Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 20 Tem 2018, 08:07

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 27 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Ramazan Bayramı
MesajGönderilme zamanı: 10 Eki 2007, 21:34 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eyl 2007, 03:00
Mesajlar: 2661
Konum: KAF'dan
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim
Ramazan Bayramı

Bayram bir sevinç ve neşe günüdür. Yüce duyguların coştuğu, sevgi ve saygı, hislerinin mü'minler arasında alabildiğine canlandığı güzel günlerden biridir. O günde yardımlaşma ve kaynaşma son sınırına varır.
Bayram insanları kaynaştırıp biraraya getiren en güzel vesilelerden biridir. Öyle ki, bayramda şahlanan yardımlaşma ve hediyeleşme ruhu yalnızca hayatta olanlara bağlı kalmaz, dünyadan gidip kabirlerinde bir Fatiha bekleyenlere kadar uzanır. Onların bu dileğini yerine getirmek için mü'minler bayramda kabirleri ziyaret ederler; ruhlarına Kur'ân'lar, Fatihalar ve dualar okuyarak onları da sevindirirler.

Ramazan Bayramının mü'minler arasında ayrı bir yeri vardır. Çünkü Ramazan Bayramı, hergün tutulan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, tutulan bir aylık orucun toplu bir iftar sevincini ifade eder. Bir ay gibi uzun bir süreyle, özellikle Ramazan'ın yaz mevsimine denk geldiğinde sıcak günlerde nefislerine oruç tutturan mü'minler, sabır imtihanını vererek manevi sorumluluktan kurtulmanın sevincini Ramazan Bayramında yaşama imkânına kavuşurlar.

Ramazan ve Kurban bayramları Hicretin 2. yılından İtibaren kutlanmaya başlanmıştır. Ramazan orucu da ilk defa bu yıl farz kılınmış, bu ayı oruçla geçiren rnü'minler sonraki ayın (şevval) ilk üç gününü bayram olarak kutlamışlardır. Bu sebeple bu bayrama Ramazan Bayramı denmiştir.

"Bu günümüzde yapacağımız ilk şey namaz kılmaktır"(1) mealindeki hadise dayanarak Ramazan ve Kurban bayramları bayram namazlarının kılınmasıyla başlar.

Hz. Peygamber, "Arefe günü, kurban günü ve teşrik günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme içme günleridir"(2) buyurmuştur.

Ramazan Bayramım da bu manada bir gün olarak kabul etmiş ve bu bayramı Ramazan orucunun iftar günü olarak nitelendirmiştir.(3) Bu sır içindir ki, Ramazan ve Kurban Bayramlarında oruç tutmak haram kılınmıştır. Bir gün önce oruç bozmak haramken, bir gün sonra oruç tutmanın haram olması, mü'minlerin düşünce ve duygu dünyasında nimetlerin gerçek Sahibini hatırlatan en etkili bir sebeptir.

Herkes bir gün önce kimin emrine uyarak oruç tutuyorsa, bugün de Onun rızasına uyarak orucunu açar. Ve Onun gerçek nimet Sahibi olduğunu hakkıyla idrak ederek, gerçek bir şükre yol bulur.

Bayram bir aylık orucun toplu bir iftarı olduğu için, günlük iftarların sünnet türünden âdabı bayramda da yerine getirilir. Nitekim orucunu tatlı bir şeyle açmayı adet edinen Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Ramazan Bayramına da tatlı yiyerek başlarlardı. Bayram sabahında hurma gibi bir tatlı ile bir aylık oruçlarını açmadan evlerinden ayrılmazlardı. (4)

Her vesile ile bizleri ibadete ve ahiret amellerine teşvik buyuran Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, yılın iki bayram gecesinde kalkıp ibadet etmeyi tavsiye ederlerdi. Bu gecelerde uyanık bulunmanın, kalbin uyanıklığına vesile olduğunu bildirirlerdi. Bunu bir hadis-i şeriflerinde şöyle ifade etmişlerdi:
"Sevabını Allah'tan umarak iki bayram gecesinde kalkıp ibadet eden kimsenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez." (5)

Bayramlar saadet asrında da bambaşka bir hava ve neş'e içinde yaşanırdı. Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bayram sabahında namazgaha çıkardı. Peygamber hanımlarının da, diğer hanımlar ve kızlarla birlikte namazgaha çıkması istenirdi. Kadınlar cemaatin arka tarafında yer alırlardı.(6) Kılınan bayram namazından sonra Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam cemaate hitaben bir hutbe okuduğunu anlatan îbni Mes'ud (r.a.) devamla şöyle der:

"Resulullah Aleyhissaiâtü Vesselam üzerine şehadet ederim ki, o namazı hutbeden önce kıldı. Sonra hutbe okudu. Daha sonra kadınlara işittiremediğini düşünüp onların yanına geldi. Onlara hatırlatmalarda bulundu, öğüt verdi ve sadaka vermelerini emretti.

Bilal de elbiselerini açmış, vermelerini işaret etmekte idi. Kadınlar yüzük, halka ve diğer kıymetleri şeyleri atmaya başladılar."
(7)

Bu hadiseyi anlatan sahabilerden biri, "Kadınların bu verdikleri Ramazan Bayramı zekatı mı idî?" sualine şöyle cevap verdi: "Hayır, lakin o vakit verdikleri bir sadaka idi. Kadınlar yüzüklerini atıyor ve atıyorlardı."(8)

Aynı olaya işaret eden Ebu Saidi'l-Hudri de (r.a.) bayram gününde en çok sadaka verenlerin kadınlar olduğunu anlatır.

Ramazan Bayramı, bağışlanmış olmanın bir sevinç işaretidir. Bu bağışlanma müjdesini insanlara melekler veriyor.

Sa'd bin Evs el-Ensârî anlatıyor: Resulullah Sallal-lahü Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur.

Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler:
"Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol mükâfatlar verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı alınız.

"Bayram namazını kıldıktan sonra bir münadi şöyle seslenir:
"Dikkat ediniz, müjde size! Rabbiniz sizi bağışladı, evlerinize doğru yola ermiş olarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün semâ âleminde mükâfat günü olarak ilan edilir."
(9)

Bayram günleri sevinç günleri olduğu için, bu sevincin açıkça gösterilmesine vesile olacak meşru oyun ve eğlencelere de müsaade edilmiştir. Bu hususta Müslim'de ayrı bir bab ayrılmış ve misaller verilmiştir. Bunlardan birinde Hazret-i Âişe (r.a.) şöyle anlatır:

"Bir grup Habeşli, bir bayram günü mızrak ve kalkanlarıyla gösteriler yaparken rakseder gibi oynuyorlardı. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam beni çağırdı. Başımı onun omuzuna dayadım. Bu vaziyette onların harp oyununa bakmaya başladık. Ta onlara bakmaktan ilk vaz geçen ben oluncaya kadar."(10)

Ancak bayramdaki sevincin gaflete dönüşecek kadar taşkınlığa varmaması lazımdır. Eğlence meşru dairede olmalı ve günah unsurlarını taşımamalıdır. Esasen bayram Allah'ın bize verdiği İlahi bir ziyafettir. Bu bakımdan, bayram gününde en çok Allah'ı hatırlayıp şükretmeye ihtiyacımız vardır. Zaman şeridi içinde bayram yeni bir değişimin başı, bir dönüm noktası ve bir muhasebe vaktidir. Ömürden bir yılın daha geçip gittiğini, kabir alemine doğru bir adım daha yaklaşıldığını hatırlatan vesilelerden biridir.

"Bunun içindir ki, bayramlarda gaflet istila edip gayr-i meşru daireye sapmamak için, rivayetlerde zikrullaha (Allah'ı zikretmeye) ve şükre azim tergibat (büyük teşvikler) vardır. Ta ki, bayramlarda o sevinç ve sürür nimetlerini şükre çevirip, o nimeti idame ve ziyadeleştirsin. Çünkü şükür nimeti ziyadeleştirir,, gafleti kaçırır." (11)

Nitekim büyük cemaatler halinde kılınan bayram namazları esnasında getirilen tekbirler, gafletin giderilmesine ve şükür vazifesinin yerine getirilmesine en büyük bir vesiledir. Sadece bir ülke halkının değil, yeryüzünde sayısı milyarlara varan Müslümanların hep beraber aynı anda tekbir getirdiklerini hayal ettiğimizde, karşımıza çıkan muhteşem tablo, bayramlarımızı kâinat çapında bir manaya kavuşturur. O anda adeta yeryüzü tek bir ağız olur, tekbir getirip namaz kılar gibi bir hale bürünür. Misâl âleminde birleşen o seslerin bir anda yeryüzünden yükselişi, adeta muhteşem bir koro halinde dünyamızın göklere doğru tevhidi haykırmasıdır.

Bu muhteşem manaların yaşandığı bayram günlerinde küçük meselelerden çıkan kırgınlıkların, dargınlıkların ne önemi olabilir? Onun için bayramda her mü'minin kardeşleriyle kardeşlik sözleşmesini yenilemesi, kuvvetlendirmesi, fakirlerin yardımına koşması, çocuklarını sevindirmesi lazımdır ki, o manalar yaşanan hayata geçsin.
Bayramların asıl süsü ve zineti tekbirlerdir. Getirilen her tekbir ruh ve gönüllerde manevi coşkuyu ve heyecanı canlandırır. Kulu, Rabbinin azameti karşısında yüce duygulara taşır.

Ebû Hüreyre anlatıyor:
Resulullah Resulullah Sallallahü Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:
“Bayramınızı tekbir getirmek suretiyle süsleyiniz.” (12)

Bayramlara sünnet çerçevesinde hazırlanmak bu âdeti de ibadet haline getirir, bu sevinç günlerini biri iman şuuru içinde geçirmeyi temin eder.
Bunun için sünnette yer aldığı gibi bayrama önceden hazırlanmak, temiz ve güzel elbiseleri giymek, gusletmek, misvak kullanmak veya dişleri fırçalamak, güzel kokular sürünmek, güler yüzlü olmak, namazdan önce Ramazan Bayramında hurma vb. tatlı bir şey yemek bugünlerimize ayrı bir mana kazandırır.

Asıl itibariyle fıtır sadakası olarak bildiğimiz fitre de bayram günü verilir. Ramazan ayı içinde verilmemişse fitrenin de o gün verilmesi gerekir. Zaten Ramazan Bayramının hadislerde geçen adı "İydü'I-fıtr", yani Fıtr Bayramı demektir. Yaratılışın gereği olan kulluk görevleri yapıldığı için bu adı almıştır.

Bayramların en güzel şekli tanısın tanımasın mü'minlerin tokalaşarak, kucaklaşarak birbirleriyle bayramlaşması, bayramlarını kutlaması ve tebrikleşmesidir. Saadet Asrında Sahabiler birbirleriyle "Bârekâllâhü lenâ ve leküm" diyerek bayramlaşılardı, yani "Allah bizden de, sizden de kabul etsin" dedikleri rivayet edilir.(13) Bu tebrikleşme bizim dilimizde "Bayramınız mübarek olsun, bayramınızı kutlu olsun, hayırlı bayramlar" gibi sözlerle ifade edilir.

Kaynaklar
1) Buhârî, İydeyn: 3; 'Müslim, edâhi: 7.
2) Ebu Davud, Şavm:50; Tirmizi, Savm:59; Nesai, Menasik:195.
3) îbni Mace, Sıvam: 32.
4) A.g.c., Siyam: 49.
5) A.g.e., Siyam: 67.
6) Müslim, Selatü'l-İydeynyn: 11.
7) A. g .e., Salatü'l-lydeyn, 2.
8) A.g.e., Salalü'l-İydeyn, 3.
9) el-Tcrgîb ve't-Terhîb Trc. 2:332.
10) Müslim, Salatiül-îydeyn, 20.
11) Lem’alar, 230.
12) et-Tergîb ve't-Terhîb Trc. 2:332.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Ramazan Bayramı
MesajGönderilme zamanı: 10 Eki 2007, 22:55 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3601
ankakusu yazdı:
Resim
Ramazan Bayramı


Bayramların en güzel şekli tanısın tanımasın mü'minlerin tokalaşarak, kucaklaşarak birbirleriyle bayramlaşması, bayramlarını kutlaması ve tebrikleşmesidir. Saadet Asrında Sahabiler birbirleriyle "Bârekâllâhü lenâ ve leküm" diyerek bayramlaşılardı, yani "Allah bizden de, sizden de kabul etsin" dedikleri rivayet edilir.(13) Bu tebrikleşme bizim dilimizde "Bayramınız mübarek olsun, bayramınızı kutlu olsun, hayırlı bayramlar" gibi sözlerle ifade edilir.


Ramazan Bayramınız Allah cc nun Kur'an-ı Kerimindeki sınırlar içerisinde ve Rasulullah sav. in gönlünde yaşadığı ve
yaşattığı bayramlar gibi Mübarek olsun. Hayırlara vesile olsun.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 11 Eki 2007, 09:57 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 06 Şub 2007, 03:00
Mesajlar: 649
Konum: ESKİŞEHİR
Tüm kardeşlerimizin bayramını can-ı gönülden tebrik eder, Ümmet-i Muhhammede (SAV) hayırlar getirmesini, cümleyi Allaha (CC) yanaştırmasını Yüceler Yücesi Allah(CC)'tan niyaz ederim.

_________________
Âmaya renk tarif etme,
Siyahtan gayrını blmez,
Aşığa DOST'tan bahsetme,
ALLAH'tan gayrını bilmez...


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 11 Eki 2007, 10:31 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10683
Resim

Ramazan Bayramımızın tüm İslâm Âlemine,
Muhammedi Şuûr ve Nûr getirmesini,
Tevhid Birliğine ve Dirliğine Kavuşturmasını,

Tüm kardeşlerimizi Muhammedinur Derğâhımızda,
Resûlullah sav' in Tevbe, Dua, Rıza ve Şehâdet BİRliği ve BİZliğinde buluşturmasını,

Rahmetenlilâlemin Efendimizi vesile ederek Rabbülâlemin olan El Halik'ımızdan (cc) niyaz ederim...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 11 Eki 2007, 10:38 
Çevrimdışı
Dost Üye
Dost Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 23 Mar 2007, 03:00
Mesajlar: 68
Tüm müslüman aleminin Mübarek Arefe günü ve Ramazan Bayramı hayırlara vesile olur inşaallah, Efendimiz Arefe Günü ile ilgili şöyle buyurmuştur,

Amr İbnu Şuayb an Ebihi an Ceddihi
rivayet etmiştir,
Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "Duaların en faziletlisi arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh lehü`l`mülkü ve lehü`l-hamdü ve hüve ala külli şey`in kadir. (Allah`tan başka ilah yoktur, O tektir, O`nun ortağı yoktur, mülk O`nundur, hamd O`na aittir. O, herşeye kadirdir) sözüdür."


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 11 Eki 2007, 12:20 
Çevrimdışı
Saygın Üye
Saygın Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Şub 2007, 03:00
Mesajlar: 387
Tüm kardeşlerimizin mübârek bayramı, herkese esenlikler getirsin.
Zorda kalan tüm inanmışlara, Allah bugünlerde daha da güc versin, umitlerini tazelesin.

Âmin!...


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 11 Eki 2007, 14:11 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 May 2007, 03:00
Mesajlar: 613
Konum: ANTALYA
Ramazan bayramımız ; âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav) efendimizin şerefli ümmeti olduğumuzun idrakına ve bu şuurla tüm islam aleminin kardeşlik ve hasbi hizmet parolasıyla kenetlenmesine vesile olur inşaallah...


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 19 Eyl 2009, 20:53 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 03:00
Mesajlar: 4684
Hakan yazdı:
Tüm muhabbetlerin kaynağı, sevgi menbağı, saadet ve sabır kaynağı, adalet ve sıdkın özü dosd Muhammed Sav. e can Muhammed Sav. e salat-ü selam olsun. Essalamün aleyküm Ya RASULULLAH.
Ya Rasulullah seni tanığıdığım gün doğdum.
Senin essiz anlatımlarımla kendimi buldum.
Sana sadık ümmet olmak için var gücümle çalışıyorum.
Sana layık olmak.
Senin sahabelerin gibi olabilmek.
Musab gibi sevgi ve şevkatini kazanabilmek için her gün ufakta olsa bir iyilik yaparak sana hediye ediyorum.
Bu günde sana hediye gönderdim.
Umuyorum ki hediyemi almışsındır.
Biliyorsun bizler çamurdan debelenerek çıkmaya çalışan garib ümmetlerinden biriyiz.
Hal olur hal içinde sana muhabbetimiz sonsuz ya Rasulullah Allah cc hu ya muhabbetimiz sonsuz ya Rasulullah.
Beşeriz hatalarımız affetilmesi için bize şefaat eyle ya Rasulullah.
Tek isteğim ya Rasulullah Yüce Mevlam'a ve can dosdum olan Muhammed Mustafa Sav'e mahcup olmamak. Elimden geldiğince ömrüm boyunca hizmet edeceğim.
Senin şerefine, şanına, ruhuna feda olsun.
Ya Rasulullah sen varken hiç bir şey yoktu ya Rasulullah. Yüce Mevlamdan tevbe ediyorum yapmış olduğum hatalardan dolayı. Seni üzdüysem senden özür diliyorum.
İstemeyerek olmuştur.
Ya değilse Ya Rasulullah binlerce can sana feda olsun.
Yeter ki bir kez gülüver, yeter ki kapının tozu olabilelim.
Yeterki senin ahlakınla ahlaklanabilelim.
Sonsuz sevgilerimle salat-ü selam ediyorum.
Ellerinden doya doya öpüyorum.
Şefaatine ihtiyacımız var.
Tüm Muhammedi dua kardeşliği içerisinde olan dosd Muhammedilere şefaat eyle.


Hakan yazdı:
Esselamün aleyküm Ya Rasulullah!

Doğum gününü dünyanın en ücra köşelerinde dahi bulunan tüm Muhammedi dosdlarla birlikte anıyoruz. Dualarla, Kur'an-ı Kerimle ve Hadislerle süslüyoruz. Bıraktığın gibi ya Rasulullah Kur'an-i Kerim ve Hadislerle... En büyük iki dayanağımızla. Bizde Seni tandığımızda doğuyoruz, Senin ahlakınla aklakladığımızda yaşıyoruz, adalet ve sadakatle hizmet ediyoruz. Ve Allah cc nun izniyle ya Rasulullah Sana kavuşmak için öleceğiz. Allah cc'ya kavuşmak için öleceğiz. Ölüm bize hoş Ya Rasulullah... Senin doyumsuz sohbetlerinle birlikte ardında zevk namazları kılacağız, Seni doyasıya seyredeceğiz. Ya Rasulullah şefaat eyle tüm ümmeti Muhammede, dua kardeşliği içinde olduğumuz dosdlarımıza, Sana hizmet için bir nebze iş ve hizmet sunan insanlara, Senin Dosdlarından da şefaat diliyoruz Ya Rasulullah, Cennetle mücdelenenlerden de şefaat diliyoruz ya Rasulullah

Tüm Dosd Muhammedilerden sonsuz selamlar sunuyoruz. Selamün Aleyküm.


AleykümesSELAM...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 19 Eyl 2009, 20:59 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20 Şub 2009, 03:00
Mesajlar: 943
Resim




Rabbinle Bayramlaş!



Ramazanın ilk günü akrabalarına sürpriz bir ziyaret yapmış, can yakınlarını sevindirmişti. İlk teravihi şehrin görkemli camilerinden birinde eda ettiler. İlk sahuru memlekette, hem de biten mutfak tüpü macerasıyla yaşamak ayrı bir zevkti. İftara kalmadan yola çıktılar. Dönüş yolu üzerinde şehitliklere uğradı. İnönü Savaşlarının karargâhı Metristepe Zafer Anıtında siperleri dolaşırken milli mücadeleyi kazanan ruhu anlattı ailesine. Yol boyunca sağlı sollu şehitliklere Fatihalar okudular. Sakarya nehri ve demiryolu, karayoluna arkadaşlık ederken Kurtuluş Savaşımızın kahraman ismi Ali Fuat Paşa’nın kabrini buldular sora sora. Kendi beldesinde bir cami avlusunda yatıyordu büyük kumandan!



“Adam eksen biter” dedikleri verimli havzası ile ünlü Pamukova İlçesine girdiklerinde her yıl adına merasimler düzenlenen, beldenin manevi bekçisi; Babam Sultan (k.s)ı ziyaret ettiler.
Babam Sultan Türbesindeki kitabeyi okudu: “ İran Hükümdarlarından birinin şehzadesi. Hakikati fark edince tacı tahtı bırakmış, yollara düşmüş ve Pamukova’ yı mekân tutmuş.”


Mırıldandı : ” Fark edince hep dağlara mı vurmak lazım? Oturup güzel güzel hem dünyayı hem ahireti yaşasalar olmaz mı? Kimi gördüysem boş vermiş dünyaya, ya içine çekilmiş yada başını alıp gitmiş!.. Bu mudur yani?..”


Eşi:” Bildiğimi bilseydiniz Allah Allah diye bağırarak dağlara çıkardınız, hadisini unutma” dedi. İyi ama, Rasülullah (s.a.v) dağlara vurmadı, toplum içinde yaşadı, bu veliler niye dağlara vuruyor ki? Eşi tekrar uyardı: ” O Allah Resulü!... Bunlar Allah Dostu!..”

Türbeye girip dualar okudular. Bahçedeki çam ağaçları ve yeşil çimenleri gören çocuklar tabiatın kucağına attı kendilerini. Öteden gelen köpek ve enikleri de manzaraya eklenince çocuklara gün doğmuştu. Sevip oynaşmaya başladılar hayvancıklarla.



Bahçeyi dolaşırken köylü kıyafetleri içinde bir ihtiyarın yaklaştığını fark etti. Herhalde türbedarı buranın, üç beş kuruş katkım olsun diye elini cebine attı. İhtiyar: “ Vazgeç, alış veriş yeri değil, pazar yeri değil burası, burası Evliyaullah Meydanı!” dedi…



Tamam, dedi gene bulduk birini, yaptık işi!.. Nerede deli dolu, aykırı tipler, meczuplar, sözüm ona akıl kılıcını sıyırıp benliği bir çırpıda kesenler varsa gelir bulurdu Onu. Onlardan biri daha dedi içinden ve başladılar konuşmaya.


- Ramazan geldi, nasıl ihya edeceksin, dedi adam.

Sinirlenirdi kendi özel ibadetine dair sorulara, ama sabretti:

- Kendimce bir şeyler yapacağım işte.

- Sıradan insanlar gibi oruç tutacak, sıradan insanlar gibi fitre verecek, sıradan insanlar gibi bayram edeceksen bu türbelere hiç uğrama!

Çattık belaya diye iç geçirdi, sabredecekti. Adam devam etti

- Sen orucu mu tutacaksın, yoksa oruç mu seni tutacak? Oruç seni tutmuyorsa boşuna aç kalmana değmez, ye gitsin!...

Susacaktı. Dinleyecekti. Konuşmanın anlamı yoktu. Bakalım neler dökülecekti yaşlı amcadan. Kim bilir belki de Babam Sultan bu amca kılığına girmiş, sesleniyordu:

- Oruç tutan çoooookk, sürüyle… Orucun tuttuğu erler gerek, anlıyor musun? Fitre veren bir dolu insan vaaaarrr…. Hani hakiki fakiri bulup ihya edennn?... Nerdeeee?...


Ramazan üzerine epeyce anlattı ihtiyar. Yol uzundu, iftar yaklaşıyordu. Bir yandan yağmur çiselemeye başladı. Saatine bakınca anladı, kısa kesti adam:

- Anladık, gideceksin!.. Rabbinle Bayramlaşmak ister misin?

Sohbetten kopup tam çocuklara toparlanın diyecekti ki Rabbiyle Bayramlaşmak kavramı içine ateş düşürdü. Heyecanla elini tuttu ihtiyarın:

-Anlatıver hele! Rabbimle nasıl bayramlaşırım?..

- Ne yapıyorsun bayramda?..

- Eş, dost ziyareti, akraba büyüklerin elini öpme ve bir iki sivil toplum kuruluşunun bayramlaşması. Genellikle hepsi bu!..

- Sıradan insanlar gibi yani?.. Hem avamı kınarlar, hem de avam gibi davranırlar. Avam gibi yaşa, havas gibi düşün, bu da yeni moda!.. Nasıl işse?..



Avam- Havas gibi tasavvuf terimleri geçince kulak kesildi. İhtiyar hiç de boş değildi.

- Canım deyiver hele Rabbimle nasıl bayramlaşırım?

- Acelen var senin, boş ver devam et yoluna.

- Dünyada olmaaazzzz… Öğrenmeden şuradan şuraya adım atmam. Anlat nolur!


Çam ağaçlarından birinin altına oturdular. İhtiyar usul usul anlattı:

- Herkes akrabasını ziyaret eder. Akrabası kalmamış garipleri, yalnız yaşayan ihtiyarları, müzmin hastalıklarla inleyenleri kim ziyaret edecek?! Huzurevlerine koşar oğullar, gelinler, torunlar. Ya kimsesi olmayanlara kim koşacak?..

Kışlada bayramlar buruk geçer. Uzak diyarlardan nöbete koşan Mehmetçiklerden pek azının yakını gelir. Yakını gelmeyenleri kim tebrik edecek? Yetiştirme yurtları, yetimhaneler var her şehirde. Çocuğuna bayram harçlığı verirken anasız- babasız yavrulara kim harçlık verecek düşündün mü hiç? Yürek yok mu sende?..


Kalbini yokladı. Yüreği atıyordu. İçinden bir şeylerin koptuğunu hissetti. Adam sanki sinesine hançer saplamıştı. Gönlünü deşmişti sözleriyle. Devam etti ihtiyar:

- Yatalak hastalar nasıl geceler bilir misin? Ziyaret etmek, üç beş teselli cümlesi edivermek çok mu vakit alır? Çocuklarını lunaparka da götüreceksin değil mi? Mahalledeki şehidin yetimlerini kim götürecek? Baklava açacak, börek pişirecek hanımlar!.. Bayram; sanki mide demek!.. Haaa?! Bayram; tıka basa yemek mi? Değil di mi? Ahh ahh! Hakiki lezzeti tatmayan ne anlasın bunlardan? Dediklerimi yapsan, baklava lezzetine teslim olanlara gülüp geçerdin!

Uzun bir sessizlik oldu. Öylece sustular. Ayağa kalkıp müsaade isterken sordu:

- Bu dediklerini yaparsam Rabbimle bayramlaşmış olur muyum?..

- Hepsini yap demiyorum, hiç olmazsa birini!

- Rabbimle bayramlaştığımı nasıl anlarım?..

- Peşinci, garanticisin. Sağlama alıyorsun işini!

- Yooo öyle değil de, alametini görmek isterdim.

- Ziyaret ettiklerinin; çocukların, yetimlerin, ninelerin, hastaların, askerlerin gözlerindeki pırıltıya, simasındaki sevince bak! O zaman anlayacaksın!


O zaman bileceksin ki onlardan sana gülümseyen; Rabbindir!..

Mehmet DOĞRAMACI




Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 19 Eyl 2009, 23:06 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Eki 2008, 03:00
Mesajlar: 2740
Konum: Kimi dosta varır Dosta bend olur
BAYRAM NAMAZI

SIRTINDA BEYAZ BIR CUPPESI VARDI. KOGUSTA YALNIZ KALIYORDU. NE ALTINDA DOSEK ,NE USTUNDE YORGAN. CUPPESIYLE YATIYORDU. GECELERI KANDIL ISIGINDA OKUYORDU. BAZEN 1TEKBIR SESI DUYULURDU. NAMAZ VAKTININ GIRDIGI ANLASILIRDI. ELINE GECIRDIGI ,KOGUS PENCERESINDEN ATILAN CESITLI KAGITLARA ,ZOR OKUNUR EL YAZISIYLA RISALELER YAZARDI.

DISARDAYKEN MUNZEVI 1HAYAT YASIYORDU. ICERIDEDE BUNU SURDURDU/KOGUSUNA KIMSEYI VERMEDILER..BAYRAM NAMAZINI DA UYANIK KARSILAMIS, GECE BOYUNCA NAMAZ KILMIS, OKUMUS VE YAZMISDI. HASIR RISALESI ADINDA METIN YAZIYORDU.


OLUMDEN SONRAKI DIRILISI ANLATIYORDU.

SABAHIN ILK ISIKLARINI YENIDEN DIRILIS METNININ SON CUMLELERIYLE KARSILADI.
BAYRAMDI,TUTUKEVI MUDURU ,GARDIYANLAR,SAVCI VE IZIN VERILEN BAZI MAHKUMLAR NAMAZA GITMISLERDI. CAMIYE GIRINCE ONUN DA ON SAFTA OTURDUGUNU GORDULER. SAVCININ YUZU KIREC GIBI OLDU.IZIN VERMEMISTI . HAPISHANE MUDURUNE TERS-TERS BAKTI. OTURDULAR. NAMAZ BITER BITMEZ DISARI CIKIP KAPININ 2 YANINDA BEKLEMEYE BASLADILAR.

HERKES CIKTI.CEMAAT DAGILDI.NIHAYET IMAMDA GORUNDU.ACABA GOZDEN KACIRDIKMI, CEMAAT ARASINDAN GECTIMI DIYE DUSUNDULER. IMAMA SORDULAR. KIMSE KALMADI DEDI. HEMEN CEZAEVINE DONDULER. GARDIYAN KOGUS KAPISINI ACTI.

BAKTILAR ICERIDE.DIZLERI UZERINDE, BASI EGIK,1SEYLER OKUYOR. SAVCI VE MUDUR MAHCUP 1HALDE ODAYA CIKTILAR. MUDUR GARDIYANI CAGIRDI: ZIYARETINE GELENLERE ZORLUK CIKARMAYIN DEDI....

alıntı...

Resim

_________________
''Ve Allah'a Sımsıkı Sarılın...''

Hacc / 78


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 20 Eyl 2009, 01:06 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 03:00
Mesajlar: 2537
Konum: Kamiloba
Resim

Sevgili kardeşlerim,
Hocamız kulihvani ile bu gece telefonda konuştum, kendisine herkesin selam ve sevgilerini, özlemlerini ilettim ve herkes adına Ramazan bayramı tebriklerimizi de ilettim. O da herkesin selamını aldığını ve herkese selam ettiğini söylememi istedi. Tüm kardeşlerimizin Ramazan bayramını kutladığını, herkes için BİZ olarak defalarca Mekke ve Medine'de dualar ettiğini bildirmemi istedi. Kendisine orada durumun nasıl olduğunu sorduğumda ise, şu ifade ile karşılık verdi :

Dedim ki
"Ya Rabbi, yeryüzünde en perişan halde gördüğüm ev senin evin".

Hocamın söylediklerine ilaveten herkesin Ramazan bayramı mübarek olsun inşaallah. Allah hepimize hayr ve daima Muhammedi bilinç versin inşaallah.


Selam, Sevgi ve Muhabbetle
Gariban

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 20 Eyl 2009, 01:25 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 03:00
Mesajlar: 4684
Sevgili Gariban Can,
Sanki kendim konuşmuş gibi hissettim. Çok sağolasın...Hep SELAM getirip götüresin inşaAllah!

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 20 Eyl 2009, 09:30 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Eki 2008, 03:00
Mesajlar: 2740
Konum: Kimi dosta varır Dosta bend olur
ve aleykümselam..

Rabbim Razı olsun Gariban kardeşimiz...
Hayırlı mükafatlar nasip etsin...
amin.

_________________
''Ve Allah'a Sımsıkı Sarılın...''

Hacc / 78


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 20 Eyl 2009, 13:55 
Çevrimdışı
Yeni Üye
Yeni Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 Haz 2009, 03:00
Mesajlar: 3
Konum: Istanbul
Beni tanımaz bilmez ama yazılarını ve yazılarınızı büyük bir zevk ile takip etmekteyim, Muhammedinur'un bir üyesi olarak kendim de o'nun selamınından ve duasından ben de bir nebze alabilirim herhalde. Ve Aleykümselam.

Hepimizin Ramazan Bayramı Mübarek Olsun. SELAMETLE Kalalım İNŞAALLAH.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 20 Eyl 2009, 15:08 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 Eki 2008, 03:00
Mesajlar: 1059
MINA yazdı:
ve aleykümselam..

Rabbim Razı olsun Gariban kardeşimiz...
Hayırlı mükafatlar nasip etsin...
amin.




Bir vav çizermisin hocam
Gözü dünyaya kapalı,
Vakur, derviş kafalı,
“aşk”ı anlatır yüreği yaralı…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 20 Eyl 2009, 19:03 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 03:00
Mesajlar: 2537
Konum: Kamiloba
cihan yazdı:
Beni tanımaz bilmez ama yazılarını ve yazılarınızı büyük bir zevk ile takip etmekteyim, Muhammedinur'un bir üyesi olarak kendim de o'nun selamınından ve duasından ben de bir nebze alabilirim herhalde. Ve Aleykümselam.

Hepimizin Ramazan Bayramı Mübarek Olsun. SELAMETLE Kalalım İNŞAALLAH.


Sevgili Cihan kardeşim, BİZ lik içeresine giren her kardeşimiz birbirlerinin dualarından faydalanırlar, BİZsek eğer o zaman fiziksel bir tanışmışlık hali çok önemli değildir. Üzüm salkımından dağılan besin her üzüme tesir eder bunu bildiklerinden salkımdaki her üzümün duası BİZ içindir inşaallah, yeter ki düşüp toprağın üzerinde çürümeye maruz olmasın. Tekrar herkesin Ramazan bayramını kutluyorum. Allah hepimize hayr, maddi ve manevi bereket versin inşaallah.

Selam ve sevgiyle
Gariban

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 20 Eyl 2009, 21:22 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20 Şub 2009, 03:00
Mesajlar: 943



Sevgili Gariban kardeşim, ne güzel ifade etmişsiniz:

"BİZsek eğer o zaman fiziksel bir tanışmışlık hali çok önemli değildir."


Henüz fiziksel olarak tanışmamış olmamıza rağmen, dün gece rüyamda Muhammedinur ailesiyle güzel bir mecliste birlikteydik hamdolsun. Değerli sohbetlerine benide kabul buyurdular. Öyle hoş bir ortamdı ki.. Kulihvanı değerli büyüğüm ve ağbim, siz değerli Barbaros kardeşim, çok sevgili Mina kardeşim ve buradaki bay, bayan değerli diğer bütün kardeşlerimle birlikte aynı sohbet ortamında Muhammedi gönül BİRliği ve hoşluğu ile biraraya gelmiştik.. Ve birde çok güzel saz çalan bir kardeşimiz vardı aramızda.

Sizin ve Kulihvanı ağbimizin, saçınızın ve sakalınızın uzamış olduğunu ve bu halin size ayrı bir maneviyat ve farklı bir yakınlık kazandırmış olduğunu gördüm . Kulihavanı değerli ağbimiz sohbetleriyle gönlümüze türlü güzellikler sundular. Daha sonra, anladığım kadarıyla misafir yada yeni olduğum için sağ elini başımın üzerine koyup, sol elini semaya kaldırarak mübarek gönlüyle dua buyurdular..



Muhammedi BİRliğimizle ve sevgiyle aleykümselam.
Rabbim bu güzel gönül BİRliğimizi, kulluğumuzu ve dualarımızı kabul buyursun İNŞAALLAH.
Hepinizi ayrı ayrı ama BİR olarak ALLAH için çok seviyorum..
Bayramımız mübarek olsun.

sevgi ve dua ile..



Resim


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 20 Eyl 2009, 21:30 
Çevrimdışı
Aktif Üye
Aktif Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Eki 2008, 03:00
Mesajlar: 145
Ve Aleykum Selam
Hocamızı çok özledik selamet içerisinde dönüşünü beklemekteyiz.
Selamı taşıyıp ileten kardeşimiz Gariban dan da ALLAH C.C. razı olsun.
Muhabbetle...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 20 Eyl 2009, 22:34 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 Oca 2008, 03:00
Mesajlar: 1283
Değerli kardeşimiz meryemnur yazmış;

Alıntı:
Muhammedi BİRliğimizle ve sevgiyle aleykümselam.
Rabbim bu güzel gönül BİRliğimizi, kulluğumuzu ve dualarımızı kabul buyursun İNŞAALLAH.
Hepinizi ayrı ayrı ama BİR olarak ALLAH için çok seviyorum..
Bayramımız mübarek olsun.

sevgi ve dua ile..


Hepimiz Muhammedinur ocağında, KÖZlenmekteyiz, sevgi ve muHABBEtle... Hepimiz ALLAH Celle Celâluhu AŞKı ile BİR-BİR-imizi sevmekteyiz...Hamd ola RABBİ'R-RAHİMİM-İZ-e mubarek yuvada buluşturduğu için gönül güzellerini...


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 20 Eyl 2009, 23:53 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 03:00
Mesajlar: 8635
Konum: BURSA
Gariban yazdı:
Resim

Sevgili kardeşlerim,
Hocamız kulihvani ile bu gece telefonda konuştum, kendisine herkesin selam ve sevgilerini, özlemlerini ilettim ve herkes adına Ramazan bayramı tebriklerimizi de ilettim. O da herkesin selamını aldığını ve herkese selam ettiğini söylememi istedi. Tüm kardeşlerimizin Ramazan bayramını kutladığını, herkes için BİZ olarak defalarca Mekke ve Medine'de dualar ettiğini bildirmemi istedi. Kendisine orada durumun nasıl olduğunu sorduğumda ise, şu ifade ile karşılık verdi :

Dedim ki
"Ya Rabbi, yeryüzünde en perişan halde gördüğüm ev senin evin".

Hocamın söylediklerine ilaveten herkesin Ramazan bayramı mübarek olsun inşaallah. Allah hepimize hayr ve daima Muhammedi bilinç versin inşaallah.


Selam, Sevgi ve Muhabbetle
Gariban



Dedim ki "Ya Rabbi, yeryüzünde en perişan halde gördüğüm ev senin evin".


SEVgili Kardeşim Gariban,
İnan bu gün mubarek BAYRAM SEVincini yaşayamadım. Hocamla konuşmanın hemen ardından konuştuklarını anlatınca geceden beri İÇim çokkkk acıdı, kafam bulandı tüm gün sarhoş gibi gezdim üzüntüden. Hala da içim yanmakta. Hocamızın sÖZü yüreğimi dağladı. Benlik basımdan temizlenmeden mübarek beldeye gitmekten haya etmekteyim senelerce. Hazır olduğumda sana yakışır HACCı nasib et diyede dua etmekteyim..
O kadar çok temizlenmesi gereken benlik basım var ki! Bu kirlerin temizlenmesi için gün içinde abdest aldığımda derim ki RABBıma, ''ben bedenimi temizledim. Bedenimi temizlemek kolay su neleri temizlemez ki!
NEFSimin kirlerinden temizleyecek ancak ve ancak SENSİN! SENin GÜÇün! RABBım onları temizleme güçü İHSAN etki temizlenenlerden olayım......''
Söyleyecek ne çok söz var ama İÇim çayır çayır yanmakta. Zil zurna sarhoşluk ne kadar zor!
MEKKEden MEDİNEye HİCRET ne kadar da zor!

RABBımız cümle yaratılanlara güç kuvvet vererek BİLİNÇlenmeyi nasip etsinde,
ALLAHU ZܒL CELALe yaraşır kul,
HABİBİne yaraşır ümmet,
HAKK ERENlerine yaraşır evlat olmayı
BİZ Ümmeti MUHAMMEDe nasip ve müyesser eylesin İNŞAALLAH!


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

مَثَلُ الَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ أَوْلِيَاء كَمَثَلِ الْعَنكَبُوتِ اتَّخَذَتْ بَيْتًا وَإِنَّ أَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنكَبُوتِ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ

41. ''Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!''
ANKEBUT 29/41



>>>>>> GÖNLÜMÜZÜN SESİ >>>>>>


*ZEVK 41*

Çözdüm tövbe düğümünü, it gibi gezdim durdum
Hedef yok, yol yok, azık yok kavli kuruntu kurdum
LÜTFunla aç gönül perdelerim Ya PERVERDİGÂR!
SEN; SEÇKİN KULLARINA KOMŞU KIL! firarda yurdum...

25.1.1986 14:20
Antalya Ev


PERVERDİGAR: Terbiye eden, rızık veren ALLAH(cc)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 21 Eyl 2009, 11:49 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Eki 2008, 03:00
Mesajlar: 2740
Konum: Kimi dosta varır Dosta bend olur
Bir esenlik ve huzur vardır; sürüp gider o, tan yeri ağarıncaya kadar...

değil mi DOST meryemnurum!...

sükunetle...


Resim

_________________
''Ve Allah'a Sımsıkı Sarılın...''

Hacc / 78


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 21 Eyl 2009, 14:36 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20 Şub 2009, 03:00
Mesajlar: 943
Alıntı:

Hepimiz Muhammedinur ocağında, KÖZlenmekteyiz, sevgi ve muHABBEtle... Hepimiz ALLAH Celle Celâluhu AŞKı ile BİR-BİR-imizi sevmekteyiz...Hamd ola RABBİ'R-RAHİMİM-İZ-e mubarek yuvada buluşturduğu için gönül güzellerini...



Hamd olsun sevgili güllale kardeşim RABBim bu güzelliği daim kılsın İNŞAALLAH..






Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 22 Eyl 2009, 11:01 
Çevrimdışı
Saygın Üye
Saygın Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 15 Eki 2007, 03:00
Mesajlar: 213
Konum: Lebbeyk.Allahümme Lebbeyk.Lebbeyk la şerike leke l
Ramazan Bayramımızın tüm İslâm alemine mubarek olsun

_________________
Resim
Resim


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 22 Eyl 2009, 15:43 
Çevrimdışı
Aktif Üye
Aktif Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Kas 2008, 03:00
Mesajlar: 169
Konum: Bursa
Sizleri çok özlemişim yaHu...Şükür kavuşturana...Cennet yaranları olasınız:)

Bayramlar cennetin provasıdır

Bir Ramazan'a daha “elveda” dedik. Ramazan, bizi bir sel gibi önüne katıp sürükleyen sahte, sentetik ve dünyevî gündemlere inat, sahici, insani ve ilâhî bir gündemdi.

Kimi insanlar için Ramazan, bir ruh beslenmesiydi. Ramazan'ı böyle algılayanlar, geçmiş bir yılın yüreklerinde oluşturduğu kiri, isi, pası temizlemek ve gelecek bir yıl için de manevi enerji depolamak için gayret ettiler. Kendi yüreklerine doğru bir özge yolculuk gerçekleştirmeye çabaladılar. Bu yolculuk sırasında kendileriyle karşılaşıp tanışanlar, Ramazan'ın büyük talihlileriydi. Onlar, kendi sınırlarının farkına bir kez daha vardıkları için, Allah'tan yana güvenliğe, dünyadan ve dünyalıklardan yana özgürlüğe kavuştular.

Kimi insanlar da Ramazan'ı geleneksel bir festival olarak algıladı. Hiç kuşkusuz onlar da kendilerince yararlandılar. En azından, bir ay sindirim sistemleri rahat etti. Onlar da, Ramazan'da, Ramazan pidesine, iftar ziyaretlerine ve güllaça kavuştular.

Fakat Ramazan, caddelerin, sokakların ve hatta ülkenin yılgın ve çatık çehresine bir umut ve tebessüm aşıladı. Ramazan'la bu ülkedeki toplumsal değişimin istikametinin “dîne doğru” olduğu bir kez daha tescil edildi. Bu ülkenin halkı, kendilerine toplum mühendisleri tarafından zorla giydirilmeye çalışılan deli gömleğini reddettiğini, Ramazan münasebetiyle “lisan-ı hal” ile bir kez daha ifade etti.

Toplum mühendisliğine soyunan jakoben azınlık zannediyordu ki, modernleşmesini tamamlayan unsurlar, modernleştikleri ölçüde dinden uzaklaşır ve manevi değerlere ihtiyaç duymazlar. Onlara göbeğinden bağlı akademisyenler ve aydınlar, dini değerlerin yükselişini her ne kadar ekonomik nedenlere bağlamaya pek heveslilerse de, bu doğuştan özürlü tez, modernleşmesini tamamlamış kentsoylu sınıfların dine yönelişini açıklamakta yetersiz kalıyordu.

Ve sonunda bayram geldi. Biraz buruk, biraz kırık da olsa geldi işte. Geniş İslam coğrafyası yangın yeri, İslam ümmeti çağın yetimleri ve öksüzleri olsa da, geldi. Hoş, bayramlar gerçek bayramın bir provası, bir kopyası değil miydi zaten?

Arapça'da -tabiî eski Türkçe'de de-, bayram “iyd” sözcüğüyle ifade edilir. Bu kelime etimolojik olarak lütuf ve tekrar dönüş anlamlarına gelir. Bayramın bu sözcükle karşılanmasının nedeni, verilen emeğin, yapılan eylemin karşılığının yapan kişiye sevinç, lütuf ve ihsan olarak geri dönmesi (avdet) ve harcadığı emeğin daha fazlasıyla “iade” edilmesidir.

İlginçtir, aynı dilde “ahiret” anlamına gelen “mead” sözcüğü de, bayram anlamına gelen “iyd” sözcüğüyle aynı köke mensuptur. Aslına bakılırsa, bunda garipsenecek bir durum da yok. Çünkü ahiret, dünya hayatının hasat mevsimidir.

Aslında gerçek bayram da ahiret bayramıdır; insanın yaptığı tüm güzel çabaların karşılığının kat kat fazlasıyla verildiği, ibadetlerin ve tüm güzel davranışların ödülünün insanın önüne “cennet” biçiminde konulduğu gün. Bu bayramlar, ahlaki davranışın mutlaka ödüllendirileceği inancını pratize eden müstesna zamanlardır. Ama her şeyden önce bu bayramlar Allah'ın hayata müdahil oluşunun, O'ndan bağımsız bir mutluluk tasarımının muhal oluşunun, O'ndan bağımsız hiç bir dünyevi güç ve otoritenin, toplumları bu denli motive edemeyeceğinin en açık şahididir.

Ramazan'ı “diyet ayı” ya da “geleneksel festival” olarak algılayanların “şeker bayramı”, Ramazan'ı “ilahi gündem” olarak algılayanların Ramazan Bayramı kutlu ve mutlu olsun.


M. İslamoğlu


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 22 Eyl 2009, 15:44 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 06 Şub 2007, 03:00
Mesajlar: 649
Konum: ESKİŞEHİR
Ve aleyna ve Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatüh,

Hocamızın selamını baş üstüne aldık ve EL HABİB'in(CC) Habibine(SAV) selamlarımızı sunarız. Tüm ümmetin Ramazan Bayramını can-ı gönülden tebrik eder, EL KARİB olan ALLAH'a kurbiyete vesile olmasını ve en Yüce DOST EL VELİYY olan ALLAH(CC) dostluğuna BİZleri ulaştırmasını EL MUCİB-ED DA'VAT (duaları kabul eden) Allahtan niyaz ederim...

_________________
Âmaya renk tarif etme,
Siyahtan gayrını blmez,
Aşığa DOST'tan bahsetme,
ALLAH'tan gayrını bilmez...


Başa Dön
 Profil  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 27 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye