DÎNin Direği

Cevapla
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11991
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

DÎNin Direği

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim
DİNin DİREĞi
SALÂT ZEVKİ
SALÂVÂT SILASI..

ResimResimResim



ResimSALL, ulaşımdır..İsâledir.. SILAda ebediyen OLmak/KALmaktır.
SALL,Naz-Niyaz Namazımızdır..
Maksadımız MuhaMMedî tasavvuf penceresinden SALÂTı arzetmektir..

MuhaMMedî şuûra ulaşanlar arasında asla riyâ ve yalan yoktur hamdolsun...
Neden olsun ki; onlar öylesine erdem erleridirler ki; GEÇmişe bağışlanma ve tevbeleri birdir.. GELeceğe hak ve hayr duaları birdir.. ŞU ANda olan (YAŞAnan, kaderin kazası gereği hükm-ü hakk: olan'a) rıza gösterip: Nefsin (ve aklının) hoşuna giderse şükür, gitmezse sabırda birdirler..
İmân eden, sâlih amel ehli olan ve hakta ve sabırda vasiyetleşen vuslât damlalarıdırlar..
Ki onalar, Emrullah'ın tÜMMünü harfiyyen ve MuhaMMedî metodla işleyip sevâbını sahibi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ortak hesabına anında aktaran, Kevser Havuzuna gönderip,
Nefsine ise: “Hatalarınla baş başasın, sevâb bekleme ve gayret et. Fırsat geçirmeden çalış!. Hatalarına istiğfâr ve tevbe et!.." diyen yağız yiğitlerdir...

İsim veremeyeceğim amma şu anda Antalya'da yaşayan bazı arkadaşlarımın da tanıdığı bir zâta benden bahsetmişler...
"Gelsin de hesablaşalım çıksın işin içinden!." demiş...
Bir arkadaşım onun parsellerinden birine 13 kat bir bina dikiyordu. Şantiyeye götürdü.
76 yaşında ak saçlı cıvıl cıvıl mavi gözlü, samîmî ve tedirgin bir kimse idi... Masanın üzerine kalınca bir defter çıkarıp koydu.
"Sen de çıkar neyin varsa..." dedi.
Bende boş ve küçük bir kağıt ve bir kalem vardı gerçekten..
o delici bakışlı cıvılcıvıl ufacık mavi gözleriyle derince süzdü ve:"Al oku defterimi tasavvuf deyip durmayın, gelin, çıkın işin içinden. Ben, Dünyayı da, Konya'yı da bilirim... falan.. filân!." dedi.
Ve elini sertçe masaya vurunca: "Bana bak yaşlı baba... İçin yanıyor sanıyordum, kulaklarından ve burnundan duman çıkmaya başladı... Kendi defterini kendin oku ve anlat da anlaşalım!.." dedim.

O ise sola dönüp: “şu parseldeki-adadaki bloklardaki katlardan 78 tanesi benim, şu ilerdekilerden 110 daire benim ve..." derken ben:
"Anladım!. Malı mülkü atla..." dedim.
"İlk karımdan ayrıldım. Bir oğlum bir kızım vardı. Üçü de mal vermedim diye birleştiler bana karşı ve bana bunak da'vâsı açtılar... Kendimden 40 yaş küçük bir hanım almıştım. 11 yaşında bir oğlum var ondan da.." dediğinde:
"Geç geç..." deyince: "Gözlerinden yaşlar boşandı ve
"Ben hiç gece uykusu bilmiyorum; evlerimin sayısı, odaların ebatları, rüyâma girip uyandırıyor... Evde bir 9 lu tabancam var. Pek çok kere karşılıklı konuştuk ama, tetiğini çekemedim başıma v.s.. Ve ölümcül bir hastalığım var. Ömrüm boşa geçmiş ve artık artık toparlanmam imkânsız!.." diyordu...
Ve geri başa dönemiyordu ve yolun sonunda varlık içinde yoklukta, dertlerde bir böcek gibi kıvranıp duruyordu.. ve “hiç de namaz kılmadım!.” dedi..

Bunları şunun için arz ettim ki,
MuhaMMedî Tasavvuf Ayık Akıl ve Saf Nakil İşidir. Uyur, uyurgezer ve sarhoş aklın oyuncağı Tasavvur Tasavvufu ise, kapı kapı ev servisi yapan simsar softalarca satılıp-alınıyor günümüzde...

İ'tikad: Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme tam teslim olup, iman edip, tâbi' olup da getirdiği Kur'ân-ı Kerim ile sünneti üzere amelle, Rabbü'l-âlemin'ine itâat, itimad ve güvendir.

KESRET içinde yüzen birisine VAHDETten söz etseniz "kaç tane daha var?." der. Vahdet ise “tek”liktir ve "BİR"liktir. Vahdet-i Mevcûdu (kâinâtı), Vahdet-i Vücûd sanan ve anlayanların, taşkınlık ve şaşkınlıkları meşhurdur. Elbette Vahdet-i Vücûd bir kemâlât makamıdır. İmam-ı Rabbani Hazretleri mektubâtında "bu makamda 14 yıl kaldım" demekte ve Vahdet-i Vicdân olarak yorumlamaktadır.

El evvel-El âhir- El Zâhir- El Bâtin olan ALLAH Teâlâ’nın Vahdaniyyeti mutlak ve kesindir.
Şu gördüğümzü Kesret, gölge, izafi MevCÛDlar ise, Vahdet-i Vücûdun gölgesi, Vahdet-i Mevcûddur ve ZÂT değil NÛRuLLahtır!.

"Vahdet-i Vücûd dersek bizi de katarız haa..." gibi olması mümkün olmayan ve anlamsız sözleri;
Firavun'un çıkıp da: "Ben en yüce RABB'ınızım..." sözü gibi abes, boş ve gereksiz buluyorum..

Zirâ;
Vahdet-i Vücûd,
Vahdet-i Şühûd,
Vahdet-i Sücûd,
Vahdet-i Uhûd..

Nefsin, İlâhi Vahdaniyyet karşısında (sırat-ı hayat köprüsünden geçerken) sırat-ı müstakîm üzere yürüdüğü kader çizgisinde kendi kemâlât makamlarındaki durum değerlendirmeleridir.

Vücûd, Şühûd, Sücûd, Ühûd;
Nefsin, İlâhi Vahdaniyyet karşısında (sırat-ı hayat köprüsünden geçerken) sırat-ı müstakîm üzere yürüdüğü kader çizgisinde kendi kemâlât makamlarındaki durum değerlendirmeleridir.

Vücûd, Şühûd, Sücûd Ühûd (ahdlerin verildiği) Makamına (yerine) gelen nefs, Bezm-i Elest gerçeği ile buluşur...

Götürdüğü gerçek ise Rabbü'l-âlemin'e: "Vallahi ben imkânla imtihan âlemine gittim, yaşadım, anladım ve şâhid oldum ki "Eşhedü enlâ ilâhe illallah ve Eşhedü enne MuhaMMeder Resûlullah" sözü olacaktır.
Elbette Merhametullah ve Mülküllahı bilmektedir ve şüphesi de yoktur!..

Günde beş kerre, bu ASLına DÖNüşü SALLına bizler Farsça namaz demekteyiz ki Arapçası SALÂttır..

İslam İnacında TEVHİD DÂvÂsı ALLAHu zü’L- CeLÂL’e aittir.
İslam İnacında TEVHİD DÂveti Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme aittir.
İslam İnacında DUÂ KULLUK ŞiÂRıdır ve KULa aittir.
RaBbu’l- ÂLEMîne KULLuğun Temeli Duadır.. DuÂnın YERi ise SALÂT SECDEsidir;

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kul Rabbine en ziyade secdede iken yakın olur, öyle ise secdede duâyı çok yapın.” buyurmuştur..
(Ebû Hureyre radıyallâhu anh’dan; Müslim, Salât 215, (482); Ebû Dâvud, Salât 152.)

ANcak DUÂLarımız dâimâ “BİZ BİR-İZ”dir..
Onun için bİZe buyuruyor: "Duânız olmasaydı ne işe yarardınız. Neye yarardınız?."
ALLAHu zü’l- CeLÂLimiz, Kur'ÂN'ı Kerim'imizde;

قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا
Resim---Kul mâ ya’beu bikum rabbî lev lâ duâukum, fe kad kezzebtum fe sevfe yekûnu lizâmâ(lizâmen): De ki: "Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır." (Furkân 25/77)

Namaz İsLÂM Dininin “DU DİREĞİ”dir. KULLuk Kalkanıdır..
Çünkü SALÂT, tekeMMülün tÜMMüne CÂMİ'dir. Mü’minin Mi'RÂCdır.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُون
Resim---Utlu mâ ûhıye ileyke mine’l- kitâbi ve ekımıs salât (salâte), inne’s- salâte tenhâ ani’l- fahşâi ve’l- munker (munkeri), ve le zikrullâhi ekber (ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn (tasneûne).: Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et (namazı kıl). Muhakkak ki salât (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder). Ve Allah'ı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir.” (Ankebût 29/45)

عَنْ جَاِبرٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
بَيْنَ الْعَبْدِ وَ بَيْنَ الْكُفْرِ تَرْكُ الصَّلاَةِ
Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kul namazı da terketti mi, işte o zaman küfürle arasında hiçbir perde kalmamış demektir.” buyurmuştur.
(Câbir radıyallahü anhdan;Müslim, İman, 134; Ebû Davud, Sünnet, 15; Tirmizî, İman, 9; İbn Mace, İkamet, 17)

Fahruddin Razi kaddesallahu sırrahu, (v.h.606/1209) “Mefatihu’l-Gayb” isimli tefsirinde: “ALLAH celle celâluhunun, “kabe kavseyn” e yükseltmekle kendisine ikramda bulunduğu Hz. Muhammed aleyhi's-selâm’ın, Allah’ın huzurunda: “et-tahiyyâtu el-mubârekâtu es-salavâtu et-tayyibâtu lillâhi, ve’s-salâtu mi’râcu’l-Mu’min” buyurduğunu bildirmektedir.
(Fahreddin er-Razi, et-Tefsîru’l-Kebîr, c: 1, s: 226, Sureden Çıkarılan Akli İncelikler bölümü; Âlûsî, Rûhu’l-Meânî, c: 10, s: 453, Tevbe suresi 74. âyetin tefsiri)

İsmail Hakkı Bursevi (v.h.1127) Ruhu’l-Beyan isimli Tefsir’inde “namaz müminin miracıdır” rivâyetini hadis olarak vermekte.
(Beyrut trs, 6/64, 8/98)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Namaz dinin direğidir, kim onu terkederse dinini yıkmıştır." buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfu’l- Hâfâ, II/31)

Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11991
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: DÎNin Direği

Mesaj gönderen kulihvani »

ResimResim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Bizimle kâfir arasındaki fark namazdır. Namazı terk eden kâfir olur." buyurmuştur.
(Nesaî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Cennetin anahtarı namazdır." buyurmuştur.
(Darimî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “En faziletli amel, vaktinde kılınan namazdır." buyurmuştur.
(Ebu Davud)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kalk namaz kıl, namaz elbette şifadır." buyurmuştur.
(İ.Ahmed, İ.Mâce)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Namazın farz olduğuna inanıp, eksiksiz kılan, Cennete gider." buyurmuştur.
(Hâkim)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Namaz îmanın direğidir. Cihad amelin zirvesidir. Zekât ise, bu ikisinin arasında yer alır." buyurmuştur.
(Deyleminin Müsnedü'l'Firdevs"inden.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem "Namaz îmanın direğidir. Cihad amelin zirvesidir. Zekât ise, bu ikisinin arasında yer alır." buyurmuştur.
(İmam Ali kerremullahi vecheden; Deyleminin Müsnedü'l'Firdevs"inden.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Namaz îmanın ölçeğidir. Kim o ölçeği tam doldurursa mükâfatını da tam alır." buyurmuştur.
(İbni Abbas radiyallahu anahudan; Beyhaki, Şuabul İman)

Resim---Muaz İbnu Cebel radiyallahu anahu rivâyet ediyor: "Bir seferde Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem )'la beraberdik. Bir gün yakınına tesadüf ettim ve beraber yürüdük. Ben: "Ey Allah'ın Resulü, beni cehennemden uzaklaştırıp cennete sokacak bir amel söyle!" dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Mühim bir şey sordun. Bu, Allah'ın kolaylık nasib ettiği kimseye kolaydır; Allah'a ibâdet eder, Ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılarsın, zekat verirsin, Ramazan orucunu tutarsın, Beytullah'a hacc yaparsın!" ve devamla: "Sana hayır kapılarını göstereyim mi?" buyurdu.
Ben: "Evet yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem !." dedim.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Oruç (cehenneme) perdedir; sadaka hataları yok eder, tıpkı suyun ateşi yok etmesi gibi. Kişinin geceleyin kıldığı namaz sâlihlerin şiârıdır." buyurdular ve şu âyeti okudu:

تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ
Resim---Tetecâfâ cunûbuhum ani’l- medâcıi yed’ûne rabbehum havfen ve tamaan ve mimmâ razaknâhum yunfikûn (yunfikûne).: Onların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.” (Secde 32/16).

Resim---Sonra bana sordu: "Bu (din) işinin başını, direğini ve zirvesini sana haber vereyim mi?"
"Evet yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem !." dedim.
"Dinle öyleyse" buyurdu ve açıkladı: "Bu dinin başı İslam'dır, direği namazdır, zirvesi cihâddır!" Sonra şöyle devam buyurdu:
"Sana bütün bunları (tamamlayan) baş âmili haber vereyim mi?"
"Evet yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!." dedim.
"Şuna sahib ol!" dedi ve eliyle diline işâret etti.
Ben tekrar sordum: "Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem !.! Biz konuştuklarımızdan sorumlu mu olacağız?"
"Anasız kalasıca Muaz! İnsanları yüzlerinin üstüne -veya burunlarının üstüne dedi- ateşe atan, dilleriyle kazandıklarından başka bir şey midir?" buyurdu.
(Tirmizî, İman 8, (2619)

Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11991
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: DÎNin Direği

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim SALÂt-Namaz ki; Vücûdî, Şühûdî, Sücûdî, Ühûdî Makamlar SiLsiLesidir:

1- Namazda Kıyam ->Vücûdî Bir Makamdır:

Tüm letâifler beden kabında, “elif harfi” gibi ayakta, eller bağlı ve ayaklar sabit ki kaymaz hâlde kulun benliğinin kendini, ve RABB'ını bilmesi ezel Elest Bezminde verdiği sözü, şimdi İlâhi sözü olan Kelâmullah-Kur'ân-ı Kerimle doğrulaması ve arzedişi..
İlmullahdan isti'dâdınca, vehbî olanı, iktisabınca (kesbî-çaba, gayret iş) yaşayış.. KIYAM ve Kırâat Makamı..

Kıyam, İnsan, beden içindekilerle birlikte (can cisimde) seccade üzerinde ayakta dimdik durmaktadır. Bu hâli, bu zaman ve bu zeminin gerçeğidir. Rabbü'l-âlemin'i ise Hazır-Nazır bilmektedir.
Bir ŞEY’ olmaktan ve bir ŞEY’e benzetmekten tenzih ettiği RABB'ısını, kendisi gibi bir mahlûk (heykel) olarak karşısında görmek ihtiyacı asla yoktur.
İÇte şah damarından da yakın (Akreb-Merkez) RABBı TeÂLÂ’sını, DIŞta ise küllî şey'e Muhit (kapsamış, yutmuş) olan ALLAHu zü’L- CeLÂL’i vücûda girmekten tenzih eder ki, Vâcibu’l-VüCÛD BİLir İnanır. Ve emredildiği gibi esas duruşta kulluğunu arza çabalar..

2- Namazda KıRaat ->Vücûdî Bir Makamdır:

Bu Ulvi DURuş DevrÂNında ALLAHu zü’L- CeLÂL’i SÖZü, RasûLLuLLah SALLallahu aleyhi ve SELLemin SESi, MuhaMMedÎ Nefes Olursak SALLımız HAYYdir..
Namazda ANcak bu makamda Kur'ân-ı Kerim OKUnaBİLir, diğer makamlarda âyet olarak okunamaz..

3- Namazda Rükû' ->Şühûdî Bir Makamdır:

Benliğini ve RaBBü'l-âlemin'in azametini bilen ve anlayan ve şâhid olan nefsin, sınırlı ve sorumlu benliğini kendisine bahşeden RABBı TeÂLÂ’'sının bu lûtfünü irade ile, ters dönmüş ve benliğinden vazgeçmiş "Lâm harfi" gibi başını eğişi, sözün sohbete dönüşüp nefsin sahibini BULuş ŞÜHÛDu. Şâhidliğ..
Tenezzûl Tevâzu' ve Tesbih ve Hamd Makamı...
İnsan nefsi hakkı iyice anladığı gibi, hayrı da anlamakta aynı derecede kabiliyet ve isti'dâd sahibidir.
Akıl Nûrunun verilişine ana sebeb de bu yönüdür.
Kıyamda kendini ve RABB'ıni BİLen Nefs, kulluk kemâlâtında benlik başını eğerek Bezm-i Elestte verdiği RüBûBiyyet Tevhidine Şehâdetini Şühûdî olarak BULur ve yeniler.
El Azîm olan RABBı TeÂLÂ’'sını tüm noksanlıklardan beri’ kılar.
Rabbü'l-âlemin'in İmkân Âleminde başka Rablerin olmadığına ve olamayacağına Şühûdî Şehâdetini sunar.. Ve hamdini EKLer...

4- Namazda Secde Sücûdî Bir Makamdır:


Nefsin RABBı TeÂLÂ’sına RüCÛ’ kararı ile, benliğinden geçiş gereğini idrak ederek gölgesini (kendini) gizlemeden yok biliş ve RABB'ısına teslim edişi 7 letâifin teslimiyyetinin RABBı TeÂLÂ’sına RüCÛ’ Secdesi ve İstikametinin URÛC secdesi...

يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ
Resim---Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh: Ey iyiden iyiye inanmış, şüpheden kurtulmuş can.” (Fecer 89/27)

ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً
Resim---İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh: Dön Rabbine, ondan râzı olarak ve rızâsını kazanmış bulunarak.” (Fecer 89/28)

فَادْخُلِي فِي عِبَادِي
Resim---Fedhulî fî ibâdî: Artık katıl kullarımın arasına.” (Fecer 89/29)

وَادْخُلِي جَنَّتِي
Resim---Vedhulî cennetî: Ve gir cennetime.” (Fecer 89/30)

Kıyamın karşılığı kariblik (yakînlik), akrabalık.
MuhaMMedî şeddeli MiM'in, RABB'ısıyla Zevk Mahalli ve Rücû ve Urûc Mir'âcı.. Merkeze Rücû ve Muhite Urûc.. MuhaMMedî Mi'râc..

Ezel ki RüBûBiyyet Tevhidine, şu ÂNda, ŞeÂNuLlahta, bu ÂLEMdeki yaşamı sonucu şâhid OLup imân ve ilân eden Nefs, Kalbe girmeye ve Kalbî Nefs olmaya hakk kazanmıştır..

MuhaMMedî MeLÂMetin Özellik ve Güzelliğidir ki,
Akılları Kandırmaya uğraşmaz da, İÇ Denge ve DIŞ Düzenini Kurmakta Hakka ve Hayra inandırmaya Hasbî Hizmet eder.. hayalî bir inancı kabul edemez..
MuhaMMedî MeLÂMetinesası ANTi-POT ANLAyışıdır..Eşitlik ve zıtlığın ötesinde Taammlayan Tümleyen BİZ BİR-İZliğidir..ANLAtmakla değil de YAŞAnmakla ANLAşılaBİLinir..

AKIL OLasılıkları-İhtimalleri BİLip-BULup-OLup- Hayata aktarırsa ve hayatla DUYum-UYum SAĞlarsa TekeMMüL etmiş demektir..

Geçici varlığının gölgesini bedeni altına toplama vakti gelmiştir.
Her HÜCResini temsilen 7 organı ve âleti (2 ayak, 2 diz, 2 el, 1 baş ile) üzerinde (7 ayaklı bir masa gibi) RABB'ısına secde eder. Kudretullahı (potansiyel azamet, güc) anlayan aklıyla "El A'LÂ olan RABBı TeÂLÂ’sına tüm akıl içi ve akıl dışı benzetme ve noksanlıklardan uzak kılar.
7 ayaklı masa benzetmesi doğru ve gerçektir. Teknikte 3 noktadan bir düzlem geçer ve bu ilk denge hâli ve denge, düzen ve itmînânın ilk şartıdır.

Bu Kerem Kombinasyonunun teknik gösterimi:

Resim

Secdede ise 7 mesned noktası olup, yedigen içinde 35 üçgen oluşur ve 35 üçgenle minumum denge şartı sağlanır. Dörtgenler dengesi 35, beşgenler dengesi 21, altıgenler dengesi 7, yedigen dengesi ise en mütekâmili ve en emniyetlisi olup 1 tanedir. Toplam 99 denge mevcûddur.

Nefsin bu derûnî dengelere ulaşmasının ne demek olduğu ise ehlince bilinir ve tek 1 secde de 99 esmâ esrârı yaşanır..

5- Namazda Teşehhüd (şehâdet miktarı ki,"Et-tahiyyât" okuma süresi) oturuşu Uhûdî Bir Makamdır:


RahmÂNiyyet Urucu ve RahÎMiyyet Rücû’u Secdelerinden sonra, Mi’rac oturuşu.. ve Mi’rac-ı MuhaMMed aleyhi's-selâmda Diriliş tahiyyâtı, Manevî hayatın mülk ve bekâ hediyeleri tezâhür kaidesinde Nefsin Dârü’s- SeLÂM oturuşu..
ve Sağa-Geçmişin ve Sola Geleceğin SeLÂMıyla SALLın Salahı..
Es Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü..”
ve “Es Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü..”

Allahümme ente es Selâm ve minke’s- Selam tebârekte ya ze’l- Celâli ve’l- İkrâm:
ALLAHım sen es Selâmsın, Selâm da SENdendir. Bereketin/feyzin bolluğu çokluğu SENin lütfun ve ihsanındır ki SEN CeLÂLinden İkram edesin ve yüceltilmeye saygıya lâyık olansın!..

El hamdulllahi Rabbi'l-âlemînn
.. inşâe ALLAHu TeÂLÂ...
Resim
Resim
Cevapla

“Divanında Sall ve Namaz” sayfasına dön