Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 11 Ara 2018, 18:13

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 33 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 17 Mar 2018, 18:26 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10881
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim MUKADDİME.:

“Ol gün ki; Cenâb-ı Kādir-i Mutlak Hazret-i Allah, bizleri öldükten sonra tekrar ihyâ edeceğini ve Mahkeme-i Kübrâ’ya huzûr-i Rabbü’l-âlemin’de cem’ edeceğini kelâm-ı İlâhîsi olan Kur’ân-ı Kerîm ile haber veriyor: “O günün dehşetinden yürekler hulkûme sıçramış, âkıbet endişesiyle her şahıs etrafından habersiz, azamet-i İlahiyyenin karşısın-da titrerken mâl ü evlad sana hiçbir fâide te’min etmez; illâ huzûr-i İlâhiyyeye götürdüğün küfr ü şirk ü şekk ü nifâktan sâlim ve müberrâ bir kalb-i selîm seni felâh u necâta eriştirecektir.”

Mânâ-yı Hadîs-i Şerîf: “Siz âgâh ve mütenebbih olun! Zîra vücûd-i insanda bir et parçası vardır ki; salâhı salâh-ı vücûdu, fesâdı, fesâd-ı vücûdu müstelzim olup o da kalb-i sanevberüyyü’ş-şekildir.”

İşte Cenâb-ı Vâcibü’l-vücûd Allahü Teâlâ’nın bize işâret buyurduğu kalb-i selîm veyâhut gayr-i selîm ki, Cenâb-ı Hazret-i Resûlullah bizi tenvîren işâret buyuruyor: Herhangi mü’minin kendisinde bir kalb-i selîm yâni füyûzât-ı Rabbâniyye’nin nüzûlüne lâyık bir kalb-i selîm te’mîn etmesi, evvelen Cenâb-ı Hak Teâlâ’nın sıfât-ı bâ-kemâline şeksiz îmân etmesiyle ve şu altı sıfât-ı İlâhiyyeye îtikād-ı küllîsiyle mümkün olacaktır..

Resim SIFÂT-I İLÂHİYYE:

1-) Vücûd: Var olmak demektir. Yâni Allâhü Teâlâ Hazretleri bir faraziye ve bir hayâlî varlık olmayıp, hakîkaten yüce bir varlıktır. Varlığı, aklen ve naklen sâbittir.

2-) Kıdem: Evveli olmamaktır. Yâni Allâhü Teâlâ’nın varlığı ezelîdir.
Hâdisâtın (sonradan yaratılanların) varlığı gibi değildir. Varlığının evveli yoktur.

3-) Bekā: Sonu olmamaktır. Yâni kâinatta her varlığın bir sonu vardır. Allâhü Teâlâ Hazretleri’nin varlığının ise sonu yoktur.

4-) Muhâlefetün li’l-havâdis: Yâni kâinatta var olan ve akıldan ve hayalden geçen hiçbir şeye benzemez.

5-) Kıyam bi-nefsihi: Yâni kâinatta her var olan bir yaratana muhtaçtır ve varlığı da o yaratanın varlığı iledir. Fakat Allâhü Teâlâ Hazretleri öyle bir varlıktır ki; varlığı, zâtı ile kāimdir ve hiçbir şeye muhtaç de-ğildir.

6-) Vahdâniyet: Birlik, benzeri olmamak.

İkinci olarak, mü’minin bilmesi ve inanması farz olan şey îman esaslarıdır. Bunları bilmezse veyâhut kalbinde yâni can evinde tamam tasdîki husûl bulmazsa Allâhü Teâlâ indinde mü’min sayılamayacağı nass-ı kat’î ile sâbittir.



Resim ÎMÂNIN ESASLARI.:

Âmentü billâhî ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve’l-yevmi’l-âhiri ve bi’l-kaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi Teâlâ ve’l-ba‘sü ba‘de’l-mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû.

Üçüncü olarak, ubûdiyette üssü’l- esâs olan temel-i İslâmiyyet’in beş şartıyla amel etmek. Namaz, oruç, hacc, zekât ve kelime-i şehâdet.

Şu halde bir mü’min her şeyden önce Cenâb-ı Hakk’ın zâtına mahsus sıfât-ı İlâhiyyesine, îmân şartlarına ve temel-i İslamiyyet’e tereddütsüz imân ederek onu kalbine iyice yerleştirmelidir. Küfr ü dalâlet ehlinden imtiyâz etmek üzere de fiilen icrâ-ı ubûdiyetle mükellef olduğunu unutmamalıdır. Ancak bu tereddütsüz kabûl ve itaatini isbât ile Cenâb-ı Hazret-i Vâcibü’l-vücûd’a arz-ı ubûdiyetle kâmil bir îmân sâhibi olacaktır.

Böyle bir îmân sâhibi Muhterem Mü’min Kardeşim!
Cenâb-ı Hazret-i Resûlullah yukarıda yazılmış olan hadîs-i şerifinde:

“Mü’minin kalbinin salâhı, salâh-ı vücûdunu; fesâdı, fesâd-ı vücûdunu intâç eder.” buyuruyor. Bu emr-i Resûlullah ile salâh-ı kalbin, ancak tezkiye-i nefse vâbeste olduğunu her zevi’l-ukûl, aklî muhâkemesiyle ve kuvve-i müdrikesiyle tefekküren anlayabilecektir. Tezkiye-i nefs dediğimizde yâni nefs-i emmâre ki, küffâr ve münâfıkların sıfât-ı mezmûmeleridir. Bunlar da şu yedi sıfât-ı mezmûmedir:
Riyâ, ucüb, hased, buhl, kibir, hubb-i dünyâ, gaflet. Esâs-ı ahlâk-ı zemîmelerden fer‘îleri ise şunlardır:
Buğz u adâvet, isti‘zâm-ı ağniyâ, istihkar-ı fukara, terk-i tevekkül, tûl-i emel, kıllet-i merhamet, zevâl-i hayâ ve terk-i kanâat.
Bu ahlâk-ı zemîmeleri, Musannif Hazretleri’nin nazmen beyân buyurduğu vech üzere takdîm ediyoruz:

Mir’ât-ı kalbe kıl nazar cânân cemâlin gösterir Vâriyyetinden et güzer cânân cemâlin gösterir
Yüz yere sür sular gibi kurbân ol âhûlar gibi Rağbetde hûb-rûlar gibi cânân cemâlin gösterir
Hizmete eyle gayreti hizmet ile al himmeti Her dü-cihân bul devleti cânân cemâlin gösterir
Olur isen ehl-i edeb edeb seâdete sebeb Edeb ile ol müntehab cânân cemâlin gösterir
Kibr ü riyâdan ol berî buhl ü hasedden kal geri Hak yoluna ver bu seri cânân cemâlin gösterir
Mahlûk-ı Hakk’a merhamet eyle bu halka menfaat Ol müsteîd bul mekremet cânân cemâlin gösterir
Her rûz u şeb eyle niyâz niyâz ile ol ser-firâz Çâre kıla ol çâre-sâz cânân cemâlin gösterir
LUTFÎ gibi olma alîl gönlünde bul nûr-i Cemîl Dest-gîrin olur Celîl cânân cemâlin gösterir..


Ey âzim-i râh-ı hidâyet olan Muhterem Kardeşim!
Yukarıda Cenâb-ı Zü’l-Celâl Hazretleri’nin sıfât-ı zâtiyyesine kemâl-i îmânınla senin kalbinde merküz olan hidâyet ve seâdet kapıları açılarak her hâl ü kârında Cenâb-ı Hakk’ın tecelliyât-ı merhametine ve avn ü inâyet-i ulûhiyetine mazhariyyetin tahakkuk edecek ve senin kalbin bir mir’ât-ı hakîkat olacaktır. Sen o âyineye nazar kıldıkça ken-dini mazhar-ı lutf-i Rabbânî, şeytan ve dünya, nefs ve hevâ tasallutundan kurtaracak vesîlelerin sâhibi olarak bulacak ve ihsân-ı İlâhiyyeye nâiliyetle tezkiye-i nefse muktedir, itaat-i İlâhiyyede mukîm, emrullahe mutî bir insân-ı kâmil olacaksın.

Ey Tâlib-i Seâdet Kardeşim!
Kamu Cenâb-ı Hakk’a giden yol edeb ü hayâ ile gitmiştir. Bu sıfatlarla muttasıf olan yol almış ve hidâyet ü seâdet menziline vâsıl olmuştur. Cenâb-ı Hak Hazret-i Âdem’i yarattığında birer cevher olarak Hazret-i Âdem’in önüne aklı, hayâyı ve îmânı koydu. “Yâ Âdem! Bunlardan birini ihtiyâr edeceksin” dedi. Hazret-i Âdem aklı ihtiyar etti. Hayâ dedi ki; “Yâ Rabbi, beni akıl cevherinden ayırma.” Cenâb-ı Hak kabul buyurdu. Hayâ cevherini, akıl cevherine teslîm etti. Îmân dedi ki; “Yâ Rabbi, beni hayâ cevherinden ayırma. Hayâ cevheri olmayan yerde ben kalamam, kalmaklığıma da imkân yoktur.” Cenâb-ı Hakîm-i Mutlak îmânı hayâ cevherine teslîm etti.

Muhakkak böyle olunca, akıl nerede hayâ orada olur; hayâ nerede îmân orada olur ki, Cenâb-ı Hazret-i Peygamber buyurmuştur: “Hayâ îmânın âyînesidir.” Her kimde hayâ varsa ; muhakkak onda îmân vardır. Her kimde hayâ yoksa, muhakkak onda îmân da yoktur.

Musannif Hazretleri de buyurmuş: “Edeb ile ol müntehab.” Yani edeb ü hayâ ile indallah ve inde’n-nâs mahbûb olursun. Bunların dışın-da edeb ü hayâdan mahrum kalırsan; ulü’l-elbâb, ulü’l-ebsâr meyânında menfûr olursun.

Hayâ ve edebsizlik şunlardır: Büyüklerine saygısızlık ve âdâb-ı muâşerete uymayan harekât u sekenâtında tab-‘ı selîmin kabul edemeyeceği ve nefretle karşılayacağı herhangi kavl ü fi‘l ü harekâtın… Bunlar seni “kemâlsiz” kelimesi altında nefretle itham edecektir. Meselâ: Büyüklerin ve küçüklerin yanında kahkaha ile şakır şakır gülmek buna benzer. Ehl-i kemâl ve ehl-i edeb insanlar sana, “kemâlsiz” numarası verecektir. Bunun gibi, kıyâfetinde âzâlarını gösterecek elbise giymek, sana hayâsız bir insan dedirtecektir. Hulâsâ senin meyân-ı ehl-i kemâlde edebli, hayâlı bir insan olman ancak kemâl ü edebinle; hâssaten, “Mâdem ki her an Cenâb-ı Hak beni görüyor, Cenâb-ı Hakk’ın manzarından hiçbir an ayrılmıyorum” inanç ve düşüncesiyle gerçekleşecektir. Bu şekilde her kavl ü fi‘l ü harekâtın kemâl ü edeb ü hayâ ile olacaktır. Bu sâyede seâdet-i ebediyyeye nâil olursun bi-mennihi-Teâlâ…

Böylece, inâyetullah ile kibr ü riyâdan hıfz u emân-ı ilâhîde olacak kemâl-i ihlâs ve tevâzû haslet-i hamîdelerini elinde tutabileceksin. Buhl ü hased haslet-i zemîmesinden halâs bulma ise; niam-ı İlâhiyyeyi, rızâullah uğrunda sarf etmekle mümkün olacak ve böylece gönlünde bir zevk u safâ duyacaksın. Cenâb-ı zü’l- Celâl Hazretleri’nin rızâsında canını fedâ etmekle, yâni nefsine herhangi bir şey ağır ve güç gelirse rızâ-yı İlâhiyyeyi tercîh etmekle rızâ-yı İlâhiyyeyi tahsîl edeceksin.

Cenâb-ı Hakk’ın Hadîs-i Kudsî’sinde buyurduğu gibi: “Yeryü-zündeki mahlûkuma merhamet et ki, biz Azîmü’ş- şân ve gökteki mahlûkum size merhametli duâlar etsinler.” Benî beşere menfaatli olan insanı, Cenâb-ı Peygamber Efendimiz şu Hadîs-i Şerîf’iyle şöyle vasıf buyurmuştur: “Nâsın hayırlısı, nâsa menfaatli olandır.” Âgâh ve nazariyyât sâhibi ol ve bu hisâl-i hamîde ile muttasıf, musteîd ol ki, indallahda Cenâb-ı z’ül-kerem Hazretleri’nin, “İkram sofralarına buyurun” hitâbına muhâtab olup O’nun in‘âm ü ihsânına nâil olasın.

Her varlığın unutarak müflis, yolsuz bir çölde ne tarafa gideceği-ni tâyin edemeyecek kadar şuûru iflas eden bir merd-i garîb , o anda Cenâb-ı zü’l-Celâl Hazretleri’nden nasıl halâs ve kurtuluş temennî ve niyâzında bulunur ise, sen de bu vech üzere Cenâb-ı Hakk’a her gece ve her gündüz, sûzişli niyâzdâr olarak recâ ve niyâz sâhibi olacaksın. İşte ancak bu niyâz ve tazarru‘unla Cenâb-ı Hakk’ın merhamet ve rah-mine nâil olacaksın. Herhangi müşkillerin çözmek üzere, “Cenâb-ı Hakk’dan meâdâ çâre-saz yoktur.” îtikad-ı tâmmınla Cenâb-ı Hakk’ın hıfz u emânına dâhil olacaksın.

Sakın ve sakın gâfillerle teşrîk-i mesâî etme, Cenâb-ı Hakk’ın sâdık kullarıyla hem-bezm ol ki; Cenâb-ı Hakk’ın sâdık kullarıyla oturup kalkan sâdık olur, Cenâb-ı Hakk’a âsî kullar ile oturup kalkan âsî olur. İşte bu minvâl üzere ve yukarıdan aşağıya anlatılan Cenâb-ı Hakk’ın zât-ı ulûhiyyetine mahsûs akîdelerin, kâmil insan olmak üzere inanacakların ve nefs-i emmâre leşkerine karşı gayretlerinle kalbin kalb-i selim ve merkez-i nûr-i Cemîl-i Yezdânî olur. Bu kalbin sâhibine insân-ı kâmil ismi verilir. Nefs-i emmâre leşkeri ki -daha önce bahsettiğimiz ahlâk-ı rezîlelerdir- bu leşkere karşı gereğinde silahını kul-lanır, kalbin kapusunu bekler ve bu şeytan leşkerinin kalbe duhûlüne yol vermez isen kalbini salah üzere muhafaza etmiş olursun. Yok eğer bu leşker-i şeytânın kalbe duhûlüne yol verir isen, o gün kalbin şeytan istilâsına uğramış; inzibâtını, kānun , idâre ve kâidesini, leşker-i şeytan eline almış olur. İşte o kalb o gün fesâda gitmiştir.

Kalb, vücûd iklîminin pâdişahıdır. Cevârih-i a‘zâsı, onun askeridir. İşte Peygamberimiz sallallâhû aleyhi vesellemin buyurduğu gibi: “Kalb, fesâda giderse cevârih-i a‘zâsı fesâda gider.” O kimsenin nişânı şudur: Ulemâyı sevmez, yetîmlere merhamet etmez, miskînlere ihsân ve şefkāt etmez, fukarâyı gāyet hakîr görür, kalbi gibi katı ve galîz olur, nifâk ve dalâlet alâmetleri onda tam tezâhür eder. Eğer tevbe edip dönmezse, el-ıyâzen billâh îmânsız ölüm ile karşı karşıya kalır. Bir de insanlığın diğer iki şartı ki bunlar, insâf ve kıyâs-ı nefistir. Bu iki şartı kendisinde toplamayan kimseyi zevi’l-ukûl, insan saymamıştır. Peygamberimiz sallallâhû aleyhi vesellem buyurmuştur ki: “İnsâf ve kıyâs-ı nefsi olmayan bir şahıs ehl-i nifâktır yâni münâfıktır.”

Ey Azîz!.
Mâlum olsun ki, tarîk-i Muhammedî’de ahlâk-ı Peygamberî’yi kendisine şiâr edinmek her mü’min-i mükellefin borçlu olduğu bir vazîfedir. Bir mü’min ahlâk-ı Muhammedî’yi fener gibi önüne ışık edinmedikçe onun sonu husrân ve helâktir. Ahlâk-ı Muhammedî’yi kendisine şiâr edinen kimse, her zaman dünyevî ve uhrevî seâdet-i ebediyyeye mazhar olarak kalbi, mir’ât-ı hakîkat ve merkez-i tevhîd-i sırr-ı Yezdânî ve delîl-i kurb-i Subhânî olur… O kalbe nazar ettikçe, hakîkat-i râh-ı hüdâyı teayyün ederek kurbiyyet-i Hudâ-yı Lem-yezel ile feyz-i füyûzât-ı Samedânî, bütün cevârih-i a‘zâsını istîlâ edecek ve o âyîneye nazar ettikçe “Cânân cemâlin gösterir” sırrına mazhar olacaktır. Ve bi’n-netîce likā-yı İlâhiyyeye karşı teslîm-i ruh edip Cenâb-ı Hakk’ın Kur’ân-ı Kerîm’i ile va‘d ettiği cennet-i Firdevs-i a‘lâsında niteliksiz Cemâlullah’ı seyretmekle son ikrâm-ı İlâhiyyeye mazhar olacaktır. Cenâb-ı zü’l-Celâl Hazretleri, dergâh-ı ulûhiyetinde makbûl, mergûb, mahbûb ibâd-ı kirâmının hurmetine biz-lere avn u inâyetini delâlet buyursun bi- mennihî-Teâlâ…

Muhterem okuyucu kardaşlarım!.
Ben abd-i nâçiz, Musannif Hazretleri’nin mahdûmu, mukaddime-i kitâb olarak takdîm ettiğim risâlede zaaf ü sehv ü hatâlarımın ve kusurlarımın afvini istirhâm ederken edîb-i kâmilin şu beytini takdim etmeden geçemedim.

Muhabbetle nazar her bir uyûbu setr eder görmez
Adâvetle nazar kemlikleri ifşâ eder durmaz..


Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullâhi ve Berekâtühû.



El-Hâc Seyfeddin Mazlumoğlu
Sultanahmed-1394/1974

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 09 Nis 2018, 11:59 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10881
ResimBİR HÂTIRA

Târih, 12 Mart 1956 ... Pederim Hazretleri’nin vefâtını müteâkıben böyle bir İnsân - ı Kâmilin vefâtı teessürü, cümleyi bahr- i kedere gark etmiş ve şaşkına döndermiş idi . Bu meyânda ben âciz, oğlu olarak bu ayrılıktan o kadar müteessir idim ki; bazı defa dalgın dalgın hayretler içinde mütefekkiren otururdum. Pederim Hazretleri’nin vefâtı târihi Receb - i Şerîf 29 … Ramazân - ı Şerîf ’den bir kaç gün almış idik . Bir akşam yine hasretle otururken bir âlem ki, gûyâ Pederim Hazretleri’ne muhâtab oldum . Emrediyordu ki: "Yaz!..."

İşte aşağıda yazdığım bir hâtıra ki, Pederim Hazretleri’nin bize hitâbı mahsûlü olarak arzediyorum:


Hamd ü senâ Hâlık’ıma lâ - yuhsâ
Halk eyledi rûhum Zât - ı Teâlâ
Âlem - i ervahda kıldı muallâ
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Vâlid-i enbiyâ rûh-i Muhammed
Bir bezm kurmuşdu o zât-ı emced
Ervâh-ı etkıyâ okurdu ebced
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Herkes hilkatince giydi hil‘atler
Kimi nebî kimi velî tal‘atler
Sâye-yi levlâkde bulduk devletler
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Emr- i Resûlullâh dutdu hil‘atim
Giydirdi egnime pîr-i akdesim
Şâh -ı Şirvânî’dir re’s-i devletim
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

*

Habîb-i Kibriyâ hitâbı ol ân
Hâce Huseyin’dir bir şâh–ı devrân
Olsun peder bu ferzende o sultân
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Takdîr- i ezelî geldi mutâbık
Emr- i Resûl’üne oldu muvâfık
Hâce Huseyin’e görüldüm lâyık
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Şâh - ı Şirvânî ki ol pîr- i akdes
Bâb-ı feyz-i Rahmân zât-ı mukaddes
Kıblegâh-ı enâm melce-i herkes
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Ezele mutâbık ne güzel devrân
Feyz-i nazarına kavuştum ey cân Başım
Arş’a kendim ferîd-i devrân
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Konuldu önüme Kur ’ân-ı Kerîm
Hükmüyle emreyle sen olma elîm
Gayret ü himmeten aliyyü’l- amîm
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..


KELiMeLeR.:

Lâ–yuhsâ.: Hesaba gelmez. Hesabsız. Pek çok.
Emced: (Mecid. den) Pek büyük, daha büyük, şerefi şânı çok olan.
Etkıyâ: (Taki. C.) Çok takvâ sâhibi olanlar. Takiler. Takvâda çok ileri giden mes'ud kimseler.
Ebced: Arabça Eski Sâmi alfabesindeki harf sırasının sayı değerine göre tertiplenmesinden meydana gelen birinci kelime. Bu tertip İbrâni ve Süryâni Alfabesindeki harfleri içine alır. İbâredeki kelimelerin sırası ve harflerin rakam değerleri şu suretle gösterilmektedir. $(Ebced) $(Hevvez) $(Hutti) $(Kelemen) $(Sa'fes) $(Kareşet) $(Sehaz) $(Dazig)Bu sekiz kelime bütün huruf-u hecâ denen yirmi sekiz harfi içine almış ve sıra ile eliften gayn harfine kadar, birden bine kadar her harfte aşağıdaki sıra ile gösterildiği gibi değerler verilmiştir. Elif: 1, Bâ: 2, Cim: 3, Dal: 4, He: 5, Vav: 6, Ze: 7, Ha: 8, Tı: 9, Yâ: 10, Kef: 20, Lâm: 30, Mim: 40, Nun: 50, Sin: 60, Ayn: 70, Fe: 80, Sad: 90, Kaf: 100 Rı: 200, Şın: 300, Te: 400, Se: 500 Hı: 600, Zel: 700, Dad: 800, Zı: 900, Gayn: 1000 Şimdiki Arabcada alfabe bu sırayı tutmuyorsa da harflerin rakam gibi kullanıldığı zaman, yine eski sıraya uymak için Ebced sırasını da devam ettirmişlerdir. Hem birbirine benzeyen harfler bu sırada dizilmiştir. Eskiden İslâmlarda matematik ve fizikte bu harflerin rakam yerine kullanıldıklarını biliyoruz.
Tal‘at: Yüz, çehre, güzellik.
Levlâk: “Levlâke levlâk lemâ halaktü’l- eflâk” hadîs-i kudsîsinin birinci kelimesi, “Sen olmasaydın” anlamına gelir. Hadîs-i kudsînin anlamı ise şöyledir: “Eğer Sen olma-saydın, Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım”.
Hil‘at: Padişahlar ve diğer büyük devlet adamları tarafından giydirilen değerli bir onur giysisi. Giydirenin giyene olan ilgi ve itibarının bir simgesidir. Tasav-vufta: İlâhî lütuflar, Hakk’ın sâlike olan ihsânı.
Şirvânî.. Muhammed Küfrevî: Mu-hammed Küfrevî Hazretleri Küfra’da doğmuş ve orada tahsîlini tamamlamıştır. Hz. Pîr 120 sene yaşamıştır. 1912 yılında vefât etmiş, Bitlis’teki türbeye defnedilmiştir. (Geniş bilgi için bkz. “Hâce Muhammed Lutfî Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri”. Hüseyin Kutlu, Damla Yayınevi)..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 30 Nis 2018, 15:49 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10881
İsr-i Resûlullah oldu şeh-râhım
Sahâbe-i kirâm râh-i minhâcım
Hâcegân-ı izâm oldu ser- tâcım
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Hamdülillah vazîfemde etmedim noksân
Fedâ-yı cân etdim dönmedim bir ân
Himmet etdi bana ol şâh-ı devrân
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

İ‘lâ-yı dîn içün gezdim sû-be-sû
Teblîğ-i emrullah câmi‘ ü çarşu
Hidâyet seâdet akıtdım çok su
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Himmet ü gayretim şer- ‘i şerîfdi
Bülend-âvâz ile tarz-ı tarîkdi
Râh-i hakîkatde sa’yim harîfdi
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Fukarâ-yı ümmet derd-i derûnum
Isyân tuğyân artar âh-ı füzûnum
Hükm-i Kur ’ân kalkdı yandı berûnum
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Ciğer pâre pâre yandım yakıldım
Bu ümmetin hâli nic’olur derdim
Merhamet-i Rahîm dâimâ virdim
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

“İnneke meyyitün” takdîr-i ezel
Dünyâda kalmamış bir merd-i güzel
Böyle kurmuş bu çarhını Lem-yezel
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..


Resim

İrci‘î nidâsın gûş–i cânıma
Erişdirdi dehir kıydı cânıma
Tabîb-i hâzıkım geçdi yanıma
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Câm-ı ecel dutar destinde felek
Ihtiyâr intizâr ederdi melek
Ümmet-i Ahmed’i ederdim dilek
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

O dem sebkat etdi emr-i İlâhî
Kabûl olup murâdımız kemâhî
Nezâre edindik likāullâhi
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Allah Allah hatm-i nefes eyledim
Tefvîz-i emr edüp Allah söyledim
Likā-i Rabb’ime şitâb eyledim
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

*

Hudâ’ya emânet olsun ihvânım
Toylasun mağfiret afle gufrânım
Dest-gîriz olsun Nebî zî-şânım
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Şehâdet edersiz şefkatimize
Elbet nihâyetsiz rahmim var size
Cân baş ile koşduz hizmetimize
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Hâtırız hoş dutun cemî-‘i ihvân
Var ise sermâyem sizindir hemân
Dört gözle gözlerim sizleri her an
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Bî-iznillâh gözler sizi himmetim
Rabt-ı kalbinizi ister gayretim
Hatm-i Hâcegân’dır benim devletim
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

İhlâs ü mahviyyet pîşeniz olsun
Gönlünüz endûh u enînle dolsun
O zemân himmetim sizleri bulsun
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Gazeliyâtım oku dikkat et ey cân
Terceme-i âyât dür ile mercân
Mânâ eder hadîsleri kemâkân
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Yokdur bir mürşîde ihtiyâcınız
Gösterilmiş size hakkā râhınız
El- hâsıl tamâmdır teblîğ çâğınız
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Semiyy-i fahr-i âlem nâmım Muhammed
Mahlasım LUTFÎ’dir vekîl-i Ahmed
İhvânıma kıl merhamet yâ
Samed Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Ümmet-i merhûme Fâtiha gözler
Elbette sizlere derûnlar sızlar
Selâmün aleyküm derûnda sözler
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Fâtiha İhlâs’lar hatm-i kelâmım
Hatm-i Hâcegân’dır cümle merâmım
Merhametler ede size Rahmân’ım
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..

Resim

Mahdûmum Seyfeddîn size emânet
İndizde ahfâdım bulsun mekremet
Hadîkamız size cây-i meserret
Bu bağçeden gelir bûy-i muhabbet
Hükmullâhe râzı olsun gönüller
Hicrân âteşine yansın gönüller..


11-li Hece vezni..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 31 May 2018, 00:22 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10881
ARABÎ,
FARİSÎ GAZELLER
SİLSİLETÜ’z- ZEHEB..



SİLSİLE-yi ŞERÎFE..

Hudâvendâ be-hakk-ı ism-i Âzam
Be-nûr- i seyyid-i evlâd-ı Âdem..

İlâhî ez-kerem ber-mâ kerem-kün
Kabûl-i bâb-ı dergâh-i harem- kün..

Habîbullah Muhammed Mustafâ’dır
Veliyyullah Aliyü’l- Mürteza'dır..

Velîler serveri Sıddîk-ı Ekber
Anı tafdîl ider Zât-ı Peyâmber..

Ömer’dir şems-i eflâk-i adâlet
İden izhâr-ı İslâm’a dalâlet..

O Zinnûreyn olan Hak yâri Osman
Güneş gibi yüzünde nûr- i Rahmân..

Resûlullah dedi Selmân-ı Fâris
Benimdir emrider nûru’l- mecâlis..

Radıyallahü anhüm her dü-âlem
Be-nûr-i seyyid-i evlâd-ı Âdem..

O Kāsım ibn-i Muhammed güzeldir
İnâyâtı Kerîm ü Lem-yezel’dir..

İmâm- ı Ca‘fer-i Sâdık hidâyet
Güneş gibi velâyetde nihâyet..

Ârifler sultânıdır Pîr-i Bistâm
Derecâtını Allah itdi itmâm..

Şeyh Hasan Harakānî nûr-i vahdet
Reşâdet neyyiridir mâh-ı himmet..

Ebu’l- Kāsım-ı Gürgânî tarîkat
Güneşidir füyûzât-ı şeriat..

O Pîr-i Fâramedî Tûsî cânân
Reşâdet tahtına oldu o sultân..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 05 Tem 2018, 12:58 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10881
Ebû Eyyûb Hemedânî o sultân
Hidâyet mihridir hâzin-i irfân..

Şeyh Abdü’l-Hâlıku’l-Gucdevânî
“Bekābillâh Fenâfillah”da fâni..

Nû- i irfân Ârif-i Rivgerevî
Reşâdet kubbesinin mâh-ı nevi..

Pîr-i İncîr-i Fağnevî o sultân
Hidâyet bağçesinde bir gülistân..

Aliyy-i Râmitenî pîr-i pîrân
Anın şöhreti âlemde “Azîzân”..

Muhammed Semmâsî nûr-i hüdâdır
Cihâna nâşir-i feyz-i Hudâ’dır..

Seyyid Emir Gülâl üstâd-ı kâmil
Füyûzât-ı Muhammed’i o hâmil..

Muhammed Nakşibendî mihr-i vâlâ
Âlem-i İslâm’a şems-i tecellâ..

Mukaddes Gavs-i Geylânî seâdet
Güneşidir o ummân-ı inâyet..

Radıyallahü anhüm her dü-âlem
Be-nûr-i seyyid-i evlâd-ı Âdem..

İlâhî ez-kerem ber-mâ kerem-kün
Kabûl-i bâb-ı dergâh-i harem-kün..

Ömerü’s-Sühreverdî bâb-ı Rahmet
Künûz-i nûr-i irfân mihr-i himmet..

Hâce Necmeddîn-i Kübrâ mukaddes
O zarf-ı nûr vücûdu rûh-i akdes..

Hâce Ahmed-i Çeştî kadr-i vâlâ
Muallâ eyledi kadrin Te‘âlâ..

Hâce Alâaddîn -i Attâr Muhammed
Anı gark eyledi envâr-ı Ahmed..

Hâce Ya‘kûb -i Çerhiyyü’l - Hisâr nûr
Hisâr edüb anı eyledi mestur..

Emîr- i Evliyâ Hâce -i Ahrâr
O ummân -ı Hüdâ sultân -ı ebrâr..

Muhammed Zâhid idi mîr- i mîrân
Zemânesinde idi şâh -ı devrân..

Fütûhât sâhibi Dervîş Muhammed
Vücûdundan gelürdi bûy -i Ahmed..

Muhammed Hâcegî esrâr- ı tevhîd
İderdi mürîdâne feyzi tecdîd..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 05 Ağu 2018, 21:15 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10881
Resim

Muhammed Bâkî Billâh bir dilârâ
Zemânesinde sân Şâh- ı Buhârâ..

İmâm- ı Rabbânî Fârûk- ı Ahmed
Senâ eyler ona Zât- ı Muammed..

Muhammed Ma‘sum ise nûr- i vahdet
Yüzünde berk urur şems- i şerâfet..

Muhammed Muhsin ise câne cândır
Güneşdir dillere hurşîd- i cândır..

Bedevânî o güzel Seyyid Muhammed
Derûnudur kitâb- ı sırr- ı Ahmed..

O Şemseddin Habîbullah- i mazhar
Güneş gibi yüzünde nûri ezher..

Şâh- ı Dehlevî gāyet dilrubâdır
Seyyiddir evlâd- ı Âl- i abâ’dır..

Müceddid- i zeman Hazret- i Hâlid
Hidâyet güneşidir feyz- i câvid..

O Abdullah- ı Hekârî nevâle
Erişdi devlet- i seyr- i cemâle..

Muallâ- yı himem Seyyid Tâhâ ’dır
Velâyetde makāmı müntehadır..

Muhammed Küfrevî künûz- i himmet
Bu ümmete delil Hâdi- i rahmet..

Anın ferzendi Abdülhâdî Şâh ’dır
Velâyet rutbesinde âlî - câhdır..

Diğer ferzendi Abdülbâkî cânân
Reşâdet tahtına oldu o sultân..

Şeyh Nesîm ’dir nesîm- i hidâyet
Mir ’ât- ı ceddidir bâb- ı saâdet..

Şeyh Yûsuf- i Kôdî nur- feşândır
Meyân- ı evliyâda âlî - şândır..

50 Gedâî Şeyh Huseyn ol nûr cemâle
Şehâdetle erüp Hakk’a visâle..

Muhammed Lutfî ’dir bâb- ı tecellâ
Meyân- ı evliyâ kadri muallâ..

O Mahmûd Vehbî cân merd- i Hudâ’dır
Anın ilmi zühdi Hak’tan atâdır..

Şeyh Seyfî- i Mahdûmi güzeldir
Hidâyet nehri bahşîş- i ezeldir..

Radıyallahü anhüm her dü - âlem
Be - nûr- i seyyid- i evlâd- ı Âdem..

İlâhî ez - kerem ber- mâ kerem - kün
Kabûl- i bâb- ı dergâh- i harem - kün..

Sâdât- ı Nakşibendî ’ler mukaddes
İde esrârlarını Allah akdes

Sâdât- ı Kādirî ’ler hurşîd- i himmet
Anın dervîşlerine kıl muhabbet

Ricâl- i Sühreverdî ’ler münevver
Olup râh- ı hidâyetde mutahher

Muallâdır gürûh- i K ü b re v î ’ler
Kemâliyle makām- ı mâ nevîler

Tarîk- ı Çeştî ’de sâlik olanlar
Bi - emrillâh hidâyeti bulanlar

Kerâmet güneşi Pîr- i Rufâ‘î
Hidâyet râhına oldu o râ‘î

Ricâlullah olub evliyâullah
İderiz tardıye vallahi billâh

Radıyallahü anhüm her dü - âlem
Be - nûr- i seyyid- i evlâd- ı Âdem

İlâhî ez - kerem ber- mâ kerem - kün
Kabûl- i bâb- ı dergâh- i harem - kün..


Me fâ ‘î lün / Me fâ ‘î lün /Fe‘û lün

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 23 Eyl 2018, 14:32 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10881
Resim

Muhammed Bâkî Billâh bir dilârâ
Zemânesinde sân Şâh - ı Buhârâ

İmâm - ı Rabbânî Fârûk - ı Ahmed
Senâ eyler ona Zât - ı Muhammed..

Muhammed Ma‘sum ise nûr- i vahdet
Yüzünde berk urur şems - i şerâfet..

Muhammed Muhsin ise câne cândır
Güneşdir dillere hurşîd - i cândır..

Bedevânî o güzel Seyyid Muhammed
Derûnudur kitâb - ı sırr- ı Ahmed..

O Şemseddin Habîbullah - i mazhar
Güneş gibi yüzünde nûri ezher..

Şâh - ı Dehlevî gāyet dilrubâdır
Seyyiddir evlâd - ı Âl - i abâ’dır..

Müceddid - i zeman Hazret - i
Hâlid Hidâyet güneşidir feyz - i câvid..

O Abdullah - ı Hekârî nevâle
Erişdi devlet - i seyr- i cemâle..

Muallâ - yı himem Seyyid Tâhâ ’dır
Velâyetde makāmı müntehadır..

Muhammed Küfrevî künûz - i himmet
Bu ümmete delil Hâdi - i rahmet..

Anın ferzendi Abdülhâdî Şâh ’dır
Velâyet rutbesinde âlî - câhdır..

Diğer ferzendi Abdülbâkî cânân
Reşâdet tahtına oldu o sultân..

Şeyh Nesîm ’dir nesîm - i hidâyet
Mir ’ât - ı ceddidir bâb - ı saâdet..

Şeyh Yûsuf - i Kôdî nur- feşândır
Meyân - ı evliyâda âlî - şândır..

Gedâî Şeyh Huseyn ol nûr cemâle
Şehâdetle erüp Hakk’a visâle..

Muhammed Lutfî ’dir bâb - ı tecellâ
Meyân - ı evliyâ kadri muallâ..

O Mahmûd Vehbî cân merd - i Hudâ’dır
Anın ilmi zühdi Hak’tan atâdır..

Şeyh Seyfî - i Mahdûmi güzeldir
Hidâyet nehri bahşîş - i ezeldir..

Radıyallahü anhüm her dü - âlem
Be - nûr- i seyyid - i evlâd - ı Âdem..

İlâhî ez - kerem ber- mâ kerem - kün
Kabûl - i bâb - ı dergâh - i harem - kün..

Sâdât - ı Nakşibendî ’ler mukaddes
İde esrârlarını Allah akdes..

Sâdât - ı Kādirî ’ler hurşîd - i himmet
Anın dervîşlerine kıl muhabbet..

Ricâl - i Sühreverdî ’ler münevver
Olup râh - ı hidâyetde mutahher..

Muallâdır gürûh - i K ü b re v î ’ler
Kemâliyle makām - ı mâ neviler..

Tarîk - ı Çeştî ’de sâlik olanlar
Bi - emrillâh hidâyeti bulanlar..

Kerâmet güneşi Pîr- i Rufâ‘î
Hidâyet râhına oldu o râ‘î..

Ricâlullah olub evliyâullah
İderiz tardıye vallahi billâh...

Radıyallahü anhüm her dü - âlem
Be - nûr- i seyyid - i evlâd - ı Âdem..

İlâhî ez - kerem ber- mâ kerem - kün
Kabûl - i bâb - ı dergâh - i harem - kün..


Me fâ ‘î lün / Me fâ ‘î lün /Fe‘û lün..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 Eki 2018, 13:48 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10881
Resim

İLTİCÂ-NÂME.:
MÎRÂCÜ’N-NEBÎ, MEVLÎDÜ’N-NEBÎ.:



Resim

İLTİCÂ-NÂME.:

Hamdü bî-had o Kerîm Mevlâ’ye Ne Kerîm’dir keremi bî – gāye..
Ne keremler bize kıldı o Kerîm Nîmet-i îmânı kıldı takdim..

Sebkat etdi hidâyet-i ezelî Oldu bize kerem-i Lem – yezelî..
Nûr-i tevhîd ile münevver edüp Âb-ı tasdîk ile mutahher edüp..

Gönderüp bize Resûl’ü rehber Habîbullah’ı bize peygamber..
Nûr-i vahdet güneşi doğdu bize Görünüp nûr-i hidâyâtı göze..

Gönderüp hazret-i Kur ’ân’ı Hudâ Muttakîlere olur nûr-i hüdâ..
Gönderüp Cebrâîl’i Rabb-i muîn Resûlullah ola Muhammed Emîn..

Zemân-ı âhire peygamber ola
Ehl-i îmân olana rehber ola..

Kabz edüp kendi nûrunu O Kadîm Halk edüp Zât-ı Muhammed’i Hakîm..
Ol zemân oldu Resûlü’s- sekaleyn Ola hem dahî İmâmü’l – harameyn..

Vücûdu hilkat-i eşyâ sebebi Nûr-i Hak Zât-ı Hudâ müntehabi..
Matla - ‘i şems-i seâdet zâtı Me’haz-i nûr-i hidâyet zâtı..

Kütüb-i münzelenin mezkûru Vücûdu enbiyânın meşkûru..
Vâsıfı ola anın Mevlâ’sı Habîbullah ola nûr deryâsı..

Mîrâc’ında şeref ü şevketini Hak bilür ancak anın rif‘atini..
Ona Ahmed ü Muhammed Mevlâ Dedi Kur ’ân-ı Kerîm’de a‘lâ..

Kerem-i Zât-ı Kerîm’dir o Kerîm
Hikmet-i Zât-ı Hakîm’dir o Hakîm..

Nûrdur enbiyânın ervâhına
Rûhdur evliyânın eşbâhına..

Ne Kerîm’dir o Kerîm nûr-i Hudâ Vücûdudur Kerîm’in mihr-i hüdâ..
“Rahmeten li’l-âlemîn” ki zâtıdır Enbiyâ evliyânın mir ’âtıdır..

Sen Resûl-i Kibriyâ’sın yâ Resûl Nûr-i Mevlâ olasın asl-ı usûl..
Ümmetin hâline eyle nazarı Verdi Mevlâ sana elbet haberi..

Sâilân zevk ile dergâhe gider Merîzân hakîm-i âgâhe gider..
Sen Hakîm-i Mutlak’ın müntehabi Nûr-i Hak hilkat-i eşyâ sebebi..

Ulûm-i evvelînin hâfızısın Ulûm-i âhirînin lâfızısın..
Arz-ı hâl etmek acebdir zâtına Muttali‘sin ümmetin ahvâline..

Hak sana bildirecek hâlimizi Ne hâcet arz edek ahvâlimizi..
Çâr- nâ - çâr arz-ı hâl eylememiz Bilürüz ayb olur söylememiz..

Velâkin sâile bu ayb olamaz Fukarâ ilm-i edebi bilemez..
Ulu dergâhe gelir ise fakîr Der-i dergâh anı eder mi hakîr..

Hem Resûlü’s- sekaleyn sen olasın Habîb-i Hak bize resûl gelesin..
Bırakır mı bu dâmânı elimiz Kesilir mi bu recâdan dilimiz..

Sen iken enbiyânın muhteremi Sen iken âleme Hakk’ın keremi..
Sana muhtâc olıcak bây u gedâ Ümmetin rûhu olup sana fedâ..

Keremin bahrine yokdur pâyân Bize merhamete sensin şâyân..
Hak dedi merhametin pek çokdur Vallahi gayri çâremiz yokdur.. ..

Kerîm’in keremine kaldı ümîd Doğa başımıza bir mihr-i cedîd..
Ola ki kerem ede Bârî Hudâ Merhamet ede meğer nûr-i hüdâ

Evvelâ merhametin masrafıyız Ümem-i sâlifenin eşrefiyiz..
Dergeh-i vâlâ - yı Mevlâ’sın sen İnd-i Hak kadr-i muallâsın sen..

Merhamet deryâsına var mı kenar Bu kapıdan fukarâ boş mu döner..
Ey kerem - şân Kerîm’in dergehine Cem olur fukarâ pîşe - gehine..

Vücûdun merhamet ummânıdır Vücûdun rahmet-i Rahmân’ıdır..
Sen iken enbiyânın muhteremi Cümle mahlûkuna Hakk’ın keremi..

İlticâmız Kerîm’in keremine Bizi kayd eyleye defterine..
Ey Habîb-i Kibriyâ eyle kerem Der-i dergâhına yüzüm sürerem

Dergehinde ne kadar bây u gedâ Çok ola eyleyeler nazlı sadâ..
Fukarâdır der-i dergâh şerefi Sâilân ile dola her tarefi..

O kadar dergehde ola fukarâ Biri ala biri bulmaya sıra..
Ol zemân şâd olur erbâb-ı kerem Açılur gün gibi ashâb-ı kerem..

Fukarâ fakr ile iftihâr eder
Ne şerefdir der-i dergâhe gider..

Kerem-i Kerîm’e mağrûrdurlar Şiddet-i fakr ile mecbûrdurlar..
Bize rahm et yâ Resûle’s- sekaleyn Bize rahm et yâ İmâme’l - haremeyn..

Mültecîdir sana ümmet-i zelîl Gide gide ne olur böyle alîl..
Arş ile ferşi tutıcak şânın Ola mı enbiyâda akrânın..

Yâr-i gār ’ın Ebû Bekri’s- Sıddîk Sıdkını Mevlâ edüpdür tasdîk..
Dîn-i İslâm’a yâver oldu Ömer Ümmetin eflâkine oldu kamer..

Zi’n-nûreyn ise güzeller güzeli Ne azîmdir kerem-i Lem-yezelî..
Ali ise dü - serâ yârindir Yevm-i kıyâmda alemdârındır..

Haseneyn ise gözün nûrudur Cümlesi kerâmâtın tûrudur..
Çâr-i yâr çâr- tarafın şehperidir Cümlesi ehl-i îmân rehberidir

Bu kadar kıymeti hurmet-i Hudâ Evvelâ etdi sana nûr-i hüdâ..
Me’haz-i küll-i kerâmâtsın sen Matla - ‘i küll-i seâdâtsın sen..

Der-i dergâhına sarıldı gedâ 

Sen kabûl eyle bizi nûr-i hüdâ..

Bu kadar bâr- ı girân oldu bize Nevbeti merhametin geldi size..
Bâri Çâr-i yâr ’e bahş eyle bizi N’ ola Yâr-i gār ’e bahş eyle bizi..

Ey kerem-rû bize imdâd eyle Ey Kerîm bizleri irşâd eyle..
Arş-veş a‘zam ola merhametin Vücûd-i ekrem ola mekremetin..

Bu kadar zâr u zebûn züll ü keder Ümmetin hâline bir eyle nazar..
Dehâlet etdi emân bây u gedâ Der-i dergâhına ey nûr-i hüdâ..

Es - salâtü ve’s- selâmü yâ Resûl Rûh-i pâkine ve âline vüsûl..
Salâtullah selâmullah âline Erişe evlâdına ashâbına..

Tâbi‘îne ola salât ü selâm
Ümmet-i merhûmeye hatm-i kelâm..

Âbâ ecdâdımıza rahmet ola Cümle ehl-i îmâne rahmet ola..
Ümm ü ceddâtımıza rahmet ola Cümle ehl-i İslâm’a rahmet ola..


Fe ‘i lâ tün / Fe ‘i lâ tün / Fe ‘i lün
(Fâ ‘i lâ tün) (Fa ‘ lün)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 33 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye