Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 17 Oca 2019, 04:06

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 192 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 4, 5, 6, 7, 8
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 17 Eki 2018, 13:15 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
Bu konuyu facebook'ta paylan!
DOSTLUK!.

Resim---2403-) Ebü Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Mü’min cana yakındır. (İnsanlarla) yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur." buyurmuştur.
(ibn Hanbel, II, 400)

Resim---2404-) Ebu Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz, kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin." buyurmuştur.
(Tirmizî, Zühd , 45; Ebu Davûd, Edeb, 16)

Resim---2405-) Ebu Musa'dan nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "İyi arkadaşla kötü arkadaş misk taşıyan kimse ile körük üfüren kimse gibidir. Misk taşıyan ya sana onu ikram eder yahut sen ondan (miski) satın alırsın ya da ondan güzel bir koku duyarsın. Körük üfüren kimse ise ya elbiseni yakar ya da ondan kötü bir koku duyarsın! "buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 146; Buharî, Sayd, 31)

Resim---2406-) Ebu Said'den rivayet edildiğine göre o, Resûlullah'ı sallallahu aleyhi vesellem: "Sadece mü’minle arkadaş ol! Yemeğini de ancak takvâ sahibi olan yesin!" buyurmuştur.
(Tirmizî, Zühd, 55; Ebu Davûd, Edeb, 16)

Resim---2407-) Abdullah b. Amr'dan nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah katında arkadaşların en hayırlısı, arkadaşına karşı hayırlı davranandır. Allah katında komşuların en hayırlısı ise komşusuna karşı hayırlı davranandır. "buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 28; Darimî, Siyer, 3)

Resim---2408-) Ebu Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ruhlar, bir araya gelmiş topluluklardır. Onlardan birbirleriyle uyuşanlar kaynaşır, uyuşamayanlar da anlaşamaz ayrılır." buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 159)

Resim---2409-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Mü’min bir delikten iki here sokulmaz!" buyurmuştur.
(Müslim, Zühd, 63; Buharî, Edeb, 83)

Resim---2410-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Üç haslet vardır ki onlar kimde bulunursa Allah onun hesabını kolaylaştırır ve onu rahmetiyle cennetine sokar. " buyurmuştur. Meraklanan ashabı: "Bunlar nedir ya Resulallah?" diye sorduklarında Peygamberimiz aleyhisselâm: "Sana vermeyene vermen, sana zulmedeni affetmen ve sana gelmeyene gitmendir." der. "Bunları yaptığımda elde edeceğim şey nedir?" diye soran sahabiye ise: "Kolayca vereceğin bir hesab ve Allah'ın rahmetiyle cennete girmen." diye cevap verir.
(Beyhakî, es Sünenü'l- Kübra, X, 396)

Resim---2411-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir kimse biriyle arkadaşlık kuracağı zaman ona ismini, babasının ismini ve kimlerden olduğunu sorsun. Çünkü bu, dostluğu pekiştirir." buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 28; Darimî, Siyer, 3; Tirmızî, Zühd, 51)

Resim---2412-) Abdullah b. Ömer, Mekke yolunda karşılaştığı bir bedeviyi kendi bineğine oturtmuş ve başındaki sarığı da ona giydirmişti. Çünkü bu bedevînin babası Hz. Ömer'in arkadaşıydı. Yanında bulunanlardan biri: "Bu adama iki dirhem para versen ona yetmez miydi?" dedi. Bunun üzerine İbn Ömer, Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem’in şu sözlerini nakletti: "Babanın dostunu gözet, onunla ilgini kesme. Yoksa Allah senin nurunu söndürür. "buyurmuştur.
(Buhârî, el Edebü’l- Müfred, 29)

Resim---2413-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kardeşinle tartışmaya girme, onunla incitici biçimde) şakalaşma ve ona yerine getiremeyeceğin sözü verme. " buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 58)

Resim---2414-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem "Ruhlar, bir araya gelmiş topluluklardır. Onlardan birbirleriyle uyuşanlar kaynaşır, uyuşamayanlar da anlaşamaz ayrılır. " buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 159; Buhârî, Enbiya, 2)

Resim---2415-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Mü’min, mü’minin aynasıdır." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Edeb, 46)

Resim---2416-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kişi dostunun dini üzeredir." buyurmuştur.
(Tirmizî, Zühd, 45; Ebu Davûd, Edeb, 16)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 19 Eki 2018, 15:51 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
SELÂMLAŞMA!.

Resim---2417-) Ebu Hüreyre'nin naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir iş göstereyim mi? Aranızda selâmı yayın." buyurmuştur.
(Müslim, İman, 93)

Resim---2418-) Ebü Hüreyre' den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müslüman'ın Müslüman üzerindeki hakkı altıdır." "Onlar nedir Yâ Resûlullah?" diye sorulunca: "Onunla karşılaştığın zaman selâm ver, seni dâvet ettiğinde ona icâbet et, senden nasihat istediğinde nasihat et, aksırıp Allah'a hamd ettiğinde ona duayla karşılık ver, hastalandığında onu ziyâret et ve öldüğünde cenâzesine katıl." buyurmuştur.
(Müslim, Selâm, 5)

Resim---2419-) Abdullah b. Amr'dan (radiyallahu anhu) rivâyet edildiğine göre, bir adam Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e: "İslam' da hangi davranış daha hayırlıdır?" diye sorunca Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "(Başkalarına) yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selâm vermen." buyurmuştur.
(Buharî, İman, 6)

Resim---2420-) Ebü Ümame'nin naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "İnsanların Yüce Allah katında en hayırlısı, önce selâm verenleridir." buyurmuştur.
(Ebü Davûd, Edeb, 132-133)

Resim---2421-) Enes (b. Mâlik) diyor ki, "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana şöyle buyurdu: “Yavrucuğum! Ailenin yanına girdiğin zaman selâm ver. Bu, senin ve ailen için bereket olur."'
(Tirmizî, İsti'zan, 10)

Resim---2422-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ey insanlar! Selâmı aranızda yaygınlaştırın, yemek yedirin, insanlar uykuda iken namaz kılın ki selâmetle cennete giresiniz. '' buyurmuştur.
(Tirmizî, Sıfatu'l- kıyâme, 42; İbn Mâce, Etime, 1)

Resim---2423-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah'ım, Selâm sensin; selâmet de ancak sendendir. " diyerek dua etmiştir.
(Müslim, Mesâcid, 35)

Resim---2424-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Medine'nin kabristanı Baki'e gidip: "Selâm size ey müminler diyârı! Size yarın verileceği vaad olunan şey verilmiştir. Sizler bekletilmedesiniz, inaallah biz de size katılacağız. Allah'ım Baki'de yatanlara mağfiret et." diye selâm vermiştir.
(Müslim, Cenâiz, 102)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 21 Eki 2018, 18:09 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
HEDİYELEŞMEK!.

Resim---2425-) Ebü Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hediyeleşin. Çünkü hediye, gönülden kini söküp atar..." buyurmuştur.
(Tirmizî, Velâ, 6)

Resim---2426-) Abdullah b. Mes'üd'un naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Dâvet edene icâbet edin ve hediyeyi reddetmeyin..." buyurmuştur.
(İbn Hanbel, 1, 405)

Resim---2427-) Ebu Hüreyre'den (ra) nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ey Müslüman kadınlar! Hiçbir komşu kadın, bir koyun paçası bile olsa komşusunun verdiği şeyi küçük görmesin!" buyurmuştur.
(B2566 Buharî, Hibe, l ; M2379 Müslim, Zekat, 90)

Resim---2428-) Hz. Aişe (ra) anlatıyor: "Ya Resülallah, benim iki komşum var; hangisine hediye vereyim?" diye sordum. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, "Kapısı sana en yakın olana!" buyurdu.
(Buharî, Şuf'a, 3)

Resim---2429-) İbn Ömer'in naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah için sizden bir şey isteyene verin, sizi dâvet edene icâbet edin, size hediye verene karşılık verin. Karşılık verecek bir şey bulamazsanız, onun için dua edin." buyurmuştur.
(İbn Hanbel, 11, 96)

Resim---2430-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Musafaha edin (tokalaşın) ki içinizdeki kin gitsin; hediyeleşin ki birbirinizi sevin ve (aranızdaki) düşmanlık gitsin." buyurmuştur.
(Muvatta, Hüsnü'l- hulk, 4)

Resim---2431-) Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir şey taşıyarak Hz. Aişe'nin yanından çıkan bir kadınla karşılaştı ve ona: "Bu nedir?" diye sordu. Kadın: "Bunu Aişe'ye hediye ettim ama kabul etmedi." dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Aişe'nin yanına girince ona: "O kadının hediyesini kabul etseydin ya!" dedi. Aişe: "Yâ Resûlallah, o muhtaç birisi ve getirdiği hediyeye benden daha çok ihtiyacı var." diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Peki hediyesini kabul edip ona daha iyi bir şey veremez miydin?" buyurdu.
(Abdurrezzâk, Musannef, X, 449)

Resim---2432-) Meymune validemizin azatlısı Ata' b. Yesar'm naklettiğine göre: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Ömer b. Hattab'a bir hediye göndermiş, Hz. Ömer de hediyeyi iâde etmişti. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Onu niçin reddettin?" diye sordular. Hz. Ömer: "Yâ Resûlullah! Bizden biri için en hayırlı olanın, hiç kimseden hiçbir şey almamak olduğunu sen bize haber vermemiş miydin?" dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bu dilenmek sûretiyledir. Ama dilenmeksizin olursa, o, Allah'ın sana verdiği bir rızıktır." buyurdular. Hz. Ömer (radiyallahu anhu) şöyle dedi: "Öyleyse bu canı bu tende tutan Allah'a yemin ederim ki bundan böyle hiç kimseden bir şey istemem; istemeksizin bana gelen her şeyi de alırım."
(Muvatta, Sadaka, 2)

Resim---2433-) Enes b. Malik'in naklettiğine göre; "Çöl halkından Zâhir adında bir adam vardı. Zâhir, Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem her gelişinde hediyeler getirirdi. Döneceği zaman da Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, sevdiği bu zâtın heybesini doldurur ve: “Zâhir bizim köyümüz, biz de onun şehriyiz.” buyurmuştur.
(İbn Hanbel, lll, 162, Abdürezzak, Musannef, X, 454)

Resim---2434-) Bir keresinde Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem ipek bir kaftan hediye edilmişti. O da bunu giydi ve namaz kıldı. Namaz bitince kaftanı üzerinden çıkardı ve: "Takvâ sahiblerine bu yakışmaz." buyurdu.
(Buharî, Salat, 16; Müslim, Libâs ve zînet, 23)

Resim---2435-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir gün, o sıralar küçük bir çocuk olan Nu'man b. Beşir'i (radiyallahu anhu) yanına çağırarak, Taif'ten hediye olarak getirilen üzümün içinden bir salkım almış: "Al bu salkımı, annene (Abdullah b. Revaha'nın kız kardeşi Amraya) götür!" diye tembihlemiş ancak küçük Nu'man onu daha eve varmadan yemişti.
(İbn Mâce, Etime, 61)

Resim---2436-) Bedevîlerden biri Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem genç bir deve hediye etmişti. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, bunun yerine ona altı deve vererek hediyesine karşılık verdi. Fakat bedevî bunları yeterli görmeyerek kızdı. Durum Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem ulaşınca o, Allah'a hamdetti ardından: "Falan kişi bana bir deve hediye etti. Ben de ona altı deveyle karşılık verdim; fakat yine de memnun olmadı. Bundan dolayı Kureyş, Ensar, Sakif ve Devslilerin dışındaki kimselerden hediye kabul etmemeyi düşündüm." buyurmuştur.
(Tirmizî, Menâkıb, 73; Ebu Davûd, Buyü' (İcâre'), 80)

Resim---2437-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, zekat toplama memuru olarak görevlendirdiği ibnü'l- Lütbiyye'nin, dönüşte: "Yâ Resûlallah şu sizin, şu da bana hediye edildi!" şeklinde sarf ettiği sözlere son derece üzülmüş: ''Anne babanın evinde otursaydın da bir baksaydın bakalım; sana hediye veriliyor muydu verilmiyor muydu!" diyerek onu azarlamıştı.
(Buharî Eyman ve nuzür 3; Müslim, İmâre, 26)

Resim---2438-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir kimse, bir kardeşi için aracılık yapar da kardeşi de sırf aracılığı karşılığında kendisine hediye verir, o da bunu kabul ederse, faiz kapılarından büyük bir kapının önüne gelmiş demektir." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Büyû (icâre) 82)

Resim---2439-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Biriniz borç verdiğinde, (borcu alan kişi) kendisine hediye verir veya onu bineğinde taşımak isterse, ona binmesin ve hediyeyi kabul etmesin. Ancak aralarında bu durum borçlanmadan önce gerçekleşirse bunları yapabilir." buyurmuştur.
(İbn Mâce, Sadakât, 19)

Resim---2440-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz daha önce kendisinden yarım vesk (yaklaşık 100 kg.) yiyecek aldığı bir adam borcunu istemeye geldiğinde ona bir vesk olarak geri ödeme yapmış: "Bu yarım vesk senin alacağın, bu yarısı da benden sana (hediye). " buyurmuştu.
(Heysemî, Mecmati’z- Zevaid, IV, 251; Rezzâr, Müsned, II, 474)

Resim---2441-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hediyeyi hediye olduğu sürece alın. Borç üzerinden bir rüşvete dönüşünce onu sakın almayın'' buyurmuştur.
(Taberâni, el Mücemü’s-sağir, II, 42; Taberâni, el Mücemü'l- kebir XX, 90)

Resim---2442-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Vallahi ben bir kimseye hediye verirken bir başkasına vermem. Halbuki vermediğim kimse, verdiğim kimseye göre nazarımda daha sevimlidir. Bazılarına kalblerinde sabırsızlık ve endişe gördüğüm için veriyor; bazısını da Allah'ın kalblerine koyduğu zenginlik ve hayra havâle ediyorum! " buyurmuştur.
(Buhâri, Cum'a, 29)

Resim---2443-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Benim onlara hediye verdiğim gibi siz de heyetlere hediye verin! " buyurmuştur.
(Buharî, Meğazi, 84, Müslim, Vâsiye, 20)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 24 Eki 2018, 13:19 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
HASTA ZİYARETİ!.

Resim---2444-) Enes b. Mâlik'in naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kim güzelce abdest alır ve sevabını ALLAH'tan umarak (hasta olan) Müslüman kardeşini ziyâret ederse, yürünerek yetmiş yılda kat edilecek bir mesafe kadar cehennemden uzaklaştırılır." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Cenâiz, 3)

Resim---2445-) Câbir b. Abdullah'tan nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir kimse hastayı ziyâret ettiğinde rahmetin içine dalar; onun yanında oturunca da rahmet onun gönlüne yerleşir." buyurmuştur.
(Muvatta', Ayn, 7)

Resim---2446-) İbn Abbas'tan nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Her kim eceli gelmemiş olan bir hastayı ziyâret eder de onun yanında iken yedi defa: “Büyük arşın Rabbi Yüce ALLAH' tan sana şifâ vermesini dilerim.” diye dua ederse, ALLAH o hastaya âfiyet ihsân eder." buyurmuştur.
(Ebu Dâvud, Cenâiz, 8 )

Resim---2447-) Hz. Aişe radiyallahu anha'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir hastayı ziyâret ettiğinde: "Ey insanların RABBi! Hastalığın sıkıntısını gider! Ona şifâ ver, şifâ veren SENsin. SENin vereceğin şifâ dan başka şifâ yoktur. Öyle bir şifâ ver ki ardında hiç hastalık izi bırakmasın!" derdi.
(Müslim, Selâm, 47)

Resim---2448-) Ebü Said el-Hudrl'nin naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ziyâret için bir hastanın yanına girdiğinizde iyileşeceğini söyleyerek moralini yükseltin. Gerçi bu söz hiçbir şeyi önlemez fakat onun gönlünü hoşnut eder. " buyurmuştur.
(Tirmizî, Tıb, 35)

Resim---2449-) Ömer b. Hattab'dan rivayet edildiğine göre, "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana: 'Ziyâret için bir hastanın yanına girdiğinde ondan senin için dua etmesini iste. Zira onun duası, meleklerin duası gibidir.” dedi.
(İbn Mâce, Cenâiz, 1)

Resim---2450-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Abdullah b. Ömer, Sa' d b. Ebu Vakkas ve Abdullah b. Mes'ud'un da içinde bulunduğu sahabilerle birlikte oturuyordu. O esnâda Medineli Müslümanlardan biri içeri girip selâm verdi ve geri döndü. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ona seslendi: "Ensarın kardeşi! Kardeşim Sa'd b. Ubade nasıl?" Medineli zât: "İyi!" dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem yanındakilere dönerek: ''Aranızdan kim onu ziyâret edecek?" diye sordu ve ayağa kalktı. Resûlullah'la sallallahu aleyhi vesellem birlikte ayağa kalkan Abdullah b. Ömer bundan sonraki gelişmeleri şöyle anlatmaktadır: "On küsur kişiydik. Üstümüzde başımızda ayakkabı, mest, takke ve gömlek de yoktu. Bu çorak toprakta yürüyerek hasta olan Sa' d b. Ubade'nin evine vardık. Başına toplanan yakınları hemen etrafından çekildiler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ve beraberindekiler yanına yaklaştı. Sa'd'ın etrafındaki kalabalığı gören Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: 'ALLAH'ın (ölüm) hükmü gerçekleşti mi! emr-i hak vaki oldu mu?” diye sordu. “Hayır, Yâ Resûlullah!.” dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ağlamaya başladı. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in ağladığını gören sahabiler de ağladılar. Bunun üzerine: “İşitmiyor musunuz? ALLAH gözyaşından ve kalbin hüzünlenmesinden dolayı kimseye azab etmez. Ancak -diline işaret ederek-işte bundan dolayı azab eder veya merhamet eder.” buyurdu."
(Müslim, Cenâiz, 12-13)

Resim---2451-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Aç olanı doyurun, hastayı ziyâret edin, esiri hürriyetine kavuşturun." buyurmuştur.
(Buhârî, Merdâ, 4)

Resim---2452-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, âhiret gününde kul ile Rabbi arasındaki konuşmayı şu şekilde aktarmaktadır: ''ALLAHu TeÂLÂ kiyâmet günü: “Ey âdemoğlu! Ben hasta oldum da sen beni ziyârete gelmedin!” diyerek kuluna sitem eder. Buna şaşıran insan: “Ya RABBî! SEN âlemlerin RABBisin. Ben SENi nasıl ziyâret edebilirdim ki?” der. HAKk TeÂLÂ: “Bilmiyor muydun? Falan kulum hasta oldu ama sen onu ziyârete gelmedin. Ziyâret etseydin, beni onun yanında bulacağını bilmiyor muydun?” buyurur. "buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 43)

Resim---2453-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''ALLAH'ım bu kuluna şifâ ver ki senin uğrunda bir düşmanı yaralasın veya senin rızan için bir cenâzenin ardından yürüsün. " buyurmuştur.
(Ebu Dâvud, Cenâiz, 8 )

Resim---2454-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, rahatsızlandığında kendisini ziyârete gelen Abdullah b. Mes'ud: "Çok ızdırabın var. Bu durum senin için iki kat ecre vesile olacaktır." dediğinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle cevap vermiştir: "Evet. Başına bir sıkıntı gelen hiçbir Müslüman yoktur ki ALLAH (bu sıkıntı sebebiyle) ağacın yapraklarının dökülmesi gibi onun günahlarım dökmesin." buyurmuştur.
(Buhârî, Merdâ, 2)

Resim---2455-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Zeyd b. Erkam'ı ziyârete gittiklerinde: "Eğer gözündeki bu rahatsızlık devam eder de sen de sabredip karşılığını ALLAH'tan beklersen, kesinlikle Yüce ALLAH'a günahsız bir şekilde kavuşursun." buyurmuştur.
(İbn Hanbel, III, 156)

Resim---2456-) Şeddad b. Evs bir hastayı ziyârete gittiğinde: "Günahlarına kefâret olduğu ve hataların döküldüğü için sevin. Zirâ ben Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem ALLAH'a ait şu cümleleri naklettiğini işittim: “Ben kullarımdan mü’min bir kulu bir sıkıntı ile denediğimde, onu denediğim sıkıntıya karşılık bana şükrederse, annesinin onu dünyaya getirdiği gün gibi hatalarından arınarak yattığı yataktan kalkar..." buyurdu.
(İbn Hanbel, IV, 124)

Resim---2457-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Tedâvi olmasak bize günah olur mu?" diye soran insanlara şu cevabı vermiştir: ''ALLAH'ın kulları! Teâavi olun. Zira Yüce ALLAH yaşlılık dışında bir dert verdiyse, mutlaka beraberinde şifâ(sını) da vermiştir."
(İbn Mâce, Tıp, 1)

Resim---2458-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ziyâret ettiği hastaya: "Canın ne çekiyor?" diye sormuş, adam: "Buğday ekmeği istiyor." diye cevap verince Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem yanındakilere: "Kimde buğday ekmeği varsa kardeşine göndersin." demiştir. Ardından da: "Birinizin hastası bir şey yemeği arzuladığı zaman onu kendisine yedirsin." buyurmuştur.
(İbn Mâce, Cenâiz, 1)

Resim---2459-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''ALLAH kime hayır vermeyi murad ettiyse, onu musibetlerle imtihan eder." buyurmuştur.
(Buhârî, Merdâ, 1)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 27 Eki 2018, 20:55 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
YÖNETEN VE YÖNETİLEN!.

Resim---2460-) Ebu Hüreyre'nin (radiyallahu anhu) naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Yönetim işi ehil olmayan kimselere verildiği zaman kıyameti bekle!" buyurmuştur.
(Buharî, Rikak, 35)

Resim---2461-) Ebü Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Yüce Allah dört kimseye öfkelenir: Çok yemin eden satıcı, kibirli fakir, zinâ eden ihtiyar ve zâlim yönetici." buyurmuştur.
(Nesâi, Zekât, 77)

Resim---2462-) Amr b. Mürre, Muaviye'ye Resûlullah'ı sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyururken işittiğini söylemiştir: "Herhangi bir idareci, kapısını ihtiyaç sahibine, yoksula ve elinde hiçbir şeyi olmayan fa hire kapatırsa, ihtiyaç ve fakirlik içine düştüğünde Allah da göğün (cennetin) kapılarını onun yüzüne kapatır."
(Tirmizi, Ahkam, 6)

Resim---2463-) Ebu Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Devlet otoritesi en büyük hamidir. Haksızlıklarla onun vasıtasıyla (yani hukuk yoluyla) mücadele edilir ve onun vasıtasıyla (tehlikelerden) korunulur. Şayet bu otoriteyi kullanan(lar), Allah'tan sakınmayı emreder ve adaletle hükmeder(ler)se bu yaptıklarından sevap kazanır(lar). Bunun aksine davranır(lar)sa (vebalini) çeker(ler)." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 43)

Resim---2464-) İbn Ömer'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müslüman bir kimsenin hoşlandığı ve hoşlanmadığı her hususta (yöneticisini) dinleyip itaat etmesi gerekir; ancak kendisine Allah'a isyanı gerektiren bir şey emredilmesi hariç. Eğer kendisine Allah'a isyanı gerektiren bir emir verilirse, bunu dinleme ve buna itaat etme yoktur." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 38 )

Resim---2465-) Ebu Zer Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem yanına yaklaşıp: "Yâ Resûlullah! Bana idarî görev vermiyor musun?" diye sordu. Bu isteği karşısında Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem eli ile Ebü Zerr'in omuzuna vurdu ve ona: "Ebu Zer! Sen zayıfsın. İdarecilik ise emânettir. Gerçekten hakkıyla yerine getirmeyen ve gereğini edâ etmeyenler için bu vazife kıyamet gününde rezillik ve pişmanlıktır." buyurdu.
(Müslim, İmâre, 6)

Resim---2466-) Başka bir rivâyette ise Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Ebu Zerr'e : "Ebu Zer! Senin gerçekten zayıf olduğunu görüyorum. Kendim için ne istiyorsam senin için de onu isterim. İki kişiye bile olsa sakın başkan olma! Yetim malını da yönetmeye kalkma!" buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 17)

Resim---2467-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Şu gök kubbenin altında ve yeryüzünün üstünde Ebu Zerr'd.en daha doğru sözlü kimse yoktur.'' buyurmuştur.
(İbn Mâce, Sünnet, 11; Tirmizî, Menâkıb, 35)

Resim---2468-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Siz yöneticiliği çok isteyeceksiniz. (Oysa) o, kıyamet gününde pişmanlık olacaktır. Süt emenin hali ne güzeldir ama sütten kesilenin hali ne kötüdür! " buyurmuştur.
(Buhâri, Ahkâm, 7)

Resim---2469-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hepiniz birer çobansınız/ sorumlusunuz ve hepiniz yönettiklerinizden mesulsünüz. Devlet başkanı bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Evin beyi bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Evin hanımı da bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Köle de efendisinin malı üzerinde bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür." buyurmuştur.
(Buhâri, Cum'a, 11; İstikrâz, 20)

Resim---2470-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Biz yönetim işimize, görevlendirilmek isteyeni tâyin etmeyiz." buyurdu.
(Müslim, İmâre, 14-15; Buhâri, İstitabetü’l- Murteddin, 2)

Resim---2471-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Vallahi, biz bu yönetim işine ne onu isteyen birini tâyin ederiz, ne de ona hırs gösteren birini!." buyurdu.
(Buhâri, Ahkâm, 7; Müslim, İmâre, 14)

Resim---2472-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kişinin mal ve makama düşkünlüğünün dinine verdiği zarar, bir koyun sürüsünün içine salıverilmiş iki aç kurdun o sürüye verdiği zarardan daha büyüktür." buyurmuştur.
(Tirmizî, Zühd, 21; Dârimî, Rikâk, 21)

Resim---2473-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah bir idareci hakkında hayır dilediği zaman, ona dürüst bir yardımcı verir. Eğer o idareci yapılması gereken bir işi unutursa bu yardımcı, ona hatırlatır. Eğer idareci işi kendisi hatırlarsa o zaman da bu yardımcı işin yapılması hususunda idareciye yardımcı olur. Eğer Allah onun hakkında hayır dilememişse ona kötü huylu bir yardımcı verir. Eğer yapılması gereken bir işi unutursa yardımcısı ona hatırlatmaz. Eğer idareci işi kendiliğinden hatırlarsa o zaman da işin yapılmasında ona yardımcı olmaz. " buyurmuştur.
(Ebu Davûd, İmâre, 4)

Resim---2474-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: " ... Ben Allah'a, hiç kimsenin benden ne mal ne de kan konusunda isteyeceği bir hakkı olmadığı halde ulaşmak isterim." buyurmuştur.
(Ebu Dâvud, Büyu, (İcâre) 49; Tirmizî, Büyu, 73)

Resim---2475-) Mahzumoğulları kabilesinden hırsızlık yapan bir kadının affedilmesi için, Kureyşlilerin talebi üzerine, aracılık yapmak üzere gelen Üsame'ye, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Sen, Allah'ın koyduğu cezâlardan birinin affı için aracılık mı ediyorsun?" diye kızmış ve sonrasında halka hitap ederek: "Sizden öncekilerin helâk olmalarının sebebi şuydu: Onlardan güçlü bir kimse hırsızlık yaparsa onu cezâlandırmazlar, zayıf bir kimse hırsızlık yaptığında ise ona cezâ uygularlardı. Allah'a yemin ederim ki Muhammed'in kızı Fatıma hırsızlık yapmış olsaydı mutlaka onun da elini keserdim. " buyurmuştur.
(Tirmizî, Hudud, 6; Tirmizî, Hudud, 8 )

Resim---2476-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Muaz b. Cebel'i Yemen'e gönderirken ondan halka adil davranmasını isteyerek: " ... Sakın (zekât olarak) onların mallarından en iyilerini seçip alma. Mazlumun bedduasından sakın, çünkü onunla Yüce Allah arasında hiçbir engel/perde yoktur." buyurmuştur.
(Müslim, İmân, 29)

Resim---2477-) Abdullah İbnü'l-Lütbiyye, topladığı zekâtlar ile birlikte Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem huzuruna gelmiş ve: "Bu sizin payınız; bu ise bana verilen hediyelerdir." demişti. Hz. Peygamber ise onun hediye almasını hoş görmemiş, aldığı hediyelerin zekât memuru olduğu için verildiğini ima ederek, ''Anne babanın evinde otursaydın bu hediye sana verilir miydi, verilmez miydi?" buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 26)

Resim---2478-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Allah'ım, bir kimse ümmetimin yönetimi konusunda bir vazife alır da onlara zorluk çıkarırsa sen de ona zorluk çıkar! Bir kimse ümmetimin yönetiminde görev alır da onlara hoş muamele ederse, sen de ona hoş muamele eyle! " diyerek Allah'a yal varmıştır.” buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 19)

Resim---2479-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müslümanların idaresini üstlenip de onlar için çalışmayan ve onları doğruya yönlendirmeyen yönetici, /onlarla birlikte cennete giremez." buyurmuştur.
(Müslim, İmân, 229)

Resim---2480-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah'ın, bir gruba yönetici yaptığı kişi, o grubu doğruya yönlendirmek için çaba sarf etmezse, cennetin kokusunu dahi alamaz. " buyurmuştur.
(Buhârî, Ahkâm, 8 )

Resim---2481-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah'ın çizdiği sınırları aşmayarak orada duranlarla bu sınırları aşıp ihlal edenler, bir gemiye yerleşmek üzere kura çeken topluluğa benzerler. (Bu kuranın sonucunda) onlardan bir kısmı geminin üst katına, bir kısmı da alt katına yerleşirler. Alt kattakiler su almak istediklerinde üst kattakilerin yanından geçmek durumundadırlar. Alt katta oturanlar: “Hissemize düşen yerden bir delik açsak, üst katımızda oturanlara eziyet vermemiş oluruz.” derler. Şâyet üstte oturanlar, bu isteklerini yerine getirmek için alttakileri serbest bırakırlarsa, hepsi birlikte batar helâk olurlar. Eğer bunu önlerlerse, hem kendileri kurtulur, hem de onları kurtarmış olurlar." buyurmuştur.
(Buhâri, Şirket, 6; Buhâri, Şehâdat, 30)

Resim---2482-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "İdarecileriniz iyi kimselerden, zenginleriniz cömert kişilerden olduğunda ve işleriniz, aranızda istişare ile yürütüldüğünde, yeryüzünde yaşamanız toprak altına girmenizden daha hayırlıdır. " buyurmuştur.
(Tirmizi, Fiten, 78 )

Resim---2483-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Sizden herhangi bir kimseyi görevli tayin edersek ve o da bir iğneyi hatta daha küçük bir şeyi bizden gizlerse bu hıyanet olur, kıyamet gününde o gizlediği şeyle gelir!" buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 30)

Resim---2484-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Muaz b. Cebel (radiyallahu anhu): "Resulullah (sav) beni Yemen'e vâli olarak gönderiyordu. Yemen'e hareket edeceğim sırada peşimden bir haberci göndererek beni geri çağırdı ve şöyle dedi: “Seni niçin geri çevirdiğimi biliyor musun? Benim iznim olmadan (ganimetten) hiçbir şey alma! Çünkü bu bir hainliktir. Her kim bu dünyada böyle bir hâinlik yaparsa kıyamet günü (Allah'ın huzuruna), yaptığı o hâinlikle getirilir. İşte seni bunun için çağırmıştım, şimdi vazifene gidebilirsin.”
(Tirmizî, Ahkâm, 8 )

Resim---2485-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Allah'ın bir gruba yönetici kıldığı kimse, idaresi altındakilere ihanet üzere ölürse, Allah ona cenneti haram kılar. '' buyurmuştur.
(Müslim, imâre, 21)

Resim---2486-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir yönetici, idâresi altında bulunan kimselere su-i zan ile muamele yapmaya kalkışacak olursa onları fesada sürükler." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Edeb, 37; İbn Hanbel, VI, 4)

Resim---2487-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Yönetici bir kalkandır. Onun ardında savaşılır, onunla tehlikelerden korunulur. Şayet o, Allah'a karşı sorumluluk bilincini emreder ve adaletle hükmederse bütün yaptıklarından sevap kazanır. Bundan başka bir şey emrederse yaptıklarının karşılığını (vebalini) çeker.” buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 43; Nesâî, Biât, 30)

Resim---2488-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "... Her kim emire (yöneticiye) itaat ederse şüphesiz bana itaat etmiş olur. Her kim de ona isyan ederse şüphesiz bana isyan etmiştir. '' buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 32)

Resim---2489-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Vedâ Haccı'nda toplanan büyük kalabalığa da: "Ey insanlar! Allah'a karşı sorumluluk bilinci içerisinde olun. Sizin başınıza kulağı kesik Habeşli bir köle bile getirilmiş olsa Allah'ın Kitabı'na göre hareket edip size de onu uyguladığı sürece emirlerini dinleyin ve itaat edin!" buyurmuştur.
(Tirmizî, Cihâd, 28; Buharî, Ahkâm, 4)

Resim---2490-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Cihadın hangisi daha üstündür?" diye soran bir kişiye de: "Zâlim idarecinin karşısında hakkı söylemektir." buyurmuştur.
(Nesâî, Biat, 37; İbn Mâce, Fiten, 20)

Resim---2490-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Ka'b b. Ucre'ye şöyle söylemiştir: "Ya Ka'b! Benden sonra gelecek bazı devlet adamlarından seni Allah'a sığındırırım. Her kim onların kapılarından girer, yalanlarını doğru sayar, yaptıkları zulümlerine yardımcı olursa ne o benden sayılır, ne de ben ondan. O kimse mahşer günü havzımda benim yanıma gelemez. Her kim de onların kapılarından girsin veya girmesin onların yalanlarını doğrulamaz, yaptıkları zulümlere yardım etmezse o bendendir, ben de ondanım. Mahşer günü bu kişi havzımın yanına gelecektir... " buyurmuştur.
(Tirmizî, Cum'a, 79; Nesâî, Biât, 36)

Resim---2491-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir seriyye hazırlayıp, onlara ensardan Abdullah b.Huzafe'yi komutan olarak tayin eder. Ordu hareket etmeden önce de askerlerin ona itaat etmesini emreder. Yolda ilerlerken, askerler bir şekilde komutanı kızdırırlar. Bunun üzerine şakacı bir kişiliğe sahip olan Abdullah b. Huzafe onlara: "Hz. Peygamber bana itaat etmenizi emretmedi mi?" der. Askerler de "Evet." diye cevap verirler. Bunun üzerine onlara odun toplayıp ateş yakmalarını emreder. Askerler de odun toplar ve ateşi yakarlar. Komutan askerlerine bu ateşe girmelerini emreder. Askerler komutan emrettiği için ateşe girmeye niyetlendiklerinde birbirlerine bakarlar. Bunun üzerine bazıları: "Biz Hz. Peygamber'e ateşten kaçmak için tabi olduk, şimdi ateşe mi gireceğiz?" derler. Bunun üzerine komutanın öfkesi diner ve ateş söndürülür, dolayısıyla hiç kimse ateşe girmeden dönerler. Olay Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem intikal ettiğinde: "Eğer ateşe girmiş olsaydınız, oradan ebedî olarak çıkamazdınız. İtaat ancak meşru olan hususlarda olur." buyurur.
(Buhâri, Ahkâm, 4; Müslim, İmâre, 40; İbn Hişam, Sîret, VI, 53)

Resim---2492-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Allah'a isyan olan yerde itaat yoktur." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 39)

Resim---2493-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müslüman bir kimsenin hoşlandığı ve hoşlanmadığı her hususta (yöneticisini) dinleyip itaat etmesi gerekir; ancak kendisine Allah'a isyanı gerektiren bir şey emredilmesi hariç. Eğer kendisine Allah'a isyanı gerektiren bir emir verilirse, bunu dinleme ve buna itaat etme yoktur." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 38 )


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 31 Eki 2018, 13:31 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
ADALET!.


Resim---2494-) Hacib b. Mufaddal b. Mühelleb'in, babasından naklettiğine göre o , Nu'man b. Beşir'i Resûlullah'tan sallallahu aleyhi vesellem şöyle naklederken işitmiştir: "Çocuklarınız arasında adaletli davranın, çocuklarınız arasında adaletli davranın!"
(Ebu Davûd, Büyü' (kare), 83)

Resim---2495-) Ebu Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Devlet otoritesi en büyük hamidir. Haksızlıklarla onun vasıtasıyla (yani hukuk yoluyla) mücadele edilir ve onun vasıtasıyla (tehlikelerden) korunulur. Şayet bu otoriteyi kullanan(lar), Allah'tan sakınmayı emreder ve adaletle hükmeder(ler)se bu yaptıklarından sevap kazanır(lar). Bunun aksine davranır(lar)sa (vebalini) çeker(ler)." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 43)

Resim---2496-) Ebü Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Yedi sınıf insan vardır ki Allah onları gölgesinden (himayesinden) başka gölgenin (himayenin) olmadığı günde, bizzat kendi gölgesinde (himaye edecektir) gölgelendirecektir: Adil yönetici..." buyurmuştur.
(Buharî, Ezân, 36)

Resim---2497-) Abdullah b. Amr b. As'tan nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Yönettikleri insanlara, ailelerine ve sorumlu oldukları kişilere karşı adaletli davrananlar, Allah katında, Rahman'ın yanında nurdan minberler üzerinde ağırlanacaklar." buyurmuştur.
(Nesâî, Adâbü'l-kudat, 1)

Resim---2498-) Hevazinliler savaş meydanında bozguna uğrayıp dağılınca bütün mallar Müslümanlara kalmıştı. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem savaştan elde ettikleri ganimetleri Müslümanlara paylaştırmaya başladı. Beni Temim Kabilesine mensup Zülhuveysıra adlı bir bedevı: geldi ve "Ya Resulallah! Adaletli ol! " dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, "Yazıklar olsun sanal Ben de adaletli olmazsam kim adaletli olabilir? Eğer adaletli olmazsam, sen hüsrana uğrarsın, bütün umutların boşa çıkar." diyerek bu kişiye sitemde bulundu.
(Müslim, Zekât, 140; Buhârî, Enbiyâ, 28)

Resim---2499-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Her hak sahibine hakkını ver. " buyurmuştur.
(Buhârî, Savm, 51; Tirmizî, Vesâyâ, 5)

Resim---2500-) Nu'man b. Beşir'in annesi Anıra bint. Revaha, eşinden, çocuğu için bir miktar mal ister. Nu'man'ın babası Nu'man'a bağışta bulunmayı kabul eder. Ancak bu sefer de annesi, yapacağı bu hibeye Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem şâhid göstermedikçe ikna olmayacağını ifâde eder. Babası, o zaman henüz bir çocuk olan Nu'man'ın elinden tutarak Efendimize gider ve durumu şöyle arz eder: "Yâ Resûlallah bu çocuğun annesi Bint Revaha, ona yaptığım bağışa şâhid olmanı istiyor." Hz. Peygamber hemen sorar: "Başka çocuğun var mı?" "Evet, var." yanıtını alınca tekrar sorar: "Peki, hepsine aynı miktarda mal verdin mi?" Baba, "Hayır, Yâ Resûlallah! " diye cevaplar. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bunun üzerine: "O zaman beni şâhid tutma. Çünkü ben adaletsizliğe şâhid olamam!" buyurur. Ayrıca: "İyilik yapmaları konusunda çocuklarının sana eşit davranmalarını istemez misin?" diye ekler. Nu'man'ın babası: "Elbette isterim Yâ Resûlallah! " diye cevap verir. "O halde bu yaptığın olmaz! Çocuklarınız arasında eşitliği gözetin. Onların sana iyi davranmaları nasıl senin onlar üzerindeki hakkın ise aralarında adaletli davranman da onların senin üzerindeki haklarıdır." buyurur.
(Müslim, Hibe, 14,17,18)

Resim---2501-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "(Herhangi bir konuda) hakemlik yaptığınız zaman adil olun. " buyurmuştur.
(Taberânî, el- Mucemü'l- evsat, 40-41)

Resim---2502-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Her kim Müslümanlar arasında hakimlik yapmak ister ve bunu elde ettikten sonra adaleti zulmüne baskın gelirse cennetlik olur. Zulmü adaletine baskın gelen kimse ise cehennemlik olur." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Kadâ (Akdiye) 2)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 05 Kas 2018, 12:38 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
HAKLARA RİÂYET!.

Resim---2503-) Ebu Ümame el-Bahill anlatıyor: "Resûlullah'ı sallallahu aleyhi vesellem Vedâ Haccı senesinde verdiği hutbede şöyle derken işittim: “Şüphesiz Yüce Allah, her hak sahibine hakkını vermiştir..."
(Tirmizî, Vesaya, 5)

Resim---2504-) Muaz b. Cebel anlatıyor: "Ufeyr denilen bir eşeğin üzerinde (yolculuk ederken) Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem terkisinde idim... Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: 'Allah'ın kulları üzerindeki hakkı, Allah'a ibâdet etmeleri ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Yüce Allah üzerindeki hakkı ise kendisine ortak koşmayan kimselere azap etmemesidir” buyurdu.
(Müslim, iman, 49)

Resim---2505-) Hz. Aişe radiyallahu anha'den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem (kendisini ibâdete vererek dünyadan el etek çektiğini duyduğunda) Osman b. Maz'ün'u çağırmak üzere birini göndermiş ve geldiğinde ona: "... Ailenin senin üzerinde hakkı vardır. Misafirinin senin üzerinde hakkı vardır. Nefsinin senin üzerinde hakkı vardır.." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Tatavvu', 27)

Resim---2506-) Ebü Hüreyre'nin (radiyallahu anhu) işittiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müslüman'm Müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selâmı almak, hastayı ziyaret etmek, cenazeye katılmak, davete icabet etmek ve aksırana Allah'tan rahmet dilemek." buyurmuştur.
(Buharî, Cenâiz 2)

Resim---2507-) Ebü Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kim kardeşine haksızlık etmişse, onunla helâlleşsin..." buyurmuştur.
(Buharî, Rikak, 48)

Resim---2508-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müflis kimdir bilir misiniz?" Ashabdan söz alan biri: "Bizim aramızda müflis, malı mülkü olmayan kimsedir." dedi. Bu cevap üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Asıl müflis, kıyamet gününde kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekâtla gelir. Ancak dünyada iken şuna sövmüş, buna iftira atmış, ötekinin malını yemiş, berikinin kanını dökmüş, bir başkasını da dövmüştür. (İhlal ettiği bu hakların karşılığı olarak) iyiliklerinden alınıp hak sahiplerine verilir. Şâyet hesabı görülmeden iyilikleri biterse, mağdur ettiği insanların günahlarından alınarak bunun üzerine yüklenir, sonra da cehenneme atılır." buyurdu.
(Müslim, Birr, 59)

Resim---2509-) Ebu Said el-Hudri, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin şöyle buyurduğunu rivâyet etmişti: "Kıyamet günü mü’minler ateşten kurtulurlar ve cennetle ateş arasındaki bir köprü üzerinde durdurulurlar. Orada, dünyada iken aralarında meydana gelmiş haksızlıklar için kısas yapılır. Nihayet haksızlıklardan temizlendikleri ve pak oldukları zaman cennete girmelerine izin verilir."
(Buharî, Rikak, 48)

Resim---2510-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem başka bir konuşmasında: "Âhiret gününde ne altın ne de gümüş para vardır. Bu nedenle haksızlık yapanın iyilik ve sevabları varsa bunlardan alınıp hak sahibine verilir. Şâyet sevabı yoksa mağdur ettiği kişinin günahlarını yüklenir." buyurmuştur.
(Tirmizî, Sıfatı'l- kıyame, 2)

Resim---2511-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah'ın huzuruna, hiç kimseye haksızlık yapmadan çıkmayı umuyorum." buyurmuştur.
(Ebü Davûd, Buyü (İcare), 49)

Resim---2512-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ya Rabbi, sen Hak'sın. Vaadin de haktır. Senin sözün de haktır. Sana kavuşmak haktır. Cennet haktır. Cehennem de haktır. Peygamberler de haktır. Kıyametin kopması da haktır." buyurmuştur.
(Buhârî, Tevhid, 35)

Resim---2513-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah yolunda cihad eden, hürriyetini elde etmek için uğraşan ve zinaya düşmemek için evlenmek isteyen kişiye yardım etmek Allah'ın hakkıdır." buyurmuştur.
(İbn Mâce, Ifk, 3 )

Resim---2514-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Her yedi günde başını ve bedenini yıkamak, Müslüman üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. " buyurmuştur.
(Mülim, Cum'a, 9)

Resim---2515-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Şüphesiz Yüce Allah, her hak sahibine hakkını vermiştir ... " buyurmuştur.
(Tirmizî, Vesâyâ, 5)

Resim---2516-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, ibâdete düşkünlüğünden dolayı Abdullah'ı çok severdi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Abdullah'a: "Hiç ara vermeden, peş peşe sürekli oruç tutuyor, geceleri de sürekli namaz kılıyormuşsun. Aman böyle yapma. Çünkü senin üzerinde gözünün hakkı var, nefsinin hakkı var, âilenin (eşinin) hakkı var. Bazı günler oruç tut, bazen tutma. Namaz kıl, uykunu da uyu. On günde bir oruç tutsan, diğer dokuz gün için de sevap alırsın."buyurdu. Abdullah: "Ya Resulallah! Ben dediklerinden daha fazlasını yapabilecek kadar güçlüyüm! " dedi.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem "O zaman Davûd Peygamber'in orucu gibi oruç tut." dedi. Abdullah sordu: "Davûd Peygamber nasıl oruç tutardı ki Yâ Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem?" Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Davûd Peygamber bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı. Düşmanla karşılaştığı zaman da kaçmazdı. " cevabını verdi. Abdullah: "(Böyle oruç tutup takatsiz kalınca) kim savaştan kaçmamamı garanti edebilir ki!" dediğinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz sözünü üç kere tekrarladı ve: "Hiç ara vermeden, sürekli, her gün oruç tutan, oruç tutmuş sayılmaz." buyurdu.
(Müslim, Siyâm, 186)

Resim---2517-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bütün insanlığa hitaben şöyle buyurur: "(Ey insanlar!) Bu (Zilhicce) ayınızda, bu (Mekke) şehrinizde, bu (arefe) gününüz nasıl saygın ise, kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız (şeref ve namuslarınız) da aynı şekilde saygın (dokunulmaz)dır. "
(Buhârî, ilim, 9; Müslim, Kâsame, 30)

Resim---2518-) Bir gün, Yahudi olduğu söylenen bir adam, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize borç verdiği deveyi kaba bir tavırla ister. Onun bu tavrını beğenmeyen ashabdan bazıları onu paylamak isterler. Ancak Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hak sahibinin, söz söyleme hakkı vardır." buyurmuştur.
(Müslim, Musâkat, 120)

Resim---2519-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Sizin, hanımlarınızın üzerinde haklarınız olduğu gibi, hanımlarınızın da sizin üzerinizde haklan vardır. Sizin hanımlarınız üzerindeki hakkınız, hanımlarınızın namuslarını muhafaza etmeleri ve hoşlanmadığınız kimsenin evinize girmesine izin vermemeleridir. Dikkat edin! Hanımlarınızın sizin üzerindeki hakkı onların giyim ve gıda ihtiyaçlarını güzelce karşılanmasıdır." buyurmuştur.
(İbn Mâce, Nikah, 3)

Resim---2520-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir evlâdın anne ve babasının hakkını ödemesi gerçekten zordur.'' buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 8 )

Resim---2521-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Rabbin hoşnutluğu anne babanın hoşnutluğuna, O'nun öfkesi ise anne babanın öfkesine bağlıdır." buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 3)

Resim---2522-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Allah'a ve âhiret gününe iman eden kimse akraba ilişkilerini sürdürsün.'' buyurmuştur.
(Buhâri, Edeb, 85)

Resim---2523-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Akrabalarla ilişkiyi kesen kimse cennete giremez." buyurmuştur.
(Buhârî, Edeb, 11)

Resim---2524-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah'a ve âhiret gününe iman eden kişi, komşusuna eziyet etmesin. " buyurmuştur.
(Buhârî, Edeb, 85)

Resim---2525-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Zulümden sakının! Çünkü zulüm kıyamet gününde karanlıklar olacaktır." buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 56)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 08 Kas 2018, 16:41 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
BARIŞ!.

Resim---2526-) Hz. Aişe' den (radiyallahu anha) rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem (namazın sonunda) selâm verdiği zaman: ''Allahümme ente's-selâmü ve minke's-selâm, tebarekte ya ze'l-celâli ve'l-ikram." (Allah'ım! Sen barış ve esenliksin, barış ve esenlik senden gelir. Yücelik ve ikram sahibi olan Allah'ım! Sen ne mübareksin.) buyurudu.
(Ebu Davûd, Vitr, 25)

Resim---2527-) Abdullah b. Amr'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Düşmanla karşılaşmayı dilemeyin. Allah'tan afiyet isteyin..." buyurmuştur.
(Darimî, Siyer, 6; Buharî, Temenni, 8 )

Resim---2528-) Ebu Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bilesiniz ki! Kim Allah'ın ve Resûlü'nün güvencesi altında bulunan anlaşmalı bir kimseyi öldürürse, Allah'a verdiği sözü bozmuş olur ve cennetin kokusunu dahi alamaz." buyurmuştur.
(Tirmizî, Diyat, 11)

Resim---2529-) Sehl b. Sa'd (radiyallahu anha) anlatıyor: "Kuba’lılar birbirleriyle (taşlı sopalı) kavga ettiler. Kendisine bu olay haber verilince Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem hemen: “Haydi gidelim de onları barıştıralım.” buyurdu."
(Buharî, Sulh, 3)

Resim---2530-) Amr b. Abese Resûlullah'dan sallallahu aleyhi vesellem şu sözleri işittiğini nakleder: "Kimin herhangi bir toplumla arasında bir anlaşma varsa süresi sona erinceye kadar ya da karşılıklı olarak anlaşmayı vaktinden önce bozduklarını birbirlerine bildirinceye kadar bu bağı ne yeniden bağlasın ne de çözsün. " buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Cihad, 152; Tirmizî, Siyer, 27)

Resim---2531-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem amcası Ebu Talib'in kızı Ümmü Hani'nin emân/güvence verdiği bir kimsenin emniyet içerisinde olacağını beyân etmiştir. Ümmü Hani gelerek: "Ya Resûlallah! Annemin oğlu (kardeşim) Ali, benim kendisine emân vererek himayeme aldığım (eski kocam) İbn Hübeyre'yi öldüreceğini söylüyor." demiş, Resûlullah da ona,: "Ey Ümmü Hani, senin emân verdiğin kişiye biz de emân vermişizdir." buyurmuştur.
(Buhâri, Cizye, 9)

Resim---2532-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bilesiniz ki! Kim Allah'ın ve Resûlü'nün güvencesi altında bulunan anlaşmalı bir kimseyi öldürürse Allah'a verdiği sözü bozmuş olur ve cennetin kokusunu dahi alamaz. " buyurmuştur.
(Tirmizî, Diyât, 11; Nesâî, Kasâme, 14)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 12 Kas 2018, 15:52 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
ŞİDDET!.

Resim---2533-) Hz. Aişe' den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ey Aişe! Allah, rıfk (nezâket ve yumuşaklık) sahibidir ve rifktan hoşlanır. Sertlik, kabalık ve nezâket dışı diğer davranışlara vermediği ecri rifk sâyesinde verir." buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 77)

Resim---2534-) Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem sahabisi Ebu Sırma'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kim zarar verirse Allah da ona zarar verir. Kim (insanlara) güçlük çıkarırsa, Allah da ona güçlük çıkarır." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Kada' (Akdiye), 31)

Resim---2535-) Hişam b. Hakim b. Hizam' dan rivayet edildiğine göre o, Şam bölgesinde bazı insanlara rastladı. Onların güneşe karşı dikilmiş ve başlarına zeytinyağı dökülmüş olduğunu görünce: "Bu nedir?" diye sordu. Kendisine "Vergi (vermedikleri) için cezâlandırılıyorlar." denildi. Bunun üzerine dedi ki: "Haberiniz olsun! Ben Resûlullah'ı sallallahu aleyhi vesellem şöyle derken işittim: “Bu dünyada insanlara işkence edenlere şüphesiz Allah da azab edecektir."'
(Müslim, Birr, 117)

Resim---2536-) Hz. Aişe şöyle demiştir: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Allah yolunda cihad hariç eliyle hiç kimseye vurmadı. Ne bir kadına, ne de bir hizmetçiye!.. "
(Müslim, Fedâil, 79)

Resim---2537-) Enes (b. Malik) tarafından rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem kolları iki adamın omuzunda olduğu halde zorla yürüyen bir adama rastladı ve: "Bu adama ne oldu?" diye sordu. "(Kâbe'ye) yürüyerek gitmeyi adadı." dediler. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bu adamın kendine eziyet etmesine Allah'ın ihtiyacı yoktur. Ona söyleyin de bineğine binsin! " buyurdu.
(Nesâî, Eyman, 42)

Resim---2538-) Ensardan Ebü Mes'ud el-Bedri, bir gün kölesini elindeki kırbacıyla hiddetle dövüyordu. O sırada arkasından birisi: "Bilmiş ol ey Ebu Mes'ud!" diye kendisine seslendi. Ebü Mes'üd o kadar öfkeliydi ki sesin kime ait olduğunun farkına bile varmadı ve kölesine vurmaya devam etti. Fakat arkasındaki kişi kendisine doğru yaklaşıyor, bir yandan da: "Bilmiş ol ey Ebu Mes'ud!" diyerek uyarmaya devam ediyordu. Ebü Mes'ud arkasına dönüp baktığında kendisine seslenenin Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem olduğunu fark etti. Elindeki kırbacı hemen bırakıverdi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bilmiş ol ey Ebu Mes'ud! Allah'ın senin üzerindeki gücü, senin kölenin üzerindeki gücünden daha fazladır." buyurdu. Ebü Mes'üd, bu durum karşısında kendini mahcub hissetti. Bundan böyle hiçbir köleyi dövmeyeceğine dair söz verdi ve: "Yâ Resûlullah! Allah rızası için bu köle artık hürdür." dedi.
(Müslim, Eyman, 34; Ebu Davûd, Edeb, 123-124)

Resim---2539-) Yâsir Âilesine türlü türlü eziyetler yapıldı. Bu aileyi kızgın kumlara yatırıp, günlerce aç susuz bıraktılar. Bedenlerini korlarla dağlayıp, sopalarla dövdüler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir defasında onlara işkence yapılırken gördü ve: "İmrân Âilesi'ne ve Yâsir Âilesi'ne müjdeler olsun! Sizin kavuşacağınız yer cennettir." buyurdu.
(Hâkim, Müstedrek, VI, 2075)

Resim---2540-) Ammar b. Yasir işkence altında bitkin düşmüşken müşriklerin zor kullanması sonucu onların taptığı ilâhlar hakkında olumlu sözler söyleyerek kurtulabildi. Daha sonra Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize durumu anlatınca o: "Tekrar ederlerse sen yine böyle söyle!" diyerek Ammar'ı teskin etti. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Ammar iliklerine kadar iman ile doludur." buyurmuştur.
(İbn, Saad, Tabakat, III, 249; İbn Mâce, Sünnet, 11; Nesâî, İmânü, 17)

Resim---2541-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem : "Sizden biri nasıl olur da hanımını köle döver gibi döver? Sonra bir de günün sonunda onunla aynı yatağı paylaşır!" buyurmuştu.
(Buhârî, Tefsir (Şems) 1)

Resim---2542-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem : "Biriniz hizmetçisine vurur da o da Allah'ı hatırlatırsa derhal elini çeksin!" buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 32)

Resim---2543-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kim bir zimmîye (anlaşmalı gayri müslim vatandaşa) zulmedip onun hakkını vermezse, ona gücünün yetmediği bir yük yüklerse veya rızası olmaksızın ondan bir şey alırsa kıyamet günü ben onun hasmı olacağım." buyurmuştur.
(Ebü Davûd, lmare,31 -33: Beyhakî es Sünenü'l- kübra IX, 342)

Resim---2544-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem : "Haya imandandır, iman ise kişiyi cennete götürür. Kötü söz söylemek insanlara sıkıntı verip onları incitir. Sıkıntı vermek ise kişiyi cehenneme götürür.'' buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 65; İbni Hanbel, II, 502)

Resim---2545-) Bir adam hac ibadetini yürüyerek yapmayı adamış, fakat yürümeye mecâli kalmadığı için iki kişinin omuzlarına tutunarak yürümeye başlamıştı. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem adamı bu halde görünce: "Bu adama ne oldu?" diye sormuş, adamın Kâbe'ye yürüyerek gitmeyi adadığı kendisine söylenmişti. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bu adamın kendine eziyet etmesine Allah'ın ihtiyacı yoktur. Ona söyleyin de bineğine binsin!" buyurmuştu.
(Nesâî, Eymân, 42)

Resim---2546-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, bir gün insanlara hitab ederken bir adamın güneşte ayakta beklediğini görmüştü. Adamın güneşte bekleme sebebini sorunca: "Bu adamın adı Ebu İsrail'dir. Oruçlu iken ayakta durup oturmamayı, güneşte dikilip gölgelenmemeyi ve konuşmamayı adamış." dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ona söyleyin, konuşsun, gölgeye geçsin, otursun ve orucunu tamamlasın!" buyurdu.
(Buharî, Eyman ve nüzur, 31; Ebu Davûd, Nüzur, 19)

Resim---2547-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem "İçinde can taşıyan hiçbir şeyi hedef yapmayın!" buyurmuştur.
(İbn Mâce, Zebâih, 10; İbni Hanbel, 1, 298)

Resim---2548-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Rifktan (yumuşak huyluluk ve nezaketten) mahrum kalan, hayırdan da mahrum kalmıştır." buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 74)

Resim---2549-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, bindiği deve ağır hareket ettiği için onu öteye beriye sürmeye başlayan Hz. Aişe Vâlidemizi, yumuşak davranması konusunda uyarmış ve şöyle buyurmuştur: "Rifk (zârif davranış) işe güzellik katar, rifktan (zerâfetten) yoksunluk ise, işi kusurlu kılar."
(İbn Mâce, Zebâih, 3; Müslim, Birr, 78-79)

Resim---2550-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden güvende olduğu (zarar görmediği) kimsedir. Mü’min de halkın canları ve malları konusunda kendisinden emin olduğu kimsedir." buyurmuştur.
(Tirmizî, İman, 12; Nesaî iman, 8 )


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 18 Kas 2018, 12:17 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
EMR-İ Bİ'L- MÂ'RÛF NEHY-İ ANİ'L-MÜNKER!.

Resim---2551-) Ebu Said el-Hudri'nin işittiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir kötülük gören kişi, eli ile değiştirmeye gücü yetiyorsa onu eli ile değiştirsin. Buna gücü yetmez ise dili ile değiştirsin. Buna da gücü yetmezse kalbi ile (o kötülüğe) tavır koysun, (onu hoş görmesin). Ve bu da imanın asgari gereğidir. " buyurmuştur.
(Ebu Dâvud, Salât, 239-242)

Resim---2552-) İbn Abbas'ın naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen ve iyiliği emredip/teşvik edip kötülükten sakındırmayan! uzaklaştırmayan bizden değildir." buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 15)

Resim---2553-) Said b. Ebü Bürde b. Ebu Musa el-Eş'ari'nin, babası aracılığıyla dedesinden naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Her Müslüman sadaka vermelidir." Oradakiler: "Peki, ya verecek bir şey bulamazsa?" deyince Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "O zaman çalışır ve (kazandığından) hem kendisi faydalanır hem de sadaka verir." buyurdu. "Buna da güç yetiremez ya da yapamazsa?" dediler. "Yardıma muhtaç mazlum ve mağdur bir kimseye yardım eder!" buyurdu. "Bunu da yapamazsa?" dediler. "İyiliği/hayrı emretsin/teşvik etsin." buyurdu. "Bunu da yapamazsa?" dendiğinde, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kötülükten uzak dursun. Bu da onun için sadakadır." buyurdu.
(Buharî, Edeb, 33)

Resim---2554-) Huzeyfe b. Yeman'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bu canı bu tende tutan Allah'a yemin ederim ki ya iyiliği emredip/teşvik edip kötülükten sakındırırsınız/uzaklaştırırsınız ya da Allah size bir cezâ gönderir de O'na dua edersiniz ama O, duanıza karşılık vermez." buyurdu.
(Tirmizî, Fiten, 9)

Resim---2555-) Ubeydullah b. Cerir'in, babasından naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Aralarında günahlar işlenip durduğu halde bu günahları işleyenlerden daha güçlü ve onları engellemeye muktedir iken bunu yapmayan topluluğun hepsine birden Yüce Allah azab verir." buyurmuştur.
(İbn Hanbel, IV, 366)

Resim---2556-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Dikkat edin. Allah'a yemin olsun ki, siz (ya) iyiliği emreder/teşvik eder kötülükten menedersiniz/uzaklaştırırsınız, zâlimin elinden tutup onu hakka döndürürsünüz ve onu hak üzere tutarsınız (ya da sizin sonunuz da onlar gibi olur)." buyurmuştur.
(Ebu Dâvud, Melâhim, 17;

Resim---2557-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e gelerek, "Bana ne yapmamı emredersin?" diye soran Harmele'ye Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ma'rufu yap ve münkerden sakın." buyurmuştur.
(Beyhakî, Şuabü'l- İman, VI, 501)

Resim---2558-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hayra vesile olan kişi onu yapmış gibidir." buyurmuştur.
(Tirmizî, İlim, 14; İbn Hanbel, V, 357)

Resim---2559-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "En üstün/iyi cihad, zâlim yöneticinin karşısında hakkı dile getirmektir." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Melâhim, 17)

Resim---2560-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kıyamet günü bir adam getirilip, cehenneme atılacaktır. Bağırsakları dışarı dökülen bu adam, eşeğin değirmen taşının etrafında döndüğü gibi cehennemde, bağırsaklarının etrafından dönecektir. Cehennemdekiler etrafına toplanıp: “Sen iyiliği tavsiye edip, kötülüklerden insanları uzaklaştırmaz mıydın (bu ne hal)?” diye soracaklardır. Bunun üzerine o adam: 'Evet. İyiliği emrederdim, ancak kendim yapmazdım; kötülüklerden insanları sakındırırdım, ancak onları kendim yapardım." der!.”buyurmuştur.
(Müslim, Zühd, 51)

Resim---2561-)Câhil bir bedevinin mescidin içinde idrarını yapması üzerine, ashab hiddetlenerek ona doğru yürümüş, ancak Şefkat Peygamberi Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem onlara: "Onu bırakın, işini görsün. Sonra idrarının üzerine bir kova su döküp onu temizleyin, çünkü siz zorluk çıkarmak için değil kolaylık göstermek için gönderildiniz." buyurmuştur.
(Buharî, Vudü', 58; Tirmizî, Taharet, 112)

Resim---2562-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, kötülüğü önleme hususunda bir gemide yaşayan iki grup insana benzetir. Kura sonucu bu iki gruptan biri geminin alt katına, diğeri ise üst kata yerleştirilmiştir. Alt kattakiler su ihtiyaçlarını gidermek için üst kata çıkmak zorunda kaldıklarından geminin alt tarafına bir delik açmaya karar verirler. Böylece üst kattakileri rahatsız etmeden ihtiyaçlarını giderebileceklerini düşünürler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem der ki, "Eğer üsttekiler, alttakileri, yapacakları bu işten vazgeçirmezlerse hepsi birden helâk olur. Fakat onlara engel olurlarsa hepsi birden kurtulur."
(Buharî , Şirket, 6)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 11 Ara 2018, 14:54 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
CİHÂD!.

Resim--- 2563-) Amr b. Mâlik el-Cenbi diyor ki: "Fedale b. Ubeyd bana Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem Vedâ Haccı'nda şöyle buyurduğunu nakletti: “...Mücâhid, Allah'a itaat yolunda nefsi ile cihâd edendir..."
(İbn Hanbel, VI, 22)

Resim--- 2564-) Enes (b. Mâlik)'in rivâyet ettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ellerinizle, dillerinizle ve mallarınızla cihâd edin." buyurmuştur.
(Nesâî, Cihâd, 48)

Resim--- 2565-) Ebu Said el-Hudrî'nin rivâyet ettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "En değerli cihâd, zâlim yöneticinin karşısında hakkı dile getirmektir." buyurmuştur.
(İbn Mâce, Fiten, 20; Dâvud, Melâhim, 17)

Resim--- 2566-) Zeyd b. Halid el-Cühenî'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Her kim Allah yolunda savaşacak bir askeri (savaş için) donatırsa kendisi de savaşmış gibi olur. Kim de Allah yolunda savaşa çıkan gazinin arkasından ailesine iyi bir şekilde göz kulak olursa o da savaşmış gibi olur." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 135; Buhâri, Cihâd, 38)

Resim--- 2567-) Ebu Zer (radiyallahu anhu) anlatıyor: "Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem , 'Hangi amel daha faziletlidir?” diye sordum. “Allah'a inanmak ve O'nun yolunda cihâd etmek.” buyurdu.
(Buharî, Itk, 2)

Resim--- 2568-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kendilerine savaş açılan Müslümanlara, zulme uğramaları sebebiyle cihâd için izin verildi. Şüphe yok ki Allah'ın gücü onlara yardım etmeğe yeter. " buyurmuştur.
(Hac, 22/39; Nesâi, Cihâd, 1; Tirmizî, Tefsirü'l- Kur'ân, 22)

Resim--- 2569-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: " ...Mücâhid, Allah'a itaat yolunda nefsi ile cihâd edendir... " buyurmuştur.
(İbn Hanbel, Vl, 22; Tirmizî, Fedailü'l- cihâd, 2)

Resim--- 2570-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Hassan b. Sabit'i: "Onları (şiirinle) hicvet, Cebrâil seninle birliktedir. " buyurmuştur.
(Buharî, Bed'ü'l- halk, 6; Müslim, Fedailü's- sahabe, 153)

Resim--- 2571-) "Şâirlere ancak azgınlar uyar." âyeti inince Ka'b b. Mâlik, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize gelerek: ''Allah Teâlâ şiir hakkında bildiğin âyeti indirmiştir, sen bu konuda ne dersin?" diye sormuş, bu soruya Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hiç şüphesiz mü’min (hem) kılıcı, (hem de) dili ile cihâd eder." buyurmuştur.
(Şuarâ, 26/224; İbn Hanbel, III, 456)

Resim--- 2572-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah yolunda malından çifter çifter harcayan bir Müslüman'ı mutlaka cennet bekçileri cennete girmeye dâvet edecektir." buyurmuştur.
(Darimî, Cihâd, 13; İbn Hanbel, V, 152)

Resim--- 2573-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, yularlı bir deve ile kendisine gelerek: "Bu, Allah yoluna fedâ olsun! " diyen bir sahabiye: "Buna karşılık âhirette hepsi yularlı yedi yüz deve senin olacaktır." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 132)

Resim--- 2574-) Beşir b. Hassasiye de bağlılığını sunmak üzere Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem gelenlerdendi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ona Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in de O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmek, namaz kılıp zekât vermek, hac ibadetini yerine getirmek, Ramazan ayında oruç tutmak ve Allah yolunda cihâd etmek koşulu ile kendisinden biat alacağını bildirmiştir. Bunun üzerine Beşir b. Hassasiye: "Yâ Resûlullah! Bunlardan ikisine vallahi gücüm yetmez: Cihâda ve zekâta. Çünkü savaşta sırtını dönüp kaçanın Allah'ın gazabına uğrayacağını söylüyorlar. Ben ise savaş meydanında hazır bulunursam içimi bir korku kaplar ve nefsim ölmeyi istemez. Sadakaya gelince, vallahi benim malım, küçük bir koyun sürüsü ve on deveden ibârettir. Bunlar da âilemin geçim kaynağı ve bineğidir." karşılığını verir. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem onun elini tutup sallayarak: "Cihâd yok, zekât yok ... O halde cennete nasıl gireceksin?" buyurur. Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem bu kararlılığını gören İbnü'l-Hassasiye: " Yâ Resûlullah! Sana biat ediyorum." der ve Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem saydığı bütün şartlar üzerine biat eder.
(İbnü'l-Esir, Üsdu'l-gabe, I, 396; İbn Hanbel, V, 224)

Resim--- 2575-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah yolunda savaşmadan yahut da bunu (en azından) gönlünden geçirmeden ölen kimse bir çeşit münâfıklık üzere ölür. " buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 158)

Resim--- 2576-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem : "Sabah ya da akşam, Allah yolunda (yapılacak) bir sefer, dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 112)

Resim--- 2577-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "... Ümmetime sıkıntı vermeyecek olsaydım, cihâda çıkan hiçbir askeri birliğin arkasında oturup kalmazdım. Allah yolunda öldürülüp diriltilmeyi, ondan sonra öldürülüp diriltilmeyi, ondan sonra öldürülmeyi ne kadar isterdim! " buyurmuştur.
(Buhâri , Cihâd, 5)

Resim--- 2578-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah, yalnızca kendi yolunda cihâd etmek ve O'nun sözlerini (Kur'ân'ı) doğrulamak üzere cihâda çıkan kimseyi cennete sokmaya veya çıktığı evine sevap ve ganimet ile döndürmeye kefil olmuştur. " buyurmuştur.
(Buharî, Tevhid, 28)

Resim--- 2579-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah yolunda (cihâda dair) bir iz taşımadığı halde ölen kimse kıyamet günü kendisinde bir eksiklik bulunarak Allah'ın huzuruna çıkar. " buyurmuştur.
(İbn Mâce, Cihâd, 5)

Resim--- 2580-) Nu'man b. Beştr, bir Cuma günü minberin yanı başında Resûlullah'ı sallallahu aleyhi vesellem beklerken bu tarz bir konuşmaya tanık olmuştu. Bir adam: "Müslüman olduktan sonra hacılara su verme dışında hiçbir iş yapmamış olsam aldırış etmem." derken diğeri: "Ben de Müslüman olduktan sonra, Mescid-i Haram'ı onarmak dışında hiçbir iş yapmamış olsam aldırış etmem." karşılığını vermişti. Zirâ sikâye ve imâre diye isimlendirilen bu görevleri üstlenmek o dönemde kişilere çok büyük şeref ve saygınlık kazandırmaktaydı. Bu iki şahsın konuşmasını dinleyen bir başkası: "Allah yolunda cihâd etmek sizin söylediklerinizden daha faziletlidir." diyerek tartışmaya katılmıştı. Orada bulunan Hz. Ömer: "Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem minberinin yanında sesinizi yükseltmeyin. Bugün cuma. Cuma namazını kıldıktan sonra (Hz. Peygamber'in) huzuruna girer, ihtilafa düştüğünüz şey hakkında kendisine danışırım." diyerek bu tartışmaya engel olmuştu. Bu olay üzerine şu âyet-i kerime nazil oldu: "Hacca gelenlere su vermeyi ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve âhiret gününe inanıp Allah yolunda cihâd eden kimse ile bir mi tutuyorsunuz? Onlar asla birbirine denk olmazlar. Allah, zâlimler topluluğunu hidâyete erdirmez. "
(İbn Abdülber, İstiab, s , 72 -724; Tevbe, 9/1 9; Müslim, İmâre, 111)

Resim--- 2581-) Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem: " Yâ Resûlullah, amellerin hangisi daha faziletlidir?" diye soran bir kişiye Hz. Nebî sırasıyla: ''Allah'a inanmak, O'nun yolunda cihâd etmek ve Allah katında makbul olan hac." şeklinde cevap vermişti.
(Müslim, İman, 135; Buharî, Hac, 4)

Resim--- 2582-) Adamın biri Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem huzuruna gelerek: "Hem sevap hem de şöhret için savaşan bir adam hakkındaki görüşün nedir? Bu adam ne kazanır?" diye sorunca Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hiçbir şey kazanamaz." cevabını vermişti. Ancak adam ısrarla sorusunu üç defa tekrarlamış bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hiç şüphe yok ki Allah ancak samimî bir şekilde ve kendi rızasını kazanma niyeti ile yapılan ameli kabul eder. " buyurmuştur.
(Nesâi, Cihâd, 24; Müslim, İmâre, 149)

Resim--- 2583-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize: " Yâ Resûlullah, bir adam ganimet için savaşıyor, bir başkası meşhur olmak için savaşıyor, bir diğeri ise gösteriş için savaşıyor. Allah yolunda savaşan kimdir?" diye sorulmuş, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kelime-i tevhidi en yüce kılmak için savaşan kimse Allah yolundadır." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 149)

Resim--- 2584-) Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem başarılı komutanlarından Amr b. As'ın oğlu olan Abdullah b. Amr: " Yâ Resûlullah, bana cihâdı ve gazayı anlat..." diyerek cihâdı en iyi şekilde kavrama arzusunu dile getirmişti. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ey Abdullah b. Amr! Eğer sen sabrederek ve sevabını sadece Allah'tan bekleyerek savaşırsan, Allah da seni sabreden ve yaptığı mücadelenin karşılığını sadece Allah'tan bekleyen bir kişi olarak diriltir. Eğer gösteriş ya da övünmek için savaşırsan, Allah seni gösteriş yapan ve övünen bir kişi olarak diriltir. Yâ Abdullah b. Amr! Sen hangi hal üzere savaşırsan Allah da seni o hal üzere diriltir." buyurmuştur.
(Ebu Dâvud, Cihâd, 24)

Resim--- 2585-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ey insanlar düşmanla karşılaşmayı dilemeyin Allah'tan afiyet isteyin. Onlarla karşılaştığınız zaman da sabırlı/dirençli olun ve bu durumda bilin ki cennet kılıçların gölgesi altındadır.'" buyurmuştur.
(Müslim, Cihâd ve siyer, 20; Buhârî, Cihâd, 112)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 11 Ara 2018, 14:54 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
SAVAŞ HUKUKU!.


Resim--- 2586-) Muaz b. Cebel'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Savaş iki türlüdür: Allah'ın rızasını kazanmak isteyen, komutanına itaat eden, değerli malını bu yolda harcayan, arkadaşına kolaylık gösteren ve bozgunculuktan kaçınan kimsenin uykusu da uyanıklığı da tamamıyla sevap olarak yazılır. Gösteriş ve başkalarına duyurmak için savaşan, komutanına isyan eden ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaran kimse ise bundan hiçbir karşılık göremez. " buyurmuştur.
(Nesâi, Cihad, 46)

Resim--- 2587-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ey insanlar! Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin. Allah'tan afiyet isteyin. Fakat onlarla karşılaştığınız zaman da sabredin. Ve bilin ki cennet kılıçların gölgeleri altındadır." buyurmuştur.
(Müslim, Cihad ve siyer, 20; Buharî, Cihad, 156)

Resim--- 2588-) Ebü Hüreyre' den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: "Harp, hiledir."
(Müslim, Cihad, 18; Buharî, Cihad, 157)

Resim--- 2589-) Süleyman b. Büreyde, babasının şöyle dediğini naklediyor: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir orduya veya birliğe kumandan tayin ettiği zaman öncelikle ona Yüce Allah'tan sakınmasını ve beraberindeki Müslümanlara iyi davranmasını tavsiye ettikten sonra: “Allah yolunda Allah'ın adıyla savaşın! Allah'ı inkar edenlerle çarpışın! Savaşın, ama ganimet malına ihânet etmeyin. Ölülere (uzuvlarını keserek) müsle yapmayın! Çocukları öldürmeyin!.." derdi.
(Müslim, Cihad ve siyer, 3)

Resim--- 2590-) Şeddad b. Evs şöyle demiştir: "İki hususu Resûlullah'tan sallallahu aleyhi vesellem öğrendim. O buyurdu ki: “Allah her işte ihsanı (güzel ve zarif davranmayı) emreder. Savaşta/yahut hayvan boğazlarken dahi) öldürmeyi en güzel biçimde (acı çektirmeden ve hunharca görüntülere meydan vermeden) yapın..."'
(Müslim, Sayd, 57; Ebü Davûd, Dahaya, 10, 11)

Resim--- 2591-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ordu hazırlanıp savaş için yola çıkacağı esnada, ordunun komutanına şu tavsiyelerde bulunurdu: "Müşrik düşmanlarınla karşılaştığın zaman onlara şu üç seçeneği sun. Bunların hangisinde sana olumlu cevap verirlerse kabul et ve onları bırak. Onları İslam'a çağır; kabul ederlerse bunu kabullen ve onları serbest bırak. Onları kendi yurtlarından muhacir diyarına göç etmeye çağır. Eğer bunu yaparlarsa muhacirlerin haklarına ve sorumluluklarına sahip olacaklarını haber ver. Ama yurtlarından göç etmeyi kabul etmezlerse Müslüman bedeviler gibi olacaklarını, Allah'ın onlar için belirlediği hükümlerin kendileri için de geçerli olacağını söyle. Bu durumda ancak Müslümanlarla birlikte cihada katılırlarsa ganimet ve fe'y elde edebileceklerdir. Şâyet bunu da reddederlerse cizye vergisi vermelerini teklif et. Eğer cizye vermeyi olumlu karşılarlarsa bunu kabullen ve onlara dokunma. Son olarak bunu da reddederlerse Allah'tan yardım dileyerek onlarla savaş... "
(Müslim, Cihad ve siyer, 3; İbn Mâce, Cihad, 38)

Resim---2592-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Siz savaşın ne getireceğini kestiremezsiniz." buyurmuştur.

Resim---2593-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Dikkat edin! Allah'ın ve Resûlü'nün güvencesi altında bulunan anlaşmalı bir kimseyi öldüren Allah'a verdiği sözü bozmuş olur ve cennetin kokusunu dahi duyamaz." buyurmuştur.
(Tirmizî, Diyât, 11)

Resim---2594-) Müseylime isimli yalancı peygamberin mektubunu kendisine getiren iki elçinin ifadelerine öfke duyduğu halde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem elçileri öldürmemiş ve: "Elçilerin öldürülmemesi gerektiği bir kural olmasaydı ikinizin de boynunu vururdum." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Cihad, 154)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 11 Ara 2018, 14:57 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
ESİRLERİN HUKUKU!.

Resim---2595-) Ebü Musa'nın naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Esiri özgürlüğüne kavuşturun, davet edenin (davetine) katılın, hastayı ziyaret edin." buyurmuştur.
(Buharî, Nikah, 72)

Resim---2596-) Mus'ab b. Umeyr'in kardeşi Ebü. Aziz b. Umeyr anlatıyor: "Bedir günü esirler arasındaydım. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, 'Esirlere iyi davranın! ' buyurdu. Ben bir ensar grubunun elinde esirdim. Ensar, Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem emrine uyarak sabah ve akşam ekmek ve yemeklerini bana ikram ederler, kendileri de hurmayla yetinirlerdi."
(Taberani, el-Mu'cemü'l-kebir, XXII, 393)

Resim---2597-) Ebu Eyyüb anlatıyor: Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem şöyle dediğini işittim: "Her kim (esirler arasındaki) anne ile çocuğunu birbirinden ayırırsa Allah da o kimseyi kıyamet gününde sevdiklerinden ayırır."
(Tirmizî, Siyer, 17; İbn Hanbel, V, 413)

Resim---2598-) Ali kerremallahu vechehu anlatıyor: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana kardeş olan iki yardımcı genç hibe etti. Ben de onlardan birini sattım. Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana: “Ey Ali! Gençten ne haber?” diye sordu. Ben de ona (sattığımı) söyledim. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Onu geri al! Onu geri al!.” buyurdu.
(Tirmizî, Büyü', 52; İbn Mâce, Ticâret, 46)

Resim---2599-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: " ... (Köle) kardeşleriniz, Allah'ın sizin emrinize verdiği hizmetçilerinizdir. Her kimin kardeşi emri altında bulunursa ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerini aşan işler yüklemeyiniz. Eğer ağır işler yüklerseniz onlara yardım ediniz. "
(Buhârî, İmân, 22)



_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 13 Ara 2018, 14:27 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
GAZİLİK!.


Resim---2600-) Ebu Hüreyre'nin naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Allah yolunda yaralanan her bir yaralı muhakkak kıyamet gününde yarası kanayarak gelir. Rengi kan rengi, kokusu ise misk kokusudur." buyurmuştur.:
(Buharî, Sayd, 31)

Resim---2601-) Ebu Ümame'nin naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Sadakaların en değerlisi, Allah yolunda(ki mücahidlerin) gölgelenmesi için çadır (bağışlamak), bir hizmetçiyi Allah yolunda (çalışmak üzere) hibe etmek veya at, deve gibi binilmeye uygun bir hayvanı Allah yolunda (kullanılmak üzere) bağışlamaktır." buyurmuştur.
(Tirmizî, Fedailü'l-cihad, 5)

Resim---2602-) Zeyd b. Halid'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Her kim Allah yolunda savaşacak bir askeri (savaş için) donatırsa kendisi de savaşmış gibi olur. Kim de Allah yolunda savaşa çıkan gazinin arkasından ailesine iyi bir şekilde göz kulak olursa o da savaşmış gibi olur." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 135)

Resim---2603-)Ebü. Ümame' den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kim savaşa katılmaz veya savaşa katılan bir gaziyi donatmaz ya da savaşa giden gazinin ailesine iyi bir şekilde göz kulak olmazsa Allah onu bir felakete uğratır." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Cihad, 17)

Resim---2604-) Abdullah el-Hatmi'nin naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir orduyu uğurlamak istediği zaman: "Sizin dininizi, geride bıraktıklarınızı ve amellerinizin sonuçlarını Allah'a emanet ediyorum." buyururdu.
(Ebü Davûd, Cihad, 73)

Resim---2605-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kim bir gazinin gölgelenmesi için (çadır bağışlarsa) Allah da kıyamet günü onu gölgelendirir. Kim bir gaziyi başkasına muhtaç olmayacak şekilde donatırsa, ölünceye kadar gazi gibi sevap kazanır." buyurmuştur.
(İbn Hanbel, l , 21; İbn Mâce, Cihad, 3)

Resim---2606-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Savaşa çıkan mücahidlerin (geride bıraktıkları) hanımlarının namusu, geride kalan erkekler için annelerinin namusu gibidir. Geride kalanlardan kim bir mücahidin ailesine bakmayı üstlenip sonra da ona ihanet ederse kıyamet günü o mücahid için durdurulur ve mücahid onun amelinden dilediğini alır. Siz ne düşünüyorsunuz? (Yaptığı işin cezasız kalacağını mı zannediyorsunuz?)" buyurmuştur.


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 20 Ara 2018, 16:18 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
ŞEHİDLİK!.

Resim---2607-) Humeyd diyor ki, "Enes b . Malik'ten (ra) işittiğime göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ölüp de Allah katında hayırlı bir mertebeye erişen kullar içinde, şehidden başka hiç kimse kendisine içindekilerle birlikte dünya verilecek olsa bile- yeniden dünyaya gelmek istemez. Şehid, şehidliğin ne kadar üstün bir mertebe olduğunu gördüğü için, dünyaya dönüp bir kez daha şehid olmayı arzular..”
(Buharî, Cihad, 6)

Resim---2608-) Ebü Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Canım elinde bulunan Allah'a yemin ederim, istedim ki Allah yolunda savaşıp öldürüleyim sonra diriltileyim, sonra öldürülüp tekrar diriltileyim, sonra öldürülüp tekrar diriltileyim, daha sonra tekrar öldürüleyim ve diriltileyim!" buyurmuştur.
(Buharî, Temenni, 1)

Resim---2609-) Sehl b. Ebü Ümame b. Sehl b. Huneyf'in, babası aracılığıyla dedesinden rivâyet ettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kim içtenlikle Allah'tan şehid olmayı dilerse yatağında bile ölse Allah onu şehidlerin makamlarına ulaştırır." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 157)

Resim---2610-) Abdullah b. Abdullah b. Cebr'in, babasından naklettiğine göre, hasta olan (dedesi) Cebr'i ziyârete gelen Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "... Allah yolunda savaşırken ölmek şehidliktir. İç hastalıklarından ölmek şehidliktir. Yanarak ölmek şehidliktir. Boğularak ölmek şehidliktir. Yıkıntı altında kalarak ölmek şehidliktir. Aklını kaybederek ölmek şehidliktir. Hamile iken ölen kadın da şehiddir." buyurmuştur.
(Nesaî, Cihad, 48; İbn Mâce, Cihad, 17)

Resim---2611-) Saîd b. Zeyd 'in işittiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kim malını korurken öldürülürse şehiddir, kim dini uğruna öldürülürse şehiddir, kim canı uğruna öldürülürse şehiddir, kim ailesi uğruna öldürülürse o da şehiddir." buyurmuştur.
(Tirmizi, Diyat, 21)

Resim---2612-) bedevinin biri Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem geldi. Kelime-i şehâdet getirerek Müslüman oldu. Sonra yurdunu terk edip Medine'ye yerleşti ve çobanlık yaparak geçimini kazanmaya başladı. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, ashabından birini bu kişiyle ilgilenmesi için görevlendirdi. O günlerde bir savaş olmuştu ve Hz. Peygamber düşmandan alınan ganimetleri taksim ediyordu. O kimseye de hissesini gönderdi. Ashab kendisine hissesine düşen ganimeti verince onlara bunun ne olduğunu sordu. Onlar da: "Peygamber aleyhisselâm'ın sana ayırdığı hissedir." dediler. O, hissesine düşen ganimeti Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem getirdi ve bunun ne olduğunu ona da sordu. O esnada orada bulunan sahabiler de Efendimizle bu kişinin arasında geçen konuşmayı dinliyorlardı. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bunu senin için ayırdım." buyurdu. Adam: "Ben sana ganimet elde etmek için değil -eliyle boğazını göstererek- şuramdan ok ile vurulup ölmek ve cennete girmek için uydum." dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Eğer gerçekten doğru söylüyorsan ve Allah'a verdiğin sözü tutarsan Allah da sana istediğini verecektir. " buyurdu. Bu kişi, yapılan bir savaşta tam da işâret ettiği yerden okla vurularak şehid oldu. Sahabiler onu bu halde Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem getirdiler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bu, o adam mı?" diye sordu. "Evet." dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "O, Allah'a verdiği sözü tutmuş, Allah da ona dilediğini vermiş." buyurdu. Sonra onu kendi cübbesi ile kefenledi ve önüne koyarak namazını kıldı. Ardından ona şöyle dua etti: ''Allah'ım! Bu kulun senin yolunda hicret ederek şehid oldu. Ben de buna şâhidim." buyurmuştur.
(Nesâî, Cenâiz, 61)

Resim---2613-) Medine'ye göç eden müslümanlara aman vermeyen ve onları her bakımdan zorda bırakmak için çaba gösterenlerin başında yer alan Ebu Süfyan'ın idaresindeki kervan Bedir'e doğru ilerliyordu. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem kervanı gözetlemek üzere bir gözcü göndermişti. Ashabından da onlarla karşılaşmak üzere hazırlık yapmalarını istemiş ve ardından yola revan olmuşlardı. Müşriklerden önce Bedir'e vardıklarında Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ben başınızda olmadıkça sakın hiç kimse bir işe kalkışmasın!" buyurdu. Derken müşrikler kendilerine yaklaşmaya başladılar. Onları fark eden Peygamber aleyhisselâm: "Haydi, kalkın! Genişliği göklerle yer kadar olan cennete!" buyurdu. Umeyr b. Hümam el-Ensari: "Ya Resûlallah! Genişliği göklerle yer kadar olan cennet mi?" dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Evet!" cevabını verdi. Bunun üzerine Umeyr: "Vay be!" diyerek hayretini gizleyemedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Seni “Vay be!” demeye sevk eden nedir?" diye sordu. Umeyr: "Hayır, vallahi ya Resûlallah! Cennet ehlinden olmayı ümit etmekten başka bir derdim yok." dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Muhakkak ki sen cennet ehlindensin." buyurdular. Bunun üzerine Umeyr ok kılıfından birkaç hurma çıkararak yemeye başladı. Sonra: "Bu hurmalarımı yiyinceye kadar beklemek gerçekten uzunca bir süre hayatta kalmak demektir!" diyerek elindeki hurmaları attı ve şehid oluncaya kadar müşriklerle çarpıştı.
(Müslim, İman, 145)

Resim---2614-) Enes b. Mâlik'in anlattığına göre, Harise b. Süraka'nın annesi ve Enes'in halası olan Rubeyyi', Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize geldi. Oğlu Harise Bedir günü kim tarafından atıldığı belli olmayan bir ok ile öldürülmüştü. Rubeyyi' dedi ki: "Yâ Resûlullah! Harise'nin gönlümdeki yerini bilirsin. Eğer o cennetteyse onun için ağlamam. Ama değilse ne yapacağımı (nasıl yas tutup ağlayacağımı) göreceksin. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz ona: "Sen aklını mı yitirdin? Cennet bir tane mi? Birçok cennet var ve senin oğlun en yüce (olan) Firdevs cennetindedir." buyurdu.
(Buharî, Rıkak, 51)

Resim---2615-) Uhud Savaşı öncesiydi. Daha çok Usayrım lâkabıyla bilinen Amr b. Sabit b. Ukayş henüz iman etmemişti. Yüzündeki demir zırhı ile Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize gelip: " Yâ Resûlullah! Önce harbe katılıp sonra mı Müslüman olsam?" diye sormuştu. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz: "Önce Müslüman ol, sonra harb et!" dedi. Bunun üzerine o zât hemen orada Müslüman olup harbe katıldı ve çarpışmada şehid düştü. Bu kişinin şehid olduğu haberini alan Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Az amel işledi, fakat fazlasıyla mükafatlandırıldı." buyurdu.
(İbn Hacer, İsâbe, IV, 608)

Resim---2616-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Şehidlerin ruhları (âdeta) yeşil kuşların içindedir. Bu kuşların arşa asılı kandilleri vardır. Onlar cennette istedikleri yerde dolaşır sonra arşa asılı kandillere inerler. Allah onlara şöyle seslenir: “Herhangi bir şey arzu ediyor musunuz?” Onlar da, “Cennette dilediğimiz gibi dolaşabilirken başka ne arzu edebiliriz ki?” Yüce Allah onlara bunu üç defa sorar. Onlar Rablerinden bir şey dilemedikçe bırakılmayacaklarını anlayınca şöyle derler: “Ya Rab! Ruhlarımızı bedenlerimize geri döndürmeni ve senin yolunda bir defa daha şehid olmayı diliyoruz." buyurmuştur.
(Müslim, imâre, 121; Ebü Davûd, Cihad, 25)

Resim---2617-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ölüp de Allah katında hayırlı bir mertebeye erişen kullar içinde, şehidden başka hiç kimse -kendisine içindekilerle birlikte dünya verilecek olsa bile- yeniden dünyaya gelmek istemez. Şehid, şehidliğin ne kadar üstün bir mertebe olduğunu gördüğü için, dünyaya dönüp bir kez daha şehid olmak için can atar. " buyurmuştur.
(Buharî, Cıhad, 6; Tirmizî, Fedailü'l- cihad, 13)

Resim---2618-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Allah katında, şehid için altı ayrıcalık vardır: Kanının ilk damlası ile beraber günahları bağışlanır ve cennetteki yeri kendisine gösterilir, kabir azabından korunur, en büyük korkudan (cehennem azabından) emin olur, imanın elbisesi ile süslenir, hurilerle evlendirilir ve akrabalarından yetmiş kişi için şefaat etmesi kabul olunur." buyurmuştur.
(lbn Mâce, Cihad, 16)

Resim---2619-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Şehidin başındaki kılıç parıltısı, imtihan olarak ona yeter!" buyurmuştur.
(Nesai, Cenaiz, 112)

Resim---2620-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah yolunda öldürülmenin bir benzeri yoktur... " buyurmuştur.
(Muvatta, Cihad, 14)

Resim---2621-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bu canı bu tende tutan Allah'a yemin ederim ki Allah yolunda savaşıp öldürüleyim sonra diriltileyim, sonra öldürülüp tekrar diriltileyim, sonra öldürülüp tekrar diriltileyim, daha sonra tekrar öldürüleyim ve diriltileyim! (Bunu ne kadar da çok isterdim)" buyurmuştur.
(Buharî, Temenni, 1)

Resim---2622-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Düşmanla karşılaşmayı asla istemeyin, ancak karşılaştığınızda da sabırlı olun!" buyurmuştur.
(Buharî, Cihad, 156; Müslim, Cihad ve siyer, 19)

Resim---2623-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Ancak, kelime-i tevhidin en yüce olması için çarpışan Allah yolundadır. " buyurmuştur.
(Buhârî, Tevhid, 28)

Resim---2624-) Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellemşehid olduğu bildirilen bir kimse hakkında da Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, ''Asla! Ganimet malından aşırdığı bir elbise içinde onu cehennemde gördüm!" buyurmuştur.
(Tirmî, Siyer, 21)

Resim---2625-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Onları kanlarıyla sarıp defnedin. Çünkü Allah yolunda yaralanan her bir yaralı muhakkak kıyamet gününde yarası kanayarak gelir. Kanı kan rengi, kokusu ise misk kokusudur. " buyurmuştur.
(Nesaî, Cihad, 27)

Resim---2626-) Abdullah b. Cebr'in aktardığına göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Abdullah'ın babası Cebr'i hastayken ziyâret etmişti. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz, Cebr'in yanına girince kadınların: "Biz senin ölümünün Allah yolunda şehidlik şeklinde olacağını zannediyorduk?" diye ağlaştıklarını görünce: "Siz sadece Allah yolunda (çarpışırken) öldürülmeyi mi şehidlik sanıyorsunuz. O zaman sizin şehidleriniz gerçekten azdır! Allah yolunda savaşırken ölmek şehidliktir. İç hastalıklarından ölmek şehidliktir. Yanarak ölmek şehidliktir. Boğularak ölmek şehidliktir. Yıkıntı altında kalarak ölmek şehidliktir. Aklını kaybederek ölmek şehidliktir. Hamile iken ölen kadın da şehiddir.” buyurdu.
(Nesaî, Cihad, 48; lbn Mâce, Nikah, 17)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 25 Ara 2018, 16:46 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
MUSİBETLER ve MÜ’MİN!.

Resim---2627-) Ümmü Seleme'nin (ra) naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Birinizin başına bir musibet/acı bir şey geldiği zaman: “Biz Allah'a aidiz ve biz O 'na döneceğiz. Allah'ım! Başıma gelen musibetin acının mükafatını senden bekliyorum, bundan dolayı bana ecir ihsan et, benim için onu daha hayırlısıyla değiştir.” desin." buyurmuştur.
(Ebü Davûd, Cenâiz, 17-18; Müslim, Cenâiz, 3)

Resim---2628-) Hz. Aişe'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Batan bir diken bile olsa başına gelen her musibet/acı, Müslüman'ın günahlarına kefâret olur." buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 49; Muvatta', Ayn, 3)

Resim---2629-) Enes b. Mâlik'in naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah'ım! Gam ve kederden, tembellik ve cimrilikten, korkaklıktan, borca batmaktan ve halkın taşkınlığından sana sığınırım. " derdi.
(Nesâi, İstiâze, 25; Buharî, Deavât, 40)

Resim---2630-) Enes b. Malik'in (ra) naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hiçbiriniz başına gelen bir sıkıntıdan dolayı ölümü istemesin. Eğer mutlaka isteyecek olursa, 'Allah'ım, yaşamak benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat, ölüm benim için hayırlıysa canımı al!“ desin. " buyurmuştur.
(Buharî, Merda, 19)

Resim---2631-) Suheyb'in naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Mü’minin hali ne hoştur! Her hali kendisi için hayırlıdır ve bu durum yalnız mü’mine mahsustur. Başına güzel bir iş geldiğinde şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı geldiğinde ise sabreder; bu da onun için hayır olur. " buyurmuştur.
(Müslim , Zühd, 64)

Resim---2632-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir gün bazı sahabilerle Medine' de dolaşıyordu. Kabristanın yanından geçerken, çocuğunun kabri başında feryat ederek ağlayan bir kadına rastladı. Evlat acısına yüreği dayanmayan kadıncağızın bu halini gören Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ona: ''Allah'tan sakın ve sabret!" dedi. Kederinden onun Peygamber olduğunu fark edemeyen kadın: "Bana ilişme! Benim başıma gelen senin başına gelmedi (de ondan böyle rahat konuşuyorsun)!." deyiverdi. Bir müddet sonra oradakilerden biri kadına, onun Allah'ın Resûlü olduğunu söyledi. Kederli anne özür dilemek üzere Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in kapısına geldi. Yaptığına pişman olan kadın: "(Kusurumu bağışla) Allah'ın Elçisi olduğunu bilemedim." diyerek mâzeret beyan etti. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ona şu karşılığı verdi: "Esas sabır, musibetin ilk başa geldiği anda gösterilmelidir. "buyurmuştur.
(Buharî, Cenâiz, 31, Müslim. Cenâiz, 15)

Resim---2633-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, oğlunun vefatına ağlamasına şaşıranlara şu cevabı vermişti: "Bu, merhamettendir. Zira göz ağlar, kalb hüzünlenir. Ama biz ancak Rabbimizin razı olacağı şeyleri söyleriz. Ey İbrahim, biz senin aramızdan ayrılışından dolayı çok hüzünlüyüz. "
(Buhâri, Cenâiz, 43)

Resim---2634-) Hasta olan oğlunun ölmek üzere olduğunu hisseden Zeyneb babasına haber göndererek gelmesini istemiş. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, kızına selamla beraber şu mesajı göndermişti: ''Alan da veren de Allah'tır. Her şeyin O'nun katında belirli bir süresi vardır. Sabretsin ve sabrının ecrini Allah'tan beklesin." Akabinde kızı tekrar haber yollayıp bu sefer mutlaka gelmesini isteyince Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem yanındakilerle beraber kızının evine gitmişti. Kucağına aldığı çocuk can çekişiyordu. Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem gözleri yaşarmıştı. Sa'd b. Ubade, "Bu nedir ya Resûlallah?" diye sorunca, Peygamber Efendimiz: "Bu, Allah'ın, dilediği kullarının kalbine koyduğu merhamettir. Allah, ancak merhametli kullarına rahmet eder. " buyurdu.
(Buharî, Eyman ve Nuzur, 9, Ebu Dâvud, Cenâiz, 23-24; Azimabadi, Avnu'l- mabud VI, 275)

Resim---2635-) Abdullah b. Mes'üd'un naklettiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir gün ashabıyla sohbet ederken elindeki değnekle kumun üzerine bir kare çizer. Karenin ortasına bir çizgi çizerek iki yanına ona bitişen küçük çizgiler ekler. Karenin dışına da başka bir çizgi çizerek bunun ne olduğunu ashabına sorar. Sahabe: "Bunu en iyi bilecek, Allah ve Resulü' dür." deyince Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem kumun üzerine çizdiği bu şekli şöyle açıklar: "Bu karenin ortasındaki şu çizgi insandır. Onun yanındaki küçük çizgiler, insanı her yönden saran musibetlerdir. Bunlardan birisi ona isabet etmezse diğeri isabet eder. Kareyi oluşturan kenar çizgileri, insanı kuşatan ecelidir. Karenin dışında kalan çizgi ise insanın ümit ve hayalleridir."
(İbn Mâce, Zühd, 27; Buharî, Rikak, 4)

Resim---2636-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müslümanlar benim başıma gelen musibetlere baksınlar da kendi musibetleri karşısında güçlü olsunlar. " buyurmuştur.
(Muvatta, Cenâiz, 14)

Resim---2637-) Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Kabe'nin gölgesinde cübbesini başının altına almış uzanıyordu. Habbab b. Eret sahabeden bir grupla onun yanma gelip müşriklerin eziyetlerinden yakındılar ve şöyle dediler: "Bizim için Allah'tan zafer kazanmamızı isteyemez misin? Bizim için Allah'a dua edemez misin?" Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem şunları söyledi: "Sizden önceki ümmetlerden öyle bir kimse vardı ki, (onun için) yerde bir çukur kazılır ve o çukura atılırdı. Sonra testere getirilip başının üzerine konur ve başı ikiye kesilirdi. Yapılan bu işkenceler onu dininden döndürmezdi. (Bir başka kişinin) etinin altındaki sinir ve kemikler demir taraklarla taranırdı. (Bu işkenceler) o kişiyi dininden döndürmezdi. Allah bu dini kesinlikle tamamlayacaktır. Öyle ki bir kimse biniti üzerinde San'a'dan, Hadramevt'e kadar gidecek de sadece Allah'tan veya koyunlarına (saldırma tehlikesinden dolayı) kurttan korkacak. Fakat siz (müşriklerin eziyetlerinden kurtulmak için) acele ediyorsunuz. "
[i][i](Buharî, Menakıb, 25; Ebu Davûd, Cihad, 97; İbn Hacer, Fethu'- Bari, VII; Azimabadi, Avnulmabid VII, 222)[/i][/i]

Resim---2638-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, inananlara şu tavsiyede bulunmuştur: "Birinizin başına bir musibet/acı bir şey geldiği zaman: 'Biz Allah'a aidiz ve biz O'na döneceğiz. Allah'ım! Başıma gelen musibetini acının mükafatını senden bekliyorum, bundan dolayı bana ecir ihsan et, benim için onu daha hayırlısıyla değiştir. ' desin."
(Ebu Davûd, Cenâiz, 17-18; Müslim, Cenâiz, 3)

Resim---2639-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir kul salih amel işlemeye devam ederken, hastalık veya yolculuk gibi bir engel onu bundan alıkoyarsa, sağlıklı ve mukim iken işlediği salih amel gibi kendisine sevap yazılır. " buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Cenâiz, 1)

Resim---2640-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "halk arasına girip de onların eziyetlerine sabreden mü’minin sevabının, onların arasına karışmayıp eziyetlerine sabredemeyen mü’minin sevabından daha fazla olacağını" buyurmuştur.
(İbni Mâce, Fiten, 23; Tirmizî, Sıfatü’l- Kıyame, 55)

Resim---2641-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Mü’minin hali ne hoştur! Her hali kendisi için hayırlıdır ve bu durum yalnız mü’mine mahsustur. Başına sevinecek bir hal geldiğinde şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı geldiğinde ona da sabreder; bu da onun için hayır olur. "
(Müslim, Zühd, 64)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 06 Oca 2019, 15:37 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3722
TİCARET AHLÂKI!.

Resim---2642-) Hakım b. Hizam' dan nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Alışveriş yapanlar birbirlerinden ayrılmadıkları sürece (alışverişi kabul edip etmeme konusunda) serbesttirler. Eğer dürüst davranırlar ve (malın kusurunu) açıkça söylerlerse, alışverişleri bereketlenir. Fakat kusuru gizler ve yalan söylerlerse, (yaptıkları) alışverişin bereketi gider." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Büyü', 51)

Resim---2643-) İsmail b. Ubeyd b. Rifaa'nın, babası aracılığıyla dedesinden naklettiğine göre, dedesi (Rifaa b. Rafi') Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte namazgâha gitmişti. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem insanların alışveriş yaptıklarını gördü ve: "Ey tüccar topluluğu! " diye seslendi. Onlar da Resülullah'a karşılık verdiler. Başlarını kaldırıp gözlerini ona çevirdiler. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Allah'tan sakınan, iyilik yapan ve dürüst davrananlar hariç, tüccarlar kıyamet günü günahkârlar olarak diriltileceklerdir." buyurdu.
(Tirmizî, Büyü', 4)

Resim---2644-) Cabir b. Abdullah'ın (ra) naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Tarttığınızda fazlasıyla (tartarak) verin." buyurmuştur.
(İbn Mâce, Ticaret, 34)

Resim---2645-) Cabir b. Abdullah'tan (ra) nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Satarken, satın alırken, alacağını talep ederken hoşgörülü davranıp kolaylık gösteren kimseye Allah rahmetiyle muamele eylesin." buyurmuştur.
(Buharî, Büyü', 16)

Resim---2646-) Ebü Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "...Bizi aldatan, bizden değildir." buyurmuştur.
(Müslim, İman, 164)

Resim---2647-) Ümmü Beni Enmar diye bilinen Kayle, ticaret ile uğraşan yaşlı bir hanım sahabi idi. Alışveriş yaparken uyguladığı bir yöntemin doğru olup olmadığını öğrenmek istiyordu. Konuyu Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem sormaya karar verdi. Bastonunu eline alıp Hz. Peygamber ile görüşmeye gitti. Onu (sav) umre için sa'y yaparken gördü. Merve Tepesi civarında ona (sav) yaklaştı ve sordu: "Ey Allah'ın Elçisi! Ben ticaretle uğraşan bir kadınım. Bir şeyi satın almak istediğim zaman verebileceğim miktardan daha düşük bir fiyat teklif ediyorum. Sonra yavaş yavaş artırarak düşündüğüm fiyata çıkıyorum. Bir şeyi satacağım zaman da, önce satabileceğim fiyattan daha yüksek bir fiyat teklif ediyor, sonra yavaş yavaş inerek arzuladığım fiyata geliyorum, bu uygulamaya ne dersin?" Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kayle, böyle yapma. Bir şey satın almak istediğin zaman, sana verilse de verilmese de, düşündüğün fiyatı söyle." diye karşılık verdi ve sözlerine şöyle devam etti: "Bir malı satmak istediğin zaman, versen de vermesen de yüksek fiyat değil satmak istediğin fiyatı söyle. "buyurdu.
(İbn Mâce, Ticaret, 29)

Resim---2648-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Alışveriş yapanlar birbirlerinden memnun olarak ayrılsınlar. '' buyurmuştur.
(Tirmizî, Büyu, 27)

Resim---2649-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Temizlik imanın yarısıdır. Elhamdülillah (demek) mizanı (teraziyi) doldurur. " "Bütün insanlar sabahleyin kalkarlar, kimisi nefsini satar, kimisi de onu ya azat eder yahut da helak eder. " buyurmuştur.
(Müslim, Taharet, 1)

Resim---2650-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bu dünya malı, tatlı ve çekicidir. Kim onu tok gözlü bir şekilde alırsa o mal bereketlenir. Kim de onu açgözlülükle ve ihtirasla alırsa bereketi kaybolur. Hırslı insanlar yiyip yiyip de bir türlü doymayan obur kimseler gibidir. Veren el, alan elden daima daha üstündür. " buyurmuştur.
(Buhârî, Zekât 50)

Resim---2651-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müslüman, Müslüman'ın kardeşidir. Kusurlu bir malı, kusurunu açıklamadan din kardeşine satması helal olmaz. " buyurmuştur.
(İbn Mâce, Ticeret, 45)

Resim---2652-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem uzun yolculuklar yapmış, üstü başı tozlanmış, saçı başı dağılmış, ellerini göğe uzatarak: "Yâ Rab, yâ Rab!." diye yalvarıp yakaran bir adamdan söz etti ve: "Fakat onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdı. Haram ile beslenirdi. Peki, böyle birisinin duası nasıl kabul edilsin?" buyurdu.
(Müslim, Zekat, 65; Tirmizî, Tefsiru’l- Kur'ân 2)

Resim---2653-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kusurunu açıklamadığı bir malı satan kimse, daima Allah'ın gazabı altındadır ve melekler ona sürekli lanet ederler. " buyurmuştur.
(İbn Mace, Ticaret, 45)

Resim---2654-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Sözü ve muamelesi doğru, dürüst tüccar; (kıyamet gününde) peygamberler, peygamberleri tasdik eden doğru kimseler ve şehitlerle beraber olacaktır." buyurmuştur.
(Tirmizî, Büyü, 4)

Resim---2655-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir gün çarşıda dolaşırken bir ekin yığınının yanına gelmişti. Elini kontrol amacıyla ekin yığınının içine daldırınca parmakları ıslanmıştı. Bunun üzerine, sahibine hitaben: "Bu ne?" diye sormuş, o da: "Malım yağmurda ıslandı ey Allah'ın Elçisi! " diyerek durumu izah etmeye çalışmıştı. Ancak Rahmet Peygamberi bu izahı yeterli bulmayarak: "Mâdem öyle, ıslak kısmını insanlar görsün diye yığının üstüne koysaydın ya! " diye uyardıktan sonra, "(İnsanları) aldatan benden değildir. " buyurmuştur.
(Müslim, İman, 164)

Resim---2656-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem tüccarlara hitaben: "Sizler, daha önceki toplumların helakine sebep olan iki işi (ölçü ve tartı) devraldınız." buyurmuştur.
(Tirmizî, Büyu, 9)

Resim---2657-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Zahirenizi ölçün ki sizin için bereketli olsun.'' buyurmuştur.
(İbn Mâce, Ticâret, 39)

Resim---2658-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah, sizden önce yaşamış bir kimseye rahmetiyle muamele etti. Çünkü bu adam satınca kolaylık gösterir, satın alınca kolaylık gösterir, alacağını isteyince de (kabalık ve sertlik değil, anlayış ve) kolaylık gösterirdi.' buyurmuştur.
(Tirmizî, Buyü, 75)

Resim---2659-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Her ümmetin bir fitnesi/imtihanı vardır. Benim ümmetimin fitnesi (imtihanı) de mal ile olacaktır." buyurmuştur.
(Tirmizî, Zühd, 26)

Resim---2660-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kişinin, malı helal bir yolla mı, haram bir yolla mı kazandığına aldırış etmeyeceği bir zaman gelecektir. " buyurmuştur.
(Müslim, İman, 164)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 192 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 4, 5, 6, 7, 8

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye