Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 21 Ağu 2019, 03:32

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 53 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2, 3  Sonraki
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 27 Eyl 2011, 21:23 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Bu konuyu facebook'ta paylan!
*******7 OCAK 2011 KUL İHVÂNİ SOHBETİ*******
ResimResimResimResimResimResim
ResimResimResimResimResimResim
Resim

ZEVK 4339

TeK NOKTAdan ÂLEMlerin RABT Eden RABBUL- ÂLEMîN
BÂTIN-ın ZÂHİR EYLEyen.. ZABT Eden RABBUL- ÂLEMîN
ÂHİR-in EVVEL EYLEyip.. HABT Eden RABBUL- ÂLEMîN
EVVELi EZEL OL-uşu.. SEBT Eden RABBUL- ÂLEMîN!..


01.02.11 14:33
Göklerin Kuşağında
Yerlerin Kucağında...

RABT: Bağlamak, bitiştirmek, bir şeye bağlamak. Nizam vermek, intizam bulmak.İlk NOKTAnın Hareketinden Maddeyi Harekesinden Mânâyı yaratıp terbiye eden.
ZABT: Zabt etmek. İdâresi altına almak. Sıkıca tutmak. Kendine mal etmek. Kavramak. Kaydetmek. Hülâsasını yazmak. Bağlamak. Kudret elinde tutan.
HABT: (Hübut. dan) Yukarıdan aşağıya inen-indiren. Âdem aleyhisselâm Havva aleyhasselâm ve Şeytanı cennetten Habt edip imtihan âlemini açan..
SEBT: Yazma, deftere geçirme, bir yere kaydetme. Kaderleri yaşatıp kayda geçiren..

Resim
Euzubillahîmineşşeytanirracim.
Bismillâhirrahmânirrahîm

"Allahumme salli ve sellim ve barik ala seyyidina MuhaMMedîn abdike ve nebiyyike ve resulike ve nebiyyül ümmiyi ve ala alihi ve sahbihi ve ehli beytihi."

Ya Rabbulâlemin, ya Rasullallah sallallahu aleyhi ve sellem istecertu.

Subhâneke Allâhumme ve bihamdike eşhedu en Lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyke.
Elhamdülillahi Rabbil âlemin Yâ Rabbul âlemin.


Sonsuuuz hamdu senâ olsun. Bize sıhhat ve zaman verdiği için.
Bizi El Zâhirinde tuttuğu için bize El Bâtınını anlama imkanı, evvel ve âhirimizi düşünme imkanı ve akıl selâmeti sağladığı için Rabbımıza sonsuuuz şükürler olsun.


6,5 yaşında 7’yi doldurmadan gözleri âmâ iken yine doğuştan âmâ olan meşhur bir hafızdan Kur’ân öğrenen MuhaMMed Sıddık Hekim kaddesallahu sırrahu Hocama: 40 bin hadis var mı hafızanızda dedim.
Evet dedi.
50 bin? dedim
Ne yapacaksın Abdüllatif dedi.
Böyle bir insandı Hocamız.
Kur’ân’da hiç sayfa bilmez. Bir âyet sorarsın sana der ki her sûrenin
1. Âyetiyle konuşur.
Hocam hangisi o? "İsmini bilmiyorum. İşte yusebbihu lehu mafissemavati vel ard."
Cuma mı hocam.
Evet evet Cuma.

Senin sorduğun soru her hangi bir soru meselâ bir iki kelimesini söyle semavati vel ard de ya da belli bir şey söyler hemen ona. Yuhyi ve yumiyti” .
"Burdaki mi?"
Bu değil. İki âyet daha, biraz daha yürü.
Bu çok harika idi.
Şu anda yanımda da var. 5,5 saatte. Bir teravihde.
Teravinin başından sonuna kadar
bir Kurânı hatmedişi.
Arkasında yardımcı tam hafız yok.
Hiç beklemeden ve hatırlayamamak yok, sadece MuhaMMed Sûresinde bir yerde bırakıyor ve iki sayfa gerisinden başlayıp devam ediyor
nasla bitiriyor 6,5 saatte.
İçinde salavatları getiriyorlar, konuşmalar var, onları Kur’ân'dan ayıkladık biz. Kur’ân kısmını aldık. Bazı kısımlarını çıkardık.
Her Leyle-i Kadir Gecesi Hocamızla birlikte Kumluca’ya gider sabaha kadar bu bantları dinleyip takip ederek Kur'ân-ı Kerimi hatmederdik.
O okur biz takip ederdik. İyi okuyanlar takip edebilirdi, çok hızlı okuduğu için.
Bunu şunun için söylüyorum Hocamın son üç yılı konuşmaksızın geçti.. Onun için konuşabilmekte bir nimettir. Hakk teâlâ’nın her işi bir nimettir. Şükrederseniz artırırım sakın nankörlük etmeyin âyeti bu yüzden vardır.


وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِن شَكَرْتُمْ لأَزِيدَنَّكُمْ وَلَئِن كَفَرْتُمْ إِنَّ عَذَابِي لَشَدِيدٌ
Resim---Ve iz te’ezzene rabbukum le in şekertum le ezîdennekum ve le in kefertum inne azâbî le şedîd(şedîdun) : Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” (İbrahîm 14/7)

Allah celle celaluhu kendi varlığını birliğini yüreklerimize duyurmayı nasip etsin.
Bizi hevâ hevesine tapanlardan kılmasın.

Gördün mü hevasını ilah edenleri âyetin hükmüne sokmasın.


أَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلًا
Resim---E raeyte menittehaze ilâhehu hevâh(hevâhu), e fe ente tekûnu aleyhi vekîlâ(vekîlen) : Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın? (Furkân 25/43)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 10 Eki 2011, 14:19 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Profösör cübbesi giydirilmiş, yakasız petrol yeşili gömleği çok şık kıyafetiyle bir cüce adam tasavvufa verip veriştiriyor TV sinde.
Soruyor karşısındaki:
Hocam ne zaman koptu ip? Bu tasavvuf nerden çıktı? Bakıyoruz diyor Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’de yok. Sahabeyi Güzin’de yok. Tâbiin’de yok. Nerden çıktı?
O da devam ediyor: Bu Kur’ân sız tasavvuf diyor.
“Kur’ânsız.” Bu kelimeyi kullanıyor.
İnsan dehşete düşüyor. Demek Kur’ânsız Tasavvuf ha!. Kur’ânsız Tasavvuf!!.
Be insafsız vicdansız Kur’ân’ın kendi tasavvuftur..
Adam tasavvuf diye dört tane soytarının televizyonlarda izlediğiniz soytarılığına, imansızlığına, insafsızlığına, milletin malını, canını, ırzını belirsiz hale getirişini önünüzee “tasavvuf” diye getirip koyarsa nasıl ağlamaz bizim Yunus Emreler, nasıl ağlamaz bizim Somuncu Babalar, nasıl ağlamaz Münir Dermanlar?
Nasıl ağlamaz şah Ali’ler, Pîr Ali kerremullahi vecheler..


Kur'ân-ı Kerim ki;
Rabbulâleminin sözü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem in SESinden duyuldu ve uyuldu Müslim mü’minlerce..

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Ashab-ı Güzine cemâat olarak TEVHİD Telkini:


Resim --- Yâ’lâ anlatıyor: Bana babam Şeddad B. Evs nakletti: Ubâde b. Es Samit de yanında onu tasdik ediyordu. Babam dedi ki: Biz Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ’in yanında idik. (Resûlullah sav): “İçinizde garib (yabancı) yâni ehl-i kitâbdan biri var mı?” buyurdu.
“Hayır, yâ Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem” dedik.
Kapının kapatılmasını emir buyurdu ve:
“Ellerinizi kaldırınız ve “Lâ ilâhe illâ ALLAH”deyiniz.” buyurdu.
Biz de bir müddet ellerimizi kaldırıp dediğini tekrar ettik.
Sonra:
“Elhamdülillah. ALLAH’ım şüphesiz ki Sen beni bu kelime-i tevhid ile gönderdin, bana onu emrettin ve onun karşılığında cenneti va’dettin. Sen va’dinden dönmezsin.” buyurdu.
Sonra:
“Size müjdeler olsun. Şüphesiz ki ALLAH sizi bağışladı.” Buyurdu.
(İmâmı Ahmed (Hasen isnadla), Tabârani ve diğerleri)

Resim--- Şedad İbni Evs (radiyallahu anhu)dan: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’in yanında idik. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : “İçinizde garib var mıdır? Yâni ehli kitâbtan!” buyurdu.
Biz de:
“Hayır (yoktur, biz hepimiz MuhaMMedîyiz) Yâ Resûlullah!” dedik.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem :
“Kapıyı kapatın!” diye emretti. Sonra: “Ellerinizi kaldırın ve “Lâ ilâhe illâllah””deyiniz buyurdu.
Biz de ellerimizi kaldırarak: “Lâ ilâhe illallah” dedik (Bunun üzerine) Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem :
“Elhamdülillahi!: ALLAH’ım; şüphesiz ki sen, beni bu kelimeyle (tebliğe) gönderdin, bu kelimeyle cenneti va’deddin ve şüphesiz ki sen, va’dinden dönmezsin!”"Sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : “Müjdeler olsun size, ALLAH sizi mağfiret kıldı!"
(İşte böylece Ashab-ı Güzine cemâat halinde tevhidi telkin etti.)

Ferd olarak tevhid telkinine gelince:

Resim---İmâm-ı Alî (keremullahi veche), Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e:
“Yâ Resûlullah! Kuluna en kolay ve ALLAH katında en fazîletli ve ALLAH’a en yakın olan yol hususunda bana yol yol göster” diyerek sordu.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem :
“En efdâli (fazîletlisi), benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği “Lâ ilâhe illallah”Velev ki 7 semâ terazinin bir kefesine konsa (diğerine de tevhid konsa) onlara ağır basar.
Alî (kv): “Nasıl zikredeyim Yâ Resûlullah?”
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem :
“Gözlerini kapat ve beni üç kere (söylerken) dinle, sonra sen söyle 3 kere (söylerken), ben dinleyeyeyim.
Ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gözleri kapalı olarak ve sesini yükselterek 3 kere Lâ ilâhe illallah buyurdu. Alî (kv) dinledi.
Sonra Alî (kv) gözlerini kapatıp sesini yükselterek 3 kere
Lâ ilâhe illallahdedi.
Ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dinledi.


İşte insanoğlu ve onun imtihan aracı olarak halkedilen kâinâtın var oluş sebebi olan ALLAHÜ ZÜ’l-CELÂL’in Ulûhiyyetininin ilânı “Lâ ilâhe illâ ALLAH” Tevhidinin cemâat olarak Halâka-i Zikirde ve ferd (bir kişi) olarak İmâm-i Alî (keremullahi veche)’nin şahsında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zikir takbikatının temeli budur.
O gündür, bugündür cehri (sesli) zikri esas alan Kadîrî ve benzeri Tarikat-ı Âlîyye mensubları ellerini birbirlerine Mekalid-i Muhabbet (muhabbet kilidi) olarak kenetleyip halâka halinde, ayakta, aynı hareketi yaparak ve hep birlikte hârika bir ahenkle, sesli olarak
“Lâ ilâhe illallah!” diye zikr edegeldiler ve kıyâmete kadar da gidecek İnşâallah.
İmâm Alî (keremullahi veche) Efendimize nisbet edilen tarikatlarda ana unsur cehrî Tevhid Zikridir.

İmâmı Alî (keremullahi veche) ile Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem diz dize oturmuşlardır.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Ben üç kere “Lâ ilâhe illallah derken, sen gözlerini kapa ve dinle!” buyurması:

"Bütün letâiflerinle, can kulağınla dinle ve özünle iştirak et!" anlamındadır.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in üç kere buyurması ise:


Birinci Lâ ilâhe illallah”: Lâ mabûde illallah:ALLAH celle celâluhu’dan başka tapılacak mabûd (ilâh) yoktur. Putperestlik, müşriklik yok!
Ulûhîyyet ancak ve ancak ALLAHÜ ZÜ’l-CELÂL’indir.


İkinciLâ ilâhe illallah”: Lâ mevcûde illallah: ALLAH celle celâluhu’dan gayrı gerçek mevcûd (vücûd sahibi) yoktur.
Mevcûd gözükenlerin varlığına sebeb olan, isterse onları yok edenden gayri hakikat varlığı olan yoktur (Fenâfillah Mertebesi). Sonsuz resim mevcud ancak gerçek vücud sahibi bir tane (ressam) EL AHADÜ’l-VÂHİD celle celâluhu var.


Üçüncü Lâ ilâhe illallah”: Lâ meşhude ilallah: ALLAH celle celâluhu’dan gayrı görülen-şehâdet edilen yoktur. (Bekabillah mertebesi)

Ana kaynaktan Nur-u MuhaMMedîyyeyi alan İmâm Alî (keremullahi veche) Efendimizin tüm letâifleri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e teslim ve Tâbi’ olup, İlâhî İstikamete girip göreceğini görünce;
Akdes Noktasında hayret ve dehşet içinde kalıyor.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
Sırrını sakla! buyurmasına rağmen;
İçinde kargı (kamış) yetişmiş kör (battal, yıkık) bir kuyuya sırrını mırıldanmış da oralardaki bir ÇOBAN-KıtMÎR bu kamışlardan bir kaval yapmış çalmak için, üfürünce derunî ve ilâhî bir sesle Sırr-ı Alî'yi inlemeye başlamış kaval!..

Hâlâ İNLEmekte DUYuyormusun-UYu-YOR musun?..
İsmâil Hakkı Bursevî Hazretleri:
Mevlevî Neyi”nin aslı budur! buyuruyor.


Bizim bildiğimiz ise ney, topraktan imal edilen İnsan Bedenidir. Sînesinde 7 letâif deliğiyle esrâr sahrasında, RAHMÂN celle celâluhu’nun nefesi üfürülmüş ilk kez...
Ruhlarımızın; kendinde, kendini dinlediği Bezm-i Elest Bestesini tekrar dinleme ve inleme hasreti içinde dünya gurbetindeyiz.
İnsan kendine meçhul 7 letâifini Sırat-I Müstakîme dizemeyince nefesler boşuna harcanıyor...
Sadece anlamsız bir hırıltı duyuluyor...
Oysa insan; hem
Ney hem de Neyzen idi...
Kâinâtın göz bebeği idi...
Her an, her yer ve her halde Hazır-Nazır ve Murakıb olan Rabbü’l-âlemin’in nabız atışı gibi var ediş-yok ediş-tekrar var edişi olan
"Kûn fe yekûn" Şe'enullahında kendini bilemeyen insan;
Tıpkı, takma diş veya yüzük gibi dirilik vücûdunda protez kalıyor...
Sanki yaşayan bir ölü gibi!...
Entegre Olamıyor!..

Yaşayış, DUYuş ve UYuştur!..

“Semiğnâ ve ateğnâ: DUYduk ve UYduk!”
Sistemle enterkollekte yâni: "BİLE" OLuş, et tırnak gibi OLuş...
Bu ise İlâhî Çiledir...
Kulluk, kölelik sanma sakın!..
Kulluk, sonsuz İlâhî Esmâların Tecellî Tezgâhı ve lûtf-ü ikram ve ihsânın mazhariyet merkezi oluştur...
Onun için Rahmânî, Rabbânî, Kur’ânî ve MuhaMMedî Âşıklar tıpkı derya gibi oynar dururlar.
Ayakları yer tutmaz...
Aslında Başsız, Ayaksız, Dost Damlalarıdırlar...
MuhaMMedî
"BİZ"lik içinde yâni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in;
MuhaMMedîyyetinde ,
Mahmudîyyetinde ,
Ahmedîyyetinde ve
Habibîyyetinde FENÂ BULup BEKÂya ULAŞmışlar...
Rabbü’l-Birrun’u Biliş Bülûğuna ve Rıza Rüşdüne ermişlerdir.

Kişinin kendini bilmesinden kasıd, örnek insan Rehber-i Rabbü’l-âlemin’in ve Mürşid-i Mutlak MUHAMMED Aleyhi’s-Selâm’ın kadr ü kıymetini takdir edip TÜME VARIM Çabasıdır.
Ondandır ki:

"ALLAH’a ve Rasülüne Teslim OLunuz!"
"ALLAH’a ve Rasülüne İman Ediniz!"
"ALLAH’a ve Rasülüne Tâbi’ OLunuz!"
"ALLAH’a ve Rasülüne İtâat Ediniz!"
Buyuruluyor Kur’ân-ı Kerîm'de!...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 25 Eki 2011, 09:40 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
İsmâil Hakkı Bursevî Ruhul- Beyan Tefsirinde diyor ki:
Bize gelen haber” diyor,
Ali kerremullahi veche Sıırının ateşiyle çöle çıktı
ve sırrını üfürdüğü susuz kör kuyudaki kamışlar şaha kalktı yeşerdi
.
Bir çoban ondan kesti ve bugünkü ney doğdu.
Şimdiki ney, o AH!. ın neyidir.”
Güzel söylüyor Hocamız, olsun olmasın önemli değil.
MuhaMMedî Tasavvufta BİZim izlediğimiz yolda, şu an da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in buyurduğunun dışında bir kelime yoktur. Tek bir kelime yoktur. Hiç.
Salavat çekiyoruz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in buyurduğudur. Tevhid çekiyoruz, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in buyurduğudur. İstiğfar ediyoruz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in buyurduğudur. Allah! diyoruz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in buyurduğu ve yaptığıdır.
Tasavvufta MuhaMMedî Oluş;

SÖZle, SOHBETle,ZEVKle, HAZla OLur.
BEDEN, NEFİS, KALB ve RUHla OLur.
RESÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellemle OLur.
KURÂN-ı KERİMle OLur.
Ehl-i Beyt-i BEYT aleyhisselâmla OLur.
Ve Ona tâbi ALLAH DOSTLARI ile OLur.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 31 Eki 2011, 09:35 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Tasavvufta MuhaMMedî OL

NOKTAdan NOKTAya


Resim

GaRiB-ÂN cÂN
ÂNı
ÂN-lats-ÂN
Ne
-DiR OL-ÂN
El ÂN Şe
-ÂNN


ZEVK 4338

Nedir NOKTA Nedir DOĞRU? DÜZLEM-HACIM?. Kimdir KÂBE?
MeRKeZ-NOKTA-ÇEMBER Nedir? DÂİRE-Denge-KÜRRE Nedir?
R a S û L î S E V-iyye SıRRı?.. İÇ-e RüCû’?.. DIŞ-a FiRRû!..
Be nin NOKTAsı ALTında.. İÇ-i NOKTA CiM dir KÂBE?
ÜSTü NOKTAlı Be dir NûNSeBBeHa da ZERRE Nedir?..
MeSS-i MuhaMMedi ÂN-la!. MuhaMMedi M U T A H H E R R-u


01.02.11 13:58
GöKlerin Kuşağında
YERlerin Kucağında..


يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ
Resim---“Yâ eyyetuhe'n-nefsu'l-mutmainneh(mutmainnetu): Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis,” (Fecr 89/27)

ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً
Resim---“İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh (mardıyyeten) : dön RABBine, sen O'ndan O senden hoşnut olarak!” (Fecr 89/28)

فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
Resim---“Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun) : O halde hemen ALLAHa kaçın, haberiniz olsun ki ben size ondan bir açık nezîrim” (Zâriyât 51/50)

سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Resim---“SEBBEHA lillâhi mâ fî's-semâvâti ve mâ fî'l-ard(ardı), ve huve'l-Azîzu'l-hakîm(hakîmu) : Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi ALLAH’ı tesbîh etmekte... O, Azîz’dir, Hakîm’dir.” (Saff 61/1)

لَّا يَمَسُّهُ إِلَّا الْمُطَهَّرُونَ
Resim---“Lâ yemessuhû ille'l-mutahherûn (mutahherûne) : Ona temizlenip arınmış olanlardan başkası dokunamaz.” (Vâkıa 56/79)


Resim

Zâhirde-Bâtında
Teknikte-Tasavvufta
Âfakta-Enfüste NOKTA…
EVVelde ÂHiRde NOKTA…
BİZ Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in buyruklarından BİLiyoruz ki;
YARATılıştaki İLK NOKTA-NûR-u MÎm-in;

Hareket” inden Maddî Sistem Resim-İsim-Cisim..
Hareke” sinden Mânevî Sistem cÂN – cÂNÂN SALLı…

Ve El Âlim ve El Alîm celle celâluhu Esmâsının, Muhammedî Mazhar Yeri olan AKIL Anlayışın İLK ve SON Noktasıdır.
AKLın, Zâhiri ALgılama ve Bâtını ANlamak ÖZ-Elliği olup Kendi EVVEL ve Âhirini asla ALgılayıp Anlayamaz.


El Âlim “A”nın çekeri ile.
El Alîm “i” nin çekeri ile.

Resim


El Âlim: ÂLEM-leri halkeden.
El Alîm: Aynı zamanda âlemleri anlayacak ÂDEM-i yani AKL-ı da halkeden ve “âlemle” öğreten..

AKIL, Şu ÂN-Şimdi ŞeÂNda OL-Anları OKUr..

Zâhir, İnsan aklının 5 duyuyla ALgılayıp ANladığı ÂLeMdir.
Bâtın ise Zâhirin Özüdür enfüsüdür, 5 duyuya ek olarak HİSSedişle DUYar ve Zâhire “UY!” der..

O zaman şimdi, Akl-ı SİLM sâhibleri olarak BİZ-de bir Zâhirde ÖNÜmüze bir de Bâtında Özümüze birer beyaz kâğıt Açalım..
AKIL Kalemiyle ve NAKİL “KûN!” Kelâmıyla Yazıp Okuyalım
inşâe ALLAH..

Zâhirde-Teknikte-Matematikte bomboş kâğıda kalem ucuyla NOKTA koyalım:

NOKTAnın özelikleri bellidir ve En-Boy-Yüksekliksiz sanki Boyutsuz olarak gözle görülebilen en küçük lekedir.
Bir NOKTAdan SONsuz Doğrular geçer..


NOKTAnın Düzgün Hareketinden DOĞRU DoĞar-meydana gelir.
İki NOKTAdan tek bir DOĞRU geçer..
DOĞRU 1 doğrultuda 2 yönlüdür ve sonsuzdur.
Teknikte x, y gibi 1 harflerle adlandırılır ve 1 boyutludur.

DOĞRUnun Düzgün Hareketinden DÜZLEM DoĞar-meydana gelir.
Bir DOĞRUdan SONsuz DÜZLEMler geçer..
DÜZLEM 2 doğrultuda 2 yönlüdür ve sonsuzdur.
Teknikte x-y gibi 2 harflerle adlandırılır ve 2 boyutludur.

DÜZLEMin Düzgün Hareketinden HACİM DoĞar-meydana gelir.
HACİM ise SONsuz SINIRsız OL-ANdır..
HACİM 2 doğrultulu düzlemin 3.üncü doğrultuda hareketinden doğan uzay parçasıdır.
Teknikte x-y-z gibi 3 harflerle adlandırılır ve 3 boyutludur.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 Kas 2011, 19:23 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Zâhirde-Teknikte-Matematikte bomboş kâğıda kalem ucuyla NOKTA koyalım:

NOKTAnın özelikleri bellidir ve En-Boy-Yüksekliksiz sanki Boyutsuz olarak gözle görülebilen en küçük lekedir.
Bir NOKTAdan SONsuz Doğrular geçer..


NOKTAnın Düzgün Hareketinden DOĞRU DoĞar-meydana gelir.
İki NOKTAdan tek bir DOĞRU geçer..
DOĞRU 1 doğrultuda 2 yönlüdür ve sonsuzdur.
Teknikte x, y gibi 1 harflerle adlandırılır ve 1 boyutludur.

DOĞRUnun Düzgün Hareketinden DÜZLEM DoĞar-meydana gelir.
Bir DOĞRUdan SONsuz DÜZLEMler geçer..
DÜZLEM 2 doğrultuda 2 yönlüdür ve sonsuzdur.
Teknikte x-y gibi 2 harflerle adlandırılır ve 2 boyutludur.

DÜZLEMin Düzgün Hareketinden HACİM DoĞar-meydana gelir.
HACİM ise SONsuz SINIRsız OL-ANdır..
HACİM 2 doğrultulu düzlemin 3.üncü doğrultuda hareketinden doğan uzay parçasıdır.
Teknikte x-y-z gibi 3 harflerle adlandırılır ve 3 boyutludur.

Demiştik demesine ancak:
Teknikle BİRlikte Tasavvuf GÖZüyle de bakarsak,
Kâinâtta mevcud ZeRRe ve KüRRelerin TÜMü de yusyuvarlak KÜREdir.
Her ZeRRe ve KüRRenin Kendi Özünde-Çekirdeğinde;
kendi DEVR-ÂNI-SeBBeHA-,
kendi Merkez ÇEK Kuvveti-Havlesi (Hunnes)
kendi Merkez KAÇ Kuvveti-Kuvvesi (Kunnes)
kendi kader yolu-yörüngesi vardır.

Mesela DÜNYAmızı çok iyi tanımaktayız artık.
Şeklini, Yer çekim gücünü vs bilmeyen yoktur.
Elbette karpuz gibi yusyuvarlak ve UZAYda dönüp duran Dünyânın ALTında mıyız ÜStünde miyiz vs sorularının asıl cevâbı YER ÇEKim gücüdür.
Demem o ki elinizdeki dosdoğru dediğiniz 100 metrelik çelik profilin iki ucuna uygulanan yer çekimi ortasından çoktur ve doğrunuz aslında YAY gibi eğridir.
Yuvarlak DÜNyâda Dosdoğru yürüseniz İLK NOKTAnıza GELeceksiniz!..
Kısacası Teorik olarak da pratik olarak da asla doğru elde edemezsiniz.
Bu nedenle Teknik Üniversitede okurken: “en doğru en az eğri olandır diye ta'rif etmiştim.

Tasavvufî Anlamda Dosdoğru olması gereken ve yaşamın gereği lâzım ve lâyıkı da bu olan AKIL;
Doğrusunu, Düzlemini, Hacmını Kurar ve YAŞAR zâhiri Âlemde..
Kâmil KALBinde DOĞan ve KEMÂL BULan AKIL ise NAKLi DUYup UYunca:

NOKTAnın Düzgün Hareketinden DOĞRU DOĞacak derken ÂNdan zamAN GEÇişte ÇEMBER olduğunu ve İLK NOKTA-SON NOKTA Olduğunu GÖRür.

Sırat-ı Mustakîm Dosdoğru Yol olarak bilinir ve tanımlanır çoğunlukla. Bu Mustakîm Yol, İstikâmet, başlangıç olan ilk noktaya varan bir gidiştir. Dâimiyet dâiresi, DEVRÂNı tamamlanır. Din kemâle erer... Mâliki yevmi'd-din anlaşılır, artık "İyyâke na'budu ve iyyâke nesta'in" idrak edilir. Kulluk edilen merkezde kulluk eden ve isteyen İÇ çemberdedir. Muhatab; Merkez ÇEK HAVLESİ HAKK Teâlâdan bilinince İyyâke na'budu! Merkez KAÇ KUVVESİ Ben'den bilinince İyyâke nesta'in! der.

HAKÎKAT Merkez KAÇ ve Merkez ÇEK ikrârı: LÂ HAVLE VE LÂ KUVVETE İLLÂ BİLLÂHİ'L-'ALİYYU'L-'AZÎM'dir...

Hakîkat-ı MuhaMMediyye'de CEZB u CERR HAKK'tandır, SUyun testisi BUZdandır!

Her ÇEMBERi belirleyen ÜÇ unsur; Sâbit Merkez NOKTAsı, belli Uzaklık OLan Yarı çapı ve belli-sınırlı DÂİRE DÜZlemidir..
Her ÇEMBER Merkezden geçen her çapı(merkez MİLi) etrâfında DEVR-ÂN ederse KÜRREsi DOĞar Hacımı, kadarı-kaderi budur. Geçmiş, şu ÂN ve Gelecek'te her şeyin() ve herkesin(men) yarıçapı kendine mahsusluktan dolayı TEKtir!

Unutulmamalı ki AKL Doğrusu Sırat-ı Mustakîm üzere yürür, Kemâlâtını TAMamlar ÇOKluk(kesret)ÇEMBERi OLduğunu ÂNlar, Merkez NAKL MİLinin(VAHDET-TEKlik doğrusu) sebbahasına girer

r yarıçapının; RABBden Rasûle CERRolan NAKL OLduğunu DUYup UYulduğunda ise Rasulden RABBe CEZBolduğunu ÂNlar. Aradığı VARlık(Ebedîlik) NOKTAsının NAKLe tâbi OL-ÂN AKL ÇEMBERi üzerinde olduğunu GÖRecektir.

Her ÇEMBERin DÜZLemi (HaYYat) sınırlıdır ve hattâ KÜRREsi de...

ŞaH damarından da Yakın MeRKEZ noktası(AKDES) “r: rasul Yarıçaplı (Hablil-Verid) ÇEMBERi O kimsenin Hakîkat-ı MuhaMMediyyesidir..

r Rasûlullah yarıçapı; PERGELin İKİ UCunun BİRBİRİNE en yakın TEK NOKTAda iken çizebildiği OL-ÂN en küçük ve sâbit TEK dâirenin yarıçapıdır. URVETU'L-VUSKA'dır Âlemlere şâmildir.

Halbuki AKLın İMKÂN ile İMTİHAN Âleminde Herkesin ve Her ŞEYin TAKDİR Edilen Yarı çapı Kadar(AKL) VAR gözüken GÖLGE MEVCÛDiyyet ÇEMBERi YAŞAdığı ÖMRüdür
Kim ki Benlik yarıçapını RASÛLî yarıçapa SEVİYElerse Hakîkat-ı MuhaMMediyyesine SALLolur, ulaşır.

SEVİYElenmek için,
Benden BEDEN TERBİYEsi
PÎRden NEFİS TEZKİYEsi
RASULden KALB TASFİYEsi
RABBden RUH TECLİYEsi...

Mâiyyeti.. Mâhiyyeti.. Huviyyeti.. MÂliyyeti ve Âkibeti HAYR-OLa

Zâhir Âlemdeki ekvator gibi en büyük Çemberindeki DEVR-ÂN, SEYR-ÂN, CEVL-ÂN ve de HAYR-ÂN SERüveni, SEYR u Sülûku..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Kas 2011, 20:26 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Bütün bunlar, sadece ve sırf AKIL DOĞrusu ile elde edilemeyen ancak NAKLin ÇİLE ÇEMBERİni ANlayış ve YAŞAyış Teknik Tasavvufu OL-AN Muhammedî Melâmet Şuuru, Nûr, Süruru ve O-NÛRudur..

Özü ise, ASLa İKİsi Olmayan MERKEZ NOKTA e-TaRAFındaki Muhammedî MÂSİVÂ-Nûr-u MîMi, ANA NOKTA, Nurullah BİLEliğinin ÜMMüsü Nebiyyul- UMMîye ÜMMet OLuş Olgusudur.

Ondandır ki Yüce Kitabımızda ALLAH celle celâluhu BUYURmakta ki:
ALLAH ve Rasûlune TeSLİM Olunuz! İslâm Olunuz! Muhtaçsınız
ALLAH ve Rasûlune İMAN EDiniz! Mumin Olunuz! Mecbursunuz!
ALLAH ve Rasûlune TÂBİ Olunuz! Velîyyullah Olunuz! Memursunuz
ALLAH ve Rasûlune İTÂAT EDiniz!! EHLullah Olunuz!” Mahkûmsunuz!..

Velâyet ŞAHımız İmam Ali kerremullahi veche ne güzel Buyurmaktaki:
Tüm Kur'ân-ı Kerim Fâtihaya, Fâtiha Besmeleye, Besmele Be-
ب Harfine DERC edilse-yoğunlaştırılıp içine sokulsa; BEN o BeHarfinin NOKTAsı Olurum!” buyurmaktadır.
Zâhir Âlem Zuhurunda ARZa YAYılan ELİF in TaHTındaki Velâyet NOKTASInı ANlayış ancak ve ancak Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâm EDEBiyle EDEBlenmiş İLİM ile mümkündür..

ALLAH celle celâluhu nun AYNası AKILın kadir ve kıymetini BİLemeyenler, AKIL Kabloları ebediyen CAN CERRyÂNı OL-AN İlahî NAKLden Mahrum kalcaklardır.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 20 Kas 2011, 07:19 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Kendini BİLmeyen RÜŞDüne ERmeyen Hamm Akıl, “Yâ Sîn” Sıırrında İNSANı ANlayamaz ve Kendi ÖZ KİMlik ve KİŞİlik NiCElik ve NİTeliklerinden AYRı ve GAYRı Hayvanî bİr HaYYat sürer; yer, içer Tepinir ve Ölüyken bir daha Ölür gider Allah korusun..

Oysa, ÂLEM-de ne VARsa ÂDEM-de VARdır..

“BİSM”in NOKTAya dönüşü (devri), TOHUM oluşu...
Kâinâtın
“DEVRÂN”ına DELİLdir.
Her tohum bu kâinât tarlasına düşüp de can içinde can buldu mu, ağaç olup (dal-budak ve ufacık yemyeşil elleriyle duada)
SEYRÂN'a geçer.
Çiçek açıp, meyve verip
CEVLÂN’a geçer...
Binlerce tohum üreterek, tohumdan tohuma
HAYRÂN’a geçer...
Âcizâne zevklerimizde zuhûratlar bunlardır...
Şiirlerimizdeki
DEVR-SEYR-CEVL ve HAYR ŞEENleri de...

BU Naz-Niyaz NOKTAmızın daha iyi AN-laşılması İçin:

Âlem-i Asgâr (küçük âlem) olan insanoğlu, hakikatte Âlem-i Ekber’in (Büyük Âlemin) timsâlidir-benzeridir, örneğidir.
O’nda olan o’nda da mevcûddur.


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in: "Ben ilmin şehriyim, Ali ise kapısıdır"
(Suyutî’nin el- Cami’us-Sağir 1/415, İbni Hacer el-Heytemi' nin Sevaik’ul Muhrika 73; İbn-i Hacer Askalanî’nin Tehzib’ut-Tehzib 6/320; Hâkim en-Nîsâbûrî’nin Müstedrek-i Hâkim 3/126)

Buyurduğu Azîz Efendimiz İmâmı Alî kerremullahi veche:
“Eyâ insan cirmike cirmis-sâgirun, ve fike intavâ âlemü’l-ekber...” buyurmuştur.


Tavâ kökü: elbiseyi, yatağı v.s. dürüp katlamaktır.
Mündemic: (dümûc’dan) indimâc eden, dürülüp sarılan, içine yerleşen, içine sokulması olup aynı anlamdadır.


“Ey insanoğlu! Cirmin (cisim, hacim) çok küçüktür, fakat âlemü’l-ekber sende intevadır, mündemictir. İçine sokulmuştur (o kadar da değerin var) !”
Buyurması ne hârikadır.

Ey insanoğlu Âlemü’l-Ekber senin özüne, enfüsüne, fuadına dürülüp sokulmuştur.
Tıpkı bir TOHUMun içine yerleşen dev AĞAÇlar gibi...
Ruh “Âlemü’l-Emr”dendir.
Âlemü’l-Emr ise Emri veren Âlemdendir!...


Kişinin Muhammedî oluşu:
Şerîat-ı Muhammedîyye,
Tarikat-ı Muhammedîyye,
Mârifet-i Muhammedîyye ve
Hakikat-i Muhammedîyye her kişinin özünde fitraten mündemictir.
Piriz gibi herkesin HİLKıyetinde-Yaratılış Proğramında ve ÖZ-ünde HAZIR beklemektedir...


Hakikat-i MuhammedîyyeSÎNi;
BİL-ir, Arar, BUL-ur, KULlanır O’nunla bizzât OL-ur ve O’nunla YAŞARsa ne mutlu SAÎDdir (EVLİYÂdır).
REDDederse ne yazık ki ŞÂKİdir (EŞKIYÂ) dır...

Bir başka rivâyette ise İmâmı Alî kerremullahi veche:

“Eyâ insan: Ve tezeimu inneke cismi’ssâgir ve fike intiva’l-âlemil kebir: Ey insan, sen cismi sagirsin, zum’ edersin!... Hâlbuki Âlemû’l-Ekber sende müntâvidir (intiva etmiştir, katlanmıştır).”


Zum’ etmek: Bâtıl zann, sanı, şüphe.
Müntâvi, Mültevî: ihtivâ eden, bükülüp sarılıp sokulan.


“Ey insanoğlu; sen kendini, küçücük bir şey, bir cisim mi sanıyorsun? Hâlbuki en büyük âlem (evvel-âhir-zâhir-bâtın) sende dürülüp toplanmıştır...”

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 25 Kas 2011, 10:57 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Azîz Efendimiz İmâm-ı Alî kerremullahi veche’nin bu güzellikleri ve ÖZellikleri buyurmasındaki İNSAN, elbette prototip (ilk örnek) olan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dir.
İlk Yaratılan “ŞEY” NûR-u MîMdir..
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ise; ALLAH (İsm-i celâl) celle celâluhu’nun Azamet ve Kudreti karşısında,
“ABDULLAH”ı olarak kulluk vasıflarını,
Fakriyet, Acziyet, Zillet ve İlletini; Yâni Mahviyetini,
İLÂHÎ İLİM, İRADE, İDRAK VE İŞTİRAK TEVHİDİ ile ebedîyyen giyinip tenezzül ve tevâzu’ ile DEVRÂN edip, yuvarlanıp “Nokta” (İLK=ÜMM=ANA=HALKIN ASLI) olarak RABB’ısı Huzurunda küçüldükçe küçülüp en sonunda beyaz kağıda (var etme iradesi) İlâhî Kalemin (Nurullah) ucu ile konulan NOKTA HÂLinde ASL-dan HASL-hasıl olmuştur…

Resim---Câbir bin Abdullah radiyallahu anhu’dan:
“Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem! Anam babam sana fedâ olsun, ALLAH’ın en evvel yarattığı şeyi bana söyler misin?” dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“Yâ Câbir! eşyâdan önce, kendi nurundan (Nurullah) senin PEYGAMBERİNİN NURUnu yarattı.” Ve şöyle buyurdu:
“O nur ALLAH’ın kudretiyle dilediği yerlerde devredip gezerdi. O zaman ne levh, ne kalem, ne cennet, cehennem, ne melek, ne gök, ne güneş, ne ay, ne cin ne de ins var idi.” Ondan sonra buyurdu ki:
“ALLAHu Teâlâ mahlûkatı yaratmak istediği zaman, o nuru taksim edip 4 parça yaptı:
İlk parçadan KALEMi yarattı.
İkinci parçadan LEVH’i yarattı.
Üçüncü parçadan ARŞ’ı yarattı.
Dördüncü parçayı taksim edip dört parça yaptı:
İlkinden GÖKleri yarattı.
İkincisinden YERi yarattı.
Üçüncüsünden CENNET ve CEHENNEMi yarattı.
Dördüncü parçayı yine taksim edip dört parçaya ayırdı:
Birincisinden mü’minlerin GÖZlerinin NURUnu yarattı.
İkincisinden KALBlerinin NURUnu yarattı ki o, ALLAH’ı bilmedir.
Üçüncüsünden DİLlerinin NURUnu yarattı ki o da Kelime-yi Tevhiddir....”

(İmâm Ahmed, Müsned IV-127; Hâkim, Müstedrek II-600/4175; İbni Hibban, El İhsân XIV-312/6404)

Cümle HAT-lar (Hareketten; kâinât, eşyâ) ve Cümle HARFler (Harekeden; sözler, ahdler vs.) bu NOKTAnın ŞEENULLAHtaki; Evvel, Âhir, Zâhir ve Bâtın Hareketi, Mârifeti ve Hünerleridir.

يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
Resim---“Yes’ eluhu men fis semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin : Göklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, her an YARATMA halindedir.” (Rahmân Sûresi, 55/29)

إِنَّا أَنشَأْنَاهُنَّ إِنشَاء
Resim---“İnnâ enşe’nâ hunne inşââ(inşâen) : Biz onları yeniden inşa etmişizdir” (Vâkıa Sûresi, 56/35)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 03 Ara 2011, 07:20 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
ÜLÛHİYYET ZÂTîyyettir, “ELİF” sanki bundan dolayı Müstakildir-Başlıbaşına Bağımsızdır..
RUBÛBİYYET, SIFATiyyettir “Be” sanki bundan dolayı Mukayyeddir-Sınırlı, Bağlıdır..


RABBu’l-Âlemin Teâlâ’nın İki Ana Vasfı:

1-
RABBu’l-Âlemin Teâlâ’nın Medârriyetî:

Küllî şeyi döndüren Merkez NOKTA oluşu (Sabit Nokta).

Medar: Sebeb, vesile. Bir şeyin etrafında döneceği nokta. Bir şeyin devredeceği, üzerinde hareket edeceği yer. Gezegenlerin gezerken hareket noktalarının çizdiği dâire-YÖRÜnge.
Dünya, güneş etrafında seyrederken medar-ı senevvîyesi, yıllık yörüngesi bir dâireyi andırır.



وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنِي آدَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَلَسْتَ بِرَبِّكُمْ قَالُواْ بَلَى شَهِدْنَا أَن تَقُولُواْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ
Resim---“Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevme'l-kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn(gâfilîne): Hani RABBin, Âdem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şâhidler kılmıştı: "Ben sizin RABBiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (RABBimizsin), şâhid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyâmet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.” (A'râf 7/172)


2- RABBu’l-Âlemin Teâlâ’nın Mürebbiyeti:

Mürebbî: Terbiyeci, terbiye eden, yetiştiren, ders veren.
Tüm terbiye: Ortaya çıkarıp, besleyip, bakıp, büyütüp ne gerekiyorsa yapmak, çekip çevirmek, kaderini kadarınca yaşatıp sonunda kendine çağırmak kısacası; DÖNDÜRen Merkez NOKTAya DÖNEN Muhit NOKTA oluşu..
Sebbaha-Dönen NOKTAda, ALLAH celle celâluhu Nurunun Oluşu.


يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ

Resim---Ya eyyetuhe'n-nefsu'l-mutmeinnetu: Ey, RABBine, itaat edip huzûra eren nefis! (Fecr 89/27)


ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً

Resim---İrci'î ilâ RABBiki râdiyeten merdiyyeten: RABBine DÖN-üver, sen râzı, O da senden râzı olarak.
(Fecr 89/28)


فَادْخُلِي فِي عِبَادِي


Resim---Fedhulî fî 'ibâdî: Gir kullarımın içine! (Fecr 89/29)

وَادْخُلِي جَنَّتِي

Resim---Vedhulî cennetî: Gir cennetime! (Fecr 89/30)

Bu BUYURulan RABBine DÖN-üveriş,
Şu ANda ve ŞE’ENULLAHta her AN Devam etmektedir çok şükür:


يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِالْعَزِيزِ الْحَكِيمِ

Resim--- “Yusebbihu lillâhi mâ fî's-semâvâti ve mâ fî'l-ardı'l-meliki'l-kuddûsi'l-azîzi'l-hakîm (hakîmi) : Göklerde ve yerde olanların hepsi pâdişah, mukaddes, azîz ve hakîm olan ALLAH'ı tesbih etmektedir.” (Cuma 62/1)

Bu Zâhiri DÖNüşü GÖRemeyen NEFS-Akıl ve AN-layamayan KALB için Sevgili Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz:
“Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu: Kim ki NEFSini BİLdi, kesinlikle RABBını da BİLdi”” buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfü'l-Hâfâ II/343 (2532)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 05 Ara 2011, 08:33 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
RASÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem’in İki Ana Vasfı:

1-
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in MEDÂRLIĞI ise:

Sünneti seniyyesinin, gezegenlerin izlemek zorunda (mecbur ve memur) olduğu yörünge (ki bu yörüngelere de medâr denilir.) gibi oluşudur.
İZlenecek İz oluşudur.
Pâk Yüreğinde OLuşumuza HAMD Olsun ve Çok Şükür
BİZ-BİR-İZ

2- RASÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem’in MÜREBBÎliği:

İlâhî El EDİB oluşu, Ekremiyeti, Muhabbeti Ve Merhametiyle ALLAHU ZÜ’L-CELÂL’in tek Halifesi-HALİFETULLAHı, HiDÂYETULLAH ve SELÂMETULLAHa NEFSleri RÜŞDe Erdirirek İrSALL edici MÜRŞİD-i MUTLAKı, İNANan İnsanlar için tek İmâm-ı Mutlakı ve Kısacası Her yerde, Her Zaman ve Her Hâlde rAHMET NOKTAmız:

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ
Resim---“Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemîn (âlemîne) : (Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ Sûresi, 21/107)

Ham akıllılar, uydur kaydır yapıyoruz sanmasın...
Kur’ân-ı Kerîm’de (arz etmişiz ki) pek çok yerde:

“ALLAH’a ve RasûlüneTESLİM Olunuz, İMAN Ediniz, TÂBİ’ Olunuz ve İTÂAT Ediniz.” buyurulmasının SUBHÂNÎ SIRRI budur.
Bu SIRR ise tek ve kesin olarak tasavvufun sırrıdır.
Sırrr-ı sıfırdır...
Abd olan her NEFS İnşaallah er-geç Bu Âlemden GÖÇmeden RABB’ısına;

Muhtaç, Mecbur, Me’mur ve Mahkum OL-duğunu AN-layacaktır…

“Be” de bast (açıcı, yayıcı) vasfı vardır.
“RABB” da böyledir...
Be’nin altındaki BİLELİK RIZASInı (nokta) bulan kendi NEFSni de RABB’ını da BİLir ve BULur.
Nereden nereye geldik yine!...
Ancak NOKTa deyip de geçemeyizki Muhammedî Melâmette..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Ara 2011, 20:42 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
İLK Nokta İLMULLAH-ta ELİF leşip iliM Şehri OL-unca,
Muhâmmedî Mâ-SiVÂda SEViyelenip Be leş-ince,
4 NOKTa Miktarın 1 Sîni,
ESFELinden İLLİYYUNa ÇIK-İŞ Kapısı-EDEB Kapısı olarak ALTına ATar..

BİZ BİR-İZ SIRRına Erdikçe İKİ-lik, ŞEY-tAN-lık kısacası İMKANla İMTİHAN Âleminde;
Her ŞEY ve Anlam;
Nicelikten Niteliğe, Somuttan Soyuta, Fizikten Metafiziğe, HİÇten HEPe ve,
Neticede Maddeden-Mânâya AK-ışlar BAŞlar ve ANalaşılıp YAŞAnır İnşaallah..

TEK ELİF-in 4 NOKTA Yansıması 4 ÂLEM;
DEVRÂN, SEYRÂN, CEVLÂN, HAYRÂN-da NOKTA ile Başlayış,
EN DOĞRU SAFFlardan Dâimi DÂİRE Merkezinde-KÂBETULLAHda en İÇ Çemberde cAN OLUŞ..
BAŞLAngıç NOKTAsında BİTiş..
DOĞum NOKTA, ÖLüm NOKTA ve Arasında SÎN” “Be-N 1 NOKTA Üstünde 3 NOKTA... ŞıN
Yüce SULTAN ALLAH celle celâluhu, nasılda En Küçük NOKTA KÜRREye, MÜMKÜNü MÜMDEMİC edip tıpkı bir İNCİR ÇEKirdeği gibi BEN diye sokuvermiş Hamdolsun..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 17 Ara 2011, 21:57 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Onun için Aziz Efendimiz Hazreti İmâm-ı Alî kerremullâhi veche İLİM husûsundaki bir başka buyruğunda:
Her ilmin câmii Kurân, Onun câmii Fâtiha, onun câmii Besmele ve onun câmii Be harfi, onun da Câmii Noktasıdır...” buyurmuştur.
İşte bu nokta, MÂSİVÂ (ALLAH Celle Celâluhudan gayrısı) nın ANA-sıdır.
ABDULLAHın FUADlarımızdaki ENVÂR (nurlar) ve ESRÂR (sırlar) NOKTAsıdır.

KUL-luk Tekemmülü ise, bu noktaya SALL (ulaşım), vesile, salâvat ve salâttır.
Önce Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve selleme TESLÎMİYYET,
Sonra Onda Onunla ALLAHU ZUL-CELÂLe İSTİKÂMET...

Bizim SALLımız-Salâ-Çağrımız (Mim de Ceme çağrımız); SILAsı (anavatanı), âhirinde Sîne-yi Muhammed olanlaradır...
Sılası, dünyâsı olanlara sözümüz yok.
Fırsatını bulmuşken yiyip içip tepinsinler!...
Şeytânlarının ve Şaşkın-Taşkın-Azgın nefslerinin keyfini edip, çalıp oynasınlar!...
Yığılıp kalıncaya, ölüm zili çalıncaya, hiç çâresiz oluncaya kadar!...

Ancak BİZ Muhammedî DUA EHLiyiz hamdolsun:
Ümmet-i Muhammede Umûmen Islâh, İflâh, Ferec (çıkış yolu) ve Rahmetullahı dileriz.
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemin DUAsı ile:
ALLAHUmme ıslâh ümmet-i Muhammed!..
ALLAHUmme ferice an ümmeti Muhammed!
ALLAHUmme irham ümmet-i Muhammed... ammeten..
Rahmeten amme, umûmen ve ayrı olmadan gayrı olmadan hepisine RAHMet et!..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Ara 2011, 11:06 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
ResimTEK NOKTA
İLK ve SON Solukta!..

Huuu!
LeHu!
Lillahi!
ALLAH!
celle celâluhu!..

ABDuLLaH!
MuhaMMeduLLaH!
MahMuduLLaH!
AhMeduLLAH!
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!..

NeSL-i SEYFuLLaH
ASL-ı AlîYYuLLaH
FASL-ı TûRaBuLLaH
VASL-ı VeLîYYuLLaH
Ali kerremullahi veche !..


DeVR-ÂN-da DİRi
SeYR ÂN-da BİRi
CEVLÂN El KİRi
HaYR-ÂN KıTMîRi
KuL İhVÂNi SerSERİ


Resim


ZEVK 4468

MüteZeKKâ!.. MutaHaRRun!.. Ahmak AKLın PaSın SİL ki!
Kur'ÂN OKU!..” “OKU!.. ya-CAK!.. VaduLLaH HAK!. HAKK-ı BİL! ki
RABB-ın sÖZü!.. ReSÛL SeSi!.. BâTıN ZâHiR, SEV-iYe CeBRR!..
HeRR ÂN!.. Şe-ÂNNN!.. DiRi Kur'ÂN!.. “RaZîTu! SoN!.. “İkRâ! İLK-i!..


13.04.11 12: 54
cÂN Câmi’-İNDe.. CEM de, DE!..


-si?
-SAYıSı..
Pi-Si Pi-Si
Kavs YAY-ıSı!..
SeYN SEVgiSi..
GAVS HaYYY!ıSı!..


http://img18.imageshack.us/img18/5241/piposterr.jpg

SuS! DE-sem DİNLE-Meyen-SîN
MeRyeMMM
-SîN!.. İNLE-Meyen-SîN
ÇIK!” -ıp BeN DaĞ” -ın TePe-SîN
İSÂ sîN!... ÜNNNLE-Meyen-SîN!..

aHHH! SîNNNeMMM aHHH!.. ALLAHHHH!..

Pİ- SAYıMMM!

Resim

Halk İÇin HAKK-ın HAN-ında
ÇEVRE
-mi ÇAP-ıma BÖLdüM
MuHiTiM
-MeRKEZ yAN-ında
SaBiT A
YAN-ıma GÜLdüM!..

p=3,14159265358979323846264338327950288419716939937510582097494459230781640
628620899862803482534211706798214808651328230664709384460955058223172535940
81284811174502841027
..... MiŞ! MiŞ!..

Ben de sadece Ben de sanırken Külli Şeyde KüRRe-ZeRRe Bence-Senceymiş yaa!!!.
DeVR-ÂN-da DeVR eden her Dâire İçinmiş bu “SeBBit Akdemnâ!.
Sakın demeye-SîN BasilDON’luM:
"Hocam KüRRe YÜZümüzü ne ZamAN Yarım NEFeS Yarı ÇAPımıza BÖLeceğiz de SîN MiMden LâMa ve de SîNe vede SîN den NÛNa vs… SAFF SîNelere Es Selâm!..

Pi SAYıM irrasyonel olmanın ötesinde ayrıca AŞKın mış! ÂŞIKlığım Ondanmış Demek ki..ŞaŞkınmış.. TaŞkınmıŞ ki Onlarım da Ondan DE-MeK-Ki!!.. ÂNda cÂN.. GaRiB-ÂN!..

MüteZeKKâ!..:

قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّى
Resim---“Kad efleha men tezekkâ : Doğrusu, temizlenip arınan felah bulmuştur” (A'lâ 87/14)
MutaHaRRun!..: “VE SİZE DİN OLARAK İSLÂMA RIZA VERDİM” …SON İNen âYeT!..

إِنَّهُ لَقُرْآنٌ كَرِيمٌ
Resim---“İnnehu le kur’ânun kerîm(kerîmun) : Elbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir.” (Vâkıa 56/77)

لَّا يَمَسُّهُ إِلَّا الْمُطَهَّرُونَ
Resim---“Lâ yemessuhû illel mutahherûn(mutahherûne) : O’na tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez” (Vâkıa 56/79)

VaduLLaH HAK!. HAKK-ı BİL! Ki;

وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّواْ وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُ لِئَلاَّ يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَيْكُمْ حُجَّةٌ إِلاَّ الَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنْهُمْ فَلاَ تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِي وَلأُتِمَّ نِعْمَتِي عَلَيْكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Resim---“Ve min haysu harecte fe velli vecheke şatral mescidil harâm(harâmi), ve haysu mâ kuntum fe vellûvucûhekum şatrahu li ellâ yekûne lin nâsi aleykum hucceh(huccetun), illellezîne zalemû minhum fe lâ tahşevhum vahşevnî ve Lİ UTİMME Nİ’METÎ aleykum ve leallekum tehtedûn(tehtedûne) : Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir ve her nerede olursanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksızlık edenler başka. Siz de onlardan korkmayın, Benden korkun ki hem üzerinizdeki NİMETİMİ TAMAMLAYAYIM hem de bu sayede doğru yola eresiniz.” (Bakara 2/150)

CeBRR: BiRRin CEM’i.. Kırılan Ekleyerek SARarak.. SALL ederek.. CeBeRRuta Es Selam!.. CEBRRâil aleyhisselâm da!..

حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالْدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْزِيرِ وَمَا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللّهِ بِهِ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّطِيحَةُ وَمَا أَكَلَ السَّبُعُ إِلاَّ مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَأَن تَسْتَقْسِمُواْ بِالأَزْلاَمِ ذَلِكُمْ فِسْقٌ الْيَوْمَ يَئِسَ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِن دِينِكُمْ فَلاَ تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِ الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الإِسْلاَمَ دِينًا فَمَنِ اضْطُرَّ فِي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِّإِثْمٍ فَإِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Resim---“Hurrimet aleykumul meytetu veddemu ve lahmul hınzîri ve mâ uhılle li gayrillâhi bihî vel munhanikatu vel mevkûzetu vel mutereddiyetu ven natîhatu ve mâ ekeles sebuu illâ mâ zekkeytum ve mâ zubiha alen nusubi ve en testaksimû bil ezlâm(ezlâmi), zâlikum fisk(fiskun), elyevme yeisellezîne keferû min dînikum fe lâ tahşevhum vahşevn(vahşevni) el yevme ekmeltu lekum dînekum VE ETMEMTU ALEYKUM Nİ’METÎ VE RADÎTU LEKUMUL İSLÂME DÎNÂ (dînen) fe menidturra fî mahmasatin gayra mutecânifin li ismin fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun) : Size şunlar haram kılındı: ölü, kan, hınzir eti, Allahdan başkasının namına boğazlanan, bir de boğulmuş, yahud vurulmuş yahud yuvarlanmış, yahud süsülmüş, yahud canavar yırtmış olub da canı üzerinde iken kesmedikleriniz ve dikili taşlar üzerinde boğazlananlar ve zararla kısmet paylaşmanız, hep bunlar birer fısk (yoldan çıkıştır) bu gün kâfirler dininizi söndürebilmekten ümidlerini kestiler, onlardan korkmayın, yalnız benden korkun, işte bugün sizin için dininizi kemale yetirdim, üzerinizdeki ni'metimi tamâma irdirdim VE SİZE DİN OLARAK İSLÂMA RIZA VERDİM, şu kadar ki her kim son derece açlık halinde çaresiz kalırda günaha meyl maksadı olmaksızın onlardan yemeğe muztarr olursa elbette Allah gafur, rahîmdir.” (Mâide 5/3)

AzîZ Rasûlullahü EkreM sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Vedâ Haccında HATM Oldu Haten’n NeBiYYE Kur'ân-ı Kerim’imiz elhamdulillahirabbu’l-âlemîn…

Eser sahipleri (râviler) demişlerdir ki, bugünden sonra Hz. Peygamber Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem nihayet seksenbir veya sekseniki gün kadar yaşadı ve bundan sonra dini hükümlerde ne bir fazla, ne bir nesh, ne bir tebdil (değiştirme) vaki olmadı.
Bununla Hz. Peygamber'e peygamberlik görevinin sonu ve böylece vefatının yaklaştığı haber verilmiş oluyordu.
Rivayet ediliyor ki, Hz. Peygamber Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu âyeti okuduğu zaman ashab-ı kiram gerçekten sevinmiş ve pek büyük sevinçler göstermişler ve fakat Hz. Ebu Bekir ağlamıştı.
Sorulduğunda: "Bu âyet Resûlullah'ın vefatının yaklaştığını gösteriyor" demiş ve bundan tebliğ vazifesinin sona erdiğini anlamıştı.

(Elmalılı Hamdi Yazır kaddesallahu sırrahu Mîdesûresi 3. cü âyet Tefsiri)

“İkRâ!” İLK-i!..: “Yaratan RABB-inin İSMiyle oku!” …İLK İnen âYeT!..

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ
Resim---“Ikra’bismi rabbikellezî halak(halaka) : Yaratan RABB-inin İSMiyle oku!” (Alak 96/1)

MuhaMMedî MuhaBBetlerimle

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 22 Oca 2012, 08:00 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
MuhaMMedî Tasavvufta BİZim izlediğimiz yolda, şu an da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in buyurduğunun dışında bir kelime yoktur. Tek bir kelime yoktur. Hiç.
Salavat çekiyoruz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in buyurduğudur. Tevhid çekiyoruz, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in buyurduğudur. İstiğfar ediyoruz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in buyurduğudur. Allah! diyoruz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in buyurduğu ve yaptığıdır.
Tasavvufta MuhaMMedî Oluş;

SÖZle, SOHBETle,ZEVKle, HAZla OLur.
BEDEN, NEFİS, KALB ve RUHla OLur.
RESÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellemle OLur.
KURÂN-ı KERİMle OLur.
Ehl-i Beyt-i BEYT aleyhisselâmla OLur.
Ve Ona tâbi ALLAH DOSTLARI ile OLur.

Bu kimseler için Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hâşâ bir postacı gibi Kur'ân-ı Kerimi getirip öldü gitti!!!
Çünkü bu insanlar tasavvufa karşı. Çünkü çoğu Vehhabî.

Kur’ân’da göremiyorum tasavvufu! demekte.
Neyi göremiyorsun Kur’ân da, neyi
?
Piyasadaki bir kısım insan avcısı Tevhid Tüccarının ya da Tasavvuf Simsarının sahtekârlığını mı göremiyorsun?.
Yoksa Yunus Emre’nin , Somuncu Baba’nın, Şah-ı Nakşıbendleri Şah Geylanîlerin kaddesallahu sırrahumların
ALLAH! deyişini mi göremiyorsun be ahmak adam?!.

Bunlar Suudî Kralının beslemesi televizyon kurup onların diliyle konuşmayı bilebilirler..
Ama BİZim televizyonumuzu ALLAH celle celâluhu, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yüreğine kurmuştur.
Çünkü biz O’nun sadece Hasbî Hizmetçisiyiz.
Ayakkabısıyız Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in. Başka bir şeyi değiliz.
Biz O’na giden arabanın TEKERiyiz.
Pise de geçeriz mise de geçeriz. Yeter ki ona götürelim.
Bu şekil konuşmaları çok gücüme gidiyor benim. Çok gücüme gidiyor.
Bu ALLAH celle celâluhu’ya iftiradır.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e iftiradır.
Allah Dostlarına iftiradır.

Bunun sorumluları biziz ve çok çalışmalıyız İnşâallah.

Dikkat ediniz bakınız dörtlü sitem, beşli sistem, onlu sistemi filan nedir bu? Tasavvuf vardır kardeşim. Kur’ân-ı Kerim’dedir.
Tasavvuf Kur’ân-ı Kerim’dedir. Kur’ân-ı Kerim’in içi tasavvuftur.

Enfüs-afak nedir?
Evet. Şimdi gördüm üzüldüm onun için söylüyorum. Daha çok çalışmamız gerekiyor. Daha çok.
Esmaları çok güzel yapmaya çalışıyoruz. Esma yoğunlaşmasıdır eşya.
ALLAH celle celâluhu yoktan var etmedi. ALLAH celle celâluhu VARından var etti.

“Allah nuru’s semavati ve’l ard” buyuruyor.
Görmüyorlar, görmek istemiyorlar. Birgün açar bakarız.
Âhir Zaman Fitneleri kitabı vardır Siirtli Hocam’ın.
Âhir zaman fitneleri diye.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem in hadislerinin tümünü inkar eden bir Cübbeli profa “Decacile” demişti.

Ben hiçbir hadisi kabul etmiyorum! diye kendi ağzından ben de duydum televizyonda bizzât şahid oldum.

Bakınız tıpkı bu gün de olduğu gibi, “El Ezher Üniversitesi mezunuyum” deyip, cübbe giyip sattlerce konuşurken bir defa bile olsun salâvat getirmeye tenezzül etmeden işine gelirse: “Amca oğlum!” der gibi “Allah Rasûlu derki!” diye konuşan,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ i hâşâ bir postacı gibi
Geldi, Kur'ân’ı bıraktı ve öldü gitti sanan ve sandıran,
“Ben Kurânda görmediğime inanmam!” diyerek sahih Hadis-i Şerifleri de yok sayan,
İçten dıştan İsalam Dini Düşmanılarına bilerek para uşaklığı yapan deccallerin geleceğini,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tâa o günden haber vermektedir:


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Dikkat edin! Çok sürmez. Adam tok olarak koltuğuna kurulur ve şöyle der: “Siz bu Kur’ân’a bakın, onda helâlden ne bulursanız, onu helâl kılın, haramdan ne bulursanız, onu haram kılın!” OYSA Kİ ALLAH’IN RASÛLÜNÜN HARAM KILDIĞI ŞEY DE, ALLAH’IN HARAM KILDIĞI
(Ebu Dâvud, Sünnet 5; İmâmı Ahmed, Müsned IV-131)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Haberiniz olsun! Şüphesiz ki bana Kitap ve onunla birlikte misli verildi. Haberiniz olsun! Şüphe yok ki bana Kur'an ve onun misli verildi. Yakındır, süslü koltuğu üzerinde yaslanıp oturmuş karnı tok olan bir adam (çıkıp) kendisine emrimden bir emir gelecek de (o) :"Siz Allah'ın kitabına bakın! Onda helalden ne bulursanız onu helal kılın (helal sayın) , onda haramdan ne bulursanız onu haram kılın (haram kabul edin)" diyecek! Halbuki şüphe yok ki Allah Rasulünün haram kıldığı şeyler, Allah'ın haram kıldığı şeylerin mislidir."
(Ebu Davûd, İbn-i Mâce, Tirmizî, Beyhakî.)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 30 Oca 2012, 12:38 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Âhir zaman budur ki;
Muhammedî Şuuru BİLememiş ve İnsANlık Haysiyetinden YOKsun,
Muhammedî Nuuru BULamamış ve Ehl-i Beyt aleyhumesselâm ve gerçek HAKK Dostlarına saygısız,
Muhammedî Sürurda Olamamış ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem den utanmayan,
Muhammedî O-Nuru ve Hakikatını YAŞAamamış ve ALLAHU ZÜl-CELÂLden KORKmayan Evliyâ kılıklı Eşkiyâlara kalınca MEYDAN:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “ALLAH, İlmi insanlar arasından bir çırpıda çekip çıkartarak almaz. O, ilmi, ulemâyı almak sûretiyle alır. Sonunda hiçbir âlim bırakmayınca insanlar, câhil başlar (lider) edinirler. Kendilerine sorular sorulur, onlar da bilgisizce fetvâ verirler. Böylece hem sapar hem de saptırırlar.” buyurmuştur.
(Buhârî, İlim 34; Müslim, İlim, 13; Tirmizî, İlim 5)

Ömerü’l-Faruk radiyallahu anhu ise: “İslâmı; âlimin zellesi, münafığın kitâbla (Kur’ân-ı Kerîm) cedelleşmesi, saptırıcı imâmların hükmü (fetvâsı) yıkar...” buyurmuştur.

Hakk Tasavvuf, enterkollekte Kalbî Bağdır Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile.
Hayy olan ALLAH celle celâluhu’dan Hayy olan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den, Hayy olanların yüreğine yağmur gibi yağar durur.
Şimdi bir Fatiha başlayın yeni bir Fatiha okursunuz.
Öyle buyuruyor Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem.

Ayşe radiyallahu anha Anamız: Ya Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Allah her an mı yaratıyor? Nasıl yapıyor?”
Yağmur yağıyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ridasını sıyırıveriyor. Omzundaki yağmur Damlasını gösteriyor.
Ayşe Ayşe işte bak en son yağmur RABBımızın yarattığı, dünkü yağmur değil bu!
Dünkü Fatiha değil okuduğun bu günkü..
Sen dünküsün. Sen yeniliğe ayak uyduramıyorsun. Yeniden yaradılışa.
İşte onun için Barbaros biz bir cihad yapmıyoruz.
Cihadı yapan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem.
İçerden çökertilen Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem.

Kim getirdi bize Kur’ân-ı Kerim’i?.
O inkar ettikleri hadisleri de söyleyen sahebe-i kiramlar getirdi.
Kur'ân-ı Kerimimiz Suud Kralının matbaasından gelmedi?
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yüreğinden
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i DUYup UYan yiğit yüreklerden yüreklere harf harf aktarılarak diriden diriye gelmekte.
Kur’ân’a hizmet ALLAH celle celâluhu’ya hizmettir.
“Allah’a yardım ediniz” âyeti vardır.
Nasıl yardım edeceksin?
İşte böyle yardım edersiniz. Ensar gibi.
Onun için yürek lâzım. Yürek lâzım. Allah Nurunu tamamlar ve korur.
Bizim hiç kimseyle alacağımız vereceğimiz yok. Hiç yok.
Bizim alacağımız vereceğimiz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e Hasbî Hizmet olmalıdır.
Biz zâten kendimiz bir şey anlamaya çalışıyoruz.
Ama bunun çok önemli olduğunu biliyoruz.
Günde 40 kere okuduğu Fatiha’nın ne demek olduğunu bilmeyen kırk vakit okuyan ama doların kaç lira olduğunu mutlaka bilen bir İslam âlemindeyiz.
Allah bizi bağışlasın!.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 20 Şub 2012, 22:31 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Evet şimdi bir salavat yapalım biz.
Böyle heyecanlanınca ama bir bakıma iyidir.
Zaman zaman çeşitli sebeblerle gücümüz kırılıyor. Hayat sıkıyor.
Gücümüz azalıyor ya da ne bileyim ben şöyle oluyor, böyle oluyor.
Halbuki hiçte böyle değil. Hiçte böyle değil.
Bizim gençlerimiz, bizim çocuklarımız gelecek nesillerimize eğer biz cehennemin üzerine köprü olmazsak katiyen öbür tarafa geçemeyecekler.
Ve şu anda zâten şakır şakır dökülüyorlar.
İki taraftan da dökülüyorlar.
Ya birilerine inadına kulluk yapmaya başlıyorlar, yaptırılıyorlar inadına kölelik.
Onların dini yani fırka fırka dinler haline gelmiş.
Ama biz asla öyle demiyoruz.

Yolumuz açık; Allahu Zul Celâl, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kur’ân-ı Kerim, Ehl-i Beyt aleyhisselâm ve Salih Allah Dostları o kadar.
E müsaade etsinler de BİZe ne falan yerde ki tek satır eseri olmayan, satırı sadrı, sohbeti vs. si olmayan kendinden mübârek şeyhten!.

MuhaMMed aleyhissalâtu ve's-selâm taşa tutulmadığı panayır yok.
Üstüne çıkıp konuşmadığı taş yoktur.
Bütün Sevdası İslamdır ve her can türlü türlüdür bu yolda.
Bin deve bağışlayanlar var, sahabeden Osman zinnureyn gibi.
Çok deve bağışlayamamıştır Hz. Ali keremullahiveche çünkü çok devesi olmamıştır.
Ne yani yan gelip yatmıştır mı, çalışmamış mı, kazanmamış mı? .

Ömrünce çalışmış ancak; anasından doğduğu günden son nefesini verdiği güne kadar Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hizmetinde olmuştur.
Ne diyor Fatma vâlidemiz, işte hadisi şerifler.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatından sonra Fedek Hurmaliklarına Halifece el konulup alınınca:
“Ali kv.savaşta!” diyor ki Ali kerremullahi veche savaşta. “Bizim mülkümüzü aldın. Peygamberler varis bırakmaz dedin. Çocuklarmızı aç bıraktın. Hiçbir gelirimiz olmaz bizim. Bir sadaka almayız. Ehl-i Beyt aleyhumusselâmız. Kimsenin bir kuruşunu alamayız!”
Açıp okuyun. Biz onlara girmiyoruz. Ama Ali keremullahiveche’nin ya savaşta ya İLİM peşinde olduğunu ya da Resulullah sallahu aleyhi ve sellem’in hizmetinde olduğunu söylüyorum! Bu Ehl-i Beyt aleyhumusselâmdır!..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 Şub 2012, 16:00 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Eh namazda şehid olan Ali keremullahiveche bizim namazımızı kıldı, namazda öldürüldü, biz namaz kılmayız!
Öylemi,o Ali kerremullahi veche sizin değil.
Öyle bir Ali kerremullahi veche yok. Kurânsız bir Ali kerremullahi veche yok.
Hizbuşeytanlık hevâları öyle diyor onlara. Allah ile kandırılıyorlar.
Kur’ân açık çünkü. . Kur’ân açık.
Bunu neden söylüyorum. 40 bin tane Ali çıktı şimdi. Gidin Lazkiye. Suriye’nin Lazkiyesine. “Ali Allah”tır diyenler mi ararsın hâşâ...
Geçin İran’a. Ezanın içinde Ali veliyullah’tır denir.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ezanı değil miydi asıl olan varmı bunlar Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hayatında.
Anladım gerçekten Veliyullahtır Ali kerremullahi veche, ama böyle bir ezan yok Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’de.
İşte bu, böyle bir sağdan soldan yok ediliş saldırısı içinde İsalm Dini esasları..
Bu devirde zamane içerisinde.
Tıpkı bir cambaz gibi yürüyebilirsin Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sırat-ı mustakimi üzerinde ve Kur'ân-ı Kerim'le kurabilirsin yürüyüş rotanda Denge-Düzeninin..
Bu hizmet bu kadar önemlidir yapabilirsek.
Yapabildiğimiz kadar yapmalıyız, yapmalıyız.
Sen ben kim, binlerce milyarlarca insan gelip geçiyor bu âlemden, Yapar yapmaz, yapmış yapmamıştır zâten.
Neden Münir Hocam Velilerin manevî etki grafiklerini çiziyor çizelgeyi götürüyor birisini daha atmosfere çıkmadan geri indiriyor.


Resim

Birisini de deldirip geçiriyor yukarıya bir daha döndürmüyor, birisiniyse döndürüyor.
Yunus Emre’yi böyle yapıyor.
Bunlar yaşadılar bu hayatları da onun için.
Bizimde kalır İZimiz. Ama bizim izimiz kalmasın.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in İZi kalsın.
Biz tıpkı bir Kervan Köpeği gibi sesimize gelen Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelsin bu kadar.
Bize ne yapılacağını bilemeyiz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ne yapılırsa bize de o yapılsın.

Beni size peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki yarın ne yapacak bilmiyorum. Rahmetine gark eder umuyorum, dua ediyorum.
Bu kadar. Yani “ALLAH celle celâluhu bize şunu yapsın bunu yapsın, Biz de bunu yaparız.” Demeyiz ve sadece hasbî hizmet ederiz İnşallah.

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; Ümmü A’lâ radiyallahu anhu’nun, Osman İbni Maz’un’un ölümünden sonra onu tezkiye için söylediği: “ALLAH (bu imânlı, tâatli) kuluna ikrâm etmez de ya kime ikrâm eder?” demesi üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah’a yemin ederim ki Ben ALLAH’ın bir peygamberi iken, Bana (ve size yarın)ALLAH tarafından ne muamele yapılacağını bilemem!” buyurdu.
(Buhârî, Cenâiz 3, Tâbir 13)

Yani insanlar o kadar insafı terketmiş durumdalar ki;
Tasavvuf düşmanlığı olabilir anladım da bir insanda insaf da olur be insaf olur.
Tasavvuf diye neye diyorsun neden MuhaMMedî Tasavvuf koyduk adını başta daha.
Kendi keyfimden koymadım onu.
“Ey millet ben bir tarikat ocağı açtım koşun buraya gelin” diye değil. “MuhaMMedî Tasavvuf bu değil” diye.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yolunun tasavvufu bu değil diye. Milyonlarca insanın bağlı olduğu bir tarikat kitaplarına bakıyorsun rabıta vs gariplikleri..
Şeyhi kalbine nakşedeceksin. Bu küfürdür. Bu küfürdür.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunu yaptırmamıştır.
Çünkü ALLAH celle celâluhu değildir, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'dir.
Bu saçmalıkların yerine Kur’ân gelmeli, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem gelmeli.

“La ilahe illallah” diyorsan “MuhaMMeden Resulullah” gibi de.
Bunu demek için Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemi
BİLmen gerekir. BULman gerekir. Yüreğinde OLman gerekir. Ve onunla YAŞAman gerekir. O zaman MuhaMMedî TasaVVufu YAŞArsın.
Abdullahı da yaşayan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gibi yaşa.
İşte “Allah’ı görür gibi” o zaman olursun.


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Mar 2012, 23:10 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Bir salavat yapalım İnşâallah.
İbrâhim Dussûki kaddesallahu sırrahu çıktı. Sohbetlerini de yayınladık ya.


İbrâhim-i Dessûkî (kaddasallahu sırrehu)'nun salâvâtı: Çok azîz bir Muhammedî âşık olup Evliyâullah: “ Bu salâvâtın faziletini ALLAH (cc) bilir.” demişlerdir.


Resimبِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Resim

TÜRKÇESİ

"Allahumme salli ve sellim ale'z-zâtî'l-Muhammediyyeti'l-latîfeti'l-ehadiyyeti Resim Şemsi semâi'l-esrâri Resim Ve mazhâri'l-envâri Resim Ve merkezi medâri'l-celâlî ve kutbi feleki'l-cemâlî Resim Allahumme bi sırrıhi ledeyke Resim Ve bi seyrihi ileyke âmin havfî ve âkil asreti vezheb huznî ve hırsî Resim Ve kun lî ve hûznî ileyke minnî Resim Verzuknî'l-fenâe annî Resim Vellâ tec'alnî meftûnen bi nefsî Resim Mahcûben bi hissî Resim Vekşif lî an kullu sırrın mektûmin Yâ Hayyu Yâ Kayyûm!"

MÂNÂSI

"ALLAH'ım! Sırlar Semasının güneşi, nûrların mazharı, Celâl Dâiresinin merkezi (dönüm noktası : akdes noktası), Cemâl Feleğinin (yörüngesinin) kutbu (devrânda devreden cismin cihân çarkının aksı) olan; Ahadiyyet (her hususta mutlak teklik) lâtifetinin (Ahadiyyetten Ahmedîyyete lütûf edilen incelik ve hakikatlerin) tecellîgâhı (ilk zuhûr yeri, çoğalma ocağı olan) Zât-ı Muhammedîyyete salât-ü-selâm eyle! ALLAH'ım! O'nun Senin yanındaki sırrı (teslimiyet) ve Sana olan (istikamet) seyrinin hakkı için; korkumu gider emin kıl (emniyette eyle), (imkanla imtihan seyr-ü-sülûkümde, teslimiyet ve istikamet tevhidinde) ayak kaymalarımı (yolda sürçmelerimi, takılıp düşmelerimi yoldan geri kalmalarımı) azalt, hüznümü (üzüntümü, kederimi) ve hırsımı (dünyaya tamahkarlığımı) gider (bertaraf et), benden yana (lehime) ol; beni, benden Kendine (Sana) al (çek), beni benden fenâ ile rızıklandır (benlik hastalığımdan kurtar, benliğimin yok olmasına izin, inâyet ve hidâyet eyle, nefs perestlikten âzâd et!). Beni nefsime meftun kılma (nefsimin fitnesine düşürme, nefsimin hevâ ve hevesiyle sihirletme, nefsime tüm gönlümü verip ona vurulan, düşkün ve âşık olan kılma!). Âfâkı (dış dünyayı) tanıdığım hislerimi (enfüsümü ve özümü tanıdığım duygularımı) bana (şühûdî tevhid tekemmülüme) hicâb (perde, engel, yol kesici, çeldirici) etme! Bana her türlü, tüm gizli (saklı) sırları aç (ifrat ve tefritten koru, i'tidal üzere ve hazımlı kıl, şaşırtma-taşırtma!) YÂ HAYYU YÂ KAYYÛM (celle celâluhu)!"

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 12 Mar 2012, 16:37 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
İBRÂHİM DUSSÛKÎ Hazret'leri de dört PÎRlerden birisidir.
Yâni çok muhteşem bir Muhammedî Âşıktır.
Gerçekten eşsiz bir yürek enginliği vardır Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e karşı.
29. salavat..
Birlikte bakalım ondan sonra da, Barbaros sormuştu, sekiz Anne, KÂbeyi.


Resim

KÂBE VE SEKİZ ANNEMİZ

Resim

İki şey haramdır İslâm'da. Haram adıyla anılmaktadır. Anılmaktadır ve anılacaktır.
Birisi Mescidi Haram’dır, birisi de Mecid-i Haram’dır.
Vücûda geldiğimiz haramdır. AnA haramıdır yâni. Kadın haramdır.
Yasak değildir. Hurmete lâyıktır. Hurmet etme mecbûriyeti vardır.
Onun için kadın haramdır.
Arabistan’a gitseniz “hurma hurma hurma” haram yâni. Neden?
Yasak olduğu için değil, hürmet edilmesi gerekir. Kime?
İşte o temeldeki sekiz kadına.


Resim

Havva aleyhi's-selam’ı çekerseniz, Âdem aleyhi's-selâm, ortada kalır, insanoğlu üremesi HaYY Zinciri kopar durur. Rahîmsiz kalır çünkü.
Hacer Ana'yı çekerseniz, İsmâil aleyhi's-selâm HİCRet edemezki bir çocuk. Kâbe’nin yerini bulamayız ve Kâbe’yi kim kuracak?..
Asiye Ana’yı çekersen Mûsâ aleyhi's-selâm’ı kim büyütecek Firavun Ateşi içinde!
Nil Nehrinin içerisinde yeni doğmuş belki göbeği bile kesilmemiş bir çocuk olarak Sudaki Sepet içinde MÛ-Sâ gelmekte..

Meryem aleyhi's-selâm’ı çekemezsiniz, İsâ aleyhi's-selâm vücûda gelemez.
Kaldıramazsınız
Hatice Anneyi, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hira’dan çıkamaz. Üşür ve örtecek ANA Rahmeti gerekir.
Âmine Anne olmadan nereden doğacak Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem. Öksüz ve yetim olarak!.
Kaldıramayız
Ayşe Anne’yi. Kur’ân-ı Kerim’in O’nunla ilgili sûreleri göçer Nur Sûresi gibi.. Nur Sûresi kalkar.
Özellikle kadınla ilgili hadisleri kaldırsanız İslâm dîninin 1/3’ü gider.
Kime diyecek
pembecik kadın diye Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem! "Hümeyra" diye.
Zâhir kurulamaz İslâm'da.
Kaldıramayız
Fatma Anne’yi. Kıyâmete kadar gelecek kabloları kesemeyiz.
Nübüvvet ve Velâyet Nurlarını durduramayız…

Öyle lüks içinde onun bunun parasıyla, ağzını o yana bu yana yayarak, İblis adına konuşanların dünyâsı değil bu dünyâ. ALLAH’ın Nûr’u olan bir dünyâ ve ALLAH’ın Kaderi’nde yürümektedir
müstekarra….

وَالشَّمْسُ تَجْرِي لِمُسْتَقَرٍّ لَّهَا ذَلِكَ تَقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ
Resim---Veş şemsu tecrî li mustekarrin lehâ, zâlike takdîrul azîzil alîm(alîmi) :Güneş de, kendisi için (tesbit edilmiş) olan bir müstakarra doğru akıp gitmektedir. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)ın takdiridir. (Yâsîn Sûresi, 36/38)

Güneşin her gün doğduğu gibi, rüzgârın her an estiği gibi ve her noktaya yağmur yağdığı gibi ALLAHu Zu'l-Celâl’in Sünettullah’ı maddî-mânevî işlemektedir.
Dün ne varsa bugün de o var, yarın da olanlar olacak.
Sâdece insan akıl seviyeleri değiştikçe Muhammedî Seviyeyi, Muhammedîlerin Çağa uygun ortaya çıkarması lâzım.

Bize çok görebilirler. Kul İhvânî diye biri çıkmış Kâbe'nin sekiz köşesine sekiz kadın ismi yazmış diyebilirler, Kadın Kâbe'sini Rahimiyyeti, Rahmâniyyeti bilemezler..
Çünkü onlar kördür “lâ ilâhe”kadınlarının arkasında,
“lâ ilâhe” Havva'sının arkasında “illallah” Âdem’ini göremezler.

Haceru’l- Esved taşını öpmek için birbirlerini çiğnerler.
Haceru’l- Esved’in Hacer’in Rahîmi olduğunu bilemezler. Rahmetin ordan fışkırdığını bilemezler. Hiç bilmeyecekler.
Çünkü ALLAH onlara tasavvufu, tefekkürü, tezekkürü, tedebbürü haram etti...
Yâni “dokunma”yı hurmet etti onlar için.

Summun, bukmun, umyun…

صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَرْجِعُونَ
Resim---“Summun bukmun umyun fe hum lâ yerciûn(yerciûne) : Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı dönmezler.” (Bakara Sûresi, 2/18)

“lâ ilâhe illallah” anlamadılar çünkü.
Kördürler, sağırdırlar, dilsizdirler ve akılsızdırlar.

"Belhum edallun durlar.

أَمْ تَحْسَبُ أَنَّ أَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ أَوْ يَعْقِلُونَ إِنْ هُمْ إِلَّا كَالْأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ سَبِيلًا
Resim---Em tahsebu enne ekserehum yesmeûne ev ya’kılûn(ya’kılûne), in hum illâ kel en’âmi bel hum edallu sebîlâ(sebîlen):Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Gerçekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidişçe daha sapıktırlar. (Furkân Sûresi, 25/44)

Biz müslümanlar olarak bugüne kadar ne acıdır ki kendi Kur’ân-ı Kerîm'imizi ekmek yer gibi yiyip, su gibi içemedik.
Ancak ölenlere Yâ-Sîn okuduk.
Diriler zâten diridir. ALLAH bizi bağışlasın.
RABBim bizi bağışlasın.
Herhangi bir şey için değil. İnsan olmanın, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e mensup olmanın, ALLAH’ın kulu olmanın nâmusu, şerefi, hatırı için Hasbî Hizmet etmemiz lâzım. Kendimizin kimliği, kişiliği ne olacağı ALLAH celle celâluhu tarafından biliniyor ne olacağımız, hiç merak etme, ALLAH hayrlar versin.

Bizim sadâkatimiz, samîmiyetimiz, sabrmız ve selâmetimiz şu an, şimdiye bağlıdır.
Onun için İslâmiyet'te son nefeste şehâdet şarttır.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 29 Mar 2012, 06:16 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
29.SALÂVÂT-I ŞERÎFE'NİN AÇIKLAMASI

İbRâhim Dussûkî Hazretleri buyuruyor ki:
Resim
Resim---"Allahümme salli ve sellim alezzâtîl Muhammedîyyetil latîfetil ehadiyyeti"
“Allahumme salli ve sellim”, ALLAH’ım, ve sellim; salli, teslîmiyet ki nasib et ve salli, sana olan sallimi, ulaşımımı Rasul’un var ya irsal edicin onunla sağla Yâ RABBî!.
Kesinlikle istikâmetimi yâni
“ale'z-zâtî” o Zât’a ki;
“zâtî'l-Muhammedîyyeti'l-latîfeti'l-ehadiyyeti” Senin Ahadiyyet bilinememezlik, varılamamazlık, konuşulamamazlık, körlük, âmâlık, akıl sonsuzluğa vardığını sansa dahi, ondan bir haber alınamayış, ondan bir haber alınamayış Ahadiyyetinden bize letâfet getiren, incelik getiren, sır getiren, içimizdeki ana merkezle tavaf lutfunu bize nakil olarak ulaştıran, lütfen ulaştıran, Ahmed aleyhi's-salâtu ve's-selâm, Mahmud aleyhi's-salâtu ve's-selâm , Muhammed aleyhi's-salâtu ve's-selâm olarak ve bizim gibi bir insan ABDullah aleyhi's-salâtu ve's-selâm olarak yeryüzüne gelen o ZÂT’a bizi bağla.Türkçe bu!
Kimdir o ZÂT?

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Nis 2012, 06:14 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Resim

Resim---“Şemsî semâil esrâr” .
O semâların esrar güneşidir.
Hangi semâların?
Merkür, Venüs, Dünyâ, Mars, Jüpiter, Uranüs semâları mı?
Hayır hayır başka.
Gönül semâlarının, akıl semâlarının, nakil semâlarının, iç semâlarının güneşi.
Onun için, kafalarındaki gece ve gündüzden kalblerindeki gece ve gündüzün farkına varmıyorlar.
Kalbinde Şems Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’de olmayan bir kalb mühürlü bir kalbtir.
Kördür. Ketm olmuştur. Kendi içinde kapanmıştır. ALLAH korusun.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 07 Nis 2012, 06:32 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Resim

Resim---“Ve mazhari'l-envâri”,
O ki tüm Lutfullah onda zuhur bulur. Zuhur yeridir. Mazhardır. Yâni ALLAH’ın Nûru ancak ve ancak Nûru Muhammed’de zuhur eder.
Ana Yazı Tahtası odur çünkü. Yazı O’nun üzerine yazılır.
Mâsiva Tahtası odur.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 15 Nis 2012, 21:04 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Resim

Resim---“Ve merkezi medâri'l-celâli ve kutbi feleki'l-cemâli”
O öyle bir yüce Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’dir ki Celâl Medarının Merkezi...
Medar nedir?
Dâireyi döndüren yer. Merkez yâni . Devranda, devren cismin cihan çarkının yâni dönüm noktası, Akdes Noktasının Habli’l- Verid'idir o.
Medarıdır. Celâl dâiresini döndüren, En İÇ ve son Çember Merkezi'dir.

“Ve kutbi feleki'l-cemâl”
Cemâl Feleklerinin KUTBudur.
Cemâl yörüngesindeki, seyr u süluk yörüngesi ona âittir. Kemâlat?
Celâlden cemâle ancak kemâlatla gidilir.
Kemâlat bir yörüngedir, felektir yâni.
Bunun kutbu, bu cihan çarkının aksı, celâlden cemâle geçişteki bu kutub, ana aks, medar, dönüm noktasıdır. Pergelin SÂBİT UCunun.
Ama kutub nedir?
O noktaya basan aksın adıdır. Döndüren milin adıdır, tekerin rotu gibi rot-aksı gibi yâni arabanın.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 29 Nis 2012, 06:50 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Resim

Resim---“Allahumme bi sırrıhi ledeyke”
ALLAH’ım lütfen O’nun senin katındaki SIRRının hakkı için istiyorum, diyor.
Onun Sırrı hakkı için.
Senin katında onun bir sırrı var bizim anlayamadığımız.
İşte onun Sen'in katındaki, yanındaki, Sen'in değerindeki kıymetindeki Sen'in ölçün yâni ona verdiğin “ledeyke” diyor ledey; Katın- Yanın.
Nasıl yanın, nasıl katın?
Teslîmiyet nedir?...“bi sırrıhi ledeyke” yanında ne demek?..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 May 2012, 06:06 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4755
Resim

Resim---“Ve bi seyrihi ileyke âmin havfî ve âkil asreti vezheb huznî ve hırsî” .
Çok şiir yâni.
“bi seyrihi ileyke”
Sana bir seyir ,”isra”, seyr. Gece yürüyüşüne isra derler.
Gündüz yürüyüşüne ne derler?
Seyir nedir?
İçindeki en yakının Rabbu'l-âlemîn’e, sînendeki yürüyüşün adı seyrdir.
Çöle çıkıp yürüsen ya da durmadan yürüsen seyretmiş mi olursun?
Aynı yere gelirsin.
Teslîmiyetten sonra ne geliyordu. İstikâmet geliyordu.


“Allahumme bi sırrıhi ledeyke”
Sana olan teslîmiyeti, teslim oluyorsun rotayı çiziyorsun ondan sonra seyrediyorsun
“ileyke âmin”, emin olarak. Âmin ne demek?
Korkumu gider, beni emin kıl bu konulardan, “havfî” bu imkânla imtihan olurken bir seyru suluk geçirirken bir hayâtı yaşarken, kâh hıçkırarak, kâh kahkaha atarak, ben de program yazmıyorum, senaryoyu yâni.
Bu diziyi hem seyrediyorum hem oynuyorum, hem de sonucunu göreceğim.
Bu
Teslîmiyet ve İstikâmet Tevhid Yolculuğunda beni emin kıl, “havfî” korkumdan “Ve âkli”.
Evet “asreti vezheb huznî” beni korkularımdan emin kıl, aklımın ayak sürçmelerinden beni emin kıl.
Akıl-Nakil Ayaklarımı sâbit tut. Neden?
Telin üzerinde yürüyorum da onun için, cambaz gibiyim!. “vezheb huznî “ “asreti” diyor ya bu ayak sürçmesidir bu gezmektir yâni ayağımı kaydırma,
“âmin havfî “ korkularımdan emin kıl, “âkil asreti” ayağım mutlaka sürçerde bunlar azab yâni.
“vezheb huznî” hüznümü gider.
“Zehebe”, kurtuluş. Gitsin yâni. Başka…
“ve hırsî” Ve hırsımın dünyâya tamahkârlığımı gider, al götür benden, bertaraf et, uzaklaştır!.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 53 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2, 3  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye