Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 21 Eyl 2018, 12:41

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 08 Ara 2008, 01:02 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 04 Tem 2007, 03:00
Mesajlar: 1026
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim


Yılda bir kurban keserler halk–ı âlem ıyd içün

Ben senin sâat–be–sâat dem–be–dem kurbânınam


Fuzuli

~ ~ ~

Kurban bir yakınlıktır madem; Sen yakınlığını ver bize

Ey yakınlığına muhtaç olduğumuz!


~ ~ ~


Bizleri bir bayrama daha ulaştıran Rabbimize şükürler olsun...

Bayramımız bayram olsun
inşaAllah!

_________________
Derviş na murad olacak.
Allah vesilelerle kendisine yaklaştırır.
Na murad olacak..
Bildiğini terk edecek.

Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 08 Ara 2008, 01:13 
Çevrimdışı
Üye
Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 15 May 2008, 03:00
Mesajlar: 32
Konum: Niğde
"Selam olsun İbrahim'e!"

Bu başlık bana ait değil; Kuran’a ait. (37:109)
‘Kimlik sınavı’ndan ateşle sınanarak geçen İbrahim,
‘kişilik sınavı’nı da “kurban”la verip, özbenliğine ve
onun işaret ettiği Mutlak Hakikat’e takarrubu
(yaklaşması) üzerine, göklerin tebrikini işte bu
şekilde alıyordu.

İbrahim, kendisini ciddiye almanın öbür adıydı.
Kendisini ciddiye aldığı için, inancını ve inkarını,
“evet”ini ve “hayır”ını, kabulünü ve reddini ciddiye
aldı. Bu ciddiye alış sayesinde, “parmak ayı
gösterirken parmağa değil, parmağın gösterdiği
istikamete bakmayı” becerdi. Güneşe, aya ve yıldızlara
takılmadı; onları hakikat yürüyüşünde bir işaret taşı
olarak kullandı.

Kişinin kendisini ciddiye alması, hayatı ciddiye
almasıdır. Hayatın anlamını kavrayamayan ve ona anlam
veremeyen; “anlamsız” bir hayatı nasıl ciddiye alsın?
Hayatını anlamlandıranın yalnız hayatı değil, düşleri,
hülyaları, umutları ve duaları da ciddiye alınmayı
hak eder. İşte İbrahim, hayatı ciddiye aldığı için
rüyasını, hülyasını, duasını da ciddiye aldı.
Kendisini ciddiye alanları Allah da ciddiye alırdı. Bu
nedenle İbrahim’in rüyası, hülyası ve duası gökler
katında ciddiye alındı; sonucu o ciddiyetle
değerlendirildi. Bu ciddiyet, İbrahim’in gök kubbeye
saldığı çığlığın 4000 yıl sonra dahi burada/şimdi gibi
yankılanmasından anlaşılmıyor mu?

Nemrut’un ateşine odun taşıyanların yüzünü kararttığı
bir dünyada, İbrahimî bir teslimiyete, İbrahimî bir
dirence, İbrahimî bir adanışa, İbrahimî bir imana ne
kadar da ihtiyacımız var.

Çağın Nemrutları her yerdeler; çağın İbrahimleri
nerdeler? Nerdeler kendisini, inancını ve inkarını
ciddiye alanlar? Nerdeler, hakikati aramanın bedelini
ödeyerek hakikate ulaşanlar? Nerdeler geçiciye,
dünyalığa, aldanışa “kurban gitmeyecek” sahici
“Kurbanlar”?

Bayram onların bayramıdır; bayram kurbanların
bayramıdır, kendi öz benliğine yanaşan, onunla
buluşan, bilişen, tanışan ve sarışanların, sorumluluk
şuuruna ulaşanların bayramıdır. Böylelerinin payına,
kurban bayramlarında “et” değil “dert” düşer, elem
düşer, ıstırap düşer. Çünkü onlar “he”nin ağladığını
görmüşlerdir.


“He”nin ağladığını görenler

Zamanın ve mekanın, tarihin ve coğrafyanın gözlerini
görenler “he”nin de gözlerini görürler. Sadece
“sözlere” değil, yüzlere ve özlere de bakmayı
becerenler, “he”nin gözlerine bakmayı da becerirler.
İşte bu talihlilerden biri, Asaf Halet Çelebi “he”nin
gözlerini görmüş; aşkına Bisütunları boyun eğdiren
zamanın Ferhatlarına sesleniyor:

“vurma kazmayı

ferhaat

he’nin iki gözü iki çeşme

aaahhh

dağın içinde ne var ki

güm güm öter

ya senin içinde ne var

ferhaat”

Çelebi’nin he’nin ağladığını gören gözleri gerçek
İbrahim’i de put kırarken görmüş. O, put yapımcılarına
kızmıyor sadece, ‘sahte İbrahimlere’ de kızıyor:

“İbrahim

içimdeki putları devir

elindeki baltayla

kırılan putların yerine

yenilerini koyan kim

...........

İbrahim

Gönlümü put sanıp da kıran kim”

Bayramlar gönülleri imar seferberliğidir

Elindeki baltayı “putların” yerine gönüllere
vuranların ve kalpleri “put” niyetine kıranların
elinden, öncelikle o baltaları almak gerek. Dahası,
kırık gönülleri sarmak, dertli yüreklere derman, kırık
kalplere merhem olmak gerek. Bir toplumda, gönülleri
imar edecek olanlar, mamur bir gönül taşıma
bahtiyarlığına erenlerdir.

Korkmayın çağın sahte tanrılarından; tüm ihtişamlarını
korkunun krallığına borçlu olanların ekmeğine katık
olmayın. Yığınların korkularından kendilerine iktidar
çıkaranların geleceği olmaz. Aldanmayın onların sahte
ihtişamına; onların ihtişamı Kur’an’ın ifadesiyle
“giydirilmiş kalaslara”, İncil’in ifadesiyle “badanalı
kabirlere” benzer.
Geleceği yeniden inşa edecek olanlar, kırık gönülleri
ihya edecek olanlardır. Bayramlar bunun için bulunmaz
fırsatlardır. Sabır ipliğini aşk iğnesine geçirip
yırtılan umutları dikin. Toplumun tüm öksüzleri,
yetimleri, yoksulları, açları, susuzları sizin doğal
müttefikinizdir. Sadece Kurban bayramı dolayısıyla
doyasıya et yüzü gören milyonların duygularını, halkın
yoksulluğuyla ve acılarıyla dalga geçercesine hayvan
muhabbetleri kurban bayramlarında depreşen yerli
‘fransızlar’ nasıl anlasın?

Düşünce mağdurlarının yattığı hapishaneler, hastaneler,
çocuk yuvaları, huzurevleri, yoksul varoşlar sizden
sorulur. Mezardaki ölülerini dahi bayramlarda
unutmayacak kadar vefakâr olanların, mağdur, mahkum,
mazlum, masum dirilerini unutması düşünülemez.

Nemrut’un ateşine odun taşıyanlara karşılık, İbrahim’e
su taşıyanların bayramı zaten mübarektir.


Mustafa İslamoğlu


Hayr içre bir bayram geçirmeniz temennisi ile...

_________________
Önce yap, sonra açıklarsın!


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 08 Ara 2008, 03:33 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 Oca 2008, 03:00
Mesajlar: 1283
Çok kıymetli kardeşlerim ne güzel bir buluşma olmuş yazılarınızdaki derinlik, anlam ganimeti, yüreklere fırlayan oklar misali tam özüne isabet almakta.
Zahidzenderun Fuzuli cânımın daha önce duymadığım yine aşk kokan beytini almış,


Yılda bir kurban keserler halk–ı âlem ıyd içün

Ben senin sâat–be–sâat dem–be–dem kurbânınam




Yazılarını dikkatle izlediğim ve acizane beğendiğim Uyku kardeşimse yüreklere hem sesindeki yumuşaklık hem gönlündeki Kur'an aşkı ile kendisine hayran olduğum Mustafa İslamoğlu abimizden yaptığı alıntıyla Bayramımızın mübarekliğini derinden hissettirdi.

Her Kurban Bayramı geldiğinde bir hâl olurum. Elim ayağım dolaşır, aklım karışır, beceriksiz, ferasetsiz kalırım ortada. Bu Kurban nasıl "Kurban" olur?
Her Bayram sanki yeniden öğrenircesine ayetlerin içine dalarım ne yapmalıyım, nasıl olmalı, ne deniliyor, ne anlamalıyım gibi pekçok hassas sorunun endişenin içinde kalırım. Habil Kabil meselesinde iş "Kurban"ın kabul edilmesi değil miydi? Benden "Kurban"istenmekteydi, de ben bu işi nasıl bilip nasıl edecektim, kabul olacak mıydı...
Bir sene geldi dedim ki en güzelini bulmalıyım, pazarlık yapmamalıyım değerli olmalı, ucuza getirmeye çalışmamalıyım, bir sene geldi erkek olsun, boynuzu şöyle olsun, ağır olsun, bir sene geldi, önemli olan ALLAH kabul etsin içimden gelsin yüreğimle sunayım gibilerinden yıllara devşirildi "Kurbanlarım" bende yıllarla birlikte devşirildim, ama kalbimdeki o olmasını beklediğim kabul mesajı, onur mesajı bir türlü doğmadı.
Artık umutlarım yere eğilmiş secde halinde, ümitlerim kısalmış güneşin tam tepede olduğu gibi yakıcı, başım eğik, gönlüm buruk yeni bir bayrama girme arefesindeyim. Ne hayal edeceğim bir şekil ne hal lisanı kaldı. Kan akacak, kesilen hayvanın ne eti ne kanı ALLAHA ulaşmayacak, ulaşan NE OLACAK? Ne ulaştıramadığım.
Sizlerle beraber idrak edeceğim bu Bayramda, dileğim o ki SULTANIMIZDAN, ne ben ONA layık olanı bulabilir, sunabilirim, ne anlayıp yerli yerince idrak edebilirim, bîçare gönlümle niyaz ederim,


Ya RABB, kabul buyur, Adem'in(a.s) iki oğlundan birininkini kabul buyurduğun beğendiğin gibi...
Ya RABB kabul buyur, bizim yakınlığına vesile olarak sunacağımız, senin nasibin olan ve senin himayende kesilecek olan hayvanın takvamızla rızana yol bulmasını...
Ya RABB, nefislerimizden sadır olan tüm istek ve arzularımızı, oyun ve oyalanmalarımızı rızana, yakınlığına, aşkına bedel olacak bu vesile ile tebdil eyle...
Ya RABB, lisanımla dillenmeyen, halimle ikrar bulmayan, kalbimle, ruhumla yönelişimizi eksiği, artığı ile indinde makbul olunan kurbanlardan olarak kabul buyur...


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 09 Ara 2008, 23:50 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 04 Tem 2007, 03:00
Mesajlar: 1026
İnsanı ve Kitabı, Hayatı ve Kainatı anlayıp
onlarla hemdem olma yolcularına

Resim


Mevlam kendisine yakınlık kazandıracak bütün işlerimizde bizlere
yardımcı olsun
Kendisine yakınlık(KRB) kazanmış olmakla bayram etmeyi
nasib etsin


Vakt-i şerif, Bayram, ömür ve şahsiyetlerimiz,
ahir ve akibet, zahir ve batınlarımız hayrola,
Aşkullah, Muhabbettullah, Marifetullah,
Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola
Şefaat û nebi cümlemize nasib ola efendim


Ümit AKDEMİR

_________________
Derviş na murad olacak.
Allah vesilelerle kendisine yaklaştırır.
Na murad olacak..
Bildiğini terk edecek.

Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 7 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye