Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 19 Kas 2018, 06:28

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 185 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 4, 5, 6, 7, 8
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 17 Eki 2018, 13:15 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3689
Bu konuyu facebook'ta paylan!
DOSTLUK!.

Resim---2403-) Ebü Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Mü’min cana yakındır. (İnsanlarla) yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur." buyurmuştur.
(ibn Hanbel, II, 400)

Resim---2404-) Ebu Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz, kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin." buyurmuştur.
(Tirmizî, Zühd , 45; Ebu Davûd, Edeb, 16)

Resim---2405-) Ebu Musa'dan nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "İyi arkadaşla kötü arkadaş misk taşıyan kimse ile körük üfüren kimse gibidir. Misk taşıyan ya sana onu ikram eder yahut sen ondan (miski) satın alırsın ya da ondan güzel bir koku duyarsın. Körük üfüren kimse ise ya elbiseni yakar ya da ondan kötü bir koku duyarsın! "buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 146; Buharî, Sayd, 31)

Resim---2406-) Ebu Said'den rivayet edildiğine göre o, Resûlullah'ı sallallahu aleyhi vesellem: "Sadece mü’minle arkadaş ol! Yemeğini de ancak takvâ sahibi olan yesin!" buyurmuştur.
(Tirmizî, Zühd, 55; Ebu Davûd, Edeb, 16)

Resim---2407-) Abdullah b. Amr'dan nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah katında arkadaşların en hayırlısı, arkadaşına karşı hayırlı davranandır. Allah katında komşuların en hayırlısı ise komşusuna karşı hayırlı davranandır. "buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 28; Darimî, Siyer, 3)

Resim---2408-) Ebu Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ruhlar, bir araya gelmiş topluluklardır. Onlardan birbirleriyle uyuşanlar kaynaşır, uyuşamayanlar da anlaşamaz ayrılır." buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 159)

Resim---2409-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Mü’min bir delikten iki here sokulmaz!" buyurmuştur.
(Müslim, Zühd, 63; Buharî, Edeb, 83)

Resim---2410-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Üç haslet vardır ki onlar kimde bulunursa Allah onun hesabını kolaylaştırır ve onu rahmetiyle cennetine sokar. " buyurmuştur. Meraklanan ashabı: "Bunlar nedir ya Resulallah?" diye sorduklarında Peygamberimiz aleyhisselâm: "Sana vermeyene vermen, sana zulmedeni affetmen ve sana gelmeyene gitmendir." der. "Bunları yaptığımda elde edeceğim şey nedir?" diye soran sahabiye ise: "Kolayca vereceğin bir hesab ve Allah'ın rahmetiyle cennete girmen." diye cevap verir.
(Beyhakî, es Sünenü'l- Kübra, X, 396)

Resim---2411-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir kimse biriyle arkadaşlık kuracağı zaman ona ismini, babasının ismini ve kimlerden olduğunu sorsun. Çünkü bu, dostluğu pekiştirir." buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 28; Darimî, Siyer, 3; Tirmızî, Zühd, 51)

Resim---2412-) Abdullah b. Ömer, Mekke yolunda karşılaştığı bir bedeviyi kendi bineğine oturtmuş ve başındaki sarığı da ona giydirmişti. Çünkü bu bedevînin babası Hz. Ömer'in arkadaşıydı. Yanında bulunanlardan biri: "Bu adama iki dirhem para versen ona yetmez miydi?" dedi. Bunun üzerine İbn Ömer, Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem’in şu sözlerini nakletti: "Babanın dostunu gözet, onunla ilgini kesme. Yoksa Allah senin nurunu söndürür. "buyurmuştur.
(Buhârî, el Edebü’l- Müfred, 29)

Resim---2413-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kardeşinle tartışmaya girme, onunla incitici biçimde) şakalaşma ve ona yerine getiremeyeceğin sözü verme. " buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 58)

Resim---2414-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem "Ruhlar, bir araya gelmiş topluluklardır. Onlardan birbirleriyle uyuşanlar kaynaşır, uyuşamayanlar da anlaşamaz ayrılır. " buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 159; Buhârî, Enbiya, 2)

Resim---2415-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Mü’min, mü’minin aynasıdır." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Edeb, 46)

Resim---2416-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kişi dostunun dini üzeredir." buyurmuştur.
(Tirmizî, Zühd, 45; Ebu Davûd, Edeb, 16)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 19 Eki 2018, 15:51 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3689
SELÂMLAŞMA!.

Resim---2417-) Ebu Hüreyre'nin naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir iş göstereyim mi? Aranızda selâmı yayın." buyurmuştur.
(Müslim, İman, 93)

Resim---2418-) Ebü Hüreyre' den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müslüman'ın Müslüman üzerindeki hakkı altıdır." "Onlar nedir Yâ Resûlullah?" diye sorulunca: "Onunla karşılaştığın zaman selâm ver, seni dâvet ettiğinde ona icâbet et, senden nasihat istediğinde nasihat et, aksırıp Allah'a hamd ettiğinde ona duayla karşılık ver, hastalandığında onu ziyâret et ve öldüğünde cenâzesine katıl." buyurmuştur.
(Müslim, Selâm, 5)

Resim---2419-) Abdullah b. Amr'dan (radiyallahu anhu) rivâyet edildiğine göre, bir adam Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e: "İslam' da hangi davranış daha hayırlıdır?" diye sorunca Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "(Başkalarına) yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selâm vermen." buyurmuştur.
(Buharî, İman, 6)

Resim---2420-) Ebü Ümame'nin naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "İnsanların Yüce Allah katında en hayırlısı, önce selâm verenleridir." buyurmuştur.
(Ebü Davûd, Edeb, 132-133)

Resim---2421-) Enes (b. Mâlik) diyor ki, "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana şöyle buyurdu: “Yavrucuğum! Ailenin yanına girdiğin zaman selâm ver. Bu, senin ve ailen için bereket olur."'
(Tirmizî, İsti'zan, 10)

Resim---2422-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ey insanlar! Selâmı aranızda yaygınlaştırın, yemek yedirin, insanlar uykuda iken namaz kılın ki selâmetle cennete giresiniz. '' buyurmuştur.
(Tirmizî, Sıfatu'l- kıyâme, 42; İbn Mâce, Etime, 1)

Resim---2423-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah'ım, Selâm sensin; selâmet de ancak sendendir. " diyerek dua etmiştir.
(Müslim, Mesâcid, 35)

Resim---2424-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Medine'nin kabristanı Baki'e gidip: "Selâm size ey müminler diyârı! Size yarın verileceği vaad olunan şey verilmiştir. Sizler bekletilmedesiniz, inaallah biz de size katılacağız. Allah'ım Baki'de yatanlara mağfiret et." diye selâm vermiştir.
(Müslim, Cenâiz, 102)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 21 Eki 2018, 18:09 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3689
HEDİYELEŞMEK!.

Resim---2425-) Ebü Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hediyeleşin. Çünkü hediye, gönülden kini söküp atar..." buyurmuştur.
(Tirmizî, Velâ, 6)

Resim---2426-) Abdullah b. Mes'üd'un naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Dâvet edene icâbet edin ve hediyeyi reddetmeyin..." buyurmuştur.
(İbn Hanbel, 1, 405)

Resim---2427-) Ebu Hüreyre'den (ra) nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ey Müslüman kadınlar! Hiçbir komşu kadın, bir koyun paçası bile olsa komşusunun verdiği şeyi küçük görmesin!" buyurmuştur.
(B2566 Buharî, Hibe, l ; M2379 Müslim, Zekat, 90)

Resim---2428-) Hz. Aişe (ra) anlatıyor: "Ya Resülallah, benim iki komşum var; hangisine hediye vereyim?" diye sordum. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, "Kapısı sana en yakın olana!" buyurdu.
(Buharî, Şuf'a, 3)

Resim---2429-) İbn Ömer'in naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah için sizden bir şey isteyene verin, sizi dâvet edene icâbet edin, size hediye verene karşılık verin. Karşılık verecek bir şey bulamazsanız, onun için dua edin." buyurmuştur.
(İbn Hanbel, 11, 96)

Resim---2430-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Musafaha edin (tokalaşın) ki içinizdeki kin gitsin; hediyeleşin ki birbirinizi sevin ve (aranızdaki) düşmanlık gitsin." buyurmuştur.
(Muvatta, Hüsnü'l- hulk, 4)

Resim---2431-) Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir şey taşıyarak Hz. Aişe'nin yanından çıkan bir kadınla karşılaştı ve ona: "Bu nedir?" diye sordu. Kadın: "Bunu Aişe'ye hediye ettim ama kabul etmedi." dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Aişe'nin yanına girince ona: "O kadının hediyesini kabul etseydin ya!" dedi. Aişe: "Yâ Resûlallah, o muhtaç birisi ve getirdiği hediyeye benden daha çok ihtiyacı var." diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Peki hediyesini kabul edip ona daha iyi bir şey veremez miydin?" buyurdu.
(Abdurrezzâk, Musannef, X, 449)

Resim---2432-) Meymune validemizin azatlısı Ata' b. Yesar'm naklettiğine göre: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Ömer b. Hattab'a bir hediye göndermiş, Hz. Ömer de hediyeyi iâde etmişti. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Onu niçin reddettin?" diye sordular. Hz. Ömer: "Yâ Resûlullah! Bizden biri için en hayırlı olanın, hiç kimseden hiçbir şey almamak olduğunu sen bize haber vermemiş miydin?" dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bu dilenmek sûretiyledir. Ama dilenmeksizin olursa, o, Allah'ın sana verdiği bir rızıktır." buyurdular. Hz. Ömer (radiyallahu anhu) şöyle dedi: "Öyleyse bu canı bu tende tutan Allah'a yemin ederim ki bundan böyle hiç kimseden bir şey istemem; istemeksizin bana gelen her şeyi de alırım."
(Muvatta, Sadaka, 2)

Resim---2433-) Enes b. Malik'in naklettiğine göre; "Çöl halkından Zâhir adında bir adam vardı. Zâhir, Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem her gelişinde hediyeler getirirdi. Döneceği zaman da Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, sevdiği bu zâtın heybesini doldurur ve: “Zâhir bizim köyümüz, biz de onun şehriyiz.” buyurmuştur.
(İbn Hanbel, lll, 162, Abdürezzak, Musannef, X, 454)

Resim---2434-) Bir keresinde Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem ipek bir kaftan hediye edilmişti. O da bunu giydi ve namaz kıldı. Namaz bitince kaftanı üzerinden çıkardı ve: "Takvâ sahiblerine bu yakışmaz." buyurdu.
(Buharî, Salat, 16; Müslim, Libâs ve zînet, 23)

Resim---2435-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir gün, o sıralar küçük bir çocuk olan Nu'man b. Beşir'i (radiyallahu anhu) yanına çağırarak, Taif'ten hediye olarak getirilen üzümün içinden bir salkım almış: "Al bu salkımı, annene (Abdullah b. Revaha'nın kız kardeşi Amraya) götür!" diye tembihlemiş ancak küçük Nu'man onu daha eve varmadan yemişti.
(İbn Mâce, Etime, 61)

Resim---2436-) Bedevîlerden biri Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem genç bir deve hediye etmişti. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, bunun yerine ona altı deve vererek hediyesine karşılık verdi. Fakat bedevî bunları yeterli görmeyerek kızdı. Durum Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem ulaşınca o, Allah'a hamdetti ardından: "Falan kişi bana bir deve hediye etti. Ben de ona altı deveyle karşılık verdim; fakat yine de memnun olmadı. Bundan dolayı Kureyş, Ensar, Sakif ve Devslilerin dışındaki kimselerden hediye kabul etmemeyi düşündüm." buyurmuştur.
(Tirmizî, Menâkıb, 73; Ebu Davûd, Buyü' (İcâre'), 80)

Resim---2437-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, zekat toplama memuru olarak görevlendirdiği ibnü'l- Lütbiyye'nin, dönüşte: "Yâ Resûlallah şu sizin, şu da bana hediye edildi!" şeklinde sarf ettiği sözlere son derece üzülmüş: ''Anne babanın evinde otursaydın da bir baksaydın bakalım; sana hediye veriliyor muydu verilmiyor muydu!" diyerek onu azarlamıştı.
(Buharî Eyman ve nuzür 3; Müslim, İmâre, 26)

Resim---2438-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir kimse, bir kardeşi için aracılık yapar da kardeşi de sırf aracılığı karşılığında kendisine hediye verir, o da bunu kabul ederse, faiz kapılarından büyük bir kapının önüne gelmiş demektir." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Büyû (icâre) 82)

Resim---2439-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Biriniz borç verdiğinde, (borcu alan kişi) kendisine hediye verir veya onu bineğinde taşımak isterse, ona binmesin ve hediyeyi kabul etmesin. Ancak aralarında bu durum borçlanmadan önce gerçekleşirse bunları yapabilir." buyurmuştur.
(İbn Mâce, Sadakât, 19)

Resim---2440-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz daha önce kendisinden yarım vesk (yaklaşık 100 kg.) yiyecek aldığı bir adam borcunu istemeye geldiğinde ona bir vesk olarak geri ödeme yapmış: "Bu yarım vesk senin alacağın, bu yarısı da benden sana (hediye). " buyurmuştu.
(Heysemî, Mecmati’z- Zevaid, IV, 251; Rezzâr, Müsned, II, 474)

Resim---2441-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hediyeyi hediye olduğu sürece alın. Borç üzerinden bir rüşvete dönüşünce onu sakın almayın'' buyurmuştur.
(Taberâni, el Mücemü’s-sağir, II, 42; Taberâni, el Mücemü'l- kebir XX, 90)

Resim---2442-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Vallahi ben bir kimseye hediye verirken bir başkasına vermem. Halbuki vermediğim kimse, verdiğim kimseye göre nazarımda daha sevimlidir. Bazılarına kalblerinde sabırsızlık ve endişe gördüğüm için veriyor; bazısını da Allah'ın kalblerine koyduğu zenginlik ve hayra havâle ediyorum! " buyurmuştur.
(Buhâri, Cum'a, 29)

Resim---2443-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Benim onlara hediye verdiğim gibi siz de heyetlere hediye verin! " buyurmuştur.
(Buharî, Meğazi, 84, Müslim, Vâsiye, 20)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 24 Eki 2018, 13:19 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3689
HASTA ZİYARETİ!.

Resim---2444-) Enes b. Mâlik'in naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kim güzelce abdest alır ve sevabını ALLAH'tan umarak (hasta olan) Müslüman kardeşini ziyâret ederse, yürünerek yetmiş yılda kat edilecek bir mesafe kadar cehennemden uzaklaştırılır." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Cenâiz, 3)

Resim---2445-) Câbir b. Abdullah'tan nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir kimse hastayı ziyâret ettiğinde rahmetin içine dalar; onun yanında oturunca da rahmet onun gönlüne yerleşir." buyurmuştur.
(Muvatta', Ayn, 7)

Resim---2446-) İbn Abbas'tan nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Her kim eceli gelmemiş olan bir hastayı ziyâret eder de onun yanında iken yedi defa: “Büyük arşın Rabbi Yüce ALLAH' tan sana şifâ vermesini dilerim.” diye dua ederse, ALLAH o hastaya âfiyet ihsân eder." buyurmuştur.
(Ebu Dâvud, Cenâiz, 8 )

Resim---2447-) Hz. Aişe radiyallahu anha'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir hastayı ziyâret ettiğinde: "Ey insanların RABBi! Hastalığın sıkıntısını gider! Ona şifâ ver, şifâ veren SENsin. SENin vereceğin şifâ dan başka şifâ yoktur. Öyle bir şifâ ver ki ardında hiç hastalık izi bırakmasın!" derdi.
(Müslim, Selâm, 47)

Resim---2448-) Ebü Said el-Hudrl'nin naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ziyâret için bir hastanın yanına girdiğinizde iyileşeceğini söyleyerek moralini yükseltin. Gerçi bu söz hiçbir şeyi önlemez fakat onun gönlünü hoşnut eder. " buyurmuştur.
(Tirmizî, Tıb, 35)

Resim---2449-) Ömer b. Hattab'dan rivayet edildiğine göre, "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana: 'Ziyâret için bir hastanın yanına girdiğinde ondan senin için dua etmesini iste. Zira onun duası, meleklerin duası gibidir.” dedi.
(İbn Mâce, Cenâiz, 1)

Resim---2450-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Abdullah b. Ömer, Sa' d b. Ebu Vakkas ve Abdullah b. Mes'ud'un da içinde bulunduğu sahabilerle birlikte oturuyordu. O esnâda Medineli Müslümanlardan biri içeri girip selâm verdi ve geri döndü. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ona seslendi: "Ensarın kardeşi! Kardeşim Sa'd b. Ubade nasıl?" Medineli zât: "İyi!" dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem yanındakilere dönerek: ''Aranızdan kim onu ziyâret edecek?" diye sordu ve ayağa kalktı. Resûlullah'la sallallahu aleyhi vesellem birlikte ayağa kalkan Abdullah b. Ömer bundan sonraki gelişmeleri şöyle anlatmaktadır: "On küsur kişiydik. Üstümüzde başımızda ayakkabı, mest, takke ve gömlek de yoktu. Bu çorak toprakta yürüyerek hasta olan Sa' d b. Ubade'nin evine vardık. Başına toplanan yakınları hemen etrafından çekildiler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ve beraberindekiler yanına yaklaştı. Sa'd'ın etrafındaki kalabalığı gören Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: 'ALLAH'ın (ölüm) hükmü gerçekleşti mi! emr-i hak vaki oldu mu?” diye sordu. “Hayır, Yâ Resûlullah!.” dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ağlamaya başladı. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in ağladığını gören sahabiler de ağladılar. Bunun üzerine: “İşitmiyor musunuz? ALLAH gözyaşından ve kalbin hüzünlenmesinden dolayı kimseye azab etmez. Ancak -diline işaret ederek-işte bundan dolayı azab eder veya merhamet eder.” buyurdu."
(Müslim, Cenâiz, 12-13)

Resim---2451-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Aç olanı doyurun, hastayı ziyâret edin, esiri hürriyetine kavuşturun." buyurmuştur.
(Buhârî, Merdâ, 4)

Resim---2452-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, âhiret gününde kul ile Rabbi arasındaki konuşmayı şu şekilde aktarmaktadır: ''ALLAHu TeÂLÂ kiyâmet günü: “Ey âdemoğlu! Ben hasta oldum da sen beni ziyârete gelmedin!” diyerek kuluna sitem eder. Buna şaşıran insan: “Ya RABBî! SEN âlemlerin RABBisin. Ben SENi nasıl ziyâret edebilirdim ki?” der. HAKk TeÂLÂ: “Bilmiyor muydun? Falan kulum hasta oldu ama sen onu ziyârete gelmedin. Ziyâret etseydin, beni onun yanında bulacağını bilmiyor muydun?” buyurur. "buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 43)

Resim---2453-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''ALLAH'ım bu kuluna şifâ ver ki senin uğrunda bir düşmanı yaralasın veya senin rızan için bir cenâzenin ardından yürüsün. " buyurmuştur.
(Ebu Dâvud, Cenâiz, 8 )

Resim---2454-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, rahatsızlandığında kendisini ziyârete gelen Abdullah b. Mes'ud: "Çok ızdırabın var. Bu durum senin için iki kat ecre vesile olacaktır." dediğinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle cevap vermiştir: "Evet. Başına bir sıkıntı gelen hiçbir Müslüman yoktur ki ALLAH (bu sıkıntı sebebiyle) ağacın yapraklarının dökülmesi gibi onun günahlarım dökmesin." buyurmuştur.
(Buhârî, Merdâ, 2)

Resim---2455-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Zeyd b. Erkam'ı ziyârete gittiklerinde: "Eğer gözündeki bu rahatsızlık devam eder de sen de sabredip karşılığını ALLAH'tan beklersen, kesinlikle Yüce ALLAH'a günahsız bir şekilde kavuşursun." buyurmuştur.
(İbn Hanbel, III, 156)

Resim---2456-) Şeddad b. Evs bir hastayı ziyârete gittiğinde: "Günahlarına kefâret olduğu ve hataların döküldüğü için sevin. Zirâ ben Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem ALLAH'a ait şu cümleleri naklettiğini işittim: “Ben kullarımdan mü’min bir kulu bir sıkıntı ile denediğimde, onu denediğim sıkıntıya karşılık bana şükrederse, annesinin onu dünyaya getirdiği gün gibi hatalarından arınarak yattığı yataktan kalkar..." buyurdu.
(İbn Hanbel, IV, 124)

Resim---2457-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Tedâvi olmasak bize günah olur mu?" diye soran insanlara şu cevabı vermiştir: ''ALLAH'ın kulları! Teâavi olun. Zira Yüce ALLAH yaşlılık dışında bir dert verdiyse, mutlaka beraberinde şifâ(sını) da vermiştir."
(İbn Mâce, Tıp, 1)

Resim---2458-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ziyâret ettiği hastaya: "Canın ne çekiyor?" diye sormuş, adam: "Buğday ekmeği istiyor." diye cevap verince Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem yanındakilere: "Kimde buğday ekmeği varsa kardeşine göndersin." demiştir. Ardından da: "Birinizin hastası bir şey yemeği arzuladığı zaman onu kendisine yedirsin." buyurmuştur.
(İbn Mâce, Cenâiz, 1)

Resim---2459-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''ALLAH kime hayır vermeyi murad ettiyse, onu musibetlerle imtihan eder." buyurmuştur.
(Buhârî, Merdâ, 1)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 27 Eki 2018, 20:55 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3689
YÖNETEN VE YÖNETİLEN!.

Resim---2460-) Ebu Hüreyre'nin (radiyallahu anhu) naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Yönetim işi ehil olmayan kimselere verildiği zaman kıyameti bekle!" buyurmuştur.
(Buharî, Rikak, 35)

Resim---2461-) Ebü Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Yüce Allah dört kimseye öfkelenir: Çok yemin eden satıcı, kibirli fakir, zinâ eden ihtiyar ve zâlim yönetici." buyurmuştur.
(Nesâi, Zekât, 77)

Resim---2462-) Amr b. Mürre, Muaviye'ye Resûlullah'ı sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyururken işittiğini söylemiştir: "Herhangi bir idareci, kapısını ihtiyaç sahibine, yoksula ve elinde hiçbir şeyi olmayan fa hire kapatırsa, ihtiyaç ve fakirlik içine düştüğünde Allah da göğün (cennetin) kapılarını onun yüzüne kapatır."
(Tirmizi, Ahkam, 6)

Resim---2463-) Ebu Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Devlet otoritesi en büyük hamidir. Haksızlıklarla onun vasıtasıyla (yani hukuk yoluyla) mücadele edilir ve onun vasıtasıyla (tehlikelerden) korunulur. Şayet bu otoriteyi kullanan(lar), Allah'tan sakınmayı emreder ve adaletle hükmeder(ler)se bu yaptıklarından sevap kazanır(lar). Bunun aksine davranır(lar)sa (vebalini) çeker(ler)." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 43)

Resim---2464-) İbn Ömer'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müslüman bir kimsenin hoşlandığı ve hoşlanmadığı her hususta (yöneticisini) dinleyip itaat etmesi gerekir; ancak kendisine Allah'a isyanı gerektiren bir şey emredilmesi hariç. Eğer kendisine Allah'a isyanı gerektiren bir emir verilirse, bunu dinleme ve buna itaat etme yoktur." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 38 )

Resim---2465-) Ebu Zer Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem yanına yaklaşıp: "Yâ Resûlullah! Bana idarî görev vermiyor musun?" diye sordu. Bu isteği karşısında Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem eli ile Ebü Zerr'in omuzuna vurdu ve ona: "Ebu Zer! Sen zayıfsın. İdarecilik ise emânettir. Gerçekten hakkıyla yerine getirmeyen ve gereğini edâ etmeyenler için bu vazife kıyamet gününde rezillik ve pişmanlıktır." buyurdu.
(Müslim, İmâre, 6)

Resim---2466-) Başka bir rivâyette ise Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Ebu Zerr'e : "Ebu Zer! Senin gerçekten zayıf olduğunu görüyorum. Kendim için ne istiyorsam senin için de onu isterim. İki kişiye bile olsa sakın başkan olma! Yetim malını da yönetmeye kalkma!" buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 17)

Resim---2467-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Şu gök kubbenin altında ve yeryüzünün üstünde Ebu Zerr'd.en daha doğru sözlü kimse yoktur.'' buyurmuştur.
(İbn Mâce, Sünnet, 11; Tirmizî, Menâkıb, 35)

Resim---2468-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Siz yöneticiliği çok isteyeceksiniz. (Oysa) o, kıyamet gününde pişmanlık olacaktır. Süt emenin hali ne güzeldir ama sütten kesilenin hali ne kötüdür! " buyurmuştur.
(Buhâri, Ahkâm, 7)

Resim---2469-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hepiniz birer çobansınız/ sorumlusunuz ve hepiniz yönettiklerinizden mesulsünüz. Devlet başkanı bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Evin beyi bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Evin hanımı da bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Köle de efendisinin malı üzerinde bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür." buyurmuştur.
(Buhâri, Cum'a, 11; İstikrâz, 20)

Resim---2470-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Biz yönetim işimize, görevlendirilmek isteyeni tâyin etmeyiz." buyurdu.
(Müslim, İmâre, 14-15; Buhâri, İstitabetü’l- Murteddin, 2)

Resim---2471-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Vallahi, biz bu yönetim işine ne onu isteyen birini tâyin ederiz, ne de ona hırs gösteren birini!." buyurdu.
(Buhâri, Ahkâm, 7; Müslim, İmâre, 14)

Resim---2472-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kişinin mal ve makama düşkünlüğünün dinine verdiği zarar, bir koyun sürüsünün içine salıverilmiş iki aç kurdun o sürüye verdiği zarardan daha büyüktür." buyurmuştur.
(Tirmizî, Zühd, 21; Dârimî, Rikâk, 21)

Resim---2473-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah bir idareci hakkında hayır dilediği zaman, ona dürüst bir yardımcı verir. Eğer o idareci yapılması gereken bir işi unutursa bu yardımcı, ona hatırlatır. Eğer idareci işi kendisi hatırlarsa o zaman da bu yardımcı işin yapılması hususunda idareciye yardımcı olur. Eğer Allah onun hakkında hayır dilememişse ona kötü huylu bir yardımcı verir. Eğer yapılması gereken bir işi unutursa yardımcısı ona hatırlatmaz. Eğer idareci işi kendiliğinden hatırlarsa o zaman da işin yapılmasında ona yardımcı olmaz. " buyurmuştur.
(Ebu Davûd, İmâre, 4)

Resim---2474-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: " ... Ben Allah'a, hiç kimsenin benden ne mal ne de kan konusunda isteyeceği bir hakkı olmadığı halde ulaşmak isterim." buyurmuştur.
(Ebu Dâvud, Büyu, (İcâre) 49; Tirmizî, Büyu, 73)

Resim---2475-) Mahzumoğulları kabilesinden hırsızlık yapan bir kadının affedilmesi için, Kureyşlilerin talebi üzerine, aracılık yapmak üzere gelen Üsame'ye, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Sen, Allah'ın koyduğu cezâlardan birinin affı için aracılık mı ediyorsun?" diye kızmış ve sonrasında halka hitap ederek: "Sizden öncekilerin helâk olmalarının sebebi şuydu: Onlardan güçlü bir kimse hırsızlık yaparsa onu cezâlandırmazlar, zayıf bir kimse hırsızlık yaptığında ise ona cezâ uygularlardı. Allah'a yemin ederim ki Muhammed'in kızı Fatıma hırsızlık yapmış olsaydı mutlaka onun da elini keserdim. " buyurmuştur.
(Tirmizî, Hudud, 6; Tirmizî, Hudud, 8 )

Resim---2476-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Muaz b. Cebel'i Yemen'e gönderirken ondan halka adil davranmasını isteyerek: " ... Sakın (zekât olarak) onların mallarından en iyilerini seçip alma. Mazlumun bedduasından sakın, çünkü onunla Yüce Allah arasında hiçbir engel/perde yoktur." buyurmuştur.
(Müslim, İmân, 29)

Resim---2477-) Abdullah İbnü'l-Lütbiyye, topladığı zekâtlar ile birlikte Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem huzuruna gelmiş ve: "Bu sizin payınız; bu ise bana verilen hediyelerdir." demişti. Hz. Peygamber ise onun hediye almasını hoş görmemiş, aldığı hediyelerin zekât memuru olduğu için verildiğini ima ederek, ''Anne babanın evinde otursaydın bu hediye sana verilir miydi, verilmez miydi?" buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 26)

Resim---2478-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Allah'ım, bir kimse ümmetimin yönetimi konusunda bir vazife alır da onlara zorluk çıkarırsa sen de ona zorluk çıkar! Bir kimse ümmetimin yönetiminde görev alır da onlara hoş muamele ederse, sen de ona hoş muamele eyle! " diyerek Allah'a yal varmıştır.” buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 19)

Resim---2479-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müslümanların idaresini üstlenip de onlar için çalışmayan ve onları doğruya yönlendirmeyen yönetici, /onlarla birlikte cennete giremez." buyurmuştur.
(Müslim, İmân, 229)

Resim---2480-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah'ın, bir gruba yönetici yaptığı kişi, o grubu doğruya yönlendirmek için çaba sarf etmezse, cennetin kokusunu dahi alamaz. " buyurmuştur.
(Buhârî, Ahkâm, 8 )

Resim---2481-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah'ın çizdiği sınırları aşmayarak orada duranlarla bu sınırları aşıp ihlal edenler, bir gemiye yerleşmek üzere kura çeken topluluğa benzerler. (Bu kuranın sonucunda) onlardan bir kısmı geminin üst katına, bir kısmı da alt katına yerleşirler. Alt kattakiler su almak istediklerinde üst kattakilerin yanından geçmek durumundadırlar. Alt katta oturanlar: “Hissemize düşen yerden bir delik açsak, üst katımızda oturanlara eziyet vermemiş oluruz.” derler. Şâyet üstte oturanlar, bu isteklerini yerine getirmek için alttakileri serbest bırakırlarsa, hepsi birlikte batar helâk olurlar. Eğer bunu önlerlerse, hem kendileri kurtulur, hem de onları kurtarmış olurlar." buyurmuştur.
(Buhâri, Şirket, 6; Buhâri, Şehâdat, 30)

Resim---2482-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "İdarecileriniz iyi kimselerden, zenginleriniz cömert kişilerden olduğunda ve işleriniz, aranızda istişare ile yürütüldüğünde, yeryüzünde yaşamanız toprak altına girmenizden daha hayırlıdır. " buyurmuştur.
(Tirmizi, Fiten, 78 )

Resim---2483-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Sizden herhangi bir kimseyi görevli tayin edersek ve o da bir iğneyi hatta daha küçük bir şeyi bizden gizlerse bu hıyanet olur, kıyamet gününde o gizlediği şeyle gelir!" buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 30)

Resim---2484-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Muaz b. Cebel (radiyallahu anhu): "Resulullah (sav) beni Yemen'e vâli olarak gönderiyordu. Yemen'e hareket edeceğim sırada peşimden bir haberci göndererek beni geri çağırdı ve şöyle dedi: “Seni niçin geri çevirdiğimi biliyor musun? Benim iznim olmadan (ganimetten) hiçbir şey alma! Çünkü bu bir hainliktir. Her kim bu dünyada böyle bir hâinlik yaparsa kıyamet günü (Allah'ın huzuruna), yaptığı o hâinlikle getirilir. İşte seni bunun için çağırmıştım, şimdi vazifene gidebilirsin.”
(Tirmizî, Ahkâm, 8 )

Resim---2485-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Allah'ın bir gruba yönetici kıldığı kimse, idaresi altındakilere ihanet üzere ölürse, Allah ona cenneti haram kılar. '' buyurmuştur.
(Müslim, imâre, 21)

Resim---2486-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir yönetici, idâresi altında bulunan kimselere su-i zan ile muamele yapmaya kalkışacak olursa onları fesada sürükler." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Edeb, 37; İbn Hanbel, VI, 4)

Resim---2487-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Yönetici bir kalkandır. Onun ardında savaşılır, onunla tehlikelerden korunulur. Şayet o, Allah'a karşı sorumluluk bilincini emreder ve adaletle hükmederse bütün yaptıklarından sevap kazanır. Bundan başka bir şey emrederse yaptıklarının karşılığını (vebalini) çeker.” buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 43; Nesâî, Biât, 30)

Resim---2488-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "... Her kim emire (yöneticiye) itaat ederse şüphesiz bana itaat etmiş olur. Her kim de ona isyan ederse şüphesiz bana isyan etmiştir. '' buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 32)

Resim---2489-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Vedâ Haccı'nda toplanan büyük kalabalığa da: "Ey insanlar! Allah'a karşı sorumluluk bilinci içerisinde olun. Sizin başınıza kulağı kesik Habeşli bir köle bile getirilmiş olsa Allah'ın Kitabı'na göre hareket edip size de onu uyguladığı sürece emirlerini dinleyin ve itaat edin!" buyurmuştur.
(Tirmizî, Cihâd, 28; Buharî, Ahkâm, 4)

Resim---2490-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Cihadın hangisi daha üstündür?" diye soran bir kişiye de: "Zâlim idarecinin karşısında hakkı söylemektir." buyurmuştur.
(Nesâî, Biat, 37; İbn Mâce, Fiten, 20)

Resim---2460-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Ka'b b. Ucre'ye şöyle söylemiştir: "Ya Ka'b! Benden sonra gelecek bazı devlet adamlarından seni Allah'a sığındırırım. Her kim onların kapılarından girer, yalanlarını doğru sayar, yaptıkları zulümlerine yardımcı olursa ne o benden sayılır, ne de ben ondan. O kimse mahşer günü havzımda benim yanıma gelemez. Her kim de onların kapılarından girsin veya girmesin onların yalanlarını doğrulamaz, yaptıkları zulümlere yardım etmezse o bendendir, ben de ondanım. Mahşer günü bu kişi havzımın yanına gelecektir... " buyurmuştur.
(Tirmizî, Cum'a, 79; Nesâî, Biât, 36)

Resim---2491-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir seriyye hazırlayıp, onlara ensardan Abdullah b.Huzafe'yi komutan olarak tayin eder. Ordu hareket etmeden önce de askerlerin ona itaat etmesini emreder. Yolda ilerlerken, askerler bir şekilde komutanı kızdırırlar. Bunun üzerine şakacı bir kişiliğe sahip olan Abdullah b. Huzafe onlara: "Hz. Peygamber bana itaat etmenizi emretmedi mi?" der. Askerler de "Evet." diye cevap verirler. Bunun üzerine onlara odun toplayıp ateş yakmalarını emreder. Askerler de odun toplar ve ateşi yakarlar. Komutan askerlerine bu ateşe girmelerini emreder. Askerler komutan emrettiği için ateşe girmeye niyetlendiklerinde birbirlerine bakarlar. Bunun üzerine bazıları: "Biz Hz. Peygamber'e ateşten kaçmak için tabi olduk, şimdi ateşe mi gireceğiz?" derler. Bunun üzerine komutanın öfkesi diner ve ateş söndürülür, dolayısıyla hiç kimse ateşe girmeden dönerler. Olay Resûlullah'a sallallahu aleyhi vesellem intikal ettiğinde: "Eğer ateşe girmiş olsaydınız, oradan ebedî olarak çıkamazdınız. İtaat ancak meşru olan hususlarda olur." buyurur.
(Buhâri, Ahkâm, 4; Müslim, İmâre, 40; İbn Hişam, Sîret, VI, 53)

Resim---2492-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Allah'a isyan olan yerde itaat yoktur." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 39)

Resim---2493-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müslüman bir kimsenin hoşlandığı ve hoşlanmadığı her hususta (yöneticisini) dinleyip itaat etmesi gerekir; ancak kendisine Allah'a isyanı gerektiren bir şey emredilmesi hariç. Eğer kendisine Allah'a isyanı gerektiren bir emir verilirse, bunu dinleme ve buna itaat etme yoktur." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 38 )


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 31 Eki 2018, 13:31 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3689
ADALET!.


Resim---2494-) Hacib b. Mufaddal b. Mühelleb'in, babasından naklettiğine göre o , Nu'man b. Beşir'i Resûlullah'tan sallallahu aleyhi vesellem şöyle naklederken işitmiştir: "Çocuklarınız arasında adaletli davranın, çocuklarınız arasında adaletli davranın!"
(Ebu Davûd, Büyü' (kare), 83)

Resim---2495-) Ebu Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Devlet otoritesi en büyük hamidir. Haksızlıklarla onun vasıtasıyla (yani hukuk yoluyla) mücadele edilir ve onun vasıtasıyla (tehlikelerden) korunulur. Şayet bu otoriteyi kullanan(lar), Allah'tan sakınmayı emreder ve adaletle hükmeder(ler)se bu yaptıklarından sevap kazanır(lar). Bunun aksine davranır(lar)sa (vebalini) çeker(ler)." buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 43)

Resim---2496-) Ebü Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Yedi sınıf insan vardır ki Allah onları gölgesinden (himayesinden) başka gölgenin (himayenin) olmadığı günde, bizzat kendi gölgesinde (himaye edecektir) gölgelendirecektir: Adil yönetici..." buyurmuştur.
(Buharî, Ezân, 36)

Resim---2497-) Abdullah b. Amr b. As'tan nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Yönettikleri insanlara, ailelerine ve sorumlu oldukları kişilere karşı adaletli davrananlar, Allah katında, Rahman'ın yanında nurdan minberler üzerinde ağırlanacaklar." buyurmuştur.
(Nesâî, Adâbü'l-kudat, 1)

Resim---2498-) Hevazinliler savaş meydanında bozguna uğrayıp dağılınca bütün mallar Müslümanlara kalmıştı. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem savaştan elde ettikleri ganimetleri Müslümanlara paylaştırmaya başladı. Beni Temim Kabilesine mensup Zülhuveysıra adlı bir bedevı: geldi ve "Ya Resulallah! Adaletli ol! " dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, "Yazıklar olsun sanal Ben de adaletli olmazsam kim adaletli olabilir? Eğer adaletli olmazsam, sen hüsrana uğrarsın, bütün umutların boşa çıkar." diyerek bu kişiye sitemde bulundu.
(Müslim, Zekât, 140; Buhârî, Enbiyâ, 28)

Resim---2499-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Her hak sahibine hakkını ver. " buyurmuştur.
(Buhârî, Savm, 51; Tirmizî, Vesâyâ, 5)

Resim---2500-) Nu'man b. Beşir'in annesi Anıra bint. Revaha, eşinden, çocuğu için bir miktar mal ister. Nu'man'ın babası Nu'man'a bağışta bulunmayı kabul eder. Ancak bu sefer de annesi, yapacağı bu hibeye Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem şâhid göstermedikçe ikna olmayacağını ifâde eder. Babası, o zaman henüz bir çocuk olan Nu'man'ın elinden tutarak Efendimize gider ve durumu şöyle arz eder: "Yâ Resûlallah bu çocuğun annesi Bint Revaha, ona yaptığım bağışa şâhid olmanı istiyor." Hz. Peygamber hemen sorar: "Başka çocuğun var mı?" "Evet, var." yanıtını alınca tekrar sorar: "Peki, hepsine aynı miktarda mal verdin mi?" Baba, "Hayır, Yâ Resûlallah! " diye cevaplar. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bunun üzerine: "O zaman beni şâhid tutma. Çünkü ben adaletsizliğe şâhid olamam!" buyurur. Ayrıca: "İyilik yapmaları konusunda çocuklarının sana eşit davranmalarını istemez misin?" diye ekler. Nu'man'ın babası: "Elbette isterim Yâ Resûlallah! " diye cevap verir. "O halde bu yaptığın olmaz! Çocuklarınız arasında eşitliği gözetin. Onların sana iyi davranmaları nasıl senin onlar üzerindeki hakkın ise aralarında adaletli davranman da onların senin üzerindeki haklarıdır." buyurur.
(Müslim, Hibe, 14,17,18)

Resim---2501-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "(Herhangi bir konuda) hakemlik yaptığınız zaman adil olun. " buyurmuştur.
(Taberânî, el- Mucemü'l- evsat, 40-41)

Resim---2502-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Her kim Müslümanlar arasında hakimlik yapmak ister ve bunu elde ettikten sonra adaleti zulmüne baskın gelirse cennetlik olur. Zulmü adaletine baskın gelen kimse ise cehennemlik olur." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Kadâ (Akdiye) 2)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 05 Kas 2018, 12:38 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3689
HAKLARA RİÂYET!.

Resim---2503-) Ebu Ümame el-Bahill anlatıyor: "Resûlullah'ı sallallahu aleyhi vesellem Vedâ Haccı senesinde verdiği hutbede şöyle derken işittim: “Şüphesiz Yüce Allah, her hak sahibine hakkını vermiştir..."
(Tirmizî, Vesaya, 5)

Resim---2504-) Muaz b. Cebel anlatıyor: "Ufeyr denilen bir eşeğin üzerinde (yolculuk ederken) Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem terkisinde idim... Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: 'Allah'ın kulları üzerindeki hakkı, Allah'a ibâdet etmeleri ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Yüce Allah üzerindeki hakkı ise kendisine ortak koşmayan kimselere azap etmemesidir” buyurdu.
(Müslim, iman, 49)

Resim---2505-) Hz. Aişe radiyallahu anha'den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem (kendisini ibâdete vererek dünyadan el etek çektiğini duyduğunda) Osman b. Maz'ün'u çağırmak üzere birini göndermiş ve geldiğinde ona: "... Ailenin senin üzerinde hakkı vardır. Misafirinin senin üzerinde hakkı vardır. Nefsinin senin üzerinde hakkı vardır.." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Tatavvu', 27)

Resim---2506-) Ebü Hüreyre'nin (radiyallahu anhu) işittiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müslüman'm Müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selâmı almak, hastayı ziyaret etmek, cenazeye katılmak, davete icabet etmek ve aksırana Allah'tan rahmet dilemek." buyurmuştur.
(Buharî, Cenâiz 2)

Resim---2507-) Ebü Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kim kardeşine haksızlık etmişse, onunla helâlleşsin..." buyurmuştur.
(Buharî, Rikak, 48)

Resim---2508-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müflis kimdir bilir misiniz?" Ashabdan söz alan biri: "Bizim aramızda müflis, malı mülkü olmayan kimsedir." dedi. Bu cevap üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Asıl müflis, kıyamet gününde kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekâtla gelir. Ancak dünyada iken şuna sövmüş, buna iftira atmış, ötekinin malını yemiş, berikinin kanını dökmüş, bir başkasını da dövmüştür. (İhlal ettiği bu hakların karşılığı olarak) iyiliklerinden alınıp hak sahiplerine verilir. Şâyet hesabı görülmeden iyilikleri biterse, mağdur ettiği insanların günahlarından alınarak bunun üzerine yüklenir, sonra da cehenneme atılır." buyurdu.
(Müslim, Birr, 59)

Resim---2509-) Ebu Said el-Hudri, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin şöyle buyurduğunu rivâyet etmişti: "Kıyamet günü mü’minler ateşten kurtulurlar ve cennetle ateş arasındaki bir köprü üzerinde durdurulurlar. Orada, dünyada iken aralarında meydana gelmiş haksızlıklar için kısas yapılır. Nihayet haksızlıklardan temizlendikleri ve pak oldukları zaman cennete girmelerine izin verilir."
(Buharî, Rikak, 48)

Resim---2510-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem başka bir konuşmasında: "Âhiret gününde ne altın ne de gümüş para vardır. Bu nedenle haksızlık yapanın iyilik ve sevabları varsa bunlardan alınıp hak sahibine verilir. Şâyet sevabı yoksa mağdur ettiği kişinin günahlarını yüklenir." buyurmuştur.
(Tirmizî, Sıfatı'l- kıyame, 2)

Resim---2511-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah'ın huzuruna, hiç kimseye haksızlık yapmadan çıkmayı umuyorum." buyurmuştur.
(Ebü Davûd, Buyü (İcare), 49)

Resim---2512-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ya Rabbi, sen Hak'sın. Vaadin de haktır. Senin sözün de haktır. Sana kavuşmak haktır. Cennet haktır. Cehennem de haktır. Peygamberler de haktır. Kıyametin kopması da haktır." buyurmuştur.
(Buhârî, Tevhid, 35)

Resim---2513-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah yolunda cihad eden, hürriyetini elde etmek için uğraşan ve zinaya düşmemek için evlenmek isteyen kişiye yardım etmek Allah'ın hakkıdır." buyurmuştur.
(İbn Mâce, Ifk, 3 )

Resim---2514-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Her yedi günde başını ve bedenini yıkamak, Müslüman üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. " buyurmuştur.
(Mülim, Cum'a, 9)

Resim---2515-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Şüphesiz Yüce Allah, her hak sahibine hakkını vermiştir ... " buyurmuştur.
(Tirmizî, Vesâyâ, 5)

Resim---2516-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, ibâdete düşkünlüğünden dolayı Abdullah'ı çok severdi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Abdullah'a: "Hiç ara vermeden, peş peşe sürekli oruç tutuyor, geceleri de sürekli namaz kılıyormuşsun. Aman böyle yapma. Çünkü senin üzerinde gözünün hakkı var, nefsinin hakkı var, âilenin (eşinin) hakkı var. Bazı günler oruç tut, bazen tutma. Namaz kıl, uykunu da uyu. On günde bir oruç tutsan, diğer dokuz gün için de sevap alırsın."buyurdu. Abdullah: "Ya Resulallah! Ben dediklerinden daha fazlasını yapabilecek kadar güçlüyüm! " dedi.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem "O zaman Davûd Peygamber'in orucu gibi oruç tut." dedi. Abdullah sordu: "Davûd Peygamber nasıl oruç tutardı ki Yâ Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem?" Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Davûd Peygamber bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı. Düşmanla karşılaştığı zaman da kaçmazdı. " cevabını verdi. Abdullah: "(Böyle oruç tutup takatsiz kalınca) kim savaştan kaçmamamı garanti edebilir ki!" dediğinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz sözünü üç kere tekrarladı ve: "Hiç ara vermeden, sürekli, her gün oruç tutan, oruç tutmuş sayılmaz." buyurdu.
(Müslim, Siyâm, 186)

Resim---2517-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bütün insanlığa hitaben şöyle buyurur: "(Ey insanlar!) Bu (Zilhicce) ayınızda, bu (Mekke) şehrinizde, bu (arefe) gününüz nasıl saygın ise, kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız (şeref ve namuslarınız) da aynı şekilde saygın (dokunulmaz)dır. "
(Buhârî, ilim, 9; Müslim, Kâsame, 30)

Resim---2518-) Bir gün, Yahudi olduğu söylenen bir adam, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize borç verdiği deveyi kaba bir tavırla ister. Onun bu tavrını beğenmeyen ashabdan bazıları onu paylamak isterler. Ancak Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hak sahibinin, söz söyleme hakkı vardır." buyurmuştur.
(Müslim, Musâkat, 120)

Resim---2519-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Sizin, hanımlarınızın üzerinde haklarınız olduğu gibi, hanımlarınızın da sizin üzerinizde haklan vardır. Sizin hanımlarınız üzerindeki hakkınız, hanımlarınızın namuslarını muhafaza etmeleri ve hoşlanmadığınız kimsenin evinize girmesine izin vermemeleridir. Dikkat edin! Hanımlarınızın sizin üzerindeki hakkı onların giyim ve gıda ihtiyaçlarını güzelce karşılanmasıdır." buyurmuştur.
(İbn Mâce, Nikah, 3)

Resim---2520-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir evlâdın anne ve babasının hakkını ödemesi gerçekten zordur.'' buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 8 )

Resim---2521-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Rabbin hoşnutluğu anne babanın hoşnutluğuna, O'nun öfkesi ise anne babanın öfkesine bağlıdır." buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 3)

Resim---2522-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Allah'a ve âhiret gününe iman eden kimse akraba ilişkilerini sürdürsün.'' buyurmuştur.
(Buhâri, Edeb, 85)

Resim---2523-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Akrabalarla ilişkiyi kesen kimse cennete giremez." buyurmuştur.
(Buhârî, Edeb, 11)

Resim---2524-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Allah'a ve âhiret gününe iman eden kişi, komşusuna eziyet etmesin. " buyurmuştur.
(Buhârî, Edeb, 85)

Resim---2525-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Zulümden sakının! Çünkü zulüm kıyamet gününde karanlıklar olacaktır." buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 56)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 08 Kas 2018, 16:41 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3689
BARIŞ!.

Resim---2526-) Hz. Aişe' den (radiyallahu anha) rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem (namazın sonunda) selâm verdiği zaman: ''Allahümme ente's-selâmü ve minke's-selâm, tebarekte ya ze'l-celâli ve'l-ikram." (Allah'ım! Sen barış ve esenliksin, barış ve esenlik senden gelir. Yücelik ve ikram sahibi olan Allah'ım! Sen ne mübareksin.) buyurudu.
(Ebu Davûd, Vitr, 25)

Resim---2527-) Abdullah b. Amr'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Düşmanla karşılaşmayı dilemeyin. Allah'tan afiyet isteyin..." buyurmuştur.
(Darimî, Siyer, 6; Buharî, Temenni, 8 )

Resim---2528-) Ebu Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bilesiniz ki! Kim Allah'ın ve Resûlü'nün güvencesi altında bulunan anlaşmalı bir kimseyi öldürürse, Allah'a verdiği sözü bozmuş olur ve cennetin kokusunu dahi alamaz." buyurmuştur.
(Tirmizî, Diyat, 11)

Resim---2529-) Sehl b. Sa'd (radiyallahu anha) anlatıyor: "Kuba’lılar birbirleriyle (taşlı sopalı) kavga ettiler. Kendisine bu olay haber verilince Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem hemen: “Haydi gidelim de onları barıştıralım.” buyurdu."
(Buharî, Sulh, 3)

Resim---2530-) Amr b. Abese Resûlullah'dan sallallahu aleyhi vesellem şu sözleri işittiğini nakleder: "Kimin herhangi bir toplumla arasında bir anlaşma varsa süresi sona erinceye kadar ya da karşılıklı olarak anlaşmayı vaktinden önce bozduklarını birbirlerine bildirinceye kadar bu bağı ne yeniden bağlasın ne de çözsün. " buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Cihad, 152; Tirmizî, Siyer, 27)

Resim---2531-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem amcası Ebu Talib'in kızı Ümmü Hani'nin emân/güvence verdiği bir kimsenin emniyet içerisinde olacağını beyân etmiştir. Ümmü Hani gelerek: "Ya Resûlallah! Annemin oğlu (kardeşim) Ali, benim kendisine emân vererek himayeme aldığım (eski kocam) İbn Hübeyre'yi öldüreceğini söylüyor." demiş, Resûlullah da ona,: "Ey Ümmü Hani, senin emân verdiğin kişiye biz de emân vermişizdir." buyurmuştur.
(Buhâri, Cizye, 9)

Resim---2532-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bilesiniz ki! Kim Allah'ın ve Resûlü'nün güvencesi altında bulunan anlaşmalı bir kimseyi öldürürse Allah'a verdiği sözü bozmuş olur ve cennetin kokusunu dahi alamaz. " buyurmuştur.
(Tirmizî, Diyât, 11; Nesâî, Kasâme, 14)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 12 Kas 2018, 15:52 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3689
ŞİDDET!.

Resim---2533-) Hz. Aişe' den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ey Aişe! Allah, rıfk (nezâket ve yumuşaklık) sahibidir ve rifktan hoşlanır. Sertlik, kabalık ve nezâket dışı diğer davranışlara vermediği ecri rifk sâyesinde verir." buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 77)

Resim---2534-) Resûlullah'ın sallallahu aleyhi vesellem sahabisi Ebu Sırma'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kim zarar verirse Allah da ona zarar verir. Kim (insanlara) güçlük çıkarırsa, Allah da ona güçlük çıkarır." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Kada' (Akdiye), 31)

Resim---2535-) Hişam b. Hakim b. Hizam' dan rivayet edildiğine göre o, Şam bölgesinde bazı insanlara rastladı. Onların güneşe karşı dikilmiş ve başlarına zeytinyağı dökülmüş olduğunu görünce: "Bu nedir?" diye sordu. Kendisine "Vergi (vermedikleri) için cezâlandırılıyorlar." denildi. Bunun üzerine dedi ki: "Haberiniz olsun! Ben Resûlullah'ı sallallahu aleyhi vesellem şöyle derken işittim: “Bu dünyada insanlara işkence edenlere şüphesiz Allah da azab edecektir."'
(Müslim, Birr, 117)

Resim---2536-) Hz. Aişe şöyle demiştir: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Allah yolunda cihad hariç eliyle hiç kimseye vurmadı. Ne bir kadına, ne de bir hizmetçiye!.. "
(Müslim, Fedâil, 79)

Resim---2537-) Enes (b. Malik) tarafından rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem kolları iki adamın omuzunda olduğu halde zorla yürüyen bir adama rastladı ve: "Bu adama ne oldu?" diye sordu. "(Kâbe'ye) yürüyerek gitmeyi adadı." dediler. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bu adamın kendine eziyet etmesine Allah'ın ihtiyacı yoktur. Ona söyleyin de bineğine binsin! " buyurdu.
(Nesâî, Eyman, 42)

Resim---2538-) Ensardan Ebü Mes'ud el-Bedri, bir gün kölesini elindeki kırbacıyla hiddetle dövüyordu. O sırada arkasından birisi: "Bilmiş ol ey Ebu Mes'ud!" diye kendisine seslendi. Ebü Mes'üd o kadar öfkeliydi ki sesin kime ait olduğunun farkına bile varmadı ve kölesine vurmaya devam etti. Fakat arkasındaki kişi kendisine doğru yaklaşıyor, bir yandan da: "Bilmiş ol ey Ebu Mes'ud!" diyerek uyarmaya devam ediyordu. Ebü Mes'ud arkasına dönüp baktığında kendisine seslenenin Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem olduğunu fark etti. Elindeki kırbacı hemen bırakıverdi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bilmiş ol ey Ebu Mes'ud! Allah'ın senin üzerindeki gücü, senin kölenin üzerindeki gücünden daha fazladır." buyurdu. Ebü Mes'üd, bu durum karşısında kendini mahcub hissetti. Bundan böyle hiçbir köleyi dövmeyeceğine dair söz verdi ve: "Yâ Resûlullah! Allah rızası için bu köle artık hürdür." dedi.
(Müslim, Eyman, 34; Ebu Davûd, Edeb, 123-124)

Resim---2539-) Yâsir Âilesine türlü türlü eziyetler yapıldı. Bu aileyi kızgın kumlara yatırıp, günlerce aç susuz bıraktılar. Bedenlerini korlarla dağlayıp, sopalarla dövdüler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir defasında onlara işkence yapılırken gördü ve: "İmrân Âilesi'ne ve Yâsir Âilesi'ne müjdeler olsun! Sizin kavuşacağınız yer cennettir." buyurdu.
(Hâkim, Müstedrek, VI, 2075)

Resim---2540-) Ammar b. Yasir işkence altında bitkin düşmüşken müşriklerin zor kullanması sonucu onların taptığı ilâhlar hakkında olumlu sözler söyleyerek kurtulabildi. Daha sonra Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize durumu anlatınca o: "Tekrar ederlerse sen yine böyle söyle!" diyerek Ammar'ı teskin etti. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Ammar iliklerine kadar iman ile doludur." buyurmuştur.
(İbn, Saad, Tabakat, III, 249; İbn Mâce, Sünnet, 11; Nesâî, İmânü, 17)

Resim---2541-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem : "Sizden biri nasıl olur da hanımını köle döver gibi döver? Sonra bir de günün sonunda onunla aynı yatağı paylaşır!" buyurmuştu.
(Buhârî, Tefsir (Şems) 1)

Resim---2542-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem : "Biriniz hizmetçisine vurur da o da Allah'ı hatırlatırsa derhal elini çeksin!" buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 32)

Resim---2543-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kim bir zimmîye (anlaşmalı gayri müslim vatandaşa) zulmedip onun hakkını vermezse, ona gücünün yetmediği bir yük yüklerse veya rızası olmaksızın ondan bir şey alırsa kıyamet günü ben onun hasmı olacağım." buyurmuştur.
(Ebü Davûd, lmare,31 -33: Beyhakî es Sünenü'l- kübra IX, 342)

Resim---2544-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem : "Haya imandandır, iman ise kişiyi cennete götürür. Kötü söz söylemek insanlara sıkıntı verip onları incitir. Sıkıntı vermek ise kişiyi cehenneme götürür.'' buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 65; İbni Hanbel, II, 502)

Resim---2545-) Bir adam hac ibadetini yürüyerek yapmayı adamış, fakat yürümeye mecâli kalmadığı için iki kişinin omuzlarına tutunarak yürümeye başlamıştı. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem adamı bu halde görünce: "Bu adama ne oldu?" diye sormuş, adamın Kâbe'ye yürüyerek gitmeyi adadığı kendisine söylenmişti. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bu adamın kendine eziyet etmesine Allah'ın ihtiyacı yoktur. Ona söyleyin de bineğine binsin!" buyurmuştu.
(Nesâî, Eymân, 42)

Resim---2546-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, bir gün insanlara hitab ederken bir adamın güneşte ayakta beklediğini görmüştü. Adamın güneşte bekleme sebebini sorunca: "Bu adamın adı Ebu İsrail'dir. Oruçlu iken ayakta durup oturmamayı, güneşte dikilip gölgelenmemeyi ve konuşmamayı adamış." dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ona söyleyin, konuşsun, gölgeye geçsin, otursun ve orucunu tamamlasın!" buyurdu.
(Buharî, Eyman ve nüzur, 31; Ebu Davûd, Nüzur, 19)

Resim---2547-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem "İçinde can taşıyan hiçbir şeyi hedef yapmayın!" buyurmuştur.
(İbn Mâce, Zebâih, 10; İbni Hanbel, 1, 298)

Resim---2548-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Rifktan (yumuşak huyluluk ve nezaketten) mahrum kalan, hayırdan da mahrum kalmıştır." buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 74)

Resim---2549-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, bindiği deve ağır hareket ettiği için onu öteye beriye sürmeye başlayan Hz. Aişe Vâlidemizi, yumuşak davranması konusunda uyarmış ve şöyle buyurmuştur: "Rifk (zârif davranış) işe güzellik katar, rifktan (zerâfetten) yoksunluk ise, işi kusurlu kılar."
(İbn Mâce, Zebâih, 3; Müslim, Birr, 78-79)

Resim---2550-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden güvende olduğu (zarar görmediği) kimsedir. Mü’min de halkın canları ve malları konusunda kendisinden emin olduğu kimsedir." buyurmuştur.
(Tirmizî, İman, 12; Nesaî iman, 8 )


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HADİSLERLE İSLAM...
MesajGönderilme zamanı: 18 Kas 2018, 12:17 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3689
EMR-İ Bİ'L- MÂ'RÛF NEHY-İ ANİ'L-MÜNKER!.

Resim---2551-) Ebu Said el-Hudri'nin işittiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir kötülük gören kişi, eli ile değiştirmeye gücü yetiyorsa onu eli ile değiştirsin. Buna gücü yetmez ise dili ile değiştirsin. Buna da gücü yetmezse kalbi ile (o kötülüğe) tavır koysun, (onu hoş görmesin). Ve bu da imanın asgari gereğidir. " buyurmuştur.
(Ebu Dâvud, Salât, 239-242)

Resim---2552-) İbn Abbas'ın naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen ve iyiliği emredip/teşvik edip kötülükten sakındırmayan! uzaklaştırmayan bizden değildir." buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 15)

Resim---2553-) Said b. Ebü Bürde b. Ebu Musa el-Eş'ari'nin, babası aracılığıyla dedesinden naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Her Müslüman sadaka vermelidir." Oradakiler: "Peki, ya verecek bir şey bulamazsa?" deyince Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "O zaman çalışır ve (kazandığından) hem kendisi faydalanır hem de sadaka verir." buyurdu. "Buna da güç yetiremez ya da yapamazsa?" dediler. "Yardıma muhtaç mazlum ve mağdur bir kimseye yardım eder!" buyurdu. "Bunu da yapamazsa?" dediler. "İyiliği/hayrı emretsin/teşvik etsin." buyurdu. "Bunu da yapamazsa?" dendiğinde, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kötülükten uzak dursun. Bu da onun için sadakadır." buyurdu.
(Buharî, Edeb, 33)

Resim---2554-) Huzeyfe b. Yeman'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bu canı bu tende tutan Allah'a yemin ederim ki ya iyiliği emredip/teşvik edip kötülükten sakındırırsınız/uzaklaştırırsınız ya da Allah size bir cezâ gönderir de O'na dua edersiniz ama O, duanıza karşılık vermez." buyurdu.
(Tirmizî, Fiten, 9)

Resim---2555-) Ubeydullah b. Cerir'in, babasından naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ''Aralarında günahlar işlenip durduğu halde bu günahları işleyenlerden daha güçlü ve onları engellemeye muktedir iken bunu yapmayan topluluğun hepsine birden Yüce Allah azab verir." buyurmuştur.
(İbn Hanbel, IV, 366)

Resim---2556-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Dikkat edin. Allah'a yemin olsun ki, siz (ya) iyiliği emreder/teşvik eder kötülükten menedersiniz/uzaklaştırırsınız, zâlimin elinden tutup onu hakka döndürürsünüz ve onu hak üzere tutarsınız (ya da sizin sonunuz da onlar gibi olur)." buyurmuştur.
(Ebu Dâvud, Melâhim, 17;

Resim---2557-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e gelerek, "Bana ne yapmamı emredersin?" diye soran Harmele'ye Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ma'rufu yap ve münkerden sakın." buyurmuştur.
(Beyhakî, Şuabü'l- İman, VI, 501)

Resim---2558-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hayra vesile olan kişi onu yapmış gibidir." buyurmuştur.
(Tirmizî, İlim, 14; İbn Hanbel, V, 357)

Resim---2559-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "En üstün/iyi cihad, zâlim yöneticinin karşısında hakkı dile getirmektir." buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Melâhim, 17)

Resim---2560-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kıyamet günü bir adam getirilip, cehenneme atılacaktır. Bağırsakları dışarı dökülen bu adam, eşeğin değirmen taşının etrafında döndüğü gibi cehennemde, bağırsaklarının etrafından dönecektir. Cehennemdekiler etrafına toplanıp: “Sen iyiliği tavsiye edip, kötülüklerden insanları uzaklaştırmaz mıydın (bu ne hal)?” diye soracaklardır. Bunun üzerine o adam: 'Evet. İyiliği emrederdim, ancak kendim yapmazdım; kötülüklerden insanları sakındırırdım, ancak onları kendim yapardım." der!.”buyurmuştur.
(Müslim, Zühd, 51)

Resim---2561-)Câhil bir bedevinin mescidin içinde idrarını yapması üzerine, ashab hiddetlenerek ona doğru yürümüş, ancak Şefkat Peygamberi Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem onlara: "Onu bırakın, işini görsün. Sonra idrarının üzerine bir kova su döküp onu temizleyin, çünkü siz zorluk çıkarmak için değil kolaylık göstermek için gönderildiniz." buyurmuştur.
(Buharî, Vudü', 58; Tirmizî, Taharet, 112)

Resim---2562-) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, kötülüğü önleme hususunda bir gemide yaşayan iki grup insana benzetir. Kura sonucu bu iki gruptan biri geminin alt katına, diğeri ise üst kata yerleştirilmiştir. Alt kattakiler su ihtiyaçlarını gidermek için üst kata çıkmak zorunda kaldıklarından geminin alt tarafına bir delik açmaya karar verirler. Böylece üst kattakileri rahatsız etmeden ihtiyaçlarını giderebileceklerini düşünürler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem der ki, "Eğer üsttekiler, alttakileri, yapacakları bu işten vazgeçirmezlerse hepsi birden helâk olur. Fakat onlara engel olurlarsa hepsi birden kurtulur."
(Buharî , Şirket, 6)


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 185 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 4, 5, 6, 7, 8

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Google [Bot] ve 4 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye