Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 21 Ağu 2019, 03:20

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 24 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: KUL İHVANİ KABE SOHBETİ
MesajGönderilme zamanı: 02 Haz 2009, 19:39 
Çevrimdışı
Aktif Üye
Aktif Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 145
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim

KUL İHVANÎ KÂBE SOHBETİ

(.... 2009 Sohbeti)

Euzübillahimineşşeytânirracîm!

Bismillâhirrahmânirrahîm!



Şeriat, Tarikat, Mârifet, Hakikat yönlerimiz sanki Kâbe’nin dört yüzü gibidir.
Kâbe’nin altı yüzü vardır biliyorsunuz.
Yani ben acizane hep öyle düşünürüm Hacca gittiğimde de öyle düşünürüm.
Kapısının olduğu bölüm Kıble duruşudur imamın, hep Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de oraya durmuştur.
Orası Hz İbrahîm Aleyhisselâm Makamıdır.
Orada ayak izi vardır camdan bir fanus içinde büyük.
Orada iki rekat tavaf namazı kılınır.
Makam-ı İbrahîm, musalla, salla, salat yeri SALL Yeri .


وَإِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِّلنَّاسِ وَأَمْناً وَاتَّخِذُوا مِن مَّقَامِ إِبْرَاهِيمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ أَن طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْعَاكِفِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ

" Ve iz cealnel beyte mesabetel lin nasi ve emna, vettehizu mim mekami ibrahîme müsalla, ve ahidna ila ibrahîme ve ismaiyle en tahhira veytiye lit taifine vel akifine ver rukkeis sücud: Biz, Beyt'i (Kâbe'yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Siz de İbrahîm'in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın). İbrahîm ve İsmâil'e: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evim'i temiz tutun, diye emretmiştik.” (Bakara2/125)

Çünkü Hanif Dini olduğu için Hz. İbrahîm Aleyhisselâm Makamı Kur’ân-ı Kerimde Sall yeri ilan edilmiştir.
Makam-ı İbrahîm e musalla ittihaz ediniz!
Onun için imamda Namaza orada durmaktadır.
Rastgele yerde duramaz imam Kâbe imamı.
Hep orda durur giriş kapısıdır içeriye ve o yüzü Şeriat Yüzüdür.
Belki bir zaman anlatmıştım ALLAH zülcelâl Lütfü Kereminden İzzeti Şerefinden O kapıdan bir kere girmeyi nasib etmişti.
Cennet olarak görmüştüm.
Şunu demek istiyorum o yüzü Şeriat Yüzüdür.
Şeriat-ı Garra yüzüdür. Şeriatı Muhammedîye yüzüdür Kâbe’nin.
Kâbe de tavaf dönüşü teknikte ilginçtir.
Biliyorsunuz bütün dönüşler sağadır vidalar şunlar bunlar hep sağa dönüşlüdür.
Açılışlar hep sağadır bir tek Kâbe de tavaf dönerken sola dönüş yapılır. Hacerü’l- Esved’in önün de kırmızı bir çizgi vardır o çizgide başlarsınız yedi kere sola dönersiniz.
Bu dönüşe göre ikinci yüz Hicr-i İsmâil
Ha Cim Ra dört harftir .
Hicre, Hucre Çift Rububiyet sırrının Zâhir ve Bâtın Ra ler.
Cemin cisim ve canda hak oluşudur Cerr.
Bu Cim in hak oluşudur.
Artık bu eloktron, atomudur-çekirdeğindir almak için çekirdeği emmeniz lâzımdır.
Rabbillâlemin’i yenmeniz lâzımdır hâşâ!
Öyle bir ceryan başlar ki muhteşem bir çember, merkez, dönüş ve daha doğrusu küre merkezle bir kumkuma başlar, muhteremlik başlar harika bir şey başlar işte bütün bunlar bizim ikinci yüzümüz olan Bâtın Yüzü yine Kâbe’nin içindendir.
Tek orası içindendir ama.
Orda bir çevrik vardır görmüşsünüzdür duvar gibi bir çevrik O çevriğin içi aslında Kâbe’nin içindendir bir kere tamir edilirken dışarıda bırakılmıştır. Aslında Kâbe küp-zar gibi değildi yani ve orada Hacer aleyhisselâm la İsmâil aleyhisselâm kabri vardır aşağıda üstünde insanlar otururlar dua ederler.
Namaz kılamazlar Kâbe’nin içinde olduğu için ordan tavaf geçişi yapılamaz sadece dua edilir muhteşem bir yerdir.
Altın Oluk da onun üzerindedir.
Kâbe’nin tepesine inen Rahmeti akıtan Altın Oluk da onun üzerindedir.
Onun üzerine akar işte burası Tarikat-ı Muhammed Aleyhisselâm yüzüdür çok kendine mahsuslukları vardır.
Hacer aleyhisselâm orda oluşu, KURBAN'ın orda yatışı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem öz dedesi İsmâil Aleyhisselâm
İşte bu burada İsmâil nedir İsmâil,e girdik mi hiç?
Yüce ismi de, ne bakımdan yüce?
İsmi azim olsaydı ne olacaktı İsmâil olacağına.
Cebrâil gibi Mikâil gibi İsmâil başka anlamları var çünkü .
Başka çekişleri var kafiye olsun diye benim şiirlerde ki gibi ya da Halimcan’ın şiirlerindeki gibi kafiyeye uydurma değil bunlar sebepleri var.
Gaye bu başka bir şey bunlar satırların işi değil sadırların işi başka âlem hayal âlemi değil Hakikat Âlemi.
Mutfakla tuvaletin arasında gördüğümüz zaman çöplüğü bir şehvet çarşısı görürüz iğrenç görürüz amma;
Emrullah, Muradullah-Emrullah arasına Halifetullah ı oturtuverdiğimiz zaman orayı ŞEHVETin değil TEVHİDin-ŞEHÂDETin Kölesi olarak görürüz insanoğlunu.
İşte ozaman kefenin bu yüzünün Hicr-i İsmâil gibi olduğunu
Görürüz.
Hicr-i İsmâil,dir, Hicr-i Hacer değil dikkat edin onun adı Hicr-i İsmâil,dir orası..
Bir zaman zır deli iken akıllanmadan önce Kâbe’nin kapısında iki üç metre ilerde her kez ihramlı ve donmuş haldeyken mumdan heykeller gibi içinde adım atacak yer yok bu kadar.
Çok ihramlı insan olduğu yerde duruyor yani âdeta heykel gibi hiç kıpırdama yok ve bir adım atacak yer yok bekliyoruz!
Çıt ses yok gök inliyor sadece uğultu bir müddet bekledik.
Orda bir boşluk var kapının yanında o boşlukta ben olta atıyorum bir sıkkınlık var bişey var yani! Bir şey bekliyorum ama.
Hacerü’l- Esved ile karşıdaki müezzin yeri arasında bir kırmızı şerit vardır burada hacılar tavafa başlarlar.
Bu şeritin olduğu yerde başlangıcında bir kişi geliyor fakat önü açılıyor. Geldikçe her kez den 20-30 santim daha uzunca ve muhteşem bir yüz yapısına sahip Ali k.v.
Çok harika Cebrâil aleyhisselâm gibi güzelliği harika ne bir kadın ne bir erkek o kadar güzel olamaz yani muhteşem harika bir göz yapısı var.
Çünkü bu yaklaştıkça önü açılıyor arkadan geri kapanıyor Hacerü’l- Esvedin karşısına kadar gelince:
“Sorusu olan kimdi?” diye buyurdu Türkçe olarak.
Sessizlik oldu ben hemence: “Bendim Efendim!” dedim.
“Sorunu bana sor ben ashabın Ulusuyum, Alisiyim!” buyurdu.
Ben de o günkü halimle el-kol hareketleriyle birlikte:
“Efendim, uğraşıyor uğraşıyor uğraşıyoruz ama olmuyor!” dedim.
Ali keremullahi veche: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem bize ibadet ettirirdi!” buyurdu ve Hicr-i İsmâil’e doğru yürümeye başladı ama ben sırtımı ona dönmeden geri geri çekilerek gidiyorum o geliyor.
Hicr-i İsmâil’in oraya kadar yavaş yavaş geldik.
Ben de diyorum ki: “Efendim elimden geleni yapıyorum, çok uğraşıyorum ama hiçbir şey yapamıyorum!”
Öyle anlatmaya çalışıyorum derdimi yani kendi derdimi ama işte oraya gelince Hicr-i İsmâil’in karşısına gelince eliyle bir atlayarak Hicr-i İsmâil’in olduğu yeri değil de onun arkasındaki Mârifet Sahasını göstererek işte burada İlim İrade ve Ahlâk üzerine ibadet ettirirdi!” buyurdu.
Be hiç duymamıştım hayatımda bunu ve ben bu rüyalarımı anlattığım için sansür yiyen bir insanım!
Anlatmama sebep bundan Barboroslar bir şey öğrensin diye başka anlatmam ALLAH a Hamd ü Senâlar olsun gerek yok ihtiyaç yok önemi de yok!
Çünkü yaşanmayan yalandır. Yaşanmıyorsa yalandır.
Doğru değildir. Doğru olmayan yalandır işte o kadar!

Bir müddet sonra ben dedim ki kendi kendime o zaman şiir o devrin şiirleri gelince bunları göreceksiniz altında yazacaktır.
Bunu bir şiir olarak zevk olarak mutlaka işlemişimdir.
Şimdi hatırlamıyorum tarihini bile ama önünüze çıkacaktır aramak lâzım çünkü.
Bu Sistem gereği neden “DÖRT” lü değil diye bu kafama dert oldu.
“Ahlâk ne demektir?” diye.
Ahlâk herkesin târif ettiği bir şeydir.
Ben bunu anlamıyorum dedim yani böyle gitti bu böyle kaldı üçlü böyle olmaması lâzımdı gibi şeyle yürürken sanıyorum üç dört ay geçti.
Bir tekrar oldu: “Ahlâk; İdrak ve İştirak dır!” buyurunca dedim: “Hahh şimdi oldu bak! Şimdi oldu! Ben İdrak edilmeyen ve İştirak edilmeyen bir ahlâkı ne diye kabul edeyim!”
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in güzel ahlâkı diyoruz benim bunun İlmini bilmiyorum İradesini bilmiyorum İdrakini yapamıyorum doruğa çekemiyorum zirvesine, artık yer yok!
Bir adam ağzına bir bardak getirmiş: “İster zemzem ister zehir ne ise beni içindekinden yapacak!” diyor.
“Siyanürse öldürecek zemzemse hayat verecek!” diyor.
Ne zaman İdrak da ağzına dökmeye başladı mı, dersin ki doruğa çekti diğerlerinin tümünü ezdi çünkü İdrak etti İradesinin üstüne çıktı yani .
Ne zaman İştirak eder?
Hücrelerine girdi mi eğer zehirse anında titremeye başladığını çırpınmaya başladığını görürsünüz.
Zemzemse yüzünün güldüğünü neşelendiğini tüm hücrelerinin “Elhamdülillahirabbilâlemin!” dediğine şahid olursunuz.
Çünkü İştirak ediyor.
O ana kadar neydi elindeki, hayaldi.
Neyse hayaldi zemzemse de hayal idi zehirse de hayal idi.
Çünkü Şeriatta İlmini biliyordu anlatılmıştı
Tarikatta Edebi öğretilmişti İrade etmişti.
Mârifette bu perçinlenmiş, İrfana kavuşmuş ve Muhammed Aleyhisselâm Hakikatinde gerçek doruğa çekilmişti.
Hakikat da şah damarından yakîn olanın yaratmasıyla İştirak a geçecekti.
Hâl haline geçecekti
Hâllenecekti yani Halimce olacaktı.
Hal olmak budur içki içenler bilirler ki iki dubleden sonra her kez halince olur!
Neyin halince içtiklerinin halince, dört dubleden sonra zom halince olur!

Ne bileyim ben bir ufak içen bir ufakça olur bir büyük içen bir büyükçe olur.
Neden böyle söylüyorum?
Doğru söylüyorum halce olurlar, akılları aynı olur bir yer yansın kahkaha ile gülerler!
Çünkü akılları halleşmiştir!
Kimle?
İçtikleriyle!..

Muhammed Aleyhisselâm Nuru’ndan böyle kana kana içenler ise gerçekten Muhammedî şuuru bilenler.
Şeriat Yüzünde Kâbe’nin Kapısını BİLenler,
Tarikat Yüzünde Hicr-i İsmâil Yüzünde Altın Oluğu, Kurban Nefsini BUL-ANlar!
Kurban olmanın ne idiğini bilenler ne olduğunu anlayanlar o yüzün muhteşem İradesine erenler!
Kurban öyle bir gariblikliktir ki Nurullahı Rabb Sırrından Kevne geçmek!
Bunun için buyuruyor İsmâil Aleyhisselâm,
Babası: “Gözünü bağlayayım mı?” diyince
Çocuk ne diyor: “Hayır hayır sen emr olduğunu yap İnşallah sabredenlerden bulursun!”


فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَى فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَى قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِي إِن شَاء اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ

" Felemma beleğa meahüs sa'ye kale ya büneyye inni era fil menami enni ezbehuke fenzur maza tera kale ya ebetif'al ma tü'meru setecidüni in şaellahü mines sabirin: Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.” (Sâffât 37/102)

Nere bu Makam?
Sadakat, Şeriatta.
Samimiyet-İhlas Tarikatta.
Sabır, nere burası ki: “İnşallah beni sabredenlerden bulursun”
Ne diyor İsmâil Aleyhisselâm: “Üstüme bas da geç! Beni Sabır edenlerden bulursun! Kabrime basta geç!”
Bizim Hasbî Hizmet sözümüzü anlamayan ahmaklar, kendime söylüyorum oyuncak sananlar neden bu âleme gelip geçtiklerini hiç düşünmediler.
Bu âlemde her kesin yeri vardır lâzım ve lâyıktır!
Firavun Riravun’ca lâzımdır!
Musa Aleyhisselâm, Musa’ca lâzımdır!
Hesabını görmekten değildir her şey yerli yerindedir bu âlemde!
Biz yerli yerinde miyiz?
Muhammedîyiz hamd olsun!
İşte Muhammedî şuuru Kâbe’nin Şeriat Yüzünde gerçekten
Hakça ve hayırca bildiğimiz zaman.
Bu Altın Oluğun altında Hacerr’in Hücresinde İsmâil’in Zemzeminde Hacer anamızın Rahmân ve Rahîm Memelerinde, Hacer Kuyusunda,
İsmâil’in Zemzem Suyunda Muhammedî Nuru bulacak mıyız?
İradeyi bulacak mıyız TEVHİD TERCİHimizi yapabilecek miyiz?
Hakta ve Hayırdayız diye Şerde ve Bâtılda değiliz diye diyecek miyiz.
Gerçekten gerçekten Şeytanımız Müslüman olacak mı Nur-u Muhammed’le aleyhisselâm artık gecemiz gündüzümüz kalmayacak değil mi hep batmayan güneşimiz gece olmayacak değil mi hiç cehennemimiz olmayacak bizim değil mi?
Çünkü batmayan bir Muhammedî güneşe kavuştuğumuz için hep cennetimiz olacak değil mi?
Onun için;


أُوْلَـئِكَ جَزَآؤُهُم مَّغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَجَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَنِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ

“Ülaike cezaühüm mağfiratüm mir rabbihim ve cennatün tecri min tahtihel enharu halidine fiha, ve ni'me ecrul amilin: İşte onların mükâfatı, Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükâfatı ne güzeldir!” (Âl-i İmrân 3/136)

“Tecrim min tahtihel enharu halidine fiha”
Kimin katından kaynıyor bu Hacer aleyhasselâm tahtı rahminden kaynıyor
“Tecrim min tahtihel enharu “ ceryan ediyor çünkü güneş ışığı gibi ırmakların sürekli kaynadığı gibi hep yenisini kaynatıyor.
“Tecrim min tahtihel enharu halidine fiha “
Öyle nehirler ki…
Muhalled, halledilmiş dâimiyeti kesin helal olmuş ve hak olmuş artık.
Bu muhteşem cennet âyetleridir bunlar.
İşte burada olmakta bütün bunlar.
Bunu bulanda olmakta ama olmak başka şeydir.
Bulmak başka şeydir olmak başka şeydir.
İşte olmak mârifet işidir neydi orası o köşenin adı nedir ?
O köşenin adı Hacerü’l- Esved!
Hacerü’l- Yemanî vardır orda Boz Taş öbür köşede oda kudsal bir taştır. Ama gizli bir taştır herkes bilir Hacerü’l- Esved kadar muteşem değildir.
Çünkü Hacerü’l- Esved “L İLÂHE İLLALLAH” ı temsil eder.
Giriş kapısıdır bambaşka bir şeydir ya ne önemi var yeni girdik kardeşim “Lâ İlâhe İllallah” la girdik onla geri çıkıveririz!
O kadar önemli ki hiçbir şartı yok kendi şart!
Hiçbir şartı yok; cenâbet girer, kafir girer dünyanın en kötüsü girer hem de sıfırdan girer!
Adam Hıristiyandır ömrü boyu kötülük etmiştir sıfır kilometre girer!
Bizim ki kırk senedir, seksen senedir, altmış senedir tırpan atıyor munafığın tekidir, Müslüman edemezsiniz!O
nun için Siirtli Hocam: “Şunlardan İllallah!” derdi!
Câminin önünde oturanlara selâm vermezdi hiç!
“Câminin önü hocam insan dolu neden selâm vermiyorsunuz?” derdim de:
“Neden selâm vereyim? Neden vereyim neden içere girip de Muhammed aleyhisselâm gibi iki rekat namaz kılıp da oturup zikretmiyorlar da burada dedikodu yapıyorlar işte bu yüzden düşmez bunlara selâm kelâm!” derdi.

Boz Taş sanki Kâbe’nin Mârifet Yüzü gibi üçüncü yüz.
Hani şöyle takıştırıp yakıştırmıyoruz zevk ediyoruz, ederiz!
Şeriat Yüzünde İbrahim aleyhisselâm,
Tarikat yüzünde İsmâil aleyhisselâm var demiyoruz Musa aleyhisselâm var.
Çünkü Şeriat Yüzü topraktır, toprak gibidir.
İbrahîm aleyhisselâm ebedi bereket Ebu Rahîmdir.
“İbraham!” diyor adam o zamanlar bizim zırdeli dönemimizde “İbraham İbraham diye bir kelime yok buna çok gücenirdim neymiş İbraniceymiş aslı!
İbraniceden önce Arapça yok muydu?
Allah celle celâlihu’ ça yok muydu?
Kur’ân’ca yok muydu?
Hakk’ça yok muydu diye gücenirdim?

Ve bir gece yarısı dehşetle kalktım ki bütün yer gök “Ebu Rahîm Ebu Rahîm!” diye inliyordu!
Ne diyor bunlar diye kendi vücudum dahi öyle inliyordu ki!
“Ne diyor bunlar?” dediğimde: “İbrahîm!” diyorlar!
Haaa “Er Raufu’r- Rahîm” dir Muhammed Aleyhisselâm tövbe suresinin sonundaki doğru!


لَقَدْ جَاءكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ

"Le kad caeküm rasulüm min enfüsiküm azizün aleyhi ma anittüm harisun aleyküm bil mü'minine raufür rahiym: Şanım hakkı için size bir Resul geldi ki: kendinizden, gayet ızzetli, zorlanmanız ona ağır geliyor, üstünüze hırs ile titriyor, mü'minlere raûf, rahîmdir” (Tevbe 97128)

Dedim ki: “İbrahîm Aleyhisselâm babasıdır Ebu Rahîm’in yani gerçekten Ebu Rahîmdir tek Ebu Rahîm odur zâten!
Çünkü bir tek El Rahîm vardır ALLAH ı zülcelâlin yarattığı insan olarak o da Muhammed Aleyhisselâmdır ve Rauftur üstelik.”


(Devam edecek)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 03 Haz 2009, 23:58 
Çevrimdışı
Aktif Üye
Aktif Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 145
Hadi söyle içindekini Rububiyet Sırrı olarak çıkar bakayım bir kim çıkarmış?
Çıkaramaz câhillik, câhil cesur olur ALLAH korusun benim gibi, ALLAH’a sığınırız!
Ne diyor Münir hocam: “Küfürdür!” diyor kime bana diyor çünkü bu kâinâta ALLAH’in izni ve inâyetiyle benim gönlümden daha yakın bir gönül yoktur Münir Hocaya, amaçsızdır çünkü benimkisi çıkarsızdır!
Hiçbir şeysizdir, Allah içindir, ellerimiz sadece ALLAH için birbirimize kenetlidir bunu ancak Allah bilir!
Allah bizi zora düşürmesin bizi koparmasın bizi yanlışa düşürmesin!

Neden Tarikat Yüzü ateşdir?
Neden ateş terbiyecidir?
Neden ateş den geçeriz?
Neden ALLAH Zülcelâl Kur’ân -ı Kerim de tek âyet vardır: “Hepiniz cehennemden geçeceksiniz!” diye.


وَإِن مِّنكُمْ إِلَّا وَارِدُهَا كَانَ عَلَى رَبِّكَ حَتْمًا مَّقْضِيًّا
"Ve im minküm illa varidüha kane ala kabbike hatmem makdiyya: (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir.” (Meryem 19/71)

Bütün peygamberler de her can cehennemden geçecektir kendi halince geçecektir öyle olmasın mı?
Yani herkes kendi halince geçmesin mi?
Peygamberler peygamberce geçmesin mi?
Herkes herkesçe geçmesin mi?
Elbette öyle geçecek zâten!
İşte orası İkinci Yüz, zâten orası Nefs Makamıdır!
Çünkü ikinci aşamadır her bakımdan “İlâhe Makamı” dır çünkü onun için ateştir.
Bin tane söylüye biliriz aklına ne geliyorsa tümünü iade makamıdır İşte Musa aleyhisselâm muhteşemlikleri!


وَلَمَّا جَاء مُوسَى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ أَرِنِي أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَانِي وَلَـكِنِ انظُرْ إِلَى الْجَبَلِ فَإِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرَانِي فَلَمَّا تَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ موسَى صَعِقًا فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَ

“Ve lemma cae musa li mikatina ve kelemehu rabbühu kale rabbi erini enzir ileyk kale len terani ve lakininzur ilel cebeli fe inistekarra mekanehu fe sevfe terani felemma tecella rabbühu lil cebeli cealehu dekkev ve harra musa saika felemma efaka kale sübhaneke tübtü ileyke ve ene evvelül mü'minin: Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi.” (A’raf 7/143)

“Hadi sen bana bir görünsen ya!” diyen nefsi: “rabbi erini “ yok yok illa görmek istiyorum.
Kırk kişi getirdim yanımda bak bunlar seni görmek istiyorlar inanmıyorlar hepsinin canlarını aldık iade ettik âyeti vardır.
Şecereye vurduğu zaman Musa bayıldı indi aşağıya yerle bir oldu.
Neydi şecere ağaçtır hangi ağaç meşe ağacı mı?
Şecere Âdem oğlunun şeceresidir şah damarımızdan yakın oluş şeceresidir kelimeler seçmedir orda!
Hiç insanlar yanlış yerde oynamasınlar!
ALLAH Zülcelâl ne buyuracağını buyurmuştur canın isteyince akla akıl de canın isteyince hiçre hicir de, canın isteyince Nuha ya akıl de, canın isteyince rasuhuna akıllı de, hep akıl de, akıl de, akıl de!
Sîneye ,Sadra, Fuad a Kalb de!
Bu doğrudeğildir işte!..
Tümüne de bunların kalb de, bütün nefislere Ruh de ondan sonra deki: “Ben böyle dediğim için böyle!”
ALLAH Zülcelâl neden hepsini ayrı ayrı söylüyor?
Neden hepsinin yerine akıl yazı vermiyor akıl akıl yazmıyor da hicr yazıyor nuha yazıyor sebeb anlamayalım diye mi?
Hiç mi anlamayalım Kur’ân-ı Kerimi, bize bana lâzım değimli?

Ben tekrar bir daha mı geleceğim bana o akıl neden verilmiş?
Hadi ben uçtum, uçsam nere uçacağım?
Cennetin hepsini bana verse ne olacak?
Ama bir şey var bir kere Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’n yüzü gülse var ya bir kere yalnız şöyle bir kere gülümsese ki ben böyle çok üzgün halini de gördüm!
Yani bir kere yüzünün gülmesini nebileyim ben kendi adıma ALLAH’a sığınırım!
Keşke güzel bir şey yapsam da bir kere gülse de ben hep cehennemde kalsam!
Yani kendim için istemediği mi açıkça söylemek için söylüyorum!
Çünkü bu hayatın kuruluş amacını anlamaya çalışıyorum!
Her halde buraya geleyim böyle belli bir süre yiyip içip çalıp oynayayım zil takayım sonra, sonra sığırlar bile benden daha doğru bir hayat yaşamaktalar.
Daha ALLAH’a yakın yaşamaktadırlar hep sığırlık yapmakta dırlar.
Böyle bir hayatı tercih etmemin hangi aklımın kârıdır?
Bu hiç birinin bu bakımdan bizim Salı Sohbetlerimiz SALLama sohbetlerimizdir, rastgele sohbetlerdir ama ULAŞIM amaçlıdır engelleri temizler!
Rastgeleden kastım kendi geliyor!
Başka bir şey konuşacaktık zâten Barboros demeseydi unutmuştum ben sohbeti günü bilmiyordum gerçekten bilmiyordum.
Biri dese ki Pazar doğrudur Perşembe dese de doğruydu zâten şunu demek istiyorum kendi gelir biz getirmeyiz buraya nerden geldik?
Hicr-i İsmâil yüzünden Kâbe’nin Tarikat Yüzü gibi olduğunu, üzerinden Altın Oluk aktığını, bütün kâinâtın rahmetinin Altın Oluk ile İsmâil aleyhisselâm ve Hacer aleyhisselâm kabrinin olduğu çevreye döküldüğünü!

Burasının aslında Musa Aleyhisselâm işi gibi gözüken Nefs Makamı olduğunu,
Ateş Makamı olduğunu dört unsurda ona benzediğini zevk etmek için söylüyoruz Edeb Sahası olduğunu ve,
Ali keremullahi veche’nin Edeb Bölgesi olduğunu bu Altın Oluğun sürekli akması gerektiğini,
Gök Rahmetlerinin sürekli gelmesi gerektiğini söylüyorum!
Alber var mı sohbette?
Var burada, biz onunla olan Umrede, Altın Oluğun önünde Alber’le secdede yatan bir Dede gördük secdede gözünün yaşanın mermerin üzerinden akarak böyle sol tarafın da küçücük bir avuç içi kadar bir gölet yaptığını gördük göz yaşından!
Alber sağ tarafına geçti ben sol tarafına geçtim, bekledik sonra secdeden kalktı Alber’e kenedi dilince dualar etti bana dualar etti.
Kâbe ye yalvardı yakardı yani o tarafa dönerek ve sonra bizi kaldırdı gittik zemzemlerin olduğu yerden kendisi bize zemzem doldurdu ikram etti ikimize de ayrı ayrı dualar etti.
Ondan sonrada vedalaştık ve orada hiç kimse yoktu bir Allah’ın kulu tek başına o vardı bomboştu!
Bir tek orası bomboştu yani hiçbir insan oradan geçmiyordu bile!
Öyle muhteşem bir makam bir yer!

Biz çok çirkin çok üzücü çok yanlış bir para putu ülkesinde esir köleler olduk!
Artık dinimizde burada geçer akçe haline geldi kullanılır hale geldi!
Sanki bir para putu ülkesinde bir din haline geldi hâşâ!
Yani bir Yunus Emrem neşesine hasret kaldık!
Biz çıkamıyoruz bu batağın içinden ne kadar çıkıyoruz desek de zikke boylarımız kadar sanki bizi yerin altına kadar zikkelemişler!
Bileklerimiz gibi zincirlere bağlamışlar!
Kimimizde otuz metre kimimizde beş yüz metre bağımızın uzunluğu, bu kadar kalka biliyoruz, bu kadar otura biliyoruz!
sebeb şu, akıllarımız Muhammedî Şuuru BİLemediği için!
Akıllarımız bu cephede Tarikat cephesidir o Nur-u Muhammedîyeyi BULamadığı için!
Neden?
Neden olacak, “Ya Muhammed sallallahu aleyhi ve selem sana biat edenler”
Biat nedir?
Biat muhatap oluştur Muhammed aleyhi selâma muhatab oluştur, bizzat bu BİLElik BİZlik ve BİRlik bilelik haline geldiği zaman Et-Tırnak haline geldiği zaman biattır, bu oyuncak değildir hâşâ!
Böyle bir biat olduğunda ne diyor?
“Ellerinin üzerinde ALLAH'ın Eli vardır.”


إِنَّ الَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللَّهَ يَدُ اللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَى نَفْسِهِ وَمَنْ أَوْفَى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا

" İnnellezine yübayiuneke innema yübayiunellah yedüllahi fevka eydihim fe men nekese fe innema yenküsü ala nefsih ve men evfa bi ma ahede aleyhüllâhe fe se yü'tihi ecran aziyma: Her halde sana biy'at edenler mahzâ Allaha biy'at ederler, Allahın eli onların elinin üstündedir, onun için her kim cayarsa sırf kendi aleyhine cayar, her kim de Allaha ahid verdiği şeyi iyfâ ederse o da ona yarın bir ecri azîm verecektir” (Fetih 48/10)

Biliyorsunuz Fetih sûresi bu!
Bu nedir bu nedir bu zikrullah mıdır kelâmullah mıdır?
Hâşâ her hangi bir söz müdür?
İşte bütün bunlar bütün bunlar bütün bunlar, biz bunu nerden alırız?
Biz elektriği nerden almaktayız, çocuk bile bilir ki Keban’dan el ele vermiş direkleri bize getirir elektriği!
Getirmesinler mi olmasın mı kablo?
Olmasın mı kablonun içersinde Nur-u Muhammed , Nur-u Mim ve Nurullah?
Kapımızın önünde Muhammedî bir direk varsa, şeytan ve şeytanlaşmışlar neden dert etmekteler?
Allahın eli ellerimizin üzerinde olmasından neden korkuyorlar, neden korkuyorlar?
Bizi niye korkutuyorlar, niye korkuyorsun başka bir derdimiz mi var?
Kral mı olmak istiyoruz bir şey mi olmak istiyoruz? Hayır!
Ebediyen mi yaşayacağız? Hayır!
Aklıma soruyorum: “Sen ne istiyorsun?” diye.

Demek ki Muhammedî Nuru bulmak için Allah’ın izni ve inâyetiyle ALLAH’ın Eli elinde olanları ALLAH bize nasib etsin!
Böyle bir ihlas içinde olalım Çünkü Tarikat Makamı dâima İhlas-Samimiyyet Makamıdır.
Şeriat Makamı Sadakat Makamıdır sözünde sadık olmayanın Şeriatı yoktur!
Şimdi bu Kâbe Sohbeti kendiliğinden çıktı!
ALLAH hayırlar versin Meryem Zevklerinden çıktı.
Meryem Aleyhasselâm Mârifet Makamındadır.
İsa Aleyhisselâm Mârifet Makamındadır çünkü kendisi öyledir.
Rahîm Kapısı vardır Meryem Aleyhasselâm.
Rahmân kapısında kimse yoktur insan yoktur Er Rahmân vardır. Çözemezsiniz harikadır yalnız Nur-u Muhammed’in anasını babasını sorduğunuz zaman delirmeniz gerekir!
İşte bu Hakikat Makamıdır çünkü cem’idir.
Onun için Allah Zülcelâl ile birlikte anılır.
ALLAH’a ve Resûlune teslim olunuz Şeriat Makamında
ALLAH’a ve Resûlüne iman ediniz Tarikat Makamında
ALLAH’a ve Resûlüne tâbi olunuz Mârifet Makamında
Allah ve Resûlüne itaat ediniz Hakikat Makamında
Bu dördünü dolaştınız mı TAVAFı yaptınız!

Tavaf nedir?
İçinizdekini bakın “Ta Va F” içinizdekini fiilen yaşayışınızı hakikatınızı çıkarırsanız yaşarsanız bir göz bakışı gibi bile TAVAF dır bu bu dönüş DEVRANdır. Muhteşem bir şeydir!
Biz bir gün bir yüzünden konuşsak Kâbe’nin Şeriat Yüzünden konuşsak saatlerce konuşuruz.
Konuşulur yani çok şey var çünkü onun için dikkat ediniz ne diyor Ali keremullahi veche.
İlim ve İrade ile yaptırdı İştirakle yaptırdı diyor buyurdu anladım Şeriatta herkes e açıktır
İsteyen açar Kur’ân-ı Kerimi okur istediği yerden bütün bilgileri toplar.
Fenâfillah’ı öğrenir ondan sonra havalarda uçmaya başlar.
Nefs bunu ister zâten verdin mi gazı aynı araba gibi gidebildiği yere kadar gider, ama başına ne gelirse gelsin umurunda değildir!
Uçar-muçar ama Tarikat Makamı öyle değildir.

Orda İrade vardır: “Ben bunu içeceğim ama zarar mı getirir kâr mı getirir vardır.
“Bunun sonucu ne olur bana benim aklım ne diyor bu işe!” diye akıl kendi kendini sorgulamaya başlar.
Bunu başardığı zaman, bunu bulduğu zaman fark etmez artık!
Ateşe atılan GÜL ve GÜBRE fark etmez!
Kokusunu dışarıdakiler duyar: “Gübre attılar kokuyor!” der
“Gül kokusu geliyor buradan!” der.
Ateşe sorsalar: “Kim var?” diye.
Cevap verir: “Benden başka kimse yok!”

İlim, Edeb görmüştür.
İlim Şeriat içindir ve Edeble Ehl-i Beyt Tarikatına dönüşmüştür.
Ehl-i Beyt aleyhumüsselâm dönüşmüştür.
Yani Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’in Kanını, Canını ve İmanını taşımaktadır.
İmanını taşımaktadır Muhammedî Seviye oturmaktadır yerine tam olarak. Mârifet Makamına geçildiğinde İdrak Makamıdır ve sonra İrfan Makamıdır.
Muhammed Aleyhisselâm tümünün Nebiyyi’l- Ümmîsidir.
Baştan sona öyledir.
Ebedî Resûlullah sallallahu aleyhi ve selemdir Bâtını, Âhiri!
Zâhiri Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem dir.
Allah Zülcelâlin ilk halk ettiği mâsivânın İLK Noktasıdır.
Son çekeceği nokta da odur.
Çember gibidir Sırat-ı Müstakimin ilk ucudur.
Ömür Devranı biter iki uç öpüşüverirler aynı nokta!
İşte o kaynak noktası ki Firavun imanla Musa Aleyhisselâm’ı bulur!
Onun için bu Kul İhvani ne diyor: “Benim firavunuma ateş etmeyin Musa mı vurursunuz! Lâ ilâhe me dokunmayın İllALLAH’ı mı vurursunuz!” Sevip-Sevilemeye çalış!
Katilliği bırak: “Nefsimi öldürüyorum, onu öldürüyorum, bunu öldürüyorum!” diyerek elindeki tüfekle çocuk gibi ora-bura saldırıyor!
Vermiş eline bir tüfek çocuğun Barboros, bu çocuk kimi vurur ilk defa kendini vurur ya da babasını vurur kimi vuracak!
Neden?
Bilmez ki o silahın ne olduğunu, bilmez o çocuk tesadüfen eline geçti Allah korusun işte bu bu!..

Onun için yaşayan insanlarımıza bakın gençlerimize hepsi Tasavvuf Hastasıdır!
Tasavvuf Kurbanıdır, fedaidir hepsi Allah için fedâ olmuşlardır!
Ona buna kul köle olmuşlardır!
Kula kulluk yapmaktadırlar neden?
Azimleri var, istekleri var gönülleri böyle!
Öyle ama tuzağa düşen kuşlar gibi çırpınıp kalmaktalar!
Biz neden: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’in Dört Âleminde İZini affedersin kendim için söylüyorum köpekler gibi dilimizle yalayarak temizleyelim!” demekteyiz.
“Neden SESimiz İzimiz!” oluyor!
BİZ kimiz ki Kervan Köpeğinin sesimi olur?
Olur, Olur!
Hasan Dağına gelenler göreceklerdir ki gecenin yarısında her Obanın nerede olduğunu biz köpeklerin seslerinden anlarız!
Başka anlayamazsınız ki sürünün nerde olduğunu, dâima köpek sesinden anlarsınız!
Hasan Dağı böyledir işte!
Bu şerefli bir Meslektir Mezhebdir Meşrebdir ve maveradır.
Bu hiç kimse Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’i gibi ibadet edemez !
Hürdür ama hiç kimse Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’e hizmet etmeden himmet bulamaz asla!
İsterse bütün dünyayı Kâbe ile doldursun öyle bir Yüce Peygamber Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’dir ki bir kere yetimin başını okşayıverse: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem böyle yapardı!” diye. İşte o zaman yüreği, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’in yüreğine geçiverir.

Bir zaman Balgatt’a yaşayan bir zengin için bana görev verilmişti.
Hastahâne vs. yaptırdığı için bir kere uyar diye..
Telefon ettim ….’a orda bir saat kadar sohbetimiz olmuştur.
Bana noksanını sormuştu.
Ben de: “Böyle böyle işler yaptırmışsın ama alnın çatına Kendi Adını yazmışsın seni Yaratan Adına yazacak kadar yürekli misin? … Yaratanın Adına diyebilecek kadar yüreğin var mı?” dediğim de ne demişti:
“Hayır!” ben ne demiştim:
“Canın cehenneme, cenâzende çelenkler ve siyah gözlüklü insanlar çok olacak! Ben gelmem!” dedim ve hukukumuz vardı eskiden.
İşte buydu İhlas Yaratanın Adına yapabilmekti!
Çünkü ben onun için gitmiştim ben yoksa ölsem de gitmezdim!

İşte böyle bir Mârifet Makamıdır o yüz Rukn-ü Yemani’nin olduğu o yüz.
Hacerü’l- Esved gibi Rukn-ü Yemani vardır.
Rukn, nedir Rukun?
Erkan Hakikat Âlemidir Rukn-ü Yemani.
Nedir Yeman nedir Yeman?
İmanı yaşayışa geçiriştir.
İştiraka geçiriştir imanı!
Ben ne edeyim senin imanın bana ne faydası var, sana ne farydası var yaşanmamaktaysa.
Yaşanmayan yalan değil mi?
“Eşhedü en lâ ilâhe illallah” nerde?
Nerde Allah da sen şâhid olmuşsun
Neden buyuruyor Ali keremullahi veche: “Ben görmediğim Rabbime tapmam!” diye neden buyuruyor?
Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem: “Ben Rabbimi Rabbimle gördüm!” diye ALLAH’ı demiyor hâşâ!
Neden diyorum ben: “Benim imanım Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’in seviyesinde!”
Benim değil BİZim diye öyle değimli bizim peygamberimiz gök yüzünde mi kılardı namazı bizim imamımız da biz yerin dibin demi oluruz?
Öylemi yaptı sahabeye?

Bu gün öylemi bunlar aklın işi değil akıl ne ki?
Akıl çocuktur Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’in Şuur Seviyesine geldi mi nakilleşir.
Eğer nakilleşiyorsa, yoksa Firavun’laşır çünkü: “O beni yaratmadı ben onu yarattım!” der
Allah korusun! Allah korusun!..
İnşallah da biraz da biz koruyalım yani!.
Çünkü bize Cüz’i İrade verilmiş bunla her şeyi yapıyorsunuz maşâallah!
Birazda bunu yapalım diye söylüyorum!
Evet özür dilerim bu gün şeyim yok, canım istediği gibi konuşuyor beni bağışlayın yani!
Yanlış bir şey söyleye bilirim onları bana bırakın!
Çünkü ben Salı Sohbetlerinin daha şey olmasını eskiden beri istiyorum.
Yani serbest olmasını istiyorum.

Biraz sonra sizlere de söz vereceğim sizlerde söyleyin rahatça gönlünüzden geçtiği şekilde konuşun, söyleyin ki BİZ BİR olalım.
Ama şu Kâbeye bir Tur-Tavaf atalım isterseniz.
Yani üçüncü yüzde üçüncü tiplemelerdir.
Bizde dörtlü sistem dediğimiz üçüncü kelimeler dâima Mârifet Makamı İdrak makamı nebilim ben ne kadar dörtlü varsa İllâ Makamıdır.
Lâ İlâhe, hakikaten ilâh bulamadım kimi buldum daha anlayamadım yani bunlardan olmaz da daha Rukn-ü Yemani bulamadım!
Rukun emin olucağım bir rukne ulaşmam lâzım!
Duyuyorum “Allah celle celâlihu” diyorlar ama ben o noktada değilim çünkü daha üçüncü yüzdeyim.
Dönemedim demek istiyorum döndüğünüz ANda orayı bakın bütün dünya milletleri İslam olanlar:
“Allahümme Rabbenâ âtina fiddünya haseneten ve fil ahreti haseneten vakinâ azabennâr. Ve edhilnelcenneti meal ebrâr! Ya Azîz ya Gaffâr Ya Rabbil Âlemin!” demek zorundadır.
Dördüncü Makamdan geçerken başka dua okuyamaz, diğer yerlerde istediğini söyler!
Oraya gelince bakar ki bütün millet koyun gibi meleşiyor aynı duayı!
“Bizi cennete sok maelebrâr!”
Kimlerle ebrârlar la kim ebrârlar?
Ebrârlar, en iyiler Birr ta keremullahi vecheye ulaşanlar, zâhirde-bâtında Rububiyet Sırrını BİRR olarak Muhammed Aleyhisselâm Ruhunda yaşayanlar.
Bunların şehâdeti Muhammed Aleyhisselâm şehâdetidir çünkü!
Onu için diyor Çanakkalede Albay şehid olurken: “Zahmet buyurdun Ya Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem!”
Onun için diyor Münir Hocamım Hüsnü Dedesi: “Zahmet buyurdun Ya Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem!”
“Kaldır dedi diyor kaldır!” Münir Hocam: “Kadırdık diyor hüsnü dedeyi Yasin okuduk önce!” diyor.
“Beni bir kaldırın!” kaldırdık ki gülümsedi baktı şöyle diyor:
“Zahmet buyurdun Ya Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem! Eşhadü en lâ ilâhe illallah Eşhedu enne Muhammeder Resûlullah!”

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 05 Haz 2009, 09:56 
Çevrimdışı
Yeni Üye
Yeni Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13 Haz 2008, 02:00
Mesajlar: 2
Hürdür ama hiç kimse Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’e hizmet etmeden himmet bulamaz asla!
İsterse bütün dünyayı Kâbe ile doldursun öyle bir Yüce Peygamber Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’dir ki bir kere yetimin başını okşayıverse: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem böyle yapardı!” diye. İşte o zaman yüreği, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’in yüreğine geçiverir. (Efendimiz, Kendisine Vefalı Olanı Terk Etmez Fethullah Gülen, Zaman 05.06.2009
İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallahu aleyhi ve sellem), ümmetine karşı o denli merhamet ve şefkatle doluydu ki, bir gece sabaha kadar, Hazreti İbrahim'in duası olan, "Ya Rabbî! Doğrusu onlar (putlar) insanların çoğunu saptırdılar. Artık bundan sonra kim bana tâbi olursa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, o da Senin merhametine kalmıştır, şüphesiz Sen Gafûr'sun, Rahîm'sin." (İbrahim, 14/36) mealindeki ayet ile; Hazreti İsa'nın duası olan, "Ya Rabbî! Eğer onları cezalandırırsan, şüphe yok ki onlar Senin kullarındır. Onları affedersen, Aziz ü Hakîm (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibi) ancak Sensin!" (Mâide, 5/118) mealindeki ayeti tekrar tekrar okumuş, ellerini kaldırıp, "Allah'ım! Ümmetimi (mağfiret et), ümmetimi (mağfiret et!)." diye yalvarmış ve ağlamıştı. Bunun üzerine Allah Teâlâ Hazretleri, "Ey Cebrail! Muhammed'e git ve O'na de ki: "Biz seni ümmetin hususunda razı edeceğiz ve asla kederlendirmeyeceğiz." buyurmuştu.

Peygamber Efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde haşrin dehşetini anlatırken de, "O gün ümmetimden bazıları sol taraflarından yakalanmış olarak getirilir. Ben, 'Ya Rabbi, bunlar da benim ashabım! Bunlar da benim ümmetimden!' derim. Cenâb-ı Hak bana hitaben, 'Ya Muhammed! Bilmiyorsun onlar senden sonra neler işlediler.' der. Ben de artık salih kul Hazreti İsa gibi derim: 'Ya Rabbî! Ben aralarında olduğum müddetçe onları kolladım. Fakat vakta ki Sen beni aralarından tutup aldın, onları görüp denetleyen yalnız Sen kaldın. Sen gerçekten her zaman, her şeye hakkıyla şahitsin. Eğer onları cezalandırırsan, şüphe yok ki onlar Senin kullarındır. Onları affedersen, Aziz ü Hakîm ancak Sensin!" (Mâide, 5/117-118) buyurarak, ötede de ümmetini düşünüp onları kurtarmak için çırpınacağını söylemişti.

İşte böyle bir zatın ümmetine küsmesi ve darılması söz konusu olamaz. O'nun kendi hakları açısından hiç kimseye küsüp darılmayacağından emin olabilirsiniz. Fakat Allah Resûlü'ne karşı yapılan bazı hatalar ve cinayetler vardır ki, doğrudan doğruya O'na karşı yapılmış olsa da, belki umumun hukukuna bir tecavüz ya da hukukullah adına bir saygısızlık sayılır.

Yapılan o kötülükler içinde, Kur'an'a hakaret yer alıyorsa, Efendimiz'e saygısızlık bulunuyorsa, dine-diyanete karşı bir tecavüz söz konusu ise bir asırdan beri insanlığın hayrına ortaya konulan bir hizmet çizgisine ve o eşiğe baş koyan insanların sa'yine ihanet varsa, bunlar öyle büyük cinayetlerdir ki, bu konuda affetme ve bağışlama hakkı hiç kimseye verilmemiştir. O cinayetleri işleyenler, Kâbe'yi tavaf etmiş ve beş vakit namazlarını aksatmamış olsalar bile, yaptıkları kötülüklerin hesabını ahirette mutlaka verecek ve cezalarını çekeceklerdir. Hatta siz onları affedip her gün dualarınızda yâd etseniz de, onlar bu hesaptan ve cezadan kurtulamayacaklardır.

Ashabımı Bana Bırakın!..

Ümmet-i Muhammed'e ihanet, hizmet-i imaniye ve Kur'aniye'ye ihanet ahirette affedilir türden değildir. Âdet-i İlahiye açısından Allah affetmez o türlü kötülükleri; âdet-i İlahiyeye inkıyad ve saygı zaviyesinden de Hazreti Muhammed (aleyhi ekmelü't-tehâyâ) sahip çıkmaz o kötülükleri işleyenlere... Bu açıdan, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetine darılmaz; fakat Allah'a ve âdet-i İlahiyeye saygı ve edebinin gereği, O'nun da ses ve soluklarını tutup temkin içinde bir tavır alması gereken yerler vardır. Öyleyse O'nun, bize küsmemesi, darılmaması, kırılmaması ve bizi terk etmemesini istiyorsak, riayet etmemiz gerekli olan hususlarda, özellikle de âmme hakkı diyeceğimiz ve içinde Allah hakkı da bulunan meselelerde çok hassas olmamız, çok titiz davranmamız gerekmektedir. O'na ümmet olma nisbetimizi koruduğumuz sürece, O bize küsmeyecek ve bizi kimsesizliğe terk etmeyecektir.

Bu hususla alakalı bir hadiseyi hatırlatmakta da fayda mülahaza ediyorum: Yeni Müslüman olmuş birisi, Efendimiz'in yanına gelerek O'ndan yardım talep ediyor. Allah Resûlü, adama bazı şeyler vermesine rağmen adam hoşnutsuzluk izhar edip edep sınırlarını zorlayınca, sahabe efendilerimiz o şahsın üzerine yürüyor ve saygısızlığını cezalandırmak istiyorlar. Fakat Peygamber Efendimiz onlara mani oluyor ve başka şeyler de verip o adamı memnun ediyor. Sonra da ashabına dönüp şöyle buyuruyor: "Benimle bu köylünün durumu kaçan bir deve ile sahibinin durumu gibidir. İnsanlar devenin peşinde koşmuş, hep beraber onu yakalamaya çalışmışlardır ama deve kalabalıktan daha çok ürkmüştür. Sonunda deve sahibi, 'Devemi benimle baş başa bırakın.' diye seslenmiş; eline bir tomar ot alarak ona ön tarafından yavaş yavaş yaklaşmış ve sonuçta devesini sakinleştirerek boynuna zimamı vuruvermiştir. Eğer siz de o adamı bana bırakmasaydınız onu ateşe atmış olurdunuz. Benimle ümmetimin arasına girmeyin, ashabımı bana bırakın."

Bu hadisede de görüleceği üzere, Rahmet Peygamberi, kendisinden kaçanlara bile fevkalâde bir şefkat, bir mülâyemet ve bir merhametle yaklaşıyor ve gönlünü herkese açık tutuyordu. Bugün de siz, O'na olan nisbetinizi korursanız, Allah Resûlü o nisbeti kendi eliyle koparmayacaktı)

Çanakkalede Albay şehid olurken: “Zahmet buyurdun Ya Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem!”
Onun için diyor Münir Hocamım Hüsnü Dedesi: “Zahmet buyurdun Ya Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem!”
“Kaldır dedi diyor kaldır!” Münir Hocam: “Kadırdık diyor hüsnü dedeyi Yasin okuduk önce!” diyor.
“Beni bir kaldırın!” kaldırdık ki gülümsedi baktı şöyle diyor:
“Zahmet buyurdun Ya Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem! Eşhadü en lâ ilâhe illallah Eşhedu enne Muhammeder Resûlullah!”


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 07 Haz 2009, 23:44 
Çevrimdışı
Aktif Üye
Aktif Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 145
Resim

KUL İHVANÎ KÂBE SOHBETİ

(.... 2009 Sohbeti Devamı)

Biz bunlara fiilen şahid olduk fiilen Allahu Zülcelâl şâhid.
Bir cenâzede Hacı Osman Efendinin şimdi burada olanlar var, Hakan var. Mesela bir Dervişin cenâzesinde birden: “Ayağa kalkın!” diye bağırdı on beş yirmi dakika salavat çekildi gökler inledi.
Sonra oturup dua etti ben kaldım o mezarın etrafında yedi kere dönmemi istedi bir âyet okuyarak bir sûre okuyarak gerçekten bütün sistemin güneş gibi olduğunu Allah Zülcelâl şaâid ki şâhid oldum!
Ben geldiğimde bir arkadaşın bir arabası vardı ön kapısındaydı Hacı Osman Efendi, başı çok terlerdi onun devamlı ıslak mendille silerdi.
Bir taraftan ağlıyordu dedi ki: “Hayyalesselah Hayyalesselah dedik evlad ben duyardım da Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’in cenazeye geldiğini ama hiç şâhid olmamıştım. İlk defa şâhid oldum cenâzeye teşrif ettiğine elimde olmayarak insanları salavata kaldırdım!” dedi.
Bunlar bir hayal değil!
Hayal diyenler; mezar kapısına hayal diyorlar, ölüme ve hesaba hayal diyorlar, Rabbülâlemine hayal diyorlar.
Kendileri hayalden de hayal onların konuşmaya bile değmez!

Muhammedî Melâmet;

Muhammedî Şuur,
Muhammedî Nur,
Muhammedî sürûr,
Muhammedî Onur
Hakikidir hamd olsun!
Ben Hayy değilsem bu zulüm kendi kendimedir!
Bu yazık bana yazıktır!
Eğer Hayy isem de parmağımı kesip atar gibi atıyorsam kendimi anla ki leş olarak atıyorum!
Benden değil o kesilen parmak çünkü protez değildir et ve tırnakdır.
Mutfakta da tuvâlette de böyledir!
Onun için gerçek Muhammedî bir İNSAN cehenneme koysalar; Allahu zülcelâl, İbrahîm Aleyhisselâm da olduğu gibi, Ehl-i Beyti olduğu için cennete çevirecektir.
Bu Allah’ın Lütf ü Keremidir İzzet ü Şerefidir.
Çünkü kişinin kendi yiğitliği değildir bu kişiyi yaratanın Yiğitliğidir.
Tuttuğu elin yiğitliğidir!
Kimdir Ali keremullahi veche?
Kimdir Sokak Satıcıları, Tevhid Tüccarları, Tasavvuf Simsarları?
Üçkağıtçılar; kanına, canına sahib çıktığını söyleyip piyasaya sürenler, rezil rüsvay edenler, Allah Zülcelâl’dan korkmayanlar, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’den dan utanmayanlar!
Bir gün karşılaşırsak demeyenler Allah Zülcelâl’a sığınırız!
Gerçek bile olsa insanın yüzü kızarır birisi bizim yüzümüzden onlara taş atmasın bari diye.
Bunun için;
Allah Zülcelâl Hayy
Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem Hayy
Ali keremullahi veche Hayy
Hangisi Hayy değil ki?..
Münir hocam sağken de Hayy dı şimdi de Hayy! O zaman da ricaldi şimdide rical!

Ama ölüler hep ölü!
Ölüler hiç dirilmediler ki ölsün zâten ölüydü!
Bunlar ne ölüyorlar ne de diriliyorlar can çekişip duruyorlar yani!
Neden kötü mü bunlar?
Kötü değil kardeşim bunlar akıllarına ihanet ettiler akıllarına!
Emanete hıyanet ettiler, başka bir sorunları yok bilerek ediyor isteyerek ediyor!
Fiilen ediyor son nefese kadar ediyor! “Etme!” desen de ediyor!
Neden ediyor, neden başka bir şey etmiyor da bunu ediyor?
İşte bu sorun lütfen hepimiz bizler;
ALLAH adına, Lillahi için, Lehu ve Hu için,
Dördünü de birden DÖRT KÖŞE kardeşim, bu yola BAŞ koyanlar, bu yola Nefs koyanlar, bu yola KALB koyanlar, bu yola RUH koyanlar böyledir!

Onun için BİZim;
Geçmişimiz için Muhammedî Tövbemiz BİRdir.
Gelecekteki Muhammedî Duamız BİRdir.
Şimdi yaşarken Muhammedî Rızamız BİRdir.
Son nefeste ölürken Muhammedî Şehâdetimiz BİRdir.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’de BİZ BİR-İZ hamd olsun!
Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem buyurur BİZ tekrar ederiz:
“Eşhedu enne Muhammeder Resûlullah!” ile başlarız:
“Vallahi doğru söylüyor Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem ben de aynen DUYdum-Uydum ki:
“Eşhadü en lâ ilâhe illallah Eşhedu enne Muhammeder Resûlullah!” deriz inşâallah…


الَّذِينَ اتَّخَذُوا دِينَهُمْ لَهْوًا وَلَعِبًا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا فَالْيَوْمَ نَنسَاهُمْ كَمَا نَسُوا لِقَاء يَوْمِهِمْ هَـذَا وَمَا كَانُوا بِآيَاتِنَا يَجْحَدُونَ

“Ellezinettehazu dinehüm lehvev ve leibev ve ğarrathümül hayatüd dünya fel yevme nensahüm kema nesu likae yevmihim haza ve ma kanu bi ayatina yechadun: Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.”
(A’raf 7/51)


İşte bu kadar! Oyun yok!
Sakın sakın burayı bir oyun ve eğlence sahası sanmayın!
Öyle gözükmekte, öyle yaratıldı ve en güzel şekilde dizayn edildi!
Fakat bir oyun ve eğlence sahası değil!
Oynanan ne doğum eğlencedir ne de ölüm bir oyundur!
Onun için akıllarımız inşallah Allah’ın izni ile herkes aklını başına alır da; kendini bilir bulurda nakilde olur ve yaşar!
Bir akıl var bir nakil var bu İKİlik, ikilik var!
Saldırmaya gelmedik, söylemeye geldik.
Öldürmeye gelmedik, yok etmeye gelmedik hiçbir şeyi!
Biz yok edici değiliz sadece SEVİYEleriz!
Her insanın midesiyle kalbi arası dört parmaktır!
Buradaki pislik zannettiğin şey öbür tarafta “Lâ ilâhe illallah” dır ve hep buradan beslenir!
Zülcelâlili velikram yemek yedirmezseniz on gün içinde Peygamber aleyhisselâm da ölür!
Şeriat olarak beşer olarak ve Sünnetullah olarak böyledir bu sistem onu demek istiyorum!
Kendinden kendinedir bu!
Biz sihirbazlık yapacak değiliz hâşâ!

Neyse Üçüncü Makamda böyle bir Makam.
Rukn-ü Yemani, Hacerü’l- Esved’in komşusu olan bir TAŞtır gidenler bilirler.
Her kim Hacerü’l- Esvedi geçerken “Es selâmıu aleykum!” demek zorundadır.
Rukn-ü Yemani den de geçiyorsa elini değdiremiyorsa kaldırır sağ elini “Esselâmu aleykum!” o Makamı selâmlar.
Bir şey dikkatinizi çektimi Hacerü’l- Esved Hacer Anamızın KARA SEVD TAŞI, Sırr-ı Süveydâ Taşıdır.
Sırr-ı Ali Taşıdır.
Sırrr-ı SIFIR ve Sırr-ı Be Taşıdır!
Her şeyin SIRRının taşıdır orası muhteşemdir göz bebeği gibidir MAKAMdır. Diğer köşede de ise Rukn-ü Yemani!
Öbürlerinde öyle KÖŞE TAŞları yok!
Ne var bütün yüzü kaplayan Hacerü’l- İsmâil var!
Tarikat Makamı bu kadar önemlidir!
Edeb en zor geçittir!
Asla edebsiz geçilemez, allâme-yi cihan olsa İblis’e yem olur!
Ne diyor şeytan, peygamberlere bile sokuşturmak istiyor, şeytan âyetleri var!
Bu kadar tehlikelidir İKİlik, ayırmak bu kadar zordur.
Onun için: “Rüyamda Allah u zülcelâl bana dedi şöyle gördüm!” desen ben inanmam yani güvenmem neden?
Bize böyle bir haber yok çünkü Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’den.
Ebu Hüreyre ve Ebu Said el Hudri radiyallaahu anhumdan gelen hadiste: “Her kim beni rüyasında görürse onun gördüğü gerçektir. Çünkü Şeytan bana benzer bir sûrete giremez!” buyurmuştur.
Bu haber beni bağlıyor ben nakle inanıyorum çünkü akla değil!
Buralara çok dikkat etmek lâzım!
O İblis ki öyle bir İKİLİK ki, Allah u zülcelâlle konuşuyor, rest çekiyor, görülüyor!
Sebe sûresinde bir âyet var bu gün Halim can la söyledik tek âyettir:
“Şeytan davasında haklı çıktı çoğunuzu yoldan çıkardı!”


وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ إِبْلِيسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ إِلَّا فَرِيقًا مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ

" Ve le kad saddeka aleyhim İblisü zannehu fettebeuhü illa ferikam minel mü'minin: Andolsun İblis, onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkardı. İnanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular.”
(Sebe’ 34/20)


Haksız mıymış şeytan?
Neden böyle oldu edebsizlikten İblis neden böyle oldu, edebsizlikten!
Bu edeb nedir?
Sakın bu edeb SEVİYE olmasın seviyelemek olmasın, seviyelemek olmasın!
Edebsizlik, seviyelenmemek olmasınSıart-ı Mustakîle!..
Edebsizlik, seviyesizlik olmasın yani!
Kilit ve anahtar harika ikisi de fakat seviyelenemiyorlar kardeşim!
Bin yıl uğraşsan şak diye açılmıyor çünkü seviyelenemiyorlar! Anlaşamıyorlar, uyuşamıyorlar, bilişemiyorlar ki buluşamıyorlar kardeşim!
Diş dişe oluşamıyorlar, yaşayamıyorlar, açamıyorlar!


إِذَا جَاء نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ
وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا

" İza cae nasrullahi velfeth. Veraeytennase yedhulune fiy diynillahi efvace. Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh, innehu kane tevvaba: Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde, Gördüğün vakıt nâsı girerlerken Allah dînine fevcâ fevc insanları bölük, bölük Allah'ın dinine girerlerken gördüğünde. artık Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile! Muhakkak ki, O, çok bağışlayandır!”
(Nasr 110/1-3)


“İzâ câe nâsrullahi velfethu!” olmuyor!
Dalga dalga insanların dine girdiğini göremiyor neden?
Akla Allah’ın İlahî Fermanlarının girdiğini göremiyor!
Nasrullah ile Fethullah buluşamıyor!

Bakınız Çeldirici bir Prof a!
Ağlıyor koyun gibi meliyor adam, gözyaşı döküyor:
“Kur’ân dan başka bir şey tanımam neymiş hadis!” diyor.
Rezil alçak hain ALLAH ile kandırıyor ben inanmam hadisçilere diyor.
Bilmiyor ki O Kur’ân-ı Kerimi hadisçiler getirdi bize!
Onun postacıları getirmedi, matbaaları basmadı!
Ahmak yıkamadığı fırını, fırıncının çocuklarına yıktırıyor!
Onun için bu devirde cihad inanç cihadına dönüşmüştür!
Amel cihadına değil iman cihadına dönüşmüştür, iç cihadına dönüşmüştür!
Vehhabî saldırıyor, siyonizim saldırıyor!
Bir sürü sahte Tarikat kurulmuştur Türkiye de!
Din adı altında kollar kurulmuştur!
Hepsinin başına insanlar yerleştirilmiştir!
Hepsi bir Allah dostuna yamanmaya çalışmaktadırlar!

Ben kimseye şahsen karşı değilim ben Muhammedî bir insanım Hamd olsun!
Ama kör değilim ama neyi niye yaptığımı biliyorum!
Çünkü ben kendim yapmıyorum ben sadece Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’in o gün ki İZini izliyorum, izlemeye çalışıyorum!
Bakınız Hacca gitmenin şartları vardır Kur’ân-ı kerim de biliyorsunuz, Paranız olacak yol emniyetiniz olacak, şu olacak bu olacak gibi..
Ama bir Tarikat var ne diyor işte Hakan orda Hâlâmın gelini diyor komşu köyde..
Biz zekatlarımızı gönderiyoruz oraya bu kadar muhtaçlar bu kadar zor durumdalarken diyor ki bana:
“Dayı biz bir Tarikata girdik eğer her yıl otobüs tutup da çoluk çocuk gitmesek Tarikattan düşer ve dinden çıkarmışız!”
500-600 km. ben karşı felan değilim canı cehenneme isteyen kalsın isteyen gitsin, benim derdim değil!
Demek ki onlara lâzım ki öyle oluyor!
Ama Allah zülcelâl bu şartı koşmamışken, bu ne?
Bu zulüm değil mi bu tövbe almalar, ne bu tövbe almalar vermeler! Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem yapmış mıydı?
Kim kimin tövbesini alıyor Allah Aşkına!
“Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh, innehu kane tevvaba”
Kimmiş Tevvaba?

Allah hayırlar versin neden neden böyle içim yanıyor?
Şunun için Allahu Zülcelâl’in kullarına Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’in ümmetine böyle yapmaya gerek yok!
Hepimizin şah damarından yakın hepimize hazır nazır OL-AN BİR RABBülâlemiN!
Barboros’ta bir bende başka birRabb yok!
Hepimizin Rabbi bir!
Bütün âletlerimizin ceryanı Keban’dan geliyor Muhammed Aleyhisselâm dan geliyor!
İnsanlar neden insanları böyle köleleştiriyorlar?
Neden kendilerine göre, Muhammed Aleyhisselâm dışında sistemler kuruyorlar sebeb ne?
Bak NAKLe!..

ASLında herkes beklesin!..
Haklı haksız belli olacak!


فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَانتَظِرْ إِنَّهُم مُّنتَظِرُونَ

"Fe a'rid anhüm ventezir innehüm müntezirun : Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.” (Secde 32/30)

Buyurun …
Bekleyin kabir kapısı kapanmadığı sürece, ölüm kalkmadığı sürece herkes herkes beklesin!
Onun için biz bunlarla münakaşamız, kavgamız, tarafımız filan hâşâ Allahuzülcelâl’e sığınırız!
Biz dava adamı felan değiliz bir tane dava vardır o da Allah zülcelâlin:
“Lâ İlâhe İllallah!” dır bitmiştir.
Daved de bir tanedir Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’indir, İmam-ı Mutlaktır, Muhtar-ı Mutlaktır Resûlullah dır davetini yapmışdır yapmaktadır ebediyyen Hayy dır kendisi.
Dua bizim işimizdir şimdi biz Ehl-i Beyt Aleyhisselâm Yolunu İzleriz.
Yani Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kanını, canını, imanını izleriz! Ve Allah Dostlarının yolunu izleriz!
BİZ Dua ehliyiz bizden ayrı olanlarda Denâat Ehli, Dünya Ehli olup bizden alçak olanlardır alçaklardır.

Bu kadar az onun için;

Muhammedî Şuuru BİLen
Muhammedî Nuru BULan
Muhammedî Sürurda OLan
Muhammedî ONURla YAŞAyAN..

Bir kişinin davası olamaz.

Gelirse gelir, giderse gider ne yapacak!
Kendi adına hesabına bir kelâm konuşması zâten haramdır, hainlikdir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’in malını istediği gibi kullana bilir! Dağıt istersen ama, O’nun adına dağıt!
Zerresine sahib çıkamasın yesin içsin helâl olsun, fakat sahib çıkamasın asla!
Allahu Zülcelâl’inkine de sahib çıkamasın..
Muhammedi Hasbî Hizmetçi olsun yiğitçe!..

Aslında sorunda buradadır zâten benim ayağım benim gözüm dediğin içindir sorun ben böyle dediğim için bunlar olmakta!
Ama bu Pazar böyledir benim demek zorundayım!
Allahzülcelâl de bana: “Senin” buyuruyor!
“Seni cehenneme sokacağım, seni cennete s sokacağım!”
Bu Pazar böyle bir Pazar bunun çaresi yoktur!
Yani ve bunları anladığımız zaman tümlediğimiz zaman Kâbe’ye döndüğümüz zaman diyeceğiz ki:
“Vay be! Gördünmü? İşte Dördüncü Yüz Hakikat Yüzüdür!.”
Oraya gelince insan:


“Allahümme Rabbenâ âtina fiddünya haseneten ve fil ahreti haseneten vakinâ azabennâr. Ve edhilnelcenneti meal ebrâr! Ya Azîz ya Gaffâr Ya Rabbil Âlemin!”

Bize dünyamızda Âhiretimizde hasen ver.
Nedir Hasen ya Hasen nedir ? Hüsün nedir?
Hüseyin, Hüsnün küçüçüğü demektir.
Eyn Arapçada küçüklük yapar cik cık cuk yapar yani yavrucuk gibidir.
Hasan Hasan dır Hüseyin Hasanlık der gibidir.
Böyle güzellikler vardır.
Hüsün kökündendir ihsan böyledir Ahsen böyledir Bütün Haseneler!
Hüsn-ü Ahlâk da böyledir.
İşte Nurullaha sahibliğin hak oluşudur kardeşim.
İhsan budur en büyük makam..
Allah zülcelâlin budur.
İhsan için 12 İ vardır bir zaman zevk etmiştim.
Bir tarih de İLK Odur.
Şeceretü’l- Kevn diye de şey yapmıştım.
İnsan, İlim, İman, İbadet İtaat, İrfan, İkan, İhsan en son ihsandır.
Bütün hüsnü yağdırır.
Kendi Nurunu yağdırır demek istiyorum.
Halifetullah bunun içindir İNSAN.
Yalandan hâşâ ALLAHZÜLCELÂL de öyle bir şey olur mu?
Halife yapmasa halife yaptım der mi.
Kendi Esmalarının tümünü yükler mi?
Böyle şey mi olur aklın hakikati nedir?
İstanbul da ki bir kumkuma da etiketli cübbesizler var!
Yani bizler cübbesiz Çöl Köpeği takımındanız!
Ama cübbeliler öyle değildir.
Faizsiz kazanç banka vs..
Bunlar faiz helâldir diye hükmedecekler çare yok çünkü.
Oysa bir kişi ömrü boyunca Faiz yese, göklere yazsa: “Ben faiz yiyorum!” diye kâfir değildir.
Bir kişi de hiç faiz yemese bir kere dese ki: “Faiz helâl!” dir kâfirdir.
İslam böyle bir hoş dindir nazik dindir.
Zâten bir kelimeyle girilir bir kelimeyle çıkılır verir.
Böyle incedir bu kadar basittir.

Bakınız;


Resûlullah sallallahu ayhi vesellem Efendimiz: “İhlasla La ilahe illallah diyen Cennete girer” buyurunca : “İhlasla ne demektir?” diye sual ettiler. Cevaben: “Söyleyeni haramlardan alıkoymasıdır) buyurdu. (Taberani)

Resûlullah sallallahu ayhi vesellem Efendimiz: “İhlas ile Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resulühü diyen Cennete girer.” [Taberani, Deylemi]

Resûlullah sallallahu ayhi vesellem Efendimiz: “La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah diyene Cehennem ateşi haramdır.” [Müslim]

Resûlullah sallallahu ayhi vesellem Efendimiz: “Allah'tan başka ilah olmadığına Allah'ın bir ve ortağı olmadığına ve Muhammed'in Onun kulu ve Resulü olduğuna, keza Cennet ve Cehennemin hak olduğuna şehadet ederse, Allahü teâlâ onu Cennetine koyar.” [Buhari, Müslim, Tirmizi]


(.... 2009 Sohbeti Devam Edecek)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 08 Haz 2009, 12:48 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8780
Konum: BURSA
Resim


canan kardeşimiz sohbet çevirisini yazdı:
kulihvani yazdı:
Buyurun …
Bekleyin kabir kapısı kapanmadığı sürece, ölüm kalkmadığı sürece herkes herkes beklesin!
Onun için biz bunlarla münakaşamız, kavgamız, tarafımız filan hâşâ Allahuzülcelâl’e sığınırız!
Biz dava adamı felan değiliz bir tane dava vardır o da Allah zülcelâlin:
“Lâ İlâhe İllallah!” dır bitmiştir.
Daved de bir tanedir Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’indir, İmam-ı Mutlaktır, Muhtar-ı Mutlaktır Resûlullah dır davetini yapmışdır yapmaktadır ebediyyen Hayy dır kendisi.
Dua bizim işimizdir şimdi biz Ehl-i Beyt Aleyhisselâm Yolunu İzleriz.
Yani Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kanını, canını, imanını izleriz! Ve Allah Dostlarının yolunu izleriz!
BİZ Dua ehliyiz bizden ayrı olanlarda Denâat Ehli, Dünya Ehli olup bizden alçak olanlardır alçaklardır.

Bu kadar az onun için;

Muhammedî Şuuru BİLen
Muhammedî Nuru BULan
Muhammedî Sürurda OLan
Muhammedî ONURla YAŞAyAN..
Bir kişinin davası olamaz.

Gelirse gelir, giderse gider ne yapacak!
Kendi adına hesabına bir kelâm konuşması zâten haramdır, hainlikdir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’in malını istediği gibi kullana bilir! Dağıt istersen ama, O’nun adına dağıt!
Zerresine sahib çıkamasın yesin içsin helâl olsun, fakat sahib çıkamasın asla!
Allahu Zülcelâl’inkine de sahib çıkamasın..
Muhammedi Hasbî Hizmetçi olsun yiğitçe!..



Da'vâ : ilâhe illâ ALLAH.
Dâvet : Muhammedûn Resûlullahtır.

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

لَهُ دَعْوَةُ الْحَقِّ وَالَّذٖينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِهٖ لَا يَسْتَجٖيبُونَ لَهُمْ بِشَیْءٍ اِلَّا كَبَاسِطِ كَفَّيْهِ اِلَى الْمَاءِ لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَالِغِهٖ وَمَا دُعَاءُ الْكَافِرٖينَ اِلَّا فٖى ضَلَالٍ


14-- Lehu da'vetul hakk, vellezine yed'une min dunihi la yestecibune lehum bi şey'in illa ke basiti keffeyhi ilel mai li yebluğa fahu ve ma huve bi baliğih, ve ma duaul kâfirine illa fi dalâl.

14-- Hak duâ ancak onadır, ondan başka yalvarıp durdukları ise onları hiç bir şeyle icabet etmezler, onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açana benzer ki o, ona gelmez, kâfirlerin duâsı hep bir dalâl içindedir (Ra'd 13/14)


Canan kardeşim MUHAMMEDi Hasbi Hizmetçiliğinizin şevkiyle bizlere hizmet ediyorsunuz. BİZlerde bu güzel çalışmalarınızdan istifade ediyoruz.
Kul İhvanimİZin SOHBETinin ZEVKini HAZZa dönüştürmesi için DUA ederiz, DUA dileriz.. Kabul olsun İNŞAALLAH!....

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 10 Haz 2009, 01:06 
Çevrimdışı
Aktif Üye
Aktif Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 145
Resim

KUL İHVANÎ KÂBE SOHBETİ

(.... 2009 Sohbeti Devamı)

Onun için “Lâ İlâhe İllallah!” diyenler cennete girer buyurmaktadır.
Girer de nasıl diyen girer neresiyle diyen girer.
Ben toplantıya gitmem şimdi gidersem bunlar faiz helâldir diye hükmedicekler.
Hile-yi Şerriye yapacaklar kendileri de biliyor!
İsalm Finansları Bank oldu birer bankadır.
Neden banka oldu dediler ki nasıl olsa herkes alıştı Finas a felan gerek yok doğrudan doğruya banka diyelim.
Herkes beş veriyorsa biz altı veriyoruz.
İşte onlardan birisine diyorlar ki Kul İhvani diyor ki:
“Onlar faize helâl diyecekler bir kılıf giydirecekler!”.
O ise:
“Biz Âlim adamlarız onlar Âşık adamlar aşık adamlarla uğraşmaya değmez!.”
Adam o kadar güzel söylüyor ki anlından öpmek lâzım çok doğru söylüyor onlar âlim insanlar, bakarlar kitaba bir yol bulurlar!
Biz yol bulamayız!
Çünkü biz Allahzülcelâlin izni ve inâyetiyle Resûlullah’ın ruhuna sorar yine bir yol bulamayız.
Deriz ki bütün insanlar faiz yesinler istiyorlarsa ama faiz helal demesinler.
Bir de herkese dedirtiyor ben kendim şahidim.
“Bu İslamcı bankalar faiz değildir!” diyenlere yapma kardeşim, niye faiz değildir bal gibi faizdir İş bankasından ne farkı var yok.
İlla kâfir olacak çünkü bu ne iş benim derdim ora değil de bu önemli olduğu için bugün söylüyorum!..

Hakan felan bilir bizim de üyemizdir bunların müdürlerinden birisi mesaj çekiyor diyor ki birkaç yıl önce: “Çok üzgünüm abi!”
“Hayrola ne oldu?”
Adamın birisi bankaya geldi yanımda dururken:
“Ben bu İhlasın!” dedi ana avrat sövdü diyor.
İhlas Finansa parayı kaptırmış nasıl fırladım diyor:
“Yapma İhlas Kur’ân-ı Kerimin en muazzam kelimelerinden yapma kardeşim!” diye deliye döndüm diyor.
Fırlâyı verdim kalktım diyor.
“Ya ben o İhlasa sövmüyorum banka ihlasa sövüyorum!” dedi ama ne fayda ya…
Edebsizler Kur’ân Bankası kuracaklar edebsizler!..
İnsanları ayaklarına dökmek için!

O Peygamber Aleyhisselâm ki köleler, hâlâ köle olanlar ayağa kalktı diye diyor ki ben kral değilim güneşte et kurutup da yiyen bir ananın çocuğuyum ben bir yer bulur oturum benim için ayağa kalkan cehennemde yerini hazırlasın! gibi hadisler çok..

Ebu Mes’ud r.a : “Bir gün karşında titreyen bir adama Resûlullah sallallahu ayhi vesellem Efendimiz: “ Sakin ol! Ben bir kral değilim, ben kadîd (güneşte kurutulmuş et) yiyen bir kadının oğluyum! “


Resûlullah sallallahu ayhi vesellem Efendimiz: “Kim, insanların, kendisi için ayakta divan durmalarından sevinç duyarsa, cehennemdeki yerini hazırlasın” (Tirmizi, Edeb 13)

Resûlullah sallallahu ayhi vesellem Efendimiz: “Acemlerin, birbirlerini büyülttükleri gibi, siz de beni büyültmeyin” (Ebû Dâvud, Edeb 152; İbn Hanbel V/253, 256)

Böyle bir Muhammed Aleyhisselâm Muhammedîsiyiz.
Değil öyle oraya buraya dökmek, değil öyle bende bir şey var gelin demek.
Bunlar Evliyalık değil Eşkiyalığın ta kendisi!
Zalimlik bunlar işte bütün bunlar için biz Kur’ân-ı Kerim ve Resûlullah sallallahu ayhi vesellemi baz alan ve Allah Dostlarının her sözüne bakıp hakikaten kalbimiz ve ruhumuz diyorsa ki:
“Gerçek böyledir!” başımız gözümüz üstüne yere yatarız.
Resûlullah sallallahu ayhi vesellem in bu şeriat-ı Garra’sına insanların akması için bu çağın en kötü bilinçli küfrüne karşı her şeyi bildiği halde İslam dışı yaşayan binlerce gençlerimize karşı.
Bilemediğinden değil İslam gibi giden fakat İslam Muhammedî Ahlâktan haberszi alışkanlık olarak câmiye gidip gelenlerin de geçeceği bir köprü olabilmek için “Lâ İlâhe” ayaklarımızı uçurumun bu kenârına koyarak “İlLâ ALLAH ” elimizi karşı uçuruma atarak;
“Var mısın Barboros sırat köprüsü gibi durmaya var mısın üzerinden bütün Kâinât geçmeye?”
İşte bu Muhammedîyet Şuurudur.
Budur Muhammed aleyhisselâm ümmeti gerçekten canı ciğeri olmak.
Budur Sümeyye Annemizin ellerinden ayaklarından dört deveye bağlanışu “Lâilâhe İllallah Muhammeden Resûlullah!” haykırışı!..
Göreceksiniz her deve birisini götürecek bedeni parçalanacak bu tevhidin ta kendisidir.


قِيلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَ قَالَ يَا لَيْتَ قَوْمِي يَعْلَمُونَ
بِمَا غَفَرَ لِي رَبِّي وَجَعَلَنِي مِنَ الْمُكْرَمِينَ

"Kiyledhulil cenneh kale ya leyte kavmi ya'lemun. Bima ğafera li rabbi ve cealeni minel mükramiyn : (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): “Cennete gir!” denildi. O da, “Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!” dedi.” (Yâ-Sîn 36/26-27)

“Keşke Kavmim bilseydi?”
Neyi?
Bunu! Onlar üç günlük dünyaya tav oluverdiler.
Hiç ölmeyecek gibi şeytanın köleliğini uşaklığını şakşukasını kendilerine yar ediverdiler.
Şeytanlaşmışların esiri oldular.
Ne el bildiler ne yol bildiler ne dil bildiler ne bel bildiler.
Yazık oldu ne diyordu Habibi Neccar: “Keşke Kavmim bilseydi.”
Habibi Neccar deniyor ama fark etmez yani!
Taşa tutulan insan bu gün o gün değil masal değil bu!
Taşa tutuyorlar Yâ-Sîn’in içindeki!


وَاضْرِبْ لَهُم مَّثَلاً أَصْحَابَ الْقَرْيَةِ إِذْ جَاءهَا الْمُرْسَلُونَ
إِذْ أَرْسَلْنَا إِلَيْهِمُ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُوا إِنَّا إِلَيْكُم مُّرْسَلُونَ

"(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti. Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler.” (Yâ-Sîn 36/13-14)

Burası Mârifet Makamı dır Üç tane.
İkiydi üçleşiyor yani bir daha geliyor kuvvetlenmek için!


اتَّبِعُوا مَن لاَّ يَسْأَلُكُمْ أَجْرًا وَهُم مُّهْتَدُونَ

“Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir.” (Yâ-Sîn 36/26-21)

“Ama yapmayın bunlar sizi mârifete çekmek istiyorlar!”


قَالُوا إِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ لَئِن لَّمْ تَنتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ

“Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.”(Yâ-Sîn 36/18)

Kavmi diyorlar ki: “Sizi taşa tutarız recm ederiz!.”
“Bizim şeytanımız çünkü bunlar” diyorlar.


إِنِّي آمَنتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِ

"“Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!” (Yâ-Sîn 36/25)

Neticede diyor ki: “ Bu zulmü yapmayın ben sizin Rabbinize inandım. Çünkü hepimizde aynı Rabb var ben O’na inanıyorum!”
“Fesmağun: Beni bir duyun!” diyor.
Yani kalblerine söylüyor.
Çünkü Mârifet Makamına söylüyor Beden ve Nefse değil ta içeriye söylüyor.
“Duyun diyor Kalb Kulağınızla beni duyun!” diyor.
Ne deniyor?
Fedhuluibadi değil dikkat edin!
“Kiyledhulil cenneh”
“Gir Cennete!” dendiğinde,
“Ah ki ah ne olurdu ki keşke benim kavmim bilseydi!”
Kavmi kim?”
AYNı kıvamda olanlar.
Daha önce benim durumumda olanlar.
Canının istediği yöne durup “Allahuekber!” diyenler.
Ya da ben “Allahuekber!” demiyorum diyenler keşke bir kere kıbleye dönselerdi.
İşte bu “Bima ğafera li rabbi”
Neden dolâyı niçin ne için yani ne ile beni bağışladı benim Rabbim beni! Beni ikram edenlerden kıldı isra sûresinin 70. âyetinde Allahuzülcelâl: “Biz insan oğluna ona ikram ettik, mükerrem kıldık!” buyurmaktadır.


وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِي آدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلَى كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلاً

"Andolsun ki, Biz adem-oğullarını mükerrem kıldık ve onları karada ve denizde (nakil vasıtalarına) yükledik ve onları leziz, temiz şeylerden merzûk ettik ve onları mahlûkatımızdan birçokları üzerine ziyâdesiyle üstün kıldık.” (İsrâ 17/70)

Halbu ki El Kerim olan kendisidir.
Keşke benim kıvamımda olanlar benim Rabbimi bir bilselerdi ki beni neden dolâyı geçmişimdeki hatalarımı-günahlarımı bağışladı!
Benim de geçmişim çok kötü çünkü.
Niçin beni bağışladı bana neden gelecekte ikram ediyor bunu bilselerdi dönüverirlerdi bu tarafa.
Demek ki benim için bir kapı varmış benim geçmişim benim derdim değildir.
“Döndüm Ya Rabbim!” deyip de kıbleye dönecekmişim yani.
Sanki Kâbe’nin içinde gibiyim!
Düşüne biliyor musun Kuzey Kutbundaydım!
Döndüm Kâbe’nin içindeyim gibi diyor.
Döndüm diye başka Tevvab var mı?
Nedir zaman, mekan, mesafe, şu bu, sıfır işte bu.

Bunlar sakın yanlış anlaşılmasın Allahuzülcelâl’e sığınırız.
Kimseyle bir derdimiz olmaz bir davamızda yoktur.
Hiç ama hiç iğne ucu kadar.
Beceremediğimizden yapamadığımızdan hâşâ değil onların hayalinden geçmeyenleri yaparız!
Ancak, Allahuzülcelâl’e şükürler olsun zerresine tenezzül etmeyiz.
Allahuzülcelâl’e sığınırız’
çÇünkü bizim işimiz değil.
Biz kendimiz için aş kaynatırız Tarhana Çorbası pişiririz sofraya oturan kanımızdan canımızdan biz biriz bitti.
Taş yiyorsak taş yeriz ama hepimiz aynı SEVİYEde yaparız ve birbirimizin hizmetçisi olarak yaparız.
Hiç kimse ne üstünde ne altında ne önünde ne arkadadır.
Bizim bir tek önümüzde vardır Muhammed Aleyhisselâmdır.
Ali Keremullahi veche Efendimiz dahi bizim önümüzdedir derken önümüzdeki saftadır.
Biz böyle inanırız çünkü.
Ben en arkada ki safta olâyım daha iyi gelmeyenleri çağırırım yani bir şey yaparım hizmet ederim yani.
Ne olacak değil miyim ki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yüreğindeyim!
Değil miyim ki o benim yüreğimde!
Benim Sadakatimden şüphem mi var?
Benim Samimiyetimden şüphem mi var?
Benim Sabrımdan şüphem mi var?
BenimSelâmet İnancımdan şüphem mi var ki Muhammed Aleyhisselâmımızdan ayrı olâyım hâşâ!
Ben nasıl şah damarımdan yakın olandan ayrı olabilirm?
Nerde ayrılabilirmişim ki?
Nedir şeytanın hakikati?
Şeytan yaratık değil mi?
Evet.Sordum o İstanbul’da ki kumkumacılara.
“İblisin hakikatini söyler misiniz?” dedim.
Adam titredi hemen bana: “Kâfir!” diyecek çünkü hazır!
“Yaratık değil mi?”
“Yaratık!”
“Emin misin?”
“Eminim!”
“Peki Kâinât Benim Nurumdan halk edilmiştir!” Hak mıdır?
“Haktır!.”İ
“İblis kimden yaratılmıştır?” deyince titredi kaldı.
“Allah yerin ve göklerin nurudur!”

“Evet İblis bunların dışında mıdır?”
“Değildir.”
Ne olacak ahmak, şeytan aklındaki ikiliğin adı.
İblis Hakka ve Hayr a giydirdiğin şer ve batıl elbisesinin adı.
Onun için c buyuruyor: “Hak va hayr bendendir batıl ve şer nefsinizin oyunudur.Bırakın oyunculuğu!” mealen demiyorum.
Lâ İlâhe yi geçin İllALLAH’a seviyeleyiverin bakalım!

Mevlânâ Celaleddin-i Rumi neden diyor ki: “Şeytan Müslüman olursa Cibril olur.”


Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’i bekliyordum. Yanıma gelir gelmez elimi saçları arasına soktum. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Şeytanın sana geldi yine” buyurdu. Ben de: “Senin şeytanın yok mu?” diye sordum. O da: “Evet ama Allah ona karşı bana yardım etti de Benim şeytanım Müslüman oldu” buyurdu. (Müsned: 23701)

Neden buyuruyor Resûlullah sallallahu ayhi vesellem Efendimiz: “Ben şeytanımı Müslüman ettim?”
İkiliğimi tevhide çevirdim bunlar yakıştırma takıştırma işleri değildir.
Eğer biz kendimiz çürüksek, çürük köprü olur mu Allah aşkına?
Ya daha kötüsü bir de insanları yanıltırsan yani deminki dediğim gibi uçuruma: “Ya Allah Bismillah!” dedik atladı Barboros!
Biz de köprü zannettik “Lâ İlâhe” ayaklarıyla ÇÖPlüğe basar “İllâ ALLAH” elleriyle ÇÖLe geçer arada ki CEHENNEM ÇUKURUnda bize SIRAT KÖPRÜSÜ oldu zannettik!
Halimcan İlim-İrade-İdrak etti, seçti tercih etti!
Buyurun dedi bizde salını salını geçiyoruz ne bilelim oyunmuymuş bu? Çorbacılar, şucular, bucular oyun mu bu?
Kapattınız mı kabir kapısını, kaldırdınız mı teraziyi, yok mu ettiniz cenneti cehennemi hâşâ!
Ben bunları niye söylüyorum?
Üç günlük Dünya için bizim böyle heveslerimizin hevâlarımızın olmaması için.
Şeriat bizimdir Tarikat bizimdir hepsi bizimdir Resûlullah sallallahu ayhi vesellem Efendimizindir bizimdir, Allahuzülcelâlindir bizimdir.
Lâzım ve lâyığınca İlmiyle, Edebiyle, İrfanıyla ve Erkanıyla adam gibi!
Bütün bunlar Resûlullahsallallahu ayhi vesellem işidir!
Böyle kendimizi üç günlük dünyada desen ne demesen ne?

Dedik ki “Halim şöyle böyle!”
Ne yani sihirbaz mı, ne olmuş Halim?
Dünyanın gerçekten mükemmel insanı, hakikaten öyle yani ne güzel olsun daha iyi canımız ciğerimiz biz zâten hep öyle olmalıyız.
Niye olmayalım ki Resûlullah sallallahu ayhi vesellem Efendimiz böyle çünkü.
Bu üstünlük müdür?
hHyır böyle olmayış alçaklıktır.
Bunu anlamamız lâzım bu üstünlük değildir.
Bu Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem BİLip BULup Olmaktır.
Olması gerkendir, normalidir bunun altında oluş alçaklığın ta kendisidir.
Hayvandan da alçaktır o!
Hayvanda akıl olmadığı için bir seviyesi vardır hayvanın Muhammedî bir seviyesi vardır hayvanın.
O seviyeyi sürekli korurİnşaallah.

İşte Kâbe’mizin Dördüncü Yüzü Hakikat-i Muhammedîye yüzüdür.
Hacerü’l- Esvede ulaşmaya isteyenlere dikkat ederdim o yüze bir kere ulaştı mı kendini yanlaya yanlaya Hacerü’l- Esvedi bulur.
Evet biz Ahsen’le gittiğimizde böyle güzellikler yaşattı AllahuZülLCelâl bize hamd u
ü senâ olsun sonsuz şükür olsun!
Lisede okuyordu o zaman çocuklar bir sene birini bir sene birini Mustafa’yla Alper’i, bir sene de Ahsen i götürdüm.
Emre’ye de yeşil pasoport aldık başkasıyla gönderiyorduk gitmedi.
“Herkesi götürdün ben de seninle isterim!” dedi.
İnşallah sözümüz var ölmeden gideriz.
Şimdi Ahsen’le gittiğimizde biz artık ayrılacağız vedâ tavafımız bitti.
Ayrılacak sıra dedi ki: “Baba beni bir Hacerü’l- Esvede götürsen!”
“Yahu kızım bak herkes gitti bizi bekliyorlar!”
İllâ ısrar etti. Lâ Havle biliyorsunuz bende celâlli insanım yani pek öyle şey yapmam ama buda başka bir şey söylüyor kalabalık.
Hadi balkım: “Yâ Allah Yâ Bismillah!” şöyle biraz yaklaştık, bütün insanlardan en az 70-80 cm daha uzun boylu 25 yaşlarında sanki Pakistanlı gibi ama bilemiyoruz çok muhteşem yüzlü Barboros’a kısmen benzeyen yüzü var bir genç, bizi yaklaşırken karşıladı başıyla eğilerek selâm verdi buyurun işareti yaptı ve önümüzü bir dozer bıçağı gibi açıyor!
Böyle insanları iki koluyla, 120 kilo var kendisi böyle iki koluyla çatır çatır açıyor!
Biz böyle rahat rahat yürüyoruz nereye kadar Hacerü’l- Esvede kadar.
Ne yapıyor elleri böyle dayıyor iki tarafa Ahsen girdi öptü iki kadın daha girdi öptü.
Ben kibarlık olsun diye kadınlar için yapıyor ben de öpmesem diye ayağıyla da bana vuruyor: “Sende öp!” diyor.
Bende öptüm çıktık dışarıya bizi çıkardı çünkü!
Bir daha adamı göremedim Ahsen: “O abiyi görelim!” dedi ama bir daha göremedik yoktu!.

Hacerü’l- Esved Hacerin Kara Sevdâsıdır.
“Cerr”in Hakikat oluşudur cerr nedir cerr?
Zâhir ve Bâtındaki Rububiyet Sırrının CEM’ ve Hak oluşudur.
O ancak orda olur.


Resûlullah sallallahu ayhi vesellem Efendimiz: “Kim, kötü sözler söylemeden ve günah işlemeden haccederse, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olarak (Memleketine) döner.” buyurmaktadır.
(TacTercemesi Cilt:2 No:285)

Gerçek “Hacc” edenler kul hakkı hariç anasından doğmuş gibi olur hadisleri vardır.
Hac ne demektir?
Can ve Cismin hakikata erişidir, Haccı budur.
Hüccettir Nedir bu Hacerin kara sevdâsı? Varmı?
Hacer acaba yüzlerce km. götürecek yürümeyen bir çocukla daha küçük, dağarcıkta birkaç avuç zeytin yağında kavrulmuş un var.
Su az, bittiği yerde bırakır çünkü ölçüsü o.
Sırtında suyu nerde biterse orda bırakacak susuz bırakacak susuz.
Neyle bırakacak toprak ve ateşle bırakacak neden çünkü öyledir bu.
Su nerde Mârifet Makamında orda bulunulacak çünkü kağıtlardan okuyarak geçenler satırcılar.
Bir şey yok ki canım bu gün Şeriatı okuruz bir gün Tarikatı….
Uçtuk mu uçtuk nereye havaya o değil bu.
“Bu dağların arasında ÇÖLde bizi kime bırakıp gidiyorsun Ya İbrahîm? Bunu sana Rabbın mı söylüyor?”
“Evet! Sizi Allahuzülcelâle’e emânet ediyorum!”
“ Hasbîyallahu Ve niğmel vekil Veniğmel Mevlâ ve Niğmel Nasir! Gufraneke Rabbenâ ve ileykel masîr!..
buyurunuz yolunuz açık olsun!
Varmı böyle bir Hacer?
Böyle bir Câriye gösterir misiniz?
Câriye Câriye!
Ceryanın Câriyesi, fiiliyatın Câriyesi, Allah’ın Elinin yaptığı iş.
Ceryan, köşklerin kralın kraliçesi değil Çöllerin Câriyesi!
Bizim Câriyemiz bizim Hacerimiz biliyorsunuz!
Benim küçük kardeşimin adı da Hacer dir.
Çocuklarının adı da İsmâildir Hamd olsun!
İşte böyle bir Hacer.
Kâbe’nin yeri yok yurdu yok.
Kâbe diye bir şey yok ortada ama sU yok esas.
İlk koşulan yer Safa ve Merve Dağlarının arasıdır.
Acaba yakınlarda Su Kuşu herhangi bir şey görebilir miyim diye yapayalnız kaldım diye.
Yapayanlızlığı bilir misiniz?
Yapayalnız kalmak nedir?
Yapayalnızlık çok zordur çünkü Allahuzülcelâl’e mahsus dur.
Orada kimse dayanamaz yalnız kaldığını anladığı zaman insanlar şoka girerler kim olursa olsun!
İşte öyle üstelik bir de canının canı var yavrusu var yanın da oda SU-SU-z ağlıyor.
HaCERR ANAmız da koşuyor o tepeden tepeye yedi kere biliyorsunuz niye sekiz değil de yedi?
Yedi Nefsin bir koşuşmaları vardır Resûlullah sallallahu ayhi vesellem diyor ki bir keresinde: “Etrafınızda müşrükler seyrediyorlar siz şöyle çalımlı yürüyün yoruldu denmesinler Müslümanlar!”
Yani nere ora nefsin hangi makamı ki o orda şöyle çalımlı yürüyelim?


(.... 2009 Sohbeti Devam edecek)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 13 Haz 2009, 01:08 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8780
Konum: BURSA
http://www.muhammedinur.com/modules.php ... e&pid=1277

Resim Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "En nâsü niyâmün fizâ mâtü intebâhu: İnsanlar uykudadırlar, öldükleri zaman uyanırlar." buyurdu. (Aclûnî, Keşfü'l-Hafa II/414 (2795))

Resim Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Men istevâ yevmehu fehûve magbunun: İki günü eşit olan ziyandadır." buyurdu. (Deylemî, Firdevs III/611 (5910)

İşte arz-ı hâlimiz bu ve böyle iken...
Aklın, bitmeyecek sandığı ve aklı saran karanlığın göbeğinden, merkezinden enfüsünden, habli'l-verid vâdisinden, Medine-i Mûnevvere'den tüm sistemin sinesine seslenen bir ezân başladı...Yeni başlamadı da biz yeni farkına vardık...
Müezzin-i Mutlak olan Muhammedü'l-Emin, Rahmetenli'l-âlemin ve Nûru'l-Zeminü'l-Zamanü'l-Arş (sallallahu aleyhi ve sellem) in Tevhidullahı tebliğ, tenzir, tebşir ve teşehhüd ezânı...
Uyan... Kalk ve: özüyün özündeki Subhanî ve Samedanî sesi ve sözü dinle...
Ümide ünleyeni dinle...
Biz, el ele, gönül gönüle, can cana ve bile dinleyelim...

"Semiğna ve ateğnâ..." diyelim...
"Daha şimdi, şu anda duyduk ve uyduk!" diyelim...
Evvelinde o âlemde Rübûbiyyet tevhidine şâhid olup âhirinde bu âlemde ulûhiyyet tevhidine de şâhidi olacağımıza verdiğmiz ahd-ü misâk'ı unutup da; uyduğumuz gaflet, cehâlet, delâlet ve ihânet uykusundan uyanalım...
Merkezdeki, içteki, enfüsteki emânete sadakatsizlikle; muhitteki, dıştaki, âfâktaki, ni'mete adâletsizlik uyurgezerliğinden uyanalım...
İfratta taşkınlık, tefritte şaşkınlık olan şucu, bucu oluş sarhoşluklarından; bizi, sadrımızın sır sur'una üfürülen ruhanî naz-niyâz nefhasının Subhanî sesi; özümüzdeki HAKK'a tapmaya, yüzümüzdeki hayrı yapmaya uyandırsın ve ayıktırsın...İnşâallah...
Elbette hidâyet ALLAH (celle celâluhu) dan,
şefâat (şifâ) Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den,
himmet Hak Dostlarından...
Ancak, hakka ve hayra gayret de bizden ya...

ResimResûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Nasıl ölürseniz, öyle dirilirsiniz..." buyururken nasıl yatarsanız öyle kalkarsınız buyuruyor... Niyyet hayr, akibet hayr! Amel ise sözümüzün eri olmak ve isbat etmektir.

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'i özümüzde duyalım ki derhâl uyabilelim...
Kimin kalbinde Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem), ezel-ezânını okursa ebedî uyanmış ve dirilmiştir...
Artık uyuyumaz da, ölmez de...
Ayaklarından tavana asılsa her hücresi hâlihazır, nazır ve murakıb olan RABB'ısına salât eder artık...

Her yerde her zaman ve herhâlde Muhammedî oluş şuûruna ulaşan âşıklara uyumak korkusu ve ölmek hüzünü yoktur kardeşim...

Ölümü tatmak elbette var...
Pek çok âyet var...
Ve çok çok ölenler var!..
Ne var ki bu yeryüzünün toprağından yapılan tevhid testisi günü gelince kırılırsa gam değil, Muhammedî olanın, suyu zemzem ve bâkidir.
Boş, çatlak ve zehir dolu testilerin ahmak sahiblerine ise Muhammedî muhabbet, merhamet ve hasbî hizmetle Hakikat-ı Muhammedîyeyi anlatmak ve yaşatmak mecbur ve me'mur olduğumuz aslî görevimizdir...
Kulluk imtihanı ve çilesi gereği uyuyorduk.
Kulluk kapımızın zevk zilini Rıza Rehberimiz ve tevhidin tek tenzircisi (umuda uyandırıcımız) Hidâyetullah ile uyandırdı...
Gaflet gecesinde şehâdet şafağı söküyor...
Euzû besmele ile uyandık ve kulluk Kâbe'mizin merkezinde Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in sabah ezânını dinliyoruz:
Biliyorsun ki kulluk kişiliğimiz ve kimliğimiz iç içe geçmiş olan letâiflerimizin cem'idir.
İlk dört letâif ki beden, nefs, kalb ve ruh kulluk göreviyle mükelleftir.
Diğerleri ise Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e tam teslimiyet ve ALLAHÜ ZÜ'L-CELÂL'e İmam-ı Mutlak (sallallahu aleyhi ve sellem)'e uyarak yapılabilen istikamet seyr-ü-sülûku sırasında ve sonucunda bahşedilen lûtf-ü-ikrâm ve ihsân makamlarıdır.
Bizi acilen ilgilendiren ise ilk dördü, çünkü biz can derdindeyiz...
Kulluk Kâbe'si de tıpkı Kâbetullah gibi 6 yüzlüdür.
Yedinci yönü (yüzü), özü (içi)dür.

İnsan Kâbesi; özünde (habli'l-verid) şah damarından da yakîninde olan sistemin Sahibine şehâdet şerefinden dolayı mükerremdir.
İnsan kâbesinin dört hûrmeti (haramlığı) vardır:
İnsanın canı, malı, ırzı ve hakkında sû-i zannn (kötü sanı) beslemek kesinlikle haramdır.
Mescid-i Haramdaki (Mekke'deki) Beytullah'ın ise bir haramlığı olup saygılı davranmamız ve hürmet etmemiz farzdır.
Hacc Kâbe'si müşerreftir (şerefli kılınmıştır) ve Halil (aleyhi's-selâm) yapısıdır.
Hakk kâbesi olan insan ise, mükerremdir (keremli kılınmıştır) ve El Celîl (celle celâluhu) yapısıdır.
Mukayese etmeden Muhammedî gerçeği dile getiriyoruz ve ikisi de bizim diyoruz.

Muhammedî tebliğ tezini Kâbe'ye benzetir de zevk edersek:



4.6.1. Kulluk Kemâlât Kâbesi

Resim

İnsan sûretinde yaratılan, aklı olan, maddeten ve mânen erğinliğe ulaşan-rüşde eren, Muhammedi Tebliği duyan ve hür olan her insanoğlu;
İçinde yaşadığımız sistemi ve BİZi de yaratan Rabbülâlemin’e KULluk yapmaya, Me’mur, Mecbur, Muhtaç ve Mahkümdür…
Âlemde olan Âdemde de vardır..
Zerre için geçerli Sünnetullah Kürre içinde geçerlidir..
Kulluk İmtihanımızda İlahî İlimi getirip Muhammedî Edeb içinde öğreten ve eğiten Resûlullah sallallahu aleyhi vesselem dir.
Her insan nefsinin, Devran – Seyran – Cevlan – Hayran aşamalarında,
Şu İmtihan salonundaki seyr ü sülûk oluşumunda,
Kulluk Kemâlât Kâbesini gönül gözlerimizle bir daha gözleyelim…
6 yüzü 8 köşesi ve 12 ayrıtı olan bu Kimlik ve Kişilik Kâbemizde “Öz”ümüze dönük 7.inci yönü;
Bilmede, Bulmada, Olmada ve bizzzât Yaşayıp şâhidi olma da,
Resûlullah Muhammed aleyhisselâm’ın “BİZ”i “BİRR” e çağıran yüce sesini duyalım ve uyalım İnşâallah…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 13 Haz 2009, 15:57 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 2740
Konum: Kimi dosta varır Dosta bend olur
Allahü teâlâ size ve doğru yolda olanlara selâmet versin! ....

amin...

_________________
''Ve Allah'a Sımsıkı Sarılın...''

Hacc / 78


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 14 Haz 2009, 08:16 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8780
Konum: BURSA



Devam ediyoruz...

1- Taban :
Esfeli safilin ve kulluğun alt sınırı olup bunun altına düşenler nefislerine zulmeden ve akıllarına ihânet eden zâlim, kâfir, münâfık ve müşriklerdir ki "Belhum edallun..."
Hayvandan da aşağı düşüp şeytânın bile korktuğu Rabblik iddiasına kalkışan Firavun'u önder seçen, bâtılı ve şerri tercih edenler...
ALLAH korusun...


2- Birinci yüz :
Şerîat-ı Muhammedîyye yüzü: öze ve içe giriş kapısı olan yüzdür.
Tavaf kırmızı çizgisinde kulluk yürüyüşü burda başlar ve İbrâhim (aleyhi's-selâm) atamızın namazgahı (musalla: sall olan, sıla yolu) burdadır.
Bu yüzde söz, i'tikad ve teslimiyet esastır. Kapısına tutunan rahatsız edilemez ve müstelzim (istilzam eden, gerektiren) yeri olup "Beynehu, Beynallah...
Kul RABB'ısıyla..." İmam burada cemâate imâmlık yapar. Tavafın başlangıç noktası ve bitiş noktası aynı noktada buluşur ve buradadır.
Başlangıç Fâtihası (anahtarı) dır. Şartû'l-Şarttır.
Tavaf şükür namazı bu bölgede kılınır v.s. Kâbetullah ile birebir örtüşür...


3- İkinci yüz :
Tarikat-ı Muhammedîyye yüzü: Hicr-i İsmail (aleyhi's-selâm)'ın bulunduğu yön ve yüz: İsmail (aleyhi's-selâm)'ın ve annesi Hacer Annemiz’in hicret hücresi (kabr-i şerîfleri) buradadır.
Etrafı duvarla çevrili, Kâbe'nin içi sayılan, namaz kılınıp, tavaf geçişi yapılmayan yerde yatmaktalar...


Hicr: ayrılık ve hicrandır.
Hicret böyle...
Halkın rastgeleye yaptıklarından ayrılıp Tarikat-ı Muhammedîye olan Fırka-i Naciye yoluna hicret etmek...
Kâbe'nin semâsından Altın Oluktan akan Sûnnet-i Seniyye ile arınıp durunup amel-i sâlihi, aynı zamanda Abdullah da olan Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) gibi işlemek...
Ciddî ve samimî gayret etmek...
İsmail (aleyhi's-selâm)'ın kulluk tatbikatını (kurbanlığını) Kur'ân-ı Kerîm'den dinlemek...
Teslimiyyeti ve istikameti Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in atasından ve aslından almak...
Kim kime kurban...
Kesen kim, kesilen kim ve kestiren kim?.
Kimlik kimliği?
Bunları gerçekten âcizâne zevkler olarak arzediyorum.
Maksad Muhabbetullah...
Ve Muhabbet-i Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)...
Duyuş, uyuş ve anlayış inceliği...


4- Üçüncü yüz :
Mârifet-i Muhammedîyye yüzü:Rükn-i Yemâni yönü: zâhirinde yemenliler tarafı dense de bâtının da Ashab-ı Yemin rüknû denmesi de doğrudur. Rûkn: sağlam olan taraf, esas ve temel direk anlâmınadır ki Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in ahlâk sahası olup gerçek ve uygundur. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in selâmladığı boz taş buradadır. Selâm ve selâmet, ahlâk ve muhabbet meydanı!


5- Dördüncü yüz :
Hakikat-ı Muhammedîyye olup Hacerü'l-Esved'in bulunduğu yüz ve yöndür. Hâller âlemidir ki hâl sahibi ile RABB'ısı arasındaki sırdır.
Sır simgesi olan Hacerû'l-Esved: simsiyah taş, Nûr-u Muhammed rengi olup kendisinden başka renkleri yutup yok edici Ahmedîyyet sırrıdır.
Sırr-ı Süveydâ derler... Karadelik...
Bu bölümde hacıların duası Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'inki ile buluşur ve:
"Allahümme rabbenâ atinâ fid-dünya haseneten ve fi'l-âhirei haseneten vaki'nâ azabbe'n-nar ve edhilne'l-cenneti mâel ebrâr. Yâ Azîzü yâ Gaffâr yâ Rabbe'l-âlemin...: ALLAHım! RABB'ımız! Dünyada iyilikler ver ve âhirette de iyilikler ver, ve ateşin azabından bizi koru ve iyilerle (Ebrâr) birlikte cennete girdir. Yâ Azîz (gücü yeten) yâ Gaffâr (çok bağışlayıcı) yâ Rabbü'l-âlemin..." deriz biz hepimiz...
Biz Muhammedîyiz...
Tevhid Tavafı tamamlandı.-illâhe-illâ-ALLAH oldu.
İlim, İrade, İdrak ve İştirak...


6- Üst yüz (tevhidî tavan) :
Lûtf-ü-ikrâm ve ihsân semâsı, İlliyyin.
İşte bu âlemin Kâbetullahı Beytullah'dan başka İlliyyînde, 7 kat semâda 7 Kâbe...
Beytû'l-Ma'mur, Beytû'l-İzzet.....
Ve sonrasında Beytû'l-Arş....
Kulluk kâbemizin tabanından aşağısı, şeytânın altına düşmek (Firavunluk) iken, tavanı ise Halifetullah oluştur...
Ve diğer letâiflerimizi bu uğurda kullanmayı ALLAHÜ ZÜ'L-CELÂL BİZe de nâsib etsin...
Âmin...



7- Öz (iç) yüzü :

AKDES noktasına (merkeze) kadar iç içe geçmiş olan fuad, lüb, lübbü'l-lüb ve Akdes...
Bunlar böyledir diye hükmetmiyoruz, zevk ediyoruz zevk...

Zevk: tadmak kökündendir. "Küllü nefsûn zaikatû'l-mevt: her nefs ölümü tadacaktır..." hükmündeki zevkten. Zûhûratı zevk ediyoruz...

Hani elektrik gelmiş gibi Nûr-u Muhammed'e kavuşunca Hakk'a ve hayra uyanmıştık ya...
Kulluk Kâbe'mizin (Benlik Kâbesi değil) merkezinde Mûezzin-i Mutlak Muhammed aleyhi's-selâm:
Tevhidî teblig, tenzir ve tebşir ezânını okuyor ve dinliyoruz can kulağımızla.
Âcizâne arza azmettiğim şekil ve şart içinde zâhir ve bâtın kulluk Kemâlât Kâbemizin merkezinde, her şey ve herkeste, her zaman, her yer ve her hâlde okunmakta olan ezelî ezânı şimdinin Şe'enullah'ında Sahibinin ve Sahibimizin sesinden dinleyelim, duyalım ve uyalım, İnşâallahu Tealâ...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 15 Haz 2009, 07:45 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
kul ihvani yazdı:
Resim


ZEVK 1129

Ezel-ebed bağsız bağım, öyle bağlıyım ki sana
Ben mihrab-YÂR mihman imiş, can içinde şu cihana
Sekiz köşe KÂBE-Tevhid, bilye gibi AŞK, İhvâni
“Yok” ol git! “VAR”ında var ol! Aşkın bahası bahana…

26.06.1995 14:13

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 15 Haz 2009, 07:46 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
Alıntı:
KÂBE’M…

Sürünüp yerden gelseydim
Arsız alnımı delseydim
Eriyip aka bilseydim
Altın Oluğundan Kâbe’m…


HAKK’ın Halkı herkes burda
Sonsuzdan gelen ses burda
Ciğer dolu nefes burda
Seher soluğundan Kâbe’m…


Aşk aklımız uçuracak
Korlu ateş içirecek
Sırr-Sıratın geçirecek
İğne deliğinden Kâbe’m…


Kara Taş aşkın âhidi
Var-Birdir vuslat Vâhidi
Tanırsın tahkik tevhidi
Derviş kılığında Kâbe’m…


Dost’a Dost ebed Dilberi
Severiz ezelden beri
Kul İhvâni aşk neferi
Hizmet Bölüğünden Kâbe’m…

17.05.1989 19:24


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 15 Haz 2009, 07:49 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8780
Konum: BURSA
kul ihvani yazdı:
Resim
KÂBE!!

Diz çök Dostum, Dost dergâhı burası
Var ise yürekte Yâr’in yâresi
Anlatayım anla Kâbe neresi
Akıl verip, aşkı aldığımız Yer


“Bir” inden bellidir bin bir kerresi
Temâşa turunda dönen kürresi
Kâinâtın kalbi, özü-zerresi
Damlada deryaya aldığımız Yer…


Ağyârin beyhude yükün döktüğü
Âşıkların aşkın pasın söktüğü
Mecnun’un Leylâ’ya dizin çöktüğü
Sevdâ Sazımızı çaldığımız Yer…


Varımız-Yoğumuz huzura yayıp
Tevhidî Tavafın sa’y edip sayıp
Elest ü Mahşeri birlik yaşayıp
Hayrette-dehşette kaldığımız Yer…


Soyunup her şeyin giyip kefenin
Hesabını görüp can ile tenin
Gönlünden geçip de Resûlü Ekrem’in
Seyrimiz Subhân’a saldığımız Yer…


Sanki İsrafil’in Sûru inleyen
Âlem ü Efradı aşka ünleyen
Dost’un diyarında Dost’u dinleyen
Gönül kulağımız deldiğimiz Yer…


Biçâre baş açık-ayaklar yalın
Dikişsiz-nakışsız hâk olmuş hâlın
Evvel-Âhir bize emanet olanın
Hesaba-huzura geldiğimiz Yer…


Gönül perdelerin yolan Mevlâ’mız
Boşaltan Mevlâ’mız- dolan Mevlâ’mız
Daima Dost’uyla olan Mevlâ’mız
“Halaka Namazın” kıldığımız Yer…


Bir yeni başlangıç bitenin sonu
Devran-Seyran-Cevlan-Hayran oyunu
Her nefes yaşayıp “Kün feyekûn” u
Halk ile HAKK kimmiş bildiğimiz Yer…


Kırk düğüm derdiyle bağ boğazımız
Çileyle çözülen alın yazımız
Tevbe-y-i Nasuh’a açıp ağzımız
Dili dilim dilim dildiğimiz Yer…


Azîz-Celîl olan RABB’ımız kurtar
Dirimiz devâdır-ölümüz murdar
Mir’at-ı Muhabbet Ahmed ü Muhtar
Aşkın aynasını sildiğimiz Yer…


Âşıklar Âlemin pâyitahtımız
Kesretin içinde Vahdet bahtımız
“Kara Taş” ta yenileyip ahdımız
Yeniden “Mükerrem” olduğumuz Yer..


Meydan-ı Mahşere serip soframız
Kibrimiz-cehlimiz-caka-taframız
Boşaltıp sîneden sahte saframız
Saf ALLAH Aşkıyla dolduğumuz Yer..


Aşk ile âlemler atlayan tohum
Birini bin bire katlayan tohum
Alınan nefesle çatlayan tohum
Verilen nefesle solduğumuz Yer..


Mukaddes mekânda her an çağlayan
Kor ateştir derunumuz dağlayan
Tevhid-i Tahkiktir Yâr’e bağlayan
Ağyârle ipimiz yolduğumuz Yer..


ŞAH olan kendisi, şâhidi İnsanı
Vermiştir emrine cümle cihanı
Şe’en-i Şah Şehri, zamanın anı
Her nefeste doğup-öldüğümüz Yer…


Kerem şen-şâdüman Aslı ileyle
Ayrılık ah ile – Birlik bileyle
Cevr-i Cihanını çarpıp çileyle
Toplayıp-çıkarıp- böldüğümüz Yer…


Rükn-i Yemanî’de kavlimiz kurup
Hacerü’l Esved’e başımız vurup
Nâr ü Nûr arası Sırat’ta durup
Korkuda umudu bulduğumuz Yer…


Tafsilat tevatür tahta ata binip
Yolun yokuşunda izinsiz inip
Karga kılığında kartal geçinip
İhvâni’m hâline güldüğümüz Yer…


07.05.1989 23:24
Rmzn Byrm 2
Aksry-Byşhr..

Beyhude : f. Boşuna. Boş yere. Faydasız.

Hâk : f. Toprak. Turab.(Hâk ol ki, Hüdâ mertebeni eyleye âli.Tâc-ı ser-i âlemdir o kim hâkk-ı kademdir.)

Halaka Namazı : Kâbe’de dairesel safla kılınan namaz.

Tevbey-i Nasuh : Sâdık tevbe. Nasuh tevbesi. Rücu' ettiği günaha bir daha dönmemek veya tevbe eylediği günahı bir daha yapmamak için kasd ve niyet etmek ve bunda tam kararlı olmak.

Murdar : f. Pis. Kirli. Mülevves. Temiz olmayan. * İslâmiyetin gösterdiği kaidelere uygun olmıyarak kesilmiş hayvan.

Mükerrem : Hürmet ve tâzim edilen. İkram olunmuş. Muhterem. Kerim olan.(İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor. Bazan batıl eline gelir, Hak zannederek koynunda saklar. Hakikatı kazarken, ihtiyarsız, dalâlet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor. Mek.)

Tafsilat
: Etraflı olarak bildirmek. * Açıklamak, şerh ve beyan etmek. İzah etmek.

Tevatür : Kuvvetli haber. * Müteaddid şeyler birbiri ardınca zâhir olmak. * Bir hususun söylenmesi hemen herkesin ağzında olup, gezmek. Şâyia.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 16 Haz 2009, 20:01 
Çevrimdışı
Aktif Üye
Aktif Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 145
Resim

KUL İHVANÎ KÂBE SOHBETİ

(.... 2009 Sohbeti Devamı)


ZEVK 3619

Bıçak gibi Birden-Keskin-Gizli-Sessiz-İnce Sızı
DİŞ gibi Sökmek istiyor, CAN SALLadı Kalb Hırsızı
Şerit gibi geldi-geçti, panikle baktım ÖMRüme
Ne Korktum ne de üzüldüm, yaşadım yapayalnızı!..


18.05.09 18:58
10x10.y.hsthn..



Şerit gibi geldi-geçti panikle baktım ömrüme!
Ne korktum nede üzüldüm yaşadım yapayalnızı!
işte Hacerimizin anamızın canımızın Hacer Kuyumuzun Zemzem Zevkimin Er Rahîm Er Rahmân mememizin Er Rahîm kuyusunun zemzeminden içmekteyiz gittiğimizde.
Ne güzel değimli harikadır hepsinin bir kuyusu vardır!


Hepsinin Eyyub Aleyhisselâm’ın de vardır.
Yusuf Aleyhisselâm’ın da vardır onunda vardı.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve selemin de vardır!
Vardır da vardır.
Ve her Kuyunun Suyu vardır!
Her Kuyunun Kovası vardır, İpi vardır, Çekeni Çektireni vardır!
Bizim Hacerimiz, HaCERRü’l- Esvedimiz, Kara-Sevdâ Taşımız bir âlemdir!
Esved kapkara demektir.
Sevdâdır Türkçesi çoğulu yani söyleniş tarzıdır Esved.



ZEVK 3620

Yanar dağlar gibi kalbim, göz yaşım yüzüm yakıyor
Aldırmasam de ne çıkar, alevsiz ATEŞ akıyor
Bu bir çile Kara Sevdâ, içe saplı Diş Ağrısı
Göz-Gönül SENin Sevgilim! Canın Canıma BAKıyor!..


18.05.09 19:18

Yazılmış ama yayınlanmamış bir zevk.
Şunu demek istiyorum bütün bunlar bizdedir.
Bizde de bir kuyu vardır
Bizim kuyumuzda da bir Yusuf vardır bizim kuyumuzda da zemzem vardır.
Bizim kuyumuz da bir topukla açılır.
Bir bebek topuğuyla açılır.
Bebek kadar saf ve temiz pak pırıl pırıl bir İsmâil gelir açar bizim zemzem kuyumuzu Tarikatta iki topuğuyla vura vura.

Hacer Validemiz döndüğünde bir bakıyor ki pırıl pırıl bir su akıyor.
Diyor ki “Zem! Zem!”
Ne demek zem-zem?
“Z” Arapçada Hakçada sahip oluştur “MiM” Muhammedîye ye sahib oluştur.
Zâhir ve Bâtında Muhammedîye ye sahibliktir iki gözüm Hacc dediğimiz Can ve Cismin Hakikatine ulaşımıdır.
Akıl ve naklin birleşimidir!
Can zâten Nakildir
Cisimdeki zaten akıldır!
HACC olan bunların birleşimidir!
Lâ İlâhe İllallah olan bu bir güzelliktir bu özelliğin güzelliğine ulaşımdır.
Allahuzülcelâl bizi Resûlullah sallallahu ayhi vesellem de BİZ ve BİR etsin!

Tabi şimdi Halim biraz sessiz duruyor amma biraz sonra diyecek ki:
“Hocam iyi de anladım bu Kâbe dediğin şey 6 yüzü 8 köşesi 12 tane kenârı-ayrıtı olan bir kapalı KÜP şekli!
Ama Altı Üstü ne olacak dört yüzü yerleştirdin de!
Dört yüze içerdeki Resûlullah sallallahu ayhi vesellem ezan okudu: “Allahuekber! Allahuekber! Allahuekber! Allahuekber!” dördüne de merkezden!
Yukarısı ve Aşağı ne olacak Kâbe’mizin?”

İki gözüm biz hükmetmiyoruz zevk ediyoruz !
Yukarısı İLLİN aşağısı ESFELİN bu kadar basit!
Üstü İlliyyn altı Esfelin.
Kâbe’nin SEVİYEsini bulamayanlara Kâbe yoktur.
Beytullah yoktur hâşâ!.
Lâ İlâhe İllallah yoktur.
Bu bir “Ey nefsine zulmeden kullarım!” a girer!
Bağışlasın kurtarsın!

Bunlarlada ilgili böyle bir zamanlarda kimle Halimleydi sanırım konuşuldu.
Deli vardır
Zır Deli vardır
Zır zır Deli vardır
Hınzır deli vardır diyor Derbendli Deli Hasan Baba!
Bu zır deli dediğimiz Hınzır-domuz demektir.
Hınzır Arapçada “ha ne za ra” dır.
Nazarı hak olandır.
Hak nazır olandır, hazır nazır!
Kimde Hakkın huzurunda hazır nazırsa bu demektir yani.
Böyle Lâ İlâhe İllallah’ın ortasına oturmak arkasını Kâbe’ye dönüp kendini Firavun zannetmek değildir.
Dosdoğru emrolunduğun gibi dosdoğru geri dönmemektir.
Gabirun olmamaktır.Geriye dönüş yoktur.
Geri dönenler gabirundur Allah korusun.
Evet işte böyle bir çok yere girip çıktık Kâbe ile ilgili konuştuk.
Tevhid esasını çünkü Lâ Makamıdır Şeriat Makamı, İlâhe Makamıdır Tarikat Makamı!

Çünkü Lâ yı bize ancak İLİM öğretir Beden Âlemidir Şeriat Âlemidir Kâbe’nin bu yüzüdür İbrahîm Aleyhisselâm buradadır.
Burada dört tane kuşu çağırır dört tane keser.
Burada cehenneme girer çıkar
Burada her şeyler olur burada HaCERR olur!
Burada Sara’lar olur, kıyametler kopar!
Burada Makam-ı Musalla vardır!
Burada çok şey vardır, burası çok âlem bir yerdir!
Şeriattır, Beden Âlemidir, Cisim Âlemidir ve güzel bir yerdir.
Muhakkak olması gerekir ilkokul gibidir.
Mutlaka olması şarttır vs. burası güzel bir yerdir.

Tarikat, orta okul gibidir harikadır Edeb Âlemidir!
Kendine mahsus özellikleri güzellikleri vardır.
Burada buldurulur bildirenler buldurulur!
Burada hayal kalkar hakikata dönüşür!
Allah hepimize hayırlar versin bizi bağışlasın, ellerimizi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem elinde eli olanlarla BİZ ve BİR etsin!
Bizi korusun, nefsimizden korusun, nefsimizin yanlışa düşmesinden kötülükten korusun!
Kötülüğünden değil, nefis kötü değildir!
Nefis cennete girecek olandır.
Hâşâ yani nefse kötü söylemek çok kötüdür.
Nefs-i Emmârede öyle!
Nefs-i Emmâreyi şeytanın eline verirsen ŞER Emredici olursun!
Ama Allahuzülcelâl’in EMRine verirsen Allah’ın emrini tutan olursun!
O da Nefs-i Emmâredir ama birisi Hizbullah’tadır birisi Hizbuşşeytan dadır!.

Bizim Türkiye de maalesef vur dedin mi öldürür!
Haram dedin mi yasak demektir.
Halbuki haram, hürmet edilen demektir tam tersine.
Ceza dedin mi doğru cehenneme götürür.
Halbuki cennete de girmenin karşılığı cezadır Arapça da.
Çünkü yanlış alışkanlıklardır.
Mesela “Meryem Aleyhasselâm” dedim diye bana Siirtli Hocam gücenmişti. Niye dedim hocam kendisi Arapçayı bilir ana dili çünkü.
“Peygamberlere kullanılıyor!” dedi.
“Ne demek hocam “aleyhasselâm” bir kadın için “Allah’ın selâmı senin üzerine olsun!” demektir dedim.
O zaman sana: “Muhammed Sıdık Hocam Aleyhisselâm!” desem diyemez miyim dersin?” dedim.
“Neden Meryem Anama diyemezmişim?” deyince.
“Câhiller böyle anlar diye!” dedi.
Câhillerin yüzünden biz hiç mi konuşmayacağız!
Ben Barboros’a Allahın selâmı ona olsun!” diyemeyecek miyim?
“Allah’ın selâmı sizin üzerinize olsun!” demek Türkçesi!
Neden Arap böyle deseydi böyle derdi zâten bizim Türkiye’de Aleyhisselâm peygambere söylenir başkasına söylemek günahtır vay vay vay …
Bu kadar katmerli cehâlet mi olur Allah’ın Selâmı hepimizin üzerine olsun! Zâten selâmı üzerimize olmasaydı biz selâmet mi bulurduk!
Dünya da duramayız ki Darü’s- Selâm görüntüsüdür Dünya!
Zıttıdır-Zâhiridir yani bunun için diyor orda kiler: “Allah Allah bu orda yediğimizin aynısı!” diyecekler.
Yani böyle âyetler var demek istiyorum ki Zâhir ve Bâtın aynı şeyin iki yüzüdür.
Arada ki perde AKILdır!
Akıl kendi sırrını sildiği zaman cam camlaşır, dışarı birleşir!
Allahu Nuru’s- semavati ve’l-ard….
Her ne görüyorsanız yerde gökte Allah’ın nuru dur.
Allah her şeyi yutmuştur dışarıda afakta kürenin dışı yani merkeze inerseniz Habli’l- Veriden şah damarından da yakin
Rabbülâlemin vardır!
“Kün ol!” demek “Ol!” derse olur her şey!
İçerde enfüs böyledir içerde, dışarıda böyle!
Benim öyle zevklerim vardır hangi zamanlar bilmiyorum ama:
“Ben şaştım sana içerde böyle dışarıda böyle beni nere soktun sen ben nerdeyim?” diye!
Doğrudur dediğim yani doğrudur işte!
Bütün bunlar sınırları koruyarak!
Hırsızlara uymak zorunda değiliz!
Akıllara da uymak zorunda değiliz!
Kime uyacağız?
Resûlullah sallallahu ayhi vesellem’e.
O kadar basit bizim akılla akılsızlıkla işimiz yok!
Biz neyimiz varsa, fincanımız mı var fincanımızla Resûlullah sallallahu ayhi vesellem Efendimiz’in çeşmesine koşarız!
Kazanımız mı var kazanla koşarız!
Herkes in neyi varsa onunla koşar, herkes doldurdu mu kabını hepimiz aynı SEVİYEdeyiz.
Kaplarımız dolu ya azlık çokluk bizim nemize gerek!
Nedir yani fazlalık ve eksiklik şeytan işidir!
SEVİYE Muhammed Aleyhisselâm işidir.
Hep söylüyorum bizde çok yanlış öğretimler var.
Biz kardeşlerimizi bundan, kendimizi temizleyemiyoruz ki onları temizleyelim geçmişin bulaşıklarından siz bilir misiniz bak orda köylü olanlar bilebilir.
Katiyyen sirke küpüne bozacak şey koyamazsınız çünkü sirkeyi içine emmiştir o küp!
Çünkü bozar onları ne koyarsanız koyun mahveder yani peynir basamazsınız yağ koyamazsınız!
Yani çok zor demek istiyorum bu!
Bu bakımdan bu alışkanlıklardan nasıl vaz geçeçeğiz?
Bizim eski alışkanlıklarımızdan o öyle diyor bu böyle diyor.
Ona uyalım buna mı uyalım ne zaman Resûlullah sallallahu ayhi vesellem’i
DUYup-Uyacağız?
Kur’ân-ı kerimi Resûlullah sallallahu ayhi vesellem’in mubarek ağzından DUYacağız da fiilen yaptığı işlere Uyacağız?

İşte bu bu Muhammedî Şuuru Nuru Sururu Onuru
BİZ hepimiz BİRlikte bir bedenin içinde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yüreğinde toplanarak yapmamız gerekir!
Bu Kâinât kevseri dir Muhammed Aleyhisselâm’ ın.
Şartı yoktur emin hepimiz biliyoruz ki şartı yoktur hep söylüyorum hadisler vardır âyetler vardır.
Dünyanın en kötü kadını her şeyi yapmış bir kadını, Resûlullah sallallahu ayhi vesellem’in adına hangimizin kapısını çalsa, BİZ Muhammedî Şuur içerisinde diyeceğimiz tek şey vardır:
“Siz Fatmatü’z -Zehra Annemiz, Bacımız mı olmaya geldiniz?
O zaman Habibullah Aleyhisselâm Hamamında güzelce bir yıkanın tertemiz olun!
Hastaysanız Habibullah Hastahânesinde rahatsızsanız bir tedavi edelim!
Açsanız Ahmed Aleyhisselâm Aş Evinde bir karnınızı doyurun!
Sonra gelin: “Lâ İlâhe İllallah Muhammeder Resûlullah!” BİZ BİR likte diyelim!” deriz inşâallah!
Resûlullah sallallahu ayhi vesellem’de böyle yapmıştı!
Kapısını çalana: “Kızım mı olmaya geldin!” buyurup hiç hesaba oturmamıştır.
Neden?
Çünkü “Tevvab┠olan Allah dır.
Hesabı, O kimseyi Yaratan soracaktır.
Biz ne Müfettişiz ne Müftüyüz!
İyi-Kötü diye söylediğimiz şeyler İŞlerinden dolâyı bu adamların kendilerine değildir.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yolundan saptırıcılık yaptıkları içindir!
Dikkat etmek içindir!
Böyle olmayalım demek içindir!
Açıktır âyetlerle hadislerle yapılmaması gereken şeyler.
Biz neyi yaptığımızı anlamadan “Biz Muhammedîyiz!” ne demek öyle?
Nasıl Muhammedîyiz?
Herkes Muhammedî!
Evet herkes Muhammedî, Resûlullah sallallahu ayhi vesellem’in;
İnancını BİLirse,
Amelinde BULursa
Ahlâkında OLursa
Hâllerini YAŞArsa gerçekten Muhammedî dir.
Bütün bu güzellikleri inşallah BİZ Resûlullah sallallahu ayhi vesellem Efendimizin gerçekten yürekte oğulları kızları olarak BİRlikte yapalım!
Allah’ın izni ve inâyetiyle.
Allahuzülcelâl bizi hakta ve hayırda BİZ ve BİR etsin inşâallah….


Es Selâmüaleyküm..
Muhammedî Muhabbetlerimle..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 17 Haz 2009, 08:55 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 724
Konum: Gelsenkirchen Almanya
HAK İLE ALLAH I BULUP
KABENİN NURUYLA DOLUP
ARAFATTA AK PAK OLUP
SEYREDELİM CEM-ALİ-Nİ....

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 17 Haz 2009, 08:56 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 724
Konum: Gelsenkirchen Almanya
AŞK EHLİNE AKIL ERMEZ
ARAFATTAN BİLKİ İNMEZ
BEYTULLAH TAN GERİ GELMEZ
NE HOŞTUR SULTAN İLLERİ....

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 17 Haz 2009, 08:57 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 724
Konum: Gelsenkirchen Almanya
AB-I HAYAT YURDU BURA
DERTLERİN DERMANI BURDA
MUHAMMED İN DİYARIDIR
BURAM BURAM HAYY AT BURDA

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 17 Haz 2009, 08:58 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 724
Konum: Gelsenkirchen Almanya

CAN AHMED İN DİYARINDA
MANA AKAR HER BİR YANDA
GÜL KOKUSUN ALAN BURADA
NASiBiNi AŞK TAN ALA....

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 17 Haz 2009, 08:59 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 724
Konum: Gelsenkirchen Almanya
NURTEN SANA HAYRAN OLDU
AŞKINLA YANDI KAVRULDU
KÜLLERİN RÜZGAR SAVURDU
OL AN HAYY AT İLE DOLDU.....

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 21 Haz 2009, 11:20 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8780
Konum: BURSA
canan yazdı:
Resim

KUL İHVANÎ KÂBE SOHBETİ

(.... 2009 Sohbeti Devamı)


ZEVK 3619

Bıçak gibi Birden-Keskin-Gizli-Sessiz-İnce Sızı
DİŞ gibi Sökmek istiyor, CAN SALLadı Kalb Hırsızı
Şerit gibi geldi-geçti, panikle baktım ÖMRüme
Ne Korktum ne de üzüldüm, yaşadım yapayalnızı!..


18.05.09 18:58
10x10.y.hsthn..



Şerit gibi geldi-geçti panikle baktım ömrüme!
Ne korktum nede üzüldüm yaşadım yapayalnızı!
işte Hacerimizin anamızın canımızın Hacer Kuyumuzun Zemzem Zevkimin Er Rahîm Er Rahmân mememizin Er Rahîm kuyusunun zemzeminden içmekteyiz gittiğimizde.
Ne güzel değimli harikadır hepsinin bir kuyusu vardır!


Hepsinin Eyyub Aleyhisselâm’ın de vardır.
Yusuf Aleyhisselâm’ın da vardır onunda vardı.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve selemin de vardır!
Vardır da vardır.
Ve her Kuyunun Suyu vardır!
Her Kuyunun Kovası vardır, İpi vardır, Çekeni Çektireni vardır!
Bizim Hacerimiz, HaCERRü’l- Esvedimiz, Kara-Sevdâ Taşımız bir âlemdir!
Esved kapkara demektir.
Sevdâdır Türkçesi çoğulu yani söyleniş tarzıdır Esved.



ZEVK 3620

Yanar dağlar gibi kalbim, göz yaşım yüzüm yakıyor
Aldırmasam de ne çıkar, alevsiz ATEŞ akıyor
Bu bir çile Kara Sevdâ, içe saplı Diş Ağrısı
Göz-Gönül SENin Sevgilim! Canın Canıma BAKıyor!..


18.05.09 19:18

Yazılmış ama yayınlanmamış bir zevk.
Şunu demek istiyorum bütün bunlar bizdedir.
Bizde de bir kuyu vardır
Bizim kuyumuzda da bir Yusuf vardır bizim kuyumuzda da zemzem vardır.
Bizim kuyumuz da bir topukla açılır.
Bir bebek topuğuyla açılır.
Bebek kadar saf ve temiz pak pırıl pırıl bir İsmâil gelir açar bizim zemzem kuyumuzu Tarikatta iki topuğuyla vura vura.

Hacer Validemiz döndüğünde bir bakıyor ki pırıl pırıl bir su akıyor.
Diyor ki “Zem! Zem!”
Ne demek zem-zem?
“Z” Arapçada Hakçada sahip oluştur “MiM” Muhammedîye ye sahib oluştur.
Zâhir ve Bâtında Muhammedîye ye sahibliktir iki gözüm Hacc dediğimiz Can ve Cismin Hakikatine ulaşımıdır.
Akıl ve naklin birleşimidir!
Can zâten Nakildir
Cisimdeki zaten akıldır!
HACC olan bunların birleşimidir!
Lâ İlâhe İllallah olan bu bir güzelliktir bu özelliğin güzelliğine ulaşımdır.
Allahuzülcelâl bizi Resûlullah sallallahu ayhi vesellem de BİZ ve BİR etsin!

Tabi şimdi Halim biraz sessiz duruyor amma biraz sonra diyecek ki:
“Hocam iyi de anladım bu Kâbe dediğin şey 6 yüzü 8 köşesi 12 tane kenârı-ayrıtı olan bir kapalı KÜP şekli!
Ama Altı Üstü ne olacak dört yüzü yerleştirdin de!
Dört yüze içerdeki Resûlullah sallallahu ayhi vesellem ezan okudu: “Allahuekber! Allahuekber! Allahuekber! Allahuekber!” dördüne de merkezden!
Yukarısı ve Aşağı ne olacak Kâbe’mizin?”

İki gözüm biz hükmetmiyoruz zevk ediyoruz !
Yukarısı İLLİN aşağısı ESFELİN bu kadar basit!
Üstü İlliyyn altı Esfelin.
Kâbe’nin SEVİYEsini bulamayanlara Kâbe yoktur.
Beytullah yoktur hâşâ!.
Lâ İlâhe İllallah yoktur.
Bu bir “Ey nefsine zulmeden kullarım!” a girer!
Bağışlasın kurtarsın!

Bunlarlada ilgili böyle bir zamanlarda kimle Halimleydi sanırım konuşuldu.
Deli vardır
Zır Deli vardır
Zır zır Deli vardır
Hınzır deli vardır diyor Derbendli Deli Hasan Baba!
Bu zır deli dediğimiz Hınzır-domuz demektir.
Hınzır Arapçada “ha ne za ra” dır.
Nazarı hak olandır.
Hak nazır olandır, hazır nazır!
Kimde Hakkın huzurunda hazır nazırsa bu demektir yani.
Böyle Lâ İlâhe İllallah’ın ortasına oturmak arkasını Kâbe’ye dönüp kendini Firavun zannetmek değildir.
Dosdoğru emrolunduğun gibi dosdoğru geri dönmemektir.
Gabirun olmamaktır.Geriye dönüş yoktur.
Geri dönenler gabirundur Allah korusun.
Evet işte böyle bir çok yere girip çıktık Kâbe ile ilgili konuştuk.
Tevhid esasını çünkü Lâ Makamıdır Şeriat Makamı, İlâhe Makamıdır Tarikat Makamı!

Çünkü Lâ yı bize ancak İLİM öğretir Beden Âlemidir Şeriat Âlemidir Kâbe’nin bu yüzüdür İbrahîm Aleyhisselâm buradadır.
Burada dört tane kuşu çağırır dört tane keser.
Burada cehenneme girer çıkar
Burada her şeyler olur burada HaCERR olur!
Burada Sara’lar olur, kıyametler kopar!
Burada Makam-ı Musalla vardır!
Burada çok şey vardır, burası çok âlem bir yerdir!
Şeriattır, Beden Âlemidir, Cisim Âlemidir ve güzel bir yerdir.
Muhakkak olması gerekir ilkokul gibidir.
Mutlaka olması şarttır vs. burası güzel bir yerdir.

Tarikat, orta okul gibidir harikadır Edeb Âlemidir!
Kendine mahsus özellikleri güzellikleri vardır.
Burada buldurulur bildirenler buldurulur!
Burada hayal kalkar hakikata dönüşür!
Allah hepimize hayırlar versin bizi bağışlasın, ellerimizi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem elinde eli olanlarla BİZ ve BİR etsin!
Bizi korusun, nefsimizden korusun, nefsimizin yanlışa düşmesinden kötülükten korusun!
Kötülüğünden değil, nefis kötü değildir!
Nefis cennete girecek olandır.
Hâşâ yani nefse kötü söylemek çok kötüdür.
Nefs-i Emmârede öyle!
Nefs-i Emmâreyi şeytanın eline verirsen ŞER Emredici olursun!
Ama Allahuzülcelâl’in EMRine verirsen Allah’ın emrini tutan olursun!
O da Nefs-i Emmâredir ama birisi Hizbullah’tadır birisi Hizbuşşeytan dadır!.

Bizim Türkiye de maalesef vur dedin mi öldürür!
Haram dedin mi yasak demektir.
Halbuki haram, hürmet edilen demektir tam tersine.
Ceza dedin mi doğru cehenneme götürür.
Halbuki cennete de girmenin karşılığı cezadır Arapça da.
Çünkü yanlış alışkanlıklardır.
Mesela “Meryem Aleyhasselâm” dedim diye bana Siirtli Hocam gücenmişti. Niye dedim hocam kendisi Arapçayı bilir ana dili çünkü.
“Peygamberlere kullanılıyor!” dedi.
“Ne demek hocam “aleyhasselâm” bir kadın için “Allah’ın selâmı senin üzerine olsun!” demektir dedim.
O zaman sana: “Muhammed Sıdık Hocam Aleyhisselâm!” desem diyemez miyim dersin?” dedim.
“Neden Meryem Anama diyemezmişim?” deyince.
“Câhiller böyle anlar diye!” dedi.
Câhillerin yüzünden biz hiç mi konuşmayacağız!
Ben Barboros’a Allahın selâmı ona olsun!” diyemeyecek miyim?
“Allah’ın selâmı sizin üzerinize olsun!” demek Türkçesi!
Neden Arap böyle deseydi böyle derdi zâten bizim Türkiye’de Aleyhisselâm peygambere söylenir başkasına söylemek günahtır vay vay vay …
Bu kadar katmerli cehâlet mi olur Allah’ın Selâmı hepimizin üzerine olsun! Zâten selâmı üzerimize olmasaydı biz selâmet mi bulurduk!
Dünya da duramayız ki Darü’s- Selâm görüntüsüdür Dünya!
Zıttıdır-Zâhiridir yani bunun için diyor orda kiler: “Allah Allah bu orda yediğimizin aynısı!” diyecekler.
Yani böyle âyetler var demek istiyorum ki Zâhir ve Bâtın aynı şeyin iki yüzüdür.
Arada ki perde AKILdır!
Akıl kendi sırrını sildiği zaman cam camlaşır, dışarı birleşir!
Allahu Nuru’s- semavati ve’l-ard….
Her ne görüyorsanız yerde gökte Allah’ın nuru dur.
Allah her şeyi yutmuştur dışarıda afakta kürenin dışı yani merkeze inerseniz Habli’l- Veriden şah damarından da yakin
Rabbülâlemin vardır!
“Kün ol!” demek “Ol!” derse olur her şey!
İçerde enfüs böyledir içerde, dışarıda böyle!
Benim öyle zevklerim vardır hangi zamanlar bilmiyorum ama:
“Ben şaştım sana içerde böyle dışarıda böyle beni nere soktun sen ben nerdeyim?” diye!
Doğrudur dediğim yani doğrudur işte!
Bütün bunlar sınırları koruyarak!
Hırsızlara uymak zorunda değiliz!
Akıllara da uymak zorunda değiliz!
Kime uyacağız?
Resûlullah sallallahu ayhi vesellem’e.
O kadar basit bizim akılla akılsızlıkla işimiz yok!
Biz neyimiz varsa, fincanımız mı var fincanımızla Resûlullah sallallahu ayhi vesellem Efendimiz’in çeşmesine koşarız!
Kazanımız mı var kazanla koşarız!
Herkes in neyi varsa onunla koşar, herkes doldurdu mu kabını hepimiz aynı SEVİYEdeyiz.
Kaplarımız dolu ya azlık çokluk bizim nemize gerek!
Nedir yani fazlalık ve eksiklik şeytan işidir!
SEVİYE Muhammed Aleyhisselâm işidir.
Hep söylüyorum bizde çok yanlış öğretimler var.
Biz kardeşlerimizi bundan, kendimizi temizleyemiyoruz ki onları temizleyelim geçmişin bulaşıklarından siz bilir misiniz bak orda köylü olanlar bilebilir.
Katiyyen sirke küpüne bozacak şey koyamazsınız çünkü sirkeyi içine emmiştir o küp!
Çünkü bozar onları ne koyarsanız koyun mahveder yani peynir basamazsınız yağ koyamazsınız!
Yani çok zor demek istiyorum bu!
Bu bakımdan bu alışkanlıklardan nasıl vaz geçeçeğiz?
Bizim eski alışkanlıklarımızdan o öyle diyor bu böyle diyor.
Ona uyalım buna mı uyalım ne zaman Resûlullah sallallahu ayhi vesellem’i
DUYup-Uyacağız?
Kur’ân-ı kerimi Resûlullah sallallahu ayhi vesellem’in mubarek ağzından DUYacağız da fiilen yaptığı işlere Uyacağız?

İşte bu bu Muhammedî Şuuru Nuru Sururu Onuru
BİZ hepimiz BİRlikte bir bedenin içinde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yüreğinde toplanarak yapmamız gerekir!
Bu Kâinât kevseri dir Muhammed Aleyhisselâm’ ın.
Şartı yoktur emin hepimiz biliyoruz ki şartı yoktur hep söylüyorum hadisler vardır âyetler vardır.
Dünyanın en kötü kadını her şeyi yapmış bir kadını, Resûlullah sallallahu ayhi vesellem’in adına hangimizin kapısını çalsa, BİZ Muhammedî Şuur içerisinde diyeceğimiz tek şey vardır:
“Siz Fatmatü’z -Zehra Annemiz, Bacımız mı olmaya geldiniz?
O zaman Habibullah Aleyhisselâm Hamamında güzelce bir yıkanın tertemiz olun!
Hastaysanız Habibullah Hastahânesinde rahatsızsanız bir tedavi edelim!
Açsanız Ahmed Aleyhisselâm Aş Evinde bir karnınızı doyurun!
Sonra gelin: “Lâ İlâhe İllallah Muhammeder Resûlullah!” BİZ BİR likte diyelim!” deriz inşâallah!
Resûlullah sallallahu ayhi vesellem’de böyle yapmıştı!
Kapısını çalana: “Kızım mı olmaya geldin!” buyurup hiç hesaba oturmamıştır.
Neden?
Çünkü “Tevvab┠olan Allah dır.
Hesabı, O kimseyi Yaratan soracaktır.
Biz ne Müfettişiz ne Müftüyüz!
İyi-Kötü diye söylediğimiz şeyler İŞlerinden dolâyı bu adamların kendilerine değildir.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yolundan saptırıcılık yaptıkları içindir!
Dikkat etmek içindir!
Böyle olmayalım demek içindir!
Açıktır âyetlerle hadislerle yapılmaması gereken şeyler.
Biz neyi yaptığımızı anlamadan “Biz Muhammedîyiz!” ne demek öyle?
Nasıl Muhammedîyiz?
Herkes Muhammedî!
Evet herkes Muhammedî, Resûlullah sallallahu ayhi vesellem’in;
İnancını BİLirse,
Amelinde BULursa
Ahlâkında OLursa
Hâllerini YAŞArsa gerçekten Muhammedî dir.
Bütün bu güzellikleri inşallah BİZ Resûlullah sallallahu ayhi vesellem Efendimizin gerçekten yürekte oğulları kızları olarak BİRlikte yapalım!
Allah’ın izni ve inâyetiyle.
Allahuzülcelâl bizi hakta ve hayırda BİZ ve BİR etsin inşâallah….


Es Selâmüaleyküm..
Muhammedî Muhabbetlerimle..



4.6.2. Kulluk Kâbesinde Muhammedî Ezân :

Resim

Bu Kâinatın kuruluş amacı, Muradullah’ın göz bebeği İNSANdır..
Bu Kâinatta aklı olan İNSAN, nakl olan Emrullahı duyar ve uyar...
Bu Kâinatın kuruluş sebebi, Sünnetullah’ın işleyişi kulluk İmtihanıdır..
Bu kâinatın kuruluşta İlk Noktası, Nurullahtan VAR edilen Nur-u Mîm’dir.
Bu Kâinat Âleminde İnsanların tek, eşsiz ve görevli Rehberi Resûlullah (sav)dir.
MERKEZde Habli’l-Verid… Şah Damarı… Nurullah…yakîni Nefs-i Akdes..
MUHİTte küllî şey.. Nu-u Mîm.. Cisimde CANlar cünbüşü...Koskoca Kâinat…
Âlemde olan Âdemdeyken; Âlem Kâbesinin merkezinde, Âdem Kâbesinin Özünde Sahibimizin Sesinden…
Kulluk İmtihanı tercihinde hakkı duyup hayra uyan İNSANların tertemiz Kulluk İmtihanı tercihinde hakkı duyup hayra uyan İNSANların tertemiz Kalb Kâbelerinde;
Bu Sırr Sabahımızda Müezzin-i Mutlak Muhammed Aleyhisselâm’ın Ezel-Ebed Ezânını bir daha duyalım ve uyalım İnşâallah…

Sırr-ı Sıfır sırasıyla :

1- Bedene (kâinâta): ALLAHÜ EKBER
2- Nefse : ALLAHÜ EKBER
3- Kalbe : ALLAHÜ EKBER
4- Ruha : ALLAHÜ EKBER
5- Dünyaya dönük olan Beden ve Nefse : Eşhedü enlâ ilâhe illallah
6- Âhirete dönük olan Kalb ve Ruha : Eşhedü enlâ ilâhe illallah
7- Dünyaya dönük olan Beden ve Nefse : Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah
8- Âhirete dönük olan Kalb ve Ruha : Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah
9- Bedene : Hayye ala's- Salâh: Haydi islâh olmaya gel (teslimiyyet)
10- Nefse : Hayye ala's- Salâh: Haydi islâh olmaya gel (teslimiyyet)
11- Kalbe : Hayye ala'l-felâh: Haydi iflâh olmaya gel (istikamet)
12- Ruha : Hayye ala'l-felâh: Haydi iflâh olmaya gel (istikamet)
13- Beden ve Nefse : Esselâtü hayrün mine'n nevm: Salât uykudan hayırlıdır.
14- Kalb ve Ruha : Esselâtü hayrün mine'n nevm: Salât uykudan hayırlıdır.
15- Beden ve Nefse : ALLAHÜ EKBER
16-Kalb ve Ruha : ALLAHÜ EKBER
17- Beden, nefs, kalb ve ruha (özün özünden: lübbü'l-lüb Akdes'ten):
: ilâhe illâ ALLAH...
Bu muazzam ezânı Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in sesinden duyan, dâvetine elbette canla başla icâbet eder,uyanır ve uyar...
Sorumlu olan ve uyanan Beden – Nefs – Kalb – Ruh…
Dört letâif iş başı yapar...
"Subhanallahi ve bihamdihi subhalallahi'l-Azîm velâ havle velâ kuvete illâ billahi'l-Âlîyyü'l-Azîm..." der.
Hadis-i şerîfte buyurulup açıklandığı gibi:
Azîm olan ALLAHÜ ZÜ'L-CELÂL'i hamd ile tesbih edip aklın anladığı ya da anlamadığı tüm noksanlıklardan uzak bildiğini ve inandığını ilân eder.
Hakka tapmak, hayrı ve hasenâtı (iyilikler) yapmak için gerekli olan;
Yine bâtıla tapmamak, şerri ve seyyiâtı (kötülükler) yapmamak için gerekli olan havl (bâtınî potansiyel güc) ve kuvvet (zâhirî mevcûd güç) ancak Yüce ve Azîm olan ALLAH Tealâ dadır... Ve onun inâyetiyledir..." diyerek kalkar...
Sıla-yı Rahîm Kıyamına dururlar..
El ele gönül gönüle göbek bağları gibi Nebiyyü’l- Ümmî’de,
İlk ve tümünü doğuran ANA da “BİZ” olup,
VARından var eden Rabbülâlemine “BİR” lik yönelişinde,
Bilişir buluşur, oluşur ve Mutlak Şehadeti İmam-ı Mutlak Resûlullah (sav) in Yüce Yüreğinde yaşarlar inşâllah…

Muhammedi Muhabbetlerimle…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 24 Tem 2009, 11:05 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8780
Konum: BURSA
>>>>>> GÖNLÜMÜZÜN SESİ >>>>>> nden!



Resim




ZEVK 971

Altı yüz sekiz köşeli, âşığın Gönül Kâbesi
Çileyle “Bile”ye döner, kalbde Kâinât Kürresi
Her noktası “Vechullah”tır, kıblesi “Kün!” Kul İhvâni
Her noktası Aşk Ayağı, her nokta Tevhid Tepesi…


(her nokta Vahdet zerresi)

06.09.1993 09:56


Vechullah : ALLAH Tealâ’nın Zâtına mahsus oluş yüzü.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 12 Eyl 2009, 22:31 
Çevrimdışı
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 24 Mar 2008, 02:00
Mesajlar: 487
Resim
KÂBE


Dünyanın şerefli ve mukaddes, lâmekânâ, bakan mekânıdır.
Ruhların niyaz ve teveccühü buradan lâmekâna gider..

Lâmekânın, mekânda görünür kapısıdır, bu mübârek yer...
Dualar, arzular orada kabul olunur, huzura oradan gidilir...
Meleklerin, Velilerin toprakta uğrağıdır.
Mirâc-ı Nebi oradan başlamış, nidâ-i Rasûl oradan dünyaya yayılmıştır...
Kelâmullah o topraklarda kalb-i pak-i Rasûle verilmeye başlanmıştır...
Orada her şey sâkin gök insana çok yakındır, o yerde...
Kelâm-ı İlâhinin heybetinden, her zerresi toprağın Allah'ı tesbih etmektedir, o yerde...
Milyonlarca, rızaya koşanların çevrildiği makamdır orası...
Hiç bir an yoktur ki o makam insanla çevrilmemiş bulunsun.
Lâmekânın mekânı Beytullah'tır o yer...
Rasûlün mübarek ayaklarını bastığı, o topraklar, mübarek sadrlarına giren hava, o havadır.
Rahmetin kaynağıdır o makam.
O makama yakından yapılacak hürmette, biraz beşerî korku veya riya gizlenebilir.
Uzaktan yapılacak hürmette ise, havf ve sevgi vardır...
Bundan dolayıdır ki, Rasûlullâh bile, ruh-u muallâlarını, uzakta, Medine'de teslim etmişlerdir.

Rasûle yapılacak hürmet ile Kâbe'ye yapılacak tâzîmin ayrılması murad olduğu içindir bu ayrılık..
Ravza-i Rasûl Kâbede olsaydı hürmet dağılacak, ortaya hürmette ikilik ve kıskançlık çıkacak...
Rasûller tarihi tetkik edilecek olursa, bütün Rasûllerin, Nil, Filistin, Hicaz, Cezire’tül-Arab mıntıkasında ilâhî vahiylerini aldıkları görülür...
Nil, Kudüs, Tur-i Sina, Cebel-i Hıra, Arz-ı Kenan seçkin ve mukaddes yerler olarak taayyün etmişlerdir.
Binlerce mucize, yüzlerce afat-ı ilâhîye taşkın insan kitlelerine çarpmıştır o yerlerde; adeta bu mıntıkalar Kudret i İlâhîye i1e mücadele eden sapkın insan kitlelerine sahne olmuştur...
Lut kavimleri, Sodom ve Gomoreler, Nuh tufanları, Adem ve Havva, Firavun ve Musa vakaları, Ebucehiller, Nemrutlar hep bu mıntıkaları, küfür ve îmânın, hakikat ve dalâletin, çarpışma sahneleri yapmıştır.
Bu hâdiseler murad-ı ilâhî ile vukua gelmiş, beşer dalâletinin, hakikatı ilâhiye karşısında, mezarı olmuştur o yerler...
Dalâlet ve küfürden süzülen beşer oğlu, bu hakikatların tam yerini, bir namaz esnasında, Rasûlün birden bire Kâbe'ye Medine'den teveccüh ederek dönmesi ile bütün bu mukaddes yerler birleşerek Hâtem-ün-nebiyyîn asıl ve esas Kâbe'si son tecelligâh-ı ilâhîsini bulmuştur...

Mucizeler birleşmiş, Ruhlar tevhide bağlanmış, bütün Allah diyenler Kâbe'ye çevrilmiştir.
Cenâb-ın Rasûl'ü, Illiyyîn'e, Mi'rac'da Cebrail kavuşturmuştur.
Mekke ile Kudüs arası Miraç'ın ilk merhalesini teşkil eder...
Âbit olarak...
Ötesi bizce meçhul...
Bir şey söyleyemeyiz..
Namaz, müminin Miracı olduğuna göre, cami, kulun Illiyyine çevrilerek, Mirac'a gitmesine aracılık yaptığından, Cibril-i Eminin yerini tutmaktadır...
Bundan dolayı, Cibril-i Emin, Mescid'i Aksâ'da, Rasûlün Enbiya ervahına imam olduğu yerde, ilk ezanı okumuştur..
Ervaha imam olan Cenâb-ı Rasûlün hareket noktası, mekânda cesedi ile Mekke'de olduğu için, bir gün, Medine'de Mescid'i Aksa'ya doğru namaz kılınırken, Rasûle Mekke'ye dönmek emr-i vahyi gelmiş ve hemen Mekke’ye dönmüştür.
Mekke illiyyine gitmek arzusuna talip abdin hareket noktası, yâni Miraç'ın başlangıcı olduğundan, namazda Kâbe'ye dönülür...

Ruhanî Âlem kapısı, rızaya giden yol, Cemâle giden nur yolu, Melekûtun hareket noktası, ruh âleminin görünür merkezidir, Kâbe...
Beşerin dalâleti o kadar katılaşmış bir hale gelmişti ki, Kâbe'yi taştan ilâhlarla doldurmuştu...


Münir Derman k.s Hocamız' dan

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: KUL İHVANÎ KÂBE SOHBETİ
MesajGönderilme zamanı: 14 Eyl 2010, 22:03 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8780
Konum: BURSA
>>>>>> GÖNLÜMÜZÜN SESİ >>>>>>


ZEVK 1227


Belki de Başsız –Ayaksız, Gâh Yürür Gâh Uçarım Dost
Hırada “İkrâ!” Okurum, Arafatı Açarım Dost
Safa ile Merve Göğsü, Hacer Anamın Sırrında
Küçük Kurban İsmailem, Zemzeminden İçerim Dost…


30.12.1995 18:12



ZEVK 1228

Hicr-i İsmaile selâm… Dost Devesi ıkarım Huu!..
Altın Olukta kalbimi, rahmetiyle yıkarım Huu!..

Gayret-Himmet- Şefâat”la Hidayet-i hayır Tevhidim
Berhava eyleyip aklım, Ben benlikten çıkarım Huu!...


30.12.1995 18:16

Berhava : (Berhevâ) f. Boş, faydasız. * Havaya uçurulmuş. Havaya gitmiş.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: KUL İHVANÎ KÂBE SOHBETİ
MesajGönderilme zamanı: 13 Ara 2010, 19:19 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
canan yazdı:
Resim

KUL İHVANÎ KÂBE SOHBETİ

(.... 2009 Sohbeti)

Euzübillahimineşşeytânirracîm!

Bismillâhirrahmânirrahîm!



Şeriat, Tarikat, Mârifet, Hakikat yönlerimiz sanki Kâbe’nin dört yüzü gibidir.
Kâbe’nin altı yüzü vardır biliyorsunuz.
Yani ben acizane hep öyle düşünürüm Hacca gittiğimde de öyle düşünürüm.
Kapısının olduğu bölüm Kıble duruşudur imamın, hep Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de oraya durmuştur.
Orası Hz İbrahîm Aleyhisselâm Makamıdır.
Orada ayak izi vardır camdan bir fanus içinde büyük.
Orada iki rekat tavaf namazı kılınır.
Makam-ı İbrahîm, musalla, salla, salat yeri SALL Yeri .


وَإِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِّلنَّاسِ وَأَمْناً وَاتَّخِذُوا مِن مَّقَامِ إِبْرَاهِيمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ أَن طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْعَاكِفِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ

" Ve iz cealnel beyte mesabetel lin nasi ve emna, vettehizu mim mekami ibrahîme müsalla, ve ahidna ila ibrahîme ve ismaiyle en tahhira veytiye lit taifine vel akifine ver rukkeis sücud: Biz, Beyt'i (Kâbe'yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Siz de İbrahîm'in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın). İbrahîm ve İsmâil'e: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evim'i temiz tutun, diye emretmiştik.” (Bakara2/125)
.......

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: KUL İHVANÎ KÂBE SOHBETİ
MesajGönderilme zamanı: 25 Oca 2011, 13:41 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 649
Resim

KÂBE..
KÂBE.. KÂBE..
KÂBE.. KÂBE.. KÂBE..

جَعَلَ اللّهُ الْكَعْبَةَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ قِيَامًا لِّلنَّاسِ وَالشَّهْرَ الْحَرَامَ وَالْهَدْيَ وَالْقَلاَئِدَ ذَلِكَ لِتَعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَأَنَّ اللّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

“Cealallâhu'l-ka’bete'l-beyte'l-harâme kıyâmen li'n-nâsi ve'ş-şehra'l-harâme ve'l-hedye ve'l-kalâid(kalâide) zâlike li ta’lemû ennellâhe ya’lemu mâ fi's-semâvâti ve ma fî'l-ardı ve ennellâhe bikulli şey’in alîm(alîmun) : ALLAH Kâbe’yi, o hürmete lâyık mâbedi, insanların din ve dünyâ hayatları için bir nizam vesîlesi kılmıştır; o haram ay’ı da, Kâbe’ye gönderilen gerdanlıksız veyâ gerdanlıklı kurbanlıkları da... Bütün bunlar, ALLAH’ın göklerde olanı da, yerde olanı da bildiğini ve gerçekten ALLAH’ın her şeyi bildiğini sizin de bilip anlamanız içindir.”
(Mâide 5/97)

Geçen sene Ramazan Umre Haccı Ziyâretimde, öğle namazım öncesinde tavaflar yapıp sonunda gerektiği için, Kâbetullah'ın 7 Naz-Niyaz Noktasını KIBLe alıp 2 rekat Hamd u Şukr Namazları kılmıştım..

7 DUYumla 7 Yönden DİNlemiştim,
SıRR-ı Sıfırda İnlemiştim,
7 “Ne?” ÇEKmişti Secdede 7 Kemik..

7 li ZEVKlerime;
HaRaM-da 7 Nokta, TaVaF-ta 7 Şavt, SaY-da 7 Koşu.. Eklenmişti yaşayarak..
7 KIBle- KıYaMda Kabul Yerlerimi, bir gün OL-ur ZeVKten öte HaZZederiz,
BİZ BİR-likte inşâe ALLAH…

1- HACERU’L – ESVED
2- KÂBE KAPISI- MÜLTEZEM
3- MAKÂM-I İBRÂHİM
4- HİCR-i İSMÂİL
5- ALTIN OLUK- MÎZÂB-I RAHMET
6- RUKN-İ YEMÂNÎ
7- ZEMZEM KUYU-SU…

**

7 SıRRım 7 YERde
YÜReĞiM DİLİme Perde
TeK TeK SAYarım Bir SeHeR
ÂŞIK-lık OL-unca SERde..

ZEVK 4329


HACERU’L – ESVED CERRinde, SıRR-ı SUVEYDÂ BİR-BİZ-i
KÂBE KAPISI- MÜLTEZEM, MAKÂM-ı İBRAHİM İZ-i
HİCR-i İSMÂİL NaSîBi, RAHMET OLuğundan AK-AN
MÂRiFeT RUKN-i YEMÂNÎ, HaKîKaT ZEM-ZEM DENİZİ…


24.01.11 22:40
GöKlerin Kuşağında
YERlerin Kucağında



Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 24 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye