Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 19 Kas 2018, 12:07

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: ÖLMEDEN ÖLMEK (Devamı)
MesajGönderilme zamanı: 27 Nis 2008, 11:12 
Çevrimdışı
Üye
Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Nis 2008, 03:00
Mesajlar: 32
Bu konuyu facebook'ta paylan!
ÖLMEDEN ÖLMEK

Bizler Allah yolunda aciz kullarız.
Sizlere başımdan geçen bir olayı anlatayım.
2007 nisan ayıydı sanırım. işlerimiz çok yoğundu.
Bende hafta sonu eve gittim.
Kahvaltıdan sonra balkona çıktım. bir sigara içtim.
Bende bir gevşeme bir rahatlama bir mutluluk hissi belirdi. sonra balkondaki koltuğa uzandım.

Bizim balkon yeşilliğe bakar ağaçlar falan vardır. görüntü birden buğulandı.
Sadece gözümün önünde yeşilce bir çam dalı belirginleşti.
Ağaçlara bakmaya devam ettim ama ağaçlardan başka şeylerde görüyordum.

Ağaçların yaprakları arasına saklanmış, yaprak ve dallardan oluşan muntazam şekiller, hayvan resimleri...
Üstelik hemen her saniyede değişiyor.
Sanki şaşı bak şaşır resimleri gibi.
Ama onda sadece bir resim görürsün.
O resimde önceden bilgisayar ortamında ayarlanmıştır.
Bu öyle değil. her saniye bambaşka bir şekil.

Önce bir kaç dakika bunu izledim.
Keyfini çıkardım.
Ama akllım yerinde idi.
Biraz Düşündüm, dedim : "Bên daha evvel bu ağaçlara hep bakıyordum, ama bunları görmüyordum. Bunun olması mümkün mü?" Hayır.
Bu görüntüyü en gelişmiş bilgisayararda bile yapamazsınız.
Bir yandanda hayret ediyorum insanlar bu apaçık güzelliği nasıl farketmezler.

Bu gördüklerim Cenabı Allah'ın Kudretinin sadece yüzde biri imiş.
İlahi bir ilhamla böyle bir his geldi. sonra kendimi bıraktım.
"Artık Beni yaksalar, kılıçla doğrasalar farketmez." tek düşündüğüm şey Allah.
Vücüdum zikire başladı.
Aklım, Kalbim, vücüdum, sol işaret parmağım.
Hatta ağzımda sakız vardı onu da yuttum. dilim rahat zikir yapsın diye.
Kafamda annemin sesi vardı.
O nun sesiyle zikir yapıyordum.

Lâ İlâhe İllallah!
Lâ İlâhe İllallah!


Bu zikir hali bir müddet devam etti.
Sonra doğruldum. baktığım her yer artık çok net çok berrak görünüyordu. bu olayı yaşarken insan şeytanla da nefsi ilede karşılşıyor. onları görmüyorsunuz ama varlıklarını hissediyorsunuz.
Cenâb-ı Allah'ın kudretine şahit olunca onlara pek kulak asmıyorsunuz.

Yalan dünyanın ne demek olduğunu bizzat yaşayarak anladım.
Yalan dünya.
"Dünya yalan mış" durup durup bunu tekrarlıyordum.
"Dünya Yalanmış."
Ben sadece bir kaç tane ağaç görmüştüm ama Cenabı Allah orada istese o ağaç yapraklarında bütün dünyayı, kainatı hatta cenneti ve cehennemi gösterebilir.

Sonradan anladım ki onları yaşarken aslında ölüyormuşum.
Ölen yaşlıların neden bir noktaya bakakaldıklarını, neden hasta yatağında yaşamak için direnmediklerini anladım.
Çünkü dünyada bütün güzel duyguları tatmış.
Sevmiş, sevilmiş dünyaya kalıcı eserler bırakmış.
Cenâb-ı Allah'ın kudretinin güzelliğini görünce fazla direnmiyor.

Ama bizim gibi genç biri için durum farklı bizim bu hayatta gerçekleştirmek istediğimiz daha bir çok işimiz var.
Bizde dünyada kalıp o görevleri yerine getirmeyi tercih ettik.
Yani ölmedik.

Yerimden doğrulduğumda hala omuzum silkeleniyordu.
Etraf hala yeni yağmur yağmış gibi pırıl pırıldı. çok berraktı.

Aklım yerinde idi ama dünyanın bir önemi kalmamıştı. bu dünyaya ilişkin İnandığım bütün o kurallar, fizik yasaları, teoriler bilgiler hepsi 1 dakika içinde önemini yitirmişti.

Şimdi asıl sorun (mecazi olarak) Cenabı Allah'ı görüpte o kadar yıl ne yapacağım.
Ne yapayım? yemek mi yiyeyim? işe mi gideyim? televizyon mu izleyeyim? bu dünya boş ki. ne yapasın...

Yavaş yavaş kendime geliyordum.
Ama dünyalık bi işim kalmamıştı artık.
İş güç onlarla ilgilenemeyecektim.
Hatta hiç yerimden bile kalkmayacaktım.
Yâni delirecektim.
Eskiden öyle bir kaç hikaye duymuştum.
Adam Allah diye diye tımarhanelik olmuş.
bizimki de böyle olacak artık dedim.
bir de insanlar dedikodumu yapacaklar.
Anlatamazsın da...

Allah'tan yardım istedim.
"Allah'ım bu olanları unutmam lazım. işime dönmem gerek.
Deli diye anılmak istemiyorum."
Biraz daha kendimi toparladım.
Önce abdest aldım. biraz daha balkonda oturdum.
Abim geldi ondan su vermesini istedim.
Suyu içtim bi bardak daha istedim.
İkindi ezanı okunmaya başladı.

Azdaha vakit geçince banyo yaptım.
Abdest önemli çünkü.
Aradan bir yıl kadar geçti, ama hatırası her zaman bende durur.
Bazen aynı güzelliği yeniden görmek isterim.
Hem isterim - hemde istemem.
Çünkü tekrar kendimi kaybetmekten korkuyorum.
İşte "PERVÂNE MİSALİ ATEŞE YANDIM" tabirini uygulamalı olarak böyle tecrübe ettik.

Latif Beyefendi ile tanıştığımız günkü internet konferansı sırasında, annemle beraber kendisinin yanında oturuyorduk.
Kendileri de bu konudan bahsettiler.
"Bazen Cenabı Allah kendi aşkından deliren kimseleri ibret için aramıza salar!" diye.
Bundan kendimizede bir pay çıkardık.
Çok şükür ki bu hal sadece bir iki saat sürdü. daha sonra günlük hayatıma devam ettim.
Ama bende derin bir iz bırakmıştır.

Bunu ilk olarak Sizlerle paylaşmak istedim.
bu Sırrımdan Aileme bile bahsetmedim.
Sadece Cenabı Allah ve O'nun izin verdiği kimseler bunu biliyordur.
Herkese çok çok selam eder muhabbet dolu günler dilerim.


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 27 Nis 2008, 12:13 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 03:00
Mesajlar: 8701
Konum: BURSA
اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ

(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.
Müslim, İmân, 95.



Yaşadığın bu ÖZEL anı BİZimle paylaştığın için sağol. Gemliğimin müstesna çiçeklerinden Nazımın-Niyazımın Rengi ablamın ikinci çiçeği volkancanımız,
Gelişin o kadar sevindirdi ki beni darısı diğer iki çiçeğimize
MUHAMMEDİNUR Ailemize Hoş geldin. Hoş kal inşaALLAH!...

MUHAMMEDİ MUHABBETLERİMLE

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 28 Nis 2008, 00:21 
Çevrimdışı
Yeni Üye
Yeni Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 23 Nis 2008, 03:00
Mesajlar: 5
Çok ilginç bende anlattıklarınıza benzer bir hal yaşadım bir kaç ay önce idi.
Bir radyo programı dinlemiştim orada 15. sözün şerhini yapıyorlardı.
Denmişti ki kişinin dini dünyası kendi algısından ibarettir.
O farkındalıkla hayırlı bir uyku için dua ettim.

Rüyamda 4 kişi ile asansördeyim.
Bir adam kişilere ilhamın müzik sesi gibi birşeyle geldiğini söylüyordu.
Bende elektro gitarla bir ritim duyduğumu fark ettim.
Ayni adam dönen cisimlerden maddeden bahsederken bende kafamın üstünde dönen bir semazen görmemle kendimden geçmeye başladım.
Birden her taraf bembeyaz oldu.
Çok güçlü bir ışık geldi yatağımdaydım ama ayni zamanda da rüyadaydım korktum ama uyurken niyetim aklıma geldi ve kendimi gevşettim o beyazlık tüm hücrelerime kadar işledi bu anlatılamayacak bir şey.
Sonra kendimi çok iyi hissettim.
Rüyada olduğumun bilincindeydim.
Daha sonra pastel mavi ve pembe renklerle o beyazlığın içinde resimler oluşmaya başladı.
Renkler güzeldi ama imgeler çirkindi.
Ejderha, sonra yılan, sonra kedi gibi birsey ama çok çirkin bir kedi.
Bende dedim ki ben rüyadayım bunları görmek zorunda değilim
Baktım resimler devam ediyor ben yüzümü aşağı eğdim yukarda onlar olurken kendi resmimi oluşturmak için güller düşünmeye başladım yine ayni pastel tonlarda güller oluşmaya başladı sürekli peş peşe güller oluşmaya başladı ama bu düşünce iki kaşım arasında müthiş bir ağırlık yaptı ve rüyadan uyanmak istedim.
Önce elimi düşündüm hareket ettirmek istedim.
Gözlerim kapalıydı uykudaydım ama düşündüğüm şeyi görebiliyordum sonra parmaklarımın hareketiyle adeta vücuduma düştüm.
Kalkıp saate bakmak istedim özellikle başımda büyük bir baskı varmış gibi hemen kalkamadım yerimden.
Ama genel olarak güzel bir hisle uyandım.
Uyandığımda saat 3.5 du, niyetimi hatırladım hayırlı bir uyku dilemiştim biraz tefekkürden sonra bende sizin gibi kalkıp abdest alıp namaz kıldım. Gerçekten de çok hissederek kıldığım bir namaz olmuştu..


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 28 Nis 2008, 01:46 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eyl 2007, 03:00
Mesajlar: 2661
Konum: KAF'dan
Değerli kardeşimiz volkancan öncelikle Muhammedinur gönül BİRliği ve BİZliği sitenize hoşgeldiniz...
Muhammedi Muhabbetle ve samimiyetle geldiniz...

VolkanCan'ımız ve semme kardeşimiz bu çok değerli ve sırlı ilhamlarınızı bize sunduğunuz için teşekkür ederiz.
Allah(c.c.) ve Rasulullah(s.a.v.) razı, hoşnut ve memnun olsun İnşşallah...
Devamı nasib olsun...
Aşk olsun... Aşkınız daim olsun...
Muhammedi hazmı olsun İnşşallah...

Muhammedi Muhabbette, Mehamette ve Hasbi Hizmette BİZ BİRlikte olalım İnşşallah...

ES SELAM Rasulullah(s.a.v.) efendimize ve O'nu duyan ve uyanlara olsun...
Muhammedi Muhabbetler...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 28 Nis 2008, 02:32 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 04 Tem 2007, 03:00
Mesajlar: 1026
DEĞERLİ VOLKANCAN,

KIYMETLİ KARDEŞİM..




Öncelikle hoş geldin, sefalar getirdin.

Aramızda olmana ve yaşadıklarını anlatmana çok sevindim.
Sağol varol..

Çok az insan anlatıyor yaşadığı tecrübeleri..
Samimiyetin, kelimelerin, anlatışın ne kadar içten..
Halan an be an yaşadıklarını yeniden yaşadığın,
her şeyin kalbinde durduğu anlatışından seziliyor..
O anları sanki bende senle yaşadım..

Her şey dediğin şu kelimede saklı
"Bizler Allah yolunda aciz kullarız. "
Evet Volkancan çok haklısın Bizler ALLAH yolunda aciz kullarız.

Tekrar sana hoş geldin der
BİZlik anlayışı içinde daim yaşamanı var olmanı niyaz ederim.


Ben anlatamıyorum fakat bak şair benim kalbimden geçenleri
NE GÜZEL ANLATMIŞ..


Resim

ZİKRULLAH


Sular aşka gelir, çoşar HAK diye
Başın taşa vurur vurur HÛ çeker.

Rüzgâr dağdan dağa koşar HAK diye
Arada bir durur durur HÛ çeker.



Otlar bile HAK diyerek bitermiş
Yağmur HAK’tan gelir, HAK’ka gidermiş

HAK âşıkı âmâ gözlü bir derviş
HAK yolunda yürür yürür HÛ çeker.



Ağaç dal dal, HAK’ka açar kucağı
Acı vermez HAK emrinin bıçağı

Gökte güneş HAK’kın sönmez ocağı
Dağdaki kar erir erir HÛ çeker



Gök güvercin HAK der uçar seherde
Balık suda HAK’kı içer seherde

Kırmızı gül HAK der açar seherde
Kokusunu verir verir HÛ çeker.



HAK’kın yolcuları HAK’ta buluşur
Varlık zerre, zerre HAK’kı bölüşür

Kalp bedende HAK HAK diye çalışır
Kan damara varır varır HÛ çeker.



HAK mührü var ceylanların gözünde
HAK yazılı kâinatın yüzünde

HAK Resul-ü Muhammed (S.A.) ’in izinde
Gönül HAK’kı görür görür HÛ çeker.




ABDURRAHİM KARAKOÇ

_________________
Derviş na murad olacak.
Allah vesilelerle kendisine yaklaştırır.
Na murad olacak..
Bildiğini terk edecek.

Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 28 Nis 2008, 18:50 
Çevrimdışı
Yeni Üye
Yeni Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 23 Mar 2007, 03:00
Mesajlar: 5
volkancan kardeşimiz,
yiğit yüreğinizden patlayan vuslat volkanınız hep nur fışkırsın inşaallah..


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Anlatamiyorum
MesajGönderilme zamanı: 28 Nis 2008, 20:50 
Çevrimdışı
Dost Üye
Dost Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Mar 2008, 03:00
Mesajlar: 93
Bu yaziyi okuduktan sonra aklima orhan veli'nin anlatamiyorum siiri geldi.kelimelerin kifayetsiz oldugu bir durumdu bahsettigi.bir yer vardi, epeyice yaklasmisti, biliyordu ama anlatamiyordu.gozyaslarina elleriyle dokunacak birisi yoktu belkide. Saygilar...


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 8 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye