Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 04 Nis 2020, 00:36

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 467 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 15, 16, 17, 18, 19
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 23 Mar 2011, 16:12 
Çevrimdışı
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03 Nis 2007, 02:00
Mesajlar: 472
Konum: Solingen
Bu konuyu facebook'ta paylan!
---Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ey insanlar! Sözlerin en doğrusu Allah'ın kitabı, en sağlam tutunacak kulp ise Kelime-i şahadettir. En hayırlı millet İbrahim'in (as) milletidir. Yolların en hayırlısı Muhammed'in (s.a.v.) yoludur. Sözlerin en değerlisi Allah'ı zikretmektir. Kıssaların en güzeli Kur'an'dır. Amellerin en hayırlısı farz amellerdir. İşlerin en şerli olanı da farz ve sünnetlerin yerine konulan sonradan uydurma adetler olan bid'alardır. Davetlerin en güzeli peygamberin irşadıdır. Ölümlerin en şereflisi şehit olarak ölmektir. Körlüğün en kötü olanı da hidayetten sonra dalalete sülûk etmektir. İlmin en iyisi faydalanılan ilimdir."
(Celalettin-i Suyuti, Camiü's-Sağir, 1:435)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 23 Nis 2011, 23:58 
Çevrimdışı
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03 Nis 2007, 02:00
Mesajlar: 472
Konum: Solingen
---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Yâ Rasûlullah! Hangi arkadaşlarımız daha hayırlıdır?” diye soran İbn Abbas (radiyallahu anhu)’ya: “ Görülmesi size ALLAH (celle celâluhu)’ı hatırlatan, konuşması Bilginizi (İLMinizi) artıran, yaptığı amel size âhireti andıran kimselerdir.” buyurdu.
(İbn Abbas (radiyallahu anhu)’dan Ebu Ya’lâ).

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 25 Nis 2011, 10:16 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 1059
Süraka bin Mâlik (r.a.) rivayet ediyor:

"Cehennemlikler katı kalbli, cimri ve kibirlenen kimselerdir. Cen­netlikler ise güçsüzler ve elinden gelen mücâdeleyi gösterdikten son­ra yenik düşüp ezilen kimselerdir."

Hakîm ,Müstedrek, Camiü's Sağir 3:67, Hadîs No: 2769



Resim


ÇOK YORGUNUM...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 May 2011, 10:45 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 1059
Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Sinek başı kadar bile olsa, gözünden Allâh korkusuyla yaş çıkan ve bu yaşı yanaklarına değecek kadar akan hiçbir mü’min yoktur ki, Allâh onu (ebedî) ateşe harâm etmesin!” (İbn-i Mâce, Zühd, 19)




Ebû Bekir Sıddîk (ra) şöyle buyurur:

“Ben Rasûlullâh (sav)’in yanında iken O’na şu âyet-i kerîme nâzil oldu:

“Kim bir kötülük yaparsa cezâsını görür ve Allâh’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulabilir.” (Nisâ, 123)

Peygamber Efendimiz:

“–Ey Ebû Bekir! Bana indirilen bir âyeti sana okutayım mı?” buyurdu. Ben:

“–Tabiî ki yâ Rasûlallâh!” dedim.

Bana bu âyeti okuttu. Sanki belimin kırılıp ayrıldığını hissettim ve öylece kasılıp kaldım. Peygamber (sav):

“–Neyin var, ne oldu ey Ebû Bekir?” diye sordu.

“–Anam babam Sana fedâ olsun yâ Rasûlallâh! Hangimiz kötülük işlemez ki? Şimdi biz işlediklerimiz yüzünden muhakkak cezâlandırılacak mıyız?” diye üzüntümü ifâde ettim.

Rasûlullâh (sav) şu îzahta bulundu:

“–Ebû Bekir! Sen ve mü’minler, hatâlarınız sebebiyle dünyâda (bâzı sıkıntı ve meşakkatlere uğratılarak) cezâlandırılırsınız. Öyle ki sonunda Allâh’a günahsız olarak kavuşursunuz. Diğerlerine gelince onların yaptıkları biriktirilir ve cezâları kıyâmet günü verilir.” (Tirmizî, Tefsîr, 4/3039)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 29 May 2011, 14:37 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 1059
Rasûlullah (sav) buyurdular:

“İstanbul elbette fetholunacaktır; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir!” (Ahmed, IV, 335; Hâkim, IV, 468/8300)


Sultan Mehmed Han, 29 Mayıs 1453 sabahı karadan ve denizden görülmemiş bir azimle büyük bir hücûm başlattı. Top gürültüleri arasında göklere yükselen kös, davul ve mehterin kudretli sesleri, tekbîr sadâlarıyla birleşerek Fâtih ve askerlerini Peygamber müjdesi rehberliğinde İstanbul’a bir sel gibi akıtıyordu.

Sultan Fâtih Hazretleri’nin ve ordusunun bu hücûm heyecanını Yahyâ Kemâl ne güzel ifâdelendirir:

Vur pençe-î Alî’deki şemşîr aşkına
Gülbangi âsmânı tutan pîr aşkına

“(Ey yiğit! Allâh’ın arslanı olan) Hazret-i Alî’nin pençesindeki (zülfikâr isimli) kılıç aşkına; gülbangi, (Allâh Allâh sesleri tâ) semâyı kaplayan pîr aşkına vur!..”

Ey leşker-î müfettihu’l-ebvâb vur bugün
Feth-î mübîni zâmin o tebşîr aşkına

“Ey kapılar açan kahraman asker! Bugün, (içinde) feth-i mübîni gizleyen o (ulvî ve şerefli) müjde (ye nâil olmak) aşkına vur!..”

Vur deyr-i küfrün üstüne rekz-î hilâl içün
Gelmiş bu şehsüvâr-ı cihângîr aşkına

“Küfrün kilisesinin (husûsiyle Ayasofya’nın) üstüne (İslâm’ın) hilâli (ni) dikmek için gelmiş bu at üstündeki cihangir (Fâtih Sultan Mehmed Han) aşkına vur!..”

Düşsün çelengi Rûm’un eğilsün ser-î Firenk
Vur Türk’ü gönderen yed-i takdîr aşkına

“Türk’ü gönderen (yüce) takdîrin kudreti aşkına (öyle) vur (ki), (hem) Rum’un taktığı sorguç (kafasıyla birlikte yere) düşsün; (hem de) Firenk’in (yâni kâfir Avrupalı’nın da) başı eğilsin!..”

Son savletinle vur ki açılsın bu sûrlar
Fecr-i hücûm içindeki Tekbîr aşkına

“(Haydi, ey yiğit!) Hücûm sabahının içindeki (yeri göğü kaplayan) Tekbîr aşkına, bütün gücünle ve son şiddetli hücûm olacak (zaferi müyesser kılacak) şekilde vur ki, (yıllardır fethedilememiş olan ve Peygamber müjdesine nâiliyyeti engelleyen) şu (zâlim) surlar, (nihâyet sana mukâvemet edemeyip, artık) açılsın (ve aşılsın! Böylece feth-i mübîn nasîb olsun! Böylece sen de Hazret-i Peygamber’in methettiği asker ol; kumandanın da O’nun methettiği kumandan olsun; haydi vur bugün!..)”

Böyle bir heyecan ve şevkle yapılan hücûmla, nihayet surların üzerinde Ulubatlı Hasan’ın diktiği bayrak, dört bir yana dalgalanmaya başladı. Artık Kostantiniyye fethedilmişti. Defalarca kuşatılan bu şehrin fethi genç hükümdar Gâzî Sultan Mehmed Han’a nasîb olmuştu.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 07 Haz 2011, 08:37 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 1059
Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Kıyâmet günü bana en yakın olanınız, huy ve ahlâk olarak en güzel olanınızdır.” (Tirmizî, Birr, 71)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Haz 2011, 13:11 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Eyl 2008, 02:00
Mesajlar: 688
Konum: Ankara
Resim---Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
"Sizden hiç biriniz ölümü temenni etmesin ve ölüm kendisine gelmeden evvel ölümü dilemesin. Çünkü biriniz öldüğü zaman ameli kesilir. Ve muhakkak ki ömür, Müminin ancak hayrını artırır."
(Sahih-i Müslim: 4843)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 14 Haz 2011, 13:39 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Eyl 2008, 02:00
Mesajlar: 688
Konum: Ankara
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

"Namazın ilk vaktinde Allah'ın rızası vardır. Son vaktinde de affı vardır."

(Tirmizi - 172)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 15 Haz 2011, 13:06 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Eyl 2008, 02:00
Mesajlar: 688
Konum: Ankara
Resulullah (sav) buyurdular ki:

"Bir avuç çürük hurma ile de olsa akşam yemeği yeyin. Zira akşam yemeğinin terki ihtiyarlık sebebidir."


(Tirmizi -1857)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 16 Haz 2011, 10:35 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Eyl 2008, 02:00
Mesajlar: 688
Konum: Ankara
Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

"Bu ruzgar, Allah'in rahmetindendir. Rahmeti de, azabi da getirir. Onu gorunce, sakin ona sovmeyin. Allah'tan ruzgarin hayr (getirmes)ini dileyin, serr (getirmes)inden Allah'a siginin."

Ebu Davud, Edeb 113, (5097).

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 17 Haz 2011, 13:23 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Eyl 2008, 02:00
Mesajlar: 688
Konum: Ankara
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki:

"Kim sabaha erdigi zaman uc kere "Euzubillahi's-semi'il-alim mines-seytani'r-racim" der ve Hasr suresinden uc ayet okursa, Allah onun icin yetmis bin melegi vekil tayin eder de onlar, aksam oluncaya kadar kendisine rahmet okurlar. Sayet o gun olecek olsa sehid olarak olur. Aksam vaktinde ayni sekilde okuyacak olsa, (keza sabaha kadar ayni seyler sozkonusudur).

Tirmizi, Fedailu'l-Kur'an 22,(2923).

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 20 Haz 2011, 09:20 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Eyl 2008, 02:00
Mesajlar: 688
Konum: Ankara
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem):

"Bir kul sır duada bulunduğunda ALLAH Tealâ mutlaka ya onun istediğini verir, ya da ondan dengi bir kötülüğü (müsibeti) uzaklaşırır. (duasını karşılıksız bırakmaz)." buyurdu.

(İmamı Ahmed, Müsned III/160)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 22 Haz 2011, 09:10 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Eyl 2008, 02:00
Mesajlar: 688
Konum: Ankara
Abdullah ibn Abbas (radıyallâhu anhümâ) hazretleri, Resûlullah ın (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurduğunu nakleder:

İnsanların çoğunun kıymetini bilemedikleri ve aldandıkları iki nimet vardır ki, bunlar, sıhhat ve boş vakittir.

(Buhari, Rikak, 1,60)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Haz 2011, 10:02 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Eyl 2008, 02:00
Mesajlar: 688
Konum: Ankara
Ebû Hüreyre'den Rasûlullah'ın (sas) şöyle dediği rivâyet edilmiştir:

"Rasûlullah (sas)'a Cuma gününe niçin bu adın verildiği sorulduğu zaman şöyle cevap vermiştir: "Babanız Âdemin yaratılışı o günde oldu Kıyâmet o günde kopacak, yeniden dirilme ve insanların hesap için yakalanması o günde olacaktır Cuma gününün üç saatinin sonunda öyle bir an vardır ki, o anda dua edenin duası kabul olunur "

(Ahmed b Hanbel , 311)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Haz 2011, 11:26 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 1059
]

Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-dan rivâyete göre Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:

"Sakın sizden biriniz duâ ederken "Yâ Rabb, dilersen beni mağfiret eyle, dilersen bana merhamet eyle" demesin. İstediğini sağlamca ve kat'ıyyetle istesin. Çünkü Allah'ı şu veya bu işe zorlayabilecek hiçbir kudr...et yoktur."(1)

Yine Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-'dan rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:

"Sizden herhangi biriniz" duâ ettim de kabul olunmadı" diyerek acele etmedikçe duâsı kabul olunur." (2)

Duâ eden duâsında ısrar etmeli, devam etmelidir. Her halde er veya geç müstecâb olur.

Bir de dünyâda müstecâb olmasa bile kul bunu yine kendi lehine bilip Allah'dan ümidini kesmemelidir. Duâ büyük bir ibâdet olduğu için âhırette de bir ecir ve sevâbı olur.


Ebû Musa el-Eş'arî -radıyallahu anh-dan rivâyete göre Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri Hayber gazâsı'na giderken maiyyetinde bulunan ashab-ı kiram bir vâdiye vardıkta yüksek sesle tekbîr ve tehlîl ederek bağıra bağıra zikrullah etmeğe başladılar. Resûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem- Hazretleri:

"-Kendinize rıfk u merhamet ediniz. Zîra siz ne sağıra, ne de gâibe duâ ediyorsunuz. Ancak her şeyi hakkıyle işiten ve size sizden yakîn olan Allah'a duâ ediyorsunuz. Ve Allahü Teâlâ Hazretleri siz nerede olursanız berâberinizdedir" buyurdu.

Yani; öyle kendinize bu derece bağırmakla zahmet vermenize hâcet yoktur. Cenâb-ı Hakk'a nisbetle hafî ve cehrî yapılan zikir müsâvidir.

Ebû Mûsâ diyor ki: O esnâda ben, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretlerinin hayvanının arkasında Zât-ı risâletpenâhîleriyle birlikte beraberdim.

Ve lisânımla

diyordum.
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Hazretleri bana hitâben:

- Ey Abdullah bin Kays' buyurdu. Ben de icâbetle:
- Lebbeyk yâ Resûllallah, dedim. Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri bana hitâben:
- Ben sana cennet-i a'lânın hazînelerinden bir hazîneye delâlet edeyim mi? buyurunca ben hemen:
- Babam ve anam sana fedâ olsun yâ resûlallah! Evet irşâd ediniz, dedim.
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri:

"Ma'sıyetten sakınmak ve tâat ve ibâdetlerde kuvvet ve kudret ancak Allah Teâlâ Hazretlerinin tevfık-i Rab-bâniyyesi ve irâde-i Sübhâniyyesiyledir."(3)
buyurdu.

Yâni cümle âlemin müdebbir-i hakîkisi ve mutasarrıfı, hepsinin hâlikı olan Allah sübhanehu ve teâlâ-Hazretleridir, demektir.


Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz'e ve ehl-i Beyt'ine salât ve selâm da duânın en mühim âdabındandır.
Hadîs-i şerifte:

"Yapılan bir duâda, Muhammed -aleyhi's-salâtü ve's-selâm- ve ehl-i Beytine salât ve selâm edilmedikçe o duâ, makam-ı icâbete vâsıl olamaz."(4) buyurulmuştur.

Duâ eden kimse, duânın başında, ortasında ve sonunda Peygamber Efendimize salât ve selâmı tekrar etmeli. Hulûs-i kalb, nezâfet, tahâret, istikbâl-i kıble, izhâr-ı tezellül, tazarru, enbiyâ ve evliyâ ile tevessül, günahkâr ve mücrim olduğunu ikrar ile tevbe ve istiğfar edip haram lokmadan ictinâb etmelidir. Bu sûretle yapılacak hayır duâların kabûlü hakkında şübhe etmemelidir.

________________________________________
(1) Buhârî, Deavât,, 21.
(2)Tirmizî,Deavât, 12.
(3) Buhârî, Megazî, 38.
(4) Buhârî, Megazî, 38.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 Haz 2011, 15:52 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Eyl 2008, 02:00
Mesajlar: 688
Konum: Ankara
Enes (ra) Malik İbnu Sa`saa (ra)`dan naklen anlatıyor:
"Resulullah (sav) onlara, Mirac`a götürüldüğü geceden anlatarak demiştir ki, "Ben Ka`be`nin avlusundan Hatim kısınında -belki de Hıcr`da demişti- yatıyordum, -bir rivayette şu ziyade var: Uyku ile uyanıklık arasında idim- Derken bana biri geldi, şuradan şuraya kadar (göğsümü) yardı. -Bu sözüyle boğaz çukurundan kıl biten yere kadar olan kısmı kasdetti.- Kalbimi çıkardı. Sonra bana, içerisi imanla [ve hikmetle] dolu, altından bir kap getirildi. Kalbim [çıkarılıp su ve zemzem ile] yıkandı. Sonra içerisi (imanla) doldurulup tekrar yerine kondu. Sonra merkepten büyük katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak`tı. Ön ayağını gözünün gittiği en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibril aleyhisselam beni götürdü. Dünya semasına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi. "Gelen kim?" denildi. "Cibril!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed (sav)!" dedi. "O`na Miraç daveti gönderildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!" denildi. Derken kapı açıldı. Kapıdan geçince, orada Hz. Adem aleyhiselam`ı gördüm. "Bu babanız Adem`dir! Selam ver O`na!" dendi. Ben de selam verdim. Selamıma mukabele etti. Sonra bana: "Salih evlad hoş gelmiş, salih peygamber hoş gelmiş!" dedi. Sonra Hz. Cebrail beni yükseltti ve ikinci semaya geldik. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim?" denildi. "Ben Cibril`im!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "O`na Miraç daveti gönderildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" dediler. Derken bize kapı açıldı. İçeri girince, Hz. Yahya ve Hz. İsa aleyhimasselam ile karşılaştım. Onlar teyze oğullarıydı. Hz.Cebrail: "Bunlar Hz. Yahya ve Hz. İsa`dırlar, onlara selam ver!" dedi. Ben de selam verdim. Onlar da selamıma mukabelede bulundular. Sonra: "Hoş geldin salih kardeş, hoş geldin salih peygamber" dediler. Sonra Cebrail beni üçüncü semaya çıkardı. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim ?" denildi. "Cibril`im!" dedi. "Yanındaki kim?" denildi. "Muhammed`dir!" dedi. "O`na Miraç daveti gitti mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi. Kapı bize açıldı. İçeri girince Hz. Yusuf aleyhiselam`la karşılaştık. Cebrail: "Bu Yusuf tur! O`na selam ver!" dedi. Ben de selam verdim. Selamıma mukabele etti. Sonra: "Salih kardeş hoş gelmiş, salih peygamber hoş gelmiş!" dedi. Sonra Cebrail beni dördüncü semaya çıkardı. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim ?" denildi. "Cibril`im!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "Ona Miraç davetiyesi indi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" dediler. Kapı açıldı, içeri girdiğimizde, Hz. İdris aleyhisselam ile karşılaştık. Hz. Cebrail: "Bu İdris`tir, O`na selam ver!" dedi. Ben selam verdim. O da selamma mukabele etti. Sonra bana: "Salih kardeş hoş geldin, salih peygamber hoş geldin!" dedi. Sonra Hz. Cebrail beni yükseltti. Beşinci semaya geldik. Kapıyı çaldı. "Kim bu gelen ?" denildi. "Ben Cibril`im!" dedi. "Beraberindeki kim ?" denildi. "Muhammed!" dedi. "O`na Miraç daveti indirildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi. Kapı açıldı, içeri girince, Harun aleyhisselam ile karşılaştık. Cebrail aleyhisselam: "Bu Harun aleyhisselam`dır. O`na selam veri" dedi. Ben selam verdim, o da selamıma mukabelede bulundu ve: "Salih kardeş hoş geldin, salih peygamber hoş geldin!" dedi. Sonra Cebrail beni yükseltti ve altıncı semaya geldik. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim?" denildi. "Ben Cibril!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "O`na Miraç daveti indirildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi, içeri girince, Hz. İbrahim aleyhisselam ile karşılaştık. Cebrail: "Bu baban İbrahim`dir, O`na selam ver!" dedi. Ben selam verdim. O da selamıma mukabele etti. Sonra: "Salih oğlum hoş geldin, salih peygamber hoş geldin!" dedi. Sonra Sidretü`l-Münteha`ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen`in) hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi. Cebrail aleyhisselam bana: "İşte bu Sidretü`l-Münteha`dır!" dedi. Burada dört nehir vardır: İkisi batıni nehir, ikisi zahiri nehir. "Bunlar nedir, ey Cibril?" diye sordum. Hz. Cebrail: "Şu iki batıni nehir cennetin iki nehridir. Zahiri olanların biri Nil, diğeri Fırat`tır!" dedi. Sonra bana el-Beytü`l-Ma`mur yükseltildi. Sonra bana bir kapta şarap, bir kapta süt, bir kapta da bal getirildi. Ben süt aldım. Cebrail aleyhisselam: "Bu (aldığın), fıtrat(a uygun olan)dır, sen ve ümmetin bu fıtrat (yaratılış) üzeresiniz!" dedi. Resulullah devamla dedi ki: "Sonra bana, her günde elli vakit olmak üzere namaz farz kılındı. Oradan geri döndüm. Hz. Musa aleyhisselam`a uğradım. Bana: "Ne ile emrolundun?" dedi. "Gece ve gündüzde elli vakit namazla!" dedim. "Ümmetin, her gün elli vakit namaza muktedir olamaz. Vallahi ben, senden önce insanları tecrübe ettim. Beni İsrail`e muamelelerin en şiddetlisini uyguladım (muvaffak olamadım). Sen çabuk Rabbine dön, bunda ümmetine hafifletme talep et!" dedi. Ben de hemen döndüm (hafifletme istedim, Rabbim) benden on vakit namaz indirdi. Musa aleyhisselam`a tekrar uğradım. Yine: "Ne ile emrolundum ?" dedi. "Benden on vakit namazı kaldırdı!" dedim. "Rabbine dön! Ümmetin için daha da azaltmasını iste!" dedi. Ben döndüm. Rabbim benden on vakit daha kaldırdı. Dönüşte yine Musa aleyhisselam`a uğradım. Aynı şeyi söyledi. Ben, beş vakitle emrolunmama kadar bu şekilde Hz. Musa ile Rabbim arasında gidip gelmeye devam ettim. Bu sonuncu defa da Hz. Musa`ya uğradım. Yine: "Ne ile emredildin ?" dedi. "Her gün beş vakit namazla!" dedim. "Senin ümmetin her gün beş vakit namaza da takat getiremez. Rabbine dön, hafifletme talep et!" dedi. "Rabbimden çok istedim. Artık utanıyorum, daha da hafifletmesini isteyemem! Ben beş vakte razıyım. Allah`ın emrine teslim oluyorum!" dedim. Musa aleyhisselam`ı geçer geçmez bir münadi (Allah adına) nida etti: "Farzını kesinleştirdim, kullarımdan hafiflettim de!"
[Bir rivayette şu ziyade geldi: "Namazlar (günde) beştir. Ve onlar ellidir de. İndimde hüküm değişmez artık!"]


HadisNo : 5568

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 30 Haz 2011, 10:00 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Eyl 2008, 02:00
Mesajlar: 688
Konum: Ankara
Hazreti Enes bin Mâlik (radiyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimiz şöyle buyurmuştur:

''Cenab-ı Hakk’a karşı saygı hisleriyle dopdolu olarak her zaman ümit televvünlü bir korku içinde bulunmak demek olan haşyet, faydalı ilim ve salih amel beraberliği diyebileceğimiz hikmetin temelidir. Haram ve yasaklara karşı sürekli tetikte olmak, hatta memnû’ şeylere girme endişesiyle, şüpheli hususlara karşı dahi bütün bütün kapanmak şeklinde tarif edebileceğimiz verâ da amellerin piridir. Yalnız kaldığı anlarda kendisini masiyetlerden alıkoyacak böyle bir vera’ya sahip olmayan kimsenin amellerine Allah hiç ehemmiyet vermez.''

(Müsned-i Şihab, 1/303; el-Vera’, 1/43; Zemmü’l-Hevâ, 1/596)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 467 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 15, 16, 17, 18, 19

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 28 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye