DR.Nurbaki NEFS Apsesi!

Dr. Haluk Nurbaki (k.s.) nin hayatı ve eserleri.
Cevapla
Kullanıcı avatarı
NuruM
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 350
Kayıt: 22 Mar 2008, 02:00

DR.Nurbaki NEFS Apsesi!

Mesaj gönderen NuruM »

DR. Haluk Nurbaki

NEFS apsesi nasıl açılır!


* Allah, insanı kendini bulsun diye göndermiştir. En büyük ilah-î murad, insanın Allah'ı bulmasındaki güzelliktir. Bu noktaya akılla gelmek mümkün değildir. Çünkü akıl, benzeri ve zıddı olmayanı kavrayıp, tanımlayamaz.

* Allah insana diyor ki: "Yeryüzünde gez, dolaş, ama beni ararsan, gönlünden bir pencere aç, seyredersin." Gönülden açılacak o pencere, fevkalade güç bir operasyon gerektirir.

* Nefs apsesi nazarla açılır ve ondan sonra sevgiden başka bir şey görmek mümkün değildir.

* Bu konudaki en büyük örnek, Hz. Mevlâna ve Hz. Şems'tir. Bu olay aslında insan gerçeğinin sahnede oynanması hadisesidir. Bu herkese bir ibret, gönül ve içten istek sahiplerine bir ümittir.

* Hz. Mevlâna ve Şems Hazretlerinin senaryosu, bir defa tekrar etmiş değildir. Allah'ın her müminde görmek istediği senaryosudur.

* Hz.Şems, gönül makinesini çalıştırmak için ameliyat eden bir cerrahtır. Cerrahın ustalığı kadar, hastanın sağlıklı olması da ön şarttır.

* Hz. Mevlâna ve Hz. Şems, 100 yıl boyunca hiç suç işlenmemiş bir ülkenin zarif toprağı üzerinde yetişmişlerdir. Onlar devamlı yaşıyorlar. Hz.Şems'in sırrı gönüllere aktığı an, Hz. Mevlâna'nın zevki ile birleşir.

* Yaşamak, gönülde zevk duymaktır. Sevmeyen, 'yaşıyorum' diye istediği kadar övünsün, onun canı yoktur, mevtadır.

* Yüce Kitabımızın ilk gelen âyeti 'OKU'dan ibaret değildir, ilmin öğrenilip öğretilmesiyle ve onun Allah tarafından verildiğini beyan ederek başlar. Çünkü insan okur ama ilim öğrenmeyebilir.

* "Subhane Rabbiyel Azîm" diyebilmemiz için ilmi, "Subhane Rabbiyel Alâ" diyebilmemiz içinde aşkı öğrenmemiz lâzımdır. Yani rükû'ya kadar ilim, geri kalanı aşk…

* Bu gün ki ilim ve medeniyetin temelini işgâl eden tüm bilgiler dehadan çıkmıştır. Deha; Akl-_ı Küll'ün akıl noktasında yansımasıdır.

* Sıkıştıysanız: 1- Hher hadise de Allah güzelliğini görün, 2- Mümkün olduğu kadar verin, infak edin.

* Bütün güzellikleri görmek, ilim sayesinde olur. Allah güzelliğini görmek için, arayıp bulacaksınız.

* İlmin, Allah derdinden başka bir derdinin olduğunu düşünemiyorum. İlim, Allah zevkinin bir parçasıdır.

* Bizim uzay diye gördüğümüz şey, bir binadır. Biz bunu ancak bu devirde anlıyoruz.

* İslamiyet'in diğer dinlerden en büyük özelliği, Cenab-ı Hakk'ın dışında hiçbir kuvvet kabul etmemesidir. Yani şerler kendi kendine fiil meydana getiremez.

* Herhangi bir zulüm karşısında sükût, zulme iştiraktir.

* İslam toplum ahlâkının çok önemli kurallarından biri, haksızlığı cemiyette yaşatmamaktır.

* Maddeye tapmak, insanlarda kademe kademedir. Maddeye tapan kimse, kendisini maddeye ezdirir, mü'min ise kendini maddeye ezdirmemeyi öğrenecektir.

* Allah; "Siz kime isyan ediyorsunuz? Önü de, sonu da benim" diyor.

* Osmanlıların üç kıtaya açılmasının sebebi, zulmü kendi içlerinde ifna etmiş olmalarından gelir.

* Allah adamının örfü, büyüktür.

* Cesaretin en büyük tehlikesi, zulme karışmasıdır. Cesaret zulümden uzak kalırsa, imanın bir numaralı ışığıdır.

* Enfüsî manâda Sâkif diye isimlendirdiğimiz; Şeytandır. Salih Peygamber'de ruhu temsil eder.

* Cenab-ı Hakk, bizim kulluğumuzu ister. Kulluk sevgisi, ittikadır. Kuru kuruya Allah'ı sevmek olmaz.

* Allah, ibadeti, bizi sevgisine alıştırmak için vermiştir.

* Herkes, kendi nefsinin eziyeti altındadır. Nefs, insanın elini mutlaka tutar. Hiç değilse nefsin eline ara sıra vurmak lâzım.

* İnsan nefs putuna tapar ama farkında değildir. İnsanın kendisinden başkalarını da sevebildiğini de göstermesi için infâk etmesi lâzımdır.

* Asıl hain içimizde! Nefs, sensiz duramaz. "Seninle yokum" dersen, bak nasıl seninle gelecektir.

* Mekke'nin şerefi, Hz. Adem'den ve Hz. İbrahim'den önce, Fahr-i Kâinat Efendimizdedir. Allah, Sure- i Beled'de; "Sen O Belde'yi temsil ederken" ifadesiyle bunu anlatıyor.

* Hacc'ın temel ilkesi, Mekke'nin kutsallığıdır. Bu kutsallık, Efendimiz'den geliyor.

[img]http://www.muhammedinur.com/resimler/cicekler/NuruMimza.gif[/img]
Kullanıcı avatarı
sdemir
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Mesajlar: 487
Kayıt: 24 Mar 2008, 02:00

Mesaj gönderen sdemir »

* Bütün güzellikleri görmek, ilim sayesinde olur. Allah güzelliğini görmek için, arayıp bulacaksınız.
BULanlardan olmamız duasıyla inşallah
[img]http://www.muhammedinur.com/resimler/cicekler/sdemirimza.gif[/img]
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8978
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00

Mesaj gönderen nur-ye »

İMANIN 19 VİRÜSÜ


İmân, Cenab-ı Hakk'ın en büyük ikramıdır. Bu mucize çiçek, insanın gönlünde açar. Ne var ki ömür boyu bakılmak, bir anlamda beslenmek ve canlı tutulmak ister. Özellikle çağımızda, bu nazlı çiçeğe musallat olan birçok virüs türemiş, onu yok etmek için işbirliği yapıp, yarışa başlamıştır.

İmânın bu tehlikeli mikroplarını size 19 madde halinde özetlemek istiyorum.


1- Evrim teorisinegereğince karşı çıkmamak. Ucundan kenarından Hz. Âdem’den geldiğimize imânda, zaafa düşmek. Vedâ Haccı'nda, 14 asır sonra Hz. Âdem’i inkâr edeceklere lânet eden Fahr-i Kâinat Efendimiz'i (S.A.V.) gücendirmek.

2- Kur'an hükümlerinin bazılarının çağımızda ihmâl edilebileceğini, bunun da dinen bir mahzuru olmadığını iddia edenlere karşı kayıtsız kalmak ve susmak suretiyle meydanı onlara bırakmak.

3- Mezhebler arasında, büyük bir hikmete binaen var olan küçük farklılıkları, gayesinden saptırıp abartmak ve hiç gereği yokken hizipleşmek.

4- Ehl-i beyt ve ashab-ı güzin sevgisini ısrarlı bir şekilde gönüle yerleştirmeyi ihmâl etmek.

5- İbadetlere, özellikle namaza karşı lakaydi davranmak, onu ihmal etmek.

6- Mümin kardeşlerimize karşı dostluk ve kardeşlik prensibini terk etmek. "Sadece inananlar kardeştir" ölçüsüne riayet etmemek.

7- Yüce dinimize dil uzatanlara karşı, yayın yolu ile mücadele veren kardeşlerimizin bu hizmetlerini desteklememek, görmezlikten gelmek. Böylece onlara karşı büyük mâli imkânlarla savaş açan yayınlara meydanı boş bırakmak.

Böyle hain saldırılar kendi başına buyruk kalırsa, bir gün bizim iç dünyamıza da sızacak, bizleri şeytan ve nefs tarafından hazırlanmış tuzaklara itecektir.

8- İbadetlerini yaparken veya İslâmî hayat tarzını uygulamaya çalışırken şu veya bu sebeplerle çevreden çekinip sinmek. Allah'ın emrettiği şekilde yaşamanın büyük bir meziyet olduğunu, şeref duyarak çevreye göstermekten korkmak. Bunun sonucu olarak çevredeki yanlışları hoş görmeye başladığımız anda, yanlışlar girdabına yuvarlanabiliriz.

9- Özellikle kadere iman rüknünde yanılarak, akıl ve kabiliyet ile kendi kaderimizi kendimizin çizeceğini sanmak.

Akıl ve benzeri nimetler, Allah'ın bize yine kaderimiz istikametinde lûtfettiği hediyelerdir. Dolayısıyla kaderi ortaya koyan bir faktör olmayıp, Allah'ın takdir ettiği kaderi gergefle işleyen bir kompütür unsurudur.

İmanın en büyük mikroplarından biri, kadere karşı aklımızı ters yönde kullanmak çabasıdır ve zaman içinde imanı mahveder.

10- Şerden korkmak ve şerrin karşısında sinmek. Tarihte İslâm dünyasındaki bütün gerilemeler bu yüzdendir. Şer kelimesi altında kastettiğimiz, menfî kişi ve düşünceler, Kur'an'a karşı, Allah dâvâsına karşı çıkarak faaliyet gösterenlerdir. Bunlar tahribatlarından dolayı güçlü görülebilirler. Gerçek mânâda son derece zayıf olan bu zavallıların tek güçleri, müminleri korkutarak onlardan aldıkları enerjidir.

Mü'minler, şer karşısında dimdik kaldıkça, şer yavaş yavaş erir ve yok olur.

Onlardan korkulur ve karşılarında susulursa, sonunda bizim imanımızı, iç dünyamıza sızarak yok eder.

11- Çağımızda şeytanın oyuncağı halinde dolaşan ve basit sanılan Burç Falları, Ufo'lar gibi saçmalıklara ilgi duymak. Bu kesin yanlışlara sıcak bakmak. Kâinat Hâlıkının ve yüz yirmi dört bin peygamberin verdiği birbiriyle ittifak eden haberlere kulak tıkayıp, sahtekâr soytarıların peşinden koşmak, ne büyük gaflet.

12- İmanımızın temel direği olan yüce Kitabımız Kur'an'a şüphe ile bakanları, mânâsız bir müsamaha ile görmezlikten gelerek, onlarla dostluk yapmaya devam etmek. Yani "Allah için seviniz Allah için buğz ediniz" şeklindeki mükemmel ölçüye sırt çevirmek.

13- İmanı kemiren bir virüs de, çağımızda olağan hale gelen günahlardır. Her haramın, günahın iman çiçeğinin toprağına düşen bir zehir olduğunu unutmamak gerekir.

Faizden içkiye kadar maddî haramlarla, gurur ve bencilikten buhula yani cimrilik ve insanlara yardım etmemeye kadar varan manevî haramlar, imanı yok eden en ağır zehirlerdir.

14- Efendimizin (S.A.V.) bütün asırları bir fânus gibi içine alan, mucizevî tavsiyelerine ilgisiz kalmak da, imanı yok eden en ciddi mikrobdur. Hele Efendimize (S.A.V.) karşı dil uzatanları görmezlikten ve duymazlıktan gelmek, imanı şok ederek ölüme götüren bir mikroptur.

15- Gönlündeki iman heyecanını günlük olaylar için kaybetmek, miskinleşmek ve ümitsizliğe düşmek de imanı kemiren bir mikrobdur. Bir mümin, kendi kader çizgisinde hangi zor hadise ile karşılaşırsa karşılaşsın, "Cihanda iman gibi bir nimet olamaz, o bana yeter" diyebilmeyi ve neşe’sini kaybetmemelidir.

16- Bir mümin, müminlerin neşe’sini ve üzüntüsünü gönlünde fark etmelidir. Efendimiz'in (S.A.V.) bu emrine uygun biçimde yaşamayı terk edenlerin, imanına ciddi bir mikrop musallat oldu demektir.

17- Kur'an dinlemek, ezan dinlemek gibi ilâhî nimetlerden uzaklaşmak. İmanındaki bu sıcaklığı ve şevki kaybetmek de, tehlikeli bir mikrobun imana yerleşmesine sebep olur.

18- Efendimiz'in (S.A.V.) ve Kur'an'ın çok önem verdiği yetim ve fakire karşı sevgiyi kaybetmek de, en ağır iman hastalıklarının başında gelir.

Efendimiz'in (S.A.V.) gönüllere sağlık veren "yetim ve fakire yakın olma" sırrını hiç terk etmemek gerekir. Şeytan bu noktada çeşitli mazeretlerle bizi aldatıp, tuzağa düşürebilir.

19- Zâlime karşı cesur, mazluma karşı merhametli davranma sırrını kaybederek bu değişmez iman sırrını tersine çevirmek, yani mazluma karşı merhametsiz, zalime karşı korkak olmak. Allah bu mikroblardan hepimizi korusun.

Onk. Dr. Haluk Nurbaki
Resim
Cevapla

“►Haluk Nurbaki◄” sayfasına dön