KuL İhvÂNi KİMdir?

Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

DEVR-i DEVRÂN DİVÂNesi
SEYR-i SEYRÂN PEYMÂNesi
CEVLÂN-HAYRÂN HAYRÂNesi
=>KUL İHVÂNim=>EFSÂNEsi!.


ÇEKip Gİttin=>UZAKLara
KADERin>AKLın KAParsa
TUTULursan->TUZAKLara
İÇinden BiR TEL KOPARsa
KAR YAĞARsa ŞAKAKLara!.


HASsRet ATEŞin YAŞARım
ERİR!.se=>DELi EFfKARım
KİRPik UCUnda BeN VARım
=>SENin YERine>AGLARım!.





HAYy YÂRr!.
YÂRr HAYy!..


BiR TOHUM DİRİyse BiN ÇİÇEk VARdır
BAKıp da GÖRmemek İNSÂNa =>ARdır
Şu YaLaN DÜNyâda BiR GERÇEk VARdır
SEVen<->SEViLenin=>AŞKı=>ÂŞİKÂR!.


Resim

=>İNSÂN AKLı =>ENGELLerin AŞarken
CihÂN CÂNLar CENgi HeR CÂN COŞarken
HeR NEFES ÖLÜMe =>HeR ÂN KOŞarken
KİMi MUTSuz YAŞAr =>KİMi BAHT-ı YÂR!.


Resim

KADER>HAKk’ın=>BİLemezsin N’OLURsun
==>TERCİHin YAParsın=*>KULu OLURsun
AŞK ATEŞtir =>YERsin=>İÇer=>SOLURsun
GURBette =>HASRette =>DiZ BOYu EFKÂR!.


Resim

GÜNEŞLe ->IŞIğı =>CÂNÂNLa ->CÂNda
OLur!.u ->OLmaz!.ı =>OLAN=>OL-ÂNda
GEÇmiş-GELeceği =>ŞİMdi =->ŞU-ÂNda
YENİden YARATIŞ=>SIRR-ı SIRF ESRÂR!.


Resim

RABBın =>Abd’e =>TAVır>TARZı>BİÇİMi
ÜRE!.mek İÇin =>BESLEN!..menin GEÇİMi
“GÜZEL<->ÇİRKİN=>İRADEsi”n=>SEÇİMi
BÜLBÜLün DÜŞÜnde =>GÜL YÜZLü NİGÂR!.


Resim

DUYuLan=>UYuLan SES=>TEK-BİR İSe
ALLAH’ın =>RASÛL’un=>ELi =>PÎR İSe
SEVen<->SEViLenin=>RÛHu =>BİR İSe
KUL İHVÂNim-KIRAt =>KUL KITMİR İSe

GÜL KOKUsun SAÇar>ESEN HeR RÜZGÂR!.

celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem..
kerremallahu vechehu…

14.02.19 04:44.
brsbrsm..tktktrstkkmdeMcNÛnn..


Resim

Şu HAYyat YARım NEFESLik
CÂN KUŞUn KANLı KAFESLik
=>YOKLuğuyun =>ISsızLığı
=>İÇİMdeki>SES>SESsizLik!.


Resim

KORkun->UMUttur İHVÂNi
=>ACIn->UNUttur İHVÂNi
YiNE>ZIRR DELi SEHERLer
->BiR ISLık TUttur İHVÂNi!.


Resim

GÖGERmiş MEŞELer
->VARsın GÖGERsin!.

SÖYLeyin=>YÂRime
DURMasın=>GELsin!.




Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim


=>BURSı BURSAmm!.

>TEKe TEK tERas TEKKEsi
ULU DAĞın =>NÂZ NEFEsi
BÜLBÜLümün =>GÜLe SESi
CÂN-CÂNÂN ceNNet BAHÇEsi
=>KUL İHVÂNi =>EFfSÂNEsi!.

Resim

DEVRÂN =>DELi DİVÂNEsi
SIRR-ı SIRF’ın>SEYRÂNEsi
AŞK SAHRASI ARMAGÂNım
ÂŞIKLara ==>ARMAGÂNım
=>KUL İHVÂNi=>EFfSÂNEsi!.


ResimDEe!.
BUYur!.
KUL İHVÂNim!..


Resim
HAYy YÂRrimm!.!!.


=>YEDi RENGin ALI=>BELÂ
=>ÂŞIKLara=>KARA SEVDÂ
MERKEZ=>MecNÛN
MUHİT ==>LEYyLÂ
AŞKını ==>BÜRÜ İHVÂNimm!.


Resim

BEDELsiz>KIYASsız =>SEVgi
==>BULut GiBi ==>IŞIK GiBi
ŞARTsız>SEBEBsiz =>SEVgiLi
HERKESin=>HÜRÜ İHVÂNimm!.


Resim

BİZe =>AŞKın =>ASLI’n ANLAt
==>ACILarın ==>NEŞESİn KAt
DİNLEsÎn =>SESin ==>KÂİNAt
=>SEVDÂnı=>SÜRÜ İHVÂNimm!.


Resim

SEVDÂ =>KİSB-ü-KÂRim BİLmem
=>ELde KALAN =>ZÂRim BİLmem
=>KÜLLî ŞEYy’i =>YÂRim BİLmem
=>AŞKtan ==>ÖTÜRÜ İHVÂNimm!.


Resim

KUL İHVÂNim =>SIRR-ı SEFiL
AŞK=>HAYy=>
=>DOĞmak ==>ÖLmek DEğiL
YARIM NEFES’e =>SIĞMAz BİL
ÖMÜR ==>ÖZGÜRÜ İHVÂNimm!


05.06.19 13:35
brsbrsm..tktktrstkkmd2.rmzanbyramımızzz….


Resim

GİRDİysEN =>HİZMEt NARI-na
=>İŞİN BIRAKma ==>YARIN-a
HAKk’a>İBÂDEt, HALK’a>HİZMEt
=>R A S Û L U L L A H HATIRI-na!.


Resim

DÖNEKLer>DÖNSün!. ALdırma!
>“YALNIZLIK”a BAŞ KALdırma!

=>SENin İŞİN=>HASBî HİZMEtt
“HAKk’ın HALKı”na =>SALdırma!.


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem..


Resim DE BUYur!.




TEKe TEKte =>MESt-i MEVLÂm
ÖMRÜM DELdi GEÇti->SEVDÂm
=>GÜLümüz =>GÖKkLere Gİtti
SEVDÂN YÂD’a>DEme ŞEYydÂm!.


ResimYEDi RENKLi HUUuuuuu!.

Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim AHh AKLımm!.

=>BU MEYHÂNe->MESTÂNEsi
DERdi =>DERMÂN HASTÂNEsi
GÖNÜLden=>GÖNÜLe YOLdur
=>KUL İHVÂNİ=->EFfSÂNEsi!.

NÛN’undan ANLAt
MîM BABa
ANLAR AŞKı ==>
MiM ANAmız
AŞK ATEŞ =>GELmez HESABa
CERYÂNdır=>CÂNda
CÂNÂmız!.


ZEVK 9284

İLk NEFESte SoN NEFESte SIRR-ı SIFIRın SÛRu NE?
MUKADDEs TÛVÂ NEREsi?. SÎNELerde SÎN TÛRu NE?
TEKe TEK’in TEPEsi NE?. ÇİFt ÇATLAkın ÇUKURu NE?
YİĞİtSEN ANLAt İHVÂNim YERin GÖKLerin NÛRu NE?.


22.06.19 04:38
brsbrsm..tktktrastkkmdehassrettt..


BURA BURSAmda>FIRTINa
DELi RüZGÂR GÖNLÜNce Es

=>ÇIKmışız>SIRAt SIRtına
SonUÇa KOŞmakta
>HERKEs
KUL İHVÂNim
=>SESini KEs!.
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim ARAmak!.

HeR NEFS >KENDİn SEVgi SUNsa
=>MuHABBet MUMunu =->YAKsa
=>GÖZ YAŞıyLa ==>YÜZÜ YUNsa
BiR DAMLA SU==>ASLI-na AK!.sa!.


ZEVK 9338

ÇAĞLar BOYu ÇAĞLA!.makta ==>şU ÂN=>ŞE’ÂN ŞELÂLEsi
YÂD’a GÖNLÜn BAĞLA!.makta =>bU ÂLEMin=>GÜL-LÂLEsi
SEKİZ KAt GÂR=>NÂRı-NÛRu
VİCDÂNı =>SÜRÛR =>ŞÛURu
OYNA!.nÂN =>KULLuk OYUNu!. =>AKIL =>ELde MEŞÂLEsi!.


22.07.19 11:13
brsbrsmm..teketekterastekkemdegnlmm.. ahsnzynbelff..


AŞKa ÇAĞIR!.mak->HeRKeSi
ARZ’dan =>ARŞ’a SEVgi SeSi
TEKe TEK’te>TEK-BİR-İZ>BİZ
=>KUL İHVÂNim=>EFfSÂNEsi!.


GERçi ==>AŞKı ANLAtsÂN da
DİNLEmez =>DİLLi DÜDÜKLer!.
ZEHRe=>ZeMZeM-BAL KAtsÂN da
ANLA!.maz ==>AKLı =>GÜDÜKLer!.


CÂHİLLer ==>ÇİLLe ÇANAğı
CEVR-i CİHÂN ÇATLak GERek!.
=>ÖKÜZLerin =->“OLÂN”ağı
OLur!. OLmaz!. OTLak GERek!.


KÂMİLLer YÂR YAYLAsı-nda
BiNBiR GÜZELLik SEÇERLer!.
ZÂHİRin>ZEMZEM TASI-nda
SIRR-ı SAFf SEVDÂ İÇERLer!.


CÂN =>ÇİLLe =>CEFÂ ARAma!
=>İHVÂNim =>SEFÂ ARAma!
İNSÂNoğLu=>Çiğ Süt EMMiş,
KİMSEde ==>VEFÂ ARAma!.



Resim

ŞELÂLE.: çağlayan, çavlan.. AŞKın AŞKk.. Akarsu yatağının, dike yakın bir biçimde âniden düştüğü, suların yüksekten dökülerek aktığı kısmı..

YÂD.: akraba ya da tanıdık, bildik olmayan, el, yabancı. AŞKtan ANLAmayan.. baba ocağından, ailenin bulunduğu yerden uzak yerler, gurbet..

GÂR.: ÖZde GizLi GönüL evi.. İnsÂN Oglu nefsinin bu ÂLEmde KemâLât Geçitleri olan 8 Letâif AŞamaları.. İÇ İÇe MuhaBBet MAĞARALarı..

VeCD.: bulmak, zenginleşmek, sevmek, üzülmek, öfkelenmek kökü..

VİCDÂN.: RÛH’un Bir İLETişim YETENEğidir ki=>İLâHî İdrak ve İrade Yasaları’nın yüce bir ses tarzında yansıdığı İLâHî İdrak ve İrade Yasaları’nın LÂzım ve LÂyık Gereklerini BİLdirir, DUYdurur ve de UYdurur..

VİCDÂN.: KULLuk İmtihÂNıyLa DENENmekte Olduğu Şu GEL-GEÇ ÂLEMİnde =>KUL-KİŞİyi, KENDi ÖZÜndeki İNANCının YANsıması OLÂN AMEL EYyLemLeri hakkında yargılayarak, onaylayarak, hesap sorarak, suçlayarak hükümler veren ÖZneL/ŞAHSa MAHsuS bir BİLinçtir!.

VİCDÂN.: KUL-KİŞİyi => ÖZÜndeki İNANCının YANsıması OLÂN AMEL EYyLemLerinde =>Hak, Hayr, AHSEN/EN Doğru, EN İyi ve EN Güzel OLÂNı YAP!.maya YÖNLendiren İÇseL GÜC ki => ÖZdeki AhLâk HoCasıdır ve’s-seLâmm!.

VİCDÂN.: MuhaMMedî HAKk ÂŞIKÇa =>İNSÂN AKLının NÛRLanıp NAKLe DÖNÜŞtüğünde => ENFüS-MERKEZ-İÇ-ÖZündeki TeMeL İNAÇ İMÂNını =>ÂFÂk-MUHİt-DIŞ-YÜZündeki YAPmakta OLduğu FİİLLERini-AMELLerini =>KENDİ İÇİnde KENDİni KELÂMuLLAHça ve RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellemce SORGULA!.ma SANATıdır ve’s-seLâmm!.

SÜRÛR.: İnsÂN VİCDÂNındaki =>ÖZ NEŞ’e, SEVinç ve MuhaMMedî MUTLULuk.. NÂRdan DOĞan NÛRun Berden SELÂMen SERiR SERİNLiği ve’s-seLâmm!.

ŞÛUR.: KÛN feyeKÛN KULLuk HAYyat OYUNUmda=>ASL’ıma VÂSıL OLMakta BAŞ ROL OYUNCUm İnsÂNoğLu NEFSimin;
=>MADDî ÂLEMde/Âfakta/Muhitte/Dışta =>DEVRÂN DEVRinde-SEYRÂN SEYRinde;
=>MÂNEVî ÂLEMde/ENfüste/Merkezde/İÇte =>CEVLÂN CEVLinde-HAYRÂN HAYRında;

=>“Benim BEDENî-NEFSî-KALBî-RÛHî VARLığım =>ALLAHu zü’L- CELÂL’in VARLığına ŞÂHiDdir ki =>Bu ÂLEMde HeR BiR HARFin YAZARı => HeR BiR İĞNEnin USTAsı ve de HeR BiR DİKİşin DİKeni-DİKTİRENi ve de => HeR BiR ÇİLLenin ÇEKENi-ÇEKTİRENi VARDır TEKe TEK TEKKemde
=>Yüce YARATANım RABBu’L ÂLEMîn’e İLMuLLAHça HAMd OLsun ŞÜKRederim!.
=>Ve de KELÂMULLAH REHBERim İMÂMı MUTLAk ve de MÜRŞİD-iHAKk OLÂN Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e TEŞEKKüR EDERim ve’s-seLâmm!.


ŞÛUR.:
AKLın =>ÂLEMLErin NAKKAŞı TEK-BİR VÂHİDu’L- AHAD ALLAHu zü’L- CELÂL’i =>ÂLEMdeki RENGÂRENk NAKIŞLarından ANLAyışta İDRAK DORuğu=>TEVHiD TEPESine =>YÂR YOLCULuğuna/UYUmadan DUYup>UYmaya BAŞLangıç!.
BİZ BİR-İZ NAHNu NÂZ-NİYÂZı BİLincinin KAVRAyış KIVILcımınun EN İNce DUYgusu =>MuhaMMedî HAKiKat HİSsi ve’s-seLâmm!.


ŞÛUR.:
BiR DAMLAcık SU ikEN DONan AKIL BUZDAĞının FARKına VARış..
RAHMÂN RAHMetiyLe =>ERİyiş =>AŞKULLAH ARKına GELiş..
EL VELîYyu’L- VEDÛD ALLAH celle celâlihu’nun ÇİLLe ÇARKına GELiş..
=>ALLAHu zü’L- CELÂL’in DÖNeN DEVRÂN DEĞİRMENİndeUN-UFAk OLup NÛRun ALâ NÛRun YAŞAyışa ŞÂHiDi OLUŞ =>MuhaMMedî ŞEFÂat ŞİFÂsı ve de =>MuhaMMedî ŞEHÂDet ŞEREFinin İSMİdir ve’s-seLâmm!.


Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Mü’minin firasetinden çekinin, çünkü o ALLAH’ın NÛRu iLe BAKar.” !.”” buyurmuştur.
(Tirmizî, tefsiru sûreti 15/6)

Resim---Sevgili Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu: Kim ki NEFSini BİLdi/TANIdı, kesinlikle RABBını da BİLdi/TANIdı!.”” buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfü’l- Hâfâ II/343 (2532)


Resim

يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءكُم بُرْهَانٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَأَنزَلْنَا إِلَيْكُمْ نُورًا مُّبِينًا
Resim ---"Yâ eyyuhâ’n- nâsû kad câekum burhânun min rabbikum ve enzelnâ ileykum nûran mubîn (mubînen).: Ey insanlar RABBinizden size “kesin bir kanıt (burhan)” geldi ve size apaçık bir nur (Kur'ÂN) indirdik.” (Nisâ 4/174)

الَر كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَى صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
Resim ---"Elif lâm râ kitâbun enzelnâhu ileyke li tuhrice’n- nâse mine’z- zulûmâti ilâ’n- nûri bi izni RABBihim ilâ sırâtı’l- Azîzi’l- Hamîd (hamîdi).: Elif Lâm Râ. Bu bir Kitap'tır ki, RABBinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için SANA indirdik.” (İbrâhîm 14/1)

قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَى إِبْرَاهِيمَ
Resim ---“Kulnâ yâ nâru kûnî berden ve selâmen alâ ibrahîm (ibrahîme): “Ey ateş! İbrâhim için serinlik ve esenlik ol!” dedik.” (Enbiyâ 21/69)


Resim

Yâ RESÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi vesellem
NÛRULLAH’ın NÛRu->SENsin
BİZ BİR-İZ NAHNU SIRRında.:


اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَارَكَةٍ زَيْتُونِةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَن يَشَاء وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Resim ---“ALLÂHU NÛRU’s- SEMÂVÂTİ ve’l- ARD (ardı), meselu nûrihî ke mişkâtin fîhâ mısbâh (mısbâhun), el mısbâhu fî zucâceh (zucâcetin), ez zucâcetu ke ennehâ kevkebun durrîyyun, yûkadu min şeceratin mubâraketin zeytûnetin lâ şarkîyetin ve lâ garbiyyetin, yekâdu zeytuhâ yudîu ve lev lem temseshu nâr (nârun), nûrun alâ nûr(nûrin), yehdîllâhu li nûrihî men yeşâu, ve yadribullâhul emsâle lin nâs(nâsi), vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun): ALLAH, GÖKLERİN ve YERİN NURUDUR. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir.” (Nûr 24/35)

KÜLLî ŞEyyi-Kâinâtı NÛRundan/NÛRuLLAHtan Yaratan ALLAHu zü’L- CeLÂL elbette NÛRunun Sâhibidir ve Koruyucusudur.:

يُرِيدُونَ لِيُطْفِؤُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَاللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ
Resim ---"Yurîdûne li yutfiû nûrallâhi bi efvâhihim vallâhu mutimmu nûrihî ve lev kerihel kâfirûn (kâfirûne).: Onlar, ağızları ile ALLAH’ın NÛRUnu söndürmeyi istiyorlar. Ve ALLAH, kâfirler kerih görseler bile NÛRUnu tamamlayacak olandır.” (Saff 61/8)


Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve uMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden HâL-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-Selâmet
İZZet-i İhsÂNınla LûTFet-CEM’ et HAKk ve HAYRmıza İnşâe ALLAH!..

Âmin! Yâ Muîn! Yâ RABBenâ!..


ResimYEDi RENKLi YÂRe =>NiYÂZ-NÂZ!.
Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

İŞin ASLı!.

İNSÂNın =>KORku-EMELi
KUL İHVÂNim>NE DEmeLi
ERKEk TOHUMu>DOĞurAN
=>KÂİNÂtta =->KADıN ELi!.


Resim

İKİ UCU ==>EKSi <-> ARtı
TEKk NEFes SIRTInda TARtı
=>KALBî ŞEHÂDEtin->ŞARtı
=>PARMAk İZi->KAFA KARtı!.


Resim

SAKLama =>SIRRını SALLa
=>ZEHİRi=>ZIKkımı BALLa
GÜBREye=>SÖZ Etme Sakın
GÜLün KÖKü YAPRAk-DALLa!.


Resim

GÖNLüm ACIKır=>GURBEtte
“SÖZ SOHBETİ”ne HASsREtte
BiR DOSt BULamaz>YÜReğim
=>BiNBiR ÇİLLe İLe->DERtte!.


Resim

GÜLüm=>İĞNE UCUndayım,
=>USTURa AĞZInda DİNLe!.
CÂN MERYEM ORUCUndayım
=>İSÂ YÜREĞİm=>SENiNLe!.

aleyhumusselâm..

Resim

KITMİR BAGı =>KIRAT GEMim
=>DERÛNî DEMde=>bU DEMim
=>İSÂ-sına=>GÖNüL KOYMUŞş
>MESt-i MUHABBEt MERYEM-im!.


Resim

HAZIR HÂLim>SÖZe GELmez
GÖZ GÖRemez GÖZe GELmez
ÖZ-ümüz==>NÂRın NÛRUdur
ÖZ YANGINı =>KÖZe GELmez!.


Resim

SÎNE SIRRı =>“SIRF”ta SAKLı
=>YÂRım NEFES->İNsÂN AKLı
OLur!. OLmaz!. =>şU OLÂN-da
=>AKLı OLAN HERKEs=>HAKLı!.


Resim

KUL İHVÂNim =>SÖZ USTAsı
=>YEDi KATLı =>SEFER TASı
İFRAt<->TEFRİt=>İ’TİDÂLde
MUSTAKîM SIRAt ==>ORTAsı!.


02.09.19 19:19
brsbrsmmm..tktkttrstkkmddevrÂNnn..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

İĞNE UCUnda =>İHVÂNi!
SIRR SONucunda İHVÂNi!
->AĞZInı BIÇAk AÇmıYOR,
=>SÖZ ORUCUnda İHVÂNi!.


ZEVK 9123

YOKu-VARı =>KARı-NARı =>BİLir misin>SEN SERSERi
SOĞuk NEdir?. AÇLık NEdir?.=>SORsa SOKak KEDİLeri
KARAKIŞta =>ÇAT AYAZda
KÛN feyeKÛN NAZ-NİYAZda
YAŞA!.nmayÂN YALAN İMiş!.=>DEdim!. DEdin!. DEDİLeri!.


17.01.19 00:25.
brsbrsm..tktktrstkkmdcevLÂNn..


YAZım>KIŞım ÜŞüYORum,
İÇİMe =>KARLar YAĞıYOR!.
BAŞ AŞAğı =>DÜŞüYORum,
KORkum UMUDum SAĞıYOR!.
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

KUL İHVÂNİ MELÂMîyİZ,
RESÛLîyİZ=>KELÂMîyİZ,
HASBî-HABİBî HİZMEtte,
SIRR-ı SIRfIZ SELÂMîyİZ!.

NÛRuLLAH’ın =>YÜZ kARAsı,
HALk GÖZünde=>MASkARAsı,
“SEYYidiNÂ==>SEYyiDi”-yİZz,
=>NASR-u-FETHuLLAH ARAsı!.

=>GÜNEŞ-Le==>IŞIğı GiBi,
ÂLET İLe CERYÂN==>SEVgi!.
ÜZme>CÂN-ın KUL İHVÂNim,
SEVen<->SEViLen=>SEVgiLi!.


ZEVK 9387

LÂ HUVe=>İLLâ HUVe!. DOST!. =>hER NEFEste =>YÂR YÂDI-yız!
BİZ BİR-İZ =>NÂHNU NÂZI-yız!. =>BİZ =>ÂŞIKLar FERYÂDI-yız!
HALK GÖZÜ-nde=>SER-ü-SERi-yİZ
HAKK SÖZü ==>EZEL==>BERî-yİZ
=>“TEKe TEKk TEKkesi”-ndeyİZ!. BİZ=>“EL AHAD=>EFRÂDI”-yız!.


09.09.19 09:19
brsbrsmmm..tktktrstkkmdOLÂNnn..


KUL İHVÂNİm AŞKın SIRLa,
FE FİRRu İLÂALAH’a>FIRLa,
bEN->sEN->O’nu=>SIFIRLa,
SEBEBLerin ==>sonUÇu-nda!.


Resim

sON NEFESte HEVES-in HIRLa!.

YÂD Etmek.: ANımsamak, ANmak..
FERYÂD.: f. Bağırıp çağırma. Yüksek sesle medet istemek. FigÂN.
EFRÂD.: (Ferd. C.) Fertler. Askerler..


FE FİRRu İLÂALAH’a =>FIRLa.:

KüLLî ŞEY’in MuHiT ALLAH!. MuHiT => FıRRu.. =>“Fe Firru!” =>ALLAH-a KAÇ-mak:

فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
Resim---“Fe FİRRû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun).: (Ey Rasûlüm, de ki: ) O halde hemen ALLAH’a kaçın, (küfrü bırakıb hemen imana gelin). Gerçekten ben, size, ALLAH tarafından (azab ile) korkutan açık bir peygamberim.” (Zâriyât 51/50)


=>NASR-u-FETHuLLAH ARAsı!.:

إِذَا جَاء نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ
Resim---"İzâ câe nasrullâhi ve’l- fethu..: Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman.” (Nasr 110/1)

وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا
Resim---"Ve raeyten nâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcâ (efvâcen)..: Ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde,” (Nasr 110/2)

فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا
Resim---"Fe sebbih bi hamdi rabbike vestagfirhu, innehu kâne tevvâbâ (tevvâben)..: O zaman Rabbini hamd ile tespih et. Ve O’ndan mağfiret dile. Muhakkak ki O, tövbeleri kabul edendir.” (Nasr 110/3)


LÂ HUVe =>İLLâ HUVe!. DOST!.:

هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ
Resim---"Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve, âlimu’l- gaybi ve’ş- şehâdeti, huve’r- rahmânu’r- rahîm (rahîmu).:.: O ALLAH ki, O’ndan başka İLÂH yoktur. Gaybı (görünmeyeni) ve görüneni de O bilir. O; RAHMÂN’dır, RAHÎM’dir.” (Haşr 59/22)

Arapça’da üçüncü tekil şahıs zamiri olan “Hû/Hüve” ilk tasavvuf kaynaklarında, cem’ halini yaşayan sâlikin tevhid anlayışını ifâde etmek amacıyla “hû bilâ hû” ifâdesi içinde kullanılmıştır (Serrâc, s. 438). Baklî de bu ifâdeyi “aynü’l-cem’ makamı” anlamında yorumlamıştır (Meşrebü’l-ervâḥ, s. 282). Muhyiddin İbnü’l-Arabî’ye göre hû, hiçbir varlığın müşahede edemeyeceği ALLAHu zü’L- CeLÂL’in mutlak gayb ve sır olan zâtına işâret eder ki bu da hadiste ifâde edilen ihsan makamının karşılığıdır (el-Fütûḥât, II, 128). “Hüviyyet-i mutlak, sırr-ı vücûd, gayb-ı mutlak, amâ-yı mutlak” gibi tabirlerle de vücud mertebelerinin ilki olan bu makama işâret edilir. Hû bazı mutasavvıfların lâhût, ceberût, melekût ve nâsût şeklinde sıraladıkları varlık mertebelerinin ilki olan ve künh-i zâta tekabül eden lâhût mertebesidir. Bu mertebe ALLAHu zü’L- CeLÂL’in bütün isim ve sıfatlarının bâtını ve hakikatidir. Necmeddîn-i Kübrâ’nın telakkisine göre ALLAH celle celâlihu ismindeki elif ve lâm harf-i ta’riftir. Lâm harfinin şeddeli olması tarifte mübalağa içindir, dolayısıyla Allah isminin aslı “he” (ه) harfidir. Böylece canlıların alıp verdikleri her nefeste ALLAHu zü’L- CeLÂL’in ismi olan “he” sesi vardır. Alınan her nefesteki “he”nin kaynağı kalp, verilen nefesteki “he”nin kaynağı ise arştır. Hû kelimesindeki “vav” ise (و) ruhun ismidir (Tasavvufî Hayat, s. 141).

Kelâm âlimi Fahreddin er-Râzî de gerek tefsirinde gerekse
“Levâmiʿu’l-Beyyinât” adlı eserinde konuyu tasavvufî bir anlayışla yorumlamıştır. Râzî’ye göre İhlâs Sûresinin ilk üç kelimesi “HÛ, ALLAH, AHAD” üç makamı ifâde etmektedir.:
, Mukarrebûnun Makamı olup makamların en yücesidir. Buna göre lizâtihî var olan sadece O’dur; O’nun dışındakiler mümkün varlıklardır ve yok hükmündedir.
ALLAH, Ashâb-ı Yemînin makamıdır. Bu makamda olanlar Hakk’ı ve halkı mevcud bilirler.
AHAD ise, Vâcibü’l- VüCÛD’un birden çok olabileceğini düşünen Ashâb-ı Şimâlin makamıdır (Mefâtîḥu’l-ġayb, XXXII, 179).
Aynı müellife göre bu üç kelimeden HÛ
, Kur’ÂN’da Nefs-i Mutmainne (el-Fecr 89/27), Mukarreb ve Sâbık (el-Vâkıa 56/10-11) diye anılanların mertebesine işâret eder.
ALLAH, “Muktesıd” diye anılan (Fâtır 35/32) Ashâb-ı Yemînin mertebesidir. Bu aynı zamanda Nefs-i Levvâme Mertebesidir.
“Zâlimün li-nefsihî”
(Fâtır 35/32) olan Ashâb-ı Şimâl ise Nefs-i Emmâre Sahibidir. Râzî bu üç kelimeyi Hakikat, Tarikat ve Şeriat Mertebelerine de tatbik eder (Levâmiʿu’l-beyyinât, s. 111).

İlk dönem sûfîlerinin Kelime-i Tevhidi =>
“Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” ve ALLAH İsmini zikir maksadıyla tekrar ettikleri bilinmekteyse de “HÛ”nun aynı amaçla tekrar edilmesi özellikle tarikatların teşekkülünden sonra yaygınlık kazanmıştır. Sûfîlere göre zikrin en faziletlisi ALLAH’ı bir şey isteme anlamı taşımayan bir ifâdeyle anmaktır. Bundan dolayı talep mânâsı taşımayan ve ALLAHu zü’L- CeLÂL’in Zâtî İsmi olan HÛ, en faziletli zikir telakki edilmiştir. İmam Ali kerremallahu vechehu’nun çok defa “Yâ Hû, Yâ men Hû, Lâ İLâHe ILLâ HÛ” diye zikrettiği, kendisine bunun sebebi sorulduğunda “HÛ”nun İsm-i A’zam olduğunu söylediği rivâyet edilir. Gazzâlî de “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH”ın avamın tevhidi, “Lâ İLâHe ILLâ HÛ”nun Havassın Tevhidi olduğunu söyler. ALLAH celle celâlihu, hangi ismiyle zikrediliyorsa o ismin feyz ve tecellîleri istenir; meselâ Kerîm İsmiyle ihsan, Şâfî İsmiyle şifâ umulur. İsmiyle yalnız O’nun ZÂT’ı istendiğinden bu ismin tecellisi kâmil bir keşiftir.

Seyr-ü-Sülûklerini
ALLAHu zü’L- CeLÂL’in bazı isimlerini belli sayıda tekrarlamak sûretiyle gerçekleştiren tarikatlarda (Tarîk-ı Esmâ) sâlik, Nefs-i Emmâre Mertebesinde Lâ İLâHe İLLâ ALLAH, Nefs-i Levvâme Mertebesinde ALLAH celle celâlihu, Nefs-i Mülhimede HÛ İsmiyle zikir yapar; böylece sırasıyla Tevhîd-i Ef’âl, Tevhîd-i Sıfât ve Tevhîd-i Zât Makamlarına ulaşır.

Mutasavvıf şairlerin
kelimesiyle biten şiirlerinin bir kısmı ilâhi olarak bestelenmiştir. kelimesi tarikat folklorunda çeşitli anlamlarda yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Meselâ dervişler birbirine hitap ve cevap amacıyla “HÛ!.” derler. Tekkeye girmek isteyen kişi izin almak için “DESTUR!.” der, içeriden “HÛ!.” sesi gelirse girebilir. Tekke Hayatında geniş bir uygulama alanı bulan gülbankler “HÛ!.” diye sona erer. “Yâ HÛ!. Bu da geçer Yâ HÛ!. Hoş gör Yâ HÛ!. Haydan gelen HÛya gider, ILLâ HÛ!., Edeb Yâ HÛ!. HÛ ÇEKmek” mutasavvıfların yanında halkın da çok sık kullandığı ifâdelerdir..

Resim
Lâ İLâHe İLLâ ALLAH.: Genelde Kelime-i Tevhid denilse de; Kelime-i İhlâs, Kelime-i Takvâ, Kelime-i Tayyibe, Da’vetü’l-HAKk, Urvetü’l- Vüskâ, Kelime-i Semeretü’l-Cennet de denir..

Lâ İlâHe.: Hiçbir ilâh yoktur manâsını taşımaktadır. “İlâH”ın Istılâhî/Tâbir, deyim mânâsı olarak; tapılacak, rızık veren, herşeyi bilen, yaratan, doğmayıp doğurmayan, yücelerin yücesi.. demektir.

Kelime-i Tevhid’in aslı.:
“Lâ İLâHe İLLâ ALLAH MuhaMMedün RESÛLuLLAH” cümlelerinden ibâret olup “ALLAH’tan başka EL İLÂH yoktur, MuhaMMed ALLAH’ın RESÛLu/ELÇİsidir” şeklinde Türkçe’ye çevrilir..

Bu iki ilke bir arada Kur'ÂN-ı Kerîm’de bulunmamakla birlikte
“Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” 37 âyette yer almaktadır. Bunların üçü “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH”, otuzu “Lâ İLâHe İLLâ HÛ”, üçü “Lâ İLâHe ILLâ EN”, biri de “Lâ İLâHe ILLâ ENTe” şeklindedir. (M. F. Abdülbâkī, el-Mucem, “İlâh” md.)


RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’in "Lâ İLâHe İLLâ ALLAH" diyenin çeşitli şekillerde mükâfatlandırılacağı yönünde hadisleri bulunmaktadır.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Benim ve diğer Peygamberlerin söylediği en faziletli kelâm, "Lâ İLâHe İLLâ ALLAH" sözüdür.” buyurmuştur.
(Muvatta, Hacc 246)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İhlâsla "Lâ İLâHe İLLâ ALLAH" diyen Cennete girer. İhlâsla söylemek, söyleyeni haramlardan alıkoymasıdır.” buyurmuştur.
(Taberanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “En faziletli zikir "Lâ İLâHe İLLâ ALLAH" en faziletli dua da “ELHAMDÜLİLLAH” demektir.” buyurmuştur.
(İbn Mâce, Edeb, 55)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bir kimse son nefeste "Lâ İLâHe İLLâ ALLAH" derse, Cennetʼe girer...” buyurmuştur.
(Hâkim, Müstedrek, I, 503)

Resim---Muaz bin Cebel radiyallahu anhu.: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kimin son sözü.: "Lâ İLâHe İLLâ ALLAH" olursa, CeNNete girer.” buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Cenâiz, 3116)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH MuhaMMedün RESÛLULLAH” diyene Cehennem ateşi haramdır.” buyurmuştur.
(Müslim)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ey Ebu Hureyre! Yapmış olduğun her amel kıyamet günü tartılacaktır. Yalnız şehâdet kelimesi tartılmaz. Zira sıdk ve ihlas ile bu kelimeyi söyleyen kişinin mizânının bir kefesine bu, diğer kefesine de yer ve gökler bütün içindekilerle beraber konsa, şehâdet kelimesi onlardan ağır gelir.” buyurmuştur.
(Müslim, Mesâcid, 146)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Lâ İLâHe İLLâ ALLAH" diyenler için mezarlarında vahşet, mahşer meydanında dehşet yoktur. Sûr’un üflenmesi ânında başlarından toprakları nasıl silkerek kalktıklarını sanki görür gibiyim. Hüznü bizden gideren ALLAH’a hamd ederiz. Muhakkak ki, bizim RABBimiz, son derece mağfiret edici ğafûr ve şekûrdur!.” buyurmuştur.
(Ebû Ya’lâ)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Lâ İLâHe İLLâ ALLAH" diyen Cennete girer.” buyurmuştur.
(Beyhekî)

Resim---İmam Ali kerremallahu vechehu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Cebrâil, bana ALLAHu zü’L- CeLÂL’in şöyle buyurduğunu anlattı: "Lâ İLâHe İLLâ ALLAH" BENim kalemdir. Oraya giren azâbımdan emîn olur." buyurdu.
(Ebû Nuaym, Hilye, 3, 224; Deylemî, Firdevsü'l-Ahbâr, Hadis no: 4458; Süyûtî, el-Câmiu's-Sagîr, Hadis no: 6048; Süyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr, 4, 293)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Lâ İLâHe İLLâ ALLAH" diyen ve bu iman üzere ölen kimse, cennete girer." buyurmuştur.
(İ. Ahmed bin Hanbel, Müsned, 5, 236; İbn Hibbân, Sahîh, Hadis no: 200; Taberânî, el-Kebîr, 20, 41)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ölülerinize "Lâ İLâHe İLLâ ALLAH" demeyi telkin edin” buyurmuştur.
(Müslim, “Cenâʾiz”, 1-2)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH'tan başka ilâh olmadığına ALLAH'ın bir ve ortağı olmadığına ve MuhaMMed'in Onun kulu ve RESÛLü olduğuna, kezâ Cennet ve Cehennemin hak olduğuna şehâdet ederse, ALLAHu TeÂLÂ onu Cennetine koyar.” buyurmuştur.
(Buharî, Müslim, Tirmizî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “RABB olarak ALLAH’ı, din olarak İslâm’ı, Resûl olarak MuhaMMed'i seçen yani kabul edip beğenene Cennet vâcib olur.” buyurmuştur.
(Ebu Davûd)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İhlâs ile.: “Eşhedü en Lâ İLâHe İLLâ ALLAH ve eşhedü enne MuhaMMeden Abduhu ve RESÛLuhu” diyen Cennete girer.” buyurmuştur.
(Taberanî, Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Lâ İLâHe İLLâ ALLAH" diyene, işlediği günahlardan dolayı kâfir demeyiniz!. Buna kâfir diyenin kendisi kâfir olur!.” buyurmuştur.
(Buharî)

Resim---Ömer bin Hattab radiyallahu anhu.: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kim çarşıya çıkarda: “Lâ iLâhe İLLâ ALLAHu vahdehu Lâ şerike lehü. Lehü’l- mülkü ve lehü’l- hamdü yuhyi ve yümitü. Ve hüve HAYyün Lâ yemütü Biyedihi’l- hayrü ve hüve külli şey’in Kadîr.: ALLAH’tan başka hiçbir ilâh yoktur, birdir, ortağı yoktur. Mülk de O’nundur, hamd de O’nundur. Öldürür ve diriltir. O, ölmeyen diridir. Hayr, O’nun elindedir. O’nun her şeye gücü yeter.” derse, ALLAH ona bir milyon sevâb yazar, bir milyon günahını siler ve derecesini de bir milyon yükseltir.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Daavât, 3428)

Bâzı rivâyetlerde.: “ALLAH ona cennette bir ev yapar.” buyurulmuştur.

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Her kim günde 100 kere.: “Lâ İLâhe İllallahu’l- Melikü’l- Hakku’l- Mübîn.: Eserleriyle âşikâr, hakiki mevcud ve yegane Melik olan ALLAH’tan başka İlâh yoktur.” derse, bu zikir kendisi için fâkirlikten kurtuluş, kabir yalnızlığında yoldaş olur. Bununla zenginliği celbeder ve cennetin kapısını çalar.“ buyurmuştur.
(Zebidî, İthaf, 5/131)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Her kim.: “Sübhânellahi vel hamdü lillahi ve Lâ İLâHe İLLâ ALLAHu vALLAHU EKBER.” derse, bunlardan her bir tesbihe karşılık kendisi için cennette bir ağaç dikir.” buyurmuştur.
(İbni Mâce, 2/1251)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Hepiniz cennete gireceksiniz. Ancak sahibinden kaçan deve gibi ALLAH’ın rahmetinden kaçanlar müstesnâdır.” Sahabeler.: “ALLAH’ın rahmetinden böyle kaçan kimlerdir?” diye sorunca cevâben “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” demeyen kimselerdir. Diliniz tutulmadan “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” demeye devam ediniz. Zira o ihlâs kelimesidir. Tevhid kelimesidir. Takvâ kelimesidir. Kelime-i Tayyibedir. Hakka dâvet kelimesidir. O yapışılacak en sağlam bir halkadır. Cennetin bedeli odur.” buyurmuştur.
(İ. Gazalî, İhyâ Cilt:1, Sayfa:857)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” kelimesini çoğaltınız. Diliniz tutulmadan.: “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” demeye devam edin. Zirâ o, ihlâs kelimesidir, tevhîd kelimesidir. Takvâ kelimesidir ve o, kelime-i tayyibedir. Hakka dâvet kelimesidir. O, yapışılacak en sağlam bir halkadır. Cennet'in bedeli odur.” buyurmuştur.
(İ. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned,c.5, s.258)

Resim---Muaz b. Cebel radiyallahu anhu, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in sırdaşlarındandı. Ölüm döşeğinde iken, “İLmi gizleyen” biri olmak korkusuyla ALLAH’tan istiğfar ederek etrafındakilere şu hadisi nakletmişti: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kalbiyle tasdik ederek Kelime-i Şahâdeti okuyan hiçbir kimse ateşte yanmayacaktır.” buyurdu.
Ben.: “Bunu insanlara haber vereyim mi ki sevinsinler Yâ Resûlullah!.” dedim.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bu durumda O’na güvenirlerde ibâdet etmezler!.”
buyurmuştur.

(İbn Hacer, Fethu’l- Bâri, I, 236)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Zikrin en faziletlisi “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” demektir.” buyurmuştur.
(Nesaî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” demek 99 belâyı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Benim ve diğer Peygamberlerin dediği en üstün şey “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” sözüdür.” buyurmuştur.
(Tirmizî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” diyenin günahları silinir, yerine o kadar sevâb yazılır.” buyurmuştur.
(EbuYa’lâ)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” Cennetin anahtarıdır.” buyurmuştur.
(İ.Ahmed, Müsned)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ölüm halindekilere “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” söylemesini telkin edin, onları Cennetle de müjdeleyin. Şeytanın insana en yakın olduğu an bu vakittir.” buyurmuştur.
(Ebu Nuaym)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ağır hastayı, “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” demeye zorlamayın, sadece telkinde bulunun.” buyurmuştur.
(Dâre Kutnî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Son sözü “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” olanın, ruhu kolay çıkar ve o söz kıyamette ona nur olur.” buyurmuştur.
(Hâkim)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Âhiret, dünyaya tercih edilince, “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” sözü, ALLAH’ın gazâbından korur. Dünya kârını, âhirete tercih eden, “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” dediği zaman, ALLAHu TeÂLÂ.: "Yalan söylüyorsun, sözünde sadık değilsin" buyurur.” buyurmuştur.
(Beyhekî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Günde yüz defa “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” diyenin yüzü kıyamette dolunay gibi parlar.” buyurmuştur.
(Taberanî)

Yüzüncüyü söylerken.: "MuhaMMedü’r- RESÛLULLAH!." ilâve edilir..

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz o şekilde hasrolunursunuz!.” buyurmuştur.
(Münâvî, Feyzüʼl- Kadîr, V, 663)


Resim
SEBEBLerin ==>sonUÇu-nda
sON NEFESte HEVES-in HIRLa!.:


فَلَوْلَا إِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ
Resim----"Fe lev lâ izâ belegatil hulkûm (hulkûme).:.: O halde can boğaza gelmiş olsa değil mi ki (siz öylece)./ Hele can boğaza gelip dayandığında,” (Vâkıa 56/83)

وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ
Resim----"Ve entum hîne izin tenzurûn (tenzurûne)..:.: Ve siz, o anda (ona öylece, bir yardım yapamayarak sadece) bakarsınız. Ve siz, o anda (ona öylece, bir yardım yapamayarak sadece) bakarsınız.” (Vâkıa 56/84)

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَكِن لَّا تُبْصِرُونَ
Resim----"Ve nahnu akrabu ileyhi minkum ve lâkin lâ tubsirûn (tubsirûne).:.: Ve Biz, ona sizden daha yakın/AKREBiz fakat siz görmezsiniz.” (Vâkıa 56/85)

وَأَنذِرْهُمْ يَوْمَ الْآزِفَةِ إِذِ الْقُلُوبُ لَدَى الْحَنَاجِرِ كَاظِمِينَ مَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ حَمِيمٍ وَلَا شَفِيعٍ يُطَاعُ"
Resim----"Ve enzirhum yevme’l- âzifeti izi’l- kulûbu ledâ’l- hanâciri kâzımîn (kâzımîne), mâ li’z- zâlimîne min hamîmin ve lâ şefîin yutâu..: Ve yaklaşan gün (kıyâmet günü) konusunda onları uyar. O zaman kalbler, korku ile hançerelere gelir (can boğaza gelir). Zâlimler için yakın bir dost ve şefaati kabul edilir bir şefaatçi yoktur.” (Mü'min 40/18)

وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِّن قَبْلِكَ الْخُلْدَ أَفَإِن مِّتَّ فَهُمُ الْخَالِدُونَ
Resim----"Ve mâ cealnâ li beşerin min kablikel huld (hulde), e fe in mitte fe humul hâlidûn (hâlidûne).:.: Ve senden önce bir beşeri, ebedî (ölümsüz) kılmadık. Öyleyse sen ölürsen, o zaman onlar, ebedî mi olacaklar (ölmeyecekler mi)?” (Enbiyâ 21/34)

كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ وَنَبْلُوكُم بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةً وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
Resim----"Kullu nefsin zâikatul mevt (mevti), ve neblûkum biş şerri vel hayri fitneten, ve ileynâ turceûn (turceûne).:.: Bütün nefsler, ölümü tadıcıdır. Sizi, hayır ve şer fitneleri ile imtihan ederiz. Ve Bize döndürüleceksiniz.” (Enbiyâ 21/35)

وَأَنَّهُ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا
Resim----"Ve ennehu huve emâte ve ahyâ.:.: Ve muhakkak ki, öldüren ve dirilten O’dur.” (Necm 53/44)


ALLAH celle celâlihu.:
Resim

El Ahad celle celâlihu.:
Resim

Er Rahmân celle celâlihu.:
Resim

Rr RahîM celle celâlihu.:
Resim

El İLâhu celle celâlihu.:

Resim

ResimMuhaMMedi MuhabbetlerimLe...
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

YEDi YERde KENDi İPİM-e,
ASILmış->SESsİZ-ISsIZım!.
BAKmayın ŞAşkın TİPİM-e,
İHVÂNi=->LATîF YILDIZım!.


AKL>OLaN ESMÂ TÜMünde,
“ÖZ”ün =>ÖZeti ÖMRÜMde!.
AŞKk İLe =>SEVgi SEVDÂsı,
TEVHiD TARLAsı GÖNLümde!.


ZEVK 9487

=>ZERRe<->KÜRRe=>KÂiNÂtı==>MERKEZ->MUHit->ÇEMBER->ÇEVRe!.
DEVRÂN->SEYRÂN->CEVLÂN=>HAYRÂN==>HÂL-i HaZıR DEVRe DEVRe!.
TOHUM->TARLA->KÛN feyeKÛN,
DeDE =>BaBa =>OGuL->TORUN,
=>YUMURta==>KOZA==>TIRTIL-Lık==>KELEBEk-Likte==>dÖRt EVRe!.


27.11.19 03:27
brsbrsmmm.. tktktrstkkmdkâinâttt..


İLİM==>İRADe ve İDRAKk,
şU ÂN =>ŞE’ÂN’a İŞTİRAKk,
VAKt’ini->RABB’ini BİL!.mek,
HAKk ŞEHÂDEti’n YAŞA!.mak!.


>KÛN feyeKÛN YUMURTAsı,
KOZA>TIRTIL->KELEBEğim!.
KALB KAZANı<->KAFA TASı,
AŞKk İPEĞİdir =>GERÇEğim!.
AŞKk ATEŞi ==>İHVÂNi-yem,
RABB’ım BÂKi>bEN FÂNi-yem!.



Resim UÇçç kELeBEğimmm!.

EVRe.: Bir işte, bir olayda birbiri ardınca beliren değişik durumların her biri, bir işin, bir olayın her bir AŞAMAsı..
ÇEVRe.: Dairenin çevresi r dairenin yarı çapı, π, yaklaşık 3,14 olan “pi” sayısı olmak üzere; Dairenin Çevresi = 2 x π x r şeklinde hesaplanır..
DEVRe.: Dönem, ara.. DEHRin=>ZamÂNın=>ÂN’ın => KULLANım VAKti..
TOHUM.: bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan göze.
TIRTIL.: kelebek kurtçuğunun yumurtadan çıktıktan sonra krizalit oluncaya değinki durumu.
KOZA.: İpek böceğinin ördüğü ve içine kapandığı korunak. İçinde tohum veya krizalit bulunan korunak, kozalak..
FÂNi.: İzâfî, İğreti, GeLGeÇ, ÖLümlü, gelip geçici, kalımsız İnsÂSNoğlu ki KuL İHVÂNi..
BÂKi.: EzeLî EBEDî Vâcib’L- VüCÛD..Sürekli, kalımlı oluş.. ALLAH celle celâlihu..

Resim "BÂKİ KALAN =>bU KUBBE’de BiR HoŞş sEDÂ İMiŞş!."
ÂŞıKk BâKi..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim


ŞİİR=>SEVgidir=->NEFEStir,
ŞİİR=>AŞKktır>ŞÂH-ı SEStir!
=>HİSSEDİŞş ŞÛURu=>ŞİİR,
KÜLLî ŞEYy-dir!.ve HERKEStir!.



AŞKın ÖZü,
SEVgi YÜZü=>ŞİİR!.


SÎNE SUyum =>GÖZLerimden ELEyim,
KOLum KANADım Yok Gİdem GELeyim,
FELEk FIRsat VERmez bEN de
GÜLeyim,
GÜLÜMsersem==>KAŞım ASTIRır ŞİİR!.

Resim

AŞK ÇAKMAĞIn SABıR TAŞIn KAV OLur,
=>ELÂ GÖZün SÜZMEsine==>TAV OLur,
SÖZ DİNLEmez=>BiR CEYLÂNa AV OLur,
KENDİne==>KENDİni==>ASTIRıR ŞİİR!.


Resim

BULUTLar gÖZ YAŞIn DÖKmedi GÜLüm
yiNE SU-SU-z KALdı->KERBELÂ ÇÖLüm
PeŞPeŞe KOŞuYOR =>DOĞumLa-ÖLüm
=>ZÜLFüyün TELİne==->ASTIRıR ŞİİR!.


Resim

KARA KARTALı=>KARINCAya EZDİRiR,
HERŞEYy’in SÂHİBİn SIRRın SEZDİRiR,
ŞEHİRLer YIKTIRır=>CİHÂN GEZDİRiR,
=>YÂR’in TUZAĞIna BASTIRıR==>ŞİİR!.


Resim

KOĞsAN>KAÇaR>KAÇsAN>KOĞaR>EL EDER,
=>CÂN BEDELi==>PEŞİ SIRA==>GEL EDER,
=>KARda-KIŞta =>KEŞiŞ DAĞ’da>YEL EDER,
=>YERSiz-YURTsuz EDeR =>ESTİRiR=>ŞİİR!.


Resim

SEVgi==>SIRR ÂLEMde==>DERÛNî DUYuş
NÂSİBe<->KISMEte==>NÂZ<->NiYÂZUYuş
AŞKk==>OLur!.OLmaz!.da=>OLANı OKUyuş
=>SESini==>SEMÂ’ya==>ESTİRiR==>ŞİİR!.


Resim

=>ZITLaR ZEVKi EDeR=>SEViNÇ=>ACI-nı,
=>GİYDİRiR==>KIZIL KOR AŞKın TACI-nı,
==>DİKeR KERBELÂ-ya===>DÂRAĞACI-nı,
BAŞIN’ı==>YÂRİN’e==>KESTİRiR==>ŞİİR!.


Resim

AHMAKLar=>ANLAmmaz=>KULUdur LEŞ-in,
==>HAKk ÂŞIKLar BİLiR==>AŞKın ATEŞİ-n!.
=>BEŞ ŞEHiR YIKTIRıR==>BIRAKMaz PEŞİn,
SENi==>BİR KÖŞE’de==>KISTIRıR==>ŞİİR!.


Resim

AŞKk>KUDSÂLdır=>AHHh!.ın=>YÂR’e ULAŞıR,
=>BULUT GiBi==>BAŞ==>AYAKsız=>DOLAŞıR,
=>KAÇAMAZsın===>SENi BULur!.==>BULAŞıR,
=>CÂNIN’ı AĞZINdAN===>KUSTURuR==>ŞİİR!.


Resim

GURBEtte==>HASsREti=>SÎNE’ye SARsam
ACI<->TATLı-EKŞi<->TUZLumu=->KARsam
İNSÂN HÂLi =>KANATLansam=>KABARsam
ÇÖKER ÜMÜğüme===->PUSTURuR==>ŞİİR!.


Resim

HÂL-i HAZıR HÂLde==>HeR ŞEYy’in==>HEDER,
HIÇKIRIĞın===>
GÜLüş!. kAHkAHan==>KEDER,
=>“DuDaK-DiŞ KAPISI”n=>ARDIna HAPS EDER,
===>ŞAKIYAN DİLİNi===>SUSTURuR==>ŞİİR!.


Resim

YEDi MEVSim=>YEDi RENGİn=>ÖZLERsEN,
YEDi KAt GÖKLeRde ==>
GÜLün GÖZLERsEN,
YEDi DİLdEN==>YEDi SESiN==>SÖZLERsEN,
ZARFsIZ-HARFsIZ SÖYLeR=>SUSTURuR ŞİİR!.


Resim

=>KUL İHVÂNi SEFîL==>ÇEKk-Gİt İŞiNe,
“OLsun!. OLmasın!.”-ı==>TAKma PEŞİNe,
=>PERVÂNELer DALAR==->AŞKk ATEŞİNe,

GÜL<->GÜBRE=>BİR EDER SUSTURuR ŞİİR!.

Resim

=>KUL İHVÂNi KITMİR=>SARıLdıN SAZ’a
SEVgi=>TARLA! TOHUMu=>AŞKk!. AVAZ’a
=>SİTEMin-NİYÂZın==>YENİLiR=->NAZ’a
BÜLBÜL’ün GÜLÜ”nü=>KÜSTÜRüR=>ŞİİR!.


07.12.19 07:12
brsbrsmmm.. tktktrstkkmcevLÂNnn..


ResimYEDi RENKLi HUUuuuuu!.


ŞİİR>EKMEk!. ZEVKLer=>SU-yum
->HÂL-i HAZIR=>HAZZLA HUY-um
KÛN=>OL!. EMRİ-n ==>feyeKÛN’u
bEN=>BİZ BİR-İZ-de>NAHNU-yum!.


NESiR=>TOPRAk!. ŞİİR===>SU-dur!
SEVgi=>SIRRdır!. AŞKk=>DUYGUdur!
=>CÂNda=>CÂNÂN<=NÂZ<->NİYÂZı,

AŞKk==>“LÂ HÜVe İLLÂ HUUu!.”-dur!.

Resim

SEVgi=>ÇİÇEk!.=>SU-SU-z=>KURuR!
AŞKk=>ATEŞ!..=>SU-yU==>UÇURuR!
BİR
DAMLACıKk UMMAN=>GÖNLüMm,
S Â H İ L L E R e ==>S E V D Â VURuR!.



Resim

ResimGÜLü vermek ELimiz<de.Resim


YANaR DAĞLaR DELSin IYŞş-ım,
“KIZIL KOR
GÜL”ü==>VEReyim!.
GÖK YÜZÜndEN>GELSin IYŞş-ım,
=>AĞLARkEN==>
GÜLÜVEReyim!.

Resim

AŞKın gERÇEği>YÂRim,
YERde ÇİLe GÖKte AYy!.
YAYyLa çİÇEği=>YÂRim,
YÂR NiNaYy da NiNaNaYy!.



Grup Abdal =>Yayla Çiçeği misin.:



"HAYyy!.." de BİRRee!.

ResimMuhaMMedi MuhabbetlerimLe...
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

YEDi rENgiN MORu İHVÂNi,
AŞK’ın
KıZıL KORu>İHVÂNi!.
>AHMAKLarın AKLı ERmezz,
CEVÂBı YOKk>SORu İHVÂNi!.


ZEVK 9497

“YuSEBBiHu SEM”sı-Nda=>SIRR-ı SIRF’ta=>SANAt-tır AŞKk
ARZ’daN->ARŞ’a=>AŞKın YOLu=>KIRka KATLı KANAt-tır AŞKk
ATEŞ’te=>
GÜL-GÜBRe=>SEVgi,
SEveN<->SEVİLeN==>SEVgiLi!
KUL İHVÂNim =>KÛN KITMÎRi =>ŞAHa KALkAN
KIRAt-tır AŞKk!.


10.12.19 23:15
brsbrsmmm.. tktktrstkkmdbirÂNnn..deprem OLmakta..


GÜZEL’e ÂŞIK=>İHVÂNim,
SEVgi=>AŞK’ın HAVÂRİ-si!.
EZEL’e =>IŞIK =>İHVÂNim,
AŞKk KIRATI’n=>SUVÂRİ-si!.



nOt.: bENim HAYyatımda İLgiNç OLaN RASLantıLar değiL TEVÂFuKLar OLmuştur.. Bu ZEVKim KARA KALEMin UCUndan AK Kağıda DÖKüLürkEN güçlü bir gürültüyle Her ŞEYy SALLanmaya BAŞLadı.. ZEVk ZELZELEsi-DOSt DEPREMi DEPRENİşi OLMaktaydı!. TEKBİRLe Şehâdet Getirip HAKka ve HAYRa DUÂ Ettim CÂN DOSTLarım!.

TEVÂFuK.: BiRBiRiNe UYgunLuk. Muvâfık OLuş. Rast geLme HâLi. NizamLaNmış bİÇİMde BiRBiRiNe UYguN OLmak..İLÂHî ANLAtış-DUYum-UYumm!.



"HAYyy!.." de BİRRee!.

ResimMuhaMMedi MuhabbetlerimLe...
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim


BİLmeyİZ=>ALÇAk-YÜKSEKLik,
TAHKiK TEVHiDde=>GERÇEKLik,
=====>RESÛLULLAH SEVİYEsi,
“TEKe TEK”te==>“TEKe TEK”Lik!.


ZEVK 9522

LATiF YILDIZ İSMiM =>AMMa=->KUL İHVÂNİ SERSERİ-yim,
MECNÛN-LEYLÂ-MEVLÂ MESti=->ZIRZIR DELİLer->PÎRi-yim!.
EL=>ELe=>ELLer=>ALLAH’a,
EHL-i BEYt=->RESÛLULLAH’a,
=>MUHAMMEDî MELÂMîyim=->HER ÂN=>ÖLüRüm>DİRİ-yim!.
NÂZ-NiYÂZda=>NAHNU=>NÂSiB=>ÂBDALLarı-ndan DİRİ-yim!.


05.01.20 01:01
brsbrsm...tktktrstkkmdhrÂNnn..



HASBî HİZMEt=>GECE-GÜNDÜZ,
İHVÂNİm=>HALKIna=>HAKkın!.
=>İNİŞi<->ÇIKIŞı==>DÜMDÜZ,
=>“MîM-i ÜMMEt TÂCI”n=>TAKın!.


celle celâlihu..
aleyhumusselâm..


ResimMuhaMMedi MuhabbetLerimİZLe...
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

İNİŞ<->ÇIKIŞ’ın==>DÜZü,
İĞNE UCU-nda=->Bu ÂLEM!.
EŞLer=>GECe<->GÜNDÜZü,

AK KALeM ==>KARA KALeM!.

ZITLarın->ZÜMRÜD-ü ANKAsı,
ZİKRİnde=>FİKİR KUŞUyum!.
KALENDERLerin==>KANKA’sı,

DERVİŞi OLÂN BERDUŞuyum!.

SON NEFesi ŞİMdi HIRLatmak,
=->HEVâ-HEVEs SIFIRLatmak,
RABB’in DUYup>RESÛLüne UY!.
HASBî HİZMEt=>HATIRLatmak!.


ZEVK 9532

BU ÂLEMde=>HeR CÂNLının =>HAYAta=>HAYy GELİŞi VaR,
SEBEBLeR=>OLur!. OLmaz!.”ı =>EN SON-UÇ-ta GİDİŞi VaR!.
NASIL NEDEN NİÇİN GELdik!
HAKk’a KULLuk İÇİN GELdik!
Gİt İŞİNe KUL İHVÂNim =>HERKESin =>PEK ÇOKk İŞi VaR!.


13.01.20 03:13
brsbrsm...tktktrstkkmdfikirshrLerimmizzz..


DOĞRu YOLdan SAPANLara
KENDi NEFSine>TAPANLara
=->BOŞa NEFESin TÜKETme
KUL’a=>KULLuk YAPANLara!.


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem..

BERDUŞ.: Farsça =>ber-üzere ve dūş -omuz ile =>ber-dūş..
KEFEN BERDUŞ.: Serseri, yersiz yurtsuz kimse.. Kefeni sırtında DERViŞş..


Resim

SON NEFesi ŞİMdi HIRLamak.:

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ
Resim---“Ve tec’alûne rızkakum ennekum tukezzibûn (tukezzibûne).: Ve siz, yalanlamış olmanızı kendinize rızık ediniyorsunuz. (Kur'ân'daki sözlerin âlemlerin RABBi tarafından indirildiğinden şüphe ettiğiniz için rızkınız, nasibiniz sadece yalanlamak oluyor.)” (Vâkı’a 56/82)

فَلَوْلَا إِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ
Resim---“Fe lev lâ izâ belegati’l- hulkûme (hulkûme).: Hele can boğaza gelip dayandığında,” (Vâkı’a 56/83)

وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ
Resim---“Ve entum hîne izin tenzurûn (tenzurûne).: Ve siz, o anda (ona öylece, bir yardım yapamayarak sadece) bakarsınız.” (Vâkı’a 56/84)

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَكِن لَّا تُبْصِرُونَ
Resim---“Ve nahnu akrebu ileyhi minkum ve lâkin lâ tubsirûn (tubsirûne).: Ve Biz, ona sizden daha yakınız fakat siz görmezsiniz.” (Vâkı’a 56/85)

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ
Resim---“Vucûhun yevme izin nâdıreh (nâdıretun).: İzin günü pırıl pırıl yüzler vardır.” (Kıyamet 75/22)

إِلَى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ
Resim---“İlâ rabbihâ nâzıreh (nâziretun).: RABB'lerine bakan.” (Kıyamet 75/23)

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌ
Resim---“Ve vucûhun yevme izin bâsireth (bâsiretun).: Ve izin günü çatılmış (kararmış) yüzler vardır.” (Kıyamet 75/24)

تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ
Resim---“Tezunnu en yuf’ale bihâ fâkıreh (fâkıretun).: Anlar ki kendisine çok kötü muamele yapılacak.” (Kıyamet 75/25)

كَلَّا إِذَا بَلَغَتْ التَّرَاقِيَ
Resim---“Kellâ izâ belegati’t- terâkıy (terâkıye).: Hayır, (can) köprücük kemiğine geldiği zaman (can boğaza gelince, ölmek üzere iken).” (Kıyamet 75/26)

وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ
Resim---“Ve kîle men râk (râkın).: Ve “Kurtaracak kimdir?” denir.” (Kıyamet 75/27)

وَظَنَّ أَنَّهُ الْفِرَاقُ
Resim---“Ve zanne ennehu’l- firâk(firâku).: Ve o (dünyadan) ayrılacağını (öleceğini) anlamıştır.” (Kıyamet 75/28)



ResimMuhaMMedi MuhabbetLerimİZLe...
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim AŞKk o ki..

AŞk KÂR-BELÂmız ALInı,
MecNÛN-LEYLÂmız ALInı,
BAĞLA BAŞın>KÖÇEk GiBi,
ANLAt==>AŞKın MaSALInı!.


OYNANANı==>SANma OYuN,
Maske Takmış KURTLa KOYuN,
ÇIk ORTAya==>ÇIRILÇIPLAk,

KUL İHVÂNim POStun SOYuN!.

=>EYy LATîFü’L- HABîR ALLAH,
KÜLLî ŞEYy’e=->KADîR ALLAH,
NÂZa>NiYÂZ=>NAHNU SIRRın,
==>Es SEMİ’ü’L- BASîR ALLAH!.


BAKtığını =>GÖRENdEN KıL,
İŞİttiğin ==>DUYANdAN KıL!.
ÖMRüN HAKk’La ÖRENdEN KıL,
HAKk HÜKMÜne->UYANdAN KıL!.


HÂL-i HAZIR HANNÂN ALLAH,
HAZIR NAZIR MENNÂN ALLAH,
YuSEBBuhu=->SUBHÂN ALLAH,
SIRR-ı SIRFım=>SULTÂN ALLAH!.


ZEVK 9559

TEVHİDinLe TERBİYe EYyLe!. BEDEN=>CÂNımIZ=>CENNEt VeR,
TERTEMiZ KıL!. TEZKiYe EYyLe!.. ==>NEFSimİZe=>SEKîNEt VeR,
SIRR-ı SIRFta==>TASFiYe EYyLe!. KALBimİZe==>SÜKûNEt VeR,
TECELLînLe=>TECLiYe EYyLe!. RÛHumUZa==>MiM-i MİNNEt VeR!.


09.02.2020 02:20
brsbrsm... tktktrstkkmdcvLann..
.

ÖNCEsiz<- >SONRAsız=->Şu ÂN,
=>BiR GÖLge OYUNu=->ZamÂN!.
HeR YeR =>HeR ÂN,
HeR HÂL =>HeR NEFESte,
NEFSin=>RABBin BİLmeLi İnsÂN!.


ESMÂü’L- HÜSNÂ CEM’i AKıL,
KUL-a YÜKLeNeN=>EMÂNEt!.
Şu ÂN===>EŞYÂ DEM’i AKıL,
NÛRULLAHa bAĞLa!.İMÂN et!.


AHAD’in=>AHMED’i İÇiN,
HAMİD’i=>VEDÛD’u İÇiN,
NÛR-u MUHAMMED’i İÇiN,
MAKAM-ı MAHMÛD’u İÇiN!.


=->ALİyyu’L- MRTEZÂsına,
=>FATiMÂtu’L- ZEHRÂsına,
HASAN-HÜSEYiN HATIRIna,
=->İHVÂNi’n KIL KAPIsına!.
==->KITMÎRi KIL HEPİsine!.


BiR ELİMde->KELÂMuLLAH,
BiR ELİMde=>RESÛLuLLAH,
HASBî<->HABİBî>HİZMEtte,
ALLAH>MUîN!. İNŞÂe ALLAH!.

MECNÛNuyum=>MELÂMEtte,
DOSt EYyLedi=>LEYLÂ BENi!.
=>EZEL =->EBED SELÂMEtte,
MESt EYyLedi=>MEVLÂ BENi!.
===->İHVÂNİ-si Etti ELBEtte,
SIRR-ı SIRFta=->SEVDÂ BENi!.


celle celâlihu..
aleyhumusselâm..


Resim
ResimResim
ResimResimResim
ResimResimResimResim

Yâ Men!.
celle celâlihu..
Leyse Lehu MisLe,
Ve Lâ Şerikun fi’L- ARdi,
Ve Lâ fi’s- SEmâi ve
Hüve’s- SEMİ’u-L ÂLİM..
VeLâ havLe veLâ kuvvete iLLâ biLLAHi’L- ALİyyu’L- AZÎMU.
Ve SaLLALLAHu aLâ Seyyidinâ MuhaMMedin ve ÂLihi’t- TAYyibine’t- TÂhirine,
Bî-
RÂHMEtike Yâ ERHAMe’r- RAHÎMine ve’L- HAMDu LiLLahi RABBi’L- ÂLEMînn..


ResimMuhaMMedî MuhaBBetLerimLe...


Resim

ALLAHumme saLLi ve seLLim ve bârik aLâ seyyidinâ MuhaMMedin,
Abdike ve,
Nebîyyike ve,
RasûLike ve,
Nebîyyi'L- ÜMMîyi ve aLâ âLihi, EHL-i Beytihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden HâL-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-Selâmet
İZZet-i İhsÂNınla LûTFet-TAHKik İMÂNLa
=>RABBımız TeÂLÂ’dan=>DUYmayı ve de,
=>RESÛLuLLAH sallallahu aleyhi vesellem’imize
=>SÂLiH AMELLe UYmayı=>KUR'ÂN-ı KERÎM’imizi DİRİ YAŞAmamızı,
=>BİZe MüBÂREk KıL!.=>BİZi RESÛLî SIRR-ı SELÂMEtimİZe ULAŞtırıp;

RESÛLuLLAH sallallahu aleyhi vesellem’in ŞEHÂDEt ŞÛURUnu,
RESÛLuLLAH sallallahu aleyhi vesellem’in NÛRuLLAH NÛRUnu,
RESÛLuLLAH sallallahu aleyhi vesellem’in SELÂMEtt SÜRÛRUnu,
RESÛLuLLAH sallallahu aleyhi vesellem’in ŞE’ÂNuLLAH ONÛRUnu,

=>ÖMRÜMüze CEM’ et!. EBEDîYyen YAŞAtt!. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!..


Resim
ResimResim

Âmin Yâ Latîf Yâ Kerîm ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Rahîm Yâ Vedûd ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Fettâh Yâ Gaffâr ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Settâr Yâ ALLAH ALLAH celle celâluhu!..

Âmin... Âmin... Âmin... Âmin!.. Yâ Muîn Celle Celâluhu.



Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

*****AŞK*******
UMUDum>BATIŞı ÇİLLe,
ATEŞ-te=>YATIŞı ÇİLLe,
==>YÜREğim ATIŞı ÇİLLe,
SİZ NErdEN BİLeceksinİZz!.


*

GÜNEŞin GÜNEŞi=>ÇİLLe,
ÂDEM’in KARDEŞi=>ÇİLLe,
VAKt’in=>RABB’ini BİLENe,
AKL’ın=>NAKiL EŞi=>ÇİLLe!.


*

YÂR YANAĞın ÇİLi=>ÇİLLe,
LÂL GÖNÜLLer DİLi=>ÇİLLe,
AŞK ÇARKI-nın MİLi=>ÇİLLe,
SİZ=>NErdEN BİLeceksinİZz!.


*

=>ELiF=>”E”ye=>ÇİLLeLeri,
“LÂM”dan>“M”ye=>ÇİLLeLeri,
=>“A”dan>“Z”ye=>ÇİLLeLeri,
SİZ =>NErdEN BİLeceksinİZz!.


*

AŞK’ın ŞARABIn HOŞLuğun,
SIRıLSıKLam SARHOŞLuğun,
YÂR-sız GÜNLerin BOŞLuğun,
SİZ->NErdEN BİLeceksinİZz!.


*

AŞk IŞIk KAYNAğı->KALBdir,
ARZ İKLim ARŞ DAğı>KALBdir,
HeR CÂN ÇİLLe Çağı->KALBdir,
SİZ==>NErdEN BİLeceksinİZz!.


*

AŞK-sız=>ÖLü GÖNÜLLüLeRi,
AŞK-sız===>COŞAN ÖLüLeRi,
=>SONa==->KOŞAN ÖLüLeRi,
SİZ==>NErdEN BİLeceksinİZz!.


*

Gök YÜZÜnde=>YILDIZLığı,
=>SESsİZLiği==>ISsIZLığı,
TEKeTEK’te===>YALNIZLığı,
SİZ=>NErdEN BİLeceksinİZz!.


*

bEN=>ÂŞIğım>GÜLe DEsem,
ŞEYDÂ>CÂN BÜLBÜLe DEsem,
ATEŞ->DUMAN=>KÜLe DEsem,
=>BELki de==>GÜLeceksinİZz!.
İHVÂNİme===>GÜLeceksinİZz!..


celle celâlihu..
aleyhisselâm..


Nereden Bileceksiniz (Ahmet Kaya).:




Resim

ÇİLLe!.
ÇİLLe!. ÇİLLe!.


YAŞAdığın GÖRDÜğüNdür,
ŞEB-i ÂRûStur>DÜğüNdür,
EN Azından BiNBiR ğüNdür,
AŞK’ın==>ÇİÇEğidir ÇİLLe!.

*

SEVeNi=>GÖZüNdeN TANıR,
SEVeN<->SEViLeN->İNaNıR,
YAŞAmayaN=>YALaN SANıR,
AŞK’ın==>GERÇEğidir ÇİLLe!.

*

bEN BAĞLarını==>YOLMAzsa,
GÖZÜne YAŞLar=>DOLMAzsa,
GÖZLer GÖRemEZ=>OLMAzsa,
GÖZÜn===>MERCEğidir ÇİLLe!.

*

AŞK DENiLeN ŞU KÖRDÜğüm,
=>BAŞIma ÇORAP ÖRDÜğüm,
RÜYÂLarımda==>GÖRDÜğüm,
=>UĞUR===>BÖCEğidir ÇİLLe!.

*

KUL İHVÂNim=>AŞk>ARAtır,
=>YÜREĞİn->ATEŞ KAYNAtır,
HeM ÇALar=>HeM de OYNAtır,
MEYDÂN KÖÇEği-dir==>ÇİLLe!.


15.02.20 05:15.
brsbrsmm.. tktktrstkkmdcvLann..



MuhaMMedî MuhaBBetLerimLe...
ResimKUL İHVÂNİ
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim
YeDULLAHta ELiF..
***celle celâlihu***
Resim
“bEN KILICım”>KILIFı OLdum,
YÛSUF KUYUm ZÜLÜFÜ OLdum,
=>BİZ YÜZÜğümün==>LÂLEsi,
RABBım ELİ-nde>ELİFİ OLdum!.

Resim
ResimResim
RÜYÂmda =>RÜYÂLarım!.
KITMİR DÜŞü DÜŞLERimm!..

Resim
ResimResim
DÜŞLerim=>ÇİÇEk BAHÇAsı,
=>ŞEB-i ÂRûS BİZ BOHÇAsı!.
KÂR<->ü-BELÂ ÇÖLÜ-müzde,
=>ALLAHu EKBER!.. ŞÂHÇAsı!.


Resim

TÜMm KÂİNÂt=>KARANLıktı,
IŞIk HÜZMEmİZ=>İZLEdimm!.

RÜYÂLarım ===>BiR ÂNLıktı,
DÜŞLer GERÇEğin->BİZLEdim!.
KUL İHVÂNİmdEN GİZLEdimm!.


Resim

YEDi UYUyAN=>DÜNYÂsı-nda,
GÖRmüYORdu->UYku>KÖRdü!.
YEDi UYUyAN==->
RÜYÂ sı-nda,
KITMİR’in GÖNLÜ-nde>GÖRdü!.


Resim

BiR AYyÇİÇEk TARLAsı-nda,
GÜNEBAKANLar>GÖRdüğüm!.
GÖZLerim=->KAFA TASı-nda,
“AKIL” DEniLEN>KÖRdüğüm!.


Resim

BiR KEDi YAVRUsu=>AĞLar,
=>İÇLi İÇLi==>MELER GiBi!.
=>KARAKIŞta->Çat AYAZda,
GÖZ YAŞLarım=->ELER GiBi!.
=>KALBİMi SESİne->BAĞLar,
=>DÜŞLerimi=->DELER GiBi!.
AĞLAşırız=>NÂZ<->NİYÂZda!.


Resim

DÜŞLerimde DÜZEN KURdum,
Ok Attım=>ANKA’mı VURdum,
Gök KUBBELi=>CÂN CÂMimİZ,
RABB’ımLa>NAMAZa DURdum!.


Resim

DONdum BENLik BUZ DAĞInda,
CÂN==>CEHENNeM ATEŞİ-nde!.
===>SEVgi SIRRIn SICAĞInda,

DÜŞLER-im=>KITMİR PEŞİ-nde!.

Resim

GEÇmiş<->Şu ÂN>GELecekti,
KORku<->UMUtum>GÜYÂydı!.
BELki de=->
RÜYÂm GERçekti,
GERÇek SANdığım=>
RÜYÂ ydı!.

Resim

ÖLÜM ÇÖLÜnde>UYUTULdum,
KUM FIRTINASın->TUTULdum,
SAĞdan>SOLa. SOLdan>SAĞa,
KITMİR KEHFi’nde KURTULdum!.


Resim

SEVgi SIRRIm->SINAR YÂRim,
DÜŞLER-imde=>KINAR YÂRim,
=>KEVGİRe ÇEVİRiR=>SÎNEm,
=>YARALarda->KANAR YÂRim!.


Resim

YEDi UYUyAN’ım=>UYANdırdım,
DÜŞLER-ini=->HAYRa YORDum,
HAKk BOYAĞIn=>BOYANdırdım,
GÖRdüğüm
DÜŞLER-in SORDum!.


brsbrsmmmmm..
20.02.2020 02:20.
tktktrstkkmdseyrânn..


Resim

BİLmiYORum==>UYANdım mı,
SIBGATuLLAH=>BOYANdım mı!.
=>DÜŞÜMde->AŞKk ATEŞİ-nde,
KÜLLî ŞEYy İLe===>YANdım mı,
UYANdım=>“KUN!”a KANdım mı!.
LÂ HUVe İLLÂ HUu!. İNANdım mı!.


Resim


ŞEB.: f. Gece, karanlık. BİZ BİLeLik Şehâdeti..
ÂRûS.: SüsLenmiş GELİN, Güveyi. GünEŞ. GÖk..
ŞEB-i ÂRûS.: Düğün gecesi.
BİZ BİR-İZ NAHNU SONsuzLUğu BAŞLangıcı..
KITMİR.: Ashab-ı Kehf'in köpeğinin adı. Hurma ile çekirdeğinin arasındaki ince zar. Çekirdeğin arasındaki ince pürüz. Hâkir, Fâkir ve Küçük olan şeylerde mesel olmuştur. MuhaMMedî RÜŞD TAYFı KUDRet TECELLî NEFSi..
KEHF.: Mağara, in. Sığınacak yer altı. KALBbb..
ASHÂB-ı KEHF.:
Kur'ÂN-ı Mu'cizü’l- BeyÂN'da bahsi geçen ve devirlerinin zâlim padişahından gizlenerek ve onun şerrine âlet olmaktan çekinerek, beraberce bir mağaraya saklanıp, RABB-ı RAHİM ALLAH celle celâlihu-larına sığınan, dindâr ve makbul büyük zâtlar. İsimleri rivâvette şöyle sıralanır: Yemlihâ, Mekselinâ, Mislinâ, Mernüş, Debernüş, Sâzenüş, Kefeştatâyüş. Kendilerine Sâdık Köpeklerinin Adı da KITMİR'dir.


Resim

صِبْغَةَ اللّهِ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللّهِ صِبْغَةً وَنَحْنُ لَهُ عَابِدونَ
Resim---"SibğatALLAH, ve men ahsenü minALLAHi sibğatev ve nahnü lehu abidun: ALLAH'ın (verdiği) rengiyle boyandık. ALLAH'tan daha güzel rengi kim verebilir? Biz ancak O'na kulluk ederiz (deyin).” (Bakara 2/138)

AKIL NÛR-u MuhaMMed =>Cüz’i NÛRULLAHtır..
ALLAHÜ ZÜ'L-CELÂL’in; =>Şe’ENuLLAHta =>SüNNeTuLLAH Üzere Her ÂN YENİdEN YARATIŞında:

BEDEN=>KAF DAğımız..
NEFs==>KITMİRimİZz..

=>ZÂT=>Sıfat=>Esmâ=>EŞyâsı..
İNSÂN =>BedEN =>SÎNe =>SaDR =>NEFS =>KaLB =>FUaD/GöNüL =>RÛH =>SIR =>HAFî =>AHFâ =>AKDes..

İnsânın Fıtraten Manevî Yapısını Teşkil Eden ve Bu İmkÂNLa İmtihÂN ÂLEMinde NEdir İNSÂNda ki bu TeMeL ÖZELLİkLer ki,
=>KENDİmizde KENDİmizi-
NEFSimiz =>BİLip =>BULup =>OLup da =>gEReğini YAParak =>YAŞAyaLım!. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!..



BiR AYyÇİÇEk TARLAsı-nda,
GÜNEBAKANLar>GÖRdüğüm!.:

Resim

Resim

ALLAHumme saLLi ve seLLim ve bârik aLâ seyyidinâ MuhaMMedin,
Abdike ve,
Nebiyyike ve,
RasûLike ve,
Nebîyyi'L- ÜMMîyyi ve aLâ ÂLihi, EhL-i Beytihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

SUBHÂNeke ALLAHumme ve bi HAMDike,
Eşhedü en Lâ İLâhe Ente Vahdeke Lâ şerike Leke Estağfiruke ve Etûbu iLeyke!.

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-Selâmet İZZet-i İhsÂNınLa =>RÜYÂ ve DÜŞLERimizi=>
Şu ÂNda=>ŞE’ÂNuLLAHta KABuL Et =>MuhaMMedî Mü’min- Mü’minat CÜMMLemİZi=>
HAKka ve HAYRa =>NÂiL EYyLe=>CEM’ et=>LûTFet Et=>YAŞAt!. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!..

ÂMiN!. Yâ MuîN!. Yâ RABBenâ!..


ResimMuhaMMedi MuhabbetlerimLe...
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

AŞKk=>TEKk!. =>SEVgi=>İkİ UÇ-tur!.
SEVgi=>SEBEB!. AŞKk=>SoN- UÇ-tur!.

SEVgi=>EL=>ELe!. ==>AŞKk=>İSe=>EL-deki,
SEVgi=>SIRR ZİNCİRi!. AŞKksa=>GÜZEL-deki!.

SEVen<->SEViLen=>SEVgiLi,
==>YARATIŞ SIRRın GERçeği!.
ZITLAR ZEVkin=>NAHNU DİLi,
=>SEVgi BAĞı =>AŞKk ÇİÇEği!.

BAKtığını GÖRmeyen KAFa GÖZü.. SEVgi BASARı..
GÖRdüğünü GÖSTERen KALb GÖZü.. AŞKk BASÎReti..

=>ZİRVEye =>NaSıL ÇIKILıR,
TIRMANmadan YOL-YOKUŞun!.
ENGEL==>YOLDAŞLa YIKILıR,
KANADı OLur==>AŞKk KUŞUn!.


ZEVK 9585

HeR NEFES =>KaDER SAYFAsı=>BiZ->KALEMi =>bEN =>SİLGİdir!
İLİM<->İRADE=>BİLGELik.. ==>İDRAK<->İŞTİRAK ==>BİLGİdir!
BESLENmek=>TÜREmek İÇiN,
=>Son-UÇ’ta=>ÜREmek İÇiN,
SEVgi=>ZÂHiR!. AŞKksa=>BÂTIN!. SEVgi=>İLİŞki.. AŞKk=>İLGİdir!.


26.03.2020. 12:58
brsbrsam..tktktrstkkmzdemretahirkoronavirüs...


ÖZÜ’nde=>RABB’ın DUYanLar,
=>RASÛL SESİne==>UYanLar,
NAHNU=BİZ BİR-İZ>GİYERLer,
“bENLik POStu”nu=>SOYanLar!.
RABB’ını =>RABB’ıyLa=>GÖRür,
İHVÂNim==>ÖZÜ-n =>OYanLar!.


ÜREmek.: CanLıLar için, doğup çoğalmak. yetişmek. çoğalmak, artmak..
TÜREmek.: OLuşma yoluyla ortaya çıkmak, belirmek ya da parçalanarak çoğalmak..


Resim

RABB’ını =>RABB’ıyLa=>GÖRür.:

KüLLî ŞEYy’i YARAtmakta OLAN ALLAHu zü’L- CELÂL’imizi, Yarattığı bir şey gibi GÖRmeyi düşünmek muhaMMedî MÂRİFetsizLiktir.. ZÂTuLLAH.. TECELLî de SIFAtuLLAH-İSMuLLAH.. SÜNNetuLLAH.. ŞE’ÂNuLLAH..
MuhaMMedî NAHNU BİZ BİR-İZ-Liği.. GÜNEŞLe=>IŞIğı Gibi.. SONsuz SAYıda ÂLETLerLe=>TEK-BİR OLAN CERYÂN/ELEktirik gibi =>RUBUBİYYet TECELLîsi =>KÜLLî ŞEyy’in =>ÖZünde ve SÖZ-ünde DUYuş, =>GÖZünde ve YÜZünde UYuş=>KuL İhvÂNim UYUma!..


Resim


Resim

قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا
Resim---“Kul mâ ya’beu bikum RABBî lev lâ DUÂukum, fe kad kezzebtum fe sevfe yekûnu lizâmâ (lizâmen).: De ki: "Sizin DUÂnız olmasaydı RABBim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır." (Furkân 25/77)

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMet
İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet-EL HÂFİZ-HAFÎZ İSMi FAZLınLA
ÜMMet-i MUHAMMEDi Maddî-Manevî FELÂKEtLerden KORu ve BİZi ASLımıza DÖNdür!.
İnşâe ALLAH!..


Resim

bî-RAHMetike yâ erhame'r- RAHÎMiyn!
bî-RAHMetike yâ erhame'r- RAHÎMiyn!
bî-RAHMetike yâ erhame'r- RAHÎMiyn!.
İrhamNÂ yâ RABBBeNâ ceLLe ceLÂLihuu!..


Âmin Yâ Latîf Yâ Kerîm ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Rahîm Yâ Vedûd ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Fettâh Yâ Gaffâr ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Settâr Yâ ALLAH ALLAH celle celâluhu!..

Âmin... Âmin... Âmin... Âmin!.. Yâ Muîn Celle Celâluhu.


M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

Resim KUL İHVÂNİm..


لاَّ تُدْرِكُهُ الأَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الأَبْصَارَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ
Resim---“Lâ tudrikuhu’l- ebsâru ve huve yudriku’l- ebsâr (ebsâru) ve HUVe’l- LÂTÎFu’l- HABÎR (habîru).: Görme hassaları (gözler) onu idrak edemez. Ve O, görme hassalarını idrak eder. Ve O, LÂTİFtir, herşeyden HABERDÂRdır.” (En’âm 6/103)

يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِهِ عِلْمًا
Resim---“Ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum ve lâ yuhîtûne bihî ılmâ (ılmen).: (ALLAH), onların önündeki(leri) ve arkasındaki(leri) (onların geçmişini ve geleceğini) BİLİR ve O’nu, ilim ile ihata edemezler (bilemezler).” (Tâ-Hâ 20/110)

وَلَمَّا جَاء مُوسَى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ أَرِنِي أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَانِي وَلَكِنِ انظُرْ إِلَى الْجَبَلِ فَإِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرَانِي فَلَمَّا تَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ موسَى صَعِقًا فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَ
Resim---“Ve lemmâ câe mûsâ li mîkâtinâ ve kellemehu RABBuhu kâle rabbi erinî enzur ileyk (ileyke), kâle len terânî ve lakininzur ile’l- cebeli fe inistekarre mekânehu fe sevfe terânî fe lemmâ tecellâ RABBuhu li’l- cebeli cealehu dekkan ve harra mûsâ saıkan, fe lemmâ efaka kâle SUBHÂNeke tubtu ileyke ve ene evvelu’l- mu’minîn (mu’minîne).: Mûsâ (aleyhisselâm), tayin ettiğimiz (belirlediğimiz) zamanda gelince,RABBi onunla konuştu. (Mûsâ aleyhisselâm) şöyle dedi: “RABBim, bana (Kendini) göster, SANA bakayım.” (ALLAHû TeALÂ): “BENi asla göremezsin. Ve fakat dağa bak! O, mekânını kararlı tutabilirse (yerinde durabilirse); o zaman sen, BENi görürsün.” buyurdu. RABBi, dağa tecellî ettiği zaman onu paramparça etti. Mûsâ (aleyhisselâm), bayılarak yere düştü. Sonra ayıldığı zaman: “SEN SÜBHÂN'sın (SENİ tenzih ederim). SANA tövbe ederim. Ben, mü'minlerin ilkiyim.” dedi.” (A’râf 7/143)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem A’râf 7/143 âyetini okuyunca.: “ALLAH’ın M ûsâ aleyhisselâma şöyle buyurduğunu bildirdi.: “Ey M ûsâ! Asla BENİ göremezsin. Hangi diri BENİ görse, mutlaka ölür, hangi kuru BENİ görse mutlaka yuvarlanır, hangi yaş BENİ görse mutlaka dağılır. BENİ ancak gözleri ölmeyen ve cesetleri çürümeyen CeNNet EHLi görecektir.” buyurmuştur.
(Hakîm-i Tirmizî, Nevâdiru’l-Usûl, Bab:104,2/45, Ebû Nu’aym, Hılye,10/235, İbn-i Kesir, 2/150)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Geceleyin abdest aldım ve namaz kıldım. Ardından uyudum. RABBimi en güzel sıfatta gördüm.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Tefsir:39, No:3235, 5/368; Ahmed İbni Hanbel, Müsned, No:16621, 5/584.)

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem.: RABBımı RABBımla TANIdım. Eğer RABBımın yardımı olmasaydı Onu tANIyamazdım!. (bulamazdım.)” buyurmuştur.
(Gürüzânfer, Ehadis-i Mesnevî shf. 2)

İmam Ali kerremallahu vechehu.: “Gerçek/TAHKiK TEVHİD =>ALLAH’ın ZÂT-ı MUALLÂsını hayal etmemeye çalışmandır. Çünkü hayaline gelen her şey ALLAH’tan başka bir şeydir!.” buyurmuştur..
(Rağıb, el-İsfahanî, Müfredat, s.59.)


LÂ HUVe İLLÂ Hu!.:

شَهِدَ اللّهُ أَنَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ وَالْمَلاَئِكَةُ وَأُوْلُواْ الْعِلْمِ قَآئِمَاً بِالْقِسْطِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Resim---“Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, ve’l- melâiketu ve ulû’l- ilmi kâimen bi’l- kıst (kıstı), lâ ilâhe illâ huve’l- azîzu’l- hakîm (hakîmu).: ALLAH, şehâdet (şâhidlik) etti: Muhakkak ki O'ndan başka İLÂH yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle kâim oldular (şâhid oldular) ki, O'ndan başka İLÂH yoktur, (O) AZÎZ'dir, HAKÎM'dir.” (Âl-i İmrân 3/18)


SıRR-ı SıFıR =>SeBBeHası..EL ÂN Şe'ÂNuLLAH.: şu ÂN =>YENiden YARATış..
Şu ÂNdaki =>hER ÂNdaki Yeniden Yaratış KeVniyyeti..:


يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Resim---"Yusebbihu lillâhi mâ fî’s- semâvâti ve mâ fî’l- ardı’l- meliki’l- kuddûsi’l- azîzi’l- hakîm(hakîmi).: Göklerde ve yerde olanların tümü, Melik; Kuddüs; Aziz; Hakim olan Allah'ı tesbih eder.” (Cumâ 62/1)

Sebbaha: yüzmek..
Yerdeki göklerdeki ZeRReler yani ATOMlar;
NeşRlerinden HaŞRlerine kadar döndüler, dönmekteler ve dönecekler.
Bu SeBBaHa yüzüş-RAKSı hep sürecek her AN yeniden Yaratılarak ŞEENULLAHta..
Ve ne zamAN AKILLarımız DEVR-ÂNı Anlarsa ve DEVRe İştirak ederse Yusebbuhu Zikr-i Dâimindeyiz inşae ALLAH..


SeBBeHa: tesbih eder. Yüzer. Döner durur. AkL-ı SiLm BİLir ki ATOM yaratıldığı günden beri durmadan DÖNmektedir ve kıyâmete kadar da dönecektir. Enerjiyi nerden almakta ve alacak sorusunun cevâbının =>“KÛN feyeKÛN” olduğunu materyalist fizik çok geç anlayacaktır sanırım!.

Sebehâ: yüzmek, Subhânallah demek.
Sebbaha (mübalağa ile) ALLAH’u TeÂLÂyı tenzih ve takdis etmek.
Zerrenin
(atomun) ve kürrenin (kâinâtın) bir saniye durmaksızın takdir edilen yörüngede ve şartlarda kimseye dayanmadan/mesnedsiz parmak izleri gibi tek başlarına /RABB’larıyla başbaşa, sonsuz FeLeKLer içinde YÜZüp DURmaLarı...
Her hücrenin
"HAYY!" HAYy-kırışı...
Doğuştan-ölüme bir kere bile susmadan TEVHiD tıklayan KALBLer...
Her ŞEYy =>Her YERde, Her zamÂN, Her HÂLde ve Her NEFESte =>HeRKeSLe NAHNU=BİZ BİR-İZ BİLELiği İLE Beraber =>Sistemin Sahibi
AZÎZÜ’r- RAHÎMÜ’s-SUBHÂN ALLAH TeÂLÂ yı Maddî
/somut ve Mânevî/soyut noksanlık, benzetme ve zıddı var sanmalardan uzak kılıyorlar..
Canlı şâhidleriyiz diyorlar...

“Zâtında, Sıfatında, Esmâsında, Fiilinde ve Hükümlerinde Münezzehtir!..” MüezzinLeri!..
Yu sebbuhu: Tesbih ederler hep yüzerler..
Yüsebbuhu!: Şimdi şu ÂN da KüLLî ŞEYy =>YARATAN'ını durmadan tesbih ederken birbirine asla mesnedlenip, dayanamadan tek başına boşlukta-fezâda yüzüp-dönüp durmaktalar. Zerre-Atom ve Kürre-Kâinât =>DurmadAN Dost Raksında..
Yesebbihu: Noksansızı Et TAMM celle celâlihu'yu tesbih ve zikri ele yüzmekteler İLâHî RAKSta hamd OLsun!..

ALLAH celle celâlihu.:
Resim

er RABB celle celâlihu.:
Resim

El Âlim celle celâluhu.:
Resim

El Alîm celle celâluhu.:
Resim

El Basîru celle celâlihu.:
Resim

El Habîru celle celâlihu.:
Resim

El Latîfü celle celâlihu.:

Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

BiR ViRüSün =>CÂN DERDine,
Şu GÜNLerde ==>DÜŞÜRdüğü,
Hem KORKak Hem de MERDine,
->SÖMÜRü DEFTERİn DÜRdüğü!.


HeR HAYVÂN->İŞİni YAPar,
KİMi KAÇar=->KİMi KAPar!.
İNSÂN OĞLU=>AKLIncadır,
KİMse BİLmez>KİMe TAPar!.


ZEVK 9592

BiR DAMLAcık İNSÂN OĞLUn =>CiHÂN’a GELiş=>GİDiŞi,
KİMİsi =>RAHMEt BULutu =>KİMİsin=>ZULMetmek İŞi,
KUVVEt-GÜC’ün=->PRAMİDi,
ZAYıFa=>OLta=>CÂN SİMİDi,
ÇİÇERO==>KÖRe GÖSTERdi=>Şu ÂLEMde=>ON BİR KİŞi!.


01.04.2020. 15:00
brsbrsam..tktktrstkkmzdemretahirkoronavirüsss...


Resim

GÜNümüz SiyâsetçiLerinin ve İnsÂNLarının Dikkatine..

ÇİÇERO KİMdir?.:

Marcus Tullius Cicero (d. MÖ 3 Ocak 106 - ö. MÖ 7 Aralık 43), Latin kökenli Romalı devlet adamı, bilgin, hatip ve yazar. Felsefe öğrenimini, Epikürosçu Phaedros, Stoacı Diodotos ve Akademi'ye bağlı Philon'dan almış olan Cicero'nun önemi, Yunan düşüncesini daha sonraki kuşaklara aktarmasından oluşur..

Roma İmparatorluğu’nun ilk hümanisti, hitabet ustası, hukuk ve adaletin baş savunucusu Marcus Tullius Cicero, 3 Ocak M.Ö 106’da Roma’nın 100 km. kadar güneydoğusunda bulunan Arpinum (günümüzdeki adıyla Arpino) kasabasında dünyaya gelir.
Ailesi Arpinum’un varlıklı ailelerinden olup, Roma atlı sınıfına (equites) mensup olsa da, Cicero’nun atalarından hiçbiri Roma’da yüksek dereceli bir memuriyet elde edememiştir. İsmi, Latince “nohut” anlamına gelen “cicer” kelimesinden gelir. Bu isimle ilgili iki farklı görüş vardır. İlki, burnunun ucundaki nohuta benzer şişlik, diğeri ise tarımla uğraşan ailesinin nohut yetiştirmesi nedeniyle bu ismin konulduğudur..
Cicero’nun babası, Roma’ya taşınarak oğulları Marcus ve ondan birkaç yaş küçük erkek kardeşi Quintus’un iyi eğitim alıp Roma’da devlet kariyerine girmeleri niyetindedir. Cicero, Roma’da Helence öğrenip retorik (konuşma sanatı) dersleri alırken, hukuk eğitimini dönemin en ünlü hukukçuları olan Quintus Mucius Scaevola Augur ve onun yeğeni Quintus Mucius Scaevola Pontifex’ten alır.
M.Ö 91 yılında başlayan Müttefikler Savaşı ile birlikte Cicero’nun eğitim hayatı kesintiye uğrar. Cicero, M.Ö 88 yılına kadar devam eden bu iç savaşta, Pompeius’un babası Pompeius Strabo’nun ve Sulla’nın ordularında görev alır. Hukuk, hitabet ve felsefe öğrenimi gören Cicero, Müttefikler Savaşı’nın ardından hukuk alanında çalışmayı seçer. Pek çok davada avukatlık yapar, iyi bir hukukçu olması ve davalarda gösterdiği hitabet yeteneği ile dikkati çeker.
M.Ö 70’li yılların başında muhtemelen Sulla’nın diktatörlüğü altındaki Roma’dan uzaklaşmak için Atina, Rodos ve Batı Anadolu’ya geçerek burada felsefe ve retorik eğitimine devam eder. Sulla’nın ölümünün ardından M.Ö 77 yılında Roma’ya dönen Cicero, zengin bir aileden gelen Terentia ile evlenmesinin ardından, Roma’daki politik kariyerine başlar, Senatus üyesi olur.
Cicero’nun 75 yılında Quaestor (devlet hazinesinden, cezai işlerden ve finansal işleri denetlemekten sorumlu kişi) seçilip Sicilya’nın batısından sorumlu olarak bu görevini yerine getirmesi, politik kariyerindeki ilk önemli başarıdır. Bu görevini tamamlayıp Roma’ya dönen Cicero, burada avukatlık yapmaya başlar. M.Ö 70 yılında Sicilya valiliği yapmış olan Gaius Verres’in yolsuzluklarını ortaya çıkararak onun mahkum edilmesini sağladığı dava ile gerek bir avukat gerekse bir hatip olarak Roma’daki ünü gittikçe artar. Bu davanın hemen ardından M.Ö 70 yılında Aedilis (devlet binalarının yapılması ve halk festivallerinin düzenlenmesi ile ilgili ödeneklerden sorumlu kişi) seçilir. M.Ö 66 yılında ise Praetor (hukuki anlaşmazlıkları çözen yargıç ve idareci konumundaki görevli) seçilip, devlet hiyerarşisinde Konsül’den sonraki bu önemli konumu elde eder.
M.Ö 66 yılındaki Praetor görevi sırasında ünlü söylevini (Pro Lege Manilia ya da De Imperio Cn. Pompei adlarıyla bilinir) verir. Anadolu’yu ele geçirme çabası içinde olan Pontus kralı VI. Mithridates’a karşı yapılacak savaşın yönetiminin olağanüstü yetkilerle Pompeius’a verilmesine ilişkin yasa önerisini savunmaktadır. Bu, o güne kadar yalnızca halktan kişileri savunma amaçlı söylevler veren Cicero’nun ilk politik içerikli söylevi olması ve özellikle Anadolu tarihini yakından ilgilendirmesi açısından önemlidir.
Konsül seçilmek için faaliyete geçen Cicero, nihayet M.Ö 63 yılı için Konsül seçilir. Seçimlerdeki rakibi Catilina’nın darbe planını açığa çıkarır. Catilina ve yandaşlarını idam ederek Pater Patriae (vatanın babası) ilan edilir. Konsül görevinden bir yıl sonra, Roma’nın önde gelen ailelerinden birine mensup olan Publius Clodius Pulcher’in sadece kadınların kutladığı Bona Dea festivaline kadın kıyafetiyle gizlice katılmasıyla patlak veren skandalı ortaya çıkarır, Clodius’u mahkemeye verir. Ailevi ve politik prestiji sayesinde ceza almayan Clodius, M.Ö 58 yılında Tribunus Plebis görevine gelince Roma vatandaşlarını yargısız infaz edenlerin sürgüne gönderilmesini öngören bir yasa çıkarır. Yasanın hedefi, Catilina ve yandaşlarını idam ettiren Cicero’dur. Tüm çabalarına rağmen destek bulamayan Cicero, M.Ö 58 yılının Mayıs ayında Selanik kentine sürgüne gönderilir. Bir yıl sonra Senato kararı ile geri çağrılır.
Cicero, sürgünden dönüşünün ardından siyasetten uzak bir yaşam sürmeye başlar. Çünkü artık Roma siyasetine M.Ö 60 yılında, tarihte Birinci Triumvirlik adıyla bilinen, C. Iulius Caesar, Cn. Pompeius ve M. Licinius Crassus tarafından kurulan birlik hakimdi. Bu dönemde Cicero, avukatlık yapar, diğer yandan da kendini retorik ve felsefe çalışmalarına verir. Cicero, kendisinin en önemli felsefe metinlerinden sayılan De Oratore (Hatip Üzerine), De Legibus (Yasalar Üzerine) ve De Re Publica (Devlet Üzerine) adlı eserlerini bu dönemde kaleme alır. Roma’nın cumhuriyet rejiminden uzaklaşıp güçlü siyasetçilerin iktidarı ele geçirdiği bir dönemde kaleme aldığı bu eserleriyle Cicero, Roma Cumhuriyeti’nin eski günlerine göndermeler yaparak devletin ve yasaların ideal yapısının nasıl olması gerektiğini vurgular.
Hakiki yasa doğayla uyum içinde olan, her şeyin içine dağılmış halde bulunan, değişmez ve ebedi olan, buyurarak (bizi) göreve çağıran, yasaklayarak suçtan alıkoyan doğru akıldır; dürüst, adil insanlara boş yere emir ve yasak getirmez, sahtekar, suçlu insanlara ise ne emirle ne de yasakla bir etkide bulunmaz. Ne bu yasayı yürürlükten kaldırmak caizdir ne ondan herhangi bir şeyi alıp çıkarmaya izin vardır, ne de tamamen feshedilebilir. Ne senato ne de halk aracılığıyla bu yasaya olan bağlılığımız ortadan kalkabilir; açıklanması veya yorumu için başkasına ihtiyacımız yoktur.” (Devlet Üzerine)

Cicero, De Re Publica (Devlet Üzerine) ve De Legibus (Yasalar Üzerine) adlı eserlerini Platon’un “Devlet ve Yasalar” adlı eserlerini örnek alarak yazmıştır. Diyalog tekniğini kullanan Cicero, hukukun doğal kaynaklarını, yasaların nasıl düzenlenmesi gerektiğini, sınıflar arasında toplumsal uyumun nasıl sağlanabileceğini ele alır.
“Toplumlara zararlı ve adaletsiz yasalar hazırlayanlar, söz verdikleri ve vaat ettikleri şeylerin aksine davrandıklarından, yasadan başka her şeyi uygulamaya geçirmişlerdir. Buradan da bizzat yasa sözcüğünün tanımı içinde adil ve doğru olanı seçme düşüncesi ile ilkesi barındığı sonucu açıkça ortaya çıkıyor. (…) Madem öyle, çeşitli toplumlardaki bütün o zararlı, yıkım getiren pek çok yasaya ne diyeceksin? Bu yasalar yasa adını, bir grup hırsızın kendi aralarında kurdukları bir meclisten çıkardıkları yasalardan daha fazla hak etmiyorlar. Nasıl ki cahil ve yeteneksiz insanlar, iyileştirici ilaçlar yerine öldürücü zehirler yazsalardı bunların gerçek hekimlerin yazdığı şeyler olduklarını söyleyemezdiysek, zararlı olmasına rağmen o toplum tarafından kabul görmüş olsa bile, böyle (zararlı, yıkım getiren) bir yasa da yasa değildir.” (Yasalar Üzerine)

Pompeius, M.Ö 52 yılının Şubat ayında tek başına Konsül olmuştur. Hemen yeni kanunlar çıkartır, daha önce Konsül ve Praetor görevinde bulunanlara yeni bir memuriyet kapısını açan yasayı Senatus onaylar. Cicero, bu yasa sonucunda M.Ö 51 yılında Prokonsül (eyalet valisi) olur, görev yeri ise Cilicia’dır. Pek istekli değildir, ama bunu yapmaya mecburdur. Yine istemeden Roma’yı terk eder. Onun için önemli olan Roma ve Roma’nın siyasi atmosferidir. Yeni işini sevmediğini, bu göreve katlanmak zorunda bırakıldığını her fırsatta dile getirdiğini mektuplarından anlıyoruz. Yakınlarına ve dostlarına yazdığı mektuplarında, Roma’nın siyasi ortamı ile kıyasladığında bulunduğu yerin ve görevinin son derece sönük olduğundan yakınır.
Prokonsül görevi Cicero’ya gerçekten de uygun bir görev değildir. Çünkü bu görevin askeri bir tarafı da mevcuttur. Eğer gerekirse askeri kuvvetlere kumanda etmek, hatta savaşmak zorundaydı. Cicero, devrin önemli şahsiyetlerine görevinin uzatılmaması için rica mektupları yazar. Nihayet beklediği haber gelir, Ağustos’ta Roma’ya döner.
Cicero Roma’yı umduğu gibi bulamaz, Cilicia’dan döndüğüne pişman olur. Kimin yanında yer almalıdır? Ona ve kardeşine birçok faydası olan askeri bakımdan da kuvvetli olan Caesar’ın mı, yoksa çok sıkıntılı anlarında bir şekilde ona kol kanat geren ve fikirleri kendi fikirlerine yakın olan Pompeius’un mu? Cicero, Caesar’ın fiziki şartlar bakımından üstün olduğunu düşünse de, gönlü Pompeius kaybedecek bile olsa onun yanında yer almaktan yanadır.
Caesar’ın haberleri Roma’ya ulaşınca Pompeius Roma’nın boşaltılması talimatını verir ve kendisi de 17 Ocak’ta Roma’dan ayrılır. Cicero, Pompeius’un arkasından yola çıkar. Caesar korkusuzca ve fütursuzca hareket ederken, Pompeius’un Roma’yı bu kadar kolay boşaltması Cicero’da bazı soru işaretleri doğmasına neden olur.
Cicero, aslında Caesar’ın kuvvetlerinin galip geleceğinden emin gibidir. Cicero’nun baştan beri bir umut deyip barış aracı olmak istemesindeki sebep, kendini ne Caesar’a ne de Pompeius’a çok yakın hissetmesiydi. Ama Roma onu karar vermeye zorlar. Yine kim kazanırsa kazansın, Cicero hiçbir tarafı kızdırmadan bu işten kurtulmayı planlar.
Bir yandan ilerleyen Caesar, Cicero’ya bir mektup yazıp tarafsız kalmamasını, kendi safında mücadelede yer alması gerektiğini söyler. Roma’da kendisine yardımda bulunabileceğinden bahseder. Cicero’yu durduran, belki de Pompeius’un sürgünden kendisini vatanına getirmesindeki yardımlarıydı, ona karşı vefasızlık yapmak istemez. Cicero, sürekli kararsızlık sarmalında dönüp durmaktadır. Barış yanlısıdır, ama cumhuriyeti de savunmak istemektedir.
Pompeius, 9 Ağustos M.Ö 48’de Pharsalus’ta Caesar’a yenilir. Mısır kralına sığınmak için gemiye biner ve kaçar. Pompeius’un sığındığı kral Ptolemaeus, Caesar’dan korkmaktadır. Pompeius, Kahire’ye ayak basar basmaz öldürülür. Caesar, bu zaferden sonra İskenderiye’ye gider. Kendisine süresiz diktatörlük, 5 yıllık Konsül ve hayat boyu Tribunus görevleri (çeşitli sınıfların hak ve çıkarlarını korumak için halk tarafından seçilen devlet görevlisi) verilir.
Cicero, sefil bir haldedir, kardeşi de aleyhinde çalışmaktadır. Maddi imkansızlık ve gelecek korkusu da tüm benliğini sarmıştır. Çok sevdiği kızı hastadır, bu onu perişan etmektedir. Pompeius öldürülmüştür, ama taraftarları mücadeleye devam etme kararı alırlar. Başkumandanlık görevini Cicero’ya teklif ederler, ama o kabul etmez. Artık tek isteği Caesar ile karşılaşıp, onun iznini alarak Roma’ya dönmektir.
Caesar kendisinden af dileyenleri affediyordur. Bunu duyan Cicero, 25 Eylül M.Ö 47 tarihinde Brundisium ile Tarentum arasında bir yerde Caesar ile karşılaşır. Caesar, Cicero’yu affeder ve Roma’ya dönmesine izin verir. Ancak, tek bir şartı vardır. Cicero, her türlü siyasi faaliyetten uzak duracaktır. Böylece Cicero, hayatının geri kalanını felsefe çalışmalarına ve yazılarına adayacaktır.
Cicero’nun 5 yıl süren uzun hasreti diner. Fakat hasta kızı Tullia, boşanmak istediği eşi ve hayırsız oğlunun dertleriyle yüz yüze geleceği bir Roma’dır onu bekleyen. 60 yaşındadır, sağlığı da iyi değildir.
Caesar’a Thapsus Savaşı’ndan sonra 10 yıl için verilen diktatörlük, artık ömrü boyunca geçerli olacaktır. Üstüne üstlük Senatus ona “İmparator” unvanını da verir. Tribunus Plebis’in hak ve salahiyeti de ona bağlanmıştı ki, bunun anlamı istemediği kanunları engelleyebilmekti. Son olarak “Pater Patriae” unvanını da alır. Caesar, artık “vatanın babası” dır. Cicero, Caesar’ın Roma’yı cumhuriyetten diktatörlüğe çevirmesini üzüntüyle izler.
Cicero, M.Ö 45 yılında Tullia ve Marcus adında iki çocuğunun olduğu eşi Terentia’dan boşanır, ertesi yıl Publilia adlı kendisinden 45 yaş küçük genç bir kızla evlenir. Cicero’nın sevgili kızı Tullia hamiledir, ama uzun zamandır onu ihmal eden kocası Dolabella’dan ayrılmıştır. Tullia’nın bir oğlu olur, fakat birkaç hafta sonra, M.Ö 45 yılının Şubat ayında, 32 yaşında ölür. Cicero, karısı Publilia’nın kızı Tullia’nın ölümüne gizlice sevindiğinden şüphelenir ve onu boşar. Evliliği birkaç hafta sürmüştür Cicero’nun.
Cicero, kızının öldüğü ve ikinci eşinden boşandığı o dönemde dostu Atticus’a sığınır. Atticus, onu evinde ağırlayıp teselli eder. Kızının ölümüne öylesine çok üzülmüştür ki, Atticus’a.: “Beni hayata bağlayan tek şeyi kaybettim” diye yazar. Ölüme Övgü (The Tusculan Disputations I: On The Contempt of Death) kızının ölümü sonrasına denk gelen bir eser olarak, kişinin hem kendi ölümü düşüncesini ve sevdiklerinin ölümünü kabullenebilmesinin hem de ölüm korkusuyla baş etmesinin yollarını aradığı bir çalışmasıdır. Cicero, “Ölüme Övgü”yü diyalog tarzında yazmıştır. Ancak, belki bir hatip olmasının da etkisiyle diyalogdan çok monoloğa daha yakındır eser. Konuştuğu kişi nadiren söze karışır ve çoğunlukla soru sorar..

“Her şey dünyaya gelişimizle başladığı için, yine her şey ölüme sona erecektir; bu yüzden, doğarken dünyaya hiçbir şey getirmediğimiz için, ölürken de ondan bir şey götürmüyoruz. Hele son günümüzde yok olup gitmeyip yalnızca mekan değiştirirsek, daha ne isteyebiliriz ki? Ama o son gün yok olup gidersek, o zaman hayatın zorluklarının ortasında uyuyakalmaktan, gözlerimizi kapatıp sonsuz bir uykuya dalmaktan daha güzel ne olabilir?” (Ölüme Övgü)

Cicero, oğlu Marcus’un filozof olacağını umar, ama o askeri bir kariyeri tercih eder. Cicero’nun De Officiis (Yükümlülükler Üzerine) adlı eserinin ilk kitabı, oğlu Marcus’a seslenmesiyle başlar. Oğlunu, Atina’ya dönemin en önemli filozofu Krattipos’un okulunda felsefe ve hukuk öğrenimine yollar, ancak oğlu kendisini eğlence hayatına verir. İçkiye düşkün ve müsrif bir oğul olarak, babası için tam bir hayal kırıklığı olur.
Cicero’nun inzivası devam eder, gelişmeleri izler ve dostlarıyla mektuplaşır. Cumhuriyetin üzerine kabus gibi çöken Caesar’ın diktatörlüğü onu bunaltmaktadır, ama elinden de bir şey gelmemektedir. Baskı, zorbalık, sansür her yere hakim olmuştur. Cicero, hiç istemese de siyasi mecburiyetlere boyun eğmek zorunda kalır.
15 Mart M.Ö 44’te Caesar öldürülür, Cicero ise bu işe elbette sevinenlerdendir. Politikaya geri dönme fırsatı doğmuştur, 17 Mart’ta Senatus’ta bir konuşma yapar. Fakat yine de Ağustos ayına kadar Roma’dan uzak kalacaktır, ihtiyatlı davranmayı öğrenmiştir.
M.Ö 43 yılının sonbaharında, Antonius, Lepidus ve Octavianus tarafından İkinci Triumvirlik kurulur. Bu üç devlet adamı Caesar’ı öldürenlere karşı savaş başlatır, eşi benzeri görülmemiş zulümlere imza atar. Caesar’a karşı olanların adlarını listeler halinde ilan edip, listede yer alan isimlerin para karşılığı öldürülmesini isterler. Listede tabii Cicero da vardır.
Cicero’nun, Antonius’a hararetle saldırdığı Philippicae söylevi nedeniyle, Antonius Cicero’yu ve ailesini öldürtmek istemektedir. Octavianus ise, M.Ö 64 yılında elde ettiği başarıyı Cicero’nun söylevlerine borçlu olmasına rağmen, onu ve ailesini korumayı istemez. Bu olumsuz gelişmeler üzerine Cicero, kardeşi ve yeğeni Roma’dan kaçmaya çalışırlar. Cicero, Antonius’un askerleri tarafından 7 Aralık M.Ö 43’te Formia’da ele geçirilir. Başı ve elleri kesilerek Roma’ya götürülür ve Senatus’taki kürsüye çakılır.
Cicero, yazılarında ve genel olarak eylemlerinde Roma’nın üstün idealleri olan hukukun üstünlüğü ilkesine sonuna kadar bağlı kalır. Ancak, büyük sosyal ve siyasi dönüşümlerin yaşandığı bir dönemde, hukuksal uygulamalar siyasi ve ekonomik reformlarla desteklenmeyince işe yaramaz. Cicero, halkın desteğiyle gelen diktatörlüğe cesaretle karşı durmuş olmakla birlikte, çabaları sonuç vermemiştir.
Sosyal ve politik yaşamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dil bilimciler, filozoflar ve hukuk tarihçileri, Cicero’nun yazmış olduğu eserleri politik-siyasi söylevler, edebi-felsefi eserler ve ailesi/dostlarına yazdığı mektuplar şeklinde üç temel kategori altında sınıflandırmaktadır. Cicero, gerek kaleme almış olduğu edebi ve felsefi eserlerle, gerek vermiş olduğu söylevlerle ve gerekse yakınları, dostları ve politik rakipleri için yazmış olduğu mektuplarıyla, döneminin Roma Tarihi’ne sıkı sıkıya bağlı kalmış ve Roma Cumhuriyeti’nin M.Ö. I. yüzyılının ilk yarısına ışık tutmuştur.
Cicero’nun birkaç şiir denemesi günümüze kadar ulaşmıştır. Bu şiirler, dilde yetkinlik, vezinleri kullanmadaki ustalık gibi teknikler açısından mükemmel olsalar bile, şiiri şiir yapan hayal gücünden yoksun olduklarından, Cicero düz yazı alanında kazandığı başarıyı burada gösterememiştir.
Cicero, bir filozof olmamasına rağmen Roma’da hukuk, Atina ve diğer bazı Yunan öğrenim merkezlerinde felsefe eğitimi alır. Genel olarak görüşlerini Platon ve Aristoteles ile birlikte stoacılığa dayandırır ki, bu Romalı düşünürlerin temel özellikleri arasındadır. Filozof olarak stoacılığa pek bir şey katmamış olmasına rağmen, önemi neredeyse tüm Yunan felsefesini Romalılara tanıtmış olmasındadır. Bu nedenle, Roma felsefe dilinin babası sayılır Cicero ve kendinden sonraki Romalı düşünürler üzerinde önemli etkiye sahip olmuştur. Cicero’nun yazıları, Antik değerleri ve Romalıları Hıristiyanlara tanıtarak önemli bir entelektüel kanal oluşturmuştur.
Yükümlülükler Üzerine (De Officiis), Cicero’nun ölümünden önce yazdığı son teknik eseridir. Temel bir felsefi problemi, yararlı olan ile ahlaken doğru olanın çatışmasını, probleme bireyin ve devletin yükümlülüklerini de dahil ederek derinlemesine inceler. Oğluna hitaben, mektup olarak kaleme aldığı eserde, tüm Roma vatandaşlarına yükümlülüğün ne olduğunu ve niçin önem taşıdığını tecrübelerine dayanarak aktarır.
“Girişilen her eylemde üç hususa dikkat etmeliyiz. Birincisi, güdü akla boyun eğmelidir, başka hiçbir şey kişinin yükümlülüklerini bundan daha iyi koruyamaz. İkincisi, ulaşmak istediğimiz hedefin önemini aklımızda tutunmalıyız, böylece gerekenden daha fazla ya da daha az dikkat ve çaba göstermemiş oluruz. Üçüncüsü ise özgür bir birey olarak görünüşümüzü ve saygınlığımızı etkileyebilecek her şeyi ölçülü tutmaya dikkat etmeliyiz. En iyi ölçü, doğru olanı uygulamak ve onu asla aşmamaktır.” (Yükümlülükler Üzerine)

Romalılarda, retorik (güzel konuşma sanatı), Antik Yunan’ın da etkisiyle kamusal yaşamın önemli bir parçası haline gelir. Cicero da Roma’nın en büyük hatiplerinden birisi olur. Retoriğe ait bilgilerini, bu sanatın altın eseri olan De Oratore adlı üç kitapta toplar.
“Bir kimsenin iyi bir hatip olabilmesi için, çevresindeki her şeyi çok iyi incelemesi ve hemen her alanda bilgi sahibi olması gerekir; aksi halde, konuşması boş, yetersiz, dinleyiciyi doyurmayan, çocuksu bir konuşma olur. Ne üzerine, nasıl, hangi esasları belirterek konuşacağını bilmeyen ve bunları toplayacak, sunacak yeteneği olmayan bir konuşmacı, gülünç olmaktan öteye geçemez.” (De Oratore)

Cicero’nun konuşma sanatındaki yeteneği ve bilgisi, dostları için en büyük destek, düşmanları için en büyük köstek olmuştur. Sıradan bir insanken toplum içinde büyük bir saygınlığa erişmesini sağlayan da, son derece saygın bir insanken öldürülmesine neden olan da bu yeteneğidir. Cicero, konuşma sanatı konusundaki bilgisini kuramsal yapıtlarında, yeteneğini ise siyasal ve yargısal alanda verdiği söylevlerinde ortaya koymuştur.
Cicero yaşamının son yılında verdiği on dört söylev ile bir yandan Roma’nın tarihini değiştirmiş, öte yandan da kendi sonunu hazırlamıştır. Cicero, günümüze ulaşan bu on dört söylevinden ikincisini yalnızca yayınlamış, dördüncüsünü ve altıncısını halk toplantısında halka, öbürlerini Senato’da senatörlere vermiştir.
“(…) Ey Romalılar, tüm ulusları yenen Roma halkı, bir katil, bir haydut ve bir Spartacus’la savaşacaktır. Ancak, kendisini hep Catilina’ya benzeterek övünür, işlediği cinayetlere bakılacak olursa onunla eşittir, çalışkanlık konusunda ise onun gerisindedir. Catilina’nın hiç ordusu olmadığı için apar topar bir ordu kurdu; Antonius ise elindeki orduyu yitirdi. Catilina’yı benim gösterdiğim özenle, senatonun yetkisiyle, kendi çabanız ve erdeminizle nasıl yendiyseniz, aynı biçimde Antonius’un haydutluğunun da, senatoyla şimdiye değin hiç görülmemiş düşünce birliğiniz sayesinde, önderlerinizin ve ordunun erdemiyle bastırıldığını kısa zamanda duyacaksınız.” (Cicero’nun Dördüncü Philippicae Söylevi)

Cicero’nun yazdığı ve başkalarından aldığı mektuplardan yalnız 931’i günümüze ulaşmıştır. Mektupları, M.Ö 68 yılında başlar, M.Ö 43 yılının 28 Temmuz’unda biter. Bunların arasında, zamanın en zengin ve saygın kişilerinden, Cicero’nun en yakın arkadaşı Atticus’a yazdıkları ve ondan aldığı mektuplar, Cicero’nun yakından tanıdığı, zamanın önemli kişilerine yazdığı ve almış olduğu mektuplar, kardeşi Quintus’a yazdığı mektuplar bulunur. Cicero’nun sekreteri Tiro, efendisinin kendisine dikte ettiği ve saklamaya değer bulduğu mektupların kopyalarını çıkarmış, bunları birbirine ekleyerek rulo halinde bir koleksiyon oluşturmuştur.
“Beni bu acıdan kurtarıp yeniden yaşatmak istiyorsun, bunun için her şeyi yapıyorsun; sen benim en sadık dostumsun. Sen benim kendimi yenilgiye uğratmadığıma şahitsin. Senin evindeyken kederin üstesinden gelmek için şimdiye kadar yazılmış olan her şeyi okudum. Fakat acım tüm tesellileri bertaraf etti. Ben daha önce kimsenin bana yapmadığı bir şey yaptım kendime. Kendimi yazarak teselli ettim. Eğer yazıcılar kopyalayabilirse, sana bu kitabı göndereceğim. Şunu söyleyebilirim ki, böylesi bir teselli yok. Birer birer günleri yazıyorum, bunu yazmaktan herhangi bir kazanç sağlayacağımdan değil, ama şu an için beni oyalıyor, tabi ki (üzerimdeki yoğun duygu durumu yüzünden) yeterli değil, ama rahatlıyorum ve en azından ruhumu değil, olaylara bakışımı düzeltiyorum, tabi eğer yapabiliyorsam.” (M.Ö 45 yılının Mart ayında, kızı öldükten sonra arkadaşı Atticus’a yazdığı mektup)
Kaynak.:
Cicero ve De Officiis Eserinde Romalı Erdemleri, Cicero’nun Cilicia Valiliği, Cicero’da Doğal Hukuk Anlayışı, Yunan Dünyası Karşısında Cicero, Bizimkiler, Anadolu Merkezli Dünya Tarihi, Evin Esmen Kısakürek, Arda Kısakürek, Roma Siyasal Düşüncesi: Cicero, Polybius ve Seneca, Cicero’da Ölüm ve Teselli İlişkisi, Cicero’nun Logike Ve Dialektike Terimlerini Latince’ye Çeviri Yöntemi, Yargısal Söylev Türünde Cicero’nun Kuramları Ve Uygulamaları


Resim

BİR de (Çiçero) Kod AdıyLa TANINAN CASUS İLYaS BaZNa'nın vARdır.:

Yüzyılın casusu olarak adlandırılan İlyas Bazna'nın hayatı Çiçero filmiyle bir kez daha gündeme geldi. Ajan Çiçero dünya casusluk tarihinin belki de en ilginç ve önemli isimlerinden biriydi. Peki, İlyas Bazna nasıl Çiçero oldu?
Cicero (Çiçero) kod adıyla tanınan Elyesa Bazna, 28 Haziran 1904 tarihinde dünyaya geldi. Arnavut asıllı Türk casustur. Babasının ölümünden sorumlu tuttuğu İngilizlerden nefret etmesi, parasal kazanç arzusu ve hep bir operacı olmak istemesine rağmen II. Dünya Savaşı esnasında Ankara'da çeşitli büyükelçiliklerde uşaklık yapıyor olması casusluk yapmaya başlamasına önayak oldu..

II. Dünya Savaşı yıllarının Ankara'sından önce Yugoslavya Krallığı büyükelçisinin, ardından Almanya büyükelçiliği müsteşarının uşaklığını yaptı. Almanya elçilik müsteşarı mektuplarını okuduğu için gerekçesiyle kovuldu.

1942'den itibaren Britanya İmparatorluğu'nun Ankara büyükelçisi Sir Hughe Knatchbull-Hugessen'in uşaklığını yapmaya başladı, banyosunda sırtını ovarken ona opera aryaları okuyacak kadar büyükelçi ile yakınlık kurdu. 21 Ekim 1943'ten itibaren fotoğraflarını çektiği gizli belgelerin örneklerini Almanya büyükelçiliğine teslim etmeye başladığı bilinmektedir. Bunun için, Almanya Büyükelçiliği'nde ataşelik yapan Ludwig Moyzisch'e kendisi yaklaşarak 20 000 Sterlin karşılığı elindeki elli altı belgeyi satma önerisinde bulunur. Kısa bir süre ücretli bir Alman ajanı haline gelmiş ve Alman istihbarat servislerince kendisine "Çiçero" kod adı verildi. Müttefiklerce düzenlenen uluslararası toplantılar ve bazı bombardıman planları hakkında önemli bilgiler aktarmış olmakla birlikte, Normandiya Çıkarmasına ilişkin çok belli belirsiz istihbarat ulaştırdı. Bütün bu dönem boyunca Ankara'daki İngiliz istihbarat görevleri, Çiçero’nun İngilizce anlamadığını zannetmekte, kendisini casusluğundan şüphelenilmeyecek biri olarak görmekteydi.

Elyesa Bazna, casusluk yaptığı yıllarda Von Papen'in taktığı kod adının “Çiçero” olduğunu bilmiyordu. Hatta, kendisinin “Çiçero” olduğunu ancak 1950’de, sefarette belgeleri teslim ettiği Moyzisch'in tüm yargılamaların ardından inzivaya çekildiği Tirol Alpleri'nde yazdığı anılarından ve yine 1950'de, İngilizlerin artık bu casusluk olayını açıklamasıyla öğrenebildi.

Elyesa Bazna 1970'te, Münih'te 66 yaşında, yoksul bir gece bekçisi olarak hayatını kaybetti.

Resim

ELYESA BAZNA.:

1904, Priştine doğumlu İlyas Bazna, 1918 yılında Sırplar'ın Priştine işgali sonrasında anne ve babasıyla İstanbul'a göç etti.
Askerlik hizmetinin bir bölümünü Çankaya Köşkü'nde Atatürk'ün yanında yapan Bazna, terhis olduktan sonra ticarete atılsa da başarılı olamadı.

2. Dünya Savaşı yıllarında Ankara'da ilk olarak Yugoslavya Krallığı'nın büyükelçisinin, daha sonra da Almanya büyükelçilik müsteşarının uşaklığını yaptı.
Almanya büyükelçiliğinde çalışırken müsteşarın mektuplarını okurken yakalanması işinden olmasına neden oldu.
Ve tarihler Eylül 1943'ü gösterdiğinde de Britanya'nın Ankara büyükelçisi Hugge Knatchbull-Hugessen'in uşaklığını yapmak üzere Britanya elçiliğine giriş yaptı.
Güzel sesi ve operaya olan tutkusu nedeniyle kısa sürede büyükelçi ile yakınlaşan Bazna, elçilik banyosunda bir yandan büyükelçinin sırtını ovarken, bir yandan da elçiye opera aryaları söyleyecek derecede yakınlaştı.
Britanya büyükelçisi ve istihbarat üyelerine göre Bazna; aptal, saf ve İngilizce bilmeyen kendi halinde bir uşaktı.
Bazna ise, içten içe babasının ölümünden dolayı İngilizler'i suçluyor ve para hırsı gözlerini iyice bürüyordu. Bu düşünceler altında İngilizler'in önemli bilgi ve belgelerini Almanlar'a satma kararı aldı. Kafasındaki planı uygulamak içinse 26 Ekim 1943 tarihinde Alman istihbaratının önemli adamlarından olan Ludwig Moyzisch'le iletişime geçti. Belge başına 20.000 Sterlin verildiği takdirde casusluk yapabileceği teklifinde bulundu. Berlin'e onaya gönderilen casusluk faaliyeti için 29 Ekim 1943 tarihinde onay geldi.
Ve Bazna artık işine odaklanabilirdi. Duş yaparken dahi kasa anahtarını boynunda taşıyan İngiliz elçisinden anahtarın kopyasını almak zor olacaktı.
Fakat Almanlar özel bir teknikle bu sorunu da halletti. Balmumundan yapılmış özel bir ağda sayesinde, elçi duş alırken sırtını ovalayan Bazna kasa anahtarının ölçüsünü balmumuyla kopyalamayı başardı. Ve elçi her duşa girdiğinde kasadaki belgelerin fotoğraflarını çekmeye başladı.
Alman büyükelçi Franz Von Papen ve Bazna arasındaki ilk alışveriş görüşmesi büyükelçilik binasının bahçesinde gerçekleşti.
İlk görüşme olmasına rağmen Papen ve Bazna açısından çok verimli geçen görüşmede, Bazna 20.000 sterlin kazanırken, Papen kelimenin tek anlamıyla muhteşem belgeler elde etmişti.

Artık Türkiye üzerinden Sovyetler Birliği'ne gönderilen askeri yardımlar, Ege'de Türkiye topraklarının da kullanıldığı İngiliz askeri operasyonları ve Britanya'nın Türkiye'nin kendi saflarında savaşa katılması için yaptığı tüm baskılar Almanya büyükelçisinin elindeydi.
Fakat alınan bu bilgiler bile güvenilmez bir kişiliğe sahip olan Bazna'ya, Almanlar'ın tam anlamıyla güvenmesini sağlayamadı.
Nazi Almanyası Dışişleri Bakanı Ribbentrop, Bazna'nın ikili oynayan bir İngiliz ajanı olduğunu düşünmekteydi. Normandiya Çıkarması'nın planı da dahil olmak üzere birçok belge ulaştıran Bazna, Hitler'in de güvenini kazanamamıştı. 1943 yılında Bazna'nın ulaştırdığı bilgilerle dolu olan konferans salonunda konuşan Hitler.: 'Müttefik kuvvetler batıdan değil, Balkanlar'dan ya da Norveç tarafından saldırıya geçecek” diyordu.
Öyle ki, Ocak 1944'te müttefik kuvvetler tarafından Sofya'nın bombardımana tutulacağını söyleyen Bazna'ya inanmayan Almanlar, büyük bir hezimete uğramış ve ciddi kayıplar vermişti..

Bazna'nın sözleri ciddiye alınsaydı Almanya bu kadar büyük kayıp vermeyecek, hatta müttefik kuvvetleri püskürtme şansını yakalayabilecekti. Artık Bazna güvenilir bir Alman ajanıydı.
2. Dünya Savaşı boyunca Başbakan İsmet İnönü ve Dışişleri Bakanı Menemencioğlu'nun politikası ise savaşa katılmama yönündeydi.
Fakat müttefik kuvvetlerin yanı sıra, Almanya da Türkiye'nin kendi saflarında savaşa katılması için baskılarda bulunuyordu. Bazna'nın uçurduğu bilgilere göre Türkiye müttefik kuvvetlere yardım ediyordu. Bu belgelerde Türkiye'nin müttefik kuvvetler yanında savaşa katılması için gerçekleştirilen Kahire ve Tahran Konferansı'nın içeriği, hem de sonuçları bulunmaktaydı. Müttefik kuvvetlerin Türkiye üzerinde gerçekleştirdiği baskılar, Britanya askerlerinin Ege'de gerçekleştirdiği operasyonlar ve Türkiye üzerinden Sovyetler'e ulaştırılan silahlar artık güvenilir bir ajan olan Bazna tarafından iletildiği için tamamen gerçekti.
Ulaştırılan belgelerin gerçekliği konusunda akıllarında en ufak bir şüphe kalmayan Almanlar, Türkiye'ye sert bir nota vererek öfkesini dile getirdi.
Verilen bu nota müttefik kuvvetlerde derin bir sessizliğe sebep olmuştu. ABD, Sovyet ve hatta İngiliz istihbaratı bile İngiliz elçiliğinde sızıntı olduğunu düşünüyordu..

Çemberin gittikçe daraldığını düşünen Bazna, Alman elçiliğinde sekreterlik görevi yapan Lena Kapp'ın Amerikan ajanı çıkmasıyla iyice gerilmişti.
Alman elçiliğinde “Cicero” diye bilinen Bazna için Kapp şunları söylemişti.: “İngiliz elçiliğinde “Cicero” diye birisi var, bizim elçiliği aradığı an büyük hareketlilik başlıyor ve düşük rütbeliler odadan çıkarılıyor.”

Kendisi için yaklaşan büyük tehlikenin farkına varan ve Almanlar tarafından uyarılan Bazna, nam-ı diğer Cicero, casusluk faaliyetinden kazandığı 300.000 Sterlinlik servetini de alıp Arjantin'e kaçtı.
Kaçışından sonra Cicero'nun İlyas Bazna olduğunu anlayan İngilizler büyük şok içindeydi. Hatta İngiliz büyükelçi Hugesson.: “O ajan olamaz, bir kere çok aptal, ikincisi bir kelime dahi İngilizce bilmiyor.” diyerek Bazna'yı savunuyordu.
Arjantin'de büyük servetiyle lüks bir hayat yaşayacağını düşünen Cicero burada büyük bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya kalmıştı. Almanlar'ın kendisine ödediği 300.000 sterlinin tamamı sahteydi.
Almanlar savaş boyunca İngiliz ekonomisini çökertmek amacıyla bastıkları sahte sterlinleri Bazna'ya yaptıkları karşılığında vermişti.
Sahte sterlinler için ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalan Bazna, savaş sonrasında Almanya'yı mahkemeye verdi ve küçük bir miktar tazminat almayı başardı..
Fakat aldığı tazminat yaptıkları karşılığında “çerez parası” diye nitelendirilebilecek boyuttaydı. Çok istediği ve uğruna ölümü göze aldığı parayı ise “Ben Cicero'yum” adıyla yazdığı kitaptan kazanabildi.
Elyesa Bazna 1970'te, Münih'te 66 yaşında, yoksul bir “Gece Bekçisi” olarak hayatını kaybetti..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: KuL İhvÂNi KİMdir?

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

RABB’ım=>İLe,
=>İLe<->BİLe,
BİL!.e=>BİL!.e,
>MiM MENZİL’e!.

SIFIR’da<->SONSUZda==>AKLıM,
=>TEKk NEFES=->NEŞEsi<->GAMı,
BULUt<->BuHAR<->BUZda>AKLıM,
==>“SU”-da=>RAMAZAN BAYRAMı!.

Resim

AŞKk NEFESi==>SEVgi SESi,
YÂR NÂZIn=>NiYÂZ BESTESi,
YEDi MEVSiM=>YEDi RENk-tir,
=>TEKe TEKk TERAS TEKKESi!.

=>DUÂda===>YEŞiL ELLERi,
AĞZIn AÇaN=>TOMURu GÖR!.
İÇİmde ==>HASsREt YELLERi,
GELiP<->GEÇeN>ÖMÜRü GÖR!.

Resim

DERDi YOKk’um->SESİ’n DİNLe,
“BİZ BİR-İZ!.”de=>SEN de İNLe,
SEVgi>ÇİÇEKk->AŞkım>GÜLLeR,
=>ÂLEM’i==>CENNEt’e=->ÜNLe!.

ZEVK 9639

ŞİKÂYEtsiz =>ŞüKüR İÇiN===->HANÂNu’L- MENNÂN MİNNEti,
NİHÂYEtsiz =>FiKiR İÇiN====>RESÛLULLAH=>SIRR SÜNNEti,
YEDi RENKk AÇaR ÇİÇEKkLeR,
YEDi DİLLidir=->GERÇEKkLeR,
KELÂMULLAH=>BİZ-OKU!.nuR,
=>CENNEt GÜLLeRi kOKU!.nuR,
TEKe TEKk TERAS TEKkeMİZ=>CÂN<->CÂNÂN=>CÂNLı CENNEti!.

26.05.2020 16:05
Brsbrsam..3.ramzan bayramıtktktrstkkmdebenvegüllyangınııım..

Resim

DÜN GEÇti==>TÖVBEsi=>Yâ HAKk!
YARıN GELiR===>DUÂsı=>Yâ HUu!
YÜReKk=>GÜL!. DİLi=>BÜLBÜLüm,
ATEŞş DERVİŞş>DumAN<->KÜLüm,
RIZÂ BÂZÂRı=>Şu ÂNda=>Yâ HAYy!.

RABBu’L- ÂLEM=>NAHNU=BİZ-Le,
RAHMETEN Li’L- ÂLEM’i ===>İZLe,
=>İMÂN<->AMEL’de=>EHL-i BEYtt,
=>BİZ BİR-İZ=>DAMLa<->DENİZLe!.

=>İHVÂNim==>RAHMÂN NEFESin,
=>RABB’ın->SÖZü!. RASÛL->SESin,
TEK-BİR HAKk’ı =>DUY!.up=>UYup,
=>RÛH SECDESi==>KANLı KAFESin!.

celle celâlihu..
aleyhumussselâm..

Resim
Yâ HAYyu’L- HUuuu!.
Lâ HUve İLLâ HUuuu!.
Lâ İLâhe İLLâ ALLAHu!.
ve CELLe CELÂLi HUuuu!.[/b][/size]

فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مُتَقَلَّبَكُمْ وَمَثْوَاكُمْ
Resim---“Fa’lem ennehu lâ İLÂHe illÂLLÂHu vestagfir li zenbike ve li’l- mu’minîne ve’l- mu’minât (mû’minâti), vallâ hu ya’lemu mutekallebekum ve mesvâkum.: Şimdi (Yâ MuhaMMed!.): Şunu bil ki, ALLAH’dan başka hiç bir El İLÂH yoktur. Bir de kendi günahına ve mü'min erkeklerle mü'min kadınlara mağfiret dile. ALLAH (dünyada) dolaştığınız yeri de BİLir, (âhirette) duracağınız yeri de...” (MuhaMMed 47/19)


ALLAH celle celâlihu.:
Resim

er Rahmâncelle celâlihu.:
Resim

er RABB celle celâlihu.:
Resim

El Hakku celle celâlihu.:
Resim

El Hayy celle celâlihu.:
Resim

El Hannanu celle celâlihu.:
Resim

El Mennanu celle celâlihu.:
Resim
Resim
Cevapla

“Kul İhvâni Kimdir?” sayfasına dön