5.10. SALÂT ve ZİKİR

Cevapla
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8973
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00

5.10. SALÂT ve ZİKİR

Mesaj gönderen nur-ye »

Naz-Niyaz NAMAZı
Sall SILAsı…

Latif YILDIZ


Resim

BÖLÜM V : SILA SALÂTI VE NAZ - NİYAZ NAMAZI

5.10. SALÂT ve ZİKİR

Azîz kardeşim;
İbadetin iliği (özü) olan namaz, ALLAH Tealâyı özden zikirdir. Zikir ise üretken bir anadır

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "ALLAHı zikretmeden fazla konuşmayın, çünkü ALLAH zikredilmeden yapılan çok konuşma kalb için kasvettir (katılık, sertlik) ve insanların ALLAH dan en uzak olanı da kalbi kasvetli olanlarıdır.!" buyurdu.
(Kenzü'l-Ummal, I/1840, 1895)

Kalbî nefs, zikrin tadını alır ve zikri dâim olur.


Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in tesbit ettiği 10 zikir:


1- SUBHANALLAH zikri :

ALLAH Tealânın hata, noksanlık ve ayıplardan tenzih edilip beri kılınmasıdır.


2- ELHAMDÜLİLLAH zikri :

Her türlü kemâl hâllerinin ALLAH Tealâya nisbet edilmesidir.
Tenzihten sonra kemâlin de Rabbü'l-âlemin'e isbatıdır.
İnsan aklı RABB'ısını tam tanıyınca hamd kemâline ulaşır ve yakin bulur.

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Tesbih, mîzânın (terazinin) yarısıdır. Elhamdülillah onu doldurur." buyurdu.
(Tirmizî, Da'avat 86)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Subhanallahi ve bihamdihi ise dile hafif terazi de ağır ve Rahmâna sevimlidir." buyurdu.
(Müslim, Zikir 31)



3- LÂ İLÂHE İLLALLAH zikri :

Açık ve gizli şirki reddeder ve mârifet perdelerini deler ve aralar.

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Lâ ilâhe illallah ile ALLAH arasında perde yoktur, O'na ulaşır." buyurdu.
(Tirmizî, Da'avat 86)


4- ALLAHÜEKBER zikri :

ALLAH Tealânın azamet, kudret ve saltanatını kabul ve ilândır.:

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Eşi Cüveyriye (radiyallahu anha) validemizin yanından namaz kılarken ayrılmış tekrar döndüğünde hâlâ namazda imiş. Ona: "Hâlâ şu namazlığında mısın?" demiş. O da: "Evet" deyince: "Senden sonra ben 4 kelimeyi 3 defa söyledim, eğer senin söylediklerinle tartılacak olsa, onlar ağır gelirdi: Subhanallahi ve bihamdihi adede halkihi ve rıza nefsihi vezineti arşihi ve midâde kelimetihi" buyurmuştur.
(Ebu Dâvud, Salât 2/81 Hadis no: 1503)
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8973
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00

Mesaj gönderen nur-ye »

5- Dua zikirleri :

Bedenî ve nefsî yararlar, ahlâkın ve huyun güzelleşmesi, kalbî sekînet ve ruhu tecellî için dualar:

"ALLAH"ım! Benim için her işimin başı olan ve ebedi kurtuluşa ermemi sağlayacak olan dinimi ıslah eyle. Benim için, içinde yaşamakta olduğum dünyamı islâh eyle. Benim için varacağım yer olan âhiretimi ıslâh eyle. Hayatı, benim için her hayrın artmasına vesile kıl. Ölümü de, her kötülükten rahatlama vesilesi kıl ALLAH'ım! Ben Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği dilerim!”


Hz. Ali (keremullahi veche) duasında şöyle buyurmuştur:

"Allahım! Bana hidâyet ver! Beni doğruya muvaffak kıl!" de.
Hidâyet ile seni doğru yola ilettiğini doğrulukla da oku doğrulttuğunu hatırla!"

Allahım!
Beni bağışla, bana acı, beni doğru yola ilet, bana âfiyet ver, beni rızıklandır Allahım!
RABB'ımiz! Bize dünyada iyilik ver, âhirette iyilik ver, bizi ateş azabından koru!

RABB'im!
Bana yardımcı ol, aleyhime yâr olma, bana nusretini esirgeme! düşmanlarıma yardım etme, bana kurulan hileleri boşa çıkar, aleyhime tuzak kurdurma!
Beni doğru yola ilet, doğru yolda ilerlemeyi bana kolaylaştır!
Bana karşı taşkınlık edenlere karşı bana yardım eyle!

RABB'im! Beni şükredenlerden, Seni zikredenlerden, senden korkanlardan, Sana itâat edenlerden Sana huşû' duyanlardan, Sana yönelip tevbe edenlerden kıl!

Rabbim!
Tevbemi kabul buyur, günahlarımı yıka!
Dualarıma icâbet eyle!
Hüccetimi güçlü ve açık kıl!
Lisânımı doğrult!
Kalbimi doğruya ilet!
Gönlümdeki her türlü kini çıkar at!

Allahım!
Beni sevginle, sevgisi Senin katında bana fayda verecek kimselerin sevgisiyle rızıklandır!

Allahım!
Sevdiğim şeylerden bana rızık olarak verdiklerini, senin sevgini kazanmak için güç kıl!

Allahım!
Sevdiğim şeylerden elimden aldıklarını, senin sevdiğin şeylerle uğraşabilmem için fırsat kıl!

Allahım!
Korkundan, bizimle günahlarımız arasına geçecek bir pay kıl!
Tâatinden bizi cennete götürecek kadarını lûtfet!
dünya müsibetlerini bize hafif kılacak kadar yakîn ver!
Bizi yaşattığın sürece kulaklarımızdan, gözlerimizden yararlandır! ömrümüz boyunca onları bizden alma!
Öc ve kinimizi, sadece bize olan musibetimizi, dinimiz konusunda eyleme!
Dünyayı en büyük meşgale ve kaygımız, ilmimizin ulaştığı son nokta kılma!
Biza acımayacak olanları üzerimize musallat eyleme!
”




Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) istiâze hakkında en kapsamlı dua olarak şunu öğretmiştir:

Allahım!
Altından kalkılmaz belâ ve musibetlerden, bahtsızlıktan, kötü yazgıdan, düşmanları sevindirecek duruma düşmekten sana sığınırım!

Allahım!
Şüphesiz ben üzüntü ve tasadan, âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, borç yükünden, düşmanların galib gelmesinden sana sığınırım!

Allahım!
Şüphesiz ben, cehennem azabından cehennem fitnesinden, kabir fitnesinden, kabir azabından, zenginlik fitnesinin şerrinden, fakirlik fitnesinin şerrinden, Mesih-Deccâl fitnesinin şerrinden sana sığınırım!

Allahım!
Benim günahlarımı kar ve dolu suyu ile yıka! Kalbimi, beyaz elbisenin kirden paklandığı gibi, her türlü kötülükten arındır!
Benimle günahlarım arasını, doğu ile batı arasını uzaklaştırdığın gibi uzaklaştır!

Allahım!
Nefsime takvâsını ver ve onu arındır!
Onu arındıracak ancak Sensin!
Onun Velîsi ve Mevlâsı (efendisi) Sensin!.

Fayda vermeyen ilimden,
korkmayan kalbten
doymayan nefisten ve
kabul olmayan duadan sana sığınırım!

Allahım!
Nimetinin zevâl bulmasından,
âfiyetinin değişmesinden,
gazabının ansızın yakalamasından ve
tüm hışmına uğramaktan sana sığınırım!

Allahım!
Fakirlikten, azlıktan, zilletten sana sığınırım!
Zulüm etmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım!
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8973
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00

Mesaj gönderen nur-ye »

6- Huşû' ve teslimeyet ifâde eden zikirler :

“Allahım!
Sana secde ettim, sana imân ettim ve sana teslim oldum.
Yüzüm, yaratanına, kendisine şekil verene, kulağını, gözünü saçını yaratanına secde etti!
En güzel yaratıcının şanı ne yücedir!"


Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) İmamı Ali (keremullahi veche)'ye: "ALLAHım! Bana hidâyet ver! Beni doğruya muaffak kıl de, hidâyet ile seni doğru yola ilettiğini, doğrulukla da oku doğrulttuğunu hatırla!" buyurdu.
(Müslim, Zikir 78)

Duada nefsin; fikrî güçlerini ALLAH Tealâ'nın azamet, celâl ve kudretini ilim, irade ve idrakle iyice anlamaya yöneltip sonucunda tam bir teslimiyyet ve istikamete iştiraki temin ana görevi ve işidir.
Böylece din, dünya ve âhiretinde hakka inanıp hayrı işleyip, bâtıl ve şerden kaçınma ve ALLAH Tealâya sığınma- takvâ doğar.
Nefsin bu ulvî himmeti, azmi ve ilâhî tevekkülü El CEVÂD (celle celâluhu) nun cömertlik kapısını aralar ve açar.
Kalbî ve kudsî ihtiyaçlarını idrak eden nefs, Muhammedî münâcâata (yalvarıya) başlar.
El HAKK (celle celâluhu) yu her an, her yer ve her hâlde Hazır, Nazır ve Murakıb bilip, ihsân mertebesinde Muhammedî oluş şuûrunu yaşar İnşâallah.
Bu yüce hâl ise derûnî duanın sebeb ve sonuç cem'i dir.

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "İbadet, dua demektir." buyurur.
(İbni Mâce, Dua 1)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Bir kul sır duada bulunduğunda ALLAH Tealâ mutlaka ya onun istediğini verir, ya da ondan dengi bir kötülüğü (müsibeti) uzaklaşırır. (duasını karşılıksız bırakmaz)." buyurdu.
(İmamı Ahmed, Müsned III/160)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kazayı (kaderi) ancak dua çevirir." buyurdu.
(İmamı Ahmed, Müsned V/277)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Şüphesiz ki dua, inmiş ve henüz inmemiş şeylere fayda verir." buyurdu.
(Tirmizî, Da'avat 101)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kimi sıkıntı anlarında ALLAH'ın duasını kabul etmesi sevindirirse; o kimse, bolluk anında çokça dua etsin." buyurdu.
(Kenzu'l-Ummal II/3220)

Dua, insan letâiflerinin; tevhidiyle ve elbirliğiyle ortak arzunun ve korkunun ortaya konup münâcâata azmedip gerisini ALLAH Tealâya tevekkül için nefsin öğretim ve eğitimi işidir.
Ellerin açılıp sonra yüze sürülmesi bedenî iştiraktir.
Dua, tevhidî bir teveccüh ve tevekkül temâşâsıdır.

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kim için bir dua kapısı açılırsa, onun için rahmet kapıları açılmıştır." buyurdu.
(Tirmizî, Da'avat 101)

Dua, İnâyetullah'a uygun ortamda mahviyyet (kullukla yok oluş) içinde, ilâhi rahmetin yağdığı anlarda (bayram, kadîr ve cuma geceleri gibi) ve Muhammedî münâcâat ve tevhidi tazarru ile yapılmalıdır.

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kul günah ve sıla-yı rahîmi kesecek bir duada bulunmadıkça ve acele etmedikçe duası kabul olunur." buyurdu.
(Müslim, Zikir 92)

Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8973
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00

Mesaj gönderen nur-ye »

7- TEVEKKÜL zikri :

İnsan nefsinin Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e tam teslimiyyetle imân edip, tâbi' olup, itâat ederek ALLAH Tealâya istikamete iştirakte ve O'na i'timâdda ve tüm tedvirin (idârenin) O'nun elinde olduğu inancıyla HAKK (celle celâluhu)'ya teveccühü ve mahlûkatın elinde hiçbir şeyin olmadığını anlayıp O'na sığınması ve takvâ tevekkülüdür.
Muradullah'a ve Emrullah'a inancı budur.

Resim--- "O, kullarının üstünde yegane kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir. Nihayet birinize ölüm geldi mi elçilerimiz (görevli melekler) onun canını alır. Onlar vazifede kusur etmezler." (En'am 6/61)

"Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahi'l-Aliyyi'l-Azîm: Ulu ve yüce ALLAH Tealâ'nın izni ve yardımı olmaksızın ne bir fayda elde etmeye ne de bir zararı uzaklaştırmaya (mahlûkat elinde) hiçbir potansiyel güç ve gözüken kuvvet yoktur."

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Tevekkeltü alallah: Ben ALLAH Tealâyı vekil edindim" buyurdu
(Ebu Dâvud, Edeb 103; Tirmizî, Dua 34; İbni Mâce, Dua 8)
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8973
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00

Mesaj gönderen nur-ye »

8- İSTİGFAR zikirleri :

İmkanla imtihan âleminde sonsuz fitne (deneme) lerle kuşatılan nefsin; ilâhî yardım, melekî feyz ve Muhamemdî Mücâdele ile onlardan sıyrılıp nihaî ve şuhûdî tevhhide ulaşması görevini başarmasında eksik ve noksanlarından Rabbü'l-âlemin'e sığınıp bağışlanmasını dilemesi zikridir.
Nefs bu işte Muhammedî iyi niyyet, ciddîyyet ve samîmîyyet gösterirse hadis-i kudsî de buyrulduğu gibi kurtuluşa ulaşır.

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "(ALLAH): "kulum bir günah işledi ve bildi ki kendisinin günahını affeden ve günahdan dolayı muaheze eden (yakalayıveren) bir Rabbi vardır. Ben de kulumu affettim!" buyurdu." buyurdu.
(Buharî, Tevhid 35; Müslim, Tevbe 29)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Gerçek şu ki bazen kalbime gaflet çöküyor ama ben ALLAH'a günde 100 defa istiğfâr ederim." buyurdu
(Müslim, Zikir 41)

Nasr Sûresinde buyurulduğu üzere:

"Subhanallahi ve bihamdihi estağfirullahel Azîm ve e'tübü ileyhi" deriz... Bir yönüyle de bizler gibi biri ve Abdullah olan Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): Her şeyi yaşayarak en güzel örnek olmuştur.
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8973
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00

Mesaj gönderen nur-ye »

9- TEBERRÛKEN ALLAH Tealâ'nın adını anmak :

Her şe'enin neş'et (meydana gelme, çıkma) şekli bir tecellî temâşâsıdır.
Bu Esmâ-i Hüsnâ tecellîlerinin hakikatini bilen ve Rahmetenli'l-âlemin olan Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), ümmetinin bu isimleri teberruken (bereket dileyerek) anarak Rahmetullaha kavuşmalarını dilemiştir.

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Şüphesiz ALLAH Tealânın doksandokuz, yüzden bir eksik ismi vardır. Kim onları sayarsa cennete girer." buyurdu.
(Buharî, Tevhid 12)

Elbette İlm-ü Edeb ve İrfan-ü- Erkânla Esmâ-i Hüsnâyı bilmek anlamak ve yaşamak lâzım ve lâyık olanıdır...
Özümüzdeki Muhammedî akdes noktasına ve hazreti Kuds'e sıla (ulaşım) ve bilelik bağı, RABB'ımızın güzel isimleridir...
Esmâ-i Hüsnâ sûret ve sîretleriyle dolan defterler sâlih amel Âşıklarının Muhammedî pasaportları gibidir...

"Ente ALLAH! Lâ ilâhe illâ Ente! El Ahadü's-Samed ellezi yem yelid ve lem yûled ve lem yekûnle hû kûfûven ehad: Sen ALLAH'sın! Senden başka ilâh yoktur! Sen, her şeyin kendisine muhtaç olduğu fakat kendisinin hiçbir şeye muhtaç olmadığı, doğurmayan, doğrulmayan, kendisine hiçbir şey denk olmayan Sâmedsin..."

"Leke'l-hamdü, Lâ ilâhe illâ ente'l-Hannânû'l-Mennân Bedi'u's-samâvâtı ve'l-arz yâ ze'l-Celâl ve'l-İkrâm, yâ Hayyu yâ Kayyum!: Hamd ancak ve ancak sana muhsustur. Senden başka ilâh yoktur. Sen Hannân (Emânetullahı rahmeten ve merhameten kullarına bahşeden) ve Mennân'sın (kullarına sonsuz ni'met veren) göklerin ve yerin yaratıcısısın! Ey celâl ve ikrâm sahibi! Ey Hayyu'l-Kayyum olan ALLAH (celle celâluhu)...

Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8973
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00

Mesaj gönderen nur-ye »

10- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e salâvât getirmek :

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kim bana bir salâvât getirirse ALLAH Tealâda ona 10 kez mağfiret eder." buyurdu
(Müslim, Salât 70)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kıyâmet gününde bana en yakın olackalar bana en çok salâvât getirenlerdir." buyurdu.
(Tirmizî, Vitr 61)

İnsan nefsini diriltecek Rahmânî nefhâ (kudsî nefes) kaynağına ulaşım (salât) için âlemlere rahmetin kalbî kaynağı Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e ulaşım vesilesi olan salâvât ilâhî bir emir ve muraddır... Muhammedî nûra ve şuûra ulaşım ebedî bilelik birliği (tahkiki tevhid) muradıdır...
Bu bileliğin imdad hedefi ise ALLAH Tealâdır.

Kişisel kulluk kimliği Emrullahı işlemede Muhammedî küllî kulluk kimliğinde acziyet, fakriyet zillet ve illeti bilip, bulup, yaşayıp ve tam teslimmiyyetle mahvolup, İmam-ı Mutlak Muhammed (aleyhi's-selâm)'a uyar ve ilâhi istikamette sülûka iştirak eder...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Bana herhangi bir kimse (mü'min) selâm (salâvât) verdiği zaman, mutlaka ALLAH Tealâ, bana ruhumu iâde eder ve ben onun selâmını alır ve mukabele ederim." buyurdu.
(Ebu Dâvud, Mevâsik 96)

Muhammedî Âşıklığın mihenk taşı da budur zâten...
Tıbkı ceb telefonu gibi anında alış-veriş...
Mesele ilim, edeb, irfân ve erkân işi...
Aslı ise tefekkürdür...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Bir saatlik tefekkür, 60 sene ibâdetten (nâfile) daha hayırlıdır" buyurdu.
(Aclûnî Keşfu'l-hâfâ 3/370)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Her şey hakkında düşünün, fakat ALLAH Tealânın zâtı hakkında düşünmeyin..." buyurdu.
(Aclûnî Keşfû'l-hâfâ 3/371)

Tefekkürün esası: Azametullah, Kudretullah, Rahmetullah yakîn, ihata v.s. sıfatları üzerine mürakebedir.

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "İhsân, sanki O'nu görüyormuşsun gibi ALLAH'a kulluk etmendir; her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da O seni görüyor....." buyurdu.
(Buharî, İmân 37; Müslim, İmân 57)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "ALLAH'ı gözet ki O'nu karşında bulasın!" buyurdu.
(İmam Ahmed, Müsned I/293)

Tefekküre oturmadan önce Hadid 57/4; Yûnus010/61; Mücâdele 58/7; Kaf 50/16; En'âm 6/59; Fussilet 41/54; En'âm 6/61; Mâide 5/120; ve benzeri Kelâmullah okunur...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Bil ki bütün ümmet sana bir türlü fayda vermek için toplansalar, ALLAH'ın sana yazmış olduğunun ötesinde fayda veremezler. Onlar sana bir şekilde zarar vermek için toplansalar, ALLAH'ın sana yazmış olduğunun ötesinde zarar veremezler. Kalemler kaldırılmış, sayfalar kurumuştur." buyurdu.
(Tirmizî, Kıyâmet 59; İmam Ahmed, Müsned I/293, 303)

Muhammedî mü'min; huşû', huzû', sükût, sükûn ve sekînetle sûret ve sîret âlemlerine seyr-ü- sülûk eylerse hayret ve dehşetle:

Resim--- "ALLAH'ı ananlar ve göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünenler: "Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın!" derler." (Âl-i İmrân 3/191) âyetini gözyaşlarıyla yaşar...

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), bir gece boyunca bunu okuyarak ağlamıştır...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Lezzetleri (dünya), alt üst edeni (ölümü) çokça hatırlayınız!." buyurdu.
(Tirmizî, Kıyâmet 26; İbni Mâce, Zühd 31)

Muhammedî denge ve düzen, i'tidâl üzere oluş, tefekkür temeline oturur. Bu Tevhidi temelin sınırlarını ise Kur'ân ve Sünnet, i'tidâl olarak belirlemiştir.
Tefrit ve ifratın her türlüsünü reddetmiştir.

Muhammedî tefekkür ve haşyetle ağlayarak Kur'ân'ı tertil ile tilâvet, elbette Hidâyetullah, şefâat-ı Resûlullah, himmet-i Ehlullah ve gayret-i Abdullahı cezb-ü- cem' eyler.
Azîz kardeşim...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Bu Kur'ân hüzünle indi. Onu okuduğunuzda ağlayınız. Ağlayamazsanız ağlar gibi görününüz! Ve onu tagannî ile (hakkını vere vere) okuyunuz Kur'ân'ı tagannî ile okumayan bizden değildir. " buyurdu.
(Sâd b. Vakkas (ra)dan; İbn Mâce, Sünen-Zühd 4/96)

Muhammedî mü'min ilâhî emânete sadakatsizlik (ihânet) ve tüm ni'metlere zulümden uzak durur:

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "(ALLAH Tealâ): "Ey Kullarım! Ben zulmü kendime haram kıldım. Onu sizin aranızda da haram kıldım. O hâlde birbirinize zulmetmeyin! Ey kullarım! Hepiniz sapıklıktasınız; ancak Benim hidâyete erdirdiklerim hariç..." (Müslim, Birr 55)

Muhammedî Ârif'in hâlihazır hayatı; içindeki emânetin Hak'ka olan hak niyeti ile dışındaki ni'metlerin hayra kullanış ibâdetinden ibârettir...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Ameller ancak niyetlere göredir." buyur-masının sırrı budur.
(Buharî, İmân 41; Müslim, İmâre 155)

İtâat niyeti; hakkın ve hayrın sebebi, tatbikatı olan ibâdet ise sonucudur.
Takvâ niyyeti ise bâtıl ve şerden kaçınmanın sebeb ve sonucudur...
Riyâ (gösteriş) ve sümâ (şöhret) nın yasaklığı, niyet bozukluğunu ortadan kaldırmaya yönelik ilâhî emirdir.

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "ALLAH Tealâ şöyle buyurmuştur: "Ben, ortakların şirkten en müstagnisiyim. Her kim bir amel işler, onda (o amelinde) Benimle birlikte bir başkasını da ortak eylerse, onu şirkiyle başbaşa bırakırım."
(Müslim, Zühd 46)

Muhammedî şuûra ve nûra kavuşan, ALLAH Tealâ için yaşayan ehl-i ihlâs olan âşıklar ise:

Resim--- Ebu Zerr (radiyallahu anhu) Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e soruyor: "Bir adam hayr namına bir iş yapar da, bunun üzerine halk da onu överse ne buyurursun?" Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) cevâben: " Bu mü'minin âcil (peşin peşin) müjdesidir." buyurdu.
(Müslim Birr 166)

Muhammedî i'tikad ve â'mâl netice itibâriyle Muhammedî ahlâkı doğurmalıdır ve güzel ahlâk ise sonucunda hâl (kesin huy) hâline dönüşmelidir...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Sizin en hayırlınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır." (Buharî, Edeb 39, Müslim, Fezâil 68)

Muhammedî şuûr ve nûrun dışa yansıması dua ve zikirledir...

İnsanoğlunun iç âleminin tercümanı dilidir; ister dua eder isterse beddua...
Sevâb ya da günah..

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "İnsanları burunları üstü tepe takla (cehenneme) atan, dilleriyle biçtiklerinden başka bir şey midir?" buyurdu.
(İmam ahmed, Müsned V/231)

İnsan dili; lâklâkiyât (boş boğazlık), çoğu gıybet; şaşkın-taşkın, bilir-bilmez ve haksız-hayâsız sözlerle meşgülse nasıl zikri dâimî olabilsin... Hakk (celle celâluhu) yu zikredemeyen nasıl fikredebilsin... Nasıl kanâat ehli olabilsin?
Nasıl olana (Hükm-ü HAKK'a) razı olabilsin...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Yâ Hakîm! Hakikaten şu mal yeşil ve tatlıdır. Dolayısıyla onu her kim gönül hoşnutluğu ile alırsa, o malda kendisine bereket verilir. Kim de ona göz dikerek alırsa o malda kendisine bereket verilmez ve o, yiyip yiyip de doymayan kimse gibi olur. Yüksek (veren) el, alçak (alan) elden hayırlıdır." buyurdu.
(Müslim, Zekât 96)

Nasıl cömert olup da uzun emellerin ellerinden kurtulabilsin! Nasıl tevâzu' ehli olup da kibirden korunabilsin?

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Şüphesiz ki ALLAH güzeldir, güzelliği sever. Kibir, hakkı inkâr ve insanları hor görmektir." buyurdu.
(Müslim, İmân 147)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Size cehennemlikleri haber vereyim mi? Her katı düşman, cimri, kibirlidir" buyurdu.
(Müslim, Cennet 46)

Böylesi kişi nasıl ehl-i hilim olup HAKK'ın halkına rıfk ile muamele edebilsin?
Hasbî hizmet fedâisi olabilsin...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Size, cehenneme haram olacak kimseyi bildireyim mi? Her yakın olan, yumuşak davranan, işin oluruna gidip kolaylık gösteren kimsedir" buyurdu.
(Tirmizî, Kıyâmet 45; İmam Ahmed, Müsned I/415)

Nasıl öfkeden korunup, sabirin (sabredici) olabilsin?.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'i duyup da uyabilsin?

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Hiçbir kimseye sabırdan daha geniş ve daha hayırlı bir fazîlet (ihsân) verilmemiştir." buyurdu.
(Müslim, Zekât 124)

Nasıl elinden, dilinden ve belinden emin olunan bir müslüman olabilsin ve müslümanın kanı, malı ve ırzının kendisine haram olduğunu anlayabilsin?

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Müslüman, müslümanların elinden ve dilenden zarar görmediği kimselerdir." buyurdu.
(Buharî, İmân 4; Müslim, İmân 64)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Şüphesiz ki ALLAH Tealâ kanlarınızı ve mallarınız birbirinize bu beldenizin, bu gününüzün haramlığı gibi haram kılmıştır." buyurdu.
(Ebu Dâvud, Menâsık 56; İbn Mâce, Menasık 84)

Nasıl Muhammedî bileliğe ve bizliğe ulaşabilsin?

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Mü'min için mü'min, birbirlerini perçinleyen duvar gibidir." (Müslim, Birr 65)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Dul ve yoksul için çalışan (hasbî hizmetle) ALLAH yolunda cihâd eden gibidir." buyurdu.
(Müslim Zühd 41)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüzün şerefini tanıyıp ona saygı göstermeyen bizden değildir." buyurdu.
(Tirmizî,; Ebu Dâvud, Sünen 58)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "İnsanları lâyık oldukları yerlere koyun!" buyurdu
(Aclûnî, Keşfu'l-hafâ I/241)

Nasıl aklı ve nakli bilip anlayıp tevhid edebilsin?

Nefs, akılla, mükellef (sorumlu, teklif sahibi) olur, akılla imân eder, fiil işler, güzel ahlâk te'min eder ve akılla yaşar...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kişinin dini akıldır; aklı olmayanın dini yoktur!" buyurdu.
(Kenzû'l-Ummâl III/7033)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Akıl bakımından rızıklanan kimse felâha (kurtuluşa) ermiştir." buyurdu.
(Aclûnî Keşfu'l-hafâ)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışan kimsedir." buyurdu.
(Tirmizî, Kıyâmet 25; İbni Mâce, Zühd 31)

İnsanoğlu imkanla imtihan âleminde öyle fitnelerle denenir ki aklı-fikri yanında kalbi alt üst olur:

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kalb; rüzgarın, altını üstüne getirerek alt üst ettiği çöldeki tüye (kuş tüyüne) benzer." buyurdu.
(İbni Mâce, Mukaddime 10; İmam Ahmed, Müsned IV/408)

Ruh ve kalb letâifleri emri ulaştırıcılar, nefs ve beden ise iştirak edicilerdir:

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Nefs, temenni eder ve arzu duyar (şehvet); cinsel organ ise onu tasdik eder ya da yalanlar."
(Buharî, Kader 9; Müslim, Kader 20)

İnsan; beden-nefs-kalb-ruh letâiflerini sırat-ı müstakîm tesbihine teslimiyetle dizer ve imâm-ı Mutlak (sallallahu aleyhi ve sellem)'in istikamet seferine iştirak ederse:

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Her hakkın bir hakikatı vardır." buyurdu.
(Aclûnî, Keşfû'l-Hafâ II/190)

Senin imânıyın hakikatı nedir?" sorusuna Zeyd b. Hârise (radiyallahu anhu) cevâben: "Sanki ben, Rahmân'ın Arş'ına açıktan bakıyor gibiyim" buyuruyor.

İlahî kemâlât tekemmülünde akıl, nefsin ayağı gibidir...
Yakînin yolu, naklle kemâl bulan akıldır.
Yakîn ise Abdullah b. Mes'ud (radiyallahu anhu)'ın buyurduğu: "El yakînu, el imânu kûllüh: Yakîn, imânın tümüdür veya imân, yâkinden ibârettir."

Akıl, naklle (Kur'ân ve hadis) kemâl bulunca rüşde erer ve rıza rehberi olur ve yakînim eder...
İnancı, her zaman, her yer ve her hâlde Muhammedî kıbleden (rotadan) sapmaz.
Kulluğun; Acziyet, fakriyet, zillet, illet ve kısaca RABB'ısı karşısındaki mahviyyet sıfatlarıyla sıfatlanır.
İlim, irade, idrak ve iştirakle Muhammedî şuûru yaşar ve Ahmedî hamdi; Muhammedî hâlde ve Habibî hâl ile hemhâl eyler...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Cennete ilk çağrılacak olanlar, bollukta ve darlıkta dâimâ ALLAH'a şükür eden hamd ehli olanlardır." buyurdu.
(Dârimî, Mükaddime 2)

Akıl; naklle Muhammedî akılla bile olunca ilâhî aşka dönüşür ve hâliyle Zikr-i dâim,
Fikr-i dâim,
Şükr-ü dâim ve
Sabr-ı dâim ehli olur nefs...

Böylesine ârif (kendini ve RABB'ısını bilen), kâmil (olgun) âşık (Hakku'l-Hakk'ı yaşayan bir nefs; kalbî ve ruhî terbiye ve erkânla yakînî tevhid, tevekkül, şükür, sıdk, adl, ihlâs, üns ve ihsân makamlarını izler...
İzler izlemesine de çile çarkı dönmeye başlar...

Azîz kardeşim;
Kulluk, baştan başa çile işidir...
Muhammedî Tasavvufta çile ise; son uçta şühûdî tevhide ulaşıp âhirette ebedî saâdete erme çilesidir...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kim bütün tasasını (çilesini) tek bir tasa hâlinde âhiret tasası kılarsa, ALLAH Tealâ da, onun tasasını giderir, işlerini kendi üstüne alır... kim de kendisine pek çok tasa edinirse (RABB'ısına itâat etmezse), ALLAH Tealâ onun hangi vâdide (şeytâni yolda) helâk olduğuna aldırış bile etmez..."
(İbni Mâce, mukaddime 23, Sünen, Zühd 2)

Nicelerinin yiyip-içip tepindiği şu âlemde her zaman her yer ve her hâlde Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in izini izlemek, İlmullah, Haşyetullah ve Muhabbetullah dolu bir yürek ister ki; çekilen çilelerin sonuucu Rızaullah olsun...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "ALLAH'ım! Sevgini bana özümden, kulağımdan, gözümden, ailemden, malımdan ve soğuk sudan daha sevimli kıl!" buyurdu.
(Tirmizî, Da'avât 72,73)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Hiçbir kul; Ben, kendisine ailesinden malından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça imân etmiş sayılmaz." buyurdu.
( Enes (ra)dan; Müslim, İmân 69)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kim ALLAH'a kavuşmayı severse, ALLAH da ona kavuşmayı sever..." buyurdu.
(Müslim, Zikir 14-18)

Azîz kardeşim;
Bir insan, baba sülbü (nesebi) ile ana sütü (soyun) nden (genetik kartlarından) oluşur. Kadına önem vermeyen ve rezil kepaze eden kişi ya da milletler hep mahvolmuşlardır:

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Dünya bir metâdır; dünya metâsının en hayırlısı sâliha kadındır." buyurdu.
(Müslim, Rıdâ' 60; İbni Mâce, Nikah 5)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Cennet anaların ayakları altındadır!" buyurdu.
(İmam Suyutî, Cem'ül-Cevâmi'de cennet babı; Hatîb, Câmî'sinde)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kadın, dört şey için nikâh edilir, malı, soyu, güzelliği ve dini. Eli toprakla dolasıca, sen dindâr olanı elde etmeye bak!" buyurdu
(Buharî, Nikâh 15; Ebu Dâvud, Nikâh 2; İbni Mâce, Nikâh 6)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Doğurgan ve sevecen kadınlarla evlenin; Çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övüneceğim." buyurdu. (Ebu Dâvud, Nikah 3; İbni Mâce, Nikah 1)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Dininden ve huyundan razı olduğunuz biri, size dünür olduğunda onu evlendirin! Eğer bunu yapmazsanız yeryüzünde fitne ve büyük bir fesad olur." buyurdu.
(Tirmizî, Nikâh 3; İbnî Mâce, Nikah 46)

Muhammedî oluş şuûru parmak izimiz gibi bizim kendiliğimizin farkına varıştır.
Nefsimizde, ailemizde, toplumda, kâinâtta, dinimizde, dünyamızda ve âhiretimizde Muhammedî olarak varlığımız muhabbetû'nfillah (ALLAH rızası için hakkta muhabbet) yaşayışımızla mümkündür.
Sen, ben, o, biz. Biz Muhammedîyiz.
Hadis-i Şerîfleri derlememize sebeb Resûlullah Muhammed (aleyhi's-selâm)'ı iyice tanımak içindir.

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "İki müslüman karşılaştığında ALLAH'a hamdederek musâfaha ederler, istiğfâr ederlerse, günahları affolunur." buyurdu.
(Ebu Dâvud, Edeb 146)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Birbirinin huzurunda divân durması kimi sevindirirse, o, ateşteki yerine hazırlansın." buyurdu.
(Ebu Dâvud, Edeb 13)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Biriniz bir meclise vardığı zaman selâm versin, oturması gerekirse otursun... Sonra kalktığı zaman yine selâm versin. Birincisi, sonuncusundan daha evlâ değildir." buyurdu.
(Ebu Dâvud, edeb 139)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kıyâmet gününde sizin bana en sevimli ve yakın olanınız, huyca en güzel olanınızdır. Bana en sevimsiz ve en uzak olanınız ise huyca kötü, çok konuşan (dilbaz), dil kıran (ağzını eğip bükerek konuşan) ve böbürlenenlerinizdir." buyurdu.
(Tirmizî, Birr 71)

Resûlullah Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'i tanımak, ilk elden hadis-i şerîflerle mümkündür, zirâ:

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Sizden hanginiz elbisesini yayacak da (etek dolusu) benim şu hadisimden bir şeyler alacak. Sonra onu göğsüne toplayacak? Muhakkak o, benden işitiği bir şeyi unutmayacaktır." buyurmuştur.
(Müslim, Fezailû's- Sahâbe 160)

Bugün biz bana dünden de çok muhtacız...
Çünkü fitneler içinde yol alan Muhammedîleriz:

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Hiçbir peygamber yoktur ki onun havârileri ve sünnetine tâbi' olan emrine uyan, ashabı olmasın. Ne varki onların ardından, yapmadıklarını söyleyen ve emrolunmadıkları şeyleri yapan bir takim kötü nesiller ortaya çıkar!" buyurdu.
(Müslim, İmân 80)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "İlk sâlihler sırasıyla gider ve zamanla arpa ya da hurmanın tortusu gibi geriye kötüler kalır; ALLAH onlara bir değer vermez." (Buharî, Rikâk 9)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Bu iş, Peygamberlik ve rahmet olarak başlamıştır. Sonra hilâfet ve rahmet olur, sonra ısırgan mülk ve saltanata dönüşür, sonra yeryüzünde zorbalık, taşkınlık ve fesad hâlini alır; ipeği, zinâyı ve içkiyi helâl kılar. Bu şekil üzerine rızıklanırlar; ta ki ALLAH'a kavuşuncaya kadar." buyurdu.
(Kenzû'l-Ummâl VI/15111-15112)

Sadaka yâ Resûlullah! Hilâfet İmam Hasan (aleyhi's-selâm) ile son buldu ve 30 yılı tamamladı.
Sonra Ümeyye oğullarının zulmü ve meliklik saltanatı...
Sonra Abbasî taşkınlığı....
Ve hâli hazır fitne ve fesad âhir zamanı...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Fitneler kalblere tıpkı hasır çubukları gibi dal dal arz olunur (örülür). Artık onlar hangi kalbe işlerse o kalbe bir leke hasıl olur. Hangi kalb onları kabul etmez ise o kalbde beyaz bir leke meydana gelir. Böylece iki kalbde yerleşirler. Bu kalblerden biri cilâlı taş gibi bembeyazdır; ve göklerle yer durdukça ona hiçbir fitne zarar vermez. Ötekine gelince o alaca siyahtır; tepesi aşağı duran desti (su kabı) gibidir. Ne bir mâruf (emredileni) tanır; ne de bir münkeri (reddedileni) inkâr eder. Yalnız içine (özüne) işleyen hevâ ve hevesini bilir." buyurmuştur.
(Müslim, İmân 231)

Biçâre insanoğlu; nefsâni hevâ ve hevesi ile şeytânî hevâcis (vesvese) içinde bocalar durur...
İnsan özüne yüklenmiş kudsî emânetini, Kur'ân ve sünnet olmadan bilemez, tanıyamaz ve Emrullahı yaşayamaz...
Muradullah mârifetinden ise hâliyle nâsibsiz kalır...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "İnsan uykusunu uyur. Bu esnâda emânet kalbinden alınıverir de ufacık bir siyah leke hâlinde eseri kalır. Sonra uykuya dalar. Bu sefer kalbinden emânetin kalan kısmı da alınır. Bunun eseri de kabarcık gibi kalır. Hani ayağının üzerine kor (ateş) yuvarlandığında nasıl kabarcık hasıl olur ve içinde bir şey olmadığı hâlde onu kabarmış görürsün! Onun gibi bir şey!" buyurmuştur.
(Müslim, İmân 230)

Tekniğin ve fennin çok ileri olduğu günümüzde midesi tok, kalbi aç, insanoğlunun pek çoğu, zom uykuda, uyurgezer veya sarhoş olmuş... Kıblelerini lira ve dolar (para) doldurmuş...
Karnında haram, kalbinde yalan...
Emânet bir tarafa ni'met bir tarafa...
Kişinin kendisi, ailesi, çoluk çocuğu, aklı, fikri, dini, dünyası ve âhireti başka başka taraflara yol alıyorlar...
Hüsrân üstüne hüsrân...
Hüsrân ise; ticârette, kâr etmeyi bırakta, ana parayı bile batırıp iflâs etmektir...
Sonuç kıyâmete çıkar...
Tıpkı ölüm gibi, bu âlemin ölümü de bir gün çıkar gelir...
Her şey ve herkes hesaba kıyam durur...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Şüphesiz ki kıyâmet âlemetlerinden bazıları; ilmin kaldırılması, cehâletin (bilgisizliğin) zuhûr etmesi, zinânın alıp yürümesi (serbest olması) şarabın içilmesi (serbestçe içilmesi) ve erkeklerin giderek (ölüp azalarak) kadınların kalması (çoğalması)dır. Hatta 50 kadına bakacak bir kayyum (sorumlu) olacaktır!." buyurmuştur.
(Müslim, İmân 9)

Azîz kardeşim;
Bütün bu olumsuzluklara rağmen şu anda yaşamakta, insan sûretinde ve aklı olan her insan; Rahmetenli'l-âlemin olan Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in diliyle Hakkı duyar ve hayra uyarsa, söz (i'tikad- inanç) fiil, ahlâk ve hâllerinde Muhammedî oluş şuûruna-nûruna-sürûruna ve onuruna ulaşır (sıla eder) sa, ümid var olmaması için hiçbir sebeb yoktur... Çünkü kâinâtta olanlar, ilk halk edildiği Sünnetullah (tavır, tarz, sitili, model) üzere cereyan etmektedir.
Değişen insanın kendi düşünceleridir...
Muhammedî mü'min; her zamanda, her yerde ve her hâlde mü'mindir. Hamd olsun...
Cehenneme sokulsa, Halilî olur da cennet bağına çevirir...

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Ümmetim yağmur gibidir; başı mı sonu mu hayırlıdır bilinmez..." buyurdu.
(Tirmizî, Edeb 81; İmam Ahmed, Müsned III/130)

Resim--- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Siz benim ashâbımsınız! Kardeşlerim ise henüz gelmeyenlerdir!" buyurmuştur.
(Müslim, Taharet 39)

İmkanla imtihan âlemi olan cihanda, zulüm devâm etmez, küfür ise devâm eder...
Kıyâmete kadar, hikmet ve ibret sahnesi oyuncusuz kalmaz...
Hizbullah- Hizbu'ş-eytan, Evliyâ-eşkiyâ, iyi-kötü, güzel-çirkin, mü'min-münkir, muhlis-münâfık, muhsin- mücrim, ikrâr- inkâr...

ALLAH Tealânın aşk aynası, nakle kavuşan akıldır.
Muhammedî oluş şuûruna sıla eden akıl; tefekkür, tevhid ve teşekkür eder...
Güzel görüşümüzü sağlayan gözlüğümüzün ustasını var bilip, minnet duyup teşekkür eder iken; gözümüzün ustası ve sahibimiz Mâlikû'l-Mülk olan Rabbü'l--âlemin'i yok sanıp veya sayıp kadr-û kıymetini takdir etmemek gaflet, cehâlet, dalâlet ve hiyânetine düşmemeliyiz...
Meselenin aslı ve astarı budur...

Her zaman her yer, her hâl ve her nefeste; herşey ve herkesle olan Hayyû'l-Kayyum (celle celâluhu) ya salâtımızın, Habibullah ve Habibimiz Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimize salâvâtımızın, El HAKK (celle celâluhu) Dostlarına selâmımızın ve Ümmet-i Muhammede hakk ve hayr duamızın sürekli ve samîmî olmasına dua ediyoruz biz...
Sen, ben, o, biz...


Biz hepimiz Muhammedîyiz hamdolsun...

Allahümme salli ve sellim ve bârik allâ seyyidinâ Muhammedîn Abdike ve Nebîyyike, ve Rasülûke ve Nebîyyi'l-Ümmiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi vessahbihi ve ümmetihi...
Resim
Cevapla

“Divanında Sall ve Namaz” sayfasına dön