Muhammedi Melamette H harfi ile ilgili Kelimeler

Cevapla
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8928
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Muhammedi Melamette H harfi ile ilgili Kelimeler

Mesaj gönderen nur-ye »

ResimMuhaMMedî Melâmet’in ÂNlaşılaBİLmesi ve ÂNlatılaBİLmesi için Kul İhvÂNi(Latif YILDIZ) tarafından KELİMElerin ılımları!

''H'' harfi ile ilgili KELİMElerin ılımları;


Hakikat-i Muhammedîyye: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in AHVÂLidir. “Kâbe kavseyn” vs. gibi söze sığmayan ve yaşanınca anlaşılan HÂLLERidir.

Hakikatta: Zevk HAKKın HAZZıdır. Elçisinden duyduğuna uy!..
HaYYDâR: Diriltici.. Nefsi HAYY kılan MuhaMMedî Hasbî Hizmet Kaynağı, İmam Ali kerremullahi veche..
Huşû : Alçak gönüllülük. Hayâ etmek ve mütevazi olmak. Korku ile karışık sevgiden gelen edebli bir hâl. Yüksek ve heybetli bir huzurda duyulan alçak gönüllülük. Sükun ve tezellül.

Hudû’ : Mahviyet ve tevazu hâli, alçak gönüllü olmak. Allah'ın azametini, celal ve cemalini, büyüklüğünü tahattur ve tefekkürden hâsıl olan,
insandaki huzur ve huşu' hâli.

Habibîyyet : Muhammedîyyet, Mahmudîyyet ve Ahmedîyyetin kapsadığı AKDES PRİZİ...

Habîbullah : (Habîb-i Hudâ) ALLAH'ın sevgilisi. Hz. Muhammed (A.S.M.)

Hemhâlî Celâ :Ahaddiyet a'mâsında, bilinemezlik karanlığındaki Zâtü'l-Zâtı'nda dâim ve kaim olan El AHAD (celle celâluhu)...
Kendi Zâtında, kendi Zâtıyla ve kendi Zâtı için mutlakiyyet zuhûru...
Habibullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in habbesinin kokularını getirdiği Zât Âlemi...
(El EVVEL celle celâluhu). İnsan anlayışından uzak âlem. Zâtî zuhûr...

HÂKlen: Sonuç TOPRAK ile anlaşılır ve biter.

HAKK’len: Sonuç El HAKK ALLAH celle celâlihu ile anlaşılır ve biter.

Hayr : OLUŞu idrak ve iştirak şerefi.

Hammar : Çok içirip ayyaş eden.. YÂR...

Hâbir : Her şeyi bilen (cc) agâh.
Hayret : Hayranda gark olma…

Hançer-i müjgan : kirpik hançer.

HaSBî: Karşılıksız. ALLAH Rızası İÇ-in.

HeYBet: Hürmetle beraber korku hissini veren hâl. Sakınıp korkulacak hal. Azamet. Müminin İZZETi..

Hengâme: f. Zaman, devir, çağ,sıra, vakit, mevsim.

HASL: Peydâ olan. Husûle gelen. Çıkan, meydana gelen.

HALL: Bir yere inip konarak helâl olmak, düğümü çözmek, bir İŞ için gerekli, lâzım, lâyık ve vâcib Olmak.

HuT: ZâhirdeYuNuS-u (as) yutan balık denmekte. Bâtında İlahî HaTT.

Hamsi: En ufak balıkçık ama çok yamanlar ve bir Köpek Balığını BİZ-BİR-İZ girdabında boğmaktalar denizin ortasında.

HaCERR: ÖZ ÇEKimin Hal-i Hazır Oluşu.. Taş gibi..
ESVED: Sevdâ karasından.. Sırr-ı Süveydâ Noktası..


HaYR: Rububiyyet Ru’yeti Rüşdünde Hazır Olmak..

HaYR-AN : ANda şimşek çakacak kadar Şe’ene İştirak ve YAŞAmak… Takdirkârlığından dolayı şaşa kalmış. Çok takdir etmiş. Çok beğenmiş.

HâRR: f. Diken. Gül goynunda bekçisi, gül gözünün kirpiği, bakışının hançeri..

HâLL: Durum, vaziyet. Görünüş. Tavır. Suret. Keyfiyet. Cezbe. Dert, keder, elem. Mecâl. Kuvvet..

HiMMet: Kalbin bütün kuvveti ile Cenab-ı HAKK'a ve sâir mukaddesata yönelmesi. Kalb isteği ile gösterilen ciddi gayret. ALLAH indinde makbul ve mübârek bir kimsenin mânevi yardımı ile birisini koruması, yardım etmesi. Tabiî şevk ve meyil ve hayr hevesi. Lütuf, yardım.

HiMMet: Zâhir ve Bâtın Hakîkat-ı Muhammediyyeni BİL-BUL-OL-YaŞa. Hizmeti..
HiMM: zÂHİR-Bâtın Hakikat-ı MuhaMMediyye Hakikatını YAŞAma EDEBi
HiMMet: bu kaynağa SALL-ULAşım yolu..

Hizmet : Birinin işini görme. Bir kimsenin hesabına veya menfâatına iş görme, bu suretle yapılan iş, vazife. Memuriyet. * Bir insan, hayvan veya nebatın muhtaç olduğu işler ve takayyüdat.


HaRB-ÂN: harb ÂNı.. kervan eşekçisi..

HaYdaR: Dirilik Taşıyan.. Yiğit, cesur, kahraman. Hz. Ali'nin (kerremullahi veche ) bir nâmı, Arslan, gazanfer.

HaRR: Hararet, sıcaklık. Sıcak, Rububiyyet Sırrı RÜŞDü.. Aşk Ateşi.

HâSL: Peydâ oluş. Husûle geliş. Çıkış, meydana geliş.

Havzil-Mevrûd : Vuslat, kavuşma ve SILA havuzu.

Hınf : istikâmet. Hanîf : tek ve tevhid üzere istikâmet eden. Hanifî : İbrâhim (aleyhi's-selâm)'dır.

hARF: Harekesinde OLmak.
HaYF: KULluk KoRKusu
HiMMet: zâhir-Bâtın MuhaMMedîyyet Hakikatı YOLu..


HeP YANıcı: Hidrojen.. Bir Damlanın ÂDeM BaBası
HiÇ YAKıcı: Oksijen Bir Damlanın HaVVa AnAsı –giBi-
SÖNDüRücü: 2H + O =
Bir damla SU-BeBek..
Resim
Kullanıcı avatarı
sev-guzel
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 609
Kayıt: 15 Mar 2008, 02:00
Konum: Kalb Dağı
İletişim:

Re: Muhammedi Melamette H harfi ile ilgili Kelimeler

Mesaj gönderen sev-guzel »

Hâbe: gizlemekten dolayı mahrum bırakıldı, hüsrana (büyük zarara) uğradı. Nefsini günâha gömdü ve emredilen ve murad edilen arzusuna ulaşamadı. Boş yere harcadı.

HaCERR: ÖZ ÇEKimin Hal-i Hazır Oluşu.. Taş gibi..
ESVED: Sevdâ karasından.. Sırr-ı Süveydâ Noktası..

Hablil- Verid”: Şah Damarı.. İnsandaki Nur-u MîM..

حَ مَ لَ hamele : Lütfullahın Muhammedî Hakikat ulaşımı hak olan hamilelik.

Hûd: had, hudud, haddini bilmekten...

Hüzn (ahzân): koru da külü de dumanı da içerde kalan derunî keder; gizli, şahsî acı...

hakk âşıkların içleri Çile Çölü; kalbleri Kâr-ü-Belâ Bazarı ve ruhları Rahmân Nefesi olan Rıza Rüzgârlarıdır…Bir damla göz yaşları Arş’a değer, bir gülümsemeleri binbir bahar olup; Ana Yurd ve yuvaları Rahmetenlil- âleminin yüreğidir…Bu böyle biline azîz kardeşim…
(21. 06. 2005 ..14.10 Hasan Dağı karkın yaylası)

Hamîm... م ي م ح : Bâtınî – Zâhiri (mânevî- maddî) Nûr -u mim’in hayatta hak oluşu hakikatı… candan, sımsıcak, samimî, koruyucu, dosd olan…


HıRâ: Mekke-i Mükerreme'nin civarında bulunan ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ilk vahyin geldiği mağaranın ismidir. Bu mağaranın bulunduğu dağa Hırâ Dağı denildiği gibi, Harrâ veya Cebel-i Nûr da denilmektedir.

HaYR ü ŞeRR: İmkanla İmtihAN SORularımız.

Hazz : Sevinç duyma. Hoşlanma. Zevklenme. Saadet. Tali'. Nasib. Nimet ve süruru mucib şey.

Halil : Hıllun. Dost.

Halî : Boş olmuş, boşalmış, tenha kalmış, sadece Yâr var.…

Halvet : Baş başa kalmak, birlikte bilelik.…

HARAM : Kâbe.

HAKK : Kendinde kendi daim VAR olan Ahad ve Samed c.c…

HUY: Kesinleşmiş, değişmez olmuş kesin HÂL Ahlâkı.
En son sev-guzel tarafından 16 May 2011, 07:02 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Resim
Kullanıcı avatarı
sev-guzel
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 609
Kayıt: 15 Mar 2008, 02:00
Konum: Kalb Dağı
İletişim:

Re: Muhammedi Melamette H harfi ile ilgili Kelimeler

Mesaj gönderen sev-guzel »


Hizmet: HAKK (celle celâluhu)'nun halkına hizmet Hakk'a hizmettir.

Hikmet: Aklın İlmullah ve Edeb-i Resûlullah ile gerçeği (hakk, soyut, öz söz) bilmesi bulması ve hayrı (somut fiil) yaşamasıdır. Edebsiz ilm ise İblisi hidâyetten çıkarıp lânete ve cehenneme çekmiştir. Hakkın anlaşılıp inanılması ile hayrın bilinip işlenmesi ise ilim, irade, idrak ve iştirak bütünlüğü ve kemâlât ile mümkündür ve hikmettir.

Hikmet: Fıtrî verilen ni'metlerin, fâzilette ve hidâyette kullanıp emânet olan Ahdullah'a sadakat anlayışıdır.

Hikmet: İlmullahla ilgili ilâhî ilhâm ve ledûnnî bir lûtfü-ü-ikrâm ve ihsândır.

Hikmet: Tevhidî teslimiyetle Muhammedî oluş şuûrunun nur ışığı olup ilâhî istikâmette sırât-ı müstakîmi aydınlatır, canlara can katar.

Hikmet: İnsanın ilâhî iletişim (rücû-ürûc, geliş-gidiş) hattı ve nakle teslim olan aklın ilâhî istikamet yürüyüşündeki Kur'ânî ışıktır...

Hikmet: Geçene tevbe fikrinin, gelene dua zikrinin ve şu anda olan (hükm-ü hakk) a rıza şükür ya da sabrının sentezinde Kudretullah katalizörü olan ilâhî bir naz-niyâz nurudur.

Hikmet: Eşyâ aynasının ardındaki sırrın sebebini, Sahibini ve sistemini seziş, biliş,buluş ve oluştur...

Hikmet: İnsanın kabiliyet ve kisbince (çalışma) ilmin (asl) hakikatini ilim, irade, idrak ve iştiraktir.

Hikmet: Merkezdeki vücûdun ve muhitteki mevcûdun i'tidal üzere Muhammedî görüşle izlenmesidir...

Hikmet: Aklı kemâlât bulup ilâhî aşka dönüşen âlim, ârif, âşık ve kâmil olan insanın kendi özündeki., merkezindeki sabit (devrânsız) Muhammedî mesned ve kudsî nur prizi olan Akdes Noktasından Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e teslimiyet edebi ile İlmullah'dan kabiliyet ve isti'dâdınca alması ve özündeki (a'yân-ı sabitesindeki) Muhammedî hakikatı hayata geçirip hakkı, hayr kılma içgüdüsüdür.

Hikmet: Hakkı ve hayrı derunî dileyiş duası ve devâsıdır...

Hikmet: Subhanî seyr-ü-sülûk olan insanın imkanla imtihanında; bedenin terbiyesi, nefsin tezkiyesi, kalbin tasfiyesi ve ruhun tecliyesi hünerinde gerekli ilm-ü-edeb ve irfân-ü-erkânın sağlandığı Habibî hattır...

Hikmet: Soyut ve mânevî hakk i'tikadının, somut ve maddî hayra ve ameli sâlihe dönüşümünü sağlayan ilim, irade, idrak ve iştirakin bilişim ve bileliğinin birlik bütünüdür.

Hikmet: Nakldeki vahyî İlmullahın, Muhammedî Edebî meleke ile aklın anlayabileceği, Vuslât Vâdisindeki tenezzül ve tevâzu' udur.

Hikmet: Ahmedî Ahyârların yaşanınca anlaşılan ilâhî aşklarının adıdır. Ahyârlar en hayırlılardır.


Hikmet:Hâl-i Hazır Şe'enullah'da: Habibullah Havuzundan akmakta ve şifâ ışığı olan Nur-u Nebîyullah'dan insanların fıtrî isti'dâd ve kabiliyet kabı kadarınca ve kaderince alabildiği hikmet bâliga nâsibi ve kısmetidir.


Hikmet: Kapağı şifreyle kilitli şehâdet şişesini açma usûlü ve balını yeme sanatıdır. Şişeyi dıştan dişleme değil!..

Hikmet: Âyetlerin içeriğinin (İlmullah) Muhammedî Edeble (metod) ve lisan ile insanın anlayış seviyesine indirgenmesi neş'esidir.

Hikmet:: Kulun ilâhî, Kur'ânî ve Muhammedî Nur nâsibini bilebilme, bulabilme, alabilme ve kullanabilmesi için basarı ile basîretini birleştiren (isale eden) iletken izâh zevkidir...


Hikmet: İhkam kökünden olup hüküm, hükümet,sağlamlaştırma anlamında olup masdarının içeriği kötülüklerin terki, iyiliklerin teminidir.

Hikmet: İlim (bilgi), fıkıh (bilgiyi anlama) ve fiilde doğruyu bilmek, anlamak ve yaşamaktır.

Hikmet: Eşyânın hakikatına erip öz varlık mânâlarını anlayış neş'esidir.

Hikmet:Herşeyi bilen ve hâkimiyet tek zâtına ait olan ALLAH Tealâ'nın sistemin sahibi ve ustası olduğunu ve ilk sebep ve son sonucu icâd edişinde Sünnetullahın denge ve düzenini düşünüştür.

Hikmet: Abdullah'ın, Ahdullah ve Sünnetullahı, Muhammedî anlayışı ve yaşayışıdır.

Hikmet:ALLAH Tealâ'nın kulları yararına olan ikrâmlarını, Habibî Hasbî Hizmet elleriyle HAKK'ın kullarına infâk etmek inceliğidir.

Hikmet:Herşey,herzaman,her yer ve her hâlde, lâzım ve lâyık olduğu şekilde, kul oluş şuûrunu İlâhî sıfat ve esmâ sistemi içinde anlayış zevki ve Şe'enullahta yaşayış hazzıdır.

Hikmet:HAKK'a inanış, doğruya-güzele-iyiye yönelişve hayrı işleyiş tercih ve iradesidir.

Hikmet: Çile çobanlığı emânetine, İlâhî ilim ve Resûlî edeble sadakat, kâinât nimetine muamelede adâlet üzere olmayı anlayış ve yaşayış gücüdür.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Küllukûm raîn, küllukûm mes'ulün an raîyetihi: hepiniz çobansınız ve her çoban sürüsünden sorumludur." buyurmuştur. (Buhârî, Cuma 11; Müslim, İmaret 20; Ebu Dâvud,İmaret 1,13; Tirmizî, Cihâd 27)

Hikmet: Muhammedî oluş şuûruna ulaşan kulun Rabbanî ve Kur'ânî yaşayış ve sılasına vuslat çilesi ve çabasıdır.

Hikmet: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in: "ALLAH'ın ahlâkı ile ahlâklanınız!" emrini duyuş ve: "Sıbgatullah (ALLAH boyası) ile boyanınız" hükmüne uyuş inceliğinin bu hayatta birebir tevhidi ve tatbikatıdır.

Hikmet:Rabbü'l-âlemin'in Resûlünün "Rahmetenlilâlemin" oluşu sırrı sıfır lûtfundan, EL LÂTÎFÜ'l-HABÎR (cc) nun hidâyeti ve EL MUHAMMEDÜ'l-EMİN (sav) şefâatıyla haberdâr olan lübbü'l-lüb (özün özü) ehli erdemine erme evrenselliğidir.

Hikmet: Kulun imân ve sözünde sağlamlık, amel ve fiilinde isabet için şart olan şefâat şerefidir.

Hikmet: Kulu, sonucunda hakka ve hayra kavuşturan ilim, edeb, imân ve amel anlayışını anlatış keremidir.

Hikmet: Naklî ve ilmî anlayışla kulluk kişilik kimliğinin Rabbü'l-âlemin'e bağlı ve ait oluşuyla parmak izi gibi tek kulu olduğu şuûrunu duyuşun (Muradullah) imân onuru...

Hikmet:Aklî ve edebî görüşle, ezel-ebed arasında şu andaki eşyâ zincirinin iki ucunda sahibi ve ustasını bulup emredilen sâlih ameli işleyiş ve Emrullah'a uyuş şerefidir. Ve bu iki insanî anlayış hikmeti; salâvat ve salât sılasına vuslat sağlayınca, kul kâmil olur ve hâkimdir. Bu hâkimliğini ise, EL HAKÎMÜ'l-HAKÎM (cc) hâkimler hakîminin hükmü altında ve Muhammedî mezheb ve meşreb üzere HAKK'ın kullarına hasbî hizmette İlâhî aşkın ve hikmetin fışkırdığı pınar bilir... Kurda da koyuna da Sebilillahtır... Can suyudur damlaları, özü HAKK'ta gözü halkta, ALLAH aşkına akar da akar...

Hikmet: Kulun, naklin kaynağı kalb kazanı (vehbî,imânî,tercih) ile aklın kaynağı kafatasının (kesbî, amelî, irade) RABB'ısının ihsânı olduğu Muhammedî şuûruna ulaşım aşkıdır.


Hikmet: Hakkı ve hayrı biliş, buluş ve oluşta Hâkimiyet-i İlâhî hibesidir.

Hikmet: Hidâyetullaha, Şefâat-i Resûlullaha ve Himmet-i Ehlullaha ulaşımda (sıla) kulun, sınırlı sorumlu akıl, tercih ve iradesinin gönüllü gayretidir.

Hikmet: Kulun, Rahmânî ve şeytânî telkin (çağrı) tarlasından geçerken teyakkuz (dâima uyanıklık, hazırlıklı olma) melekesi ve huyudur.

Hikmet:: Hikmetin hatîbi (hitab eden), hitabı ve kitabı olan Kelâmullahı duyuş, anlayış ve uyuş uyanıklığıdır.

Hikmet: İlim-edeb-irfân-erkân-din-ibâdet-şehâdet-âhiret-cennet zincirini zevk edebilme hazzıdır.

Hikmet: Her kulun Nur-u Muhammed'den parmak izi gibi şahsî, ferdî, fıtrî, veysî, vehbî nâsibinin, kısmeti olabilmesi için lâzım ve lâyık olan imân ve ameli anlayış nuru ve yaşayış onurudur...

Hikmet: EL LÂTIFÜ'l-KERÎMÜ'l-RAHÎMÜ'l-VEDÛD (cc) nun sebebsiz ve şartsız olan İzzet-i İlâhî işaretidir.

Hikmet: Kulun; dininde, dünyasında ve âhiretinde Muhammedî denge ve düzeni kurabilme keyfiyeti ve kemâlâtıdır.

Hikmet:EL GAFFÂRÜ'l-KAHHAR (cc) yu heran, her yer ve her hâlde hazır-nazır ve murakıb (gözetici) bilme, bulma ve yaşama şuûrudur.

Hikmet: Âşıkların gönüllerinden kaynayıp çile çeşmelerinden fışkıran İlâhî İlhâm Lûtfudur...

Hikmet:Ravza rızasına sıla edenlere ikrâm edilen Resûlullah Rahmeti ve feyz fazîletidir...

Hikmet: Kulluk Kâbesi olan kalbin dört yüzüne: "Aşk-ü-cezbe, zühd-ü-takvâ, sıdk-u-huşû', havf-ü-recâ" yazısını yazmak yaşamının sırrıdır.

Hikmet:: Aklın; nakli anlayışının adı ve nakli yaşayışının tadıdır...

Hikmet:Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şu uyarılarını duyuş, uyanış ve gereğine uyuş anlayışının adıdır



http://www.muhammedinur.com/forum/viewt ... 409#p14409
Resim
Kullanıcı avatarı
sev-guzel
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 609
Kayıt: 15 Mar 2008, 02:00
Konum: Kalb Dağı
İletişim:

Re: Muhammedi Melamette H harfi ile ilgili Kelimeler

Mesaj gönderen sev-guzel »


Habli’l- verid: feyeKûN ilk küresi.. Merkeze AKRABa olan ilk oluş…
MERKEZ-den yakın RABBu’l-ÂLEMin celle celâluhu..
MUHİT-te MERKEZ-e en yakın RAHMetenli’l- ÂLEMin sallallahu aleyhi ve sellem..

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
---“Ve lekad halaknel insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh(nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min habli’l- VERÎD-i : Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha YAKINız.” (Kaf 50/16)

“Hızır SU”: ÂB-ı HAYYat: Kan. Ebedî hayata sebep olan hayat suyu. Aşk-ı Hakiki, Aşk-ı İlâhi, İlm-i Ledünn, Mârifetullah'tan kinayedir. Bengi Su, Âb-ı Hızır, Âb-ı Hayvan, Âb-ı Bekâ gibi isimlerle de söylenir.
İçen kişiye ölümsüzlük kazandırdığına inanılan efsanevî su.
Hızır ve İlyas aleyhume's-selâm İksiri..
Her HaBBe ve DaBBenin Yaratılış Yükü ve HaYYat Hayat Bağı Bir damlacık DİRİlik SUyu..

Hani Musa aleyhisselam genç fetâsıyla birlikte Hızır aleyhisselamı iki denizin kavuştuğu yerde aramaya gitmişlerdi.
Hızır aleyhi's-selâm BULma Yeri İşareti zenbillerindeki tuzlanmış-kızartılmış azık-balıkları vardı ve balığın canlanıp denize aktığı yerdi “mecmeal Bahreyn”..
İki denizin birleştiği yerde yorgunluk atmışlar ve sınırı aşıp devam etmişlerdi.

وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِفَتَاهُ لَا أَبْرَحُ حَتَّى أَبْلُغَ مَجْمَعَ الْبَحْرَيْنِ أَوْ أَمْضِيَ حُقُبًا
---Ve iz kâle mûsâ li fetâhu lâ ebrehu hattâ ebluga mecmeal bahreyni ev emdıye hukubâ(hukuben) : Hani Musa genç yardımcısına demişti: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim."
(Kehf 18/60)

O iki deniz BİRleşimi Sıfır-Nötr Noktası ne Âlemdi ne BİLinir!.. İLM-i Bî Dinn ve İLM-i Ledünn..

وَهُوَ الَّذِي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هَذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَّحْجُورًا
---Ve huvellezî meracel bahreyni hâzâ azbun furâtun ve hâzâ milhun ucâc(ucâcun), ve ceale beynehumâ, berzehan ve hıcran mahcûrâ(mahcûran) : İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.”
(Furkân 25/53)

Her ne ise O NOKTA da Musa aleyhi's-selâm yokuş yorgunu olunca, SELLedeki balık canlanıp Bahr-i Seraba sanki Serab Denizine dalıp gitmişti..
Musa aleyhi's-selâm Acıkınca azık istemiş de Fetası Anlatmıştı OL-ANı..
İZ ÜSTü- Kasasa geri dönmüşlerdi..
Hızır aleyhi's-selâm sadece “SABIR ET!” demişti.. Bir Damla Sabır SUYu.. Kalb-i Bast Bâdesi.. Sözün Sohbete, Sohbetin Zevke, Zevkin Hazza DÖNüştüğü DİRİ-lik Diyârının BİZ BİR-İZ Pınarı.. Çobanların Çile Çeşmesi.. ÂŞIKların “AH!”ın ÂB-ı HaYYatı..

HâL: YAŞAnınca ANLAşılan ANLAtılmaz SîNe SıRRı..


El HaKK: Er RABBResim El HaKK Resim El HaYY Resim El Huuu! Hakkının AKIL Algılaması…
Resim
Kullanıcı avatarı
Ahmed
Admin
Admin
Mesajlar: 930
Kayıt: 27 Şub 2010, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Re: Muhammedi Melamette H harfi ile ilgili Kelimeler

Mesaj gönderen Ahmed »

HaRaBâ: Viran. Issız. Yıkık. Perişan.
HaRaBât: Harabeler. Viraneler. Meyhâneler.
HaRÂBî: HaKK teâlâ’dan gayrısına-mâsiVÂlığı mahv-harab olan ALLAH DOSTları..
HaRabâniŞin: f. Viranelerde, harabelerde oturan.
HaRaBiyyât: Yıkılış. Parçalanıp dağılış. Zillet ve sefalet içindelik.ASLı ise Kulluk sıfatı OLan ve fakriyyet ve Acziyyeti yaşayıştan sonra gelen “ZiLLet”i ŞÂHİDi OLarak yaşayış HÂLidir..



HÂLet-i HüSNâ: küb gibi Kâbenin BİLye gibi kavislenmesi Sırr-ı Sıfırı ve de Süveydâsı.. hâl içinde Hâl olup Yaşanmayanı yalan olan.. haBiBî HÂLi Yaşayışa İştirak Şehâdeti.. hakikat-ı MuhaMMediyye ERkÂNı…

Geçtiği konu : MuhaMMedi Tasavvufta 4'lü SİSTEMler!
***"En Kötü KÖRlük, gÖZünü GÖRmeyiştir!.." Kul İhvani
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8928
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Re: Muhammedi Melamette H harfi ile ilgili Kelimeler

Mesaj gönderen nur-ye »

HuDûDuLLAH: Allah'ın çizdiği sınırlar; Allah'ın belirlediği kurallar; Allah'ın sınırları; Allah'ın yasaları, İlahî HüKüMleri.. AHADiYYet Muradullahın AHMEDiyyet YAŞAyış SüNNeti… Sünnetullah ve Sünnet-i Resûlullah Hududu..
HaD: İkİ ŞEY’in ARAKESiti..Ayrı Nitelik-Nicelik sınırı.. Soyut-Somut ALLAHu zü’l-CELÂLin; SüNNetuLLAH üzere Şe’ENuLLAH TeCCeLLîsindeki BUYurduğu Ahkâm/DUyurduğu Hüküm CüMmlesi..
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8928
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Re: Muhammedi Melamette H harfi ile ilgili Kelimeler

Mesaj gönderen nur-ye »

HİCR-i İSMâil: Kâbenin kısmı iken dışarıda kalı İSMâil ve Hacer aleyhumusselâmların yattığı yüce makam özel hücrre..
HaCeR CERRi: Rahimiyyet ÇEKiciliği ya da manevî Şehvett duygu-olgusu..
HAZz: Sevinç duyma. Hoşlanma. Zevklenme. Saadet. Tali'. Nasib. Nimet ve süruru mucib şey.
HasBÎ: Karşılıksız. Allah rızası için. (Hakiki mürşid âlim, koyun olur; kuş olmaz. Hasbî verir ilmini. Koyun verir kuzusuna hazmolmuş musaffâ sütünü. Kuş veriyor ferhine lüâb-âlud kayyını. S.)
HaSBî: BİLElik senliği haakikatı.. Karşılıksız. Allah rızası için VERilen..
HıRâ: Mekke-i Mükerreme'nin civarında bulunan ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ilk vahyin geldiği mağaranın ismidir. Bu mağaranın bulunduğu dağa Hırâ Dağı denildiği gibi, Harrâ veya Cebel-i Nûr da denilmektedir.
HiMMet: Kalbin bütün kuvveti ile Cenab-ı HAKK'a ve sâir mukaddesata yönelmesi. Kalb isteği ile gösterilen ciddi gayret. ALLAH indinde makbul ve mübârek bir kimsenin mânevi yardımı ile birisini koruması, yardım etmesi. Tabiî şevk ve meyil ve hayr hevesi. Lütuf, yardım.
HiMMet: Zâhir ve Bâtın Hakîkat-ı Muhammediyyeni BİL-BUL-OL-YaŞa. Hizmeti..
HâL: YAŞAnınca ANLAşılan ANLAtılmaz SîNe SıRRı..
HiMM: zÂHİR-Bâtın Hakikat-ı MuhaMMediyye Hakikatını YAŞAma EDEBi
HiMMet: bu kaynağa SALL-ULAşım yolu..
HaYYDâR: Diriltici.. Nefsi HAYY kılan MuhaMMedî Hasbî Hizmet Kaynağı, İmam Ali kerremullahi veche..
hÂLLvet: halkın gözünden ırak HaKKa ÖZÜnde yakın OLuş..
HÂR: diken, çile, engel.
HaLLÂc: Pamuk atan. Pamuğu didik didik eden.
HaLLÂcı MÂnsur: Asıl adı Hüseyin olan bu zat, tasavvuf mesleğinde meşhurdur. Manevi istiğrak hallerinde hissettiklerini, şeriata zâhiren zıd düşen ifadelerle söylediği için, Hicri 306 senesinde idam edilmiş-dâre çekilmiştir-asılmıştır.
HiZBuLLaH: Merkez-Muhitte NÛRuLLaH Olduğun BİL-BUL-OL-YAŞAyı ŞeHÂDEtine İştirak..
hâCEt: (C.: Hâcât) İhtiyaç, lüzum, muhtaçlık.
HaBB: Küllî ŞEY’in ASLen FASL-Tohumu- NûR-u HaBîBullah--İLK Noktası.
HaRR: hararet.. RahmÂNı >RAHMinde kızgın sac üzerinde MeryeM'in SECDesi -> İSÂ'sın RAKSı… >DEsem ÖLLdürürler.. >Demesem ÖLLdüm AKSı.. aleyhumeSSeLÂM...

Hemhâlî”ler ise bilye gibi yüzsüz, baş ayaksız ve her zerresi yüz olan yüzsüzler...

HÖRgüç: Devenin sırtındaki tümsek, çıkıntı. HAKk ÂŞIKLarın GüBRede GÜLL KaDERLeri. Hörgüç, DEVELerin otlaklardan yoksun çorak iklimlerde yaşamasına olanak veren yağ depolarıdır. Susuzluğa dayanıklılık DELiLikleri.. SU’yu BULan tek hörgüçlü bir deve her defasında 200 litre su içebilir. Ki, tıpkı HAKk ÂŞIKLar gibi Bir keRre YÂRin CemÂLin görse bibBİR yıl Öter ÇİLLe ÇÖLLerinde HAYy Dosttt!.
HARMÂN: yılların ARDında ATA YURDunda kaldı.. karasapanla ÇiFT SüRmeler.. tohum EKişler.. Burçak YOLuşlar.. Arpa BİÇişler.. sap ÇEKişler.. hotayralar.. DÖVdükçe DÖVenler.. Tınazlar ve gün Doğu yYELLerine SAVuruş.. Kadere kıYaM DURuş..
Badaz denirdi en ALTTa kalan toz-toprak içindeki BUĞdaya.. Harman SÜPÜRgesiyle SÜPrülür Tavuk YEMi olurdu.. GeÇmişin karalık DeHLizinde kalanlarda KALdı bir zamAN.. KOcaöldüdeydi Harman yeri BaBamın…

HÜRR.: ÖZdeki RuBuBiyyet-RüsûLLiyyet BİZ BİR-İZ HAKikatı..
HaRRe: Şe’ÂNuLLAHta her ÂN OLmakta OLÂN KÛN feyeKÛN Hılkıyyetinde;
->RuBuBiYyet ->RûSuLiYyet ->UbuDiYyet
NÛRuLLAH ->NÛR-u ReSûLuLLaH ->KÂiNât..
Resim
Cevapla

“►H◄” sayfasına dön