Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 21 May 2018, 04:04

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: SAVM-ORUÇ
MesajGönderilme zamanı: 16 May 2018, 20:22 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10576
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim

Ramazan Orucumuz BereketLi OLsun!.

MuhaMMedî sabrın sergilendiği,
İnsan nefsinin hiç içinden çıkıp kaçamadığı,
Ruha ve Rızaya en yakın Kulluk İbâdetimiz oruçlarımız,
Maddî-mânevî bereketlere başlangıç vesilesi olsun!. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.

İslâm Âlemine, MuhaMMedî
BİRlik ve BİZlik TEVHİDi getirsin!.
İlâhî Muradda ve MuhaMMedî Şuûrda buluştursun!. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.

Tüm Dünyada, Suriye’de, Irak'ta İslâm Âleminin her köşesinde, her gün sahnelenen Siyonist dış kökenli “Birbirinizi öldürün oyunu”nda;
İki müslüman,
İki kâtil,
İki şehîd!.

Hangisi müslüman,
Hangisi kâtil,
Hangisi şehîd!?!.

Cenâzeleri Tevhid sesleriyle kaldırılmakta..
ve bunları maşa gibi kullanan İslâmın Din Düşmanları, kuklalarına kıs kıs gülmekteler sekiz kÖşeden..

ALLAHu zü'L- CeLÂL, İslâm Âlemine en tezcesinden KeLÂMuLLAHı DUYuş ve ReSûLuLLa sallallahu aleyhi ve sellem'e UYuş Lutf ü Keremini ihsÂN eylesin İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.

Bu Siyonist İlkel İKİLİK Kilitleri açılsın ve TevhidULLAHta, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ÖZÜnde BİZ BİR-İZi; BİLip, bULup, OLup da YAŞA!.yalım!. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


SAvM-Oruç için ÖZ SÖZü Sahibimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz BUYurup DUYurmuştur.:

Resim---Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Hayrın kapıları; oruç tutmak, sadaka vermek, gece namazı kılmak..”” buyurmuştur.
(Tirmizî, Îmân 8.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Oruç ve Kur'ÂN-ı Kerîm, kıyâmet gününde kula şefâat ederler.
Oruç: “”Yâ RABBi! Ben onu gündüz yeme ve içmeden alıkoydum. Ona şefâat etmeme müsaade buyur!.”” der.
Kur'ÂN-ı Kerîm ’de: “”RABB’im! Gece uykusundan onu alıkoydum. Ona şefâat etmeme izin ver!.””der. Böylece bu ikisi şefâat ederler.”” buyurmuştur.

(Abdullah b. Amr (radiyallahu anhu) dan; İmâmı Ahmed; Ebi’d Dünya; Hâkim)

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Tesbih, mîzânın yarısıdır. “Elhamdülillah,” mîzânı doldurur. Tekbir, gökle yer arasını doldurur. Oruç, sabrın yarısı, temizlik de imânın yarısıdır.”” buyurdu. (Süleym oğullarından birisi: ““Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zikirleri elimde (veya elinde) saydı ve böyle buyurdu.” ”demiştir.
(Tirmizî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: ““Hased, ateşin odunu yediği gibi sevâbları yer (tüketir), sadaka da suyun ateşi söndürdüğü gibi hataları söndürür. Namaz, mü’minin nurudur. Oruç da, ateşten koruyucu kalkandır.”” buyurmuştur.
(Enes (radiyallahu anhu) dan; İbni Mâce, Sünen-Zühd 4210)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: SAVM-ORUÇ
MesajGönderilme zamanı: 16 May 2018, 23:41 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 03:00
Mesajlar: 4669
Resim


Ravzatu’l- Rıza ReCeBi
>ŞâBaN-ı Şerîf SeBeBi
SıRR-ı SıFıR SILÂ SAVMı
RaMaZaN Demir LeBLeBi


ZEVK 4497

NEFiS, HAKKı YAŞAmalı!. ŞeHâDET-in, BİL-e BUL-a!.
RECEB-de KALBe NÛN EK-ip.. ŞÂBAN-da MÎM İle SU-la!
ASL-ın FASL-ı RAMAZAN-da.. HASLın HASATı zamANda!
EK-tiğini bİÇer İNSAN!.. Resim CeNNeT VâCiB KEVSER KUL-a!..

03.06.11 13:07
Yzğ-câmisi-stnbl..



Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Receb-i Şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:

Resim---Âişe vâlidemiz buyuruyor ki:“Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban Ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.”
(Âişe radiyallahu anha’dan; Buharî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Receb Ayında ALLAHu TeÂLÂ'ya çok istiğfar edin; çünkü ALLAHu TeÂLÂ'nın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb Ayında oruç tutanlar girer.” buyurdu.
(Deylemî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Receb büyük bir aydır. ALLAHu TeÂLÂ bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem Kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 Kapısı açılır. On gün oruç tutana, ALLAHu TeÂLÂ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi: "Geçmiş günahların affoldu!.” der. Receb Ayında ALLAHu TeÂLÂ Nuh aleyhisselâmı gemiye bindirdi ve o da, Receb Ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.” buyurdu.
(Taberanî)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Şaban-ı Şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:

Resim---Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: “Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.” buyurdu.[/
(Nesaî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.” buyurdu.
(Tirmizî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Şabanın 15. gecesini ibâdetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece ALLAHu TeÂLÂ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.)”buyurdu.
(İbni Mâce)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Ramazan-ı Şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ramazan Ayı mübârek bir aydır. ALLAHu TeÂLÂ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda Rahmet Kapıları açılır, Cehennem Kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin (Kadir gecesinin) hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.” buyurdu.
(Nesaî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ramazan Ayı gelince: “Hayır Ehli: "Hayra koş!." Şer Ehli: "Kötülüklerden el çek!” denir.” buyurdu.
(Nesaî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ramazan gelince, ALLAHu TeÂLÂ meleklere, mü'minlere istiğfar etmelerini emreder.” buyurdu.
(Deylemî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.
(Taberanî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allahım, Receb ve Şabanı bizler için mübârek kıl ve bizi Ramazana eriştir" buyurdu.
(Ramuzu’l- Hadis, c. 2, s. 532)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem orucunu açtığı zaman şöyle dua etmişti :

اللّٰهُمَّ لَكَ صُمْتُ وَ عَلَى رْزْقِكَ أفْطَرْتُ
Resim---"ALLAHümme leke sumtu ve alâ rizkike’ftartü: ALLAH’ım! SENin Rızan için oruç tuttum. Rızkınla orucumu açtım!."

ALLAH celle celâluhu'muzdan en İÇ DUÂmız tez zamanda Bize;
MuhaMMedî Şuur, Nur, Sürur ve O-NuR veR-SîN inşae ALLAHu TeÂLÂ..

Âmin Yâ Latîf!.. Yâ Kerîm ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Rahîm!. Yâ Vedûd ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Fettah!. Yâ Gaffâr ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Settâr!. Yâ ALLAH ALLAH celle celâluhu!..

Resim

Resim

BİZ'im GÜL SÖZ'ümüz SOHBET-i GÜL
BİZ'im GÜL SOHBET'imiz ZEVK-i GÜL
BİZ'im GÜL ZEVK'imiz =>HAZZGÜL
BİZ'im GÜL HAZZ'ımız HUZUR-u GÜL OLsun!

GÜL'Ler SULTANI'na Es SELÂM OLsun !!!!

Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!
Sana, Sonsuz-Sınırsız İlmullahça es Selâm OLsun!.

GÜL'ümüz HüRMetine!!..

Resim

Resim''Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedîn abdike (MuhaMMedîyyeti) ve nebîyyike (Mahmudîyyeti) ve Resûlike (Ahmedîyyeti) ve Nebîyyûl-ümmîyyi (Habibîyyeti) ve alâ âlihi ves-sahbihi ve Ehl-i Beytihi...''Resim

ALLAHım!
BİZLeri ÜÇ AYLarın ve de Ramazan SEVÂBını Huzur-Hazırda, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Pâk Yüreğinde;
Kadr u Kıymetini BİLmek Şûurunda,
Hürmetini BULmak Nûrunda,
Şerefinde OLmak Sürûrunda ve,
Şehâdetini YAŞAmak ONURunda MeDeD KıL!.

Âmin Âmin Yâ MuîN celle celâlihu!.


MuhaMMedî MuhaBBetLe!..

Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: SAVM-ORUÇ
MesajGönderilme zamanı: 18 May 2018, 00:25 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10576
Resim

RAMAZAN.. ORUÇ.. SAVM..

KULun, MuhaMMedî Hakikatını; BİLip, BULup, OLup, VüCÛDa=>MevCÛDa getirip Sahib Çıkmaktır..

SAVMın ne OLdğunu;
RABBu’l- ÂLEMîn ALLAH celle celâlihu Kur'ÂN-ı Kerîm’inde DUYurmuş,
RAHMetenli’l- ÂLEMîn Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem BUYUrmuş, YAŞAmış ve BİZ ÜMMetine de YAŞAmımızı EMRetmişlerdir..

KELÂMULLAH’ta Âyet-i KerîmeLerde SAVM.: 13 âyette..

Kur'ÂN-ı Kerîmde SAVM.: Bakara 2/183, Bakara 2/184, Bakara 2/185, Bakara 2/186, Bakara 2/196, Nisâ 4/92, Mâide 5/89, Mâide 5/95, Tevbe 9/112, Meryem 19/26, Ahzâb 33/35, Mücâdele 58/4, Tahrîm 66/5..


وَإِن كُنتُمْ عَلَى سَفَرٍ وَلَمْ تَجِدُواْ كَاتِبًا فَرِهَانٌ مَّقْبُوضَةٌ فَإِنْ أَمِنَ بَعْضُكُم بَعْضًا فَلْيُؤَدِّ الَّذِي اؤْتُمِنَ أَمَانَتَهُ وَلْيَتَّقِ اللّهَ رَبَّهُ وَلاَ تَكْتُمُواْ الشَّهَادَةَ وَمَن يَكْتُمْهَا فَإِنَّهُ آثِمٌ قَلْبُهُ وَاللّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ
Resim---"Ve in kuntum alâ seferin ve lem tecidû kâtiben fe rihânun makbûdah (makbûdatun), fe in emine ba’dukum ba’dan felyueddillezî’tumine emânetehu velyettekıllâhe rabbeh (rabbehu), ve lâ tektumû’ş- şehâdeh (şehâdete), ve men yektumhâ fe innehû âsimun kalbuh (kalbuhu), vallâhu bi mâ ta’melûne alîm (alîmun).: Ve eğer siz yolculukta iseniz ve bir kâtip de bulamazsanız o zaman (borçludan) alınan rehinler (yeter), birbirinizden emin olduğunuz taktirde (güven duyuyorsanız), o halde güven duyulan kişi onun emanetini (borcunu) ödesin. Ve Rabbi olan ALLAH’a karşı takva sahibi olsun (ve sakınsın). Şâhidliği de gizlemeyin. Ve kim onu (şâhid olduğu şeyi) gizlerse o taktirde muhakkak ki onun kalbi günahkârdır. ALLAH yaptıklarınızı en iyi bilendir.” (Bakara 2/183)

لِّلَّهِ ما فِي السَّمَاواتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَإِن تُبْدُواْ مَا فِي أَنفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُم بِهِ اللّهُ فَيَغْفِرُ لِمَن يَشَاء وَيُعَذِّبُ مَن يَشَاء وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Resim---"Lillâhi mâ fî’s- semâvâti ve mâ fî’l- ard(ardı), ve in tubdû mâ fî enfusikum ev tuhfûhu yuhâsibkum bihillâh (bihillâhu), fe yagfiru limen yeşâu ve yuazzibu men yeşâu, vallâhu alâ kulli şey’in kadîr (kadîrun).: Göklerde bulunanlar ve yerde bulunanlar (her şey) ALLAH’a aittir. Ve eğer siz nefslerinizde (içinizde) olanı açıklasanız veya onu gizleseniz de ALLAH, sizi onunla hesaba çeker. Artık dilediği kimseyi mağfiret eder, dilediği kimseyi azaplandırır. Ve ALLAH herşeye kaadirdir.” (Bakara 2/184)

آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
Resim---"Âmener resûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihî ve’l- mu’minûn (mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih (rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih (rusulihî), ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileyke’l- masîr (masîru).: Resûl, Rabbinden kendisine indirilene îmân etti ve mü’minler de, hepsi ALLAH’a, O’nun meleklerine, kitaplarına ve resûllerine îmân etti. “Biz, O’nun resûlleri arasından (hiç) birini, diğerinden ayırmayız.” Ve “İşittik ve itaat ettik! Ve Rabbimiz, Senin mağfiretini (dileriz). Ve masîr (varış) Sana’dır (Sana doğru yola çıkarız ve Sana ulaşırız).” dediler.” (Bakara 2/185)

لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Resim---"Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmi’l- aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih (bihî), va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ ale’l- kavmi’l- kâfirîn (kâfirîne).: ALLAH kimseyi gücünün yettiğinden başkasıyla mükellef kılmaz (sorumlu tutmaz). Kazandığı (dereceler) onundur ve iktisap ettiği (kazandığı negatif dereceler) de onundur (sorumluluğu onun üzerindedir). Rabbimiz! Şâyet unuttuysak veya hata yaptıysak bizi aheze etme (sorgulama). Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bizim üzerimize ağır yük yükleme. Rabbimiz, takat (güç) yetiremeyeceğimiz şeyi bize yükleme. Ve bizi af ve mağfiret et ve bize rahmet et (Rahîm esması ile bize tecelli et, rahmet nurunu gönder). sen bizim Mevlâmız’sın. Artık kâfirler kavmine karşı bize yardım et.” (Bakara 2/186)

وَأَتِمُّواْ الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلّهِ فَإِنْ أُحْصِرْتُمْ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِ وَلاَ تَحْلِقُواْ رُؤُوسَكُمْ حَتَّى يَبْلُغَ الْهَدْيُ مَحِلَّهُ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضاً أَوْ بِهِ أَذًى مِّن رَّأْسِهِ فَفِدْيَةٌ مِّن صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ فَإِذَا أَمِنتُمْ فَمَن تَمَتَّعَ بِالْعُمْرَةِ إِلَى الْحَجِّ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلاثَةِ أَيَّامٍ فِي الْحَجِّ وَسَبْعَةٍ إِذَا رَجَعْتُمْ تِلْكَ عَشَرَةٌ كَامِلَةٌ ذَلِكَ لِمَن لَّمْ يَكُنْ أَهْلُهُ حَاضِرِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَاتَّقُواْ اللّهَ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
Resim---"Ve etimmû’l- hacce ve’l- umrete lillâh (lillâhi), fe in uhsirtum fe mesteysera mine’l- hedyi ve lâ tahlikû ruûsekum hattâ yebluga’l- hedyu mahilleh (mahillehu), fe men kâne minkum marîdan ev bihî ezen min ra’sihî fe fidyetun min sıyâmin ev sadakatin ev nusuk(nusukin) fe izâ emintum, fe men temettea bi’l- umreti ile’l- haccı fe mesteysera mine’l- hedyi, fe men lem yecid fe sıyâmu selâseti eyyâmin fî’l- haccı ve seb’atin izâ reca’tum tilke aşaratun kâmileh (kâmiletun), zâlike li men lem yekun ehluhu hâdırı’l- mescidi’l- harâm (harâmi), vettekûllâhe va’lemû ennellâhe şedîdu’l- ikâb (ikâbi).: Hac ve umreyi ALLAH için tamamlayın. Fakat eğer (elde olmayan bir nedenle) alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen kurbandan (gönderin). Kurban (kesim) yerine ulaşıncaya kadar da başlarınızı traş etmeyin. Fakat sizden hasta olan veya başından bir ezası olan (ve bundan dolayı kurban yerine varmadan önce traı olmak zorunda kalan) kimsenin bu durumda, oruçtan, sadakadan veya kurbandan (biriyle) fidye vermesi(gerekir). Artık emin olduğunuzda (güvene kavuştuğunuzda) o zaman kim, hac (zamanına) kadar umreden faydalanırsa, o taktirde kolayına gelen kurbandan (keser). Fakat kim bunu bulamazsa, o zaman üç gün hacta, (evinize) döndüğünüz zaman da yedi (gün) oruç tutması gerekir ki bunların tamamı on (gündür). Bu, ailesi Mescid-i Haram’da hazır olmayan (oturmayan) kimseler içindir. Ve ALLAH’a karşı takva sahibi olun.Ve ALLAH’ın ikabının (cezâsının) şiddetli olduğunu bilin!” (Bakara 2/196)

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَن يَقْتُلَ مُؤْمِنًا إِلاَّ خَطَئًا وَمَن قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَئًا فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَى أَهْلِهِ إِلاَّ أَن يَصَّدَّقُواْ فَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ عَدُوٍّ لَّكُمْ وَهُوَ مْؤْمِنٌ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِّيثَاقٌ فَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَى أَهْلِهِ وَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةً فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِّنَ اللّهِ وَكَانَ اللّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
Resim---"Ve mâ kâne li mu’minin en yaktule mu’minen illâ hataâ (hataen), ve men katele mu’minen hataen fe tahrîru rakabetin mu’minetin ve diyetun musellemetun ilâ ehlihî illâ en yessaddakû. Fe in kâne min kavmin aduvvin lekum ve huve mu’minun fe tahrîru rakabetin mu’mineh (mu’minetin). Ve in kâne min kavmin beynekum ve beynehum mîsâkun fe diyetun musellemetun ilâ ehlihî ve tahrîru rakabetin mu’mineh (mu’minetin), fe men lem yecid fe sıyâmu şehreyni mutetâbiayni tevbeten minallâh (minallâhi). Ve kânallâhu alîmen hakîmâ (hakîmen).: Ve bir mü'minin, bir mü'mini öldürmesi, “hata ile olması hariç” olamaz (caiz değildir) ve kim bir mü'mini bir hata sonucu öldürürse, o zaman bir mü'min köle azad etmesi ve ölenin ailesine bir diyet teslim edilmiş olması gerekir, ancak onların, (o diyeti) sadaka olarak bağışlamaları hariç. Fakat o (hata ile öldüren) eğer, size düşman bir kavimden olup ve o mü'minse, o taktirde, bir mü'min köle azad etmesi gerekir. Ve eğer sizinle arasında anlaşma bulunan bir kavimden ise o zaman ölenin ailesine teslim edilmiş bir diyet ve bir mü'min köle azad etmesi gerekir. Fakat (bunları) yapmaya imkân bulamayan kimse ise, o taktirde tövbesinin ALLAH tarafından kabulü için, ard arda iki ay oruç tutsun. Ve ALLAH, en iyi bilendir, en iyi hüküm verendir.” (Nisâ 4/92)

لاَ يُؤَاخِذُكُمُ اللّهُ بِاللَّغْوِ فِي أَيْمَانِكُمْ وَلَكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ الأَيْمَانَ فَكَفَّارَتُهُ إِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاكِينَ مِنْ أَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ أَهْلِيكُمْ أَوْ كِسْوَتُهُمْ أَوْ تَحْرِيرُ رَقَبَةٍ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ ذَلِكَ كَفَّارَةُ أَيْمَانِكُمْ إِذَا حَلَفْتُمْ وَاحْفَظُواْ أَيْمَانَكُمْ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Resim---"Lâ yuâhizukumullâhu bi’l- lagvi fî eymânikum ve lâkin yuâhizukum bimâ akkadtumu’l- eymân (eymâne), fe keffâratuhu it’âmu aşerati mesâkîne min evsatı mâ tut’ımûne ehlîkum ev kisvetuhum ev tahrîru rakabeh (rakabetin) fe men lem yecid fe sıyâmu selâseti eyyâm (eyyâmin) zâlike keffâratu eymânikum izâ haleftum vahfezû eymânekum kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihi leallekum teşkurûn (teşkurûne).: ALLAH sizi, yeminlerinizdeki boş sözlerden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat, akid yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Artık onun kefâreti (cezası), ev halkınıza yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu yedirmeniz veya onları giydirmeniz ya da bir köle azad etmenizdir. Fakat kim bunları bulamazsa, o taktirde üç gün oruç tutsun. İşte bu, yeminlerinizi bozduğunuz zaman onların (yeminlerinizin) kefâretidir. Ve yeminlerinizi koruyun (onları bozmaktan sakının). ALLAH, âyetlerini size işte böyle açıklıyor, umulur ki böylece siz şükredersiniz.” (Mâide 5/89)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَقْتُلُواْ الصَّيْدَ وَأَنتُمْ حُرُمٌ وَمَن قَتَلَهُ مِنكُم مُّتَعَمِّدًا فَجَزَاء مِّثْلُ مَا قَتَلَ مِنَ النَّعَمِ يَحْكُمُ بِهِ ذَوَا عَدْلٍ مِّنكُمْ هَدْيًا بَالِغَ الْكَعْبَةِ أَوْ كَفَّارَةٌ طَعَامُ مَسَاكِينَ أَو عَدْلُ ذَلِكَ صِيَامًا لِّيَذُوقَ وَبَالَ أَمْرِهِ عَفَا اللّهُ عَمَّا سَلَف وَمَنْ عَادَ فَيَنتَقِمُ اللّهُ مِنْهُ وَاللّهُ عَزِيزٌ ذُو انْتِقَامٍ
Resim---"Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ taktulûs sayde ve entum hurum (hurumun) ve men katelehu minkum muteammiden fe cezâun mislu mâ katele minen neami yahkumu bihî zevâ adlin minkum hedyen bâliga’l- ka’beti ev keffâratun taâmu mesâkîne ev adlu zâlike siyâmen li yezûka vebâle emrihî afâllâhu amma selef (selefe) ve men âde fe yentakimullâhu minhu vallâhu azîzun zûntikâm (zûntikâmin).: Ey îmân edenler! Siz ihramda iken av hayvanını öldürmeyin. Ve sizden kim kasten (bilerek) onu öldürürse, o zaman kendisine öldürdüğünün dengi bir hayvanın cezası vardır ki, (bunun öldürülen hayvanın dengi olduğuna dair) içinizden, âdil iki kimse takdir edip karar verir. Kâbe'ye ulaşacak (Kâbe'ye götürülüp orada kesilecek) bir kurban veya yoksulları yedirme şeklinde bir kefâret, ya da buna denk bir oruçtur ki bu, böylece o yaptığı işin vebalini tatması içindir. ALLAH, geçmiştekileri (işlenen bu tür cürümleri) bağışladı. Kim dönüp de (bir daha) böyle yaparsa, o taktirde ALLAH ondan intikam alır. ALLAH Azîz'dir, intikam sahibidir.” (Mâide 5/95)

التَّائِبُونَ الْعَابِدُونَ الْحَامِدُونَ السَّائِحُونَ الرَّاكِعُونَ السَّاجِدونَ الآمِرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنكَرِ وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللّهِ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
Resim---"Et tâibûne’l- âbidûne’l- hâmidûnes sâihûner râkiûnes sâcidûne’l- âmirûne bi’l- ma’rûfi ven nâhûne ani’l- munkeri ve’l- hâfizûne li hudûdillâh (hudûdillâhi), ve beşşiri’l- mu’minîn (mu’minîne).: Tövbe edenleri, (Allah’a) kul olanları, hamdedenleri, oruç tutanları veya seyahat edenleri (Allah yolunda hicret edenleri, savaşmak için veya ALLAH’ın adını yüceltmek, dînini kuvvetlendirmek için, ALLAH yolunda hizmet için, ilim tahsil etmek için yurtlarından çıkanları, ALLAH’a ulaştırmak için ruhlarını yola çıkaranları, yeryüzünde ibretle gezip tefekkür edenleri); rükû ve secde edenleri, ma’rufla emredenleri, münkerden nehyedenleri (yasaklayanları), ALLAH’ın hudutlarını muhafaza edenleri ve mü’minleri müjdele!” (Tevbe 9/112)

فَكُلِي وَاشْرَبِي وَقَرِّي عَيْنًا فَإِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ الْبَشَرِ أَحَدًا فَقُولِي إِنِّي نَذَرْتُ لِلرَّحْمَنِ صَوْمًا فَلَنْ أُكَلِّمَ الْيَوْمَ إِنسِيًّا
Resim---"Fe kulî veşrabî ve karrî aynâ (aynen), fe immâ terayinne mine’l- beşeri ehaden fe kûlî innî nezertu lir rahmâni savmen fe len ukellime’l- yevme insiyyâ (insiyyen).: Artık ye ve iç, gözün aydın olsun! Bundan sonra eğer beşerden bir kimseyi görürsen, o zaman (ona şöyle) söyle: “Muhakkak ki ben, Rahmân’a (konuşmama) orucu nezrettim (adadım). Bu sebeple bugün bir insanla asla konuşmayacağım.” (Meryem 19/26)

إِنَّ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِتِينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِقِينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِرِينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِعِينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّقِينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّائِمِينَ وَالصَّائِمَاتِ وَالْحَافِظِينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِرِينَ اللَّهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتِ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا
Resim---"İnne’l- muslimîne ve’l- muslimâti ve’l- mu’minîne ve’l- mu’minâti ve’l- kânitîne ve’l- kânitâti ves sâdikîne ves sâdikâti ve’s- sâbirîne ves sâbirâti ve’l- hâşiîne ve’l- hâşiâti ve’l- mutesaddikîne ve’l- mutesaddikâti ve’s- sâimîne ves sâimâti ve’l- hâfızîne furûcehum ve’l- hâfızâti ve’z- zâkirînallâhe kesîran ve’z- zâkirâti eaddallâhu lehum magfiraten ve ecran azîmâ (azîmen).: Gerçekten İslâm olan (Allah’a teslim olan) erkekler ve İslâm olan kadınlar ve mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, kanitin olan erkekler ve kanitin olan kadınlar, sadık erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, (Rabbine) huşû duyan erkekler ve huşû duyan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar ve ALLAH’ı çok zikreden erkekler ve (çok) zikreden kadınlar! ALLAH, onlar için mağfiret ve azîm bir ecir (mükâfat) hazırladı." (Ahzâb 33/35)

فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِن قَبْلِ أَن يَتَمَاسَّا فَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ فَإِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِينًا ذَلِكَ لِتُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Resim---"Fe men lem yecid fe siyâmu şehreyni mutetâbiayni min kabli en yetemâssâ, fe men lem yestetı’ fe ıt’âmu sittîne miskînâ (miskînen), zâlike li tu’minû billâhi ve resûlihî, ve tilke hudûdullâh (hudûdullâhi), ve li’l- kâfirîne azâbun elîm (elîmun).: Artık kim (azad edecek köle veya cariye) bulamazsa, o taktirde (eşlerine) temas etmeden önce iki ay devamlı (ardarda) oruç tutsun. Fakat kimin (oruca) gücü yetmezse, o zaman altmış miskini (çalışmaktan aciz, yaşlı kimseyi) doyursun. İşte bu, ALLAH’a ve O’nun Resûl’üne îmân ettiğiniz içindir. Ve bu, ALLAH’ın hudududur ve kâfirler için elîm azap vardır.” (Mücâdele 58/4)

عَسَى رَبُّهُ إِن طَلَّقَكُنَّ أَن يُبْدِلَهُ أَزْوَاجًا خَيْرًا مِّنكُنَّ مُسْلِمَاتٍ مُّؤْمِنَاتٍ قَانِتَاتٍ تَائِبَاتٍ عَابِدَاتٍ سَائِحَاتٍ ثَيِّبَاتٍ وَأَبْكَارًا
Resim---"Asâ rabbuhû in tallakakunne en yubdilehû ezvâcen hayran min kunne muslimâtin mu’minâtin kânitâtin tâibâtin âbidâtin sâihâtin seyyibâtin ve ebkârâ (ebkâren).: Eğer (o) sizi boşarsa, onun Rabbinin, onun için sizin yerinize, sizden daha hayırlı olan müslüman (Allah’a teslim olmuş) kadınlar, mü’min kadınlar, kanitin olan kadınlar, tövbe eden kadınlar, kul olan kadınlar, oruç tutan kadınlar, dul ve bakire olan kadınlardan zevceler (eşler) ile değiştirmesi umulur.” (Tahrîm 66/5)

Kur'ÂN-ı Kerîmde LeyLetu’L- Kadr.: 5 âyette..
Kadir 97/1, Kadir 97/2, Kadir 97/3, Kadir 97/4, Kadir 97/5..


إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ
Resim---"İnnâ enzelnâhu fî leyleti’l- kadr (kadri).: Muhakkak ki Biz, O’nu (Kur’ân’ı) Kadir Gecesi’nde Biz indirdik.” (Kadir 97/1)

وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ
Resim---"Ve mâ edrâke mâ leyletu’l- kadr (kadri).: Ve Kadir Gece’sinin ne olduğunu sana bildiren nedir?” (Kadir 97/2)

لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ
Resim---"Leyletu’l- kadri hayrun min elfi şehrin.: Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.” (Kadir 97/3)

تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ
Resim---"Tenezzelu’l- melâiketu ver rûhu fîhâ bi izni rabbihim min kulli emrin.: Melekler ve ruh, onda (o gecede) Rab’lerinin izniyle herbir emir için inerler.” (Kadir 97/4)

سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ
Resim---"Selâmun, hiye hattâ matlaı’l- fecr (fecri).: O (gece), fecrin doğuşuna kadar selâmdır (selâmettir).” (Kadir 97/5)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye