Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 24 Eyl 2018, 06:30

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 27 Şub 2009, 17:50 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Eki 2008, 03:00
Mesajlar: 2740
Konum: Kimi dosta varır Dosta bend olur
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim


AKIL VE HİKMET GÖZÜ İLE BAKMAK

Bir gün bir bir tramvay yolculuğunda yol alırken bulunduğum vagondaki insanların farklı farklı çehrelerine takıldı aklım
.Baktığım ama farketmediğim bir şeyin farkına varmışdım o gün.Sanki her insan ayrı bir heykel traşın eseri olan farklı,insan versiyonlar gibiydi.Sonra kendi kendime şu soruyu sordum.Acaba bir heykeltaraş önünde hiç bir model olmaksızın birbirine benzemeyen en fazla kaç yüz insan heykeli yapabilirdi.Sonra bunun mümkün olamayacağını düşündüm.

Oysaki yaşadığımız dünyayı ve bu dünya üzerinde hayat süren bir birine benzemeyen altı milyar insanı ve daha canlı cansız nice varlığı var edebilen ve daha milyarlarcasını var edebilecek, olan mükem mel bir yaratıcı var.

Düşündümki ;her bir insan gözünün renginden,saçlarının rengine,saçlarının renginden,teninin rengine,boyuna, posuna ,karekter ve mizaçlarına varıncaya kadar her biri ayrı bir insan ve ayrı birer tasarım. Milyarlarca insanın her birisinin ayrı bir tasarım olduğunu düşünmek ise,bizleri var eden bu Mevlanın ne büyük bir kudret ve ilim sahibi olduğunu gösterir bize;Öyle bir büyük kudret ve ilim sahibi varlık ki değil onun ilmiyle yarattığı milyarlarca insan oğlunun bir birine benzemeleri yarattığı insanların parmak izleri dahi bir birine benzemiyor.

O her yerde her yarattığı varlıkta varlığını ilmiyle bize haykırırken,diğer yandan gizlenmesi yine onun varlığının en büyük delillerindendir.Öyle bir varlıkki insanı bütün yarattıklarından üstün yaratmış,ona özel bir değer ve kıymet vermiş,insandan başka bütün yarattıklarını insanın emrine amade kılmış.Her şeyi insan için insanıda kendi için yaratmış.

Acaba bunca nimetlerin içinde yaşayıpta bu nimetleri soframıza getirene ,bütün herşeyi emrimize sunup bizi şu varlık aleminin en üstünü olarak halk edene,bu yüce yaratıcıya günlük hayatımızda ne kadar yer veriyor, acaba onu ne kadar hatırlıyoruz. İşte insan varlığını var edeni bildikçe hissettikçe insandır.

Düşündükçe insan anlıyorki bir gövde bir baş ve iki ayak üstünde yürümekle insan olunmuyor , ve yine görmenin var olan gözlerimizle görmek değil,akıl ve hikmet gözüyle görmek olduğunu anlıyor insan. Bu dünyaya gelişini ve gidişini sorgulamayan yaşadığımız evrene akıl ve hikmet gözüyle bakamayacak kadar kör ve nasipsiz , milyonlarca insan var bu alemde ; Bu ise gözleri olup ancak aynaya bakıpta kendini görmemek kadar acı bir şey.Yazar Kemal Ural KÜÇÜK ŞEY YOKTUR isimli kitabında bu konuda şöyle diyor.

** İnsanın oluşumundaki trilyonlarca hücre bir düşünce,bir amaç,bir güç,bir bilgi taşımadan, kendi kendine bir araya gelerek duyan,düşünen,ağlayan,sevinen bir “ insan olabilirimi ? “
*** Sadece kalemi değil çizdiren elide görmek gerekir .Bir karıncadan bir gübre böceğinden burada ayrılır insan!

Evet İnsan oğlu bir ressamın ortaya çıkardğığı şaheser tablonun güzelliği karşısında hayran hayran bakarda bu güzelliği ortaya çıkaran,bu güzelliğe İmza atan o ressamı hiç aklına getirip düşünmez bile.İşte insan kainattaki cennet gibi güzelliklere bakıp hayran kalırken bu güzelliklerin sahibi olan Allahı hiç aklına getirmez bile.İşte insan oğlu dediğimiz varlık budur bizim.Yine bu konu ile ilgili olarak Yazar Kemal Ural KÜÇÜK ŞEY YOKTUR isimli kitabında şöyle diyor.

Nasıl ki…! okyanusta yolunu şaşırmadan ve kayalara çarpmadan ilerleyen bir gemi o gemide bir kaptanın varlığını bize gösteriyorsa; kainattaki ve evrendeki o KUSURSUZ VE HAYRETE ŞAYAN muntazam mükemmellik de hiçbir şeyin tesadüf olmadığını söylüyor ve bize ALLAH VAR..! ! ! ! ! DİYE HAYKIRMIYORMU ?

Ne kadarda güzel bir ifade,hayatı sorgulamayan,insan olmanın değerini ve ayrıcalığını hissetmeyen,bu farkındalığın farkında bile olmayan bu dünyadan bir gölge gibi gelip geçen nice insanlar var bu dünyada
Bu kadar akıl ve hikmet gözü ile kör bir sürü insanın içinde bu nimetlerin farkında olabilmek ne büyük bir nimet bizim için. Böyle bedbahlardan olmadığımız için bir kez daha şükredelim yaradana.

Akıl ve hikmet gözünden mahrum olan nice körlerin bunca nimetler içinde yaşadıkları halde sanki kendilerine verilen bu nimetler kendi kazanımlarıymış gibi böbürlenmeleri, baba malı iİle huvardalık yapanlar gibi Allahın verdiği akılla Allaha kafa tutmaları onlar adına ne büyük bir nasipsizlik,ne büyük bir talihsizlik..

Kendi üzerlerinde hiç bir şeye malik olamayanların ( uykusu gelince uykusuzluğa,susayınca, susuzluğa, acıkınca, acıkmışlığa, v.s ) karşı koyamayıp acizliğini ortaya koyanların,sonra bu acizliklerini unutarak meydan okurcasına haşa bizde yarattık dercesine Allahın yaratma sıfatına ortaklık taslamaları ne büyük bir nasipsizlik.

Akıl ibret almak için, göz ibret nazarı ile bakmak için vardır.Ne yazıkki Bu ferasetten yoksun olanlara, bütün bu gerçekleri gözünün içine soksanız bile yinede hiç bir şey anlamazlar.Bu ise su içinde yüzen balığın sudan habersiz suda yaşaması gibi bir şey.Kuran bu tür insanları şöyle tarif ediyor.”Onların kulakları var ama duymazlar,gözleri var ama görmezler ,dilleri var ama doğruyu söylemezler.

Allah bizleri daima akıl ve hikmet gözü ile bakanlardan eylesin

Selam ve Dua ile

_________________
''Ve Allah'a Sımsıkı Sarılın...''

Hacc / 78


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 28 Şub 2009, 03:20 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 03:00
Mesajlar: 2551
Konum: Kamiloba
Allah razı olsun Mina Can

Allahu Tealanın esmalarını yukarıdan aşağıya dizmişsin paragraflarında maşaallah. Allahu Teala halk ederken hiç iki tane aynı varlık yaratmaz, bütün hilkat birbirinden farklıdır, bütün atomlarda, yüzün sağı ile solu arasında dahi simetriklik tamamen olması imkansızdır. Tek olan Ahad ve Samed olan Vahidiyettede bir birinden ayrı birler olarak zuhur eder. Benzerlik mümkündür ama aynılık yoktur. Bu yüzden sade mutlak eşsizlik benzersizlik Allahu Zülcelalin Zatına aittir. Algı sinirimiz beş duyu ile sinirli olunca, aynıdır gibi saplantılara kapılabiliyor insan ama incelendiğinde işin öyle olmadığı görülür. Çok güzel bir yazı Allah razı olsun. En doğrusunu Allah bilir.


Er-Rahman Er -Rahim
El-Halik
El-Bedi
El-Musavvir
Es-Semi
El-Basir
El-Aziz
El-Hakim
El-Alim

Selam sevgi ve Muhabbetle
Gariban

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 28 Şub 2009, 12:06 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Eki 2008, 03:00
Mesajlar: 2740
Konum: Kimi dosta varır Dosta bend olur
CENABI HAK RAZI OLSUN gariban kardeşim....

Hüküm ALLAH'ındır


"Hüküm vermek yalnız Allah'a aittir. O'ndan başkasına değil yalnız kendisine ibadet etmenizi emretmiştir. Dosdoğru din budur. Ancak insanların çoğu bilmez." (Yusuf:40)

"Hüküm yalnız Allah'a aittir. O'na güvendim. Güvenenler de O'na güvensin." (Yusuf: 67)

"İhtilafa düştüğünüz her şeyin hükmünü Allah'tan alın.." (Şura: 10)

"Yalnız Allah'ın hükmüne çağrıldığınız zaman kabul etmiyorsunuz. Fakat (bununla birlikte, şirk unsuru olan) başka hükümler söz konusu olunca kabul ediyorsunuz. Oysa, hüküm yalnız her şeye gücü yeten Allah'a aittir." (Mü'min: 12)

"Dünyada ve ahirette hamd Allah'adır. Hüküm O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz." (Kasas: 70)

"Allah'dan başka her şey yok olacaktır. Hüküm O'nundur. O'na döndürüleceksiniz." (Kasas: 88 )

"(Hak onlara apaçık geldikten sonra) Onlar cahiliyyenin hükmünü (Allah'ın hükmünden başka bir hüküm) mü istiyorlar? İnanmış bir topluluk için Allah'dan daha iyi hüküm veren kim vardır?" (Maide: 50)

"Size apaçık (her şeyi açıklayan) kitabı indiren Allah'ın hükmünden başka bir hüküm kabul eder miyim?" (En'am: 114)

"Allah hüküm koymada kendine ortak kabul etmez." (Kehf: 26)




İslam'a göre yeryüzünde ve gökte hakimiyet sultası yalnız Allah-u Teâlâ'ya aittir. O'ndan başka hiçbir kimseye hakimiyet konusunda herhangi bir pay yoktur.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Hiç yaratan yaratmayana denk olur mu? İbret almaz mısınız?" (Nahl: 17)
İnsanları yaratan, yarattığı insanların maslahatını herkesten daha iyi bilir ve onları idare etmek için koyduğu kanunlar da en faydalı olan kanunlardır. Yaratıcının yarattıkları üzerine koyduğu kanunlar, hiçbir şey yaratmayan, bilakis kendisi yaratılmış olanın koyduğu kanunlara denk olur mu? Şüphesiz denk değildir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
Yoksa Allah'a, Allah gibi yaratması olan ortaklar buldular da yaratmaları birbirine mi benzettiler?" (Ra'd:16)
Acaba Allah gibi yaratıcılar mı buldular da,yalnız yaratıcının hakkı olan ibadet edilme ve hüküm koyma yetkisini onlara veriyorlar? Oysa bu yetkiler yalnız yaratıcıya aittir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Bilmez misin ki; yer ve göklerin mülkü Allah'ındır?" (Bakara:107)

"Yerin ve göklerin mülkü Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür." (Hadid: 5)

Göklerin ve yerlerin sahibi Allah olduğuna ve bu konuda hiç bir ortağı olmadığına göre yerlerde ve göklerde kanun koyma hakkı da yalnız O'na aittir.

"Mülkte O'na ortak yoktur." (Furkan: 2)

Yüce yaratıcının mülkte nasıl ki ortağı bulunmuyorsa aynı şekilde o mülkte kanun koyma hususunda da ortağı olmaması gerekir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"O Allah ki; O'ndan başka ibadete layık ilah yoktur. Dünyada ve ahirette hamd O'nadır. Hüküm de O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz." (Kasas:70)

"Hüküm vermek yalnız Allah'a aittir." (Yusuf: 40)

Bu ayetlerde hükmün yalnız Allah-u Teâlâ'ya ait olduğu ve bu konuda hiç kimsenin pay sahibi olmadığı şüphe ve te'vile mahal bırakmaksızın bizlere apaçık bir şekilde bildirilmektedir.

"Evvelde ve ahirde emir Allah'ındır." (Rum: 4)

Bu ayet, her zaman, geçmişte ve gelecekte, kıyamete kadar ve kıyametten sonra, dünyada ve ahirette hüküm verme yetkisinin yalnız Allah-u Teâlâ'ya ait olduğunu göstermektedir.

Bütün alimler "hükmün yalnız Allah'a ait olduğu" konusunda hiçbir surette ihtilaf etmemişlerdir.

Şu da bir gerçektir ki; hüküm ve yasamanın yalnız Allah-u Teâlâ'ya ait olması tevhidin bir gereğidir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Hüküm koymada Allah'a ortaklık yoktur." (Kehf: 26)

Şeyh Muhammed Emin Şankıtiy bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir:

"Allah hüküm ve yasama konusunda hiçbir ortak kabul etmez. Hüküm yalnız O'na aittir. Hüküm vermede başkasının hiçbir yetkisi yoktur. Helal (serbest) Allah'ın helal kıldığı, haram (yasak) da Allah'ın haram kıldığıdır. Geçerli olan din Allah'ın indirdiği dindir. Geçerli olan hüküm de Allah'ın koyduğu hükümdür.



"Hüküm yalnız Allah'a aittir. O'na güvendim. Güvenenler de O'na güvensin." (Yusuf: 67)

"İhtilafa düştüğünüz her şeyin hükmünü Allah'tan alın.." (Şura: 10)

"Yalnız Allah'ın hükmüne çağrıldığınız zaman kabul etmiyorsunuz. Fakat (bununla birlikte, şirk unsuru olan) başka hükümler söz konusu olunca kabul ediyorsunuz. Oysa, hüküm yalnız her şeye gücü yeten Allah'a aittir." (Mü'min: 12)

"Dünyada ve ahirette hamd Allah'adır. Hüküm O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz." (Kasas: 70)

"Allah'dan başka her şey yok olacaktır. Hüküm O'nundur. O'na döndürüleceksiniz." (Kasas: 88 )

"(Hak onlara apaçık geldikten sonra) Onlar cahiliyyenin hükmünü (Allah'ın hükmünden başka bir hüküm) mü istiyorlar? İnanmış bir topluluk için Allah'dan daha iyi hüküm veren kim vardır?" (Maide: 50)

_________________
''Ve Allah'a Sımsıkı Sarılın...''

Hacc / 78


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye