kimseyi bilmediğim, kimsenin de beni bilmediği sadece mevlamla hemhal öylece bir namaz kılmanın gönül memnuniyetiyle mihrabın yanındaki minberin sağına oturdum.
...

Medresenin Başmüderrisi Mahmut Mazdekâni Hazretleri beni medresenin fırınında vazifelendirmişti.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 01 Ara 2014, 16:21 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Babam her zaman "Gitmeden gelinmez oğlum. Ölmeden olunmaz. Gurbetin hüznünü tatmayan, kavuşmanın sevincini yaşayamaz. Sen arayansın. Gitmeden bulunmaz git bul ki ateş tabiatın yansın." derdi.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Şub 2015, 13:55 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Aslında biz hepimiz can denizinin içindeyiz Böyle olmasa gönül denizinden birbiri ardınca dalgalar gelir miydi? Biz bu manevi zevkleri duyabilir miydik?

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Şub 2015, 14:05 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Şam'da Hankah-ı Beyazıd'da kaldğım zamanda, tenhalara gitmeyi arzuluyordu gönlüm. En çok keyif aldığım ve yalnızlığımı yaşadığım yerlerin başında mezarlıklar gelirdi. Şam'ın Ervah kabristanında gönlüme, ölülerin yattığı yer değil dirilerin beklediği yer gibi bir duygu dolar, adeta ruhum yeniden dirilirdi.

Ervah, ruhlar demektir. Ruh ölen değil bekleyendir. Dünyada sayılıdır ervahlar. Biri burada Şam'da, biri Cennetül Baki'dir Medine'de. Diğeri Rumdadır. Aksaray karyesinde...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Şub 2015, 15:44 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Bilirsin ki gecenin en karanlık olduğu an aydınlığın en yakın olduğu andır.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Şub 2015, 15:48 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Hicret hiç bitmez. Her daim oradan oraya deveran eder. Kur'an-ı Kerim bir kez inmedi. Asırlardır durmadan iner durur. Gece her gün hicret eder. Gündüz her gece... Ayın hicreti aylar sürer. Hilalden dolunaya, dolunaydan hilale...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2015, 14:50 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
İnsanlar namazı bir yük gibi kılıyorlar. İbadetleri bir vazifeyi yerine getirip sorumluluktan kurtulma niyetiyle yapıyorlar. Oysa ibadet yükü sırtından atmak değil bizzat yüke sırt olmaktır.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2015, 14:51 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Seni yeniden yoğurmayan amel, amel değil demek ki.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Şub 2015, 11:38 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Gönlüm bu aşk ateşiyle her ne kadar yanıyorsa da mecazi bir şeyin sevgisiyle değil mutlak güzellik sahibi Allah cc. için yanıyor.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Şub 2015, 11:45 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Çok kimse yoktan var edenin bizi var ederken kalbimize koyduğu aşkın izini süren ve bir yol arayan yitik bir derviş olduğumuzu bilmez.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Şub 2015, 12:06 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Bu yol, bilmiyorum yoludur. Bu yola girenin zikri bilmiyorum demektir. İnsanın içinde yankılanıp duran pek çok ses vardır. O sesler gizli yolculuklarını sürdürür ve bir gün mutlaka karşına çıkarlar.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Şub 2015, 12:13 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Aşk ki ancak yanmakla ölçülür. Yok olmakla doğrulanır. Ateş aşka, yok olmak cana misaldir.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Şub 2015, 12:17 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Senden dolu iki cihan
Oldum zuhurundan nihan
Ger bulayam seni ayan
Ya Rab n'ola halüm benüm?

Dilde kanaat olmaya
Züht ile taat olmaya
Senden hidayet olmaya
Ya Rab n'ola halüm benüm?

Şol gün ki mizan kurula
Hak kapusunda durula
Halayık oda sürüle
Ya Rab n'ola halüm benüm?

Ağlarım işte zar ile
Kaldum diriğ ağyar ile
Bilişmedim sen yar ile
Ya Rab n'ola halüm benüm?

Hamidi'nin gözü yaşı
Doldurur dağ ile taşı
Bilmem n'idem garip başı
Ya Rab n'ola halüm benüm?

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Haz 2016, 15:33 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Bizim gülşendeki güller
Dururlar taze solmazlar
Hazan olup dökülmezler
Zemistan ü bahar olmaz...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Haz 2016, 15:42 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3705
Somuncu Baba'dan;

Mikat Sınırı: Bu sınırlar ilk şu olay ile belirlenmiştir; Âdem (a.s.) şeytanın şerrinden korkamaya başlayıp Allah'a sığınınca, Yüce Allah koruyucu melekler göndermiş ve bu melekler Mekke'yi her taraftan kuşatmışlardı. Melekler, Kâbe'nin çevresinde, nerelerde durmuşlarsa, oralar Mekke'nin Haremin sınırını oluşturmuştur. Bu sınırlar sonradan unutulmuş, bilinmez olmuş ancak Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz sınırları, Cebrail (a.s.)'ın yardımıyla yeniden belirlemiştir.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 20 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye