Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 23 Eyl 2019, 08:53

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 07 Ara 2018, 07:58 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8784
Konum: BURSA
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim

ResimBu Yazıyı okumanın hazzını alın isterim...
1965 yılında vefat eden Elazığ Tımarhanesinde ki bir ''DeLi'' den (ortadaki) Allah'a yazdığı mektubu...


“Ben dünya Kürresi, Türkiye karyesi ve Urfa Köyünden, (El-Aziz --Elazığ ) Tımarhanesi (Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi) sakinlerinden; İsmi önemsiz, cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir abdi acizin, ahir deminde misafiri Azrail’i beklerken, Başhekimlik üzerinden Hâkimler Hakiminin dergahı Uluhiyetine son arzuhalimdir:

Ben gam (dertlilik) deryasında, fakirlik vatanında, horluk ve rezillik kaftanında PADİŞAH yapılmışım.

Meyvalardan dağdağana, çalgılardan ney-kemana kapılmışım… Benim yatağım akasya dikeninden, yorganım kirpi derisinden farksızdır. Kalbim Ayizman’ın (Hitlerin işkenceci Nazi Komutanı) fırını, ve sahranın çöl fırtınasıdır.

Ruhum aşık-ı Hüda Mahbub peresttir, lakin aklım kaderin cilvesi ve talihin sillesiyle gurestir (gelgittir)

Bana gelen derdü gamın kilosu beleştir. Nerde bir güzel varsa bana karşı keleştir (yüz vermez, cesaretlidir), bütün yiğitlerde bana hep ters ve terestir.

Aylar geçti, tek temizliğim, gözyaşıyla ve kara toprakla aldığım teyemmüm abdesttir. Yani, içtiğimiz kezzap suyu, mezemiz ise ateştir.

Ol Resuli zişan ve Sultanı dücihan: “Cenabı Allah’ın insanları dünya, dünyayı ise insanlar için yarattığını; Ruhları vücut için, vücutları ise ruhlar için yarattığını; Erkekleri kadınlar; kadınları erkekler için yarattığını; Cenneti mü’min kullar, mü’min kulları da cennet için yarattığını; cehennemi inkârcılar ve münafıklar, inkârcıları ve münafıkları da cehennem için yarattığını” hadisleriyle haber vermiştir.

Peki acaba benim gibi meczup divaneleri ne maksatla halk etmiştir? Bilen babayiğit, meydana çıkıp söylesin…

Allah sana iman verdi sen tuğyan edersin; O in’am etti sen küfran (nankörlük) edersin; O ikram etti sen inkar edersin; O ihsan etti sen isyan edersin; bir de kalkıp bana deli divane diye bühtan edersin!..

Bu söylediklerimin hepsi ruhumun içinde cenk etmektedir. Eğer dilekçemin cevabı gelirse bu manevralar sona erecektir.

Şimdi adresimi arz ediyorum: Kur’an’ı geldiği yere, yine Kur’an’ı getiren geri taşısın. Madem ki ahkamı ve ahlakı kalmadı, Kur’an’ın kağıdı ve yazısı neye yarasın?! Taki Hz. Muhammed Mehdi (A.S) gelince yeniden okunup yaşansın.!

Ey zerrelerden kürrelere, yerlerden göklere bütün alemlerin Rabbi!..

Ey cemadi, nebati, hayvani, insani, ruhani ve nurani her şeyin ve herkesin yegane sahibi!…

Ey iman ve şuur ehli kalplerin en yüce habibi!..

Ey dertli bedenlerin kederli gönüllerin, ve yaralı yüreklerin tabibi!.

Ben biçare kulun ki; garipler garibi, hüzünlerin esiri, zulümlerin muzdaribi, öksüz, yetim ve sahipsiz bir tımarhane delisi…

Ama kutsi muhabbet ve hasretinin divanesi!…

Herkesi ve her şeyimi elimden aldın, ama sana sığındım, aşkına sarıldım, yegane Sen kaldın!. Yurdumdan yuvamdan, evimden barkımdan ayırdın, gurbete ve hasrete saldın, ama onları ararken Sana ulaştım, sevdana daldım! Böylece fani ve hayali görüntülerden kurtarıp hakiki tecelline mazhar kıldın.

Yüceler yücesi Rabbim, Efendim!

Hakk'tan saparak ve haddimi aşarak, haşa senden, Burak bineği, Cebrail seyisi, Sidretül Münteha menzili, cümle mahlûkatın en şereflisi, Rahmanın en mükemmel tecelli ve temsilcisi… Kainatın fahri ebedisi, Ahir zaman Nebisi ve Mehdisi, Levhi Mahfuzun (Kader projesinin) tercümanı ve tebliğcisi, Efendiler efendisi Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in Mahbubiyetini mi istedim?..

Hanif Dinin üstadı ve nice Nebilerin atası Hz. İbrahim’in haliliyetini, Hz. Süleyman’ın saltanat ve servetini Hz. Musa’nın Celadet ve cesaretini, Hz. İsa’nın ruhaniyetini mi istedim?..

Hz. Ebu Bekir Sıddık’ın yüksek fazilet ve kurbiyyetini, Hz. Ömerül Faruk’un dirayet ve teslimiyetini, Hz. Osman’ı zinnureynin asalet ve sehavetini, Hz. Aliyyül Murtaza’nın ilim ve velayetini mi istedim?

Senden mülkü hâkimiyet, şanü şöhret, malü servet mi talep ettim? Senden vücuduma sıhhat ve afiyet, aklıma ziya ve selamet, hayatıma huzur ve istikamet dilendimse, bunlar için de bin kere tevbe ettim!

Çünkü Şeriatın iptal, tarikatın ihmal, hakikatın ihlal ve mü’minlerin iğfal edildiği bir zillet ve rezalet döneminde, bana akıl ve mükellefiyet verseydin, bu sadece benim mesuliyet ve mahzuniyetimi ziyadeleştirecekti!

Sultanım Efendim:

Ben Senden sadece seni istedim; pahası elbet böyle yüksektir ve tüm sevdiklerimi ve sahiplendiklerimi uğruna feda etmektir.

Rabbim, elbet vardır hikmeti ki, bu kuluna böyle zillet ve zahmet çektirirsin. Ben haşa itiraz değil, naz ederim ama, umarım Sen niyaz kabul edersin.

Aile efradımı, aklı izanımı alıp beni hicrana saldın. Ama yine de şükür; ya akıllı kalıp ama hain ve hilekâr olaydım…

Ya varlıklı kalıp ama zalim ve sahtekâr olaydım…

Ya âlim ve saygın kalıp ama gafil ve riyakâr olaydım…

Ya arkalı etraflı kalıp ama azgın ve zulümkar olaydım…

Ya sağlıklı sefalı kalıp ama, sapıtmış, ahlaksız ve vicdansız olaydım!..

Derdü bela ki, sabredenlerin vesile-i miracıdır. Müminler kalbimin tacı, mücrimler rahmetin muhtacı, münkirler hikmetin icabı, Sadık ve aşık ehli cehd adaletin ilacıdır. Velakin bu münafık hain ve zalimler ise çıban başıdır, akrep gibi sancıdır; şerefli insana, helali dışında bütün kadınlar kızlar ana-bacıdır.

Ey Rabbim, Efendim!

Malum-u aliniz ve zaten yüce takdirinizdir ki; ne özenli-bezekli elbiselerle gezdiğim bayramlarım oldu… Ne onurlu ve huzurlu seyahatlerim ve seyranlarım oldu… Ne etrafımda hizmet ve rağbet gösteren dostlarım ve hayranlarım oldu!..

Lezzet ne imiş, izzet ne imiş ve fazilet ne imiş tatmadım; ama şikâyet şekavettir; bütün bu fani ve fena nimetlerin asıl sahibi olan Padişahlar Padişahını buldum…

Beni yoktan var ettin, iman ve hidayet buyurup varlığından haberdar ettin, ama aklımı alıp kulunu bi-karar ettin, sana sonsuz şükürler olsun!..

Şimdi son dileğim beni yanına al ve bir daha huzurundan ve sonsuz nurundan ayırma, ne olursun!

Umarım bu dilekçeyi yazdım diye bana darılmazsın; çünkü zaten Zatından gayrıya yalvarıp yakarmanın ŞİRK olduğunu buyurdun!

Selam ve dua ile

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 17 Nis 2019, 10:36 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8784
Konum: BURSA
kulihvani yazdı:
Resim

MUHAMMEDî MÜ’MİNLerİZ
BİLENLer =>BİLir DELİyİZ
ŞİKÂYEtimİZ =>ŞÜKRÜmüz
EL HAKk’a=>ARZ-ı HÂLimİZ!.


ÜÇ KURuşLuk BeŞ METELik
NEdir=>NİCELik=>NİTELik
DOğuM<->ÖLüMü>YUTuYOR
=>KAFAMdaki=>kARA DELik!.


AYAKLar =>ANA-RAHMİ-nde
BAŞLar =>MEZÂRI-na GİRmiş
YARım NEFESLik =>CAHMİ-nde
DÜN=>BUGÜN-YARI-na GİRmiş!.


ZEVK 9194

ECEL =>EMEL KOŞUSU-nda =>NÂZa =>NİYÂZ NEFERiyim
DELi<->VELî POSTÂNESİn =>KALKacak=>SoN SEFERiyim
“HAM AKILLıLarın CENGİ”-nde
“MuHABBetin=>MİHENGİ”-nde
“HABÎBuLLAH HASTÂNESİn =>“ÜÇ DELİSİ”ndEN BİRİyim!.


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem..


03.04.19. 03:13
brsbrsam..tktktrstkkdceLÂNnmmm.


“BEŞ KiŞi”den =>DÖRDü DELi
=>BİRisi ==>AKILLı ===>İSe
=>SOR!.uLunca =->NE DEmeLi
=>AKILLIykEN ==>DELi KİMSe!.

Resim

Resim..OrtAdaki..

ResimARZ-ı HÂL.: HÂLini ARZetme-İstida-ARZuHÂL..

Elazığ Tımarhânesi'nde (Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi) tedâvi gören ve 1965 yılında vefât eden bir “DeLi”nin ALLAH'a yazdığı son ARZ-ı HÂLi/HÂLini arzetme-İstida-ArzuHÂL DİLEKçesi.:

“Ben;
Dünya Kürresi, Türkiye Karyesi ve Urfa Köyünden, El-Aziz Tımarhânesi/Elazıg Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi sâkinlerinden; İsmi önemsiz, cismi değersiz, çâresiz ve kimsesiz bir abdi âcizin, âhir demi’nde misâfiri Azrâil’i beklerken, Başhekimlik üzerinden Hâkimler Hakiminin Dergâh-ı Uluhiyyetine son arzuhâlimdir.:

Ben; Gam Deryâsında, Fâkirlik Vatanında, Horluk ve Rezillik Kaftanında PADİŞAH yapılmışım!.
…Meyvalardan dağdağana, çalgılardan ney-kemana kapılmışım… Benim yatağım akasya dikeninden, yorganım kirpi derisinden farksızdır. Kalbim Ayizman’ın/(Hitlerin işkenceci Nazi Komutanı) fırını, ve sahranın çöl fırtınasıdır..

Ruhum; Âşık-ı Hüdâ Mahbubperesttir, lâkin aklım kaderin cilvesi ve tâlihin sillesiyle gureştir/(gelgittir), bana gelen derd ü gamın kilosu beleştir. Nerde bir güzel varsa bana karşı keleştir/(yüz vermez, cesâretlidir), bütün yiğitler de bana hep ters ve terestir. Aylar geçti, tek temizliğim, gözyaşıyla ve kara toprakla aldığım teyemmüm abdesttir. Yâni, içtiğimiz Kezzap Suyu, mezemiz ise ateştir!.


OL ResuLi Zîşan ve SuLtÂNı dü-Cihân: “Cenâbı ALLAH’ın insanları dünya, dünyayı ise insanlar için yarattığını; Ruhları vücûd için, vücuûdları ise ruhlar için yarattığını; Erkekleri kadınlar; kadınları erkekler için yarattığını; Cenneti mü’min kullar, mü’min kulları da cennet için yarattığını; cehennemi inkârcılar ve münâfıklar, inkârcıları ve münâfıkları da cehennem için yarattığını” hadisleriyle haber vermiştir. Peki acaba benim gibi meczûb divâneleri ne maksadla halk etmiştir?. Bilen babayiğit, meydana çıkıp söylesin!. ALLAH, sana iman verdi sen tuğyân edersin; O in’am etti sen küfran (nankörlük) edersin; O ikram etti sen inkâr edersin; O ihsân etti sen isyan edersin; bir de kalkıp bana “deli divane” diye bühtan edersin!..

Bu söylediklerimin hepsi ruhumun içinde cenk etmektedir. Eğer dilekçemin cevâbı gelirse bu manevralar sona erecektir. Şimdi adresimi arz ediyorum: Kur’ân’ı geldiği yere, yine Kur’ân’ı getiren geri taşısın. Mâdem ki ahkâmı ve ahlâkı kalmadı, Kur’ân’ın kağıdı ve yazısı neye yarasın?!. Taki Hz. MuhaMMed Mehdî (aleyhisselâm) gelince yeniden okunup yaşansın!.

Ey zerrelerden kürrelere, yerlerden göklere bütün âlemlerin RABBi!..
Ey cemadî, nebatî, hayvanî, insanî, ruhanî ve nuranî her HER ŞEYy'in ve HERKES'in yegâne Sâhibi!…
Ey iman ve şûur ehl-i kalblerin en yüce HaBîBi!.
Ey dertli bedenlerin kederli gönüllerin, ve yaralı yüreklerin TaBîBi!.
Ben biçare kulun ki; garibler garibi, hüzünlerin esiri, zulümlerin muzdaribi, öksüz, yetim ve sahibsiz bir TımarhÂNe DELİsi!.
Ama kudsî muhabbet ve hasretinin divanesi!… Herkesi ve her şeyimi elimden aldın, ama SANA sığındım, aşkına sarıldım, yegâne SEN kaldın!. Yurdumdan yuvamdan, evimden barkımdan ayırdın, gurbete ve hasrete saldın, ama onları ararken SANA ulaştım, sevdâna daldım! Böylece fâni ve hayalî görüntülerden kurtarıp Hakiki Tecellîne mazhar kıldın!.

Yüceler Yücesi RABBim, Efendim!.
Haktan saparak ve haddimi aşarak, hâşâ SENden, Burak Bineği, Cebrâil Seyisi, Sidretü’l- Münteha Menzili, cümle mahlûkatın en Şereflisi, Rahmân'ın en Mükemmel Tecellî ve Temsilcisi… Kâinâtın Fahri Ebedisi, Âhir Zaman Nebîsi ve Mehdisi, Levh-i Mahfuzun/(Kader projesinin) Tercümanı ve Tebliğcisi, Efendiler Efendisi Hz. MuhaMMed sallallahu aleyhi vesellem’in Mahbubiyetini mi istedim?!. Hanif Dinin üstadı ve nice Nebilerin Atası Hz. İbrahim aleyhisselâm'ın HaLîLiyetini, Hz. Süleyman aleyhisselâm'ın Saltanat ve Servetini, Hz. Musa aleyhisselâm'ın Celâdet ve cesaretini, Hz. İsâ aleyhisselâm’ın Ruhaniyetinimi istedim?!.
Hz. Ebu Bekir Sıddık’ın yüksek Fazilet ve Kurbiyyetini, Hz. Ömerül Faruk’un Dirayet ve Teslimiyetini, Hz. Osman’ı Zinnureynin Asalet ve Sehâvetini, Hz. Aliyyül Murtaza’nın İlim ve Velâyetini mi istedim?!.

Senden mülkü hâkimiyet, şanü şöhret, mal ü servet mi talep ettim?!. Senden vücûuüma sıhhat ve âfiyet, aklıma ziyâ ve selâmet, hayatıma huzur ve istikâmet dilendimse, bunlar için de bin kere tevbe ettim!.
Çünkü Şeriatın iptal, tarikatın ihmal, hakikatın ihlal ve mü’minlerin iğfal edildiği bir zillet ve rezâlet döneminde, bana akıl ve mükellefiyet verseydin, bu sâdece benim mesuliyet ve mahzuniyetimi ziyâdeleştirecekti!!.

SuLtÂNım Efendim!.
Ben, SEN'den sadece SENi istedim; pahası elbet böyle yüksektir ve tüm sevdiklerimi ve sâhiblendiklerimi uğruna fedâ etmektir. RABBim, elbet vardır hikmeti ki, bu kuluna böyle zillet ve zahmet çektirirsin. Ben hâşâ i'tiraz değil, nâz ederim ama, umarım Sen niyâz kabul edersin. Âile efradımı, aklı izÂNımı alıp, beni hicrÂNa saldın. Ama yine de şükür; ya akıllı kalıp ama hâin ve hilekâr olaydım!. Ya varlıklı kalıp ama zalim ve sahtekâr olaydım!. Ya âlim ve saygın kalıp ama gâfil ve riyakâr olaydım!. Ya arkalı etraflı kalıp ama azgın ve zulümkâr olaydım!. Ya sağlıklı sefâlı kalıp ama, sapıtmış, ahlâksız ve vicdÂNsız olaydım!..

Derd ü belâ ki, sabredenlerin vesile-i mir'âcıdır. Mü’minler kalbimin tâcı, mücrimler rahmetin muhtâcı, münkirler hikmetin icâbı, Sâdık ve Âşık ehli cehd adaletin ilâcıdır. Velâkin; bu münafık, hâin ve zâlimler ise çıban başıdır, akrep gibi sancıdır; şerefli insana, helâli dışında bütün kadınlar kızlar ana-bacıdır.!.

Ey RABBim, Efendim!.
Mâ'lum-u ÂLiniz ve Zâten yüce takdirinizdir ki; ne özenli-bezekli elbiselerle gezdiğim bayramlarım oldu… Ne onurlu ve huzurlu seyahatlerim ve seyrÂNlarım oldu… Ne etrafımda hizmet ve rağbet gösteren dostlarım ve hayrÂNlarım oldu!.. Lezzet ne imiş, izzet ne imiş ve fazilet ne imiş tatmadım; ama şikâyet şekâvettir; bütün bu fâni ve fenâ ni'metlerin asıl Sâhibi olan Padişâhlar Padişâhını BULdum… Beni yoktan var ettin, iman ve hidâyet buyurup VARLığından haberdâr ettin, ama aklımı alıp kulunu bî-karar ettin, sana sonsuz şükürler olsun!..
Şimdi son dileğim beni YANINa al ve bir daha huzurundan ve sonsuz nurundan ayırma, ne OLursun!.
Umarım bu dilekçeyi yazdım diye bana darılmazsın!.
Çünkü zâten, ZÂT'ından gayrıya yalvarıp yakarmanın ŞİRK olduğunu BUYURdun!.”


KULun İsmi önemsiz, cismi değersiz, çâresiz ve kimsesiz bir abdi âcizin..



Resim bEN

=>DELİLik->PARAyLa OLsa
BiR TON AL!.ırmış İHVÂNim!.
KARAKIŞ-ta =>GÜLü SOLsa
YALNIZ KAL!.ırmış İHVÂNim!.


Resim
Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye