ÜZME-ÜZÜLME-SEV-SEVİL PAROLAMIZ!

Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8961
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

ÜZME-ÜZÜLME-SEV-SEVİL PAROLAMIZ!

Mesaj gönderen nur-ye »

Naz-Niyaz NAMAZı
Sall SILAsı…

Latif YILDIZ


Resim

BÖLÜM V : SILA SALÂTI VE NAZ - NİYAZ NAMAZI


Resim

http://www.muhammedinur.com/modules.php ... e&pid=1295

5.6. ÜZME - ÜZÜLME - SEV- SEVİL PAROLASI


El HAKK (celle celâluhu) hatırına, O'nun halkını Üzme ve sükût et!..
Üzülme ve halvet et (halk içinde HAKK'a rücû' et), Sev ve celvet et!
(Nuût-i ilâhiyye (ilâhî övülmüşlük) ile halvetten hürûc, Benlik Fenâsından Beka'ya ürûc ile her şeyde hakkı HAKK görüp, saygı duyuş) Sevil ve uzlet et! (Muhammedî Gar-ı Hirada bilelik)...
Kur'ân-ı Kerîm'de: "İşlerin vakti vardır!" buyuruluyor...
Âşıkların acelesi olmaz ve kuşlar dâima kanatlanınca uçarlar...
Canların (ana-baba) cümbüşünden canımız cesed buldu, cisim giydi ve cihan gördü...

Can dedimse her canı; canının farkında sanma...
Taş kömürü, kok kömürü de karbon (C), elmas da karbondur...
Farkları, yandıklarında Elmas geride kül bile bırakmaz...
İşte Muhammedî canlar elmas gibi erdem erleridir...
Cihan genellikle doğurduğunu yiyen bir canavar gibidir.
Özellikle ise Muhammedî canların, can ve imtihan evidir...
Sûretlere bakma! Sîretler sırdır...

Can Dostu bir deli derviş demişti: Yediler buluşup hacca gidecekler.
Altısı yola çıkmışlar yedincisi yok meydanda...
Şam'a varınca zifiri zenci birisi yanaşmış: "Yolculuk nere yârenler..." demiş.
Onlar da: İnşâallah Hacca!" deyince: "Biz de bile!" demiş ve katılmış... İçlerinden birisi, içinden: "Acaba bu da Yediler'den mi?" diye geçirince:
"Ne o canım, boyayı mı beğenmedin boyacıyı mı?" demiş...
HAKK'ı hâlihazır, herkesi de Hızır bil!..

Söz, Sohbet, Zevk ve Hazz; alıcıya âmâdedir. Sağıra sohbet ise ahmaklıktır.
Duyandan kasıd, özünden duyandır ve yüzünden duyan değil...
İnsanın özü (merkez), vahdet deryası; yüzü (muhit) ise, kesret kerbelâsıdır... Arablar derler ya: "Kellim kellim la yenfâ..." "Söyle, söyle faydası yok!" odunumun parası...
Yine de bin kere de olsa binbiri söyleyeceğiz...
Zirâ âhir zaman şartlarına ve fitne fırtınasına ömürleri denkleşen torunlarımızın üzerimizde hakları, vebâlleri vardır...
Birgün İnşâallah okuyup da uyanmalarına sebeb olur:

Resim--- "Kesin inananlar (mukinin: kani'olanlar) için yer yüzünde (mûhitte, âfâkta) âyetler vardır. Kendi nefislerinizde de (enfüste, merkezde) öyle. Görmüyor musunuz?" (Zâriyyat 51/20-21)

Atını arayan süvari, dört nala at koşturma...
Seyr-ü Sülûku; gece gündüz anlamını ve mânâsını anlamadan, ruhuna ve sırrına ermeden esmâ tekrarı sanma...
Başkalarının yandığını söyleyip de yanma...

Muhammedî Tasavvufta seyr: nefsin kalbî şartları sağlayıp, eşkiyâlık elbisesini (sûretini) soyunup, evliyâlık sîretini (hâlini) bürünüp kalbe girişi; sülûk ise, bu kalbi berzah (madde-mânâ ara kesiti tecellî karargâhı) da ruha kavuşmasıdır...

Fakr-ü- fenâya sabretmeden lülf-û-likâya sıla (vuslat) ham hayaldir.İnsanoğlunun sûreti, sîretinin (zâtı) zarfıdır.
Harflerin içinde misilsiz mânâlar gizlenir...
Okumayana ise çâresiz çiziklerdir...

Toplumsal tevhid parolammız olan "üzme-üzülme-sev-sevil"i kolay sanma sakın: Bu âlemde bizi diğer yaratıklardan tebessümdür ilk ayıran...
Zâten aşk tebessümle başlar ve kanlı göz yaşıyla son bulur...
Bu ise aşıkların ezel kaderleridir...

ZEVK – 2741

Hu esmâsın âhıdır aşk, âşıkların göz yaşıdır.
Mevlâ'ya merhamet için istirham ağlayışıdır,
Fenâsına erenlerin beka sermayeleri aşk.
Özdeki naz, gözde niyâz ağlamak işin başıdır...


HAK Dostları derler ki: Bir ârifin iki talebesi bal satıyorlar.
Birisi güleç yüzlü ötekisi somurtkan...
Güleç olan balını tezelden satıp dönerken, somurtkanın balı elinde kalıyor ve bunun sebebini ârifine sorunca:
"Ah oğlum ah... Küpün bal satarken, yüzün sirke satıyor da ondan..." demiş...

Her şey'in yok olmaya mahkûm olduğu bu imtihan meydanında Muhammedî nûr'un ışığını takip eden O'na teslim olup tek istikamete "Biz Bileliği"nde yol bulanlar İrfân-ı Muhammedîn ebedî edebi içinde emindirler...

"Kesrette vahdet-vahdette Kesret" oyununda; tek oyuncu olan insanoğluna kesret galib gelirse Benlik başına belâ olur ve belâsını bulur. Yok eğer, vahdet (Tevhid-i Muhammedî) galib gelirse cümle cihanda (mevcûdda), HAKKı (cûd'u, gerçek vücûdu) müşâhade olan Edeb-i Resûlullah'a ulaşırsa Mevlâsını bulur...
Bu böyledir...

"Kesrette vahdeti, vahdette kesreti, zevk etmek ise lûtf-û-ikrâm ve ihsân olup haşyet, hayret ve dehşet hazzıdır...

İnsanoğlunun nefsi, arsız ve nûrsuz kalırsa cehennem gibi celâl yurdu; ruhî nefs olup Muhammedî nûr ve şuûra sıla (vuslat, salâvat) ederse cennet gibi cemâl yurdu olur tüm âlemlerde...

Nefsin bu âlemde ektiği tohum sonunda toplayacağı meyve demektir. Kâmil insan nefsi diye ona deriz ki kendi aklının tasarladığı "Lâ ilâhe"yi Rehber-i Mutlak Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e ulaştırıp naklî olan "illâ ALLAH" ile kişinin nefsinin aklen bildiği, bulduğu ve olduğu hâle geldiği naklen teslimiyyet ve istikamet merkezi olan İmam-ı Mutlak Muhammed (aleyhi's-selâm)'ın sıfır seviyeli Subhanî safı olmalıdır...

Kâinâtı ve ustasını, nefsin benlik ve imtihan sırrıyla gizleyen aklın; bâtıl ve şerre dönük i'tikad, amel, ahlâk ve hâllerini, Muhammed (aleyhi's-selâm)'ın;

Şerîat-ı Muhammedîyye (i'tikad, inanç),
Tarikat-ı Muhammedîyye (sâlih amel, fiil, sünnet-i seniyye!),
Mârifeti Muhammedîyye (Ahlâk-ı muazzama: Ahlâk-ı Kur'ân: Ahlâkullah) ve
Hakikati Muhammedîyye (Kâbe kevseynî hâller, söze sığmaz özellik ve güzellikler) ile arıtıp, durutup kurutup pırıl pırıl cemâl camı hâline getirip artık adına da "İlahî Aşk" deyip:

Biz gözüyle, biz gözlüğünden "BİZ" bileliğiyle aynı seviyeden aynı şeyi görüp: "Semiğnâ ve ateğnâ... İyyake na'büdü ve iyyake nesta'in..." teslimiyyette birlikte "canlar cemâatı" olarak duyarız ve imâmıza uyarız... Azmederiz ve istikamette tevekkül ederiz (vekil kılarız)

Agâh (uyanık) ol Âşık...
Bu âlem, ilâhî aşkın mihrabıdır...
Nice "Benlik"lerin harab oluduğu meydandır...
Aşk Mihrabına niyâzla gir (Bismillahi) niyâzla eğil (Subhanallahi), niyâzla doğrul (ALLAHÜEKBER), niyâzla geç (Elhamdülillah)...
Naz ise sistemin sahibinin hakkıdır....

İnsanoğlu özündeki emânete mârifet-i Muhammedîyye ile ulaşır şahsî şifrelerini bulur, bilir ve emredileni yaşar ve şâhidi olur...
Onun için şerîat ve tarikat aslında meşk yolu olup; kulun tercih, gayret ve çabası esastır.
Esas seyr budur.
Seyr; insanın kendi kaderini mutlak kendinin yaşaması gibi sadece ve yalnız kendisinin teslimiyyet yürüyüşüdür.
Mârifet ve hakikat ise aşk yoludur.
Rabbü'l-âlemin'den abdine ilâhî cezbe ve teslimiyyet sülûkudur. "İle"likten "bile"liğe geçiştir.

Kulun gayreti,
ALLAH Dostlarının himmeti,
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şerefli şefâati ve
ALLAHÜ ZÜ'L-CELÂL'in hakk ve hayr hidâyeti birleştimi yolda yoran engeller yerle bir, uzaklar yakîn ve hayaller gerçek olur...

İşte bu aşkın yolu çile yoludur...
Muhabbette nûrun anası nardır.
Cemâlî cennet, celâlî cehennemle çevrilidir...
"Lâ ilâhê "nin merkezinde "İLLALLAH"...
Madde ve mânânın masalı sanma...
Maverâsı bil Muhammed (aleyhi's-selâm)'ın...

Resim--- O yüce sahibimiz Efendimiz, Ekremimiz Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e madde bastırırsa: "Yâ Bilâl güzel sesinle bizi ferahlat..." buyururken; mânânın yoğunlaşmasında ise Aişe (radiyallahu anha) validemize: "Benimle konuş yâ Hümeyrâ..." buyuruyor...

Her nefesin imtihanı o nefese ait hızla gelip geçen rüzgâr gibi doğrusu... Ne varki câhil canın hicâbı (perdesi), kendi cehlidir.

Bilmem ki sesimi (sözümü) duyabiliyor musun?
Ben buradan söylerim de sen oradan duyarsın sanma...
Ses dalgaları derûnî sırlar taşır...
Ve her zerre yanı başındakine söyler...
Sıra sana gelince duyarsın...
Ondandır ki telefonun telleri vardır.
Şimdi hava zerreleriyle v.s. geliyor...
Boşlukta (mutlak vakumda) her türlü iletişim sıfırdır...
Ve her zerre ve her an işinin başında...
Ya sen...

ZEVK

Kim vurmuş dost Züleyhâ'yı, kanı yerde Yûsuf... Yûsuf....
El değmemiş sevgi narı atmış derde Yûsuf... Yûsuf?
Nedir kervan? Bu kör kuyu? Zehir mi zemzem mi suyu?
Vücûd, can Yûsuf'a gömlek, Yakub nerde: Yûsuf... Yûsuf...


İşte sıla (ibâdet) yolunda yolculuktan kesitler ve görüntüler...
Salât ise tüm ibâdetlerin direği ve imâmıdır.
Salâtsız sıla hasrettir....
Teslimiyyete salâvât, istikamete salât sılası bizim bilelik yolumuz ve görevimizdir...
Sadece salât değil ki kulluk...
Her yerde, her zaman her hâl ve her nefeste kulluk...
İlk nefesten son nefese kulluk ve işimiz ibâdet...
Tüm kâinâtı (sistemi), bizi, fiillerimizi ve dilemelerimizi dahi yaratan Rabbü'l-âlemin bize; gerekli tüm ilim ve bilgileri verip, öğretici, eğitici ve tatbik ediciler gönderip tüm sistemini hizmetimize sunup, tek tercih imkânı tanıyıp da imtihan ediyor.
Biz tercih edince dileğimizi halk ediyor. Yeni doğmuş bebeği; dondurucu soğuğa terk etmeyi tercih eden vicdânsızın bu eylemini halk edip, bebeği dondurup öldüren ALLAH Tealâ Sünnetullah, Emrullah ve tehdidleri gereği bu işi yapanın yakasına "merhametsiz..." diye yapışıp tüm canlıları öldürmüş gibi cezâlandırıyor...
Tercih çok çok önemli...
Bu tevhid yolunda iki ata binilmez. İki ata binenlerin ise maddî-manevî, parça parça hüsrân olmaları göz açıp kapayıncaya kadar bile sürmez...

Sevil kız söylemişti: "Baba... Üveys dedi ki: Ölümü, yattığında yastığının altında; kalktığında önünde bil..."
Ne güzel söylemiş meşhur ve mübârek Muhammedî Ûveys (kaddasallahu sırrıhu) Hazretleri...

Resim--- "Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar RABB'ine ibâdet (kulluk) et!"
(Hicr 15/99)

Ve asla Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in bilelik bâsireti olan Fırka-i Nâciye yolundan ayrılma:

Resim--- "(Resûlüm!) De ki: İşte bu benim yolumdur. Ben ALLAH'a çağırıyorum! Ben ve bana tâbi' olanlar (uyanlar) aydınlık bir yol (basîret) üzerindeyiz. ALLAH'ı (ortak v.s.dan), tenzih ederim! Ve ben mûşriklerden değilim."
(Yûsuf 12/108)

Bu yol açık seçik sırat-ı müstakîm üzere; tefritsiz, ifratsız ve i'tidâl üzere imtihan ve kemâlât yoludur.
Tekemmül ise emredilen ve dışına kaçılamayan kaderdir...

Resim--- "Hayır! Şafağa, geceye ve onda basan karanlığa, dolunay olmuş aya yemin ederim ki hâlden hâle geçersiniz."
(İnşikak 84/16-19)

"Le terkebünne tabakan an tabakin": Muhakkak, kesinlikle tabaka tabaka terekkûb edersiniz.

Terekkûb: karışıp birleşme, meydana gelmedir. Maddî ve manevî hâlden hâle geçip (tabaka-tabaka) her hâlde hâl bulma, meydana gelmedir. Nefsin letâif tabakalarındaki Muhammedî tekemmül kademeleri...
En son nur-ye tarafından 28 Kas 2009, 07:43 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Resim
Kullanıcı avatarı
MINA
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 2740
Kayıt: 25 Eki 2008, 02:00
Konum: Kimi dosta varır Dosta bend olur
İletişim:

Re: ÜZME-ÜZÜLME-SEV-SEVİL PAROLAMIZ!

Mesaj gönderen MINA »

nur-ye yazdı: 5.6 BÖLÜM: ÜZME - ÜZÜLME - SEV- SEVİL PAROLASI

Kur'ân-ı Kerîm'de: "İşlerin vakti vardır!" buyuruluyor... Âşıkların acelesi olmaz ve kuşlar dâima kanatlanınca uçarlar... Canların (ana-baba) cümbüşünden canımız cesed buldu, cisim giydi ve cihan gördü.....
Vaktiyle müslümanlardan birinin yahûdî bir ortağı vardı. Müslüman, ortağını ne kadar İslâma dâvet etti ise de, ortağı müslümanlığı kabûl etmedi. Hattâ müslüman, bu ortağına;

-Eğer müslüman olursan, malımın üçte birini sana veririm dediği halde yine kabûl etmedi. Müslüman, başka bir gün;
-Eğer müslüman olursan, malımın yarısını sana veririm demesine rağmeno ortağı yine kabûl etmedi. Müslüman tüccar bir süre sonra;
-Eğer müslüman olursan, malımın üçte ikisini sana veririm dedi. Yahûdî bu teklifi de kabûl etmedi.

Müslüman tüccar artık ortağının müslüman olmasından ümidini kesmişti. Birgün müslüman tüccâr, yahudi ortağı ile Ebû Saîd Mîhenî hazretlerinin dergâhının yanından geçiyordu. Ebû Saîd Mîhenî hazretleri de, talebelerine, sevenlerine sohbet ediyordu.

Müslüman, bu zâtın sohbetini dinlemek için dergâha girdi. Yahûdî ortağı da kendi kendine;
“Ben de şu dergâha girip, bir dinleyeyim, bakalım neler anlatıyor. Onun halk arasında kabûl görmesinin sebebi nedir bir göreyim? Yahûdî olduğuma dâir üzerimde her hangi bir işâret olmadığı için beni nasıl olsa tanımaz” dedi ve kendini gizleyerek dergâha girdi. Kendini göstermemek için de bir direğin arkasına oturdu. Ebû Saîd Mîhenî hazretleri sohbet esnâsında bir ara yahûdînin arkasında oturduğu direğe doğru dönerek;

EY DİREĞİN ARKASINDAKİ!

-Ey direğin arkasındaki! Ne kadar kendini gizlemeye çalışsan da gizlenemezsin” buyurdu. Bunun üzerine Yahûdî gayri ihtiyârî ayağa kalktı ve Ebû Saîd Mîhenî hazretlerinin yanına vardı. Ebû Saîd hazretleri ona müslüman olmasını söyleyince, yahûdi de kabûl edip, müslüman oldu.

Daha sonra Ebû Saîd hazretleri, o kimseye;
-Şimdi ortağının yanına git. Sana müslümanlığı öğretsin. İşler vakti zamânı gelince olur. Ondan önce olmaz. Zamânı gelince, müslüman olmak için malın üçte birini, yarısını ve üçte ikisini vermeye hâcet kalmaz buyurdu.

Netice olarak, her şeyin bir vakti, zamanı vardır. O zaman geldiğinde, sebepler devreye girer ve istenen durum hâsıl olur. İnsanlığa hizmet düşüncesi ile çalışarak, faydalı bilgiler ve eserler bırakmış olanlar, başka dinden olsalar bile, ömürlerinin sonunda Allahü teâlânın hidâyetine nâil olmaları umulur.

Bu gibi hayır ve ihsân sâhiplerinden küfrü belli olmayanların neye inanarak can verdiklerini bizler bilemeyiz. Yalnız Allahü teâlânın, kendilerine verdiği akıl silâhını iyi kullanmışlarsa, hiçbir kimseye fenâlık etmeden, bütün insanların iyiliğini düşünerek, hizmet etmişlerse, bütün dinlerin esâslarını incelemişlerse, umulur ki, hidâyete ermişler, müslümân olmuşlardır.

Nitekim En’âm sûresinin 125. âyetinde meâlen;
(Allahü teâlâ, hidâyete kavuşturmak istediği kulunun kalbine islâmiyyeti yerleştirir) buyurulmuştur.
''Ve Allah'a Sımsıkı Sarılın...''

Hacc / 78
Kullanıcı avatarı
nur_umim
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 967
Kayıt: 19 Ağu 2007, 02:00

Mesaj gönderen nur_umim »

ÜZME - ÜZÜLME - SEV- SEVİL PAROLASI

Bu muhteşem parolayı AKLı olup da NAKLi bulan hiçbir Müslman yoktur ki,
Kelâmullah Özünden, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem SÖZünden,
Ehl-i Beyt aleyhumusselam Nefesinden, Evliyâullah SESinden DUYup UYmak istemesin!.
Dağdaki ağaçlar, gökteki kuşlar gibi hüdâ-i nâbit-doğal YUNUS EMREler,
Âşıklamışlar bu Naz-Niyaz Neşemizi…

Ancak her canın yaşamakta olduğu Hayat, bir gerçek Kulluk İmtihanı Oyun Sahasıdır.
Bir toplum ve onu yönetenlerdir Millet ve Devlet..
Bir toplumda Merhamet yok olmuşsa,
Bir Devlette Adalet haksızın haksızlığı için var gözüküyorsa KIYAMET kopmuştur zâten…

Yöresinde Şeyh adıyla anılabilen bir câni; bir başka köyde, görevli zavallı İmam dahil 44 kişiyi kurşuna dizdiriyorsa ve bir sürü yetim-öksüz çocuk kalıyorsa ve bu katilleri savunacak para putunun uşakları var ise nerde Merhametullah!

Rüşvetin, tehditin, şantajın, zorbalığın hüküm sürdüğü ve haksızların başvurduğu, haklılıların zalım gücüne yenik düştüğü Adalet Kapı Eşiğinde acı ve göz yaşı varsa..
EL ADL cc Esması unutulmuşsa da, her suçlunun ense saçı YEDULLAHtadır.
Ve El Müntakîm cc el-AN El Hayy Olan Allahuzülcelâl her AN Şe’endedir..
Adâletullah, Muradullah bilir ki er-geç zuhur eder kişiler veya toplumlar için Kabir Kapısı kapanmadıkça ve kapandığında da…
Haramın ve Yalanın geçer akçe olduğu toplum ve sistemde,
kim bilecek ÜZME - ÜZÜLME - SEV- SEVİL!..

Bu Âlemden gelip-geçen Erlerden bir Münir Derman (ks) vardı.
4 üniveriste bitirmiş çağının en muhteşem cerrahlarındandı.
Hiçbir Allahın kulundan bıçak parası almamıştı.
Hiçbir zaman muayenehâne levhası takmamış bir candan bir kuruş can parası almamıştı…
O idi ÜZME - ÜZÜLME - SEV- SEVİL diyenlerden birisi de..
Bırakın kravatlı takımını, dindar adam kisvesi giyip doktorluğunu içine saran örümcek yuvalarında para kesenler ne bilecek bu parolayı!…

İş hayatına bir bakın!
Kim daha kurnaz, hileci, sırtı saygısız bir yere dayalı ve üç kağıtçıysa en iyi iş adamıdır ise nasıl bilecek bu parolayı!..

Kul İhvani anlatmıştı:
Baş mühendislik dönemimde rüşvetin Bakanlarca alınıp verildiği, almayanlara enayi denildiği günlerde Genel Müdüre iş başında:
“Herkes deveyi hamuduyla götürürken bizi ekmeğe muhtaç ettiler!” diye şikayet eden Müteahhide:
“Müteahhid sözleşmedeki işleri yapar ve hakkını alır!” deyince.
Adam iğrenç bir pişkinlikle: “ Hak ettiğini herkes alır senin elinde değil onu vermemek. Hüner o ki Hak etmediğini alabilmelisin hoca!..” diyebilmiş..
Genel Müdür ise asık bir suratla: “Müteaahidleri üzmeyelim! Yoksa haritadan yer beğenirsiniz benden demesi!” demiştir.
Hangisi duyabilecek bu parolayı!..

Kendi Şahsî çıkarlar Putuna tapan ve herkesi de tapmaya mecbur sanan zavallı EGOİST,
son yarım nefesi çıkana kadar sizce duyabilir mi bu parolayı!…

Oysa her Canın şahdamarından da yakın OL-AN Rabbısı,
ASLında BİR ve Tek Ol-AN Rabbülâlemindir..
Her CAN Azizdir, değerlidir ve herkesin hesabını O görecektir..

Bu değerli sitemizde hizmet edenlerden Allah razı olsun okuyoruz açıkça anlatılmakta ki:

Allahuzülcelâl'e ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'e TESLİM OL ÜZME!
(Ahzâb 33/56)


Allahuzülcelâl'e ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e İMAN ET ÜZÜLME!
(Saf 61/11)


Allahuzülcelâl'e ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e TÂBİ OL SEV!
(Âl-i İmrân 3/31)


Allahuzülcelâl'e ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e İTÂAT ET VE SEViL!..
(Nisâ 4/59)


Önce kendini BİL! BUL! OL! YAŞA da İNSAN OL!
Diyorum NEFSime!..

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu: Nefsini BİLen RABB’isini BİLir!” buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II/343 (2532)
Resim
Kullanıcı avatarı
Hacer
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Mesajlar: 486
Kayıt: 03 Nis 2007, 02:00
Konum: Solingen

Mesaj gönderen Hacer »

ALLAH razı ve hoşnut olsun .... büyük bir zevkle takipteyiz ....
Rahmet bulasınız ebeden İNŞÂALLAH...
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8961
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Mesaj gönderen nur-ye »

Resim
ZEVK 1100

Çeşm-i nefsin, çeşm-i HAKK'a çevirdi Ârif-i Kâmil
"A'mâ"lık ummanın geçti, iki cihanda kör değil
O'nunla O'na rücû et, O'nu O'nda dile İHVANÎ
Müşahâde Mihrabında
"Üzme-Üzelme-Sev-Sevil..."


22.11.1994 09:32 dr..


Çeşm : f. Göz. Ayn. Dide.
Mihrab : İnsanın nefsinin kendi benliğinden harab olduğu yer
.

“Amâ”lık Ummanın geçti :

وَمَن كَانَ فِي هَـذِهِ أَعْمَى فَهُوَ فِي الآخِرَةِ أَعْمَى وَأَضَلُّ سَبِيلاً
Resim--- ''“Ve men kane fi hazihi a'ma fe hüve fil ahirati a'ma ve edallü sebila : Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.”
(İsrâ 17/72)
En son nur-ye tarafından 25 May 2009, 12:31 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8961
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Mesaj gönderen nur-ye »

Resim
Resim
ZEVK 1127

Âyet-Hikmet-Kudret-Vahdet, Üzme!-Üzülme!-Sev!-Sevil!
Dört Âlemin dört Tevhidi, RABB’ından önce kendin bil!
Deve Kuşu gibi başın kuma sokma Kul İhvâni!
Uyan artık aç gözünü, senden başkası kör değil!..


26.06.1995 13:51
En son nur-ye tarafından 25 May 2009, 12:25 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8961
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Mesaj gönderen nur-ye »

Resim
Resim
ZEVK 1138

Tepesinde Kâmil İnsan, bu âlem hilkat konisi
Kün fe yekün!” nefesiyle Nesl-i Cedid senfonisi
Elest’in bestesin dinle, duyduğuna uy İhvâni!

Üzme!-Üzülme!- Sev!-Sevil! Aşk Yeli Rahmân nefesi…

15.07.1995 16:30
Lârâ Shl..

Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8961
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Mesaj gönderen nur-ye »

Resim

Resim
ZEVK 1187

Biz garib başka bilmeyiz, Tevhide Tevhid ekleriz
Kıtmiriyiz Muhammed’in Tevhid buyruğun bekleriz
Ehl-i Beyt Kerem Elinde Tevhid Tasmamızın ipi

Üzme!-Üzülme!-Sev!-Sevil Halk içinde HAKK’la… deriz..

13.11.1995 12:58

Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
HAYY-DOST
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 1853
Kayıt: 16 May 2009, 02:00
Konum: TASAVVUF TALEBESİ

ÜZME ÜZÜLME SEV SEVİL

Mesaj gönderen HAYY-DOST »

ÇOK SEVGİLİ DOSTLAR

BUÇOK GÜZEL VE ANLAMLI PAROLAYI KEŞKE HAYATIMIN GAYESİ YAPABİLMİŞ OLSAYDIM. YANİ BAŞARABİLMİŞ OLSAYDIM. O ZAMAN BÜTÜN DERTLERİME DERMAN, BELALARIMA ÇARE,SIKINTILARIMA GENİŞLİK, KORKULARIMA ÜMİT, ZİLLETİME İZZET, SAYGINSIZLIĞIMA SAYGI, SORULARIMA CEVAP, HASRETİME VUSLAT, CAHİLLİĞİME KEMALAT,.....BULABİLİRDİM.

SEVMEK...NEDERİN NE ANLAMLI NE GÜZEL BİR KELİME. AH DOSTLAR KENDİMİ ÇOK ZAMAN SEVDİRDİMDE SEVMEYİ PEK BECEREMEDİM. ETRAFIMDAKİ VARLIKLARA ARZU VE İSTEKLERİNE UYGUN DAVRANDIĞIM DA ONLARIN NEFİSLERİNE HOŞ GELİR ŞEKİLDE HAREKET ETTİĞİMDE BENİ NASILDA SEVDİLER NASILDA İLTİFATLAR ETTİLER. BU TÜR SEVİLMEYİ SEVİLMEKTEN SAYMAYANLAR (HAKLI OLARAK)OLACAKTIR. NEFİS DÜZEYİNDE KALMIŞ İLİŞKİLER DE EN GÜZEL KELİMELER BİLE GERÇEK MANALARINI KAYBEDİYORLAR. ÖNÜNE GELENE AŞKIM AŞKIM DEYİPTE GERÇEK AŞK UTANDIRIP ÜZENLERİN SAYISIDA AZ DEĞİL BU ÇAĞDA.
GELELİM NEDEN SEVEMEDİĞİME; BU SİZİN NASIL BİR ŞEYİ SEVMEK İSTEDİĞİNİZE BAĞLI NEFİSLE SEVEMEZDİM . ZİRA O HİÇ MEMNUN OLMAZ LEYLA BULUR ŞİRİN İSTER, ŞİRİN BULUR ASLI İSTER. O ZAMAN BU SEVMEK ARZUSU GÖNÜLDEN OLMALIDIR.YABU GÖNÜL BİR GÜNEŞE TUTKUN İSE BAKAR MI? AYA YILDIZLARA?
ARAR DURURSUN İŞTE ...ANANIN KUCAĞINDA EŞİNİN OCAĞINDA; DÜNYANIN DÖRT BUCAĞINDA.DAĞLAR İLE TAŞLAR İLE ÇAĞIRAYIM MEVLAM SENİ GÖKYÜZÜNDE KUŞLAR İLE ÇAĞIRAYIM MEVLAM SENİ )DİYEN YUNUS EMRE PİRİMİZ GİBİ HASRET İLE YANA YANA
BALLARIN BALINI BULDUM KOVANIM YAĞMA OLSUN DİYEN AŞIK YUNUS GİNİ KANA KANA KAH HASRET IRMAĞINDA YUNA YIKANA KAH VUSLAT UMMANINDA BATA ÇIKA ARAR DURURSUN İŞTE ....


SEVEMEZ GÖNLÜM LEYLAMA BENZEMEYEN KAŞI GÖZÜ
DİNLEMEZ GÖNLÜM O NUN KELAMINDAN OLMAYAN SÖZÜ
ONDAN BAŞKA GÜZEL BİLMEM BEN EN GÜZEL ONUN YÜZÜ
DÜNYA ÇÖLÜNDE AĞLAR GEZER BİR GÜLİZARIM!


DEVAMI GELECEK-GÜLİZAR ANADAN SEVGİ SAYGI VE ÖVGÜLERİMLE....
Resim
Kullanıcı avatarı
MINA
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 2740
Kayıt: 25 Eki 2008, 02:00
Konum: Kimi dosta varır Dosta bend olur
İletişim:

Mesaj gönderen MINA »

Bülbülün kanadı sarı Ben ağlarım zarı zarı...Garip garip ötme bülbül... Benim derdim bana yeter .......


Gülizar ANA-mız...
AN-ınız...AN-ımız....



Sevmek herşeye rağmen en güzell duygu olsa gerek...
Sevmek herşeyde olduğu gibi yine Ondan...
O dilerse sevebiliyoruz...
O isterse sevebiliyoruz...

Hadi diyelim çocuğumuzu bizden diye seviyoruz...
Ya hiç yüzünü görmediğimiz, sesini duymadığımız, hiç bir menfaatimiz olmadığı (ALLAH-a şükür) insanları nasıll seviyoruz...
Demekki sevgi bizden değil...Bize Onu duyuran var....
Taddıran var...Bildiren var...

BİR HOŞLUKki SEVGİ..SARDIKÇA SARHOŞ OLUNMAKTA...
Allah c.c için sevmenin tadına doyum olmaz...
Allah c.c için olan sevgiler son bulmaz....
Allah c.c için yolda buluşanlar yolda kalmaz...

Muhammedinur sitemizde...nice yoldaşlarımız varkii...bu nokatada susup YÜCE MEVLAYA ŞÜKREDERİZ...DAİM OLMASINI DİLERİZ...SEVGİSİ HÜRMETİNE...
En son MINA tarafından 29 May 2009, 15:14 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
''Ve Allah'a Sımsıkı Sarılın...''

Hacc / 78
Kullanıcı avatarı
HAYY-DOST
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 1853
Kayıt: 16 May 2009, 02:00
Konum: TASAVVUF TALEBESİ

ÜZME ÜZÜLME SEV SEVİL

Mesaj gönderen HAYY-DOST »

EY BENİM YARİMİN YARENLERİ
EY HAK DERGAHININ ERLERİ ERENLERİ
SELAMLARIN EN GÜZELİ (ALLAH IN SELAMI)HEPİNİZİN ÜZERİNE OLSUN

ÜZMEK VE ÜZÜLMEMEK KONUSUNA GELİNCE AKLIMIN ERDİĞİ GÜNDEN BERİ HEP ÜZÜLÜR VE ÇOKCADA AĞLARIM. NASIL ÜZÜLMEYEYİM Kİ
BU HASRET ATEŞİ BAĞRIMI YAKARKEN, NEFSİM YÜZÜNDEN OYAR PERDELER ARDINDAN BAKARKEN, HAYAT IRMAĞIM ZAMAN ZAMAN YANLIŞ MECRALARDA AKARKEN, BAĞLARDA BOSTANLARDA MUHAMMEDİN GÜLÜ YERİNE ZAKKUM ÇİÇEKLERİ KOKARKEN NASIL ÜZÜLMEYEYİM ?NASIL AĞLAMAYAYIM.?
ADAMIN BİRİ DEMİŞ; SÖYLEYEMEM DERDİMİ DERMAN OLMASIN DİYE,
BENDE SÖYLEYEMEM DERDİMİ DERDİ VERENİ ŞİKAYET OLMASIN DİYE
BİR FARUK AĞABEYİM BANA DEDİKİ: DERDİNDEN ŞİKAYET ETME BACIM,DERDİN SENİN DERMANINDIR.DERT AMBALAJINA SARIP SARMALAYIPDA DERMAN, MUHABBET VE YAKINLIK GÖNDEREN YARİMİ KİME ŞİKAYET EDEYİM?
AĞLAMAZSAN, ÜZÜLMEZSEN GÖNÜL AÇIP İSTEMEZSEN GELMEM, GÖRMEM, VERMEM DİYEN YARE BEN NE DİYEYİM? NAZI GEÇMİŞ NAZLI YARİN BİZE HASRET GÖNDERMİŞ
NAZI GEÇMİŞ NAZLI YARİN BİZE HOŞ DERT GÖNDERMİŞ
HOŞ GELMİŞ SEFALI GELMİŞ GÖNDERDİYSE YAR GÖNDERMİŞ


ÜZMEMEYE GELİNCE CANIM DOSTLAR
GÖNÜL KABELERİNİ YIKMAMAK ADINA, YARATAN HATIRINA YARADILANA HOR BAKMAMAK ADINA, KİMSEYİ İNCİTİP KIRMAK VE ÜZMEK İSTEMEM. HELE YAKINLARIMI ASLA HATTA ONLARIN YERİNEDE BEN ÜZÜLÜP AĞLAYAYIM İSTERİM.
SEVGİLİ DOST EĞER GÜL HATIRINA DİKENE KAVUŞMA HATIRINA KEFENE YAR HATIRINA YARDAN GELENE RAZI OLMAZSAK NE GÜLÜN YÜZÜNÜ NE VUSLATIN TADINI NE DE YARİN CEMALİNİ GÖREBİLİRMİYİZ?
TÜM BU ANLATMAYA ÇALIŞTIĞIM HAL VEDURUMDAN SONRA İLAVE ETMELİYİMKİ
OLMASI GEREKEN TABİKİ ŞU: SEVERİZ YARADILANI YARATANDAN ÖTÜRÜ DİYENLER HATIRINA BİZDE SEVMEYE VE ÜZMEMEYE GAYRET EDERİZ VEYE ENAZINDAN ETMELİYİZ
BU YAZDIKLARIM BENİM HAL DURUMUMLA İLGİLİ TABİKİ,
YOKSA MUHTEREM LATİF BEY AĞABEYİMİN VEYA KUL İHVANİ PİR ÜSTADIMIZIN BİZLERE AKTARMAK İSTEDİĞİ (ÜZÜLMEMEK İÇİN ÜZME SEVİLMEK İÇİN SEV) PAROLASI UYULABİLDİĞİNCE ÇOK HARİKA BİR HAL ÜZERİNE OLMAKTIR. ALLAH (CC)HEPİMİZİ OHAL ÜZERE OLMAYI NASİP ETSİN İNŞALLAH.
ALLAH IN KURAN INDAN RESULÜ MUHAMMED MUSTAFA (SAV)EFENDİMİZİN İZİNDEN HİÇ ŞAŞMAMAK DİLEKLERİMLE
GÜLİZAR ANA
Resim
Kullanıcı avatarı
Hakan
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 4434
Kayıt: 08 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Mesaj gönderen Hakan »

Hayy Allah razı olsun. Gülüzar ana...

Evet Muhammedi Melamet parolası.

Parolanın başına her kelime söylenmeden önce
ALLAH İÇİN eklesek nasıl olur...

Muhammedi Muhabbetlerimizle
Resim
Kullanıcı avatarı
HAYY-DOST
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 1853
Kayıt: 16 May 2009, 02:00
Konum: TASAVVUF TALEBESİ

ÜZME ÜZÜLME SEV SEVİL

Mesaj gönderen HAYY-DOST »

EVET ŞİMDİ OLDU HAKAN KARDEŞ
ALLAH DE CANIMI AL
ALLAH İÇİN ÜZMEM
ALLAH İÇİN ÜZÜLMEM VE
ALLAH İÇİN SEVERİM
ALLAH İÇİN SEVİLİRİM
İNŞALLAH DERİM HEPİMİZİN ADINA SAYGILAR SUNARIM
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11991
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim



SÖZ – SOHBET – ZEVK - HAZZ

– İLÂHE – İLL – ALLAH

Resim

DİNGİN bir BEDEN’le ZİKRET ve ÜZME!
SİNGİN bir NEFİS’le FİKRET ve ÜZÜLME!
YUNGUN bir KALB’le ŞÜKRET ve SEV!
YANGIN bir RUH’la SABRET ve SEVİL!..


04.12..1992

İkisi de RAHMETli oldu Babam ve Hacı Osman Efendi Aksaray’dan Anatalya’ya dönüyorduk,
Gelendost İlçesinde ikindi namazı kıldık.
Hacı Osma Baba önde oturmaktaydı: “Oğul AŞK DEFTERinden aç da şöyle koyun güder gibi sall sesini hele bir dedi.
Kaç nolu Defterdi bilmem ama Yusuf ile Yakubdu şiirin adı 11 heceliydi uzun hava ile aldık gitti.
Ağlayarak dinledi: “Tam 40 yıl dağlarda çobanlık yaptım evlad 60 koç katımı!. Çok türkü çağırdım Tuz Gölünün ÇÖLünde!” dedi.
“Oğul ne olmuş bu türkünde Yusuf aleyhisselam’a Yakub aleyhisselam’a ve ötekilere!” dedi.
Bende: “Üzmek!-Üzülmek-Sevmek-Sevilmek!” olmuş canlar cenginde! İşte bu budur BİZim Melâmette Tevhid Parolamız ve Şe’enullahta Şehâdet Neş’emiz Çoban BABAm!” dedim
O kadar neşelendi ki elini kulağına atıp bir kısmını okuduğu “Garip Osman” ezgisini inleyerek göklere savurarak okudu.
1996 Haccında önceden gitti ve orada buluşmaya söz ettik ama kalbi CİDDE Havalanında durdu havada şehadet parvanası dönerken..
Aksaraya gidip de Bedir Mıkdar (Bedir Kuyusu şehri Muhtarı) (ks) Kabristanlığındaki Zemzemden içenler olursa hemen önünde Hacı Osman Efendi Gıyabi Makamında bir mermer üzerinde okurlar o zaman o yolda yazılan “Garip Osman”ı..


GüL –ki- ZÂR cAN, bAKAR mısın? nERden nERE gELdik..
AKIL Ülkesi Çöplüğünde:
ÜZME!den - ÜZÜLME! den
NAKİL İKLİMi ÇÖLüne :
SEV! ERek - SEVİL!.. ERek BİZ BİRlikte..
İnşâallah..

MUHAMMEDÎ MuHABBEtttir MelâMet!..
M-L-M: İki MîM lütfu Selâmettir MelâMet!..
YAŞA-ANmayAN yalANdır! Melâmettir, MelâMet!..
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8961
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Mesaj gönderen nur-ye »

Resim



Resim

ZEVK 855

Doksan dokuz esmâ ile, kendini bil Kul İhvâni!
Esmânın cem’i Lafzullah, zikriyle RABB’ın bulursun
Akıl imanla aşk olur, sevdâ sebil Kul İhvâni
Sev-Sevil-Üzme-Üzülme!” Kul iken Sultan olursun


10.07.1991 11:31
Antly –krktl.

Resim
En son nur-ye tarafından 31 May 2009, 04:22 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Resim
Kullanıcı avatarı
alpervahit
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Mesajlar: 418
Kayıt: 17 Şub 2007, 02:00
İletişim:

Mesaj gönderen alpervahit »

kulihvani yazdı:Resim



SÖZ – SOHBET – ZEVK - HAZZ

– İLÂHE – İLL – ALLAH

Resim

DİNGİN bir BEDEN’le ZİKRET ve ÜZME!
SİNGİN bir NEFİS’le FİKRET ve ÜZÜLME!
YUNGUN bir KALB’le ŞÜKRET ve SEV!
YANGIN bir RUH’la SABRET ve SEVİL!..


04.12..1992

İkisi de RAHMETli oldu Babam ve Hacı Osman Efendi Aksaray’dan Anatalya’ya dönüyorduk,
Gelendost İlçesinde ikindi namazı kıldık.
Hacı Osma Baba önde oturmaktaydı: “Oğul AŞK DEFTERinden aç da şöyle koyun güder gibi sall sesini hele bir dedi.
Kaç nolu Defterdi bilmem ama Yusuf ile Yakubdu şiirin adı 11 heceliydi uzun hava ile aldık gitti.
Ağlayarak dinledi: “Tam 40 yıl dağlarda çobanlık yaptım evlad 60 koç katımı!. Çok türkü çağırdım Tuz Gölünün ÇÖLünde!” dedi.
“Oğul ne olmuş bu türkünde Yusuf aleyhisselam’a Yakub aleyhisselam’a ve ötekilere!” dedi.
Bende: “Üzmek!-Üzülmek-Sevmek-Sevilmek!” olmuş canlar cenginde! İşte bu budur BİZim Melâmette Tevhid Parolamız ve Şe’enullahta Şehâdet Neş’emiz Çoban BABAm!” dedim
O kadar neşelendi ki elini kulağına atıp bir kısmını okuduğu “Garip Osman” ezgisini inleyerek göklere savurarak okudu.
1996 Haccında önceden gitti ve orada buluşmaya söz ettik ama kalbi CİDDE Havalanında durdu havada şehadet parvanası dönerken..
Aksaraya gidip de Bedir Mıkdar (Bedir Kuyusu şehri Muhtarı) (ks) Kabristanlığındaki Zemzemden içenler olursa hemen önünde Hacı Osman Efendi Gıyabi Makamında bir mermer üzerinde okurlar o zaman o yolda yazılan “Garip Osman”ı..


GüL –ki- ZÂR cAN, bAKAR mısın? nERden nERE gELdik..
AKIL Ülkesi Çöplüğünde:
ÜZME!den - ÜZÜLME! den
NAKİL İKLİMi ÇÖLüne :
SEV! ERek - SEVİL!.. ERek BİZ BİRlikte..
İnşâallah..

MUHAMMEDÎ MuHABBEtttir MelâMet!..
M-L-M: İki MîM lütfu Selâmettir MelâMet!..
YAŞA-ANmayAN yalANdır! Melâmettir, MelâMet!..
Babamın bu Toplum Tevhidi,
Hayatımızın her yerinde her zaman rehberimiz olsun inşaallah!..


ZEVK 1997

Canevinde Cânân cennet, bense esen yeli olurum
Seven - Sevilen - Sevgili, sevgi güzeli olurum
Lûtf ü kerem, ihsan Hakk’tan, aslı güzel Muhammed’in
Sûk-i Muhabbet Meclisi’n Sır Sazı’n teli olurum…


23/03/ 2000 03:02


Sûk : Çarşı, pazar. Alım satım yeri.
Sûk-i Muhabbet Meclisi : Muhabbet Çarşısındaki Sohbet Meclisi.
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8961
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Mesaj gönderen nur-ye »

Resim
Resim
ZEVK 884

Gir Kemâlât Kapısından, ilimle insana eğil!
Cehâletin cehennemi, cana cefâ cennet değil
Kırk düğüm gırtlakta akıl, halktadır HAKK’ın rızası
Bir kâmil bul özün yıka !
Üzme! Üzülme! Sev! Sevil!..
.
23.08.1991 11:35
Lârâ shl..


Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11991
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

ZEVK 3252

Çile Çanağın Çatlatan, İçte Denge – Dışta Düzen
Kendi Tevhid Bıçağıyla Âşığın Derisin Yüzen
İNSANlığa Hasret Gider, HaYvANları Utandırır
SEVemeyen, SEVilmeyen, Özünden Üzülen – Üzen...


16.06.08 11:10
H a s a n D a ğ ı
Resim
Kullanıcı avatarı
safa-merve
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 649
Kayıt: 16 Eki 2008, 02:00

Mesaj gönderen safa-merve »

''ÜZME-ÜZÜLME-SEV ve SEVİL!..'' Hayatımızın her alanında Rehber edineceğiz inşallah.
HAKK (celle celâluhu)'nun halkına hizmet Hakk'a hizmettir. Hizmetlerinizin devamını dilerim. Allah razı olsun.
[img]http://www.muhammedinur.com/resimler/safa_merve.jpg[/img]
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8961
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Mesaj gönderen nur-ye »

Resim
Resim
ZEVK 946

İdrakin idrak edemez, yorumsuz-sorumsuz aklın
İman eden akıl aşktır, ALLAH senle Zâhir-Bâtın
Ayni şeyin iki yüzü, Cennet-cehennem “tercihte

Üzme – Üzülme - Sev –Sevil! Kendisisin Kâinatın…

13.11.1991 13:53



Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8961
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Mesaj gönderen nur-ye »

kulihvani yazdı:Resim
ZEVK 935

Bağlayıcı olan “Akıl”, “Aşk”tır akıl bağın çözen
Sünnetullah tavır-tarzı, ezel-ebed denge-düzen
Ahlâkını yaşar Âşık! Ahmak o ki, Kul İhvâni
Sevemeyen–Sevilmeyen–hep Üzülen–ve de Üzen…

19.10.1991 22:07
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8961
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Mesaj gönderen nur-ye »

Resim
kul ihvani yazdı: ZEVK 946

İdrakin idrak edemez, yorumsuz-sorumsuz aklın
İman eden akıl aşktır, ALLAH senle Zâhir-Bâtın
Ayni şeyin iki yüzü, Cennet-cehennem “tercih” te

Üzme – Üzülme - Sev –Sevil! Kendisisin Kâinatın…

13.11.1991 13:53
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8961
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Mesaj gönderen nur-ye »

Resim

*** ''Bir kâmil bul-özün yıka! ; Üzme! Üzülme! Sev! Sevil!.. ''



Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8961
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Mesaj gönderen nur-ye »

kulihvani yazdı:Resim

ZEVK 3526

ÜzmE! Üzülme! SEV! SEVil!..

Çile ÇÖLümüz Çiçeği, Zâri Zâri ZÂRi SEVgi
SEVen-SEVilen-SEVgili, YARImızın YÂRi SEVgi
İKİliğin BİRlik BAĞı, BİZ im ÇÖLdeki İZ imiz
SEVmeyenler kıskanmasın, Kâinâtın KÂRi SEVgi!..

05.03.09 12:50
Cncmde..
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8961
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Mesaj gönderen nur-ye »

Resim
Resim
ZEVK 956

Kim girebile Kim göre ? Yumruk kadar yüreğimi
Senden başka Sır Sultanım, Sen+Ben= Bir Tende”değil mi?
Üzme - Üzülme, sükut et! Sev - Sevil uzlet et Gönül!”
DEsem, DUY-AN - UY-ANım yok; Dosta Dosttan dediği mi?…

13.04.1993 17:10



Resim
Resim
Cevapla

“Divanında Sall ve Namaz” sayfasına dön